Eşini Küçük Düşürmek Boşanma Davasında Kusur Sayılır mı?

by Avukat Erdal Ersoy
Eşini Küçük Düşürmek Boşanma Davasında Kusur Sayılır mı?

Eşini küçük düşürmek, herkesin içinde onur ve gururunu kırmak, bu tutumları alışkanlık haline getirmek ve saygı sınırlarını aşmak, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını gösteren davranışlardandır. Evlilik sürecinde eşlerden birinin diğerini küçük düşürücü fiiller sergilemesi, boşanma davasında bu eylemi gerçekleştiren eşin kusurlu kabul edilmesine yol açar.

Küçük Düşürücü Davranışların İspat Yükü ve Mahkemenin İkna Edilmesi

Boşanma davasında eşi tarafından küçük düşürücü davranışlara maruz kaldığını belirten taraf, bu vakıaları usulüne uygun şekilde ispatlamak ve mahkemeyi bu konuda ikna etmekle yükümlüdür. Davayı açan eş, evlilik birliğini sarsan ve saygı sınırlarını aşan küçük düşürücü olayların varlığını somut delillerle ortaya koymalıdır.

İspat sürecinde tanık beyanlarına başvurulduğunda, anlatılan eylemlerin tanık tarafından bizzat görülmüş olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/8186, K. 2019/6314 sayılı kararında belirtildiği üzere, evlilik birliğinde tanık tarafından bizzat görülmeyen ve yalnızca duyuma dayalı olarak anlatılan vakıalar taraflara kusur olarak yüklenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/8186, K. 2019/6314Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2018/8186 E.  ,  2019/6314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı erkek, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 363/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalı erkeğin adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalı erkeğin adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. b) İlk derece mahkemesince, davalı erkek tamamen kusurlu kabul edilerek, kadının boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesi, çocuk ve kadın yararına tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası ile kadının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı erkek tarafından hükmün tümüne yönelik istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, görevli Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince 09.07.2018 tarih, 2017/2996 esas ve 2018/1717 karar sayılı kararla; ilk derece mahkemesinin yüklediği kusurlardan "Evde kadın kıyafetleri giymek" şeklindeki eyleme konu olay tanık tarafından bizzat görülmüş olmayıp, duyuma dayalı beyanın anlatılmasından ibaret olup, duyuma dayalı vakıanın kusur olarak yüklenilmesi doğru görülmediğinden çıkartılmasına karşın, ilk derece mahkemesinin belirlediği diğer kusurlu davranışların yanında " Eşini aşağılamak, hor görmek, eşine ve ailesine karşı saygısız davranmak" kusurları da eklenilerek erkeğin yine de tamamen kusurlu olduğunun kabulü ile istinaf talebinin kusur belirlemesi yönünden kabulüne karar verilmiştir. Davacı kadın tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece davalı erkek tarafından istinaf yoluna başvurulduğu halde davalı erkek aleyhine "Eşini aşağılamak, hor görmek, eşine ve ailesine karşı saygısız davranmak" vakıaları kusurları erkeğe yüklenemez ancak yine de mahkemece davalı erkeğe yüklenen ve kesinleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu sabittir. Bu husus gözetilmeden tek taraflı istinaf talep eden erkek aleyhine kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. c) Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen "birlik görevlerini yerine getirmemek, evde huzursuzluk çıkarmak şeklindeki davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmamıştır. O halde kadın yararına hükmedilen manevi tazminatın kaldırılması gerekirken davalı erkeğin bu yöndeki istinaf talebinin esastan reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 2/b ve 2/c bentlerde gösterilen sebeplerle temyiz edilen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 20.05.2019 (Pzt.)

Aşağılama Eylemi Karşısında Kusur Dengesi ve Şiddetin Etkisi

Eşin diğerine hakaret etmesi ve onu aşağılaması kusur teşkil etmekle birlikte, her uyuşmazlıkta tarafların gerçekleştirdiği fiiller karşılıklı tartılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2014/635, K. 2014/10905 sayılı kararında ortaya konduğu üzere, eşin aşağılama ve hakaretine karşılık diğer tarafın aşırı kıskançlık göstererek baskı uygulaması, sürekli hakaret etmesi, fiziksel şiddete başvurması ve eşini müşterek konuttan kovması halinde fiziksel şiddet ve baskı uygulayan eş daha fazla kusurlu kabul edilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/635, K. 2014/10905Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/635 E.  ,  2014/10905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir 3. Aile Mahkemesi TARİHİ :01.11.2013 NUMARASI :Esas no:2012/724 Karar no:2013/784 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından; davacı-davalı (koca)'nın davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönlerinden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece, taraflar eşit derecede kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı (kadın)'ın eşine hakaret etmek ve aşağılamak şeklindeki kusuruna karşılık, davacı-davalı (koca)'nın da eşini aşırı derecede kıskanarak baskı yaptığı, eşine sürekli olarak hakaret ettiği, eşinin koluna sıcak çaydanlığı dokundurmak suretiyle fiziksel şiddet uyguladığı ve eşini müşterek evden kovduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; davalı-davacı (kadın)'a oranla, davacı-davalı (koca)'nın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu aşamadan sonra taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yaranın bulunmadığı ve davalı-davacı (kadın)'ın boşanmaya karşı çıkmadığı da açık olduğuna göre, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmiş olup, davacı-davalı (koca)'nın boşanma davasının kabulü sonucu itibarıyla doğrudur. Açıklanan nedenlerle davalı-davacı (kadın)'ın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda, maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. 3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, tazminat isteyen davalı-davacı (kadın)'ın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.05.2014 (Pzt.)

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davacının kusuru daha ağır olsa dahi, davalı boşanmaya karşı çıkmıyor veya evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanma davasının kabulü gerekir.

Nefret Söylemi ve Aşağılamanın Ortak Hayata Etkisi

Eşin diğerine yönelik aşağılama içeren eylemlerinin yanında, sevmediğini ve nefret ettiğini söylemesi ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin sürdürülmesine imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik oluşturur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2015/10083, K. 2015/24918 sayılı kararı ile Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, bu tür eylemlere maruz kalan eşin boşanma davası açma hakkı doğar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10083, K. 2015/24918Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/10083 E.  ,  2015/24918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 6. Aile Mahkemesi TARİHİ : 15/01/2015 NUMARASI : 2013/847-2015/24 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacı kadının mahkemece kabul edilen kusurlu davranışlarının yanında davacı-davalı erkeğin de eşini aşağılamak, sevmediğini, nefret ettiğini söylemek suretiyle kusurlu olduğu, davalı-davacı kadının davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kadının davasının reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden karar verilmesi gerekli hale gelen davacı-davalı erkeğin boşanma davası ve fer'ilerine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.12.2015(Prş.)

İstinaf Aşamasında Aleyhe Kusur Yükleme Yasağı

İlk derece mahkemesi kararını yalnızca davalı taraf istinaf etmiş ve davacı istinaf yoluna başvurmamışsa, üst mahkemece davalı aleyhine yeni kusur belirlenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/8186, K. 2019/6314 sayılı ilamına göre, tek taraflı istinaf başvurusunda bulunan eş aleyhine eşini aşağılamak, hor görmek ya da eşine ve ailesine karşı saygısız davranmak gibi yeni vakıalar kusur olarak eklenemez.

Küçük Düşürme Eyleminin Maddi ve Manevi Tazminata Yansıması

Boşanmaya yol açan davranışlar karşısında maddi tazminat istemi Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Madde uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Manevi tazminat koşulları ise Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrasında yer alır. Kanun hükmüne göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Evlilik içindeki her kusurlu davranış kişilik hakkına saldırı sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/8186, K. 2019/6314 sayılı kararında ifade edildiği üzere, birlik görevlerini yerine getirmemek ve evde huzursuzluk çıkarmak şeklindeki davranışlar eşin kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğinden, bu eylemlere dayalı olarak Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca manevi tazminat takdir edilemez.

Boşanma Davasında Adli Yardım Usulü

Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimseler, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi gereğince adli yardımdan yararlanabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2018/8186, K. 2019/6314 sayılı kararına ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 337/1. maddesi doğrultusunda bu talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir.

Eşini küçük düşürmek boşanma davasında kusur sayılır mı?

Eşini küçük düşürmek, onur ve gururunu kırmak ile saygı sınırlarını aşmak evlilik birliğinin temelden sarsıldığını gösterir ve bu eylemi gerçekleştiren eşi boşanma davasında kusurlu kılar.

Küçük düşürücü davranışlar mahkemede nasıl ispatlanır?

Küçük düşürücü muameleye maruz kaldığını belirten taraf bu vakıaları ispatlayıp mahkemeyi ikna etmekle yükümlüdür; tanık ifadelerinin ise duyuma değil bizzat görgüye dayanması gerekir.

Fiziksel şiddet uygulayan eşe karşı hakaret eden eş daha kusurlu kabul edilir mi?

Eşin hakaret etmesi ve aşağılaması kusur oluşturmakla birlikte; baskı kuran, fiziksel şiddet uygulayan ve eşini müşterek konuttan kovan taraf olaylarda daha fazla kusurlu kabul edilir.

Ağır kusurlu eşin açtığı boşanma davası kabul edilir mi?

Davacının kusuru daha ağır olsa bile, davalı boşanmaya karşı çıkmıyorsa veya birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca boşanma davası kabul edilir.

Eşi küçük düşürmek manevi tazminat hakkı doğurur mu?

Boşanmaya sebep olan olaylar sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kusurlu eşten manevi tazminat talep edebilir.

Birlik görevlerini ihmal etmek kişilik hakkı saldırısı sayılır mı?

Birlik görevlerini yerine getirmemek ve evde huzursuzluk çıkarmak eylemleri eşin kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğinden manevi tazminat hükmüne dayanak oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu