Açık Bononun Doldurulması ve Hamile Karşı İtiraz

by Avukat Erdal Ersoy
Açık Bononun Doldurulması ve Hamile Karşı İtiraz

Açık bono, düzenleme sırasında bazı bölümleri boş bırakılan, buna rağmen düzenleyen tarafından imzalanıp alacaklıya ya da bir başka kişiye teslim edilen bonodur. Bu nitelik için imza ve senedin belirli bir anlaşma uyarınca sonradan tamamlanmak üzere verilmesi gerekir. Bedel, vade, ödeme yeri, düzenleme tarihi veya lehtar tamamen ya da kısmen boş kalabilir.

Boş bölümlerin geçerliliğe etkisi

İmza atıldığı anda bazı yerlerin doldurulmamış olması, bonoyu kendiliğinden geçersiz yapmaz. Belirleyici olan, senedin daha sonra tarafların anlaşmasına uygun tamamlanmasıdır. Tamamen doldurulmadan tedavüle çıkan bir kambiyo senedi de yalnızca sonradan doldurulduğu gerekçesiyle baştan geçersiz kabul edilmez. Doldurmanın anlaşmaya uyup uymadığı ayrı bir değerlendirme konusudur.

Boş bırakılmış her belge bono sayılmaz. Belgenin bono kabul edilebilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nda aranan zorunlu unsurları taşıması gerekir. Açık bono, sonradan tamamlanması öngörülen bir kambiyo senedi olarak ele alınır.

Bono metninde yer alması gereken unsurlar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesinin birinci fıkrası, bono veya emre yazılı senedin içeriğini gösterir. Senet metninde bono ya da emre yazılı senet kelimesi, başka dilde düzenlenmişse o dildeki karşılığı bulunmalıdır. Metinde ayrıca kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, ödemenin yapılacağı veya emrine yapılacağı kişinin adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası yer alır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 776Kaynağı aç
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir. B) Unsurların bulunmaması

Anlaşmaya aykırı doldurma ve hamil

Aynı Kanun’un 680. maddesinin birinci fıkrasına göre, tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bir poliçe aradaki anlaşmalara aykırı doldurulursa, anlaşmaya uyulmadığı iddiası kural olarak hamile karşı ileri sürülemez. İstisna, hamilin poliçeyi kötüniyetle iktisap etmesi veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadının mümkün olmasıdır. 778. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi, açık poliçeye ilişkin 680. madde hükmünün bonolara da uygulandığını düzenler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 680Kaynağı aç
MADDE 680- (1) Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun. İKİNCİ AYIRIM Ciro A) Poliçenin devredilmesi
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 778Kaynağı aç
MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690, b) Vadeye dair 703 ilâ 707, c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712, d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732, e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742, f) Suretler hakkındaki 746 ve 747, g) Değiştirmeye dair 748, h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751, ı) İptale dair 757 ilâ 765, i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756, j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci, maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. (2) Ayrıca; a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697 nci, b) Faiz şartına dair 675 inci, c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676 ncı, d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci, e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin 678 ve 679 uncu, f) Açık poliçeye dair 680 inci, madde hükümleri de bonolara uygulanır. (3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır. (4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen hâlde aval, avalin kimin hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse hesabına verilmiş sayılır. D) Düzenleyenin sorumluluğu

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E. 2022/8143, K. 2026/756 sayılı kararındaki açıklamada, boş kâğıda imza atmanın karşı tarafa doldurma konusunda zımni yetki verdiği; bu yetkinin sınırsız olmayıp anlaşma ve dürüstlük kuralıyla sınırlı olduğu belirtilmiştir. Anlaşmaya aykırı tamamlama, yetkinin kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Senedi devralan kişinin kötü niyeti veya ağır kusuru ispatlanabilirse aynı itiraz üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir. Bu açıklama anılan ceza uyuşmazlığının gerekçesine özgüdür.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/8143, K. 2026/756Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2022/8143 E.  ,  2026/756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1.Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun, Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e. maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının kesen son sebep olan sanık …'ın sorgusunun yapıldığı 05.11.2013 tarihinden karar tarihine kadar dolduğu gözetilmeden, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine yargılamaya devamla beraat hükümleri tesisi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 2.Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden Kambiyo senetleri, ticari hayatın güven ve hız ihtiyacını karşılamak amacıyla şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı, soyut borç ikrarı niteliği taşıyan kıymetli evraklardır. Bu senetlerin en ayırt edici özelliği, illet’ten mücerret olmaları, yani altta yatan temel borç ilişkisinden bağımsız olarak geçerlilik kazanmalarıdır. Borçlar hukukunda “illet”, borcun doğmasına sebep olan hukuki ilişkiyi ifade eder. Kambiyo senetlerinde ise borç, kural olarak bu sebebe bağlı değildir. Senedin geçerliliği, borcun neden doğduğuna bakılmaksızın, kanunda öngörülen şekil şartlarının yerine getirilmesine bağlanmıştır. Ancak bu soyutluk, ceza hukuku anlamında mutlak bir dokunulmazlık sağlamamakta; özellikle boş kağıda imza, yetkiye aykırı doldurma ve kötü niyetli kullanım iddiaları bakımından sınırlanmaktadır. Taraflar arasındaki güven ilişkisinin kötüye kullanılması halinde, hukuk düzeni bu durumu korumamakta; dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı devreye girmektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri, bir kimsenin ileride doldurulmak üzere boş bir kağıdı imzalayarak karşı tarafa teslim etmesidir. Bu tür belgeler, kambiyo hukukunda “açık bono” veya “tamamlanmamış senet” olarak adlandırılmaktadır. Boş kağıda imza atan kişi, karşı tarafa senedi doldurma konusunda zımni bir yetki vermiş sayılır. Ancak bu yetki sınırsız değil, taraflar arasındaki anlaşma ve dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Boş olarak verilen senedin, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulması halinde yetkinin kötüye kullanılması söz konusu olur. Bu durumda artık senedin soyutluğu mutlak değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, iddianın senedin içeriğine değil; doldurma yetkisinin kötüye kullanıldığına yönelmiş olmasıdır. Boş kağıda imza atan kişinin, senedin anlaşmaya aykırı veya kötü niyetle doldurulduğunu iddia etmesi halinde ispat yükü iddia edene ait olup bunu her türlü delille ispatlayabilir. Kambiyo senedinin üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, iyi niyetli hamiller korunur. Ancak senedi devralan kişinin kötü niyetli olduğu veya ağır kusurunun bulunduğu ispatlanabilirse, doldurma yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiası üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir. TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Bu hukuki bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde, katılandan merkezi İstanbul'da bulunan sanık …'ın yetkilisi olarak bulunduğu … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’ye bağlı olarak …'da bulunan özel bir okulda 12.09.2006 tarihinde çalışmaya başlarken teslim edilen giysi ve ekipmanların ve 6 ay içerisinde işi bırakması halinde doğacak zararın teminatı olması amacıyla borçlu kısmı imzalattırılmak suretiyle boş bono alındığı, katılanın 31.12.2008 tarihinde işten ayrılmasına rağmen bononun katılana iade edilmediği gibi 25.11.2009 tanzim ve 25.12.2009 vade tarihli, 15.500,00 TL bedelli olarak doldurulmuş haliyle katılanın tanımadığı ve hukuki bir ilişkisi olmayan sanık … tarafından Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6441 Esas sayılı dosyası üzerinden 15.03.2010 tarihinde icra takibine konulmak suretiyle sanıkların kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda; Bozma sonrası satış protokolünde … adına atılı imzanın bu kişiye ait olup belirtilen aracın da sanık …'ye ait olduğu anlaşılmış, Mahkemece katılanın, icra takibine konu edilen bononun, kendisinden işe alınması sırasında alınan teminat bonosu olduğu hususunda, tanık …'ın, 20.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile de doğrulanan anlatımı ile desteklenen sanık savunmaları dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla sanıkların suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, denetime ve mahkumiyet hükmü kurmaya elverişli delil yokluğundan beraatlerine karar verilmiş ise de; 1.Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanlarında, tanık …'ı ve sanık …'yi tanımadığını, bu şekilde bir bonoyu işe girerken teminat amaçlı borçlu kısmını imzalayıp boş halde verdiğini, işten çıkması sonucu açtığı iş davası nedeniyle bonoyu başkalarına verip doldurtup icraya konulmasını sağladıklarını iddia ettiği, sanık …'ın işe giren çalışanlarından bono alınmadığını, taahhüt alma uygulamalarının olduğunu söylemesine rağmen katılanın çalıştığı bölgede sorumlu tanık …'ün işe yeni başlayan çalışanlardan imzalı boş senet alınması işlemini doğruladığı, 2.Tanık …'ın ilk beyanında, katılan ve sanık …'i tanıdığını, katılana düğünü nedeniyle borç istediğinden 15.000,00 civarında para verdiğinden suça konu bonoyu aldığını beyan ettiği, ancak yapılan UYAP araştırmasında katılanın 18.12.1997 tarihinde evlendiği ve çocuklarının da yaşının evlenmek için küçük olduğunun görüldüğü, tanık … o dönem kendisinin işleri iyi gitmediğinden bir kaç esnafa borçlandığını belirtmesine rağmen akabinde katılana borç verdiği şeklinde tutarsız beyanlarda bulunduğu, katılana borç verdiğine dair yazılı belge sunamadığı gibi katılanın …'da, sanıklar … ve …'in… da, tanık …'nin de araç satış protokolüne göre adresinin … olduğu, hatta sanıklar … ve …'in …'daki adreslerinin mahalle, sokak ve ilçesinin aynı olup sadece kapı numaralarının farklı olduğunun görüldüğü, yapılan araştırmada sanık …'in bu adreste tanınmadığının, muhtarlık kaydı olup nakil almadan adresini terk ettiğinin belirtildiği, icra takibinde borçlular katılan ve tanık …'nin adreslerinin ise aynı yazıldığı, bu sebeple 22.04.2010 tarihli dosya inceleme tutanağına göre …'a yapılan talimatın Bursa adresinden iade edildiğinin belirtildiği, 3.Bozmada tanık … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına işaret edildiği halde yapılmadığı gibi bozma sonrası detaylı beyanının dahi alınmadığı, 4.Sanık … nezdinde kendisine asıl borçlu tanık … olmasına rağmen İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesinin 12.12.2013 tarihli yazısına göre katılan aleyhine haciz talebinin olduğu, sanık …'in satış protokolündeki …'nin isminin altındaki yazılı telefonun ona ait olup iletişim kurduğunu söylemesine rağmen bu telefonun başkası adına kayıtlı olup o tarihlerde kullanılmadığının anlaşıldığı, sanık …'in, hayatın olağan akışına uymayacak şekilde ilk defa gördüğü kimlik bilgilerini almadığı, dava açılıncaya kadar da tespit edilip dinlenilemeyen tanık …'ye aracını sattığını, karşılığında 3.400,00 TL peşin alıp güven oluşturmasından dolayı suça konu bonoyu alıp aracını teslim ettiğini, ancak noter devrinin olmadığını, bonoyu tahsil edemediği için icraya verdiğini, icra sonrası …'nin aracı hasarlı şekilde bıraktığından tamir masrafı sebebiyle bonoyu vermeyip icraya devam ettiğini savunduğu, ancak aracın kaza yapıp yapmadığı veya tamir masrafı yaptırdığına dair belge sunmadığı ve bu duruma dair araştırma yapılmadığı, 5.Sanık … ile tanık … arasında yapıldığı görülen araç satış protokolünde tanık olarak ismi geçen … için sanık …'nin 18.06.2013 tarihli yazılı savunmasını sunduğu dilekçede adres bilgileri Keçiören gösterildiği halde başka adres yazıldığı ve kendisine ulaşılamaması üzerine beyanının alınmasından vazgeçildiği, 6.Suça konu senetteki yazı ve imzaların katılan ve tanık …'a ait olup olmadığının tespit edilmediği, 7.İcra takibi dosyasının getirilerek ilgili belgelerin Yargıtay denetimine açık olacak şekilde dosyaya örneklerinin alınmadığı, katılandan tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, Anlaşıldığından, gerçekliğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, a)Tanık … hakkında suç duyurusunda bulunulması, dava açıldığı takdirde birleştirilmesi, dava açılırsa sanık, açılmaz ise tanık olarak yeniden beyanına başvurularak yukarıda detaylı belirtildiği üzere kendi maddi durumunun kötü olduğunu demesine rağmen katılana nasıl düğün için borç verdiğinin, katılan 1997 tarihinde evlendiğinden kimin düğünü için borç verdiğinin, oto alım-satım sözleşmesinde neden kullanılmayan bir telefon numarası ve gerçeğe aykırı adres verdiğinin, otomobili aldıktan sonra diğer sanık …'in kendisine nasıl ulaştığının, bononun tanzim tarihi ile araç satış sözleşmesi tarihinin nasıl aynı tarih olduğunun, sözleşmeye tanık sıfatı ile imza atan …'ın kim olduğunun detaylı sorulması, b)Sanık …'ye oto alım satım satım sözleşmesinde tanık …'nin gerçeğe aykırı telefon numarası ve adres vermesine rağmen kendisine nasıl ulaştığının, bononun tanzim tarihi ile araç satış sözleşmesi tarihinin nasıl aynı tarih olduğunun, araç alım satımı nedeniyle kendisine asıl borçlu olan taraf tanık … olmasına rağmen neden icra takibinde haciz ve satış talebinde bulunulmadığı ve sözleşmeye tanık sıfatı ile imza atan …'ın kim olduğunun, tanık …'nin aracı hasarlı getirdiğine dair iddiasına dair belge olup olmadığının sorulması, c)Araç satış sözleşmesinde tanık olarak ismi geçen …'ın güncel açık adres bilgilerinin temini ile tanık olarak, sanık … ve tanık …'nin beyanları okunarak ifadesine başvurulması, d)Suça konu bonodaki yazı ve imzaların katılan ve tanık …'a ait olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespitinin yapılması, e)Suçun sübutu halinde icra takibi ile katılandan tahsilat yapıldı ise suçun tamamlandığı, aksi halde suçun teşebbüs aşamasında kaldığının tespiti, İle sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekir iken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde karar verildi.

İlk lehtar ile sonraki hamil arasındaki fark

Sonraki hamile karşı anlaşmaya uyulmadığı iddiası kural olarak ileri sürülemez. Hamilin kötüniyetle iktisabı veya iktisap sırasında ağır kusur isnadının mümkün olması ayrıca ele alınır.

Teminat amacıyla verilen bono

Teminat amacıyla verilmiş olmak, bonoyu tek başına geçersiz kılmaz. Hangi borcun güvence altına alındığı, senedin hangi şartlarda doldurulacağı, hangi durumda tahsile konulacağı ve hangi durumda iade edileceği belirlenmelidir.

Üzerinde teminat içindir ibaresi bulunan senette bu ibarenin kambiyo niteliğine etkisi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Metin, kayıtsız ve şartsız ödeme vaadini ortadan kaldıracak biçimde kurulmuşsa kambiyo niteliği tartışmalı hâle gelebilir. Teminat ilişkisinin yalnızca ayrı bir sözleşmeden anlaşılması, kambiyo takibini her zaman kendiliğinden engellemez.

Kambiyo takibi ve borçlunun savunmaları

Açık bono sonradan tamamlanıp bono için aranan zorunlu unsurları taşır hâle gelmişse, alacaklı buna dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatabilir. Senedin açık bono olarak verilmiş olması bu takip yolunu tek başına kapatmaz.

Borçlu, senedin kambiyo niteliği taşımadığını, zorunlu unsurların eksik olduğunu, imzanın kendisine ait olmadığını, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu veya alacaklının kötü niyetli olduğunu ileri sürebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2020/2616, K. 2020/4785 sayılı kararında, davanın reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi hükmü bozulmuştur. Kararda davalının uyuşmazlık konusu bono dışında başka bir bono bulunmadığını ortaya koyamaması nedeniyle yazılı belgenin bu bonoyla ilişkili sayılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu sonuç, anılan uyuşmazlığın bozma gerekçesine özgüdür ve genel bir ispat kuralına dönüştürülemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2616, K. 2020/4785Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/2616 E.  ,  2020/4785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2017 tarih ve 2015/105 E- 2017/59 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 29/09/2017 tarih ve 2017/589 E- 2017/929 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.10.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı tarafından 95.000,00 TL bedelli senede dayanılarak Fethiye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/413 esas sayılı dosyası ile aleyhine icra takibine girişildiğini, bu takipten muhtara tebliğ edilen ödeme emrinin muhtar tarafından 30.01.2015 tarihinde tarafına verilmesiyle haberdar olduğunu, ekonomik yönden darda olduğu bir dönemde en yakın arkadaşı olarak bildiği davalıdan yardım istediğini, 12.000,00 TL'lik borcuna karşılık davalıya sadece imzalı ve diğer kısımlarının boş olarak dava konusu senedi verdiğini, ayrıca davalının kendisine ait kredi kartlarına olan toplam 4.000,00 TL borçlarını da ödediğini böylece davalının toplam 16.000,00 TL ödeme yaptığını, bir süre sonra ekonomik durumu biraz düzeltince parasını ödemek istediğinde davalının senedi 80.000,00 TL olarak doldurup icraya vereceğini söylediğini, bunun üzerine davalı hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, Fethiye 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/413 esas sayılı icra takibi dayanağı olan 15.06.2014 tanzim ve 19.01.2015 vade tarihli 95.000,00 TL bedelli senedin 79.000,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine ve davalının bu kısım yönünden haksız ve kötü niyetli olarak takip açmış olması nedeniyle tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, bono borçtan mücerret bir kıymetli evrak olduğunu, açılan davanın her türlü dayanaktan yoksun olup kötüniyetle açılmış bir dava olduğunu, alacaklının alacağına kavuşmasını engelleme maksatlı açılmış davayı kabul etmediklerini, davacının davaya konu senetteki imza ile ilgili hiçbir itirazının bulunmadığını, davalının davacıya peyderpey verdiği nakit paralar toplamı olan 95.000,00 TL için takibe ve davaya konu bonoyu verdiğini, tanık dinletme isteklerine muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından davalı hakkında takip konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğundan bahisle şikayetçi olduğu Fethiye 4 Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/266 sayılı dosyasında davalı hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 13.01.2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması nitelik itibariyle mahkumiyet hükmü değil ise de ceza dosyasında alınan rapor ve maddi olguların delil olarak kabul edileceği,davalının hem soruşturma aşamasında hem de ceza yargılaması aşamasında senet üzerindeki hiçbir yeri kendisinin doldurmadığı, diğer belgedeki imza ve yazıyı inkar ettiği, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 01.04.2015 tarihli raporunda, davaya konu senette bulunan imza dışındaki diğer yazıların davalı el ürünü olduğu ve Adli Tıp Kurumunun 09.05.2016 tarihli raporunda ise “12.11.2012 ne biliyorsan yap” şeklindeki yazı ve altındaki imza ile inceleme konusu zarfta yazılar altında yer alan imzanın davalı eli ürünü olduğu, “12.000,00 TL’lik senet için boş senet aldım” yazısının altında yer alan imzanın davalı el ürünü olduğunun tespit edildiği, bu hali ile özellikle 12.000,00 TL çek için boş senet aldım yazısı altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespiti nedeniyle davalı tarafından senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun yazılı delil ile ispatlanmış olduğunun kabul edildiği, bu durumda davalı tarafça itiraza uğrayan 79.000,00 TL’nin ödünç olarak davacıya verildiği yani anlaşmanın 95.000,00 TL bedel için yapıldığının usulüne uygun kanıtlanması gerektiği, davalı tarafça bu husus usulüne uygun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, 79.000 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu kabul edildiğinden davalının takibin haksız olduğunu bilmesi gerektiği kabul edilerek davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dayandığı ve mahkeme kararına esas alınan " 12.000,00 TL'lik çek için boş senet aldım." ibareli belgedeki yazıların davalının eli ürünü olduğu, anılan belge altındaki imzanın da davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu senedin, bono niteliğinde olduğu, imza kısmının davacıya ait olduğu, açığa bono düzenlemek mümkün olduğundan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia edenin bu savını yazılı belge veya diğer kesin delillerle ispat etmek zorunda olduğu, ancak anılan belgenin içeriğinden dava konusu senede yönelik bir açıklama bulunmadığı, öte yandan uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 202.maddesi anlamında delil başlangıcı olarak değerlendirilebilmesini gerektirir ve içeriğinde dava konusu bonoya ilişkin bir bağlantı kurulabilecek herhangi bir emare de taşımadığı,o halde, anılan bu belgenin takibe konu senede dayalı mı yoksa başka bir ilişkiye dayalı mı olarak verildiği hususunda herhangi bir bağlantı kurulabilecek bir emare bulunmadığından delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, ileri sürülen vakıalar yönünden davalı tarafın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verilen ceza dosyasında ya da açılabilecek bir ceza soruşturmasında 6100 sayılı HMK'nın 226/1-c maddesi gereğince yemin deliline de konu edilemeyeceği, ispat yükü kendisi tarafında bulunan borçlu-davacının senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını ispatlayamadığı, davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile kabulüne karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, icra takibine konu bonodan dolayı davacının kısmen borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacı, senedi davalıya olan 16.000,00 TL borcu nedeniyle verdiğini, ancak davalının senedin boş kısımlarını gerçeğe aykırı olarak doldurup 95.000,00 TL üzerinden takibe geçtiğini, takibe konu kısım yönünden borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı davayı kabul etmemiş davacının 95.000,00 TL borcu olduğunu ileri sürmüştür. Adli Tıp Kurumunun 09/05/2016 tarihli raporunda davacının dayandığı yazılı belge üzerinde bulunan “12.11.2012 ne biliyorsan yap” şeklindeki yazı ile altındaki imzanın ve “12.000,00 TL'lik senet için boş senet aldım” yazısının incelendiği zarfta yazılar altında yer alan imzanın davalının eli ürünü olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu yazılı belge değerlendirildiğinde davacı tarafından davalıya verilen bononun 12.000,00 TL için verildiği daha sonra davalı tarafından davacının 4.000,00 TL kredi kartı borcunun ödemesinden dolayı toplam borcun 16.000,00 TL’ye çıktığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin davanın kabulü gerekçesi de bu yöndedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin gerekçesinde yazılı delilin bulunmadığı, anılan belge içeriğinden de dava konusu senede dayalı açıklama bulunmadığı gerekçe gösterilerek kararın kaldırılması doğru görülmemiştir. Davalının uyuşmazlığa konu bono dışında başka bir bono olmadığını iddia ve ispat edememesi nedeniyle yukarıda yazılı belgenin uyuşmazlık konusu bono için verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi kararı verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi kararını kaldırması doğru olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2017/589 Esas ve 2017/929 Karar sayılı ve 29/09/2017 tarihli hükmünün BOZULMASINA, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık sorulan sorular

Açık bono nedir?

Açık bono, bazı bölümleri boş bırakılmasına rağmen düzenleyen tarafından imzalanıp alacaklıya veya başka bir kişiye verilen bonodur. Belirli bir anlaşma çerçevesinde sonradan doldurulmak üzere verilmesi esastır.

Boş bölümler bonoyu geçersiz kılar mı?

Hayır. İmza anında bazı kısımların boş kalması bonoyu tek başına geçersiz kılmaz. Senedin sonradan anlaşmaya uygun doldurulması gerekir; yalnızca sonradan doldurulmuş olması da onu baştan geçersiz saydırmaz.

Anlaşmaya aykırı doldurma hamile karşı ileri sürülebilir mi?

Kural olarak hayır. Türk Ticaret Kanunu’nun 680. maddesine göre anlaşmaya uyulmadığı iddiası hamile karşı ileri sürülemez. Hamil kötüniyetle iktisap etmişse veya iktisap sırasında ağır kusur isnadı mümkünse istisna doğar. Bu hüküm 778. madde uyarınca bonolara da uygulanır.

Bonoda hangi unsurlar bulunur?

Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesine göre bono; senet türünü gösteren kelimeyi, kayıtsız ve şartsız belirli bedeli ödeme vaadini, vadeyi, ödeme yerini, lehtarın adını, düzenlenme tarihi ve yerini ve düzenleyenin imzasını içerir.

Teminat için verilen bono geçersiz midir?

Hayır. Teminat amacıyla verilmiş olmak bonoyu tek başına geçersiz kılmaz. Hangi borca ve hangi şartlara bağlı olduğu belirlenmelidir. Kayıtsız ve şartsız ödeme vaadini ortadan kaldıran metin ise kambiyo niteliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu