Emniyet Kemeri Cezası, Sürücü Yükümlülükleri ve İtiraz Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Emniyet Kemeri Cezası, Sürücü Yükümlülükleri ve İtiraz Usulü

Emniyet kemeri takmamak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesi kapsamında idari para cezası gerektiren bir trafik ihlalidir. 12 Şubat 2026 tarihli değişiklikle bu madde kapsamında emniyet kemeri kullanmayan sürücü veya yolculara 2.500 Türk lirası idari para cezası uygulanmaktadır. Aynı kuralı kısa sürede defalarca ihlal eden sürücüler için sürücü belgesi geri alma yaptırımı da devreye girmektedir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde
78 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:12/2/2026-7574/26 md.)
Araçların sürülmesi sırasında sürücü
ve yolcuların güvenliğine ilişkin olarak;
a) Emniyet kemerinin,
b) Koruma başlığı ve koruma
gözlüğünün,
c) Çocuk bağlama sisteminin,
d) Yönetmelikte belirlenen diğer
koruyucu sistemlerin,
usulüne uygun olarak kullanılması
zorunludur. Koruyucu sistemleri usulüne uygun olarak kullanmayanlar da koruyucu
sistem kullanmamış sayılırlar. Koruyucu sistemlerinin nitelikleri ve nicelikleri
ile hangi araçlarda ve hangi tarihten itibaren hangi şartlarda bulundurulacağı
ve kullanılacağı yönetmelikte belirtilir.
Yönetmelikte cins ve sınıfları
belirtilen araçlarda seyahat eden yolcuların, araç hareket etmeden önce ve
seyahat sırasında emniyet kemerlerini bağlamaları konusunda uyarılmaları
zorunludur.
Birinci fıkranın (a) bendi hükmünü
ihlal eden sürücülere/yolculara 2.500 Türk lirası idari para cezası uygulanır.
Sürücüler tarafından son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir yıl
içinde bu kuralın dört veya daha fazla ihlal edilmesi halinde sürücü belgeleri
her seferinde otuz gün süreyle geri alınır.
Sürücü belgesi geri alma işlemleri bu
Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır. Bu madde
kapsamında geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için bu Kanun
kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması
şarttır.
Birinci fıkranın (b) bendi hükmünü
ihlal eden sürücülere/yolculara 2.500 Türk lirası idari para cezası uygulanır.
Son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde bu kuralın
ikinci defa ihlal edilmesi halinde 5.000 Türk lirası, üçüncü ve daha fazla ihlal
edilmesi halinde her seferinde 10.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.
Birinci fıkranın (d) bendi ile ikinci
fıkra hükümlerini ihlal edenlere 1.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.
Birinci fıkra kapsamında işlem
yapılan araçlarda bulunan sürücü ve yolcular gerekli koruyucu sistemleri takmadan/kullanmadan
aracın karayolunda seyrine izin verilmez.
Sürücüler,
15 yaşını doldurmamış çocukların birinci fıkrada belirtilen koruyucu sistemleri
kullanmalarını sağlamak zorundadırlar. 15 yaşını doldurmamış çocukların
koruyucu sistemleri kullanmadan veya usulüne uygun olarak kullanılmasını
sağlamadan seyahatine izin veren araç sürücüsüne 5.000 Türk lirası idari para
cezası uygulanır.
Park ücretinin alınması, araçların çektirilmesi
ve kaldırılması ile muhafazası:[67]

Sürücünün Yükümlülükleri ve Cezanın Muhatabı

KTK m. 78 uyarınca sürücü, yalnızca kendi emniyet kemerini takmakla değil, araçtaki tüm yolcuların da emniyet kemeri takmasını sağlamakla yükümlüdür; bu yükümlülük arka koltukta oturan yolcuları da kapsamaktadır. Kanun metninde idari para cezası sürücülere ve yolculara birlikte öngörülmektedir; bununla birlikte, cezanın yolculara doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı konusunda kanun metni ile ikincil değerlendirmeler arasında görüş farklılığı mevcuttur ve bu konu hukuki açıdan dikkat gerektirmektedir. Emniyet kemerini usulüne uygun biçimde kullanmayanlar ise kanun gereği hiç kullanmamış sayılmaktadır; usulsüz kullanım ile hiç kullanmama arasında yaptırım bakımından fark bulunmamaktadır.

15 Yaş Altı Çocuklar İçin Özel Yaptırım

KTK m. 78/7, 15 yaşını doldurmamış çocuklar için sürücüye ayrı ve daha ağır bir yükümlülük yüklemektedir. Sürücü, bu yaş grubundaki çocukların koruyucu sistemleri kullanmalarını sağlamak zorundadır. Bu yükümlülüğü yerine getirmeden seyahate izin veren sürücüye 5.000 Türk lirası idari para cezası uygulanmaktadır.

Koruyucu Sistemlere Göre Farklılaşan Ceza Miktarları

KTK m. 78/5, ihlal edilen koruyucu sistem türüne göre farklı ceza miktarları öngörmektedir. Emniyet kemeri bakımından ihlal başına uygulanan ceza 2.500 Türk lirasıdır. Koruma başlığı ve koruma gözlüğüne ilişkin (b bendi) ihlallerde de ilk ihlal için 2.500 Türk lirası uygulanmakla birlikte bu bent için kademeli bir artış yapısı getirilmiştir: son ihlal tarihinden geriye doğru bir yıl içinde ikinci ihlalde 5.000 Türk lirası, üçüncü ve daha fazla ihlalde ise her seferinde 10.000 Türk lirası idari para cezası uygulanmaktadır. Yönetmelikte belirlenen diğer koruyucu sistemlerin (d bendi) ve yolcu uyarısı zorunluluğunun (ikinci fıkra) ihlali için ise 1.000 Türk lirası idari para cezası öngörülmektedir. Bu tutarların tamamı 12 Şubat 2026 tarihli değişiklik sonrasına aittir.

Yolcu Uyarısı Zorunluluğu ve Yönetmelik Kapsamı

KTK m. 78/2 uyarınca, yönetmelikte cins ve sınıfları belirlenen araçlarda seyahat eden yolcuların araç hareket etmeden önce ve seyahat sırasında emniyet kemerlerini bağlamaları konusunda uyarılmaları zorunludur. Hangi araç türlerinin bu kapsama girdiği ilgili yönetmelikte belirlenmekte olup bu zorunluluğun ihlali KTK m. 78/5 kapsamında 1.000 Türk lirası idari para cezasına tabidir. Koruyucu sistemlerin nitelikleri ile hangi araçlarda ve hangi koşullarda bulundurulacağı da yönetmelik hükümlerine bırakılmıştır.

Sürücü Belgesi Geri Alma ve İade Koşulları

KTK m. 78/3 kapsamında, bir sürücünün son ihlal tarihinden geriye doğru bir yıl içinde emniyet kemeri kuralını dört veya daha fazla kez ihlal etmesi hâlinde sürücü belgesi her seferinde otuz gün süreyle geri alınmaktadır. Bu yaptırım idari para cezasına ek olarak işlemekte ve ehliyetin geçici olarak geri alınması anlamına gelmektedir.

Geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi, KTK m. 78/4 gereğince belirli bir koşula bağlanmıştır: bu Kanun kapsamında verilmiş tüm idari para cezalarının eksiksiz tahsil edilmiş olması şarttır. Herhangi bir ödenmemiş ceza bulunması hâlinde iade gerçekleştirilememektedir. Sürücü belgesi geri alma işlemlerini yürütmeye yetkili görevliler ise KTK m. 6'da ayrıca düzenlenmiştir.

İhlal tespit edilen araçta bulunan sürücü ve yolcuların, gerekli koruyucu sistemleri takmadan veya kullanmadan aracın karayolunda seyrine izin verilmemesi de KTK m. 78/6 kapsamında düzenlenmiştir. Bu hüküm, idari para cezasına ek olarak, koruyucu sistem takılmadan yola devam edilmesini engelleme yetkisini içermektedir.

Cezaya İtiraz: Süre ve Usul

Emniyet kemeri cezası da dahil olmak üzere idari para cezalarına itiraz, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesiyle düzenlenmiştir. Buna göre itiraz, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine dilekçe ile yapılmalıdır. Bu süre içinde başvurulmaması hâlinde idari yaptırım kararı kesinleşir ve itiraz hakkı sona erer.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya
geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi
tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.
Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.
(2)
Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu
sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı
başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak,
mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.
(3) Başvuru, bizzat kanunî
temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile
yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.
(4) Başvuru dilekçesinde,
idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller
açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını
engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.
(5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34
md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara
karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle
idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz
edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde
incelenir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle
idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen
beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı
itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili
olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde;
idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle
birlikte idarî yargı merciinde görülür.
Başvurunun incelenmesi

Başvuru, bizzat, kanuni temsilci veya avukat aracılığıyla sulh ceza mahkemesine dilekçe sunularak yapılır. Dilekçede idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler ve ileri sürülen deliller açıkça gösterilmelidir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28- (1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan
ön inceleme sonucunda;
a) Yetkili olmadığının anlaşılması
halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
b) Başvurunun süresi içinde
yapılmadığının, başvuru konusu idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek
kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde,
bu nedenlerle başvurunun reddine,
c) (a) ve (b) bentlerinde
sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne,
Karar verilir.
(2) Başvurunun usulden kabulü
halinde mahkeme dilekçenin bir örneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder.
(3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu,
başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye
cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir
örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının
aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî
yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak
verilir.
(4) Mahkeme, başvuruda bulunan
kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen
tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen
günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat
edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak
hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat
yazısında açıkça belirtilir.
(5) Ceza Muhakemesi Kanununun
tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ile ilgili
olarak da uygulanır.
(6)
Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum
ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu okunur,
diğer deliller ortaya konulur.
(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten
ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen
ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım
kararı verilen tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir.
Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.
(8) Mahkeme, son karar olarak
idarî yaptırım kararının;
a) Hukuka uygun olması nedeniyle,
"başvurunun reddine",
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle,
"idarî yaptırım kararının kaldırılmasına",
Karar verir.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/35
md.) İdarî para cezasının alt ve üst sınırının kanunda gösterildiği kabahatler
dolayısıyla verilmiş idarî para cezasına karşı başvuruda bulunulması halinde, mahkeme
idarî para cezasının miktarında değişiklik yaparak da başvurunun kabulüne karar
verebilir.
(10) Onbeşbin Türk Lirası
dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.[2][3][4]
İtiraz yolu

Mücbir sebep nedeniyle on beş günlük sürenin kaçırılması durumunda Kabahatler Kanunu m. 27/2 ayrı bir yol öngörmektedir: mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahkemeye başvurulabilmektedir. Ancak bu başvuru kararın kesinleşmesini engellemez; mahkeme yalnızca yerine getirmeyi durdurabilir.

Mahkemedeki İnceleme Süreci

Sulh ceza mahkemesi başvuruyu önce ön incelemeye tabi tutar. Mahkemenin yetkisiz olduğunun anlaşılması hâlinde dosya yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilir. Başvurunun süresinde yapılmamış olması, incelenebilir nitelikte olmaması veya başvuranın hak sahibi bulunmaması hâlinde başvuru reddedilir. Bu nedenlerin bulunmaması hâlinde mahkeme başvuruyu usulden kabul eder.

Usulden kabul kararının ardından mahkeme, dilekçenin bir örneğini ilgili kamu kurum veya kuruluşuna tebliğ eder. İlgili kurum, tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde mahkemeye cevap vermek ve yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tam bir örneğini sunmak zorundadır. Mahkeme, tarafları talep üzerine veya re'sen dinleme günü belirleyerek çağırabilir; bu gün ile tebligat günü arasında en az bir haftalık süre bulunması gerekir. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel oluşturmaz; bu husus tebligat yazısında açıkça belirtilir.

Dinlemede sırasıyla başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurumu temsilcisi ve varsa tanıklar dinlenir; bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur. Yargılamada tanıklık, bilirkişi incelemesi ve keşfe ilişkin Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Tüm deliller ortaya konduktan sonra mahkeme, aleyhine karar verilen tarafa son söz hakkı tanır; bu hak kanuni temsilci veya avukat tarafından da kullanılabilir.

Mahkeme son karar olarak idari yaptırım kararını hukuka uygun bulursa başvuruyu reddeder; hukuka aykırı bulursa idari yaptırım kararını kaldırır. İdari para cezasının alt ve üst sınırının kanunda gösterildiği kabahatlerde mahkeme, cezanın miktarını değiştirerek de başvurunun kabulüne karar verebilir.

Kabahatler Kanunu m. 28/10 uyarınca belirli bir parasal eşiğin altında kalan idari para cezalarına itiraz üzerine verilen sulh ceza mahkemesi kararları kesindir. Bu eşiğin güncel mevzuattaki tutarının bağımsız doğrulama gerektirdiği ve değişmiş olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Mevcut emniyet kemeri cezasının bu eşikle ilişkisi pratik açıdan önem taşıyabilmektedir.

İtirazda Delil Sunmanın Önemi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E. 2021/19753, K. 2021/15365 sayılı kararında, sürücünün başvuru dilekçesiyle birlikte tıbbi durumuyla ilgili sağlık belgesi (epikriz raporu) sunduğu bir uyuşmazlıkta sulh ceza mahkemesinin ret kararı bozulmuş ve uygulanan idari yaptırım kaldırılmıştır. Söz konusu karar, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluyla sonuçlanmış olup bu yol olağan itiraz sürecinden bağımsız ve istisnai niteliktedir; dolayısıyla genel itiraz sürecindeki uygulamayı doğrudan temsil etmeyebilir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/19753, K. 2021/15365Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/19753 E.  ,  2021/15365 K.
"İçtihat Metni"
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na aykırı davranmak eyleminden dolayı kabahatli … hakkında anılan Kanunun 78/1-A maddesi uyarınca 132,00 Türk lirası idarî para cezası uygulanmasına dair İzmir Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nün 03/06/2020 tarihli ve MA … sayılı idarî para cezası karar tutanağına karşı yapılan yapılan başvurunun reddine ilişkin KARŞIYAKA 2. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 08/09/2020 tarihli ve 2020/1331 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'ndan verilen 01/03/2021 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.03.2021 tarihli ve KYB. 2021-34506 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, kabahatlinin olay anında emniyet kemerinin takılı olduğu, sağlık sorunları bulunması ve emniyet kemerinin kalp pilinin üzerine gelmesi nedeniyle koltuk altından kemeri taktığı şeklinde itirazda bulunması üzerine, Mahkemece, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Tescil plakasına göre tutanak düzenlenmesi başlıklı 116. maddesinde yer alan "Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veya yasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrol mahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sistemine girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir…MA seri … numaralı trafik idari para cezası karar tutanağı tanzim edildiği, tutanaktaki araç bilgileri ile kayıtlardaki araç bilgilerinin birbirini doğruladığı, görevli memurların hükümlü hakkında gerçeği yansıtmayan bir durum hakkında tutanak tutmasını gerektirecek bir husumetin dosyaya yansımadığı ve trafik görevlileri tarafından düzenlenen ceza tutanağının aksi ispat olununcaya kadar geçerli olduğu, uygulanan cezada usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de;
Somut olayda, kabahatlinin dosyaya sunduğu 16/06/2019 tarihli epikriz raporu tespitleri karşısında, kabahatliye kalp pili implantasyonu uygulandığı, gün aşırı pansuman uygulanması önerisinde bulunulduğu, kabahatlinin sağlık sorunları nedeniyle normal şekilde emniyet kemeri takma imkanının bulunmadığı, göğüs ve koltuk altı hizasından emniyet kemeri takmasının sağlığına zarar verebileceği gözetilmeden, başvurunun kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Muteriz tarafından başvuru dilekçesi ekinde sunulan epikriz raporunun 16/06/2020 tarihli olduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden KARŞIYAKA 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 08/09/2020 tarihli ve 2020/1331 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, İzmir Trafik Düzenleme ve Denetleme Büro Amirliği'nin 03/06/2020 tarihli ve MA … sayılı idari para cezası karar tutanağı ile uygulanan idari yaptırım kararlarının kaldırılmasına, 23/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kanıtların değerlendirilmesine ilişkin kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği ise Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin E. 2015/2631, K. 2015/1822 sayılı kararında açıkça ortaya konulmuştur.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/2631, K. 2015/1822Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2015/2631 E.  ,  2015/1822 K.
"İçtihat Metni"
Kırmızı ışık ihlâli yapmak kabahatinden … hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/1-B maddesi gereğince 172,00 Türk lirası İdarî para cezası uygulanmasına dair Erzurum İl Trafik Tescil ve Denetleme Müdürlüğünce tutulan 30/09/2014 tarihli ve MA-05131188 sayılı idari yaptırım tutağına karşı yapılan başvurunun reddine ilişkin Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/10/2014 tarihli ve 2014/21 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 12.02.2015 gün ve 10928 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2015 gün ve KYB. 2015/65275 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 08/07/2014 tarihli ve 2014/2954 esas, 2014/14281 sayılı.kararında da açıklandığı üzere 31/10/2011 tarihli Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönergenin 47’nci kapsamındaki bilgilendirmenin, Karayolları Trafik Yönetmeliğindeki usul ve esaslara göre konulacak “trafik işaret levhaları” ile yapılması gerektiği, başvurana ait kırmızı ışık ihlâli tespit edilmiş olduğu iddiası ve başvurucu tarafından ihlâl isnadına ilişkin bir belge olmadığı savunmasına göre; müsnet eyleme ya da tespite ilişkin olarak bir belge ve kayıt olup olmadığı araştırılarak, aracın türü ve yolun durumuna göre anılan yoldaki ihlâlin Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 100. maddesi kapsamında usulünce tespiti yapılarak ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 116. maddesinde “Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veya yasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya Trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrol mahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sistemine girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara, tescil plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir”, hükmünün bulunduğu, anılan maddenin ilk cümlesinde belirtilen hususun yalnızca kurallara aykırı parketme ile ilgili olduğu, İkincisi cümlesinde belirtilen kuralın ise, ikaza rağmen tartı sistemine girmeden seyrine devam eden araçlara yönelik olduğu, hız sınırı, kırmızı ışık ihlâli veya emniyet kemerinin takılmaması v.s. hallerde araç sürücüsünün tespitinin mümkün olduğu hâlde, Anayasanın 38/7, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20/1. maddesine göre ceza sorumluluğunun şahsiliğine aykırı olarak yazılı şekilde başvurunun reddine karar verilmesinde,
3- Dava konusu idâri para cezası kararının gıyapta düzenlendiği ve trafik görevlisinin tespit yapmadığı, araç sürücüsünün imzası bulunmadığından gıyapta yapılan idari işlemin açıklığı ve kanunilik ve cezaların şahsiliği ilkelerine aykırı olduğu, itiraz eden ile aracı kullananın ya da müsnet kuralı ihlal edenin aynı kişi
olduğunun tespit edilemediği iddiaları karşısında Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27/11/2014 tarihli ve 2014/22963 Esas 2014/19969 sayılı kararında değinildiği üzere, başvurucu tarafından herhangi bir kayıt olduğuna dair geçerli sayılabilecek bir başvurusunun bulunması halinde ancak görevli polis memurunun beşeri bir hata yaptığının kabul edilebileceği, somut olayda bu yönde bir itirazda bulunulduğu dikkate alındığında, idari para cezasına karşı yapılan başvurunun usulüne göre araştırılıp incelenmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Mahkeme tarafından kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen neden yönünden delil takdiri yapılarak karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Yolcu emniyet kemeri takmazsa ceza kime kesilir?

KTK m. 78/3 uyarınca idari para cezası sürücülere ve yolculara birlikte öngörülmektedir. Öte yandan cezanın yolculara doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı konusunda kanun metni ile bu konudaki bazı değerlendirmeler arasında görüş farklılığı mevcuttur; bu nedenle somut durumun hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Kemeri takmak ama düzgün bağlamamak ceza gerektirir mi?

Evet. KTK m. 78/1 gereğince koruyucu sistemleri usulüne uygun biçimde kullanmayanlar, bu sistemleri hiç kullanmamış sayılmaktadır. Usulsüz kullanım ile hiç kullanmama arasında yaptırım bakımından fark bulunmamaktadır.

Araçta 15 yaş altı çocuk varsa ne olur?

Sürücü, 15 yaşını doldurmamış çocukların koruyucu sistemleri kullanmalarını sağlamak zorundadır. Bu yükümlülüğü yerine getirmeden seyahate izin veren sürücüye KTK m. 78/7 kapsamında 5.000 Türk lirası idari para cezası uygulanmaktadır.

Bir yıl içinde dört kez ihlal edilirse ne olur?

Son ihlal tarihinden geriye doğru bir yıl içinde emniyet kemeri kuralının dört veya daha fazla kez ihlal edilmesi hâlinde KTK m. 78/3 gereğince sürücü belgesi her seferinde otuz gün süreyle geri alınmaktadır.

Geri alınan ehliyet ne zaman iade edilir?

KTK m. 78/4 uyarınca sürücü belgesinin iade edilebilmesi için bu Kanun kapsamında verilmiş tüm idari para cezalarının eksiksiz tahsil edilmiş olması şarttır. Herhangi bir ödenmemiş ceza bulunması hâlinde iade yapılamamaktadır.

Cezaya itiraz için süre kaç gündür ve nereye başvurulur?

Kabahatler Kanunu m. 27/1 uyarınca itiraz, kararın tebliği veya tefhiminden itibaren on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine dilekçe ile yapılmalıdır. Bu süre geçirildiğinde idari yaptırım kararı kesinleşmekte ve itiraz hakkı sona ermektedir.

Zorunlu bir nedenle itiraz süresi kaçırılırsa ne yapılabilir?

Kabahatler Kanunu m. 27/2 bu durum için ayrı bir başvuru yolu öngörmektedir. Mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren yedi gün içinde mahkemeye başvurulabilir. Ancak bu başvuru kararın kesinleşmesini engellemez; mahkeme yalnızca yerine getirmeyi durdurma yetkisine sahiptir.

Trafik tutanağına itirazda hangi deliller işe yarar?

İtiraz eden kişinin, tutanakta yazılı ihlali gerçekleştirmediğini somut delillerle ortaya koyması gerekmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E. 2021/19753, K. 2021/15365 sayılı kararında sağlık belgesi (epikriz raporu) gibi tıbbi nitelikteki belgeler somut delil olarak değerlendirilmiş ve ilgili yaptırım kararı kaldırılmıştır. Bu karar kanun yararına bozma yoluyla sonuçlandığından olağan itiraz sürecini doğrudan temsil etmeyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu