Nafaka Borçlusu Erkek Evlenirse Nafaka Düşer Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Nafaka Borçlusu Erkek Evlenirse Nafaka Düşer Mi?

Nafaka borçlusu erkeğin yeniden evlenmesi, ödemekle yükümlü olduğu yoksulluk veya iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmez ve miktarını otomatik olarak düşürmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca nafakanın kendiliğinden kalkması yalnızca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü durumunda gerçekleşir. Bununla birlikte borçlunun yeniden evlenmesi sonucunda ailevi giderlerinin artması ve mali gücünün önemli ölçüde eksilmesi, hakkaniyet gereğince nafakanın indirilmesi talebiyle dava açılmasına hukuki gerekçe oluşturabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/20349, K. 2014/7657Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/20349 E.  ,  2014/7657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : FETHİYE AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2013 NUMARASI : 2013/324-2013/108 Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması-artırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesinde, tarafların Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/17-2009/368 sayılı kararı ile boşandıklarını, davalı için 250 TL yoksulluk,müşterek çocuk için 400 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davalının çalıştığını, maddi durumunun iyi olduğunu belirterek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevabında ve karşı davasında; davacının boşanma davası sırasında davalıya 250 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiğini, davalının boşanma davası sırasında da aynı iş yerinde çalıştığını, davalının ekonomik durumunda bir değişiklik olmadığını belirterek haksız açılan davanın reddi ile yoksulluk ve iştirak nafakasının hükmedildiği tarihten itibaren geçen süre nazara alınarak yoksulluk nafakasının 400 TL'ye,iştirak nafakasının ise 600 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesi dava ve talep etmiştir. Mahkemece; asıl davanın kabulü ile,yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, karşı dava yönünden ise ; yoksulluk nafakasının artırılması davasının reddine, iştirak nafakasının ise 400 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;4721 sayılı Yasa'nın 176/3.maddesine göre; “sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irat tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akti olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irat kesilir. İrat şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın arttırılması da istenebilir. Somut olayda ;davacı ve davalının 2009 yılında boşandıkları, boşanma davası sırasında davacının davalıya 250 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği, davalının boşanma davası sırasında da aynı iş yerinde çalıştığı,davacının ise dava dilekçesinde ve yargılama sürecinde ekonomik durumunun kötüye gittiği yönünde bir iddiada bulunmadığı,dolayısıyla tarafların sosyal ekonomik durumunda nafakanın kaldırılmasını yada azaltılmasını gerektirecek bir değişiklik yaşanmadığı bu suretle şartları itibariyle oluşmayan yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yoksulluk Nafakası Bakımından Erkeğin Yeniden Evlenmesi

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir ve bu yükümlülükte nafaka borçlusunun kusurlu olması şartı aranmaz. 4721 sayılı Kanun m. 176/3 uyarınca irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı durumunda kendiliğinden son bulur. Nafaka alacaklısının evlilik akti olmaksızın fiilen karı koca gibi yaşaması, yoksulluğunun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise nafaka ancak mahkeme kararı ile kaldırılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi durumunda ise iradın kendiliğinden sona ereceğine ilişkin bir yasal hüküm bulunmamaktadır. Ancak 4721 sayılı Kanun m. 176/4 gereğince tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın azaltılması talep edilebilir. Boşanma sırasında nafaka ödemeyi kabul eden borçlunun yargılama sürecinde ekonomik durumunun kötüye gittiğini iddia ve ispat edememesi ve tarafların sosyoekonomik durumlarında değişiklik bulunmaması halinde yoksulluk nafakasının kaldırılması ya da azaltılması istemi mahkemece reddedilir. Öte yandan talep bulunması durumunda hâkim, irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.

İştirak Nafakası ve Çocukların Bakım Yükümlülüğü

Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuk ergin olana kadar devam eder; çocuk ergin olduğu halde eğitimi sürüyorsa durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi bitene kadar devam eder. 4721 sayılı Kanun m. 327/1 uyarınca çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanması esastır. Nafaka miktarı ise çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları, ödeme güçleri ve çocuğun kendi gelirleri gözetilerek belirlenir. Kanun gereğince belirlenen nafaka her ay peşin olarak ödenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. III. Dava hakkı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 330Kaynağı aç
Madde 330- Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. V. Durumun değişmesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/7814, K. 2015/14214Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/7814 E.  ,  2015/14214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ISPARTA 2. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2014 NUMARASI : 2013/361-2014/161 Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesinde; kendisi ve müşterek çocuklar için davalıya Kocaeli 1. Aile Mahkemesi'nin 2009/1307 esas, 2009/1221 karar sayılı ilamı ile toplam 700 TL nafaka ödemekle yükümlü kılındığını, bu nafakaları ödemeye devam etmekte iken 01/01/2013 tarihinde işinden ayrıldığını ve nafaka ödeyecek gücü kalmadığını belirterek, toplam 700 TL nafakanın kaldırılmasını, bunun mümkün olmaması halinde ise aylık 150 TL'ye indirilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21.11.2013 tarihli dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında ise; tarafların Kocaeli 1. Aile Mahkemesi'nin 2009/1307 esas, 2009/1221 karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını ve bu karar ile davalı lehine aylık 200 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuklar Melisa ve Cüneyd için ise aylık 250'şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, boşanma sırasında müvekkilinin uzman çavuş olarak çalıştığını ve nafaka miktarının buna göre belirlendiğini ancak müvekkilinin 01.01.2013 tarihi itibariyle bu işten ayrıldığını, davalının ise 03.05.2013 tarihinde yeniden evlendiğini, ayrıca kendisine ait bir kuaför dükkanı işletmeye başladığını belirterek, davalı kadın için ödenen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını, müşterek çocuklar için ödenen aylık toplam 500 TL iştirak nafakasının ise aylık toplam 150 TL'ye düşürülmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını ve nafaka miktarlarının da davalı ile yapmış oldukları protokol çerçevesinde belirlendiğini, davacının sözleşme niteliğinde olan bu protokole uymakla yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının gelirinde azalma, davalının gelirinde ise artış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının 03/05/2013 tarihinde evlenmesi nedeni ile yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkmış olacağından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı için belirlenen aylık 200,00 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden 19/02/2013 davalının evlendiği 03/05/2013 tarihine kadar geçerli olmak üzere aylık 150,00 TL ye düşürülmesine, müşterek çocuklar Melisa ve Cüneyd için belirlenen aylık 250,00'şer TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 200,00'er TL ye indirilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dosya kapsamı itibariyle, tarafların Kocaeli 1. Aile Mahkemesi'nin 2009/1307 esas, 2009/1221 karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma ilamının 28.12.2009 tarihinde kesinleştiği, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı kadın için aylık 200 TL yoksulluk, müşterek çocuklar Melisa ve Cüneyd için aylık 250'şer TL iştirak nafakası ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Tarafların sosyal ekonomik durum araştırmasından; davacı tarafın uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 31.12.2012 tarihinde kendi isteği ile çalıştığı kurumdan ayrıldığı, bir şirkette aylık 1.100 TL ücret ile şoför olarak çalışmaya başladığı ve yeniden evlenmiş olduğu, davalının ise kadın kuaförlüğü yaptığı ve dava sırasında 03/05/2013 tarihinde yeniden evlendiği tespit edilmiştir. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katkıda bulunması gerekir. Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana-baba tarafından müşterek karşılanması da ilke olarak kabul edilmiştir (TMK. 327 md.). Bu nedenledir ki, iştirak nafakasının çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana-babanın mali durumları da gözetilerek takdiri gerekir. Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile şartları oluştuğu takdirde artırılabilir veya azaltılabilir. Aksi düşünce "güven" ilkesine aykırı düşer. Zira davacının sözleşme (protokol) ile elde ettiği "statü"ye beslediği güven, davalı (borçlunun) sosyal ve ekonomik durumunun bu özel statüyü koruyacak seviyeden daha aşağı düşmediği (kötüleşmediği) veya hakkaniyet bunu gerektirmediği sürece sarsılıp boşa çıkarılamaz. Ancak sözleşmeyle kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın aradan çok az bir zaman geçtikten sonra indirilmesi isteminde bulunmak, hakkın kötüye kullanılması mahiyetini de arz edebilir. Ancak, karşılıklı sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa (örneğin olağanüstü dalgalanmalarda edimler arasındaki denge altüst oluyor ve bu yüzden ifa aşırı derecede zorlaşıyorsa) güven sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi (MK. mad. 2) gereğince sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelir. Somut olayda davacının işinden kendi isteği ile ayrıldığı ve bu aşamadan sonra şoför olarak bir şirkette çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Buna göre taraflar arasında görülen boşanma davasından sonra davacı tarafın ekonomik durumunda, anlaşma protokolü ile kabul edimiş olan edimlerin uyarlanmasını gerektirecek şekilde öngörülemez ve katlanılamaz nitelikte olağanüstü değişikliklerin olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma kararından sonra müşterek çocuklar lehine olan iştirak nafakasında herhangi bir artışa gidilmemiş olup, aradan geçen sürede eğitim hayatına başlayan ve devam eden müşterek çocukların ihtiyaçlarının artış gösterdiği açıktır. Bu durumda; tarafların gelir durumu, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve genel ihtiyaçları doğrultusunda, anlaşmalı boşanma davasında belirlenen iştirak nafakasının indirilmesi hakkaniyete uygun olmayıp, bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü ile iştirak nafakasının yazılı şekilde indirilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 327Kaynağı aç
Madde 327- Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı hâlinde, hâkimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarfedebilirler. II. Süresi

Ana ve baba yoksul oldukları, çocuğun özel durumu olağanüstü harcama gerektirdiği veya olağandışı bir sebebin varlığı halinde, hâkimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarf edilebilir. Velayeti kullanmayan eşin çocuğun giderlerine katılma borcu çocuğun korunmasına yönelik olduğundan, nafaka borçlusunun veya alacaklı annenin evlenmesi bu yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 4721 sayılı Kanun m. 331 hükmüne göre durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya nafakayı kaldırabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 331Kaynağı aç
Madde 331- Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. VI. Geçici önlemler 1. Genel olarak

Nafaka borçlusunun kendi isteğiyle işinden ayrılarak daha düşük ücretli bir işe girmesi ve bu süreçte yeniden evlenmesi halinde, ekonomik durumunda anlaşma protokolünün uyarlanmasını gerektirecek öngörülemez ve katlanılamaz nitelikte olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı ve müşterek çocukların eğitim ihtiyaçlarının artış gösterdiği durumlarda iştirak nafakasının indirilmesi talebi reddedilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Uyarlanması ve Sınırları

Nafaka iradı tarafların yaptıkları bir anlaşma protokolüne dayansa dahi şartları oluştuğunda artırılabilir veya azaltılabilir. Karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde denge umulmadık gelişmeler sebebiyle bozulur ve ifa aşırı derecede güçleşirse, dürüstlük ilkesi uyarınca sözleşme koşulları değişen duruma uyarlanabilir. Ancak davalının protokolle elde ettiği statüye beslediği güven, borçlunun sosyoekonomik durumunun bu statüyü koruyacak seviyenin altına düşmediği veya hakkaniyet gerektirmediği sürece zedelenemez. Hâkimce onaylanan iradın aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra indirilmesinin talep edilmesi hakkın kötüye kullanılması sayılabilir.

Dava Süreci ve İspat Kriterleri

Nafakanın uyarlanması, indirilmesi veya kaldırılması istemiyle açılan davalarda usul kurallarına tam uyum gösterilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/2 uyarınca dava dilekçesinde kanunen zorunlu unsurlarda eksiklik bulunması durumunda hâkim, davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir; bu süre zarfında eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]

Nafaka alacaklısının evlilik akdi olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığı iddiasına dayanan kaldırma taleplerinde soyut beyanlar yeterli olmayıp somut deliller aranır. Bu uyuşmazlıklarda tanık beyanları, ortak konut düzeni, ekonomik birliktelik ve sosyal medya paylaşımları gibi fiili yaşam birlikteliğini ortaya koyan somut olgular değerlendirilir.

Erkek yeniden evlenince nafaka kendiliğinden kalkar mı?

Nafaka borçlusu erkeğin yeniden evlenmesi nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez; kanunda nafakanın kendiliğinden kalkması alacaklı tarafın evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü haline bağlanmıştır.

Erkeğin evlenmesi nafakanın indirilmesi sebebi sayılır mı?

Yeniden evlenen borçlunun ailevi harcamalarının artması ve mali gücünün önemli ölçüde eksilmesi halinde 4721 sayılı Kanun m. 176/4 uyarınca nafakanın indirilmesi talep edilebilir; ancak ekonomik durumun kötüleştiğinin somut delillerle ispatı zorunludur.

Borçlunun kendi isteğiyle düşük ücretli işe geçmesi nafakayı etkiler mi?

Nafaka borçlusunun kendi isteğiyle işten ayrılarak daha düşük gelirli bir işe geçmesi ve evlenmesi, protokol edimlerinin uyarlanmasını gerektirecek öngörülemez bir durum sayılmadığından nafakanın indirilmesi talebi reddedilebilir.

Annenin evlenmesi çocuğa ödenen nafakayı sona erdirir mi?

İştirak nafakası çocuğun bakım ve korunma giderlerine yönelik olduğundan, nafaka alacaklısı annenin evlenmesi bu nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu