Kıdem Tazminatında Tavan Uygulaması ve Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Kıdem Tazminatında Tavan Uygulaması ve Sınırları

Kıdem tazminatı tavanı, işçiye her hizmet yılı için ödenebilecek azami miktarı belirleyen ve taraflarca aşılamayan emredici bir sınırdır. 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 uyarınca hizmet akdinin belirli sebeplerle sona ermesi halinde işçiye her tam hizmet yılı için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir; ancak bu tutarın yıllık miktarı kanunda belirlenen tavanı geçemez. Tavan, genel ve özel olmak üzere iki biçimde düzenlenmiştir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Genel Tavan: Yasal Dayanak ve Belirleniş Biçimi

1475 sayılı İş Kanunu m. 14'e göre, toplu sözleşme veya hizmet akdiyle belirlenen yıllık kıdem tazminatı miktarı; Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek devlet memuruna, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. Yargıtay kararlarında, tavan hesabında referans alınan en yüksek devlet memuru olarak Başbakanlık Müsteşarı kabul edilmekte; genel tavanın bu görevdeki kişinin emekliliğinde Emekli Sandığı'nca ödenecek bir yıllık ikramiye oranına göre belirleneceği belirtilmektedir. Ancak bu kararlar 2013–2020 tarihleri arasına aittir; Başbakanlık Müsteşarlığı kadrosunun sonraki dönemde kaldırılmış olması nedeniyle güncel dönemde referans görev unvanının ne olduğu kesin olarak doğrulanamamaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/21956, K. 2016/16502Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/21956 E.  ,  2016/16502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ilave tediye ücreti, ikramiye, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı nezdinde 1979 – 2007 yılları arasında çalıştığını, bu çalışmasını aralıksız ve kesintisiz olmak üzere sürdürdüğünü, hizmetine ilişkin bildirimlerin … (…)' na eksik yapıldığını, bu günlerin ücretlerinin ve diğer haklarının da ödenmediğini, davalı kurumda sendika ve toplu iş sözleşmesi bulunduğunu, davacının…'den yararlandığını, her yıl verilen iki ikramiye ve 3 ilave tediye ücretinin ödenmediğini, kıdem tazminatının … gereği her yıl için 35 günlük ücretten ve fiili çalışmasına göre hesaplanması gerektiği halde böyle yapılmadığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, yıllık izin ücretlerinin yanlış hesaplandığını, yıllık izin sürelerinin ve ücretlerinin…' ne göre daimi işçiler için belirlenen sürelere göre hesaplanması gerektiğini, günlük en az 5 saat fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, bunların da yine…' ne göre hesap edilerek ödenmesi gerektiğini, pazar günleri ve resmi tatillerde de çalışma yapıldığını, ücretinin ödenmediğini iddia ederek fark kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının 1979-2007 yılları arasında mevsimlik işçi pozisyonunda çalıştığını,…'in 25. maddesinin b bendine göre mevsimlik işçilerin işverence işin niteliği itibariyle mevsimlere bağlı olarak yıl içinde ancak belirli zamanlarda, belirli sürelerle veya yıl içinde periyodik olarak belli zaman ve belli sürelerle çalıştırılmak üzere süreli veya adam/ay hesabına göre bütçe kanunlarınca vizesi alınmış işçiler olduğunu, idarece adam/ay ne kadar verilirse ona göre mevsimlik işçi çalıştırıldığını, idarece adam/ay ve ödenek bittikçe mevsimlik işçilerin iş akdinin askıya alındığını, iş mevsimi açıldığında yine iş akitleri imzalanarak sigorta girişlerinin yapıldığını, davacının da kesintisiz değil iş akdinin askıya alındığı sürelerin dışında idarelerinde görev yaptığını, davacının çalıştığı gün kadar sigorta priminin eksiksiz ödendiğini, herhangi bir dönemde sigortasız olarak çalıştırılmadığını, davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının da eksiksiz ödendiğini, fazla mesaisinin olmadığını, resmi tatillerde çalıştırılmadığını, kıdem tazminatı alacağının 10 yıllık, diğer ücret alacaklarının da 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, idarelerinde mevsimlik işçilerle ilgili olarak müfettiş görevlendirildiğini, müfettiş raporunda işçilerin mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığı ve akitlerin askıya alındığı dönemde çalıştırılmadıklarının yazılı olduğunu, müfettiş raporlarının güçlü delil olduğunu ve tanık ifadeleriyle çürütülemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemenin önceki kararının Dairemizin 02.07.2012 Gün, 2011/42123 Esas, 2012/25308 Karar sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kıdem tazminatı hesaplamasında kıdem tazminatı tavanının aşılıp aşılmadığı noktasındadır. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı….Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da … Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir. Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir (Yargıtay 9.H.D. 13.4.1998 gün 1998/4280 E, 1998/6443 K.) İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın, işverence işe başlatılmaması halinde, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşeceğinden, kıdem tazminatı tavanı işe başlatmama tarihine göre belirlenmelidir. Mevsimlik işlerde, işçinin iş sözleşmesinin mevsim sonu itibarıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı tavanı anılan fesih tarihine göre belirlenmelidir. Ancak, mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda, yeni sezon çalışma süresinin başlangıcında işçinin işe çağrılmaması halinde, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılacağından işe çağrılması gereken tarihteki tavan gözetilmelidir. İşçinin fesih tarihinde raporlu olmasına rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmişse, fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki kıdem tazminatı tavanı gözetilir. Özel tavan ise 1475 sayılı Kanunun 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve… tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince … tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin … tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/29328 E, 2006/7379 K.). Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanununun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür …, …: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı … 2006 s. 2486; …İş Hukuku, 3. bası, … 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316. ; …: Kıdem Tazminatı Tavanının…, Sicil, Sayı 12, s. 44). Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla, % 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4 üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur. Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesinde, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekomda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasanın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır ( Yargıtay 9.HD. 8.4.2003 gün 2002/21820 E, 2003/5911 K.). Somut uyuşmazlıkta; mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda davacı işçinin kıdem tazminatına esas günlük giydirilmiş brüt ücretinin 61,81 TL, aylık ise 61,81×30 = 1.854,30 TL olduğu ancak toplu iş sözleşmesindeki hüküm uyarınca 35 gün üzerinden hesaplanacağı belirtilerek kıdem tazminatı hesaplanmış ve davacıya ödenen miktar çıkarılarak fark kıdem tazminatına hükmedilmiş ise de, fesih tarihi itibariyle kıdem tazminatına esas ücret tavanı 1.960,69 TL. olup, davalı işveren tarafından davacıya kıdem tazminatı tavanı gözetilerek ödeme yapıldığı anlaşıldığından kıdem tazminatı alacağının reddi gerekirken kabulü hatalıdır. 3- Hükme esas bilirkişi raporunda 2006 yılına ilişkin ilave tediye hesaplamasında ödemeye ilişkin bordronun sunulmadığı belirtilerek hesaplama yapılmış ise de, davalı tarafından bilirkişi raporuna yapılan itiraz sırasında bir kısım bordroların sunulduğu, ancak bu belgelerin değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece söz konusu belgeler ve davacının banka hesap ekstresi karşılaştırılarak uyumlu olup olmadığı ve ödeme bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. 4- Dava tarihinin 21.02.2008 olmasına rağmen karar başlığında dosyanın bozmadan sonra UYAP' a kayıt tarihinin bir tarihin yazılması da isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/27428, K. 2016/443Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/27428 E.  ,  2016/443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, davacının en son çalıştığı yer olan Rusya'da işin bitmesi sebebiyle 28/11/2006 tarihinde Yurt'a geri gönderildiğini, bu tarihten sonra davacının aranmayı beklediğini ama aranmayınca davalıyı arayıp neden tekrar işe çağırılmadığını öğrenmek istediğini, davalının cevaben işten çıkarıldığını belirttiğini, ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının 07/05/2002-10/11/2004 ve 11/07/2005-28/11/2006 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını, iş bitimi nedeni ile davalının da rızası ile iş aktinin sona erdirildiğini, davacının tazminata hak kazanması için her iki çalışma dönemine ilişkin feshin de tazminata hak kazandıracak şekilde olduğunun davacı tarafından ispatlaması gerektiğini, davacının ibraname verdiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının dönemsel olarak davalı şirkete ait Yurt dışında bulunan şantiyelerde çalıştığı, çalışılan tarihler göz önüne alındığında ihbar ve kıdem tazminatı için yasada öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, fasılalı çalışmalar halinde önceki çalışma sürelerinin kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde sona erdiği hususunda ispat yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu, davalının bu hususu ispatlayamadığı, yine son olarak feshin işveren tarafından gerçekleştirildiği, ancak fesihte haklı nedenlerin bulunduğunu da davalının ispatlayamadığı, davalının iş aktinin davacı iradesi ve rızasıyla ibraname düzenlenerek sona erdirildiğine ilişkin savunmasının da söz konusu ibraname ibraz edilip ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Kıdem tazminatı tavanı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir. Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanununun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla, % 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4 üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur. Somut olayda, fesih tarihi olan 28/11/2006 tarihinde T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın internet sitesinden alınan bilgiye göre kıdem tazminatı tavanı 1857,44 TL. olup, bilirkişi tarafından 3550,98 TL. üzerinden yapılan kıdem tazminatı hesaplamasına itibar edilerek kıdem tazminatı hesabında kıdem tazminatı tavanının gözetilmemesi hatalıdır. Mahkeme tarafından yapılacak iş, brüt 1857,44 TL. üzerinden kıdem tazminatı hesabını yaparak hükmü hem kıdem tazminatı hem ihbar tazminatı açısından yeniden kurmak, bu arada ihbar tazminatı miktarının ise değişmeyeceğini göz önüne almaktır. Zira kıdem tazminatı tavanı, sadece kıdem tazminatı hesabında geçerlidir. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/01/2016 gününde oybirliği karar verildi.

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu m. 89 uyarınca, hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamında geçen iştirakçilere her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilmektedir. Kıdem tazminatı genel tavanının dayanağı doğrudan 1475 sayılı İş Kanunu m. 14'tir; 5434 sayılı Kanun m. 89, emekli ikramiyesinin hesap çerçevesini ortaya koymaktadır. Tavanın dönemsel olarak güncellenen somut rakamı ilgili dönem katsayıları ve kararnamelerle belirlenmektedir.

5434 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 17/1/2012-6270/1 md.) Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir. Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir. İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. Yukarıdaki fıkralara göre (…)[10] mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar. İştirakçilerden, kanunlarla belirlenen bekleme süreleri sonunda kadrosuzluk veya yaş haddi sebebiyle emekliye sevk edilenler ve vazife malullüğü hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlar ile ölüm sebebiyle haklarında emeklilik işlemi uygulananlara; bu Kanuna göre aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde emekli ikramiyesinin hesaplanmasına esas alınan katsayılarda meydana gelecek artış nedeniyle oluşacak ikramiye farkları ile ilk mali yılın birinci ayında katsayılar dışındaki diğer unsurlarda meydana gelecek artışa, bu tarihte yürürlükte olan katsayılar uygulanmak suretiyle bulunacak ikramiye farkları, emekli ikramiyesi ile ilgili hükümlere göre ayrıca ödenir. Ancak, aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde katsayılarda artış yapılmadığı takdirde, müteakiben katsayılarda altı ay içinde yapılacak ilk artıştan doğan ikramiye farkları da bunlara ayrıca ödenir. Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmadan veyahut toptan ödeme yapılmadan ölen iştirakçiler için yukarıdaki esaslara göre hesaplanacak ikramiyenin tamamı, aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan dul ve yetimlere, bu Kanunun mülga 68 inci maddesinde gösterilen hisseleriyle orantılı olarak ödenir. Emekli ikramiyesini aldıktan sonra yeniden iştirakçi durumuna girenlerin tekrar emekliye ayrılmalarında, sadece sonradan geçen hizmetlerine karşılık yukarıdaki esaslara göre emekli ikramiyesi ödenir. (Mülga ikinci cümle: 4/4/2015-6645/41 md.) Bu Kanunun mülga 88 inci maddesi kapsamına girenlerin emekli ikramiyeleri hakkında da yukarıdaki hükümlere göre işlem yapılır. Sosyal Güvenlik Kurumunca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek emekli ikramiyelerini almadan ölenler ile ölüm tarihinde aylığa müstahak dul ve yetim bırakmadan ölen iştirakçilerin ikramiyeleri, kanuni mirasçılarına ödenir. Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur. Ölenlerin hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinin tahsili hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Tavanın Emredici Niteliği ve Sözleşmeyle Aşılamayacağı

Kıdem tazminatı tavanını öngören kurallar kamu düzeniyle ilgilidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve 22. Hukuk Dairesi kararlarında, tavanın yasada emredici biçimde düzenlendiği ve işçi yararına dahi olsa tavanı artıran ya da tamamen ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu kural, taraflarca ikale sözleşmesi içeriğinde kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırılsa dahi geçerliliğini korur; ikale sözleşmesi tavan sınırını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/37337, K. 2013/28410Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/37337 E.  ,  2013/28410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, bakiye kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A)Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 01/02/1977 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 03/05/2005 tarihinde emekli olmak suretiyle işyerinden ayrıldığını, davalı işverenle yapılan belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin 5. maddesinde "Banka, emekliliğini hak etmemiş personelin kıdem tazminatını, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla bankada geçmiş hizmetlerinin toplamı üzerinden ödemeyi kabul ve taahhüt eder." belirtildiğini, ancak davalı banka tarafından önceki dönemlere ait olarak hesaplama yapılmayıp sadece emeklilik sandığına tabi muadili devlet memurunun aldığı emekli ikramiyesi üzerinden hesaplama yaparak eksik kıdem tazminatı ödendiğini, davalı işverenin kıdem tazminatını hesaplarken emekli olduğu tarihteki brüt ücretin kıdem tazminatı tavanı 1.648,90 TL'den fazla olmasını dikkate alarak emekli olduğu tarihte geçerli kıdem tazminatı tavanı olan 1.648,90 TL üzerinden hesaplaması gerektiğini, her iki banka tarafından da bu uygulamanın 4684 sayılı yasa ve 399 sayılı kanun hükmünde kapsamında çalışılan dönemler için kıdem tazminatı değil, emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiğini iddia ederek bakiye kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacıya hak ettiği kıdem tazminatı ve emekli ikramiyesinin eksiksiz olarak ödendiğini, davacının 03/05/2005 tarihinde kendi isteğiyle emekli olduğunu ve bankayla ilişiğini kestiğini, davacının 01/02/1977 tarihinde Anadolubank A.Ş'de işe başladığı tarihte, 233 ve 308 sayılı kanun hükmünde kararname hükümlerine istinaden sözleşmeli personel statüsüne geçirildiği 14/06/1990 tarihine kadar geçen süre için ve 14/06/1990 tarihinden emeklilik nedeniyle bankadan ayrıldığı 06/08/2007 tarihine kadar geçen süre için 4684 sayılı yasanın 2. maddesinin 2. fıkrası gereğince emeklilik ikramiyesi kıdem tazminatı olarak ödendiğini, yapılan ödemelerde herhangi bir eksiklik bulunmadığını, davacının imzaladığı ibranameyle müvekkili bankadan alacağının kalmadığını kabul ettiğini, davacının emeklilik tarihi nazara alındığında davacıya 5230 sayılı kanun uyarınca kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödenmesinin mümkün olmadığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, kıdem tazminatı hesabında İş Kanunu'nun 14/4 maddesinin uygulanamayacağı, kıdem tazminatının davacının önceki çalışmalarını da kapsayacak şekilde tüm süre ve son ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, ibranamenin makbuz hükmünde olduğu, aynı zamanda davalı kurum dışındaki önceki hizmetleri kapsamadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı süresi içinde taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacının 01.02.1977 tarihinde … Bankası A.Ş. de İş yasasına tabi hizmet akdi ile çalışmaya başladığı ve 02.01.1988 tarihinde 14.10.2001 tarihinde davalı Emlak Bankasına naklen atamasının yapılıp, 03.05.2005 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı, davacının 01.02.1977-15.07.1988 devresi için 4857 sayılı İş Yasasına tabi çalıştığı 11 yıl, 5 ay, 14 gün hizmetine karşılık kıdem tazminat tavanı üzerinden net 18.775,73 TL kıdem tazminatı, sözleşme imzaladığı ve sözleşmeli personel statüsüne geçtiği 15.07.1988 tarihinden emekli olarak görevinden ayrıldığı 03.05.2005 tarihine kadar 16 yıl, 9 ay, 18 günlük hizmeti karşılığı 4684 sayılı yasanın 2. fıkra hükmü gereği 19.292,72 TL net emekli ikramiyesi ve özel kanun hükümlerine göre davalı banka ile sözleşme imzaladığı 14.02.2002 tarihinden emekli olarak işten ayrıldığı 03.05.2005 tarihine kadar 3 yıl, 2 ay, 19 günlük hizmeti karşılığı 4857 sayılı İş Yasası uyarınca hesaplanan 5.308,54 TL kıdem tazminatından devre için hesaplanan 2.977,64 TL emekli ikramiyesi tenzil edilerek bakiyesi 2.330,90 TL dan %o6 damga vergi kesinti ile kalan net 2.316,91 TL kıdem tazminatı ödenmek suretiyle, davacıya 01.02.1977-03.05.2005 tarihleri arası 28 yı1, 3 ay, 2 gün hizmeti karşılığı 40.385,36 TL ödeme yapıldığı belirlenmiş olup, bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Kıdem tazminat hesap çizelgesine göre davacının son brüt giydirilmiş brüt aylık geliri 3.399,84 TL olup 03.05.2005 tarihi itibarı ile kıdem tazminat tavanı 1.648,90 TL üzerinden 01.02.1977-15.07.1988 ve 14.02.2002-03.05.2005 devresini kapsayan hizmet süresine isabet eden kıdem tazminatının hesaplandığı belirlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, sözleşmeli personel olarak çalışılan süre için 1475 sayılı yasanın 14. maddesinde öngörülen özel ve genel tavandan hangisinin uygulanacağı noktasındadır. Davacı işçi ayrıca 01.02.2002 tarihinde taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 5. maddesi hükmüne dayanmış olup, anılan maddede kıdem tazminatı hesabında diğer tüm kamu kurum ve kuruluşlarla bankada geçmiş hizmetlerin birlikte değerlendirileceği kuralı öngörülmüştür. Kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı yasanın 14. maddesine göre kıdem tazminatının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek emeklilik ikramiyesini geçemez. Bu üst sınır, öğretide “genel tavan” olarak adlandırılmaktadır(Akyiğit, Ercan: Kıdem Tazminatı, … 1999, s.671). Özel tavan ise, 1475 sayılı Kanunun 14/6. fıkrasında öngörülmüştür. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve T.C.Emekli Sandığına tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığına tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin Emekli Sandığına tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Kıdem tazminatı tavanını öngören kurallar kamu düzeniyle ilgili olup, aksine sözleşme hükümleri geçersizdir. Dairemiz kararlarında, Emekli Sandığı hükümlerine tabi olarak memur sıfatıyla çalışılan dönem için, 1475 sayılı Kanunun 14/6. maddesindeki özel tavanın uygulanması gerektiği kabul edilmiş, başka yasalarda aksini öngören düzenlemelerin özel tavan sınırlamasını bertaraf etmeyeceği vurgulanmıştır(Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/ 29328 E, 2006/ 7379 K.; Yargıtay 9.H.D., 8.4.2003 gün 2002/21830 E, 2003/5911 K.). 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlülüğü öncesinde 1475 sayılı yasanın 98/D maddesine kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, her iki tavanı öngören 14. madde halen yürürlüktedir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür(Akyiğit, Ercan: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı Akara 2006 s. 2486; Mollamahmutoğlu, Hamdi: İş Hukuku, 3. bası, … 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316. ; Şahlanan, …: Kıdem Tazminatı Tavanının Mutlak Emrediciliği, Sicil, Sayı 12, s. 44 vd.). Öte yandan, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Bankası, … Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye … Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 3.7.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4684 sayılı Yasayla eklenen geçici 2. maddesinde, “…Sandığa tabi olarak çalıştıkları ve "emekli ikramiyesi" veya "kıdem tazminatı" veya "iş sonu tazminatı" alamadıkları yıllar için, Bankadaki emsali T. C. Emekli Sandığına tabi personele her bir hizmet yılı için ödenmesi gereken "emekli ikramiyesi" tutarı kadar kıdem tazminatı … ödenir” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre sözleşmeli personel olarak 399. sayılı KHK kapsamında çalışılan süre için emsali T.C. Emekli Sandığı iştirakçisinin emekli ikramiyesi tutarı dikkate alınmalıdır. 4603 sayılı Yasanın sözü edilen hükmü de 1475 sayılı Yasanın 14: maddesinin 6. fıkrasındaki düzenlemelerle uyumludur. Somut olayda davacı işçiye, iş sözleşmesi imzaladıktan sonraki dönem için genel tavan esasına göre hesaplanan kıdem tazminatı davalı işverence tam olarak ödenmiş, 5434 sayılı yasaya tabi dönem için de Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre 1475 sayılı yasanın 14/ 6. maddesindeki özel tavana uygun olarak ödeme yapılmıştır. Davalı işverence son olarak emekli olduğu 03.05.2005 tarihi itibarıyla Emekli Sandığına tabi emsal bir çalışanın alabileceği emekli ikramiyesi tutarına göre hesaplamaya gidilmesi yerinde bir uygulamadır. Bu nedenle davaya konu fark kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece, kıdem tazminatı farkı isteğinin kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/28495, K. 2020/755Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/28495 E.  ,  2020/755 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalı işçinin iş akdinin 17.10.2010 tarihinde feshedildiğini, fesih tarihindeki ücreti 3.811,50 TL olduğunu, fesih tarihinde kıdem tazminatı tavanı 2.517,01 TL olmasına ve ücretin KTTÜ tutarını aşmasına karşın davacıya sehven fazla ödeme yapılmış olduğunu,durumun teftiş raporuyla tespit edildiğini 08.03.2013 tarihinde raporun davalıya tebliği ile durumun öğrenildiğini ileri sürerek fazla ödenen 6.171,86 TL nin iadesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında ikale sözleşmesi yapıldığını ve davacı tarafından ikale sözleşmesi uyarınca ödeme yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık,kıdem tazminatı hesaplanırken kıdem tazminatı tavanının aşılıp aşılmadığı noktasında toplanmaktadır. 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir.Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi fesin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemesi durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın, işverence işe başlatılmaması halinde, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşeceğinden, kıdem tazminatı tavanı işe başlatmama tarihine göre belirlenmelidir. Mevsimlik işlerde, işçinin iş sözleşmesinin mevsim sonu itibarıyla feshedilmesi halinde kıdem tazminatı tavanı anılan fesih tarihine göre belirlenmelidir.Ancak, mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda, yeni sezon çalışma süresinin başlangıcında işçinin işe çağrılmaması halinde, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılacağından işe çağrılması gereken tarihteki tavan gözetilmelidir.İşçinin fesih tarihinde raporlu olmasına rağmen iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmişse, fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki kıdem tazminatı tavanı gözetilir.Özel tavan ise 1475 sayılı Kanun'un 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve T.C. Emekli Sandığına tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığına tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez.Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin Emekli Sandığına tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanan uygulaması bu doğrultudadır.Kıdem tazminatının tabanını 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür.4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavanı öngören 14.üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür (Akyiğit, Ercan: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı Ankara 2006 s. 2486; Mollamahmutoğlu, Hamdi: İş Hukuku, 3. bası, Ankara 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316. ; Şahlanan, Fevzi: Kıdem Tazminatı Tavanının Mutlak Emrediciliği, Sicil, Sayı 12, s. 44). Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10'uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla, % 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4.üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur. Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3.üncü maddesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekomda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasa'nın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır.Somut olayda; dosyaya sunulmuş olan 15.10.2010 tarihli, “iş sözleşmesinin karşılıklı feshi” konulu sözleşme içeriğinde; karşılıklı rıza ile iş sözleşmesinin feshedildiği, davacıya yıllık izin ücreti, sosyal yardım ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi , teşvik ikramiyesi, kıdem ve ihbar tazminatı miktarları belirtilerek ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu 15.10.2010 tarihli sözleşmenin ikale sözleşmesi olduğu kabul edilse dahi , taraflarca ikale sözleşmesi içeriğinde kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde, kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14.üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir.Fesih tarihi olan 17.10.2010 tarihinde kıdem tazminatı tavanı 2.517,01 TL dir. Fesih tarihi itibariyle davacının brüt ücreti kıdem tazminatı tavanını aştığından kıdem tazminatının tavan miktarına göre hesaplanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, Mahkemece, ikale sözleşmesi ile yapılan ödemelerin nitelik olarak kıdem tazminatı olmayıp feshe bağlı tazminatlar olması gerekçesi ile kıdem tazminatı tavanı aşılmak suretiyle davalıya yapılan fazla ödemenin davalıdan tahsiline ilişkin istemin reddine dair verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bununla birlikte, yasa hükmünün açıkça izin verdiği hallerde tavan aşılmış olmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarında, 5004 sayılı Kanun'un 10. maddesi bazı kurumlar yönünden belli koşullarla kıdem tazminatının yüzde yirmi fazlasıyla ödenmesine olanak tanıdığından bu hallerde tavanın aşıldığı sonucuna varılamayacağı belirtilmektedir. Yine aynı kararlarda, 406 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin yüzde otuz fazla ödemeye ilişkin kural içerdiğinden genel tavanın uygulanmasının istisnasını oluşturduğu ifade edilmektedir. Her iki düzenlemenin güncel yürürlük durumu ve uygulama kapsamı kesin olarak doğrulanamamaktadır.

Tavanın Hangi Tarihe Göre Belirleneceği

Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesihte önelin son bulduğu tarihte fesih gerçekleştiğinden, tavan bu tarih itibarıyla belirlenir. Aynı kural son ücretin tespiti açısından da geçerlidir; önelin bittiği tarihteki ücret tazminata esas alınır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/13367, K. 2015/28109Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2015/13367 E.  ,  2015/28109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2012 NUMARASI : 2011/509-2012/146 DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalı şirkette Bakım Grup Mühendisliği statüsünde çalıştığını 28.05.2008 tarihinde emekli olduğunu taraflar arasında imzalanan işletme toplu iş sözleşmesinde Kıdem tazminatına uygulanacak gün sayısı 40 gün olmasına rağmen emekli olduğunda iş kanununda öngörülen 30 güne göre kıdem tazminatı hesaplanarak eksik ödendiğini, açıklanan nedenlerle eksik hesaplanan kıdem tazminatın emekli olduğu 14.06.2009 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte hesaplanarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Davacının her hizmet yılı için 40 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatının hesaplanması suretiyle 1475 sayılı İş Kanun'un 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatı tavan miktarının aşılmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, bozma ilamına uyularak karar verilmiş olmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında kıdem tazminatının hesabında 40 günlük ücretin esas alınması nedeniyle kıdem tazminatı tavanının aşılıp aşılmadığı uyuşmazlık konusudur. Mahkemece, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi gereği, kıdem tazminatı, davacının yıllık kırk günlük ücreti esas alınarak, kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplanmıştır. Fesih tarihinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 46. maddesinde “kıdem tazminatı hesabında her hizmet yılı için kırk günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir“ düzenlemesine yer verilmiştir. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil, sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır. 1475 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir. Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. Somut olayda davacının iş sözleşmesi 28.05.2008 tarihinde sona ermiştir. Bu tarih itibariyle 1475 sayılı İş Kanunun 14. maddesi uyarınca kıdem tazminatı tavanı 2.087,92 TL'dir. Kıdem tazminatı tavanın aşılamayacağı emredici kuraldır. Dosya içindeki belgelere dayalı olarak davacının ücreti 1.876,00 TL'dir. Belirlenen bu durum karşısında emredici kural olan kıdem tazminatı tavanının toplu iş sözleşmesi hükümleri ile dahi aşılamayacağı dikkate alındığından, tavan aşılarak hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Kıdem tazminatı tavanı dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılmaması ve sonucuna göre karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2015 günü oybirliği ile karar verildi.

Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı ödenmeksizin işverence iş sözleşmesi feshedilmişse, önel süresi içinde gerçekleşen tavan artışından işçi yararlanabilir. Ücret artışı için de benzer bir ilke geçerlidir: ihbar öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı tam olarak ödenmeksizin yapılan fesihte, önelin bitim tarihine kadar uygulamaya konulan ücret artışı esas alınarak hesaplama yapılır.

İstirahat raporu ve fesih tarihi ilişkisinde iki ayrı durumu birbirinden ayırt etmek gerekir. Birinci durumda işverence açıkça fesih bildiriminde bulunulmuş, ancak işçi o tarihte raporludur; bu halde fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki tavan esas alınır. İkinci durumda ise fesih işlemi bizzat rapor süresi içinde işveren tarafından gerçekleştirilmektedir; bu halde rapor bitim tarihi fesih tarihi sayılır ve o tarihteki tavan uygulanır.

İşe iade kararı üzerine işçi süresi içinde işverene başvurmasına karşın işveren işçiyi işe başlatmazsa, fesih işe başlatmama tarihinde gerçekleşmiş sayılır ve kıdem tazminatı tavanı bu tarihe göre belirlenir.

Mevsimlik işlerde mevsim sonu itibarıyla iş sözleşmesi feshedilmişse tavan fesih tarihine göre belirlenir. Mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesinin askıya alındığı ve işçinin yeni sezonda işe çağrılmadığı durumlarda ise iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılır; tavan, işçinin işe çağrılması gereken tarihe göre belirlenir.

Özel Tavan: Emekli Sandığına Tabi Hizmetler

1475 sayılı İş Kanunu m. 14/6, genel tavandan ayrı bir özel tavan öngörmektedir. İşçinin iş sözleşmesi yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması nedeniyle sona erer ve T.C. Emekli Sandığı'na tabi hizmetleri bulunursa, son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığı'na tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi miktarını aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir.

Kamu kurumlarında geçen hizmetlerin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi kabul edilmekle birlikte, 5434 sayılı Kanun'a tabi dönem için 1475 sayılı İş Kanunu m. 14/6'daki özel tavan sınırı gözetilir. İşçinin 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa veya sözleşme hükümleri bu özel tavanı ortadan kaldıramaz.

Tazminata Esas Ücretin Hesaplanması

Kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen net ücret üzerinden değil; sigorta primi, vergi ve sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret esas alınarak hesaplanır. Esas alınacak ücret iş sözleşmesinin feshedildiği andaki son ücrettir. Kıdem tazminatı tavanı yalnızca kıdem tazminatı hesabında geçerlidir; ihbar tazminatı hesabına uygulanmaz.

Nakit ücretin yanı sıra, 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 uyarınca işçiye sağlanan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de tazminata esas ücretin hesabında gözetilir. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi sabit olmayan ücret düzenlemelerinde son bir yıllık sürede ödenen ücret o sürede çalışılan günlere bölünerek ortalama ücret bulunur. Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasındaki ücret aynı süredeki çalışılan günlere bölülerek hesaplama yapılır.

Kıdem Süresinin Hesaplanması

İşçinin kıdemi hesaplanırken hizmet akdinin devam etmiş ya da fasılalarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalışılan süreler birleştirilerek dikkate alınır. İşyerinin devri veya herhangi bir suretle başka bir işverene geçmesi halinde işçinin kıdemi tüm işyerlerindeki hizmet sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır; 12.07.1975 tarihinden itibaren işlemiş kıdem tazminatlarından devreden ve devralan her iki işveren sorumludur. Aynı kıdem süresi için birden fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.

Zamanında Ödenmeyen Kıdem Tazminatında Faiz

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davada hâkim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. Kıdem tazminatından doğan sorumluluk ise işveren tarafından üçüncü kişilere veya sigorta şirketlerine sigorta ettirilemez.

Yaşlılık Aylığı Şartlarını Tamamlayarak İşten Ayrılma

1475 sayılı İş Kanunu m. 14'te, yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş koşulu dışındaki diğer şartları ya da sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçinin kendi isteğiyle işten ayrılması halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı düzenlenmiştir. Söz konusu hükümde 506 sayılı Kanun'a atıf yapılmaktadır; ancak 506 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olduğundan bu atfın bugünkü hukuki karşılığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hakkın kullanılabilmesi için işçinin aylık veya toptan ödemeye hak kazandığını ve yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma müracaat ettiğini belgelemesi zorunludur; işçinin ölümü halinde bu belgeleme şartı aranmaz.

Sık Sorulan Sorular

Kıdem tazminatı tavanı toplu iş sözleşmesiyle artırılabilir mi?

Hayır. Tavan yasal olarak emredici nitelikte olduğundan toplu iş sözleşmesi veya bireysel hizmet akdiyle aşılamaz. İşçi yararına olsa dahi tavanı artıran ya da tamamen ortadan kaldıran sözleşme hükümleri geçersizdir. Yalnızca yasanın açıkça izin verdiği hallerde kanuni sınırın üzerinde ödeme yapılabilmektedir; bu konudaki iki yasal düzenleme olarak 5004 sayılı Kanun m. 10 ve 406 sayılı Kanun geçici m. 4 yargı kararlarında örnek gösterilmektedir. Her iki düzenlemenin güncel yürürlük durumu kesin olarak doğrulanamamaktadır.

Tavan uygulaması ihbar tazminatını da kapsar mı?

Kıdem tazminatı tavanı yalnızca kıdem tazminatı hesabında geçerlidir; ihbar tazminatı hesabına uygulanmaz.

İstirahat raporundayken işten çıkarılırsam tavan hangi tarihe göre belirlenir?

İki durum birbirinden ayrı değerlendirilir. İşveren, işçi raporlu iken iş sözleşmesini feshettiğini açıkça bildirmişse fesih sonuçlarını doğurur ve feshin gerçekleştiği andaki tavan esas alınır. Rapor süresi içinde fesih işleminin bizzat gerçekleştirildiği hallerde ise rapor bitim tarihi fesih tarihi sayılır ve o tarihteki tavan uygulanır.

İşe iade davası kazanıldıktan sonra işveren işe başlatmazsa tavan nasıl belirlenir?

İşçinin işe iade kararı üzerine süresi içinde başvurmasına karşın işveren işe başlatmazsa fesih, işe başlatmama tarihinde gerçekleşmiş kabul edilir. Kıdem tazminatı tavanı da bu tarihe göre belirlenir.

Mevsimlik işçilerde kıdem tazminatı tavanı hangi tarihe göre hesaplanır?

Mevsim sonu itibarıyla iş sözleşmesi feshedilmişse tavan fesih tarihine göre belirlenir. Mevsim sonunda fesih yerine iş sözleşmesi askıya alınmış ve işçi yeni sezonda işe çağrılmamışsa, iş sözleşmesi işe çağrılmamak suretiyle feshedilmiş sayılır; tavan, işçinin işe çağrılması gereken tarihe göre belirlenir.

Emekli Sandığına tabi hizmeti olan işçi için tavan nasıl hesaplanır?

1475 sayılı İş Kanunu m. 14/6 uyarınca, işçinin iş sözleşmesi yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması nedeniyle sona erer ve T.C. Emekli Sandığı'na tabi hizmetleri bulunursa ayrı bir özel tavan uygulanır. Son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığı'na tabi hizmetler için ödenmesi gereken kıdem tazminatı, anılan kanun hükümlerine göre öngörülen emeklilik ikramiyesi miktarını geçemez. Bu özel tavan, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu