Dosyadaki ve Hükümdeki Açık Hataların Düzeltilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Dosyadaki ve Hükümdeki Açık Hataların Düzeltilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, açık yazı ve hesap yanlışını tek bir düzeltme yoluna bağlamaz. Dava dosyasındaki belgelerde yer alan açık yazı ve hesap hatalarını taraflar veya mahkeme, karar verilinceye kadar düzeltebilir. Verilmiş hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar mahkeme tarafından ayrıca ele alınır. Temyizde kararı düzelterek onaylamak ise kararın esas yönünden kanuna uygun olması, kanunun olaya uygulanmasında hata bulunması ve yeniden yargılama ihtiyacının doğmaması hâlinde Yargıtayın onaylayabilmesine bağlıdır. 183/A maddesi bu düzeltme yollarından farklıdır. Toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde yargılama aşamalarının heyetçe yerine getirilmesini ve tahkikat için öngörülen görevlendirmeleri düzenler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 183Kaynağı aç
MADDE 183- (1) Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır. YEDİNCİ AYIRIM Toplu Mahkemelerde Tahkikat (Ek:22/7/2020-7251/19 md.) Toplu mahkemelerde tahkikat
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 304Kaynağı aç
MADDE 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir. Hükmün tavzihi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 370Kaynağı aç
MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır. (2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. (3) Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. (4) Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. Bozma sebepleri

Dosya belgelerindeki açık yazı ve hesap hataları

183. madde, düzeltmenin yerini ve konusunu birlikte belirler. Yer, dava dosyasında bulunan belgelerdir. Konu, bu belgelerdeki açık yazı hataları ile açık hesap hatalarıdır. İşlemi taraflar yapabileceği gibi mahkeme de yapabilir. Zaman sınırı kararın verilmesidir. Belgenin dosyada bulunması, yanlışın açık yazı veya hesap hatası olması ve kararın henüz verilmemiş olması aynı hükmün şartlarıdır.

Düzeltme imkânı, gider hükmüyle ortadan kalkmaz. Taraflardan biri yazı veya hesap hatasını düzeltir ve bu yüzden yargılama uzarsa, uzama hâli yargılama giderleri belirlenirken gözetilir. Gözetilecek uzama, tarafın yaptığı düzeltmeden doğan uzamadır.

Madde gerekçesi, düzenlemeyi 1086 sayılı Kanunun 80. maddesinin sadeleştirilmiş biçimi olarak anlatır. Gerekçeye göre eski metindeki daima sözü bırakılmış, yerine karar verilinceye kadar denilmiştir. Süre, gerekçede de karar anına bağlanır. Daima sözü, 183. maddenin süre ifadesi olarak gerekçede korunmamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2019/1905 esas ve 2020/4014 karar sayılı kararında süre başka bir sözle anılmıştır. Daire, önündeki parsel numarası ve davalı soyadı yanlışlığının esasa etkili olmadığını söylemiş, bu yanlışlıkların 183. madde gereğince her zaman düzeltilebileceğini belirtmiştir. Her zaman ifadesi, karardaki parsel numarası ve soyadı yanlışlığına ilişkindir. Kanun metni süreyi karar verilinceye kadar diye kurar; gerekçe de daima sözünün bu ifadeyle değiştirildiğini açıklar. İki süre anlatımı, birbirinin yerine geçen tek ve kesin bir süre kuralına dönüştürülemez.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/1905, K. 2020/4014Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2019/1905 E.  ,  2020/4014 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-BEDEL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel istekli dava sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel isteğine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 288 ada 38 parsel sayılı taşınmazı davalı …’nın aldığı vekaletnameye dayalı olarak önce davalı …’a, daha sonra da davalı … Akyüz’e satış yoluyla devrettiğini, davalı …’nın taşınmazı 850.000 TL’ye sattığını ve parasını ödeyeceğini söylemesine rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, bedelini alamadığı için taşınmazını geri almak istediğini, davalı …’nın vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek dava konusu 288 ada 38 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı taktirde bedelinin tazminat olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş; 13.10.2015 tarihli keşifte, dava konusu taşınmazı 288 ada 36 parsel olarak, 19.10.2015 tarihli dilekçeyle, davalılardan …’nin soyadını Akagündüz olarak düzelttiğini beyan etmiştir. Davalılardan …, taraf sıfatı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın 288 ada 38 parselle ilgili olarak davalılar … , … ve … aleyhine açıldığı, keşifte dava konusu yerin yanlış bildirilmiş olduğunun anlaşıldığı, doğru yerin 288 ada 36 parsel olduğu ve bunun davacı tarafından bu şekilde değiştirilerek ıslah edildiği, ancak 36 parsel sayılı taşınmazın kayıt malikinin dava dışı … olduğu, bu kişinin ise davalılar arasında gösterilmediği, davacının 19.10.2015 tarihli dilekçesi ile davalının … olarak değiştirilmesini istediği ancak söz konusu dilekçenin ıslah mahiyetinde olup, bir davada ancak bir kez ıslah yapılabileceğinden sunulan ikinci ıslahın reddedildiği, kaldı ki ıslahla taraf değişikliği yapılamayacağı, davanın tapu iptali ve tescil davası olduğu, ancak dava dilekçesinde bildirilen davalılar …, … ve …'ın iptali istenilen 288 ada 36 parselin maliki olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava dilekçesinde gösterilen 288 ada 38 parsel sayılı taşınmazın dava dışı …adına, keşifte 288 ada 36 parsel olarak düzeltilen ve mahkemece üzerinde keşif yapılan taşınmazın ise … adına kayıtlı olduğu; davacının, davalılardan … ün soyadını A…olarak düzelttiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, parsel numarasında ve davalının soyadında yapılan yanlışlık esasa müessir olmayıp, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 183. maddesi gereğince her zaman düzeltilmesi olanaklıdır. Değinilen her iki hatanın düzeltilmesi için ıslah yapılmasına dahi gerek yoktur. Somut olayda; davacı tarafından parsel numarası ve davalılardan …’nin soyadı konusunda düzeltme talebinde bulunulduğuna ve keşifte davacının doğru parseli gösterip, gösterilen parsel üzerinde keşif yapıldığına göre, davacının HMK 183. maddesi kapsamında maddi hatanın düzeltilmesi şeklindeki beyanının ıslah olarak nitelendirilip aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Parsel numarası, soyadı ve ıslah

Aynı kararda daire, anılan iki hatanın düzeltilmesi için ıslaha gerek olmadığını da ifade etmiştir. Davacı parsel numarası ve davalının soyadı konusunda düzeltme istemiş, keşifte doğru parseli göstermiş ve keşif gösterilen parsel üzerinde yapılmıştır. Buna rağmen düzeltme beyanı ıslah sayılmış ve aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Daire, 183. madde kapsamındaki maddi hata düzeltme beyanının bu biçimde ıslah kabul edilmesini ve davanın bu gerekçeyle reddini isabetli bulmamıştır. Değerlendirme, karardaki parsel numarası ve soyadı yanlışlığına bağlıdır.

Daireye göre işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazı bu yönden kabul edilmiş ve hüküm oybirliğiyle bozulmuştur.

Hükümdeki yazı, hesap ve benzeri açık hatalar

304. madde, düzeltmenin konusunu kurulmuş hükme taşır. Hükmün içindeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltilebilir. Mahkeme düzeltmeyi kendiliğinden yapabilir. Taraflardan birinin talebi de yeterlidir. Fıkra, dava dosyasındaki belgeyi değil hükümde kalan hatayı düzenler.

Hüküm tebliğ edildiyse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Dinleme şartı, tebliğin yapılmış olmasına bağlıdır. Taraflar davet edildiği hâlde gelmezse inceleme dosya üzerinden yapılır ve karar verilebilir.

Tashih kararı verildiğinde düzeltilen hususlar ayrıca yazıya bağlanır. Yazı, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş suretlerin altına düşülebilir. Bunun yerine bu metinlere eklenecek ayrı bir kâğıt da kullanılabilir. Karar imzalanır ve mühürlenir.

Belge, hüküm ve temyiz ayrımı

Üç hüküm benzer kelimeler kullansa da aynı işlemi tanımlamaz. 183. madde, karar verilmeden önce dosya belgelerindeki açık yazı ve hesap hatalarının taraf veya mahkeme eliyle düzeltilmesidir. 304. madde, verilmiş hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece kendiliğinden veya istem üzerine düzeltilmesidir. 370. maddenin üçüncü fıkrası, kimlik yanlışlıkları ile yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıklarında düzelterek onaylama hükmünün uygulanacağını söyler. Dosya belgesi, kurulmuş hüküm ve temyiz incelemesi ayrı konu ve ayrı makamdır; bunlar tek düzeltme yolu gibi birleştirilemez.

Temyizde onama gerekçesi ve düzelterek onaylama

Yargıtay bir kararı onadığında, onama kararında o kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır. Gerekçe gösterme yükü, onama kararının bu yönüne aittir.

370. maddenin ikinci fıkrası, 31 Mart 2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 29. maddesiyle değiştirilmiştir. Temyiz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olabilir; buna rağmen kanunun olaya uygulanmasında yapılan hata bozmayı gerektirebilir. Kanuna uymayan husus yeniden yargılama da gerektirmiyorsa Yargıtay kararı düzelterek onayabilir. Metindeki fiil onaylayabilmektir. Bu anlatımdan, uygun görülen her olayda düzeltmenin zorunlu olduğu veya bozmanın yasaklandığı sonuç çıkmaz.

Aynı fıkradaki düzelterek onaylama iki hâlde uygulanmaz. Karar esas yönünden kanuna uygun değilse fıkra işletilmez. Hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında da bu fıkra hükmü uygulanmaz. İstisna, fıkradaki düzelterek onaylamaya yöneliktir.

Üçüncü fıkra, tarafların kimliklerine ait yanlışlıklar ile yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıklarını da aynı hükme bağlar. Gönderme, önceki fıkradaki düzelterek onaylamadır. Onaylayabilme ifadesi bu yanlışlıklar bakımından da geçerlidir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ve hâkimin takdir yetkisi içinde bağlanan edalar, fıkra hükmünün dışında kalmaya devam eder.

Ayrı bir fıkra hüküm sonucunu değil, gösterilen gerekçeyi ele alır. Karar usule ve kanuna uygun olduğu hâlde gerekçe doğru bulunmazsa gerekçe değiştirilir ve düzeltilir; karar bu gerekçeyle onanır.

Geçici madde 3 ve mülga 438. madde

Geçici 3. maddenin birinci fıkrası, bölge adliye mahkemeleri göreve başlayıncaya kadar eski temyiz hükümlerinin sürmesini düzenler. Göreve başlama, 26 Eylül 2004 tarihli ve 5235 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek tarihe bağlıdır. O tarihe kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin ve yürürlükte bulunan hükümleri uygulanmaya devam eder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. geçici 3Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)[73] (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. [74][75] (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

İkinci fıkra, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara ilişkindir. Bu kararlar kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ilâ 444. madde hükümleri uygulanmaya devam eder; bu hükümler, 26 Eylül 2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerdir. 1 Temmuz 2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 34. maddesiyle eklenen cümleye göre, bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.

Üçüncü fıkra, bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hâllerde, bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulandığını belirtir.

Mülga 1086 sayılı Kanunun 438. maddesine ait metinlerden birine göre, temyiz edilen hüküm kanunun olaya uygulanmasındaki hata yüzünden bozulması gerekirken kanuna uymayan hususta yeniden yargılama gerekmiyorsa Yargıtay hükmü değiştirerek ve düzelterek onayabilir. Onaylama bu cümlede ihtiyarîdir. Aynı metin, tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarda yazı, hesap ve diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hükmün uygulanacağını yazar. Hüküm sonucu esas bakımından usule ve kanuna uygun olup gerekçe doğru görülmezse, gerekçe değiştirilip düzeltilerek hüküm onanır. Bu üç yön aynı metinde yer alır.

1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m. 438 (2/2)Kaynağı aç
Madde 438 – (Değişik: 30/4/1973 – 1711/1 md.) (Değişik: 26/2/1985 – 3156/21 md.) Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak tüzelkişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri onmilyar lirayı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya cevap dilekçesinden duruşma yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az onbeş gün bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse duruşma isteği dikkate alınmaz. (1) (Değişik: 16/7/1981 – 2494/30 md.) Görevsizlik, yetkisizlik hakimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ile direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılmaz. Yargıtay, birinci fıkra hükmü ile bağlı olmaksızın bilgi almak üzere kendiliğinden de duruşma yapılmasına karar verebilir. Duruşma günü belli edilen hallerde Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra ve taraflardan hiç biri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını o gün tefhim eder. Duruşma günü kararı verilemeyen işlerin en geç yirmi gün içinde karara bağlanması zorunludur. Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava ve işlere ait Yargıtay incelemesi öncelikle yapılır. Temyiz olunan hükmün, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay hükmü değiştirerek ve düzelterek onayabilir. Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarda yazı, hesap ve diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. ——————————— (1)  Bu fıkrada geçen ve Ek 3 üncü maddeye göre sekizyüzmilyon olarak uygulanan parasal sınır, 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle “onmilyar“ olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Hüküm sonucu, esas bakımından usul ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru görülmezse gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek hüküm onanır.

183/A ve toplu mahkemede tahkikat

183/A maddesi, dosyadaki veya hükümdeki açık yazı ve hesap hatasını düzeltme yolu değildir. 22 Temmuz 2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 19. maddesiyle eklenen birinci fıkra, toplu mahkemenin görevine giren dava ve işleri düzenler. Dava açılmadan önce istenen geçici hukuki korumalar da, dava açıldıktan sonra istenenler de bu kapsamın içindedir. Delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir örnek olarak anılır. Bu dava ve işlerde yargılamanın bütün aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve karara bağlanır.

Heyet, tahkikatın bir üyeye bırakılmasına karar verebilir. Üye tahkikat hâkimi olarak görevlendirilir. Karar, işin veya davanın özelliğine göre verilir. Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır. Metin karar verebilir dediği için görevlendirme zorunlu değildir.

Tahkikatı heyet yürütüyorsa mahkeme başkanı, üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir. Görev, belirli bazı tahkikat işlemleri içindir. Görevlendirme ihtiyarîdir ve belirli tahkikat işlemleriyle sınırlıdır.

Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu amaçla uygun gördüğü önlemleri alır.

Sık sorulan sorular

Dosyadaki yazı ve hesap hatası ne zamana kadar düzeltilir?

Taraflar veya mahkeme, dava dosyasındaki belgelerde bulunan açık yazı ve hesap hatalarını karar verilinceye kadar düzeltebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2019/1905 esas ve 2020/4014 karar sayılı kararında, önündeki parsel numarası ve soyadı yanlışlığı için her zaman düzeltilebileceği de söylenmiştir. Bu iki süre sözü tek bir kesin süre kuralına dönüştürülemez.

Düzeltme yargılamayı uzatırsa giderler etkilenir mi?

Evet, belirli bir hâlde etkilenir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi yargılamayı uzatmışsa, giderler belirlenirken bu uzama dikkate alınır.

Hüküm tebliğ edildikten sonra hata nasıl düzeltilir?

Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davete rağmen taraflar gelmezse dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilebilir.

Tashih kararı nereye işlenir?

Düzeltilen noktalar, mahkeme nüshalarına ve verilmiş suretlere işlenir. İşleme bu metinlerin altında yapılabileceği gibi eklenecek ayrı bir kâğıtta da yapılabilir. Metin imzalanır ve mühürlenir.

Yargıtay açık hatayı düzeltmek zorunda mıdır?

Hayır. Esas yönünden kanuna uygun olup kanunun olaya uygulanmasında hata bulunan ve yeniden yargılama gerektirmeyen kararı Yargıtay düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar bu fıkranın dışındadır. Kimlik yanlışlıkları ile yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıklarında da aynı hüküm uygulanır; onaylayabilme ve bu istisna saklıdır.

Parsel ve soyadı düzeltmesi ıslah sayılır mı?

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2019/1905 esas ve 2020/4014 karar sayılı kararında, parsel numarası ve soyadı düzeltmesine ilişkin beyanın ıslah sayılıp aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddi isabetli bulunmamıştır. Değerlendirme bu karardaki parsel numarası ve soyadı yanlışlığına ilişkindir. Daire, temyiz itirazını bu yönden kabul ederek hükmü bozmuştur.

183/A maddi hata düzeltmesi midir?

Hayır. 183/A, geçici hukuki korumalar dâhil toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde bütün yargılama aşamalarının heyetçe yerine getirilip karara bağlanmasını düzenler. Tahkikatın bir üyeye bırakılması veya belirli işlemler için naip hâkim görevlendirilmesi ayrıca ve ihtiyarîdir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu