Duruşmada Dinlenmeyen Tanık Beyanına Dayalı Mahkûmiyet

by Avukat Erdal Ersoy
Duruşmada Dinlenmeyen Tanık Beyanına Dayalı Mahkûmiyet

Ceza yargılamasında tanık beyanına dayalı bir mahkûmiyet kararı, sanığa o tanığı sorgulama imkânı tanınması koşuluna bağlıdır. Bu koşul yerine getirilmeden kurulan mahkûmiyet, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki adil yargılanma hakkını ve CMK'nın emredici hükümlerini ihlal edebilir. Anayasa Mahkemesi bu konuda üç aşamalı bir değerlendirme çerçevesi geliştirmiş; Yargıtay da bu usul güvencelerine aykırı biçimde kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur. Ancak duruşmada dinlenmeyen her tanık beyanı tek başına otomatik bir ihlal sonucu doğurmaz; sonuç, olayın koşullarına göre bu üç aşamanın birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir.

Tanık Sorgulama Hakkının Hukuki Temeli

Anayasa'nın 36. maddesi sanığa aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme güvencesi tanımaktadır. Bu güvence; sanığın tanıklara soru yöneltebilmesini, onlarla yüzleşebilmesini ve beyanlarının doğruluğunu sınayabilmesini kapsar. CMK m. 217/1 ise hâkimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğini açıkça düzenlemekte; bu delillerin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edileceğini belirtmektedir. Doğrudan doğruyalık ilkesi de kural olarak tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek mahkeme tarafından alınmasını ve takdir edilmesini gerektirmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî
kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir
şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek yetkisi

CMK m. 210/1, olayın delilinin tek bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu durumlarda o tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini ve daha önce yapılan dinlemeye ilişkin tutanağın ya da yazılı bir açıklamanın okunmasının dinlemenin yerini tutamayacağını emredici biçimde düzenlemektedir. Yargıtay'ın bazı kararlarında bu hükmün, beyanın tek değil belirleyici delil olduğu durumları da kapsayacak biçimde yorumlandığı görülmektedir; ancak bu yorum kanun metnindeki tek tanık şartının ötesine geçmekte olup kesin ve yerleşik bir kural olarak aktarılamamaktadır. Tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kişinin duruşmada bu hakkını kullandığı durumda ise CMK m. 210/2 gereğince önceki ifadesine ait tutanak hiçbir şekilde okunamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 210Kaynağı aç
Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret
ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında
düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine
geçemez.
(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan
çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler

Üç Aşamalı Değerlendirme Çerçevesi

Tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediği üç aşamalı bir incelemeyle belirlenir. İlk aşamada, tanığın mahkemede hazır edilememesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı sorgulanır. CMK m. 180/1'e göre hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle tanığın uzun ve önceden bilinmeyen bir süre için duruşmaya katılmasının olanaksız olacağının anlaşılması hâlinde mahkeme istinabe yoluna karar verebilir. Bunun yanı sıra CMK m. 180/2 uyarınca, konutu yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunduğundan getirilmesi zor olan tanık veya bilirkişi bakımından da bu hüküm uygulanmaktadır. Geçerli bir nedenin ortaya konulamaması ise tek başına ihlal sonucuna ulaşılması için yeterli değildir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 180Kaynağı aç
Madde 180 – (1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı
bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden
bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı
anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar
verebilir.
(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında
bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde
de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir
belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya
vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.
(4) İstinabe olunan mahkeme,
büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde
bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi
gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda
görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri
olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak
verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller
yönetmelikte gösterilir.
Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi

İkinci aşamada, sanığın sorgulayamadığı tanığın beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Bu değerlendirme öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak yapılır. Mahkeme, sorgulanmamış tanık beyanının ağırlık derecesini gerekçeli kararında tartışmamışsa ya da bu değerlendirme bariz takdir hatası veya açık keyfilik içeriyorsa Anayasa Mahkemesi söz konusu incelemeyi kendisi yapar. 'Belirleyicilik' ölçütü yalnızca mahkûmiyet sonucu bakımından değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi bakımından da dikkate alınmalıdır.

Üçüncü aşamada, belirleyici nitelikteki sorgulanmamış tanık beyanına rağmen yargılamanın hakkaniyetinin bir bütün olarak korunup korunmadığı araştırılır. Bu aşama, savunmanın maruz kaldığı güçlüğü telafi eden karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına odaklanır. Sorgulanmamış tanık beyanını destekleyen başka doğrulayıcı delillerin kullanılması bu güvencelerden biri olarak kabul edilmektedir; yeterliliği ise somut olayın bütününe göre belirlenir.

Tutanağın Okunması Duruşmada Dinlemenin Yerini Tutmaz

Tanığın duruşma öncesinde veya dışında alınan beyanlarını içeren tutanakların ya da yazılı açıklamaların duruşmada okunması, o tanığın duruşmada dinlenmesiyle eşdeğer sayılmaz. Bu ayrım doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereği olup Anayasa Mahkemesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin değerlendirmelerinde de vurgulanmaktadır. Olayın delilinin tek bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu hâllerde CMK m. 181/1 ve m. 210 kapsamındaki emredici hükümlere riayet edilmeksizin, yalnızca ifade metinleri okunarak hüküm kurulması bozma gerekçesi oluşturmaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/1657, K. 2024/17714Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2023/1657 E.  ,  2024/17714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/531 E., 2021/950 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/74 E., 2020/203 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin … başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanıklar … T., … K., ve … A.'nın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sanıkların örgütteki konumu ve faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarının alınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek 5271 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrası ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, mevcut delil durumu ve yurt dışına kaçmak isterken yakalanmış olması göz önüne alınarak sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/29626, K. 2025/1984Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2022/29626 E.  ,  2025/1984 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1063 E., 2021/635 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/330 E., 2019/228 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil niteliğinde olan ve talimatla dinlenen tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafii huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180/1-2-5 inci maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 inci maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’nin 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; sanığın tanıkları sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 180/1 ve 181/1 inci maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde 5271 sayılı Kanun'un 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin … başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılması, Uyap örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında başkaca bir beyan bulunup bulunmadığının tespitine çalışılması, varsa aşama beyanlarının dosyaya getirtilmesi ve tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabul ve uygulamaya göre;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sayın çoğunluğun “mahkemece usul ve eksik araştırma neticesinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği” gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir.
Şöyleki;
İncelenen dosya kapsamından;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2017 tarih ve 2017/38993 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarih ve 2017/330 E., 2019/228 K. sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarih ve 2019/1063 Esas, 2021/635 sayılı Kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmayacağı" hususu oluşturmaktadır.
Somut olay irdelendiğinde;
Oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında, örgütsel gizli haberleşme ağı olan ByLock programını kullanan, … isimli gizli tanıktan ele geçen sd kart üzerinde yapılan incelemelere göre "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişileri" ifade eden B5 kodu ile kodlanan ve tanık beyanları ile sohbet adı altındaki örgütsel toplantılar ile kamp etkinliklerine iştirak ettiği tespit edilen sanığın mahkemece "silahlı terör örgütü üyesi olarak" kabul edilmesinin, usul ve yasaya uygun olduğu, bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında verilen kararın onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun eksik araştırmaya yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Duruşmada Dinlemenin Mümkün Olmadığı Durumlar: SEGBİS ve İstinabe

Tanığın duruşmaya bizzat getirilmesinin mümkün olmadığı hâllerde izlenmesi gereken yol kademeli biçimde belirlenmiştir. Genel kural mahkeme huzurunda bizzat dinlemedir. Bu gerçekleşemiyorsa CMK m. 180/5 uyarınca, tanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle (SEGBİS) dinlenebilme olanağının bulunduğu hâllerde bu yöntem uygulanır. SEGBİS imkânının da bulunmadığı durumlarda ise yukarıda belirtilen koşulların varlığı hâlinde mahkeme CMK m. 180/1 çerçevesinde istinabe yoluna karar verebilir. Büyükşehir belediye sınırları içinde ise zorunluluk olmadıkça istinabe kararı verilemez.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/220, K. 2021/1681Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2020/220 E.  ,  2021/1681 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : 5237 sayılı Kanunun 314/2, 62, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca hükmedilen hapis cezasına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1)Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir. (CMK 181/1)
Dosya kapsamının incelenmesinde, hükme esas alınan tanıklar … ve …'nün beyanlarının belirleyici delil olması da nazara alınarak, öncelikle tanıkların SEGBİS ile bizzat dinlenilmelerinin sağlanarak sanık ve müdafiine soru sorma hakkının tanınması, şayet talimat yolu ile dinlenilmesinin zorunlu olması halinde tanıkların dinlenilmesi için belirlenen günlerin sanık ve
müdafiine bildirilmesi gözetilmeden sanığın tanıkları sorgulama hakkının engellemesi suretiyle CMK'nın 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emderici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle,
Özellikle tanık …'nin beyanlarında, "sanık ile ByLock isimli programdan görüştüklerini" belirtmesi karşısında; tanığın ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun ilgili birimlerden getirtilmesi ile sanığın ByLock hesabına ulaşılmasının sağlanarak sanığın ByLock kullanıp kullanmadığının net bir şekilde tespit edilmesi, ayrıca sanığın polis memuru olması da gözetilerek; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazılacak müzekkere ile hakkında Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dijital verilerin incelenmesi sonucunda düzenlenen bir veri inceleme raporunun olup olmadığı, var ise bu rapora dayanak teşkil eden gizli tanık Garson'un daha önce hakim huzurunda alınmış ifadesi ve delilin el konulmasına ilişkin hakimlik kararı getirtilmesi, yine UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığı, varsa aşama beyanların aslı veya onaylı suretlerinin temini ile tüm bu delillerin CMK'nın 217. madddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İstinabe yoluna gidilmesi hâlinde tanığın dinleneceği gün Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmek zorundadır. Talimatla dinlenen tanığın beyanı belirleyici delil niteliği taşıdığında, soruşturma aşamasındaki beyanlarla duruşmadaki beyanlar arasında çelişki olması hâlinde bu çelişkinin de sanığa soru sorma hakkı tanınarak giderilmesi gerektiği, Yargıtay kararlarında bozma gerekçesi olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2024/1973, K. 2024/4446Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2024/1973 E.  ,  2024/4446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/251 E., 2022/1223 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/209 Esas, 2020/237 sayılı kararı ile;
Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2021/251 Esas, 2022/1223 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.01.2024 tarihli ve sanık … yönünden onama, sanıklar …, … ve … yönünden bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1) Sanık … müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın örgüt üyesi olmadığına, 17/25 Aralık sürecinden önce örgütle ilişkisini kestiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Hükme esas alınan dernek kaydının devam ettiği ve aidat verildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığına, toplantılardaki imzaların sanığa ait olmadığına, imza incelemesi taleplerinin reddedildiğine, sanığın 2013 yılından sonra aidat vermediğine,
4.Dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
5.Görüşme içerikleri mevcut olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına, HTS kayıtlarının sanığın ticari faaliyetlerine ilişkin olduğuna,
6.Lehe tanık beyanlarının değerlendirilmediğine,
7.Eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna,
8.Etkin pişmanlık hükümlerinin tam indirim şeklinde uygulanması ve HAGB verilmesi gerektiğine,
9.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
2) Sanık … müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1.Eksik incelemeyle hüküm verildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2.İlk Derece Mahkemesi'nin hükmüne esas alınan tanık … nın mahkeme huzurunda dinlenmediğine, tanık …'nün mahkemece dinlenmediğine, beyanlarının talimatla alındığına, bu şekilde sanıkla yüzleştirilmediklerine ve tanıklara soru sorma hakkı tanınmadığına,
3.Sanığın 17/25 Aralık öncesinde yapıyla irtibatını kestiğine,
4.Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
5.İçeriği olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına,
6.Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması gerektiğine, mahkemece lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin değerlendirme yapılmadığına,
7.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
3) Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın sohbetlere katılma tarihinin 17/25 Aralık 2013 öncesi olduğuna, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğuna, mahkeme kararında sanığın örgütle irtibatını 2016 yılına kadar devam ettiği yönünde yapılan değerlendirmelerin deliller bağlamında karşılığı olmadığına,
3.Salt tanık beyanlarına dayanılarak mütevelli olarak nitelendirilmesinin soyut ve mesnetsiz olduğuna,
4.Sanığın eylemlerinin TCK'nın 30 uncu maddesindeki hata hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine,
5.Görüşme içerikleri mevcut olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına, HTS kayıtlarının bir kısmının sanığın ticari faaliyetlerine ilişkin olduğuna,
6.Sanığın 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütle ilişkisini kestiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
7.Sanığın şirket ortaklığının muvazaalı ve şirket yöneticilerinin tedbir amaçlı şeklen gerçekleştirdikleri bir devir işleminden ibaret olduğuna,
8.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
4) Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair somut delil bulunmadan, tanıkların çelişkili beyanlarına itibar edilerek, maddi gerçeğe ulaşma hedeflenmeden, eksik inceleme ve hukuka aykırı değerlendirme neticesinde cezaladırılmasına karar verildiğine,
2.Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
3.Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmayıp duyuma ve kişisel kanaate dayalı olduğuna, çelişkiler barındırdığına, bu nedenlerle hükme esas alınamayacağına,
4.Sanığın örgütün haberleşme programlarını kullanmadığına,
5.SGK çalışma kayıtlarının, dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
6.Sanığın HTS kayıtlarının iş ve sosyal yaşamı gereği olduğuna, örgütsel amaç içerdiğine yönelik delil bulunmadığına,
7.Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
8.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar … ve … yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin
1.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hale geldiği süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan sanıkların dosya kapsamına yansıyan deliller itibariyle sanık …'in örgüte müzahir şirkete ortak olduğu, sanıkların örgütle iltisaklı derneğe üye oldukları, aynı sözde sohbet grubunda olduğunu beyan ettiği kişiler ve sohbet hocası ile HTS kayıtları bulunduğu, örgütün nihai amacını ortaya koyan operasyonel faaliyetlerinin başlamasından önceki dönemde örgütsel içeriği tespit edilemeyen dini sohbetlere katıldıkları, örgütün devlet aleyhine faaliyetlerde bulunduğunu fark ederek irtibatlarını kopardıkları, tanık anlatımlarına göre de örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonraki dönemde herhangi bir örgütsel eylem ve faaliyetinin tespit edilemediği anlaşılmakla; sanıkların eylemlerinin konum ve kişisel özellikleri nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan ve silahlı terör örgütüne üye olma kastıyla hareket ettiğini gösteren faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanıklar hakkında atılı suçtan beraatleri yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2.Kabul ve uygulamaya göre de; soruşturma aşamasından itibaren örgütte kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade veren ve anlatımlarda bulunan sanıklar hakkında, verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi nazara alınarak TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca tayin olunan cezadan, üçte birden dörtte üç oranına kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince … ve hakkaniyete uygun, üst hadden indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi;
Hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin
1.Suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından … ve … nün beyanlarının belirleyici delil niteliğinde olması nazara alındığında, adı geçen kişilerin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması, soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi ve sanığın eylem ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiği sorulmak suretiyle etraflıca beyanlarının alınması ile soruşturma aşamasında UYAP üzerinden dosyaya geldiği anlaşılan … . isimli şahsın Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli üst yazısı ile gönderilen 17.04.2019 tarihli duruşma beyanları ile Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2018 tarihli yazısı ile gönderilen beyan ve teşhislerinin, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi ve mümkünse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla duruşmada dinlenmesi sağlandıktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanığın soruşturma aşamasında Halk Bankası'ndan kredi çektiğine dair beyanı da dikkate alınarak ilgili bankadan sorulup ve MASAK'tan Mali Analiz Raporu da getiririlip bu hususun araştırılması, Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi, geçmişe sari hesap kayıtları getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken 2014 yılı öncesi ve sonrası ayrıntılı hesap kayıtlarını içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştır.
C. Sanık … yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin
1.Suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından … K. ve … nün beyanlarının belirleyici delil niteliğinde olması nazara alındığında, adı geçen kişilerin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması, soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi ve sanığın eylem ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiği sorulmak suretiyle etraflıca beyanlarının alınması ile temyiz aşamasında UYAP üzerinden dosyaya geldiği anlaşılan sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/7672 Cumhuriyet Başsavcılığı Sorusturma No'lu soruşturma dosyasının ve sanık hakkında mükerrer dava nedeniyle davanın reddine dair karar verilen Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/66 Esas, 2021/35 sayılı dava dosyasının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi, ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi ve mümkünse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla duruşmada dinlenmesi sağlandıktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanığın Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi, geçmişe sari hesap kayıtları getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken 2014 yılı öncesi ve sonrası ayrıntılı hesap kayıtlarını içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2021/251 Esas, 2022/1223 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Osmaniye 2. Ağır Ceza
Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.

SEGBİS aracılığıyla tanığın dinlenmesi ve sanığa soru sorma imkânı tanınması, savunmanın maruz kaldığı güçlüğü telafi eden güvencelerden biri olarak değerlendirilebilir. Bu yöntemin somut olayda yeterli telafi sağlayıp sağlamadığı ise tüm deliller ve yargılamanın bütünü gözetilerek ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay'ın Bozma Kararlarındaki Yaklaşım

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/220 K. 2021/1681 sayılı kararında hükme esas alınan tanıkların beyanlarının belirleyici delil niteliği taşıdığını saptamış; tanıkların öncelikle SEGBİS ile bizzat dinlenerek sanık ve müdafiine soru sorma hakkının tanınması, istinabe zorunluysa dinleme günlerinin bildirilmesi gerekirken bu yükümlülüklere uyulmadan kurulan mahkûmiyet hükmünü CMK m. 180/1 ve m. 181/1'deki emredici hükümlere aykırılık gerekçesiyle bozmuştur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de birden fazla kararında aynı çerçeveyi uygulamıştır. E. 2023/1657 K. 2024/17714 sayılı kararında belirleyici ağırlıktaki tanıkların duruşmada dinlenmeyip yalnızca ifade metinlerinin okunması CMK m. 181/1 ve m. 210'a aykırılık olarak nitelendirilmiş; bu gerekçe ByLock araştırmasındaki eksiklikle birlikte bağımsız bir bozma nedeni olarak sıralanmıştır. E. 2022/6992 K. 2024/14586 sayılı kararında ise tüm delillerin CMK m. 217 uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup tartışılmadan hüküm kurulması eksik araştırma olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/6992, K. 2024/14586Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2022/6992 E.  ,  2024/14586 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/727 E., 2020/156 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/343 E., 2019/114 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarihli ve 2018/5526 Esas, 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Asker bir şahsın; gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatıyla ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağından, bu delilin teyidi ve maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması açısından;
Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğinde tabip yüzbaşı olduğu ve bizzat kullanımında bulunan GSM hattının ankesör/ardışık/periyodik arama kayıtlarının bulunduğu anlaşılan sanık hakkında; öncelikle hüküm celsesinde ve sanığın yokluğunda gelen HTS analiz raporuna göre sanıkla birlikle ardışık arandığı kabul edilen askeri personeller … , … , … , … , … …, …, … … ve …’la ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlenip şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilmesi ve gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanmasından sonra sanığa ait GSM hattına ilişkin emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirtilmesi, ayrıca resmi kurumlar nezdinde araştırma yapılıp sanık adına kayıtlı olan başkaca GSM hattı bulunup bulunmadığı tespit edilerek bu hatlara ilişkin HTS kayıtlarının getirtilmesi, söz konusu hatlarla herhangi bir örgütsel iletişim ağına dahil olup olmadığının belirlenebilmesi için ilgili birimlere yazı yazılması, yine sanığın operasyonel ve/veya patates hat kullanıp kullanmadığına yönelik yetkili kurumlar nezdinde araştırma yapılması, ayrıca bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları getirtilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadıkları, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca sanığın tüm görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle görev yaptığı yerler itibariyle hakkında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, yine sanıkla birlikte ardışık arandığı tespit edilen ve şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, ayrıca UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak, sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin getirtilmesi, gerekirse ifade yahut beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla bilgisine başvurulduktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı CMKnın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

AYM Genel Kurulu'nun R.T. Kararı ve Sonuçları

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2021/47924 sayılı R.T. başvurusuna ilişkin kararında (29/5/2025 tarihli, Resmî Gazete 1/12/2025-33094), sanık aleyhine belirleyici ağırlıkta kullanılan tanık beyanlarının duruşmada ve SEGBİS dahil herhangi bir telafi edici güvence uygulanmaksızın hükme esas alınmasının Anayasa m. 36 kapsamındaki tanık sorgulama hakkını ihlal ettiğine oyçokluğuyla karar vermiş ve dosyayı yeniden yargılama için göndermiştir. Kararın oyçokluğuyla alındığını ve üç üyenin farklı görüşte olduğunu belirtmek gerekir; karşı oy, tanık beyanının mahkûmiyetin tek ve belirleyici delili niteliğini taşımadığı görüşüne dayanmaktadır. Çoğunluk kararı bağlayıcı sonuçtur.

Bu ihlal kararının sanık hakkında otomatik olarak beraat sonucu doğurmadığını özellikle belirtmek gerekir. Yeniden yargılama yapan mahkeme, ihlal kararında belirlenen ilke ve gerekçelere uygun biçimde yargılamayı yürütmek ve hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermekle yükümlüdür; bu sürecin sonunda mahkeme benzer ya da farklı bir sonuca varabilir.

Sorgulama Hakkının Kapsamı ve Sınırları

Tanık sorgulama hakkı, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın aşamalardaki beyanlarından hangisine itibar edileceği meselesi, kararı verecek mahkemenin takdirindedir.

CMK m. 217 uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; yüklenen suç ise hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Tanık beyanının hükme esas alınabilmesi için usule uygun biçimde mahkeme huzurunda dinlenip çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde tartışılmış olması, CMK m. 217'nin gereklerindendir.

Sık Sorulan Sorular

Tanık ifadesinin tutanağı duruşmada okunursa yeterli sayılır mı?

CMK m. 210/1 açıkça, olayın delilinin tek bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu durumda daha önce yapılan dinlemeye ilişkin tutanağın veya yazılı açıklamanın okunmasının duruşmada bizzat dinlemenin yerini tutamayacağını düzenlemektedir. Bu kural doğrudan doğruyalık ilkesinin bir yansımasıdır ve Anayasa Mahkemesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin değerlendirmelerinde de yer almaktadır.

Tanıklıktan çekinme hakkı olan kişinin önceki ifadesi duruşmada okunabilir mi?

Okunamamaz. CMK m. 210/2, tanıklıktan çekinebilecek kişinin duruşmada bu hakkını kullandığı durumda önceki ifadesine ait tutanağın okunamayacağını açıkça hükme bağlamaktadır.

Tanık mahkemeye gelemiyor ise sorgulama hakkı nasıl korunur?

Tanığın bizzat duruşmaya getirilmesi mümkün olmadığında önce SEGBİS yöntemi değerlendirilir; CMK m. 180/5 bu olanağın bulunduğu hâllerde bu yöntemin uygulanacağını düzenlemektedir. Bu da mümkün değilse CMK m. 180/1 ve m. 180/2'deki koşulların varlığı hâlinde istinabe kararı verilebilir; ancak büyükşehir sınırları içinde zorunluluk aranmaktadır. İstinabede de sanık ve müdafiine dinleme günü bildirilmelidir. Belirleyici nitelikteki tanığın bu güvenceler sağlanmadan hükme esas alınması, Yargıtay kararlarında bozma gerekçesi olarak değerlendirilmektedir.

Duruşmada sorgulanmayan tanığın beyanı hangi koşullarda ihlal doğurur?

CMK m. 210/1'in emredici hükmü, olayın delilinin tek bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu durumu düzenlemektedir. Daha geniş bir çerçevede ise Anayasa Mahkemesi'nin üç aşamalı değerlendirmesi devreye girer: tanığın hazır edilememesi için geçerli bir neden bulunması, beyanın mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili olup olmadığının tespiti ve bu tespitin yapılması hâlinde yeterli karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının sorgulanması. Bu aşamaların bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna varılabilir; ilk aşamada geçerli bir nedenin ortaya konulamaması tek başına ihlal için yeterli değildir.

AYM ihlal kararı sanığın beraatını güvence altına alır mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı, sanığın beraat ettiği anlamına gelmediği gibi yeniden yargılama sonucunda mutlaka beraat kararı verilmesi gerektiği anlamına da gelmemektedir. Yeniden yargılama yapan mahkeme, ihlal kararında belirlenen ilkelere uygun biçimde hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermekle yükümlüdür; bu süreçte benzer veya farklı bir sonuca ulaşılması mümkündür.

'Belirleyici delil' ölçütü ceza miktarı için de geçerli midir?

Anayasa Mahkemesi, bir delilin belirleyici olup olmadığının sadece mahkûmiyet sonucu bakımından değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu