Ertelenen Hapis Cezasının Devlet Memurluğuna Etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Ertelenen Hapis Cezasının Devlet Memurluğuna Etkisi

Ertelenen hapis cezasının devlet memurluğuna etkisi, hükmolunan hapis cezasının süresine ve işlenen suçun yasal niteliğine göre şekillenir. Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilenler ile kanunda açıkça belirtilen katalog suçlardan ceza alan kişilerin cezaları ertelenmiş olsa dahi memuriyete atanmaları mümkün olmadığı gibi, hâlen memur olan kişilerin görevleri de sona erdirilir. Buna karşılık, kanunda tahdidi sayılan katalog suçlar haricinde kalan ve kasıtlı bir suç nedeniyle bir yıldan az süreli olarak tayin edilip ertelenen hapis cezaları devlet memurluğuna engel teşkil etmez.

Danıştay 8. Daire, E. 2018/2262, K. 2021/5405Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/2262 E.  ,  2021/5405 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/2262 Karar No : 2021/5405 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : … Kaymakamlığı İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : 01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almaktadır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının hüküm ve sonuç doğuracağı haller, ilgili kanunlarda yer alan düzenlemelerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. İlgili kanunlarda yer alan düzenlemelerde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarına yer verilebileceği gibi; doğrudan ceza mahkûmiyetinin hukukî varlığına da sonuç bağlanmış olabilir. Memuriyete giriş için genel şartlar kapsamında, Kanun'un 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin 4. alt bendinde; “Kamu haklarından mahrum bulunmamak"; 5. alt bendinde ise; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." şeklinde ifade edilmiştir. Görüleceği üzere; “Kamu haklarından mahrum bulunmamak.” şartı ceza mahkûmiyetine bağlı bir hak yoksunluğu düzenlemesidir ve 5560 sayılı Kanunla yürürlüğe konulan 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinden daha önce yürürlüğe konulan bir kanun hükmüdür. 657 sayılı Kanun, genel kanun/özel kanun ilişkisinde memuriyet statüsünü belirleyen özel bir kanun niteliğinde olsa da 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin özel kanunları da kapsayacak açık lafzı karşısında ilgili (4) numaralı alt bentte belirtilen kamu haklarından mahrum bulunma halinin, yasaklanmış hakların geri verilmesine dair kararla birlikte hukuken son bulacağının kabulü gerekmektedir. 657 sayılı Kanun'un 48/A maddesinin (5) numaralı alt bendinde; ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarından bahsedilmemekte, düzenlemede belirli bir ceza mahkûmiyetinin hukuken var olup olmadığı konu edinilerek, belirli bir ceza mahkûmiyetinin var olması durumunun memuriyete engel teşkil edeceği belirtilmektedir. Bu alt bent, sayılan mahkûmiyetlerin var olması halini memuriyete engel olarak görmektedir. Bu itibarla; "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının" ceza mahkûmiyetini ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığı ve 657 sayılı Kanun'un 48/A (5) numaralı alt bedinde yer alan; "affa uğramış olma" halinin dahi kaybedilen memuriyet şartını geri getirmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda; Kanun'un 5. alt bendinde yer alan; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." şartının, ancak mahkûmiyeti ortadan kaldıran tasarruflar yoluyla kazanılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının 657 sayılı Kanun’un 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde gösterilen şartların sonuçlarını ortadan kaldıran herhangi bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; Özel … Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde öğretmen olarak çalışmakta iken görevine son verilen davacının, görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, her ne kadar davacı hakkında memnu hakların iadesi kararı alınmış olsa da, "terör amaçlı örgüte üye olmak" suçu nedeniyle hüküm giydiği, söz konusu suçun 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde belirtilen devletin güvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında yer aldığı, bu haliyle davacının Devlet memurluğuna atanmak için taşıması gereken genel şartları taşımadığı davacının söz konusu mahkumiyet hükmü nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurumlarda Çalıştırılacak Personel" başlıklı 8. maddesi uyarınca; kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır. Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz. Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Görevlendirme" başlıklı 26. maddesinde; kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerinin eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edileceği, nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde çalışma izninin valilikçe düzenleneceği, valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı; "Görevlendirme şartları" başlığını taşıyan 31. maddesinin 1. fıkrasında her derece ve türdeki kurumlara öğretmen olarak atanacaklarda resmî öğrenim kurumlarına atanacaklarda aranan nitelik ve şartlar aranacağı, resmî dengi bulunmayan özel öğretim kurumlarının yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise Bakanlıkça belirtilen nitelik ve şartları taşıyanların görevleceği düzenlemelerine yer verilmiştir. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun "Davranış ve işbirliği" başlıklı 8. maddesinde; "Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır." hükmü yer almaktadır. Yine; 657 sayılı Kanun'un “Genel ve özel şartlar:” başlıklı 48. maddesinde; “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak, 2. Bu Kanunun 40 ıncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.)Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.”, “Memurluğun sona ermesi:” başlıklı 98. maddesinde; “Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) Memurluktan çekilmesi; ç) İstek, yaş haddi, malûllük sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması; d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere; hukukumuzda Devlet memuru olabilmek için bir kısım genel ve özel şartlar aranmaktadır. İlgililerin bu şartları memuriyete giriş esnasında taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların memuriyet süresince de muhafaza edilmesi kanunî bir gerekliliktir. Bu husus 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinde açıkça ve emredici bir şekilde düzenlenmiş olup; ilgili Kanun maddesinde, şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya memuriyet sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda memurluğun sona ereceği belirtilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri" ana başlığı altında "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53/1. maddesinde, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) , c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almaktadır. Memnu hakların iadesi müessesesi, 765 sayılı TCK'nın 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'un 416-420. maddeleri arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak yerine 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiştir. Bunun sebebi, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesidir. Anılan maddeye göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden kişiye avdet edeceği düzenlemesi öngörülmüştür. Dolayısıyla, TCK anlamında ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla kişilerin yoksun kalacağı haklara kavuşacağı açıktır. Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlarda yer alan hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında yeniden getirilmiştir. Nitekim; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde; "5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." ifadeleri yer almaktadır. Bu maddede bahsedilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 5237 sayılı Kanun dışındaki diğer kanunların anlaşılması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen haklarını geleceğe yönelik olarak kullanma yetkisi sağlayan kararlardır. O halde, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca bir kişinin işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği açık olup; 657 sayılı Kanun'un "Genel ve özel şartlar" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) alt başlığının 5. bendinde; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." şeklinde belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde devlet memurluğuna süresiz olarak girilemeyeceği, ancak yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin geçmişe yönelik olamasa da geleceğe yönelik olarak ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Burada, 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin lafzında idarece tesis edilecek işlemden bahsedilmeden doğrudan ortaya çıkan hukukî neticenin belirtilmesi ve “memurluk sona erer” ifadesine yer verilmesi suretiyle, görevde bulunan memurun, memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi halinde görevine son verileceği, burada idarenin işlem tesisinde takdir yetkisinin bulunmadığı, bir başka anlatımla; bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla; Kanun'un açık lafzından hareketle, memurluğa alım şartlarını kaybeden ya da şartları taşımadığı sonradan anlaşılan ilgililerin görevine herhalükarda son verileceğinden ilgililerin almış oldukları "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" geçmişe yönelik olarak hukuki sonuç doğurmayacaktır. Ancak; "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" mahkûmiyeti ortadan kalkmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerinin ileriye dönük olarak ortadan kaldıracağı, bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararı, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan memuriyete alınma hakkı vermeyip, sonrasında memuriyete başvurma hakkı sağlayacağı, idarenin de ilgilinin açıktan atama niteliğinde olan bu talebini değerlendirirken kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağı açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden; Özel … Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde öğretmen olarak görev yapan davacının, terör amaçlı örgüte üye olmak suçundan dolayı … no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yapılan yargılamasında … tarih ve E: …, K: … sayılı kararla 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği, kararın 09/12/2003 tarihinde kesinleştiği, 5237 sayılı TCK'nın 314/2.maddesi uyarınca 04/07/2005 tarihinde alınan ek kararla cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezasına indirildiği, bu kararın da 12/07/2005 tarihinde kesinleştiği, söz konusu yasal düzenlemeler sonucu lehine oluşan yeni durum ile … Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/12/2011 tarihli kararıyla memnu hakların iadesine karar verildiği, bu arada söz konusu mahkumiyet hükmü sicilden silinmekle beraber arşiv kaydına alındığı, dava konusu işlemle davacının görevine son verilmesi üzerine de memnu haklarının iade olunduğundan bahisle işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında her ne kadar davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/12/2011 tarihli kararıyla "memnu hakların iadesi kararı" verildiği görülmekte ise de; anılan kararın, ileriye dönük sonuç doğurduğu hususu ve 657 sayılı Kanun'un 98. maddesi dikkate alındığında; davacının görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlem yönünden sonuç doğurmayacağı, mahkumiyete bağlı ehliyetsizliği ileriye dönük olarak ortadan kaldıracağından, davacının mevcut görevine son verilmesinin akabinde davacıya açıktan atama kapsamında memuriyete başvurma hakkı vereceğinden; hüküm ve sonucu itibariyle hukuka uygun olan temyize konu kararın gerekçesi değiştirilerek onanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygun bulunan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/11/2021 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : Dava; Özel … Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde öğretmen olarak çalışmakta iken görevine son verilen davacının, görevine son verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, her ne kadar davacı hakkında memnu hakların iadesi kararı alınmış olsa da, “terör amaçlı örgüte üye olmak” suçu nedeniyle hüküm giydiği, söz konusu suçun 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde belirtilen devletin güvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar kapsamında yer aldığı, bu haliyle davacının Devlet memurluğuna atanmak için taşıması gereken genel şartları taşımadığı davacının söz konusu mahkûmiyet hükmü nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” kenar başlıklı 53. maddesinde, “(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, … Yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. …”; 25/5/2005 tarih ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen; “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlıklı 13/A maddesinde, “(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir. …”; 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun; “Genel ve özel şartlar:” başlıklı 48. maddesinde; “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak, 2. Bu Kanunun 40 ıncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.”, “Memurluğun sona ermesi:” başlıklı 98. maddesinde; “Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) Memurluktan çekilmesi; ç) İstek, yaş haddi, malûllük sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması; d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.” hükümleri yer almaktadır. Devlet memuru olabilmek için bir kısım genel ve özel şartlar aranmaktadır. İlgililerin bu şartları memuriyete giriş esnasında taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların memuriyet süresince de muhafaza edilmesi kanunî bir gerekliliktir. Bu husus 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinde emredici bir şekilde, açıkça düzenlenmiştir. Kanunun ilgili maddesinde, şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya memuriyet sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda memurluğun sona ereceği ifade edilmiştir. Burada düzenlemenin lafzından da görüleceği üzere, düzenlemede yer verilen sona erme halleri üzerine tesis edilecek işlem yönünden idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir. Bir başka anlatımla; idarece bu aşamada tesis edilen işlemler zaten vuku bulmuş olan bir hukukî neticenin tespiti işlemleridir. Bu durum, maddenin lafzında tesis edilecek işlemden bahsedilmeden doğrudan ortaya çıkan hukukî sonucun belirtilmesi ve “memurluk sona erer” ifadesiyle kendini göstermektedir. Bu nedenle, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde, memuriyete mutlak surette engel olacağı belirtilen; “anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar”dan mahkûm edilmiş olan ilgililer hakkında sonradan verilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kararlarının; kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle kaybedilmiş olan yasal şartları gerek geçmiş gerekse gelecek açısından geri getirip getirmeyeceği meselesinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Memnu hakların iadesi, (mülga) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121 ilâ 124. maddeleri ve 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 416 ilâ 420. maddelerinde yer almıştır. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ise bu müesseseye yer verilmemiştir. Daha sonra, 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı sayılı Kanun’la 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesiyle “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlığı altında belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağlanan hak yoksunluklarının giderilmesi amacına yönelik düzenleme yapılmıştır. Düzenlemede, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlarda yer alan mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarına atıf yapılarak, söz konusu hak yoksunluklarının giderilebilmesi için belirli şartlar altında yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Düzenlemeye göre, 5237 sayılı Kanun dışındaki herhangi bir kanunda ceza mahkûmiyetine bağlı bir hak yoksunluğu düzenlemesine yer verilmişse; söz konusu kanunda yer alan yoksunluk hali, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde düzenlenen “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” müessesesinin kapsamına dâhil olacaktır. Bu kapsam dâhilinde olacak düzenlemelerin tespiti için öncelikle yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin mahiyetinin belirlenmesi gerekmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi, mahiyeti itibarıyla ceza mahkûmiyetinden doğan hak yoksunluklarını giderme amacına matuf, geçmişe yönelik değil geleceğe yönelik sonuç doğuran yargısal bir işlem olup; dolayısıyla bu karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmamakta, adli sicil veya arşiv kaydının silinmesini sağlamamakta, hükmün varlığı üzerinde herhangi bir etki doğurmamaktadır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının hüküm ve sonuç doğuracağı haller, ilgili kanunlarda yer alan düzenlemelerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. İlgili kanunlarda yer alan düzenlemelerde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarına yer verilebileceği gibi; doğrudan ceza mahkûmiyetinin hukukî varlığına da sonuç bağlanmış olabilir. Bu ayrımın dikkate alınmaması, birbirinden farklı olaylara veya durumlara aynı hukuk kurallarının uygulanması gibi hukuk mantığıyla bağdaşmayacak yöntemlerin izlenmesine neden olacağı gibi hukuk kurallarının bütünlüğünü ve ahengini bozarak tutarsız sonuçlara varılmasına neden olacaktır. Kısacası, "ceza mahkûmiyetine bağlanan hak yoksunluğu" kavramının açıklığa kavuşturulması, hukukî meselenin çözümü açısından önem arz etmektedir. Burada, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde düzenlenmiştir. Söz konusu (A) bendinde belirtilen şartlardan (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerde yer alan şartların memuriyete atanacak kişinin taşıması gereken pozitif şartlar olduğu; (4) ve (5) numaralı alt bentlerde yer alan şartların ise; kişide bulunmaması gereken ceza mahkûmiyetiyle ilişkili negatif şartlar olduğu görülmektedir. Bu şartlar Kanun'un 4. alt bendinde; “Kamu haklarından mahrum bulunmamak"; 5. alt bendinde ise; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." şeklinde ifade edilmiştir.. Görüleceği üzere; “Kamu haklarından mahrum bulunmamak.” şartı ceza mahkûmiyetine bağlı bir hak yoksunluğu düzenlemesidir ve 5560 sayılı Kanunla yürürlüğe konulan 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinden daha önce yürürlüğe konulan bir düzenlemedir. 657 sayılı Kanun, genel kanun-özel kanun ilişkisinde memuriyet statüsünü belirleyen özel bir kanun niteliğinde olsa da 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin özel kanunları da kapsayacak açık lafzı karşısında ilgili (4) numaralı alt bentte belirtilen kamu haklarından mahrum bulunma durumunun, yasaklanmış hakların geri verilmesine dair kararla birlikte hukuken son bulacağının kabulü gerekmektedir. 657 sayılı Kanun'un 48/A maddesinin (5) numaralı alt bendinde ise; ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarından bahsedilmemekte, bu bentte belirli bir ceza mahkûmiyetinin hukuken var olup olmadığı hususu göz önünde tutularak, belirli bir ceza mahkûmiyetinin var olması durumunun memuriyete engel teşkil edeceği belirtilmektedir. Bu alt bent, sayılan mahkûmiyetlerin var olması halini memuriyete engel olarak görmektedir. Bu durumda, "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının" ceza mahkûmiyetini ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığı ve 657 sayılı Kanun'un 48/A (5) numaralı alt bedinde yer alan; “affa uğramış olma” halinin dahi kaybedilen memuriyet şartını geri getirmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda; Kanun'un 5. alt bendinde yer alan; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.” şartının, ancak mahkûmiyeti ortadan kaldıran tasarruflar yoluyla sağlanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının 657 sayılı Kanun’un 1. fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde gösterilen şartların sonuçlarını ortadan kaldıran herhangi bir yönü bulunmadığı görüşüyle temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Kanuni Koşulları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işlediği suçtan ötürü iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına çarptırılan failin cezasının ertelenmesine karar verilebilir. Suçun işlendiği tarihte on sekiz yaşını tamamlamamış veya altmış beş yaşını ikmal etmiş kimseler bakımından erteleme sınırının tavanı üç yıl olarak tatbik edilir. Mahkemece erteleme kararı verilebilmesi için ilgilinin daha evvel kasten işlenmiş bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezası almamış olması ve duruşmadaki pişmanlığı doğrultusunda yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede olumlu bir vicdani kanaatin oluşması zorunludur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. (2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9] (3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. (4) Denetim süresi içinde; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, mahkemece karar verilebilir. (5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.9 (6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir. (7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.[10] (8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır. Adlî para cezası

Hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, mahkûm olduğu hapis süresinden daha kısa olamayacak bir denetim süresi belirlenir. Belirlenen denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak ikmal edilmesiyle hapis cezası infaz edilmiş sayılır. Şayet hükümlü denetim süresi dahilinde kasten yeni bir suç işlerse ya da infaz hâkiminin ihtar ve uyarılarına karşın yükümlülüklerine riayet etmemekte ısrar gösterirse, ertelenen cezanın kısmen yahut tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliği tarafından karar verilir.

657 Sayılı Kanun Bakımından Memuriyete Engel Mahkûmiyetler

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi uyarınca, kasten işlenen bir suçtan ötürü bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası verilmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki kanuni süreler tamamlansa dahi memuriyete kabul edilmek mümkün değildir. Ayrıca devlet güvenliği ve anayasal düzene karşı suçların yanı sıra zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye ya da edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyet bulunması hâlinde, kişi affa uğrasa bile memur olma ehliyetini kaybeder. Bu nitelikteki katalog suçlar ile bir yıl ve üzerindeki hapis mahkûmiyetlerinde cezanın ertelenmiş olması memuriyet engelini ortadan kaldırmaz.

657 sayılı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendinde, memurluğa alınma koşullarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memuriyet esnasında bu koşullardan herhangi birinin kaybedilmesi hâlinde memurluğun sona ereceği düzenlenmiştir. Danıştay 8. Dairesi'nin E. 2018/2262, K. 2021/5405 sayılı kararında açıklandığı üzere, kanun koyucu bu şartların yitirilmesini doğrudan memurluğun sona ermesi sonucuna bağlamış; idareye herhangi bir takdir hakkı tanımaksızın bağlı yetki kuralı gereğince görevine son verme mecburiyeti yüklemiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/156, K. 2025/29Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/156 E.  ,  2025/29 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/156 Karar No : 2025/29 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi – … Rektörlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; … Üniversitesi-… Rektörlüğü Nanoteknoloji ve Biyoteknoloji Enstitü Müdürlüğü Nanoteknoloji Ana Bilim Dalı için ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Kapatılan … Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının nitelikli yağma suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-h, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın 17/04/2013 tarihinde kesinleştiği, …Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı dosyasında ek karar alınmak suretiyle davacının memnu haklarının geri verilmesine karar verildiği, memuriyete alınmada genel koşulların öngörüldüğü 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, anılan maddede sayılan suçlardan herhangi birinden mahkum olmamak kuralı uyarınca davacının memuriyete/kamu görevine alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiği, memnu hakların iadesi kararı alınmasının, anılan maddede yer alan "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesi nedeniyle davacı lehine bir hak vermeyeceği ve davacının hukuki durumunda memuriyete/kamu görevine alınmasına yönelik olumlu bir değişiklik yaratmayacağı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartları düzenleyen 48. maddesinin (A) bendinin 5 numaralı alt bendine göre memur olmaya engel mahkumiyeti bulunmama şartını kaybettiği anlaşılan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin alınan karar ile çalışmasının önündeki engelin kalktığı, atamasının yapılması gerektiği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin…tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 23/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23. maddesinde; "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler. b) Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir. c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler." hükmü yer almaktadır. 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanabilmek için; a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesindeki genel şartlara sahip olmak, b) Yükseköğretim kurumlarının, 2547 sayılı Kanunun 23 üncü, 24 üncü ve 26 ncı maddeleri uyarınca belirlenerek Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanmış öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanmayla ilgili ek koşullar varsa, bu koşulları sağlamış olmak, gerekir. (…)" kuralına yer verilmiştir. 657 sayılı Kanun'un “Genel ve özel şartlar:” başlıklı 48. maddesinde; “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak, 2. Bu Kanunun 40 ıncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.)Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.”, “Memurluğun sona ermesi:” başlıklı 98. maddesinde; “Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) Memurluktan çekilmesi; ç) İstek, yaş haddi, malûllük sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması; d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı üzere; hukukumuzda Devlet memuru olabilmek için bir kısım genel ve özel şartlar aranmaktadır. İlgililerin bu şartları memuriyete giriş esnasında taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların memuriyet süresince de muhafaza edilmesi kanunî bir gerekliliktir. Bu husus 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinde açıkça ve emredici bir şekilde düzenlenmiş olup; ilgili Kanun maddesinde, şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya memuriyet sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda memurluğun sona ereceği belirtilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri" ana başlığı altında "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53/1. maddesinde, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) , c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almaktadır. Memnu hakların iadesi müessesesi, 765 sayılı TCK'nın 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'un 416-420. maddeleri arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak yerine 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiştir. Bunun sebebi, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesidir. Anılan maddeye göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden kişiye avdet edeceği düzenlemesi öngörülmüştür. Dolayısıyla, TCK anlamında ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla kişilerin yoksun kalacağı haklara kavuşacağı açıktır. Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlarda yer alan hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında yeniden getirilmiştir. Nitekim; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde; "5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." ifadeleri yer almaktadır. Bu maddede bahsedilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 5237 sayılı Kanun dışındaki diğer kanunların anlaşılması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen haklarını geleceğe yönelik olarak kullanma yetkisi sağlayan kararlardır. O halde, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca bir kişinin işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği açık olup; 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(…) şeklinde belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde süresiz olarak özel öğretim kurumlarında görevlendirilemeyeceği, ancak; yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin geçmişe yönelik olamasa da geleceğe yönelik olarak ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Burada, şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya görev sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda görev sona erecektir. Düzenlemenin lafzından da görüleceği üzere, düzenlemede yer verilen sona erme halleri üzerine tesis edilecek işlem yönünden idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla; anılan düzenlemeden hareketle, görevlendirme şartlarını kaybeden ya da şartları taşımadığı sonradan anlaşılan ilgililerin görevine herhalükarda son verileceğinden ilgililerin almış oldukları "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" geçmişe yönelik olarak hukuki sonuç doğurmayacaktır. Ancak; "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" mahkûmiyeti ortadan kaldırmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizlikleri ileriye dönük olarak ortadan kaldırmakta, bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararı, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan özel öğretim kurumunda çalışma hakkı vermeyip, sonrasında idareye başvurma hakkı sağlayacağı, idarenin de ilgilinin açıktan atama niteliğinde olan bu talebini değerlendirirken kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden, … Üniversitesi-… Rektörlüğü Nanoteknoloji ve Biyoteknoloji Enstitü Müdürlüğü'nün Nanoteknoloji Anabilim Dalı için açılan bir adet doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuran davacının, 657 sayılı Kanun uyarınca devlet memuru olmaya engel suçtan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunduğundan bahisle atamasının yapılmadığı, davacının nitelikli yağma suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-h, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın 17/04/2013 tarihinde kesinleştiği, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarihli ve E:…, K:… sayılı dosyasında ek karar alınmak suretiyle memnu hakların geri verilmesine karar verildiği görülmektedir. Bu açıklamalar ışığında; davacının 2547 sayılı Kanun kapsamında görev almasını engeller mahkumiyetinin bulunduğu, anılan mahkumiyete ilişkin yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı aldığı görüldüğünden; dava konusu işlemden önce alınan "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" ile mahkûmiyeti ortadan kalkmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen yasaklar, ehliyetsizlikler ortadan kalktığından bu haliyle; işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu; dava konusu işlemden önce yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alındığı görüşüyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Kısa Süreli Cezaların Ertelenmesi ve Ek Hak Yoksunlukları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları kısa süreli hapis cezasıdır. Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu kural olarak Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişiyi memuriyet ve kamu görevlerinden yoksun kılmakta ise de; aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince kısa süreli hapis cezası ertelenen veya suçu işlediğinde on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında bu genel hak yoksunlukları uygulanmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13] a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.[14] (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.[15] (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Eşya müsaderesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49- (1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz. (2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar
Danıştay 12. Daire, E. 2016/10771, K. 2021/918Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2016/10771 E.  ,  2021/918 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2016/10771 Karar No : 2021/918 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde hizmetli kadrosunda görev yapmakta iken, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, E:… sayılı kararı ile 4 yıl, 6 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığından 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca göreviyle ilişiği kesilen davacının, … Ağır Ceza Mahkemesinin memnu hakların iadesine ilişkin … tarih ve E:… sayılı kararı uyarınca açıktan atanma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı …Valiliği işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; konuya ilişkin mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan ötürü belli hakları kullanmaktan yasaklı olacağı, bu yasaklar arasında bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılmanın da bulunduğu, ancak Türk Ceza Kanunu'na göre bu yasakların, mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürebileceği belirtilmiş olmakla birlikte, bu konuda daha özel bir Kanun olan 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5). maddesindeki açık düzenleme dikkate alındığında; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası alan ya da affa uğramış olsa bile bu maddede sayılan suçlardan mahkum olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanmasının mümkün olmadığı, dava konusu olayda da, davacının kamu görevlerine yeniden alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiğinin açık olduğu, memnu hakların iadesi kararı alınmasının da, anılan maddede yer alan "Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesi nedeniyle davacı lehine bir hak vermeyeceği ve davacının hukuki durumunda yeniden göreve başlatılmasına yönelik olumlu bir değişiklik yaratmayacağı hususları göz önüne alındığında, kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan 4 yıl, 6 ay hapis cezası ile cezalandırılan davacının, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesinde öngörülen şartları taşımadığından bahisle göreve başlatılmaması üzerine, yeniden atamasının yapılması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yetiştirme yurdunda yetiştiğinden kendisine uygulanması gereken hükümlerin farklılık arz ettiği, davalı idarenin talebini kabul etmesi gerektiği, mahkum olduğu cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalktığı, memurluğa atanmak için engel bir durumu bulunmadığı, kendisiyle aynı durumda olan 4 kişinin açıktan atamasının yapıldığı, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : …Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde hizmetli kadrosunda görev yapan davacı, kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan yargılandığı …Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 4 yıl, 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmış ve bu sebeple 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca göreviyle ilişiği kesilmiştir. Mahkumiyet hükmü infaz edildiğinden, …Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … değişik iş sayılı kararıyla, davacıya memnu hakları iade edilmiştir. Bunun üzerine davacı, 11/06/2015 tarihinde davalı idareye açıktan atama talebiyle başvurmuş ve yeniden hizmetli kadrosuna atamasının yapılmasını istemiştir. Davalı idarenin, … tarih ve … sayılı işlemiyle davacının isteminin reddedilmesi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde; "Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak" Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel şartlar arasında sayılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; ''(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, (…) yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz…." hükmü yer almaktadır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinde ise; "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde; "5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." yolunda açıklama yapılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Memnu hakların iadesi müessesesi, 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416-420. maddeleriyle düzenlenmiş iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak 01/06/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda bu müesseseye yer verilmemiştir. Ancak, Anayasa'nın 76/2. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu gibi bazı özel Kanunlardaki hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesiyle, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlığı altında yeniden düzenlenmiştir. Memnu hakların iadesinin düzenlendiği 5352 sayılı Kanun'un anılan maddesinde, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması koşuluyla kişilerin hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapacakları başvuru üzerine yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının verileceği belirtilmiştir. Bu maddede söz edilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ibaresinden, 5237 sayılı Kanun'un "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Kaçakçılık Kanunları gibi özel ceza kanunları değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Seçim Kanunu gibi hak yoksunluklarına yer verilen kanunların anlaşılması gerektiği açıktır. Öte yandan; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğundan, memnu hakların iadesi müessesesi ile, ceza mahkumiyetinden doğan süresiz yasakların ve ehliyetsizliklerin önüne geçilerek, yasak ve ehliyetsizliklerden kurtulmak isteyen kimseyi düzgün ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde yaşamaya teşvik etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi sağlayan kararlardır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesini yeniden düzenleyen 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin 2006 yılında yürürlüğe girmesinden sonra, 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde 2008 yılında 5728 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak maddeye, "Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;" ibaresi eklenmiş ise de, memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi devlet memuru olunamayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan yasal düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanunu'ndaki süreler geçirilmiş olsa bile" ibaresiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkûm olan ve bu mahkûmiyeti nedeniyle belli hakları kullanmaktan yasaklanan kişilerin Devlet memuru olamayacağı, yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda ise, mahkûmiyet ortadan kalkmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerinin ileriye dönük olarak ortadan kalkacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararının, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan memuriyete alınma hakkı vermeyip memuriyete başvurma hakkı sağlayacağı, idarenin bu noktada kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağı açıktır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından, 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5). maddesi hükmünün özel Kanun hükmü olduğu, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi hükmünün ise genel Kanun hükmü olduğu ve davacının 657 sayılı Kanun'un özel hükmü uyarınca memuriyete alınma şartlarını taşımadığından, memuriyete yeniden kabul edilemeyeceği hususları dava konusu işlemin tesis edilme gerekçesi olarak gösterilmiştir. Yukarıda anlatılan mevzuat hükümleri ve dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının sözü edilen mahkûmiyetine bağlı olan hak yoksunluğunun, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce aldığı memnu hakların iadesi kararı ile ortadan kalktığı, dolayısıyla, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde yeni oluşan koşullara göre bir değerlendirme yapılması gerekeceğinden, davacının memuriyete engel mahkûmiyetinin bulunduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Katalog suç kapsamı dışındaki bir eylem nedeniyle kasten verilen ve bir yıldan daha az süreli olan hapis cezasının ertelenmesi durumunda, kişinin memur olma vasfı korunur ve mevcut görevi sonlandırılmaz. Buna karşın, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci fıkrası gereğince kamusal bir hak veya yetkinin kötüye kullanılması suretiyle suç işlendiği gerekçesiyle hapis cezasının infazından sonra başlamak üzere ek bir hak yoksunluğu getirilmişse, söz konusu yasaklama süresi boyunca ilgilinin memuriyeti askıya alınır; ek hak yoksunluğu süresinin bitimiyle memuriyet hakları yeniden işlerlik kazanır.

İnfaz Sonrası Memnu Hakların İadesi Kararı

Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki genel hak yoksunlukları kural olarak cezanın infaz edilmesiyle birlikte kendiliğinden kalkmaktadır. Bununla birlikte, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesi, kasten işlenen suçlarda bir yıl ve üzeri hapis cezalarını veya katalog suç mahkûmiyetlerini bu genel kuraldan ayırarak yasal süreler geçmiş olsa dahi süresiz bir engel hâline getirmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde düzenlenen yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunda, cezanın infazından itibaren üç yıl geçmesi, bu sürede yeni bir kasıtlı suç işlenmemesi ve hayatın iyi halli sürdürüldüğüne mahkemece kanaat getirilmesi şartıyla özel kanunlardan doğan hak yoksunluklarının giderilmesi imkânı aranır.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının memuriyete dönme hakkı doğurup doğurmayacağı hususunda yargı kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Danıştay 12. Dairesi'nin E. 2016/10771, K. 2021/918 sayılı kararında ve Danıştay 8. Dairesi'nin E. 2018/2262, K. 2021/5405 sayılı kararında; memnu hakların iadesinin mahkûmiyeti bütünüyle ortadan kaldırmasa da bundan doğan ehliyetsizlikleri geleceğe dönük tasfiye edeceği, kişiye doğrudan atanma hakkı vermemekle birlikte açıktan atama amacıyla memuriyete başvurma ehliyeti tanıyacağı ve idarenin kadro ile hizmet ihtiyacını gözeterek takdir yetkisi çerçevesinde bir karar vereceği benimsenmiştir. Buna mukabil Danıştay 8. Dairesi'nin E. 2023/156, K. 2025/29 sayılı daha sonraki bir kararında, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesi uyarınca memuriyete engel mahkûmiyeti bulunan bir kimsenin yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı almış olmasına karşın kamu görevine atanmaması yönünde tesis edilen idari işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddi kararı onanmıştır.

Ertelenen hapis cezası memuriyetin sona ermesine neden olur mu?

Kasten işlenen bir suçtan ötürü bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası verilmişse ya da ceza zimmet, dolandırıcılık, rüşvet gibi kanunda sayılan katalog suçlardan birine dayanıyorsa, cezanın ertelenmiş olması memuriyetin sona ermesini engellemez. Kanunda sayılan katalog suçlar haricindeki bir yıldan az süreli ertelenen hapis cezaları ise memuriyetin feshini gerektirmez.

Hapis cezasının ertelenmesinde denetim süresi nasıl uygulanır?

Cezası ertelenen hükümlü hakkında mahkeme tarafından bir yıldan az ve üç yıldan çok olmamak kaydıyla bir denetim süresi belirlenir. Bu denetim süresinin alt sınırı, hüküm altına alınan hapis cezasının süresinden daha az tayin edilemez.

Kısa süreli hapis cezası ertelenen kişiye memuriyet yasağı uygulanır mı?

Hükmolunan kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kamu görevinin üstlenilmesinden ve memuriyette istihdam edilmekten yoksun bırakılma yaptırımı uygulanmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu