Domain İhlali ve Alan Adı Uyuşmazlıklarında Hukuki Yollar

by Avukat Erdal Ersoy
Domain İhlali ve Alan Adı Uyuşmazlıklarında Hukuki Yollar

Domain ihlali; başkasına ait tescilli bir markanın, ticaret unvanının veya adın internet alan adı olarak yetkisiz biçimde tescil edilmesi ya da kullanılmasıdır. Alan adı tahsisinin ilk gelen alır serbestliğine dayanması ve marka tescilindeki gibi sıkı şekil şartlarına bağlı tutulmaması, alan adları üzerindeki hak ihlallerinin temel zeminini oluşturmaktadır.

Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet Hükümleri

Bir alan adının tescilli bir markayı veya işletme işaretini içerecek biçimde kullanılması ve başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-a düzenlemesi uyarınca başkasıyla iltibasa yol açan önlemler almak veya ticari işletme ve faaliyetler hakkında yanıltıcı beyanlarla üçüncü kişileri haksız yere rekabette öne geçirmek haksız rekabet sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

Haksız rekabet dolayısıyla ekonomik menfaatleri, ticari faaliyeti, mesleki itibarı veya kredisi zarar gören ya da zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kimse, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 56 uyarınca mahkemeye başvurabilir. Hak sahibi bu kapsamda fiilin haksızlığının tespitini, haksız rekabetin men edilmesini, haksız alan adı tescilinin terkin edilerek maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini talep edebilir. Kusur bulunması durumunda zarar ve ziyanın tazmini istenebileceği gibi hâkim, maddi tazminat olarak davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmedebilir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu şartları var ise manevi tazminat talebinde bulunulabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II – Çalıştıranın sorumluluğu

Marka hakkının ihlali aynı zamanda cezai yaptırımlara tabidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 uyarınca, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, hizmet sunan, satışa arz eden ya da satan kişiler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Kanunun 30. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereğince bu cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması zorunludur ve soruşturma ile kovuşturma yapılması hak sahibinin şikâyetine bağlıdır.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 30Kaynağı aç
Madde 30- (1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. (6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. (7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz. YEDİNCİ KISIM Garanti Markası ve Ortak Marka Garanti markası ve ortak marka

Domain ihlaline dayalı davalarda ispat yükü davacı taraftadır. Haksız rekabet eyleminin varlığı, marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği, dava açılmasında korunmaya değer hukuki bir yararın bulunduğu ve alan adı tescilinin kötü niyetle yapıldığı hususları davacı tarafından somut delillerle ispat edilmelidir.

Kişilik Hakları ve Adın Korunması Davaları

Gerçek veya tüzel kişilerin adlarının veya kişisel ayırt edici unsurlarının izinsiz biçimde alan adı yapılması kişilik haklarının zedelenmesine yol açabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 uyarınca, ilgilinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yarar ya da kanunun tanıdığı bir yetki bulunmadıkça kişilik haklarına yönelen müdahaleler hukuka aykırılık oluşturur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 2. Davalar

Kişilik hakkı hukuka aykırı saldırıya uğrayan kimse, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/1 gereğince hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve saldırı sona ermiş olsa dahi etkileri devam ediyorsa hukuka aykırılığın tespitini isteyebilir. Kanunun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı, düzeltmenin veya verilecek kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını talep etme yetkisine de sahiptir. Ayrıca m. 25/3 hükmü uyarınca maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme kurallarına göre davacıya verilmesine yönelik istem hakları saklıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. III. Ad üzerindeki hak 1. Adın korunması

Adının alan adı olarak kullanımı çekişmeli olan kişi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 26 gereğince hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız biçimde kullanılan kişi kullanıma derhal son verilmesini, kullanan kusurlu ise uğranılan maddi zararın giderilmesini ve manevi tazminat ödenmesini talep edebilir. Kişilik haklarının korunmasına yönelik bu davalar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/5 uyarınca davacının kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir. 2. Adın değiştirilmesi

Uluslararası Alan Adı Uyuşmazlıkları ve İdari Çözüm Yolları

Domain ihlalinin yabancılık unsuru taşıması halinde uygulanacak hukuk kuralları kanunlar ihtilafı ilkelerine göre belirlenir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 34 uyarınca, haksız fiilden doğan borçlar kural olarak eylemin işlendiği ülke hukukuna tabidir. Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde bulunması halinde ise zararın ortaya çıktığı ülke hukuku tatbik edilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 34Kaynağı aç
MADDE 34 – (1) Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir. (2) Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması hâlinde, zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır. (3) Haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde bu ülke hukuku uygulanır. (4) Haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkân veriyorsa, zarar gören, talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir. (5) Taraflar, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebilirler. Kişilik haklarının ihlâlinde sorumluluk

Küresel üst düzey alan adlarında meydana gelen uyuşmazlıklarda Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) bünyesinde işletilen UDRP mekanizması alternatif bir idari çözüm yoludur. Bu tahkim usulünde maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Uyuşmazlık konusu alan adının haksız tescil edenden alınarak asıl hak sahibine devredilmesi veya alan adının iptal edilmesi kararlaştırılabilir.

WIPO UDRP prosedüründe hızlı ve etkin tahkim usulü yürütülür. Şikâyet dilekçesinin ilk incelemesi yapıldıktan sonra aleyhine başvuru yapılan tarafa tebliğden itibaren 20 günlük cevap süresi tanınır. Dosyayı karara bağlayacak olan hakemlerin ise inceleme sonrasında 14 gün içinde kararlarını yazmaları gerekmektedir.

Domain ihlali davasında yetkili mahkeme neresidir?

Kişilik haklarının korunmasına yönelik alan adı ihlali davaları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/5 uyarınca davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

WIPO tahkim başvurusunda tazminat talep edilebilir mi?

WIPO nezdinde yürütülen UDRP uyuşmazlık çözüm sürecinde tazminata hükmedilemez; bu süreçte ihlale konu alan adının ihlal edenden alınıp hak sahibine devredilmesi mümkündür.

Alan adı uyuşmazlığında ispat yükü kime aittir?

Domain ihlali davalarında marka hakkına tecavüzün varlığını, haksız rekabet eylemini, davayı açmaktaki hukuki yararı ve alan adı tescilinin kötü niyetli olduğunu ispat yükü davacıya aittir.

Markayı alan adı olarak haksız kullanan kişi hakkında ceza davası açılabilir mi?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 uyarınca, Türkiye'de tescilli marka hakkına iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet sunan kişiler hakkında şikâyet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası istemiyle kovuşturma yapılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu