Evlilik ve Boşanma Kurumunun Tarihsel Gelişimi

by Avukat Erdal Ersoy
Evlilik ve Boşanma Kurumunun Tarihsel Gelişimi

İlk Çağda Evlilik ve Ayrılma Usulü

Evlilik ve boşanma ilişkileri, yazılı hukukun ortaya çıkışından önceki dönemlerde törelere ve fiili ayrılma biçimlerine dayalı olarak yürütülmüştür. İlk çağda ilkel insan bakımından boşanma, taraflardan birinin dilediği zaman müşterek konutu terk etmesinden ibarettir. Bu ayrılık sürecinde ev eşyalarının veya varsa ortak çocukların paylaşılmasına ilişkin törelere aykırı tutumlardan uyuşmazlıklar doğabilmekte, ancak bu tür ihtilaflar konuttan ayrılma ve boşanma halinin gerçekleşmesine engel teşkil etmemektedir. Hukuk tarihine ilişkin kazılarda ortaya çıkarılan Sümer Kralı Lipit-İştar yasalarının ise Hammurabi yasalarından daha eski tarihe ait olduğu kabul edilmektedir.

Hammurabi ve Eski Mısır Hukukunda Boşanma Rejimi

Hammurabi Yasaları'nda erkek ile kadının birlikteliğinin hukuken evlilik sayılması açık bir sözleşme yapılması şartına bağlanmıştır; sözleşme yapılmaksızın kurulan birliktelikte kadın eş statüsü kazanamamaktadır. İlgili kanun hükümleri uyarınca kadın, yiyecek, içecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamayan veya evini uzun süre terk eden kocasından ayrılma hakkına sahiptir. Koca ise kendisine çocuk vermeyen, eviyle ilgilenmeyen, eşini küçük düşüren veya sokak sokak gezen karısını boşayabilmektedir. Kocanın eşini kısırlık sebebiyle boşaması halinde, daha önce kararlaştırılan başlık parası tutarındaki tazminat ile kadının çeyizini geri vermesi zorunludur.

Hammurabi düzenlemelerinde çocuk doğuran kadının boşanması halinde kocanın çeyizle birlikte malının yarısını kadına vermesi zorunludur. Boşanmada resmi makamların müdahalesi bakımından ise herhangi bir sebebe dayanmayan geçimsizlik hallerinde devlet onayı ve mahkeme hükmünün arandığı düzenlenmekle birlikte, devlet otoritesinin boşanmayı kararlaştırması veya işlemi yürütmesi taraflar arasında mal varlığı uyuşmazlığı bulunması şartına da bağlanmıştır.

Eski Mısır uygulamasında evlilik birliğinin sona ermesi halinde eşlerin mali durumları belirli oranlara göre tasfiye edilmektedir. Boşanan eşler evliliğe bizzat getirdikleri malları aynen geri almakta, evlilik birliği içinde edinilmiş olan mallar ise üçte ikisi kocaya, üçte biri kadına verilmek suretiyle paylaştırılmaktadır. Boşanma sonrasında çocukların velayetinin babaya bırakılması ise genel bir kural niteliği taşımaktadır.

Antik Atina Hukukunda Vesayet ve Boşanma Şartları

Antik Atina'da kadınların hukuki konumu yaşam boyu süren bir vesayet düzeniyle belirlenmiştir. Kadınlar bekarlık dönemlerinde babalarının ya da oğul ve erkek kardeşlerinin vesayeti altında tutulmakta, evlendikten sonra ise kocalarının vesayetine tabi kılınmaktadır.

Atina hukukunda boşanma, eşlerin karşılıklı anlaşmasıyla veya kocanın tek taraflı irade beyanıyla mahkeme kararına gerek duyulmaksızın meydana gelebilmektedir. Erkeğin tek taraflı iradesiyle boşanma yoluna gitmesi durumunda, evlilikten önce kız tarafınca erkeğe ödenmiş bulunan drahomanın kadına iadesi zorunludur. Buna karşılık boşanma talebinin erkeğin rızası bulunmaksızın kadın tarafından ileri sürülmesi halinde kamu müdahalesi devreye girmekte; kadının başvurusu üzerine Arkhon isimli yüksek memurun veya mahkemenin karar vermesi şartı aranmaktadır.

Roma Hukukunda Aile Rejimi ve Fesih Yolları

Roma'nın Cumhuriyet döneminde baba egemenliğini temsil eden Patria Potestas kuralı yürürlükte bulunmakla birlikte, ailenin annesi kocanın Patria Potestas yetkisine değil, daha ılımlı bir yönetim gücü niteliğindeki Manus iktidarına tabi kılınmıştır. Erken dönem Roma hukukunda boşanma kural olarak benimsenmemiş; ancak kocaya, kadının çocuğunu düşürmesi, zehirleme suçu işlemesi, sahte anahtar kullanması veya zina yapması hallerinde evliliği sonlandırma hakkı verilmiştir.

Roma'da Manuslu evlilik yapısında kadının evlilik bağından kurtulup yeniden evlenebilmesi için kocanın karısını bir tanıdığına köle olarak satması ve satın alan şahsın kadını azat etmesi usulü uygulanmıştır. Roma İmparatorluk dönemine gelindiğinde ise kadınlara boşanma davası açma hakkı tanınmış, kocanın uzun süre askere alınması ayrılık sebebi kabul edilmiş ve eşlerin karşılıklı beyanlarıyla serbestçe boşanabilmelerine imkan sağlanmıştır.

Katolik Kilise Hukukundan Modern Yasalara Geçiş

Katolik hukuku, onuncu yüzyıldan itibaren bir kez kurulan evliliğin bir daha bozulamayacağı yönündeki görüşünü değiştirmemiştir.

Tarihsel dönüşüm evrelerinden 1789 Fransız Devrimi, eşitlik ve özgürlük ilkelerini benimsemesine karşın kadının toplum içindeki ikinci sınıf konumunu ortadan kaldıran hukuki adımları atmamıştır. Benzer biçimde Türk Medeni Kanunu ilke olarak kadın-erkek eşitliğini benimsemiş olmakla birlikte, evli kadın ile kocası arasında mutlak bir denklik getirmemiş ve erkek egemenliğinin yansımalarını barındıran hükümlere yer vermiştir.

Katolik hukukunda evliliğin boşanma yoluyla sona erdirilmesi mümkün müdür?

Katolik hukukunda onuncu yüzyıldan itibaren, kurulmuş olan evliliğin bir daha bozulmayacağı yönündeki yaklaşım sürdürülmüştür.

Hammurabi Yasaları'nda sözleşmesiz evlilik hukuken geçerli sayılır mı?

Hammurabi Yasaları uyarınca bir erkek ile kadının birlikteliğinin hukuken evlilik kabul edilmesi için resmi bir sözleşme yapılması şarttır; sözleşme yapılmadığı takdirde kadın zevce sayılmaz.

Antik Atina'da kocanın tek taraflı boşanmasında hangi mali yükümlülük bulunmaktaydı?

Antik Atina'da kocanın tek taraflı beyanıyla gerçekleşen boşanmalarda, evlilikten önce kız tarafınca erkeğe ödenen drahomanın kadına iadesi zorunludur.

Eski Mısır hukukunda boşanma halinde ortak mallar nasıl paylaşılırdı?

Eski Mısır'da eşler evliliğe getirdikleri malları aynen geri alırken evlilik birliği süresince edinilen malların üçte ikisi erkeğe, üçte biri ise kadına verilerek paylaştırılmaktaydı.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu