Stopajı düşük göstermek amacıyla düzenlenen ikinci kira sözleşmesinin sonucu, tevkifatın kanuni şartları ile o sözleşmenin ilgili uyuşmazlıkta hangi bedele esas alınacağına bağlıdır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde tevkifat, bentlerde sayılan ödemeler nakden veya hesaben yapılırken istihkak sahibinin gelir vergisine mahsuben yerine getirilir. Aynı kiralanan için düzenlenen düşük bedelli belgenin geçerli sayılıp sayılmayacağı ise her dosyadaki sözleşme, ödeme ve ispat olgularına göre değerlendirilir.
193 sayılı GELİR VERGİSİ KANUNU (GVK) m. 94Kaynağı aç
Tevkifat yükümlülüğünün kişi ve ödeme yönü
Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin giriş hükmü, bentlerde sayılan ödemeleri avanslar dâhil nakden veya hesaben yapan kişileri, istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmakla yükümlü tutar. Bu bölümde açıkça anılanlar arasında gerçek gelirini beyan etmeye mecbur ticaret ve serbest meslek erbabı ile zirai kazancını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler bulunur. Yükümlülük, bent kapsamındaki ödemenin yapılması sırasında doğar.
Aynı maddenin 5/a bendi, 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığında yapılan ödemeleri tevkifat kapsamına alır. Hangi mal ve hakların 70. maddede yer aldığı bu bentten ayrıca çıkmaz. Bir kira ödemesinin bent kapsamına girip girmediği, ödemenin konusuna göre belirlenir.
94. maddede ayrıca, mazbut vakıflar hariç vakıflar ile derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden vergi tevkifatı yapılacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme, bütün kira ilişkilerine uygulanan genel bir oran hükmü değildir.
Tüccar, serbest meslek erbabı ve çiftçilerin 94. maddeye göre yapacağı tevkifat, ticari, mesleki ve zirai işleriyle ilgili ödemelere özgüdür. Bu sınır, anılan kişilerin her ödemesinin tevkifat kapsamında olduğu anlamına gelmez.
Cumhurbaşkanı, 94. maddedeki tevkifat oranını her bir ödeme ve gelir için ayrı ayrı sıfıra kadar indirebilir veya bir katına kadar artırarak yeniden tespit edebilir. Maddedeki yetki hükmü, kira ödemesine uygulanan oranı ayrıca göstermez.
İkinci sözleşmenin kira uyuşmazlığındaki yeri
Aynı kiralanan için farklı bedelli iki sözleşme bulunması, düşük bedelli belgenin her olayda geçersiz olduğu şeklinde genel bir sonuç doğurmaz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/7188 esas ve 2015/10560 karar sayılı, 30/11/2015 tarihli kararında, somut uyuşmazlıkta yüksek bedelli sözleşmeye değer verilmesi ve uyuşmazlığın bu sözleşme uyarınca çözülmesi gerekirken muvazaalı kabul edilen düşük bedelli sözleşmenin esas alınması bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/7188, K. 2015/10560Kaynağı aç
Aynı kararda, boş sözleşmeye imza atan kişinin sözleşmenin sonradan aykırı biçimde doldurulduğu yönündeki beyanına itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir. İkinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiğine veya sona erdirildiğine dair bir şerh bulunmadığı da ayrıca dikkate alınmıştır. Bu değerlendirme, karardaki savunma ve belgelerle sınırlıdır.
Daire, ilk sözleşmeden sonra kira bedelinde hayatın olağan akışına aykırı gördüğü indirimi dosyadaki diğer olgularla birlikte ele almıştır. Bu inceleme sonunda, davalının dayandığı sözleşmenin kira bedelini belirlemek dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmıştır.
Kararın sonucu, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428. maddesi uyarınca 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle bozulmasıdır. Bozulan hüküm, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve tazminat kararıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013/1668 esas ve 2013/4767 karar sayılı, 19/03/2013 tarihli kararında, ikinci sözleşmenin stopaj vergisinin daha düşük ödenmesi amacıyla düşük bedelli ve muvazaalı hazırlandığı kabul edilmiştir. Taraflar arasında geçerli ve uygulanabilir sözleşme olarak daha önceki yüksek bedelli sözleşme esas alınmıştır. Kabul; banka ödemeleri, muhtasar beyannameler, fesih şerhinin bulunmaması ve kira indiriminin olağan akışa aykırılığı gibi bu dosyaya özgü olgulara dayanır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/1668, K. 2013/4767Kaynağı aç
Daire, temerrüt ihtarnamesinin tebliğine rağmen kira farklarının yasal süresi içinde ödenmemesi nedeniyle tahliyeye, kira farklarının tahsiline ve muvazaalı ikinci sözleşmenin iptaline karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin ret yönünde hüküm kurmasını hukuka aykırı görmüştür. Daire bu sonuçlara bizzat hükmetmemiş, hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Bu dosyadaki sonuç, temyiz itirazlarının kabulü ve hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi gözetilerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca bozulmasıdır. Kararda karşı oy yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/966 esas ve 2021/720 karar sayılı, 08/06/2021 tarihli kararında, aynı kiralanana ilişkin iki sözleşmeden uyuşmazlığın davacının dayandığı sözleşme hükümleri ve bedeli esas alınarak çözülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sonuç, önceki kesinleşmiş dava dosyasındaki imza beyanı ve sözleşme bedeli tartışmasını da içeren bu olayla sınırlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/966, K. 2021/720Kaynağı aç
Kurul, düşük bedelli sözleşmenin düşük stopaj ödemek amacıyla verildiği savunmasının yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu sözleşmeye değer verilmesini yerinde bulmamıştır. Kurul stopaj amacını ayrıca tespit etmemiş; yerel mahkemenin anılan gerekçeyle düşük bedelli sözleşmeye dayanmasını hatalı görmüştür.
Kurulun sonucu, davacının temyiz itirazının kabulüyle direnme kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince bozulmasıdır. Karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır. Kurul tahliye, alacak veya tazminat konusunda nihai hüküm kurmamıştır.
Vergi ziyaı ve vergi ziyaı cezası
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341. maddesine göre vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında ya da eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesidir. Madde kira sözleşmesini veya stopajı ayrıca düzenlemez.
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 341Kaynağı aç
Şahsi, medeni hâl veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir. Bu hüküm, ikinci kira sözleşmesinin kendiliğinden bu hâllerden biri olduğunu söylemez.
341. maddedeki hâllerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi, tamamlanması veya haksız iadenin geri alınması, ceza uygulanmasına engel oluşturmaz. Hangi cezanın kesileceği bu fıkrada belirtilmez.
Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesine göre, 341. maddedeki hâllerde vergi ziyaına sebebiyet verilirse mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Madde ikinci kira sözleşmesini özel olarak düzenlemez. 341. maddedeki hâllerin varlığı ayrıca gerçekleşmeden her ikinci sözleşme bu cezaya bağlanamaz.
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 344Kaynağı aç
Vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilirse ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır. İkinci sözleşmenin düzenlenmesi, 359. maddedeki fiiller ayrıca gerçekleşmeden bu artırımlı cezayla aynı tutulamaz.
Vergi incelemesine başlandıktan veya takdir komisyonuna sevk edildikten sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için 344. maddeye göre kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır. Bu oran, maddede yazılı geç beyanname koşuluna bağlıdır.
Mükellefiyet tesis ettirme zorunluluğuna uyulmadan ve vergi dairesinin ıttılaı dışında ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunularak vergi ziyaına sebebiyet verilirse, 344. maddenin ilk üç fıkrasına göre kesilecek vergi ziyaı cezası yüzde elli artırılarak uygulanır. Artırım, ikinci kira sözleşmesi düzenlemeye değil, bu şekilde faaliyette bulunmaya bağlanmıştır.
Bu artırım, aynı vergi türü ve aynı dönem için sonradan yapılacak tarhiyatlarda kesilecek vergi ziyaı cezalarına da uygulanır.
Belge niteliği ve kaçakçılık cezası
Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, gerçek bir işlem veya duruma dayanmakla birlikte bu işlem ya da durumu mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı yansıtan belge, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olarak tanımlanır. Metin kira bedeli veya stopaj örneği vermez; bir belgenin bu niteliği somut olaya göre belirlenir.
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 359Kaynağı aç
Defter, kayıt veya belgeleri tahrif eden ya da gizleyenler ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hüküm, kira sözleşmesine özgü bir sonuç kurmaz.
Gerçek bir işlem veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir. Bu belgeleri tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler ya da kullananlar üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düşük bedelli ikinci kira sözleşmesi, kanun metninde kendiliğinden sahte belge kabul edilmez.
371. maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında 359. madde hükmü uygulanmaz. 371. maddedeki şartlar bu hükümde ayrıca sıralanmaz.
359. maddedeki fiillerle vergi ziyaı oluştuğunun tespiti üzerine tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammı soruşturma evresinde ödenirse verilecek ceza yarı oranında indirilir. Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenirse indirim üçte bir oranındadır.
Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen ceza yoksa, 359. madde uyarınca verilecek ceza yarı oranında indirilir.
359. maddedeki suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uygulanır.
Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında 359. maddedeki cezaların uygulanması, 344. maddedeki vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel oluşturmaz.
Taleple bağlılık ve karar düzeltme süresi
Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez; duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/8389, K. 2023/388Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8389 esas ve 2023/388 karar sayılı, 02/03/2023 tarihli kararında, davacının 03/02/2021 tarihli dilekçesindeki dönemler yerine başka bir yılın alacağı ve farklı bir faiz başlangıcı esas alınarak hesap yapılması taleple bağlılık kuralının ihlali sayılmıştır. Bu gerekçe alacağın hesaplanma biçimine ilişkindir ve muvazaa konusunda ayrı bir sonuç içermez.
Aynı kararda, davalının dava konusu dönemlere ilişkin ödediğini belirttiği ve davacı tarafından itiraz edilmeyen tutarın alacaktan mahsup edilmemesi ile faiz yönünden rapora yapılan itirazın değerlendirilmemesi de bozma nedeni kabul edilmiştir. Mahsup ve faiz değerlendirmesi, bu dosyadaki beyan ve bilirkişi raporuna bağlıdır.
Dairenin sonucu, sair temyiz itirazlarının reddi ve mahkeme kararının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince bozulmasıdır. Sair itirazların reddi, ilk derece mahkemesinin muvazaa gerekçesinin ayrıca benimsendiği anlamına gelmez. Bozmanın açık gerekçesi hesaplama ve taleple bağlılıktır.
Hukuk Genel Kurulunun 2017/966 esas ve 2021/720 karar sayılı kararında karar düzeltme yolu, kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde açıktır. Bu süre, anılan kararın usul sonucuna ilişkindir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02/03/2023 tarihli kararında da karar düzeltme yolu, tebliğden itibaren on beş gün süreyle açıktır. Süre, bu kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesine atıfla açıkladığı karar düzeltme süresidir.
Sık sorulan sorular
Düşük bedelli ikinci sözleşme tevkifatı nasıl etkiler?
Tevkifat, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde gösterilen kişilerin bent kapsamındaki ödemeyi nakden veya hesaben yapması sırasında doğar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2013/1668 esas ve 2013/4767 karar sayılı kararında, stopajın daha düşük ödenmesi amacıyla hazırlanan düşük bedelli ikinci sözleşme o dosyada muvazaalı kabul edilmiş ve önceki sözleşme esas alınmıştır. Bu kabul, dosyadaki ödeme, beyanname ve sözleşme olgularına bağlıdır.
Her çift kira sözleşmesi muvazaalı mıdır?
Hayır. Düşük bedelli sözleşmeye değer verilmemesi, ilgili kararda fesih veya sona erme şerhinin bulunmaması, olağan akışa aykırı indirim ve diğer dosya olgularının birlikte değerlendirilmesine bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulunun 2017/966 esas ve 2021/720 karar sayılı kararında ise düşük stopaj amacıyla verildiği savunulan sözleşmeye, bu savunma yazılı delille kanıtlanamadığı için değer verilmemiştir; Kurul stopaj amacını ayrıca tespit etmemiştir.
Boş sözleşmedeki sonradan doldurma savunması yeterli midir?
2015/7188 esas sayılı kararda, boş sözleşmeye imza atanın sonradan sözleşmeye aykırı doldurulduğu beyanına itibar edilemeyeceği kabul edilmiştir. Değerlendirme, karardaki savunma ve belgelerle sınırlıdır.
Vergi ziyaı cezası hangi oranda kesilir?
344. madde, 341. maddedeki hâllerde ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında ceza öngörür. Ziyaa 359. maddedeki fiillerle sebebiyet verilirse ceza üç kat, iştirak edenlere bir kat uygulanır. Kanuni süresi geçen beyannamede yüzde elli uygulama, vergi incelemesine başlandıktan veya takdir komisyonuna sevk edildikten sonra verilen beyannameleri kapsamaz. Mükellefiyet tesis ettirilmeksizin belirtilen faaliyette yüzde elli artırım vardır.
Kaçakçılık cezası vergi ziyaı cezasını engeller mi?
Hayır. 359. maddedeki cezaların uygulanması, 344. maddedeki vergi ziyaı cezasının ayrıca kesilmesine engel oluşturmaz.
Mahkeme talep edilenden fazlasına hükmedebilir mi?
Hayır. Hâkim talep sonucunun üstüne çıkamaz ve talepten farklı bir şeye karar veremez; şartlar uygunsa daha azına karar verebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

