Eşin Rızası Olmaksızın İpotek Tesisinin Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Eşin Rızası Olmaksızın İpotek Tesisinin Sonuçları

Taşınmaz üzerinde ipotek kurulurken kural olarak eş rızası aranmasa da, taşınmazın aile konutu niteliğinde olması halinde malik olmayan eşin rızasının temini zorunludur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194/1 doğrultusunda eşlerden biri; diğer eşin açık onayı olmaksızın aile konutu niteliğindeki taşınmazı devredemez, bu konuta dair kira sözleşmesini sonlandıramaz ve taşınmazdaki hakları sınırlandıramaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[16] Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak

Aile Konutu Korumasının Niteliği ve Tapu Şerhi

Aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılmasında eşin açık rızasına ilişkin yasal kural emredici niteliktedir. Kanunun getirdiği bu güvenceden önceden feragat edilemeyeceği gibi koruma eşlerin kendi aralarındaki anlaşmalarla da ortadan kaldırılamaz. Dolayısıyla tarafların kendi aralarındaki irade beyanları kanunun aradığı rıza şartını devre dışı bırakamaz.

Türk Medeni Kanunu m. 194/3 gereğince aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden talep edebilir. Tapu kütüğüne işlenen aile konutu şerhi kurucu nitelikte olmayıp açıklayıcı mahiyettedir. Taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi taşınmaz fiilen aile konutu niteliğini taşıyorsa, üzerinde ipotek kurulabilmesi malik olmayan eşin açık rızasına bağlı kalır.

Eşin Açık Rızasının Şartları ve Başkasının Borcu İçin İpotek

Türk Medeni Kanunu m. 194 kapsamında aranan eş rızası herhangi bir geçerlilik şekline tabi tutulmamıştır; bu sebeple rıza sözlü olarak da verilebilir. Bununla birlikte verilen rızanın açık olması şarttır. Yargılama sürecinde açık rızanın varlığını ispat etme yükü ise aile konutu üzerinde tasarrufta bulunan tarafa aittir.

Eşin gösterdiği açık rızanın belirli bir işleme yönelik verilmesi gerekir. Aile konutu üzerinde gelecekte yapılabilecek bütün işlemleri peşinen onaylayan genel nitelikteki rızalar hukuken geçerli sayılmaz. Diğer taraftan, ipotek tesis eden malik ile borçlu kişinin aynı olmadığı ve üçüncü bir kişinin borcu için aile konutu üzerinde ipotek kurulduğu hallerde kefalet ipoteği söz konusu olur; bu işlemde de diğer eşin rızasının alınması şarttır.

Rızanın Sağlanamadığı Hallerde Hâkimin Müdahalesi

Aile konutuna ilişkin tasarruf için aranan rızayı sağlayamayan veya haklı bir gerekçe olmaksızın kendisine rıza verilmeyen eş, Türk Medeni Kanunu m. 194/2 hükmü doğrultusunda mahkemeye başvurarak hâkimin müdahalesini talep edebilir.

Rızasız Kurulan İpoteğin Geçersizliği ve Mahkeme Değerlendirmesi

Aile konutu niteliğinde olan taşınmaz üzerinde eşin bilgi ve onayı dışında Türk Medeni Kanunu m. 194/1 hükmüne aykırı biçimde ipotek tesis edilmesi halinde ipoteğin kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Taşınmaza ilişkin konut kredisinin teminatı niteliğindeki ipotek işlemlerinde de eşin açık rızası bulunmadığında işlem bağlayıcı sayılmamakta ve basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken bankanın iyi niyet iddiası dinlenmemektedir.

Açık rızanın bulunmadığının kabul edildiği hallerde ipotek geçersiz sayılır. Bu geçersizlik sonucuna varılabilmesi için ipotek tesis edildiği tarihte taşınmazın aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığının ve diğer eşin açık rızasının mevcut olup olmadığının dosyada toplanan delillerle birlikte mahkemece incelenip değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2264, K. 2020/5803Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/2264 E.  ,  2020/5803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 17.11.2020 günü temyiz eden davacı … vekili Av. … geldi, karşı taraf davalılar ve vekilleri gelmedi. Davalı …Ş. Vekilinin mazeretine ilişkin dilekçe verdiği görüldü, mazereti yerinde görülmedi. Davalı …'a usulüne uygun şekilde tebligat yapılamadığı görüldü. Davacı … vekili söz aldı: Biz murafaa istemimizden vazgeçiyoruz dosya üzerinden karar verilsin dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin rızası dışında aile konutu üzerine ipotek konulduğunu, bu durumun Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesine aykırı olduğunu iddia ederek ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yerel mahkemece davaya konu taşınmazın davacı ile davacının eşi olan Mustafa Kınış'ın aile konutu olduğu ancak davacı eşin açık rızası alınmadan dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davacı kadının ipoteğin kaldırılması istemi ile dava açmakta haklı olduğuna karar verilmiştir. Hüküm, davacı kadın tarafından aile konutu şerhi konulması davasının reddi ve vekalet ücreti yönünden, davalı banka tarafından tamamı yönünden istinaf edilmiş, bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk dairesince dava konusu taşınmaz üzerine davacının eşi olan Mustafa Kınış tarafından sağ olduğu tarihte ipotek tesis edildiği, ipotek tesis tarihinde taşınmazın aile konutu olduğu, evlilik birliğinin ölüm ile sona erdiği, açılan davanın konusuz kaldığı, mahalli mahkemece davanın kabulü yönünde kurulan kararın isabetli olmadığı, davacının eşi olan Mustafa Kınış'ın dava açılmadan önce 31.07.2017 tarihinde vefat ettiği, davacı kadının dava açmakta haksız olduğu belirtilerek, mahalli mahkeme kararının kaldırılmasına ve ipoteğin kaldırılması davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk dairesince verilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Somut olayda, dava açıldığı tarihte davacı ve çocukları adına miras yolu ile intikal eden taşınmaz üzerinde davalı banka lehine konulmuş bir ipoteğin varlığı söz konusu olup, davacı sağ eş dava açarak ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Şayet iddia edildiği gibi açık rıza alınmamış ise bu ipotek işleminin geçersiz olduğu açıktır. Dolayısıyla, geçerli bir işlemin olmadığının kabul edildiği hallerde, malik olan eşin ölümünün bu işleme hukukilik kazandırması düşünülemez. Diğer bir anlatımla ölü olan bir işlem diriltilemez. Sağ kalan eşin mirasçı sıfatıyla hakları (TMK madde 240. ve 652) bulunmaktadır ve davacının bu davayı açtığı sırada var olan hukuki yararı yargılama sırasında davalı eşin ölümünden sonra da devam etmektedir. Bunun yanında halen ortada geçersizliği ileri sürülen bir ipotek bulunmaktadır. Bu nedenlerle, evlilik ölümle sona ermekle birlikte davanın konusuz kaldığını söylemek mümkün değildir. Aksi düşünce, davacının davasında haklı olup olmadığı hususunun araştırılmasına olanak sağlamadan, taşınmazın cebri icra ile satılması sonucunu doğuracak, bu durum ise büyük hak kayıplarına yol açacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2-2906 Esas-2017/1723 Karar). Açıklanan nedenlerle, davaya konu taşınmazın davacı ve davacının eşi olan Mustafa Kınış tarafından ipotek işlemi tesis edildiği tarihte aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığı, açık rızasının alınıp alınmadığı dosya içerisinde bulunan deliller bir arada değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,davalı eş Mustafa Kınış'ın ölümü nedeniyle davanın konusuz kaldığı belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 17.11.2020 (Salı)

Görevli Mahkeme ve Dava Süresi

Aile konutu niteliğini taşıyan taşınmazlar üzerinde eşin rızası alınmaksızın ipotek kurulduğu iddialarına dayalı ipoteğin kaldırılması davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Malik olmayan eş davasını bu mahkemede açar.

Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemiyle açılan davalarda herhangi bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Malik olmayan eş, taşınmaz üzerindeki ipotek hakkı devam ettiği müddetçe ipoteğin kaldırılmasına yönelik dava açma hakkını kullanabilir.

Taraf Teşkili ve Malik Eşin Vefatının Davaya Etkisi

Rızası alınmayan eş tarafından ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasında taraf teşkilinin usule uygun kurulması zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/3262 Esas ve 2021/5448 Karar sayılı ilamına göre, lehine ipotek kurulan tarafın yanı sıra ipotek akdinin diğer tarafı olan malik eşin de davada davalı olarak yer alması gerekir; mahkemece malik eşin davaya dahil edilmesi için süre verilip taraf teşkili sağlanmadan ve delilleri değerlendirilmeden hüküm kurulamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/3262, K. 2021/5448Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/3262 E.  ,  2021/5448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kooperatif tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, aile konutu olarak özgülendiği iddia olunan taşınmaz üzerinde, davalı kooperatif lehine tesis edilen ipoteğin iptali isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş, davalı kooperatif tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bölge adliye mahkemesince davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Dava, sadece lehine ipotek tesis edilen kooperatife karşı açılmıştır. Konutun, aile konutu olduğu iddia edilerek davacı eşin açık rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin kaldırılması istendiğine ve dava rızası gereken eş tarafından açıldığına göre, kaldırılması talep edilen ipotek akdinin diğer tarafının da davada davalı olarak yer alması zorunludur. Bu bakımdan davacıya konut üzerinde hak sahibi olan ipotek akdinin diğer tarafını oluşturan eşini de davaya dahil etmek üzere uygun süre verilmesi, davaya dahil edildiği ve gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve taraf teşkili bu şekilde sağlandıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik hasım ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 29.06.2021 (Salı)

Rıza almaksızın ipotek kuran malik eşin vefat etmesi halinde taraf teşkilinin tamamlanması kamu düzeniyle ilgilidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/1233 Esas ve 2022/3511 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 gereğince hukuki dinlenilme hakkının sağlanması için vefat eden eşin mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin bu şekilde ikmal edilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/1233, K. 2022/3511Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/1233 E.  ,  2022/3511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu, vefat eden eşi tarafından kendisinin açık rızası alınmadan taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini ileri sürerek, ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş (TMK m. 194), mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı banka tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından dava konusu taşınmazın ipotek tesis tarihinde aile konutu niteliğinde olmaması sebebiyle davalı bankanın istinaf başvurusunun kabulüne, mahalli mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgilidir. Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir (HMK m.27). Bu sebeplerle davacının vefat eden eşinin mirasçısının davaya dahil edilip, taraf teşkili sağlanıldıktan, gösterdiği takdirde deliller toplanılıp mevcut deliller değerlendirilerek bir karar vermek gerekirken eksik hasımla karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, oy birliğiyle karar verildi.12.04.2022( Salı)

Malik eşin vefat etmesi rızasız ipoteğe dayalı davayı konusuz bırakmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/2264 Esas ve 2020/5803 Karar sayılı ilamı uyarınca, açık rıza alınmadan yapılan işlem geçersiz olduğundan malik eşin ölümü işleme hukukilik kazandırmaz. Sağ kalan eşin Türk Medeni Kanunu m. 240 ve m. 652 kapsamındaki mirasçılık hakları sürdüğünden hukuki yararı devam eder. Türk Medeni Kanunu m. 240/1 uyarınca sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek, yetmediği takdirde bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen diğer düzenlemeler saklıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 240Kaynağı aç
Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. 3. Üçüncü kişilere karşı dava
Tapuda aile konutu şerhi yoksa eşin rızası olmadan ipotek konulabilir mi?

Tapu kütüğüne işlenen aile konutu şerhi kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Taşınmaz fiilen aile konutu niteliğinde ise tapuda şerh bulunmasa dahi ipotek tesisi için malik olmayan eşin açık rızasının alınması şarttır.

Aile konutuna ipotek konulurken eşin açık rızası nasıl verilmelidir?

Türk Medeni Kanunu m. 194 uyarınca rıza için özel bir geçerlilik şekli öngörülmemiştir ve rıza sözlü olarak verilebilir. Ancak rızanın açık olması ve belirli bir işleme yönelik bulunması zorunludur; açık rızanın varlığını ispat yükü tasarrufta bulunana aittir.

Başkasının borcu için aile konutuna ipotek tesis edilebilir mi?

Başkasının borcu sebebiyle aile konutunun ipotek gösterilmesi kefalet ipoteği niteliği taşır. Bu tür işlemlerde de malik olmayan eşin rızasının bulunması şarttır.

Rızasız konulan ipoteğin kaldırılması davasında zamanaşımı süresi var mıdır?

İpoteğin kaldırılması istemiyle açılacak davada herhangi bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Taşınmaz üzerindeki ipotek hakkı devam ettiği müddetçe dava açılabilir.

İpoteği koyduran eş yargılama sırasında vefat ederse dava düşer mi?

Malik eşin ölümü geçersiz ipotek işlemine hukukilik kazandırmaz ve davayı konusuz bırakmaz. Sağ kalan eşin hukuki yararı ve mirasçılık hakları devam ettiğinden, vefat eden eşin mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu