Beyaz Et Sektöründe Rekabet İhlalleri ve Ceza Soruşturmaları

by Avukat Erdal Ersoy
Beyaz Et Sektöründe Rekabet İhlalleri ve Ceza Soruşturmaları

Beyaz Et Soruşturmalarının Hukuki Çerçevesi

Beyaz et sektöründe faaliyet yürüten teşebbüslere yönelik adli süreçler, yetkililerin fiyat mekanizmalarında birlikte hareket ederek serbest piyasa ve rekabet dengesini bozdukları iddialarına dayanmaktadır. Soruşturma mercilerince şirket yöneticilerine yönelik gözaltı tedbirleri ile şirketlere ilişkin denetim mekanizmaları gündeme gelebilmektedir. Serbest piyasada rakip şirketlerin fiyat belirlemede uzlaşması, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca idari yaptırıma tabi bir rekabet ihlali oluşturur; ihaleye fesat hali saklı kalmak üzere kartel fiilleri doğrudan hapis yaptırımına bağlanmamıştır.

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133 Kapsamında Kayyım Tedbiri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suçun şirketin faaliyeti çerçevesinde işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli olması halinde hâkim veya mahkeme şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili kayyım atayabilir. Atama kararında yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyım onayına bağlandığı ya da yetkilerin bütünüyle kayyıma devredildiği açıkça gösterilir ve karar ticaret sicili gazetesinde ilan edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 133Kaynağı aç
Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde
işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi
gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve
kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle
ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve
işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim
organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile
birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin
tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar,
ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.[30]
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret,
şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan
dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret
olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte
Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
uygulanabilir.
a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
3. Parada sahtecilik (madde 197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan
silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca
atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat
davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet,
ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,
kopyalama ve elkoyma[31][32]

Şirket yönetim organının görevde kalarak alacağı kararların geçerliliğinin kayyım onayına tabi kılındığı tedbir usulü denetim kayyımı olarak uygulanmaktadır. Bu modelde şirket yönetimine bütünüyle el konulmaz; mevcut yöneticiler görevlerini sürdürürken alınan kararlar denetim süzgecinden geçirilir.

Hâkim veya mahkemece takdir edilen kayyım ücreti şirket bütçesinden karşılanır. Soruşturma veya kovuşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi durumunda, şirket bütçesinden ödenen kayyım ücretinin tamamı kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanmaktadır.

5271 sayılı Kanun m. 133/3 uyarınca ilgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde başvurma hakkına sahiptir. Ayrıca m. 133/5 gereğince kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden doğan tazminat davaları Devlet aleyhine açılmakta olup Devlet, görevin gereklerine aykırı hareket eden kayyımlara bir yıl içinde rücu etmektedir.

Kayyım Tayininde Katalog Suç Sınırlaması ve Örgüt İsnadı

5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, şirket yönetimine kayyım tayin edilebilecek suç tiplerini sınırlı bir katalogla belirlemiştir. Bu yasal katalogda Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, kumar, zimmet, aklama, silahlı örgüt kurma veya silah sağlama ile casusluk suçları gibi sınırlı düzenlemeler yer almaktadır. Katalog kapsamında genel suç örgütü kurma veya fiyatları etkileme suçları bulunmamaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220 nci maddesi uyarınca suç işlemek amacıyla en az üç kişinin katılımıyla elverişli örgüt kuranlar veya yönetenler beş yıldan on yıla kadar, örgüte üye olanlar ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan katalogda ise yalnızca Türk Ceza Kanunu m. 314 ve 315 kapsamındaki silahlı örgüt suçları sayılmış olup Türk Ceza Kanunu m. 220 bu katalogda yer almamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt
kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç
ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek
ceza yarısı oranında artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu
suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması
halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak
cezalandırılır.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin
5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.)
Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek
ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt
üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine
kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru
gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde
propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı
oranında artırılır.[91]
Etkin pişmanlık

Fiyatları Etkileme ve Satıştan Kaçınma Suçları

Piyasa fiyatlarının yapay biçimde belirlenmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 237 nci maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek şekilde ve bu maksatla yalan haber yayan veya sair hileli yollara başvuran kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir. Fiil sonucunda değerler veya işçi ücretleri fiilen artıp eksildiği takdirde ceza yarı oranında artırılmaktadır. Failin ruhsatlı simsar veya borsa tellalı olması durumunda ceza ayrıca yarı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 237Kaynağı aç
Madde 237- (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların
değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla
yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye bir
yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.
(2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp
eksildiği takdirde ceza yarısı oranında artırılır.
(3) Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca yarısı
oranında artırılır.
Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 240 ıncı maddesinde düzenlenen satıştan kaçınma suçu kapsamında, kamu açısından acil nitelikte bir ihtiyacın doğmasına yol açacak biçimde bir mal veya hizmetin satışından imtina eden kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/5333, K. 2018/5602Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2018/5333 E.  ,  2018/5602 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği
I-TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2018 tarih ve 2018/91417 sayılı Kanun Yararına Bozma talebi ile;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler … ve Murat Öztürk haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/11/2017 tarihli ve 2017/67355 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarihli ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile atanan kayyum tedbirinin sona erdirilmesine ilişkin ek kararı takiben, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının anılan 23/11/2017 ek kararının uygulanamadığından bahisle, söz konusu şirketler üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, talep hakkında görev ve yetkisi olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına yönelik İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/04/2018 tarihli ve 2018/2728 değişik iş sayılı kararını müteakip, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının anılan şirketler üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, karar verilmesine yer olmadığına dair İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/08/2018 tarihli ve 2018/4622 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Sulh ceza hâkimliklerince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133'üncü maddesi uyarınca verilen şirket yönetimi için kayyım atanmasına ilişkin kararın ne şekilde kaldırılabileceğine ilişkin mevzuat incelendiğinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123'üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
5271 sayılı Kanunun ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' kenar başlıklı 127'nci maddesinde yer alan; ''(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir." şeklindeki,
5271 sayılı Kanun'un ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123'üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
Aynı Kanunun ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' kenar başlıklı 127'nci maddesinde yer alan; ''(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir. (6) Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, (…) Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki,
Anılan Kanunun ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131'inci maddesinde yer alan; ''(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128'inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki,
Aynı Kanunun ''Şirket yönetimi için kayyım tayini'' kenar başlıklı 133'üncü maddesinde yer alan; ''(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." şeklindeki,
Anılan Kanunun '''Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi'' kenar başlıklı 162'nci maddesinde yer alan; ''(1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
5271 sayılı Kanunun 133'üncü maddesinde, şirket yönetimi için kayyım atama kararı ile ilgili Cumhuriyet savcısına herhangi bir karar alma yetkisi tanınmadığı, kayyım atanması ve atama kararının kaldırılmasına ilişkin kararın, soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından verileceği, sulh ceza hâkimliği veya mahkeme tarafından verilen kararların re'sen Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılabilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerektiği, örneğin şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması durumunda, re’sen ya da talep üzerine geri verilebileceği, bu durumda yetkili makamın soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı ve hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme olduğu, özel elkoyma türü olan kayyım tayini koruma tedbirine karar verme yetkisi ise, hâkim ve mahkemeye verilmiş olduğundan, gerek kalmaması durumunda bu tedbirin kaldırılmasına da hâkim veya mahkeme tarafından karar verilmesi gerekeceği, benzer şekilde, 5271 sayılı Kanunun 103'üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Cumhuriyet savcısına soruşturma evresinde adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varması durumunda, şüpheliyi re'sen serbest bırakabilme yetkisi tanınmasına karşın, kayyım tayini ile ilgili 133'üncü maddede böyle bir yetkiye yer verilmediği cihetle, somut olayda şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarihli ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile atanan kayyum tedbirinin sona erdirilmesine ilişkin talebi inceleme görev ve yetkisinin de sulh ceza hâkimliğine ait olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12/11/2018 gün ve 94660652-105-35-14099-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
II-OLAY:
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler … ve … … haklarında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/67355 sayısına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarih ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)'nun kayyım olarak atandığı,soruşturma sonunda 23/11/2017 tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca kayyım tedbirinin de sona erdirilmesine karar verildiği,kayyım TMSF'nin hakim kararı olmadan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2017 tarihli söz konusu şirketler üzerindeki kayyım kararının kaldırılmasına dair kararının uygulanmasında tereddüt yaşayarak,bu hususta hakim kararı alınması için müracaatta bulunması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazılarına istinaden İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 26/04/2018 tarih, 2018/2728 değişik iş sayılı ve 02/08/2018 tarih, 2018/4622 değişik iş sayılı kararları ile talep hakkında görev ve yetkisi olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın da İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin incelemeye konu 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan soruşturma kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133'üncü maddesi gereğince verilen şirket yönetimi için kayyım atama kararının, soruşturmanın kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile tamamlanması durumunda hangi mercii tarafından sonlandırılacağına dairdir.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
''Şirket yönetimi için kayyım tayini''
“Madde 133(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler."
''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması''
Madde 123(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.''
''Elkoyma kararını verme yetkisi''
Madde 127 '(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir."
''Elkonulan eşyanın iadesi''
"Madde131(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128'inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.''
''Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi''
“Madde 162(1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.''
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
C. Vasi ve kayyım
Madde 403- Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.
Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.
D. Görevin süresi
Madde 456- Vasi, kural olarak iki yıl için atanır.
Vesayet makamı, bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir.
Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
A. Kayyımın konumu
Madde 458- Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.
Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından belirlenir.
A. Küçüklerde
Madde 470- Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer.
Erginliğe mahkemece karar verilmiş ise, mahkeme aynı zamanda küçüğün hangi tarihte ergin olacağını tespit ve ilân eder.
B. Hükümlülerde
Madde 471- Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
C. Diğer kısıtlılarda
I. Kaldırılması
Madde 472- Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer.
Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir.
D. Kayyımlıkta ve yasal danışmanlıkta
I. Genel olarak
Madde 477- Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer.
Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer.
Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu
Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması
Madde 20/A- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/31 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/27 md.)
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir.
5271 sayılı CMK'nın 90 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri, doktrinde birbirine benzer biçimde; ceza muhakemesinin gereği gibi yapılabilmesi veya hükmün infazının mümkün kılınması amacıyla muhakeme sürecinde başvurulabilen ve hükümden önce,gerektiğinde zor kullanmak suretiyle bazı temel hak ve özgürlüklere geçici müdahaleyi gerektiren işlemler olarak tanımlanmaktadır (Şahin 267.sh.).
Maddi hakikatin insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarılması ve muhakeme sonunda verilecek hükmün de infaz edilerek adliyenin otorite ve saygınlığının korunması amacı bakımından bir araç olan koruma tedbirlerinin ortak özellikleri, geçici olmaları, kural olarak zorla veya gizli biçimde uygulanmaları, temel hak ve hürriyetlere müdahale oluşturmalarıdır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesinde düzenlenen şirket yönetimi için kayyım tayini, el koyma koruma tedbirinin özel bir şeklidir (Şahin 341.sh.Centel-Zafer 427.sh.). Bu nedenledir ki, karar verme mercii itibariyle daha güvenceli, şartları itibariyle de daha sınırlayıcı sıkı koşullara bağlanmıştır. CMK'nın 128. maddesinden farklı olarak bu tedbir şirketin bütününü ilgilendirir.
CMK'nın 133/1. maddesinde, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği hükmüne yer verilerek, kayyım atama işleminin mutlaka hakim ya da mahkeme kararı ile yapılabileceği kabul edilmiş ise de, bu tedbirin hangi merci tarafından sonlandırılacağına dair CMK'da bir hükme yer verilmiş değildir. Gerçi anılan kanunun 131. maddesinde genel manada el konulan eşyanın iadesine hangi mercilerin karar vereceği sayılmıştır. Ne var ki, gerek 131. maddenin sistematik açıdan düzenleme yeri itibariyle 133. maddeyi de kapsayacağına dair bir atfa yer verilmemesi, gerekse şirkete kayyım atanmasının karar verme mercii itibariyle daha güvenceli, şartları itibariyle de daha sınırlayıcı sıkı koşullara bağlanması birlikte değerlendirildiğinde CMK'nın 131. maddesinin, 133. maddesi yönünden uygulanma yeri bulunmadığının kabulü gerekir.
Ancak kanunun 133/3. maddesindeki atıfla bu konudaki boşluğun 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundaki düzenlemeler ışığında doldurulabileceğine işaret ettiği söylenebilir.
Esasen kayyımlık müessesesi, medeni hukukun bir enstrümanı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 403 ve devamı maddelerinde yer almıştır.
Temel haklara doğrudan müdahale anlamına gelen ve geçici/arızi olma vasfıyla demokratik toplum için zorlayıcı bir gereklilik olduğunda meşruluk kazanan bu tedbirin, varlık sebebi ortadan kalkar kalkmaz sona ereceği tartışmadan varestedir. Nitekim 4721 sy. TMK'nın 470. maddesi gereğince küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. 471. maddesine göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.Keza 3713 sayılı TMK'nın “Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması” kenar başlıklı 20/A-maddesi gereğince,” Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir. CMK'nın 103/2. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır. CMK'nın 127/3. maddesine göre, hakim kararı olmaksızın yapılan el koyma yirmidört saat içinde hakim onayına sunulmazsa el koyma kendiliğinden kalkar.
Yasa koyucu Medeni Kanunun 470 ve 471. maddelerinden farklı olarak 472. maddesinde, diğer kısıtlılar üzerindeki vesayetin, yetkili vesayet makamının kararıyla sona ereceğini, vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamının, vesayetin sona ermesine karar vermesi gerektiğini tespit etmektedir. Anılan yasanın 477/2. maddesinin amir hükmüne göre de; yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer. Kayyımın görev süresini vesayet makamı belirler (MK.madde 458).
Bu düzenlemelerden şu sonuca ulaşmak mümkündür: Geçici/arızi bir durum olan bu tedbirler, gerektirici sebeb ortadan kalktığında yasal düzenlemede açıkça belirtilmişse kendiliğinden sona erer. Aksi halde ihbari mahiyette de olsa tedbiri va'zeden merciin kararı ile kaldırılması gerekir. TMK'nın 477/2. maddesinde de kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması ile yönetim kayyımlığının kendiliğinden sona ereceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiş olduğundan, bu hususta yetkili vesayet makamından yani kayyımı atayan merciden bir karar alınması zorunludur.
Kanun vazıı, kimileyin CMK'nın 103/2. maddesinde olduğu gibi müdahale edilen hakkın önemine binaen koruma tedbirini sonlandırma kararını/yetkisini istisna kabilinden Cumhuriyet savcısına devretmiş görünse de, şirkete kayyım atanması tedbirinde böyle bir istisnayı benimsememiştir.
Diğer taraftan incelemeye konu İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararında, soruşturma evrakı kapsamında bulunan ve kayyım atanmasına esas teşkil eden raporun yetersiz olması ve bu rapordan sonra da şüpheliler lehine bir delilin ikame edilmemesi gerekçesine yer verilmişse de; soruşturmanın 5271 sayılı CMK’nın 172. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilerek sona erdirilmesine, itiraz merciinin inceleme konusunun iş bu kovuşturmaya yer olmadığına kararı değil, şirkete kayyım atanması kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin kararları olmasına ve ortada devam etmekte olan bir soruşturma ya da kovuşturma süreci bulunmamasına nazaran CMK’nın 133. maddesinde düzenlenen kontrol tedbirinin uygulanma imkanı da kalmadığından inceleme konusu karar gerekçesinin bu yönüyle de hukuki isabet taşımadığı görülmektedir.
Şu hale göre; kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde gerektirici sebeb ortadan kalktığından, yetkili ve görevli İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince daha önce CMK'nın 133. maddesi gereğince ilgili şüpheliler hakkında verilen şirkete kayyım atama kararının sonlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yasaya yanlış anlam yükleyerek oluşturulan gerekçelere dayanan gerek anılan hakimliğin, gerekse itirazı reddeden mercii İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin incelemeye konu kararları ile yazılı şekilde karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
V-SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4054 Sayılı Kanun Kapsamında Rekabet İhlalleri ve Yaptırımlar

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran anlaşma, uyumlu eylem ve kararları yasaklamaktadır. Bu doğrultuda alım veya satım fiyatlarının, maliyet ve kâr unsurlarının tespiti; piyasaların veya kaynakların bölüşülmesi; mal ve hizmetin arz ya da talep miktarının kontrol edilmesi veya piyasa dışında belirlenmesi hukuka aykırıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 240Kaynağı aç
Madde 240- (1) Belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak
kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olan kişi, bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Tefecilik

Aynı hüküm uyarınca rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması, piyasa dışına çıkartılması veya yeni gireceklerin engellenmesi yasaktır. Münhasır bayilik ayrık tutulmak üzere eşit durumdaki alıcılara farklı şartların dayatılması ve sözleşmenin niteliğine veya ticari teamüllere aykırı olarak bir mal veya hizmet ile birlikte başka bir malın alımının zorunlu kılınması da yasak kapsamındadır.

Piyasada açık bir anlaşma saptanamadığında fiyat hareketlerinin, arz ve talep dengesinin ya da faaliyet bölgelerinin rekabetin sınırlandığı piyasalara benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi sayılır. Teşebbüsler, ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayandıklarını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.

4054 sayılı Kanun m. 16/3 uyarınca rekabeti sınırlayıcı davranışlarda bulunan teşebbüslere, yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilir. İhlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara da bu cezanın yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanabilir. İhlali ortaya çıkarmak amacıyla aktif işbirliği yapanlara ise işbirliğinin niteliğine göre ceza verilmeyebilir veya cezada indirim sağlanabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde
4 – Belirli
bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek
nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin
bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu
haller, özellikle şunlardır:
a)
Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi
unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,
b)
Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya
unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c)
Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında
belirlenmesi,
d)
Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada
faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması
yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
e)
Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki
kişilere farklı şartların uygulanması,
f)
Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile
birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı
teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir
mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen
bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,
Bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin
veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik
ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını
ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Muafiyet
Denetim kayyımı atandığında şirket yöneticileri görevden alınır mı?

Denetim kayyımı modelinde şirket yöneticileri görevlerinde kalmayı sürdürür; aldıkları karar ve işlemlerin geçerliliği kayyımın onayına bağlanır ve yönetime bütünüyle el konulmaz.

Fiyatları etkileme suçunun cezası ve artırım halleri nelerdir?

5237 sayılı Kanun m. 237 uyarınca fiyatları etkileme suçunun temel yaptırımı bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Eylem neticesinde besin veya malların değerleri ya da işçi ücretleri fiilen artıp eksilirse ceza yarı oranında artırılır; failin ruhsatlı simsar veya borsa tellalı olması durumunda da cezada ayrıca yarı oranında artırıma gidilir.

Satıştan kaçınma suçunun yasal yaptırımı nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 240 uyarınca belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olan fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Genel örgüt suçu isnadıyla şirkete kayyım atanabilir mi?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/4 kapsamındaki katalogda TCK m. 220 genel suç örgütü yer almamakta, yalnızca TCK m. 314 ve 315 silahlı örgüt suçları sayılmaktadır.

Kayyım işlemlerine karşı itiraz ve tazminat yolu var mıdır?

İlgililer 5271 sayılı Kanun m. 133/3 uyarınca görevli mahkemeye başvurabilir; görevle bağlantılı zararlara karşı tazminat davaları Devlet aleyhine açılır ve Devlet kusurlu kayyıma bir yıl içinde rücu edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu