Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar

by Avukat Erdal Ersoy
Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar

Faktoring işlemleri, temelinde alacağın temliki hükümlerini barındıran, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen tipik sözleşmeler arasında yer almayan ve birden fazla sözleşme tipini bünyesinde birleştiren atipik, karma nitelikli ve üç köşeli hukuki ilişkilerdir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 04.02.2015 tarihli ve 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 01.01.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesi gereğince, faaliyet izni verilen faktoring şirketlerinin müşterileri ile gerçekleştirecekleri işlemler için yazılı sözleşme düzenlemeleri zorunludur.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/1159, K. 2015/12752Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2015/1159 E.  ,  2015/12752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Dava üç adet çekten dolayı borçlu bulunulmadığının tespit istemine ilişkindir. Davacı taraf dava konusu çeklerin davalı … ile aralarındaki inşaat şantiyesindeki mutfak tezgahlarının yapılması işi karşılığı avans olarak adı geçen davalıya verildiğini ancak sözleşme konusu iş yapılmadığından karşılıksız kaldığını, çeklerin karşılıksız olmasına rağmen diğer davalılar faktoring şirketlerine temlik edildiğini ileri sürerek bu çeklerden borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı …. usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş ve yargılamaya da katılmamış olduğundan davayı inkar etmiş sayılmıştır. Davalı …. ve diğer davalı …. vekilleri müvekkillerinin dava konusu çeklerden birer adedini 6361 sayılı kanun hükümlerine uygun şekilde temlik aldıklarını çeklerin keşidecisi ile lehtarı arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan defilerin iyi niyetli müvekkillerine karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece …. açısından 30.07.2013 tarihli sözleşmenin ….'nce itiraza uğramadığı, ….'nin sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı …. açısından ve …. açısından ise teslim aldıkları çekleri faturaya dayanılarak teslim aldıkları, temlik miktarının faturadaki toplam tutarı aşmadığı, faktoring şirketinin bir alacağı temlik alabilmesi için alacağın fatura ile tevsiki yeterli olup faktoring şirketinin fatura konusu mal/hizmetin teslim edildiğini araştırma yükümlüğü bulunmaması nedeniyle malın teslim edilmediği yönündeki savunmanın faktoring şirketine karşı ileri sürülme imkânı bulunmadığı, davacı tarafın davalı ….'nin ve …nin bile bile borçlunun zararına hareket ederek çeki devraldığı yönünde bir iddiası ve delili bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, … lehine inkar tazminatına, …’nin inkar tazminatı isteminin ise çek bedelini davadan önce tahsil etmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davalılardan … ile davalılar …. ve …. arasında 2013 tarihli faktoring sözleşmeleri imzalandığı ve bu sözleşmeler çerçevesinde dava konusu çeklerden 27.11.2013 keşide tarihli 22.000 TL tutarlı çekin … cirosu ile davalı …. ye temlik edildiği ve temlikin fatura ile tevsik edilmiş olduğu, 27.12.2013 keşide tarihli 23.000 TL tutarlı çekin ise yine davalı … tarafından diğer davalı …. ye temlik edildiği ve temlikin fatura ile tevsik edildiği dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 30.07.2013 tarihli sözleşme örneğine göre davacı ile davalı … arasında …’de bulunan toprak inşaat şantiyesindeki 300 MTÜL akrilik mutfak tezgahlarının yapılması işi karşılığında davacı tarafından davalı …. ne dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, anılan sözleşme altındaki imza yönünden isticvap davetiyesi çıkarılmasına rağmen …. yetkilisinin duruşmaya gelmemekle sözleşme altındaki imzanın anılan şirket yetkilisine ait olduğunun kabulü gerektiği dosya içeriği ile sabittir. Çeklerin avans olarak verildiği bu şekilde ispatlandığına göre sözleşme kapsamındaki işin yapıldığının ispat yükü davalı … . ne düşmektedir. Anılan davalı duruşmalara katılmamış ve sözleşme konusu işi yaptığına dair herhangi bir delil sunmamıştır. Hal böyle olunca dava konusu çeklerin karşılıksız kaldığının kabulü ile anılan davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer davalılar …. hakkındaki dava yönünden uyuşmazlığın çözümünde, davacının … ne karşı aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri alacağı temlik alan durumundaki faktoring şirketlerine karşıda da ileri sürüp süremeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu faktoring sözleşmeleri ve bu sözleşmeler çerçevesinde temlik alınan çeklerin 2013 tarihli olması karşısında uyuşmazlığa 13.12.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri kanununun uygulanması gerekmektedir. Anılan kanunun 9/2 maddesine göre "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." Kanunun 9/3 maddesinde ise "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmüne yer verilmiştir. Faktoring sözleşmeleri temelinde alacağın temliki hükümlerini barındıran Borçlar Kanunundaki tip sözleşmeler arasında yer almayan ve birden fazla tip sözleşmeyi kapsamına alan atipik nitelikte karma sözleşmelerdir. Faktoring sözleşmeleri üç köşeli işlemlerdir. Faktoring işlemlerinin taraflarını alacağı temlik alan faktoring şirketi, temlik eden önceki alacaklı (faktoring şirketinin müşterisi) ve önceki alacaklıyla arasında temel hukuki ilişki bulunan borçlu olarak gösterebiliriz. Faktoring sözleşmesinin niteliği gereği kural olarak borçlu önceki alacaklısına karşı ileri sürebileceği şahsi defileri temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. (6098 sayılı TBK md. 188/1, 6361 sayılı yasanın 9/2 md.) Somut olay bakımından uyuşmazlık 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün bu olayda uygulanıp uygulanmayacağı yönünde toplanmaktadır. Belirtilen yasa hükmü faktoring işleminin tarafları olan borçlu önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hükümdür. Kanunun 9/3 maddesi hükmünün faktoring işleminin tarafları arasında yer almayan kambiyo borçlularını ilgilendirdiği madde gerekçesinden de anlaşılabilmektedir. Zira gerekçenin son cümlesinde "Bu bağlamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun defiler başlıklı 687. maddesi ile paralellik sağlanması hedeflenmiştir." denmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2 maddesinde "Alacağın temliki hükümleri saklıdır." hükmü yer almaktadır. 6361 sayılı kanunun 9/2. maddesi hükmünden hareketle faktoring sözleşmelerinde de alacağın temliki hükümleri uygulanacağından gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesinde; faktoring şirketlerine ciro yoluyla devredilen çeklerde keşideci davacı (borçlu), lehtar …. (önceki alacaklı), faktoring şirketleri ise lehtardan çekleri ciro yoluyla temlik alan son hamil durumunda olup, faktoring işleminin taraflarındandır. Hal böyle olunca somut olayda 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla olayımızda anılan kanunun 9/2 maddesi hükmünün ve dolayısıyla 6098 sayılı TBK nın 188/1 maddesi hükmünün uygulanması gerekmektedir. Buna göre borçlu önceki alacaklısına karşı aralarındaki temel hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri alacağı önceki alacaklıdan faktoring sözleşmesi çerçevesinde temlik alan faktoring şirketlerine karşı da ileri sürebilecektir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/900, K. 2019/591Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/900 E.  ,  2019/591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.12.2013 tarihli ve 2012/75 E., 2013/335 K. sayılı karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21.04.2014 tarihli ve 2014/4740 E., 2014/7727 K. sayılı kararı ile; (…Davacılar vekili, müvekkili … tarafından diğer müvekkili Acar… Ltd. Şti. lehine keşide edilen 28.02.2012 tarih 6000 TL. bedelli çekin davalı … şirketi tarafından haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine konu edildiğini, dava konusu çekin yetkili hamili Dolu Plastik Ltd. Şti. iken O'nun elinden çalındığını, soruşturmanın devam ettiğini, çek için ödeme yasağı bulunduğunu ileri sürerek müvekkillerinin çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tesbitine, çekin istirdatına, ödemeler olması halinde paraların istirdatına, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahale talebinde bulunan Dolu Plastik San. Tic. Ltd. Şti.'nden vekili, çekin müvekkili uhdesinde iken çalındığını İstanbul 14. Asliye Tic. Mahkemesi 2011/549 E.- sayılı iptal davasının açıldığını, davanın halen devam ettiğini çekler hakkında ödemeden men yasağı verildiğini belirterek çekin istirdatına, takibin iptaline, %40 kötüniyet tazminatının kötüniyetli davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı Akare Elk… Ltd. Şti. arasında akdedilen faktoring sözleşmesi gereğince dava konusu çeke müvekkilinin hamil olduğunu, ödeme yasağına rağmen çekin icra takibine konu yapılabileceğini, faktoring işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama; toplanan deliller neticesinde, davalı … şirketinin sunduğu temlike konu olan Akare Ltd. Şti'nin Marka Moda… Ltd. Şti adına düzenlediği 02.09.2011 tarihli 34.087,09 TL bedelli irsaliyeli faturada teslim alan hanesinde, herhangi bir imzanın bulunmadığı bir başka ifade ile davalı … şirketinin yönetmelik hükümlerine aykırı olarak alacağının bir mal veya hizmet satışından doğmuş olduğunu usulen kanıtlayamadığı ayrıca faktoring şirketinin çekte ödemeden men kararı olmasına rağmen bu konuda araştırma yapmadığı gerekçeleri ile davacıların icra takibine konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tesbitine, anılan takibin davacılar yönünden iptaline ve çekin istirdatına, ödeme yapılmış ise iadesi isteminin ve kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacılar dava konusu çekin keşidecisi ve lehdarı olup davalı …Ş. Çekin hamili durumundadır. Çekin davalıya Akare Elk… Ltd. Şti. tarafından ciro yolu ile intikal ettiği ve bu ciranta ile davalı arasında faktoring sözleşmesi bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Çekteki alacağın Akare Elk. Ltd. Şti. İle bir önceki ciranta Marka Moda Çarşıları…Ltd. Şti. arasındaki mal satış bedelini içeren faturadan kaynaklandığı ve böylece çekteki alacağın önceki alacaklı ile borçlu arasındaki mal satışından kaynaklandığının sunulan fatura ile belgelenmiş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece dava konusu çekin dava tarihinde yürürlükte bulunan ''Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki 2006 tarihli yönetmeliği'' 22/2 maddesine uygun şekilde davalıya temlik edilmiş olduğunun kabulü ile sorucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.…) gerekçesiyle bozularak yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar vekili; Dolu Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Dolu Dış Tic. Paz. Ltd. Şti’nin hamilleri olduğu çek ve senetlerin müvekkili şirkete ait fabrika binasından 04.09.2011 tarihinde meçhul kişilerce çalındığını, işbu hırsızlık olayının 05.09.2011 tarihinde öğrenildiğini, suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmanın ve çalınan çekler ile ilgili olarak açılan zayi nedeniyle iptal davasının hâlen devam ettiğini, 09.09.2011 tarihinde ödemeden men yasağı verildiğini, 13.09.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, dava konusu müvekkili … tarafından diğer müvekkili Acar… Ltd. Şti. lehine keşide edilen 28.02.2012 tarihli ve 6.000,00TL bedelli çekin davalı … şirketi tarafından haksız ve kötüniyetli olarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4031 sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, takibe konu çekin tek gerçek yetkili cirantası Acar Dayanıklı Tüketim Malları Tic. Paz. Ltd. Şti.’nin şahsi borcu dolayısıyla Dolu Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilisi Mevlüt Dolu’ya verildiğini, Mevlüt Dolu’nun da Dolu Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. için kullanılmak üzere Dolu…Şti’ye verdiğini, anılan çekin işbu şirket tarafından ciro edilmeden uhdesinden çalındığını, bu nedenle müvekkillerinin çekteki gerçek cirantalara ve davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek davalının çekin çalındığını, ödemeden men yasağı bulunduğunu bilmesine rağmen kötüniyetli olarak başlatmış olduğu takibe konu çek nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tesbitine, çekin istirdatına, ödemeler olması hâlinde paraların istirdatına, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahale talebinde bulunan Dolu Plastik San. Tic. Ltd. Şti. vekili; çekin müvekkili uhdesinde iken çalındığını, çekin iptali yönünde açılan davanın devam ettiğini, çekler hakkında ödemeden men yasağı verildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu belirterek çekin istirdadına, takibin iptaline, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; müvekkili ile dava dışı Akare Elk… Ltd. Şti. arasında akdedilen faktoring sözleşmesi gereğince dava konusu çeke müvekkilinin hamil olduğunu, ödeme yasağının çekin icra takibine konu edilmesine engel olmadığını, faktoring işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; davacı …’ın keşideci olduğu, Acar Day. Tük. Mal. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti.nin 1. Ciranta bulunduğu, temlike konu olan Akare Ltd. Şti. Ye Marka Moda Çarş. Karşı düzenlenen 02.09.2011 tarihli, 753302 nolu ve 34.087,09TL bedelli irsaliyeli faturada teslim alan hanesinde herhangi bir imzanın bulunmadığı, davalı şirketin faktoring şirketlerinin kurulması aşamasındaki yönetmeliğin 1. maddesinde faktoring işlemlerine esas olan temlik konusu alacakların fatura veya mal konusundan tevsik eden diğer belgelere dayalı bulunması, 8. maddenin d bendinde ise kambiyo senetlerine dayalı olsa bile fatura veya alacağın bir mal veya hizmet satışından doğmuş olduğunu tevsik eden belgelerle ilişkilendirilemeyen alacaklıların satın alamayacakları şeklindeki hükme riayet etmediği, faktoring şirketinin aldığı çekte ödemeden men kararı olmasına rağmen bu konuda araştırma yapmadığı gerekçesiyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, ödeme yapılmış ise ödenen paraların iadesi yönündeki istemin reddine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu çekteki alacağın önceki alacaklı ile borçlu arasındaki mal satışından kaynaklandığının sunulan fatura ile belgelenip belgelenmediği, burada varılacak sonuca göre çekin dava tarihinde yürürlükte bulunan Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki 2006 tarihli Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davalıya temlik edilmiş olduğunun kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK'ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve 10.10.2006 tarih ve 26315 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.2012 tarih 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (FKFFŞK) kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Ş: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara, 2013, s.43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, FKFFŞK ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır (Yücesoy Yılmaz,Y: Hukuki Açıdan Faktoring İşlemi, Ankara 2018, s:56). 6361 sayılı FKFFŞK’nın yürürlüğe girdiği 13.12.2012 tarihinden önceki faktoring uyuşmazlıklarına önceki mevzuat hükümleri uygulanacağından, eldeki uyuşmazlık bakımından anılan Kanun’dan önce yürürlükte bulunan 2006 tarihli Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanacaktır. Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya işgörme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi işgörme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman A: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s.21). Konuyu düzenleyen Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre Türkiye’de bu işlemler ancak Faktoring Şirketleri tarafından yapılabilir. Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve karlarının artması konusunda yardımcı olmaktır. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür. Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar; a)Müşteri (firma):Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme, b)Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket, c)Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir. Faktoring’in en önemli çeşitleri; tam servis factoring; rücu hakkı saklı factoring; gayri kabili rücu factoring; ödeme vadesinde factoring; fatura iskonto yöntemi; tahsilat yöntemi; ihracat factoringi; ithalat factoringi; örtülü factoring; acenta factoringi olarak sıralanabilir. Faktoring hizmetleri ise; kredi riskini karşılama; tahsilat ve muhasebe; fonlardan avans, şeklinde özetlenebilir. Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinde ve 22/2.maddesinde düzenlenmiş; 19. madde ile; “Bu Yönetmelik hükümlerine göre kendilerine faaliyet izni verilen şirketlerin, müşterileri ile yapacakları işlemler için yazılı sözleşme düzenlemeleri zorunludur.” şeklinde düzenleme yapılarak yazılı sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiş, 22. maddenin 2. fıkrasında ise; “Faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler” hükmüne yer verilmiştir. Kaldırılan 1994 tarihli yönetmeliğin 8/d maddesinde de bu maddeye paralel bir düzenleme bulunmaktaydı. Şu anda yürürlükte bulunan FKFFŞK m. 9/f.II’de ve FKFFŞK'ya dayanılarak çıkarılan Yönetmelik m. 8/f.I'de de aynı yönde bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin, uygulamada bir kısım boş ve hileli kambiyo senetlerinin, faktoring şirketlerince ciro yolu ile devralınmasının engellenmesi amacıyla sevkedildiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmünde belirtilen koşullara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirilmediğinde, faktoring şirketi kambiyo senedinin yetkili hamili olmamaktadır. FKFFŞK m. 9/f.II, kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olduğundan, mahkeme tarafından resen dikkate alınmalıdır. Kanun ve Yönetmelikte açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî defileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir. Şahsî defilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senette düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî defıleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Şahsi defilerin ileri sürülebilirliğiyle ilgili olmamakla birlikte, uygulamada çeklerin çalındığı ya da kaybolduğu iddiasıyla, faktoring şirketleri aleyhine çek istirdadı davalarının da açıldığı görülmektedir. Aleyhine bu iddialarla dava açılan faktoring şirketinin, dava konusu çek ya da çekleri, FKFFŞK m. 9/f. II’ye (2006 sayılı Yönetmelik m. 22/2) uygun olarak devraldığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu hususun ispatından sonra davacı, faktoring şirketinin TTK m.792 ( 6762 sayılı TTK m.704) uyarınca çeki ya da çekleri kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap ettiğini ispatlamalıdır ( Yücesoy Yılmaz, s. 218,219 vd). Az önce bahsedildiği üzere; uyuşmazlık çıkaran kambiyo borçlusunun, faktoring işleminin köşelerinden biri olup olmadığının Yönetmelik'in 22/2 ve yürürlük tarihine göre sayılı FKFFŞK'nın 9/2 maddesi hükmünün değerlendirilmesi yönünden bir önemi yoktur. Yani menfi tespit davası açan kambiyo borçlusu, faktoring işleminin dışında kalan keşideci veya cirantalardan biri olsa bile son ciranta tarafından faktoring sözleşmesi çerçevesinde fâctoring şirketine ciro yoluyla devredilmiş olan bir senetten dolayı da mutlaka Yönetmelik'in 22/2 ve yürürlük tarihine göre FKFFŞK'nun 9/2 maddesinde aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Şahsi defilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği sorunu ise belirtilen bu ön sorun aşıldıktan sonra gündeme gelebilecektir. Yani bono veya çekin faktoring şirketine ciro yoluyla temliki işleminin Yönetmelik'in 22/2 ve yürürlük tarihine göre 6361 sayılı FKFFŞK'nun 9/2 maddesinde aranan koşullara uygun olduğunun saptanması hâlinde kambiyo borçlusunun kendi akidine karşı ileri sürebileceği şahsi defileri faktoring şirketine karşı da ileri sürüp süremeyeceği tartışılıp değerlendirilebilecektir. Özetlemek gerekirse; factoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 818 sayılı BK'nın 167/1 (TBK, md. 188/1) maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği defi ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada Yönetmeliğin 22/2 ve yürürlük tarihine göre 6361 sayılı FKFFŞK'nun 9/2 maddesi uyarınca kambiyo senedi sebebe bağlandığından kambiyo senetlerinin soyutluk ve kamu güvenliği ilkesi ortadan kalkacak ve bunun sonucu olarak şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6762 sayılı TTK'nın 599. (6102 sayılı TTK ,md.687) maddesinde öngörülen "hamilin senedi kötüniyetle iktisap etmesi gerektiği" koşulu aranmayacaktır. Zira, Yönetmeliğin 22/2. ve yürürlük tarihine göre FKFFŞK'nın 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedindeki alacağın mutlaka bir mal veya hizmet satışından kaynaklanması gerekmekte ve senetteki alacak sebebe bağlanmaktadır. Sebebe bağlanan bu alacağın faktoring şirketine devri ciro yoluyla olmakla birlikte işlemin temelinde alacağın temliki hükümleri yatmaktadır. Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte factoring işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun 818 sayılı BK'nın 167/1. (TBK md 188/1) maddesine göre değil 6762 sayılı TTK'nın 599.(6102 sayılı TTK md 687) maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekmektedir (Saraç , s.268, 273, 274vd). Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacılar dava konusu çekin keşidecisi ve lehdarı olup, davalı …Ş. çekin hamili durumundadır. Çekin davalıya Akare Elk… Ltd. Şti. tarafından ciro yolu ile intikal ettiği ve bu ciranta ile davalı arasında faktoring sözleşmesi bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Çekteki alacağın Akare Elk. Ltd. Şti. ile bir önceki ciranta Marka Moda Çarşıları…Ltd. Şti. arasındaki mal satış bedelini içeren faturadan kaynaklandığı ve böylece çekteki alacağın önceki alacaklı ile borçlu arasındaki mal satışından kaynaklandığının sunulan fatura, iskonto ön ödeme belgesi ve alacak bildirim formu ile belgelenmiş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Zira, 08.04.2011 tarihli faktoring sözleşmesine istinaden, 08.09.2011 tarihli alacak bildirim formu düzenlenmiş ve 08.09.2011 tarihinde de kayıt davalının defterlerine işlenmiştir. Davacı tarafça senedin çalındığı iddiasıyla 07.09.2011 tarihinde dava açılmış 09.09.2011 tarihinde ödemeden men yasağı kararı alınmış, anılan çek 13.09.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. Bu durumda davalı … Şirketinin üzerine düşen araştırmayı yaptığı kabul edilmelidir. Mevcut bu durumda mahkemece; faktoring işleminin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalının yetkili hamil olduğu, faktoring sözleşmesinin ve devir işleminin ödeme yasağı kararı alınmadan önce yapıldığı, factoring şirketinin çek hakkında ödeme yasağı konulduğunu bilebilecek durumda olmadığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair iddiaları teyit eder tarzda bir delil bulunmadığı kabul edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında uyuşmazlıkta Kambiyo Hukukunun genel ilkelerinin uygulanması gerektiği, davacı ile faktoring şirketi arasında akdi bir ilişki bulunmasa bile davacının çeki elinde bulunduran davalı şirkete karşı Yönetmeliğin 22/2. maddesinden kaynaklanan defileri ileri sürebileceği, sunulan faturada teslim alan hanesinde herhangi bir imzanın bulunmadığı, faturanın gerçek bir akdi ilişkiye dayanılarak düzenlendiğinin kanıtlanamadığından yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.05.2019 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu 13.12.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun yürürlüğünden önce faktoring işlemleri hakkında 10.10.2006 tarihli Resmi gazete'de yayınlanan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik uygulanmaktaydı. 6361 sayılı Kanunun 9/3. maddesinde yer alan; "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi ile TTK 687 (eski TTK 599) hükmüne paralel bir düzenleme getirilmiş ise de yönetmelikte benzeri bir hüküm bulunmamaktadır. Somut olayda faktoring sözleşmesi kanunun yürürlük tarihinden önce gerçekleştiğinden yukarıda anılan yönetmelik hükümleri uygulanmalıdır. Bu Yönetmeliğin 22/2. maddesine göre "faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler." Aynı yönetmeliğin 9. maddesinde yer alan "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez." düzenlemesi de benzer bir sonucu içermektedir Bu hükümler nedeniyle mal ve hizmet teslimine dayanmayan kambiyo senetlerine ilişkin faktoring sözleşmesi yapılamaz." Bunun anlamı ise sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'da yer alan kambiyo senetlerinin ciro yoluyla devri hükümlerine istisna getirilmiş ve bu senetlerin böylece illetten mücerretlik ve tedavül kabiliyeti özelliklerinin faktoring şirketleri yönünden bir yönüyle sınırlandırılmış olmasıdır. Somut olayda davalı … şirketi fatura sunmuş ise de, faturada gerçek bir mal teslimini gösteren imza bulunmadığı gibi faturanın gerçek bir akdi ilişkiye dayalı olarak düzenlendiği ve gerçek bir alacağı karşıladığı konusunda sözleşme veya başkaca da bir belge sunulmamıştır. Bu haliyle davalı … şirketi, Yönetmeliğin 22/2. maddesine uygun biçimde çeki iktisap ettiği ve çeke dayalı alacak haklarını kullanabileceğini ispatlamamıştır. Davacıların faktoring şirketi veya faktoring sözleşmesine konu faturayı düzenleyen ve kullanan şirketlerle akdi ilişkisi bulunmasa da Yönetmeliğin 22/2. maddesi hükmünden kaynaklanan defileri çeki elinde bulunduran faktoring şirketine ileri sürmesi mümkündür. Mahkemece yukarıda açıklanan esaslara uygun olarak verilmiş olan direnme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan daire kararında belirtilen gerekçelerle kararın bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Finansman Sağlama Şartları ve Gelir Sınırları

Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca faktoring finansmanı yalnızca müşterilere mal veya hizmet satışları karşılığında sağlanabilir. Sağlanan finansman ile bu finansmandan elde edilen komisyon ve faiz gibi gelirlerin toplamı, faturada gösterilen meblağı aşamaz. Bununla birlikte, ödeme oranının fatura tutarının yüzde yüzü olduğu hallerde komisyon ve faiz gibi gelirlerin müşteriden ayrıca tahsil edilmesi mümkündür. Ayrıca müşteriler, faturada belirtilen meblağ ile kambiyo senedi veya benzeri araçlarda yer alan tutar arasındaki rakamların yukarı yuvarlanmasından doğan ufak farklardan sorumlu tutulamazlar.

Yönetmelik kapsamında Türkiye'de kurulmuş olan faktoring şirketleri ve bankalar, yabancı para cinsinden ödeme araçlarının ödeme gününde ortaya çıkan kur farkları sebebiyle müşterilerine ilave fatura düzenleyemezler. Diğer taraftan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca faktoring şirketleri, müşterileriyle yapacakları sözleşmeler çerçevesinde ve işlemin bir parçası olarak ilave finansman sağlamak gayesiyle toplamı ödenmiş sermayelerinin yüzde birini geçmeyecek şekilde kullandırılan nakdi krediler haricinde nakdi kredi veremezler.

6361 sayılı FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG, FİNANSMAN VE TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU m. 9Kaynağı aç
MADDE 9 – (1) Şirket; a) Ana faaliyet konuları dışında faaliyette bulunamaz. b) Müşterileri ile yapacağı sözleşmeler çerçevesinde ve yaptığı işlemin bir parçası olarak müşterilerine ilave finansman sağlamak amacıyla toplamı ödenmiş sermayesinin yüzde birini geçmeyecek şekilde kullandırılan nakdi krediler hariç olmak üzere nakdi kredi kullandıramaz. Bu oranı sıfıra kadar azaltmaya veya ödenmiş sermayenin yüzde beşine kadar artırmaya ya da şirket bazında farklılaştırmaya Kurul yetkilidir. c) Ana faaliyet konusu işlemler ile sınırlı olmak kaydıyla verilen garanti ve kefaletler ile sermayesinde yüzde on ve daha fazla paya sahip veya kontrolünü elinde bulunduran kişiler ile sermayesinin yüzde on ve daha fazlasına sahip olduğu veya kontrolünü elinde bulundurduğu ortaklıklara, toplamı ödenmiş sermayesinin yüzde yirmisini geçmeyecek şekilde verilen garanti ve kefaletler hariç olmak üzere garanti, kefalet ve teminat mektubu veremez. Bu oranı yüzde beşe kadar azaltmaya veya yüzde yirmi beşe kadar artırmaya ya da şirket bazında farklılaştırmaya Kurul yetkilidir. ç) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre menkul kıymet ihracı, uluslararası piyasalardan ödünç para alınması, genel esaslar dâhilinde ortak ve ortaklıklarından, bankalardan, para piyasalarından ve organize piyasalardan fon sağlanması dışında mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamaz. (Ek cümle:4/3/2021-7292/3 md.) Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmelerinde taahhüt ettikleri tasarruf tutarları bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.[11] (2) Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. (3) Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoringşirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (4) Sigortacılık mevzuatına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, finansal kiralama şirketleri finansal kiralama veya faaliyet kiralaması işlemlerine konu edilen mallara, bu işlemler kapsamında alınan teminatlara ve söz konusu malı kiralayan kişilere; finansman şirketleri ise alımı kredilendirilen mallara veya hizmetlere, kredilerin teminatlarına ve kredilendirilen malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişilere, kredi borcunun geri ödenmesi ve benzeri tüm kredi unsurlarını koruma altına alacak her çeşit sigortayı kapsayacak şekilde iştigal konusuna giren işlere ilişkin sigorta sözleşmelerinin yapılmasına aracılık dışında sigortacılık işlemleriyle iştigal edemezler. (5) (Ek:4/3/2021-7292/3 md.) Tasarruf finansman şirketleri konut, çatılı iş yeri veya taşıt ediniminden doğduğu tevsik edilmeyen borçları finanse edemez, tasarruf finansman sözleşmeleri dışında finansman sağlayamaz, üçüncü taraflara borç veremez, ortaklık payı edinemez, her türlü belge, ilan ve reklamlarında banka izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri (…)[12] kullanamaz ve yalnızca yurt içinde tescil edilmiş konut, çatılı iş yeri veya taşıt alımlarını finanse edebilir. (6) (Ek:4/3/2021-7292/3 md.) Tasarruf finansman şirketleri dışında kalan şirketlerin, yurt içinde veya yurt dışında iştirak edinmesine ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir. İKİNCİ BÖLÜM Ana Sözleşmeye İlişkin Hükümler Ana sözleşme değişiklikleri

Faturayla Tevsik Zorunluluğu ve Mükerrerliğin Önlenmesi

6361 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasına göre faktoring şirketleri, Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa dahi, mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine tevsik edilemeyen doğacak alacakları devralamaz ve bunların tahsilini üstlenemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/900 Esas ve 2019/591 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, faturayla tevsik yasağı kamu düzenine ilişkin emredici bir kural niteliğinde olup yargı mercilerince resen dikkate alınır. Kanun uyarınca aynı faturaya dayanılarak birden çok faktoring şirketine yapılacak kısmi temliklerin toplam bedeli de fatura tutarını aşamaz.

Mükerrer fatura kullanımının engellenmesi amacıyla faktoring şirketleri ve bankalar, müşteri veya yetkililerince imzalanmış alacak bildirim formunu ve fatura bilgilerini temin ederek Merkezi Fatura Kaydı Sistemi üzerinden bu faturaların mükerrer olup olmadığını kontrol etmekle yükümlüdür. Kuruluşlar, denetimlerde tevsik edilmek üzere fatura aslı imajlarını saklamak zorundadır. Ayrıca Yönetmeliğin 7. maddesi gereğince, fatura iptallerinin bildirilmesi ve iptal edilen fatura yerine yenisi düzenlendiğinde ibraz edilmesi hususunda müşteriden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından hazırlanacak standart bildirim formu şeklinde taahhüt alınması gerekmektedir.

İstihbarat Sistemi ve Araştırma Yükümlülüğü

Yönetmeliğin 5. maddesi doğrultusunda faktoring şirketleri ve bankalar, müşterilerin yalnızca sözlü beyanlarıyla bağlı kalmaksızın hem müşteriler hem de devralınan faturalar hakkında kapsamlı istihbarat çalışması yürütmekle yükümlüdür. Kurulacak istihbarat sistemi asgari olarak; ilgili mevzuatta faturanın şekil ve düzenine ilişkin hükümler gözetilerek fatura bilgilerinin kontrol edilmesini, iç kontrol sistemi ile Merkezi Fatura Kaydı Sistemi üzerinden mükerrerlik taraması yapılmasını ve müşterilerin mali durumları ile işlem geçmişleri değerlendirilerek gerektiğinde fatura borçlusu ile senet keşidecisine başvurulup borcun teyit edilmesini içermelidir. Kuruluşlar bu asgari unsurlarla sınırlı kalmayıp, yetersizlik halinde başka istihbarat yöntemlerine de başvurabilirler.

Kambiyo Senetlerinin Devri ve Alacağın Temliki Hükümleri

Faturalı alacaklara istinaden kambiyo senedi veya diğer senetler devralındığında, ciro silsilesinde senedi ciro edip verenin faturada alacaklı gözüken kişi olduğu ve bir önceki cirantanın veya keşidecinin faturadaki borçlu ile aynı kişi olduğu teyit edilmelidir. Müşterilerden ek teminat olarak alınan ve fatura veya muadili belgelerle ilişkili bulunmayan senetlerin tahsili ise Yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan özel şartlara tabidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/900 Esas ve 2019/591 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, faktoring işlemlerinde kambiyo senedine bağlı alacağın mal veya hizmet satışından doğduğunun fatura ile tevsik zorunluluğu, kambiyo senetlerinin illetten mücerretlik yani soyutluk ilkesini faktoring şirketi yönünden ortadan kaldırır. Senedin faktoring şirketine devri için gerçekleştirilen ciro ve teslim işlemi, esasen alacağın temliki hükümlerini doğurur. Türk Borçlar Kanunu'nun 188. maddesinin 1. fıkrası uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Ancak 6361 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrası gereğince, ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları, faktoring şirketi senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmedikçe düzenleyen veya önceki hamillerle aralarındaki şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri süremezler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 188Kaynağı aç
MADDE 188- Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir. II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi

Doğacak Alacakların Faktoringe Konu Edilmesi

Doğacak alacakların faktoring işlemine konu edilebilmesi için söz konusu alacakların fatura veya fatura yerine geçen belgelerle tevsik edilebilir nitelikte olması ve alacağın doğduğu anda bu durumun tevsik edildiğinin faktoring şirketi veya banka tarafından takip edilmesi zorunludur. İşlemin kurulabilmesi için müşteri ile kuruluş arasında doğacak alacağın devrine yönelik bir sözleşme akdedilmeli; bu sözleşmede işin tanımı, alacağın niteliği, azami faktoring limiti ve ödeme şartları açıkça gösterilmelidir.

Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sözleşmedeki hususların; müşteri ile borçlu arasındaki sözleşme, sipariş formu, proforma fatura veya akreditif gibi belgelerle tevsik edilmesi gerekir. Ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ve alacakların bu kapsamda doğacağını ispat eden belgelerin doğruluğu ve tutarlılığı kuruluşça değerlendirilip belgelendirilmeli, alacağın doğmasını müteakip düzenlenen fatura veya fatura yerine geçen belgeler temin edilerek işlem dosyasına intikal ettirilmelidir.

İstirdat Taleplerinde İspat Yükü ve Belge Saklama Süreleri

Faktoring şirketine ciro edilen kambiyo senedine karşı açılan davalarda özel usul kuralları geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/900 Esas ve 2019/591 Karar sayılı kararına göre, aleyhine dava açılan faktoring şirketi senedi yasal tevsik koşullarına uygun devraldığını ispatladıktan sonra, davacı taraf Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesi kapsamında faktoring şirketinin senedi kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap ettiğini ispatlamak zorundadır. Bununla birlikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/3805 Esas ve 2020/215 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, çek bedelinin istirdadına karar verilebilmesi için ödemenin bizzat davacı tarafından yapılmış olması şarttır; ödeme dava dışı üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilmişse davacı istirdat talebinde bulunamaz.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2018/3805, K. 2020/215Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2018/3805 E.  ,  2020/215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfî tesbit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonucunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan … A.Ş. vekili ve … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, dava konusu çeklerin davalı … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarındaki inşaat şantiyesindeki mutfak tezgahlarının yapılması işi karşılığı avans olarak adı geçen davalıya verildiğini ancak sözleşme konusu iş yapılmadığından karşılıksız kaldığını, çeklerin karşılıksız olmasına rağmen diğer davalılar faktoring şirketlerine temlik edildiğini ileri sürerek bu çeklerden borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı … Faktoring A.Ş. ve diğer davalı …Ş. vekilleri davalı … şirketlerinin dava konusu çeklerden birer adedini 6361 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde temlik aldıklarını, çeklerin keşidecisi ile lehtarı arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def’ilerin iyi niyetli faktoring şirketlerine karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. Davalı … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir. Mahkemece … Kimya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. açısından 30.07.2013 tarihli sözleşmenin … Kimya İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nce itiraza uğramadığı, … Kimya Şti.'nin sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı … Faktoring A.Ş. ve … Faktoring A.Ş. açısından ise teslim aldıkları çeklerin faturaya dayandığı, temlik miktarının faturadaki toplam tutarı aşmadığı, faktoring şirketinin bir alacağı temlik alabilmesi için alacağın fatura ile tevsiki yeterli olup faktoring şirketinin fatura konusu mal/hizmetin teslim edildiğini araştırma yükümlüğünün bulunmaması nedeniyle malın teslim edilmediği yönündeki savunmanın faktoring şirketine karşı ileri sürülme imkânı bulunmadığı, davacı tarafın davalı … Faktoring A.Ş.'nin ve … Faktoring A.Ş'nin bile bile borçlunun zararına hareket ederek çeki devraldığı yönünde bir iddiası ve delili bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, … Faktoring lehine inkar tazminatına, … Faktoring A.Ş.’nin inkâr tazminatı isteminin ise çek bedelini davadan önce tahsil etmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/1159 esas ve 2015/12752 karar sayılı ve 14.10.2015 tarihli ilamı ile “Somut olay bakımından uyuşmazlık 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün bu olayda uygulanıp uygulanmayacağı yönünde toplanmaktadır. Belirtilen yasa hükmü faktoring işleminin tarafları olan borçlu önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hükümdür. Kanunun 9/3 maddesi hükmünün faktoring işleminin tarafları arasında yer almayan kambiyo borçlularını ilgilendirdiği madde gerekçesinden de anlaşılabilmektedir. Zira gerekçenin son cümlesinde "Bu bağlamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun defiler başlıklı 687. maddesi ile paralellik sağlanması hedeflenmiştir." denmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2 maddesinde "Alacağın temliki hükümleri saklıdır." hükmü yer almaktadır. 6361 sayılı kanunun 9/2. maddesi hükmünden hareketle faktoring sözleşmelerinde de alacağın temliki hükümleri uygulanacağından gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesinde; faktoring şirketlerine ciro yoluyla devredilen çeklerde keşideci davacı (borçlu), lehtar Tek Kimya İnş.San. ve Tic. Ltd. Şti. (önceki alacaklı), faktoring şirketleri ise lehtardan çekleri ciro yoluyla temlik alan son hamil durumunda olup, faktoring işleminin taraflarındandır. Hal böyle olunca somut olayda 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla olayımızda anılan kanunun 9/2 maddesi hükmünün ve dolayısıyla 6098 sayılı TBK nın 188/1 maddesi hükmünün uygulanması gerekmektedir. Buna göre borçlu önceki alacaklısına karşı aralarındaki temel hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri alacağı önceki alacaklıdan faktoring sözleşmesi çerçevesinde temlik alan faktoring şirketlerine karşı da ileri sürebilecektir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; her iki faktoring şirketinin faturalara dayanarak çekleri teslim aldıkları, iki faktoring şirketine verilen 2 çekin toplam tutarı dikkate alındığında faturadaki toplam tutarın aşılmadığı ancak her iki faktoring şirketinin hem akrilik mutfak tezgâhının yapılması işinin ifa edildiği hem de kendi savunmalarına konu 29.07.2013 tarihli seri … numaralı fatura konusu malın teslim edildiği konusunda hiçbir delil sunmadığı, bu nedenlerle tüm davalılar yönünden davanın kabulü gerektiği, davalılardan … Faktoring A.Ş.’nin davaya konu çeklerden 27.11.2013 tarihli 22.000,00 TL tutarlı çekin tahsil edildiği, İİK'nın 72/6. maddesi gereğince bu çeke ilişkin davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünden çek tutarının iadesine hükmedildiği gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılar faktoring şirketleri vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece davacının borçlu bulunmadığının tesbitine ilişkin kararı doğru ise de davaya konu çek bedellerinin istirdatına yönelik hüküm kurulabilmesi için çek bedellerinin davacı tarafından davalılara ödenmesi gerekir. Çek bedelleri davacı dışında dava dışı bir kişi tarafından ödenmiş ise davacı istirdat isteminde bulunamaz. Mahkemece davaya konu çeklerin kim tarafından ödendiğinin araştırılıp muhatap bankadan çeklerin kim tarafından ödendiği sorularak sonucuna göre istirdat istemi konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde temyiz eden davacı ile davalılardan … Faktoring A.Ş. ve … Faktoring A.Ş.'ye iadesine, 03.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Faktoring şirketleri ve bankalar, yürüttükleri işlemler ve istihbarat çalışmaları neticesinde elde ettikleri bilgi ve belgeleri, tabi oldukları mevzuatta öngörülen sürelerden az olmamak üzere en az beş yıl süreyle saklamak zorundadırlar. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 42. maddesi gereğince bankalar işlemlerine ilişkin belgeleri on yıl saklamakla yükümlü kılındığından, faktoring işlemi gerçekleştiren bankalar açısından bu saklama süresi on yıl olarak tatbik edilir.

Faktoring finansman tutarı fatura bedelini aşabilir mi?

Finansman ile bu finansmandan elde edilen faiz ve komisyon gelirlerinin toplamı fatura tutarını geçemez; yalnızca ödeme oranının fatura tutarının yüzde yüzü olduğu hallerde bu gelirler müşteriden ayrıca tahsil edilebilir.

Kambiyo senedi devrinde ciranta ile fatura tarafları nasıl uyuşmalıdır?

Senedi ciro edip devreden kişinin faturadaki alacaklı, senedi devredenden bir önceki cirantanın veya keşidecinin ise faturadaki borçlu ile aynı kişi olduğunun teyit edilmesi zorunludur.

Doğacak alacaklar faktoring sözleşmesine devredilebilir mi?

Doğacak alacaklar fatura veya muadili belgelerle tevsik edilebilir nitelikte bulunması, sözleşmede azami limit ve şartların belirlenmesi ve alacak doğduğunda faturaların dosyaya eklenmesi koşuluyla devredilebilir.

Faktoring işlemlerine dair belgelerin saklama süresi nedir?

İşlem ve istihbarat belgelerinin en az beş yıl saklanması zorunlu olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca bankalar için bu saklama süresi on yıldır.

Faktoring şirketine ciro edilen senet için borçlu şahsi defilerini ileri sürebilir mi?

Faktoring şirketinin senedi borçlunun zararına bile bile iktisap ettiği durumlar saklı kalmak üzere, asıl ilişki dışındaki kambiyo borçluları düzenleyen veya önceki hamillerle aralarındaki şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri süremezler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu