Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması Şartları
Sözleşme hukukunda tarafların üstlendikleri borçlara sadık kalması kural olup, sözleşmenin uyarlanması ancak kanuni uyarlama koşullarının gerçekleşmesi halinde başvurulabilecek istisnai bir durumdur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple meydana gelmesi gerekir. Bu durumun, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması aranır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/7269, K. 2017/8431Kaynağı aç
Aşırı ifa güçlüğüne dayanılarak hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının istenebilmesi için borçlunun edimini henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak yerine getirmiş bulunması zorunludur. Uyarlamanın mümkün bulunmadığı durumlarda borçlu sözleşmeden dönme hakkına sahip olup, sürekli edimli sözleşmelerde borçlu kural olarak dönme hakkı yerine fesih hakkını kullanır. Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu hükümler yabancı para borçlarında da uygulanır.
İşlem Temelinin Çökmesi ve Hâkimin Müdahale Yetkisi
Karşılıklı sözleşmelerde olağanüstü değişimler sebebiyle edimler arasındaki dengenin altüst olması ve borcun ifasının önemli ölçüde güçleşmesi halinde işlem temelinin çökmesi gündeme gelir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2012/8250, K. 2013/2623 sayılı kararı uyarınca, bu koşullarda hâkim somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına edim yükümlülüğünün tamamen veya kısmen kaldırılmasına karar verebilir ve sözleşmeye müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/8250, K. 2013/2623Kaynağı aç
Hâkim tarafından yapılacak uyarlama; edim yükümünün azaltılması, karşı edimin artırılması, vadelerin veya ifa tarzının değiştirilmesi şeklinde yapılabileceği gibi, hâkimin uygun bulacağı başka bir biçimde de yerine getirilebilir. Hâkim, davacının talebinde açıkça öngörmediği bir tarzda da uyarlama kararı verebilir.
Dövizle borçlanmalarda salt önceki ekonomik krizler gerekçe gösterilerek ve objektif kriterler açıklanmadan davanın reddedilmesi hukuka uygun bulunmamaktadır. Sözleşme şartlarının bir taraf aleyhine öngörülemez şekilde ve aşırı derecede değişmesi durumunda hâkime sözleşmeye müdahale etme görevi yüklendiğinden, mahkemenin delilleri toplaması, bu koşulların bulunup bulunmadığını araştırması ve gerekirse uzman bilirkişilerden görüş alması gerekir. İlgili uyuşmazlıkta yer alan karşı oy gerekçesinde ise ülkedeki ekonomik krizlerin bilinen bir olgu olması sebebiyle öngörülmezlik unsurunun gerçekleşmediği savunulmuştur.
Sürekli Sözleşmelerde Uyarlama Kriterleri ve Benimseme
Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanabilmesi için sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, ortaya çıkan bu durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması gerekir. Ayrıca değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirerek işlem temelini çökertmiş olması zorunludur.
Sözleşme koşullarının değişmesine ve ifanın başlamasına rağmen edimlerin uzun süre yerine getirilmesi ve davanın gecikmeyle açılması, borçlunun sözleşmeyi benimsediği sonucunu doğurabilir. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2016/7269, K. 2017/8431 sayılı kararında, geri ödemenin başlamasından üç yıl sonra açılan davada davacının sözleşmeyi benimsediği gerekçesiyle uyarlama koşullarının bulunmadığı kabul edilmiştir.
Elektrik Tedarikçisinin Bağlılığı ve Fatura Karinesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/3344, K. 2025/2187 sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, basiretli davranma yükümlülüğü altındaki elektrik tedarikçisi davalı şirket bakımından piyasa fiyatlarındaki ivmeli hareketlerin ve üretici şirket ile akdedilen sözleşmenin feshinin, davacı aboneyle kurulan sözleşmeyle bağlılığa etki etmeyeceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3344, K. 2025/2187Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, faturayı alan kimse teslim aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itirazda bulunmazsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Anılan kanuni düzenleme uyarınca fatura tacirler arasında ifanın tevsikine yönelik bir delil teşkil ederek süresinde itiraz edilmemesi düzenleyen lehine adi karine oluşturmakta; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/3344, K. 2025/2187 sayılı ilamında ifade edildiği üzere bu adi karinenin aksinin sözleşme hükümleri ve bilirkişi incelemesi ile çürütülmesi mümkün bulunmaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
Elektrik piyasasındaki fiyat dalgalanması tedarikçinin sözleşmeyle bağlılığını ortadan kaldırır mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/3344, K. 2025/2187 sayılı kararına konu somut olayda, basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunan tedarikçi şirket yönünden piyasa fiyatlarındaki ivmeli hareketin ve üretici şirketle olan sözleşmenin feshinin, aboneyle yapılan sözleşmeyle bağlılığa etki etmeyeceği kabul edilmiştir.
Aşırı ifa güçlüğü durumunda sözleşmeden dönülebilir veya fesih yapılabilir mi?
Sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple doğması, mevcut olguları ifanın istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşürecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borcun henüz ifa edilmemiş ya da aşırı ifa güçlüğünden doğan haklar saklı tutularak yerine getirilmiş olması halinde uyarlama talep edilebilir; uyarlamanın mümkün olmadığı hallerde sözleşmeden dönme hakkı doğar ve sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak dönme yerine fesih hakkı kullanılır.
Faturaya süresinde itiraz edilmemesi durumunda faturanın içeriği kesinleşir mi?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faturayı alan kimse, teslim aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılır ve düzenleyen yararına adi karine meydana gelir; bu adi karinenin aksi ispatlanabilir nitelikte olup Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/3344, K. 2025/2187 sayılı ilamında somut dava bakımından sözleşme ve bilirkişi raporuyla aksinin ispatlanabileceği belirtilmiştir.
Yabancı para cinsinden borçlanmalarda sözleşmenin uyarlanması talep edilebilir mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aşırı ifa güçlüğüne dayalı uyarlama, sözleşmeden dönme ve sürekli edimlerdeki fesih hükümleri yabancı para borçlarında da uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

