Doçentlik Eser İnceleme Kararına İtiraz ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Doçentlik Eser İnceleme Kararına İtiraz ve İptal Davası

Doçentlik eser inceleme sürecinde olumsuz sonuçlanan başvurular için iki aşamalı bir hukuki yol açıktır: önce idari itiraz, ardından idari yargıda iptal davası. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 24. maddesi bu sürecin yasal çerçevesini belirlemekte; değerlendirme usulü, jüri yapısı ve tebliğ kuralları kanun metninde düzenlenmektedir. Eser incelemesine ilişkin itirazın usulü ve süresi ise YÖK tarafından çıkarılan yönetmelikte ayrıca belirlenmektedir.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 22/2/2018-7100/5 md.) a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır:[22] (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. Doçentliğe atama:

Doçentlik Jürisi Nasıl Oluşturulur?

2547 sayılı Kanun'un 24/b maddesi uyarınca Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve iki yedek üye belirler. İlgili alanda yeterli öğretim üyesi bulunmadığı hâllerde jüri üç üye ile kurulabilir. Asıl ve yedek üyelerin tamamı, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını ÜAK'a gönderir. Asıl üyelerden birinin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak rapor verememesi hâlinde yedek üyelerin raporları sırasına göre değerlendirmeye esas alınır.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5288, K. 2023/2864Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5288 E.  ,  2023/2864 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5288 Karar No : 2023/2864 DAVACI : … Sendikası VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Kurul Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; – 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının, – 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesinin, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının hukuki öngörülebilirlik, idareye güven ilkesine aykırı olduğu, kamu yararına uygun olmayan düzenlemenin yüksek öğretimin amaçları ile bağdaşmadığı; 4. maddesinin 6. fıkrasının hak arama özgürlüğünü açıkça kısıtladığı, yargılama sürelerinin uzunluğu dikkate alındığında mevcut durumla örtüşmediği; 4. maddesinin 7. fıkrasının doçentlik başvuru hakkını sınırladığı, kamu yararına aykırı olduğu; 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir…” ibaresinin akademik ilerlemeyi zorlaştırdığı, başvuru hakkını kısıtladığı; 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan düzenlemenin ise, yeni jürinin, önceki jüri üyelerinin vermiş olduğu raporların etkisi altında kalmasına sebep olabileceği, daha önce sonuç doğurmuş bir idari işlemin her başvuruda etkisini sürdürmesinin hukuki bir yaklaşım olmadığı, her başvuruda adayın dosyasının yeniden incelenmesi gerektiği ve eski başvuruda tanzim edilen raporların o başvuruya ilişkin olarak kalması gerektiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : … KURULU BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davanın yasal süresinde açılmaması halinde süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, iptali istenilen Yönetmelik hükümleri bakımından davacı Sendika'nın veya üyelerinin uğramış olduğu ya da uğrayacağı herhangi bir hak ve menfaat ihlali bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esasa ilişkin olarak, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklıklara neden olduğu, Üniversitelerarası Kurul'da (ÜAK) yeterli personelin bulunmaması, olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı, 2547 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan “yılda en az iki kez yapılır” hükmü uyarınca düzenlemenin üst norm gözetilerek yapıldığı, 4/6. madde yönünden dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesine neden olduğu, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, yapılacak bu değişiklik ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, 4/7. madde yönünden aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, incelenecek eserler/çalışmalar aynıysa yeni bir başvurunun hukuken korunmasının gerekli ve makul bir talep olmadığı, adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağı açık olmadığından düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, aday tarafından bilimsel eserlerinde tespit edilen eksiklik ve hataların titizlikle giderilerek yeni başvuru yapabilmesi hususunun sağlandığı, bunun için de belli bir sürenin geçmesinin tabii olduğu, adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporlarının erişime açılması yönünden ise, önceden asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılmasının elzem olduğu, aday hakkında objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasının önüne geçeceği yönündeki değerlendirmenin temelsiz ve dayanaksız olduğu, adayın önceki ve sonraki başvurularına ilişkin aynı bilimsel yayınların sunulması halinde söz konusu eksiklik veya uygunluğun önceki jürilerce yapılan değerlendirmenin yeni jüriye yol gösterici olacağı, eksiklik olması halinde eksikliğin giderilip giderilmediği hususunun irdelenebileceği, eser değerlendirme süresinde başarısız olarak yeniden doçentliğe başvuran adayların daha önceki raporlarının açılacağının Yönetmelik ile düzenlendiği ancak Yönetmelik'te hangi döneme ait raporlarının açılacağı net olmadığından yapılan bu değişiklik ile açıklık getirildiği savunulmaktadır. … KURUL BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI:Usul yönünden, davacı Sendika'nın bu davayı açmakta meşru, kişisel ve güncel bir menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden ise, başvuruların yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirmelerinin iç içe girmesine ve karışıklıklara neden olarak doçentlik sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel olduğu, yılda üç kez olması durumunda jüri üyelerinin raporları henüz tamamlanıp Kurul'a iletilmeden yeni başvurular olması nedeniyle aynı jürilerin yeni adaylar için görevlendirildiği, jürilerin jürilik görevlerini yerine getirmesinin zorlaştığı, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine sebep olduğu hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de sürekli değişiklikler meydana getirdiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sürelere eşitlik ve hakkaniyet sağlamak amacıyla asgari başvuru koşullarını sağlamayan adayların da eklendiği, asgari başvuru koşullarını sağlamayan adaylar hakkında diğer adaylara uygulanan bilimsel eksikliklerini tamamlamak için bir bilimsel hazırlık süresi öngörülmemiş olup izleyen ilk dönemde haklarında verilen asgari başvuru şartlarını sağlamama durumunu değiştirmeden tekrar başvuru yapabildiği, müeyyide olmadığı için yeterli hazırlığı olmayan adayların da deneme amaçlı başvuru yaptığı ve kamu kaynaklarını kullandığı, adaylar arasında uygulamada eşitlik ve hakkaniyet sağlanması açısından koşulları bir şekilde yerine getirmeyen bütün adaylara eksikliklerini gidermek için makul bir süre öngörüldüğü; adayın başarısızlık üzerine yeniden başvuru yapması halinde yeni jüri oluşturulduğu, yeni jüri tarafından adayın ikinci başvurusunun değerlendirildiği, ilk başvurusunda başarısız olan adayın bir önceki doçentlik dosyasında hiçbir değişiklik yapmadan yeniden başvurmuş ise dosyasının farklı jüri üyeleri tarafından inceleneceğini bildiği için mevcut hali ile ÜAK Başkanlığı'na gönderdiği, başarısız olduğuna karar verilen adayın bir sonraki dönemde farklı bir bilim alanından doçentliğe başvurması halinde önceki başarısız raporun jüri üyelerine açılmadığı, sadece aynı bilim alanından yeniden başvurması halinde jüri üyelerine başarısız raporun açıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesinin iptali; diğer kısımlar yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmünün, 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların; 2. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir…” ibaresinin, 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: ..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmü; 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkra; 2. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yönünden; gerek adaylara yeni yayın/çalışma yapmaları için zaman sağlamak, adayların eksiklerini tamamlayıp tamamlamadıklarını belirlemek gerekse aynı yayın/çalışmalarla birden fazla unvan almalarının haksızlığa neden olacağı hususları dikkate alındığında söz konusu maddelerle getirilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli, Başvuru Numarası:2017/37390 sayılı kararında ise; "Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz." ifadelerine yer verilmiştir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmünün bu bağlamda incelenmesi neticesinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrasının ve 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesinin iptali gerektiği, diğer maddeler yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmünün; 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların; 2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” ibaresinin, 2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. Doçentlik Yönetmeliği 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile anılan Yönetmeliğin muhtelif maddelerinde değişiklik yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: …(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrası yönünden; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 06/03/2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7100 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değişik "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır…ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir…" hükmü bulunmaktadır. 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Başvuru zamanı, şartları ve usulleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Üniversitelerarası Kurul başka bir tarih belirlemedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim aylarının on beşinci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar devam eder." hükmü yer almakta iken 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'le bu hükmün “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda üç kez olmak üzere Ocak, Mayıs ve Eylül ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” şeklinde değiştirildiği görülmektedir. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrası yeniden değiştirilmiş olup davaya konu düzenlemede “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının başvuru hakkını kısıtladığı, önceden olduğu gibi yılda üç kez Ocak, Mayıs ve Eylül aylarında başvuru hakkı verilmesi gerektiği iddia edilmekte; davalı idarelerce, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklığa neden olduğu, yeterli personel bulunmaması ve olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı, doçentlik sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesini engellediği, 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan "yılda en az iki kez yapılır" hükmü gözetilerek düzenleme yapıldığı savunulmaktadır. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara uyum sağlamak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, Üniversitelerarası Kurul'un 09/06/2021 tarihli ve 6157 sayılı önerisi ve Kurul'un yetkileri gözetilerek düzenlendiği anlaşılan dava konusu değişiklikle önceki düzenlemenin uygulanmasından doğan olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasının ve doçentlik başvuru sürecinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin amaçlandığı, Yönetmeliğe dayanak teşkil eden Kanun'da başvuru tarihleri yönünden istisnai bir kural da öngörülmediği gözetildiğinde dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak da mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkrada, "Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin adayların doçentlik başvuru hakkını sınırlandırdığı, akademik ilerlemeyi zorlaştıran düzenlemede kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce, uygulamada Üniversitelerarası Kurul kararları ile yürütülen durumun mevzuat düzenlemesi haline getirildiği, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, incelenecek eserler aynı olduğundan yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli makul bir talep olmadığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınmasından doğan haksızlığın ortadan kaldırıldığı, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların, bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır. Doçentlik başvurularının şartları, usulü ve değerlendirme sürecine ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda her bir bilim disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmanın doçentlik başvurusu için şart olduğu, Üniversitelerarası Kurul'un adayın başvurduğu bilim dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit edeceği, doçentlik jürisinde yer alan asıl ve yedek üyelerin, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurul'a gönderecekleri, Üniversitelerarası Kurul'ca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verileceği, doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği; Doçentlik Yönetmeliği’nde ise, doçentlik değerlendirmesinin Üniversitelerarası Kurul'un görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılacağı, doçentlik jürisinin adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendireceği, jüri tarafından bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilen adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısı esas alınmak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” değerlendirmesini içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlayacağı; jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporlarının Doçentlik Komisyonu tarafından inceleneceği ve adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığının tespiti halinde doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği, asgari başvuru şartlarının sağlandığının tespiti halinde ise jüri üyesine/üyelerine değerlendirme raporu hazırlaması için ek süre verileceği hususlarına yer verildiği görülmektedir. Davaya konu 7. fıkra hükmü, başvuru hakkını kullanan doçent adayının bu başvuru süreci sonuçlanıncaya kadar yeniden başvuruda bulunamayacağına yönelik hüküm ihtiva etmekte olup bu hükümle aynı yayınlar ile iki unvan alınması sonucu diğer adaylar yönünden ortaya çıkan haksızlığın engellenmesi, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmasına imkan tanınması ve adayın sonuçlanmamış birden fazla başvurusundan kaynaklanan karışıklığın önlenerek doçentlik başvuru sürecinde düzenin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu haliyle doçentlik başvurularının neticelenmesine ilişkin olağan süreç gözetildiğinde, orantılı ve makul bir gereklilik olarak değerlendirilen dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilmiş, bu değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yer almıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrası, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından; jüri üyelerinin önceki üyelerden etkilenmeme ihtimalinin bulunmadığı, daha önce sonuç doğurmuş bir idari işlemin her başvuruda etkisini sürdürmesinin hukuki bir yaklaşım olmadığı, her başvuruda adayın dosyasının yeniden incelenmesi gerektiği ve eski başvuruda tanzim edilen raporların o başvuruya ilişkin olarak kalması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı; aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde söz konusu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, dava konusu düzenlemenin adaylar için olumlu bir düzenleme olduğu savunulmaktadır. Yukarıda değinildiği üzere doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususu 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olup dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceği"nden dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan; dava konusu düzenleme, akademisyenlerden oluşan jürinin objektif ve tarafsız davranmayacağına karine teşkil etmediği gibi erişime açılan raporlardaki jüri üyelerinin isimlerinin gizlenmesini de öngörerek "objektiflik" ve "tarafsızlık" ölçütünü güçlendirdiği anlaşıldığından davacının bu hususa yönelik soyut ve varsayıma dayalı iddiası hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesinin İPTALİNE, 3. Diğer dava konusu düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE, 4. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması itiraz harcının davacıya iadesine, kalan kısmın yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, … TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 8. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Jüri üyelikleri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu adaylara elektronik ortamda erişime açılır. Bu bilgiler erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci günde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Söz konusu tarih, sonraki aşamalarda işleyecek hukuki sürelerin başlangıcı bakımından belirleyicidir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5313, K. 2023/2862Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5313 E.  ,  2023/2862 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5313 Karar No : 2023/2862 DAVACI : … Sendikası (…-SEN) VEKİLİ : Av. … DAVALILAR: 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; – 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yılda iki kez" ibaresinin ve aynı fıkrada "Ocak ayında" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, – 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesi ile "Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." cümlesinin, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin doçent adaylarının başvuru hakkını kısıtladığı, daha önceden olduğu gibi yılda üç kez olmak üzere Ocak, Mayıs ve Eylül aylarında başvuru hakkı verilmesi gerektiği; 4. maddesinin 6. fıkrasının, Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasal güvence altında olan hak arama özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, doçent adaylarının hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemlere karşı yasal yollara başvuru hakkını kullanmaları durumunda bir nevi cezalandırıldığı, caydırıcılık amacıyla hareket edildiği; 4. maddesinin 7. fıkrasında daha önce var olmayan ve üst hukuk normlarında öngörülmeyen bir kısıtlamaya yer verildiği, bu düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, haklı ve hukuken geçerli bir nedene dayanmadığı, adayın başvuru sonrasında da akademik faaliyetlerine devam edebildiği, başvuru öncesinde yayınlanmak üzere göndermiş olduğu yayının bu süreçte yayınlanabileceği ve/veya başvuru sonrasında da yeni yayınlar üretebileceği, bu yayınlar vasıtasıyla adayın asgari şartları tamamlayabildiği ve hatta dosyasını tekemmül ettirebildiği, iki dönem bekleme süresinin adayı cezalandırıcı etki yarattığı ve objektiflikten uzak olduğu, adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporlarının erişime açılmasının ise adayın yeni başvurusunda objektif bir değerlendirme yapılmasının önüne geçtiği; 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden ise, Yönetmeliğin önceki halinde böyle bir düzenlemeye yer verilmediği, bu düzenlemenin adayların mağduriyetine yol açabileceği, her başvurunun ayrı değerlendirilmesi gerektiği, başarısız olunan döneme ilişkin bilgi, belge ve raporların jürinin erişimine açılmasının aday hakkında objektif ve tarafsız değerlendirme yapılmasını engellediği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, davanın yasal süresinde açılmaması halinde süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, iptali istenilen Yönetmelik hükümleri bakımından davacı Sendika'nın ya da üyelerinin uğramış olduğu veya uğrayacağı herhangi bir hak ve menfaat ihlali bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esasa ilişkin olarak, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası yönünden, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklığa sebep olduğu, Üniversitelerarası Kurul'da (ÜAK) yeterli personelin bulunmaması, olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı ve başvuru sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesine mani olduğu, 2547 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan “yılda en az iki kez yapılır” hükmü uyarınca üst norm gözetilerek yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı; 4. maddesinin 6. fıkrası yönünden, dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesine neden olduğu, adayın davayı kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihte verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, dava konusu düzenleme ile bu sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, Ülkemizde yargısal süreçlerin hızlandırılmış ve karar sürecinin kısalmış olduğu gözetildiğinde düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı; 4. maddesinin 7. fıkrası yönünden, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, incelenecek eserler/çalışmalar aynıysa yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli ve makul bir talep olmadığı; 6. maddesinin 1. fıkrası yönünden, adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağı açık olmadığından bahsi geçen düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, adayın bilimsel eserlerinde tespit edilen eksiklik ve hataları gidererek yeni başvuru yapabilmesinin sağlandığı, bunun için de belli bir sürenin geçmesinin doğal olduğu, asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılması için adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporlarının erişime açılmasının gerekli olduğu, bu durumun aday hakkında objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasına engel olacağı iddiasının dayanaksız olduğu; 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden, adayın önceki ve sonraki başvurularına ilişkin aynı bilimsel yayınların sunulması halinde önceki jürilerce yapılan değerlendirmenin yeni jüriye yol gösterici olacağı, eksiklik olması halinde eksikliğin giderilip giderilmediği hususunun irdelenebileceği, eser değerlendirme sürecinde başarısız olarak yeniden doçentliğe başvuran adayların daha önceki raporlarının erişime açılacağının daha önce Yönetmelik'te düzenlendiği ancak hangi döneme ait raporlarının açılacağı net olmadığından dava konusu değişiklikle bu hususa açıklık getirildiği, söz konusu düzenlemede hukuka, mevzuata, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir husus bulunmadığı savunulmaktadır. … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden, davanın yasal süre içerisinde açılmaması halinde usulden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemenin hukuka uygun olduğu, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklığa neden olduğu ve doçentlik başvuru sürecinin sağlıklı bir şekilde işlemesini engellediği, yılda üç kez başvuru halinde jüri üyelerinin raporları henüz tamamlanıp Kurul'a iletilmeden aynı jürilere yeni adaylar için görev verildiği, jürilerin jürilik görevlerini yerine getirmesinin zorlaştığı, bu durumun adayların doçentlik süreçlerini uzatarak mağduriyete sebep olduğu; 4. maddesinin 6. fıkrasına ilişkin olarak, idare aleyhine açılan davalar neticesinde adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı ve yeni diploma düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadro işlemlerini de etkilediği; 6. maddesinin 1. fıkrası yönünden, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sürelere eşitlik ve hakkaniyet sağlamak amacıyla asgari başvuru koşullarını sağlamayan adayların da eklendiği, müeyyide olmadığı için yeterli hazırlığı olmayan adayların da deneme amaçlı başvuru yaptığı ve kamu kaynaklarını kullandığı, adaylar arasında uygulamada eşitlik ve hakkaniyet sağlanması açısından koşulları yerine getirmeyen bütün adaylara eksikliklerini gidermek için makul bir süre öngörüldüğü; 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden, adayın başarısızlık üzerine yeniden başvuru yapması halinde yeni jüri oluşturulduğu, ilk başvurusunda başarısız olan adayın dosyasının farklı jüri üyeleri tarafından inceleneceğini bildiği için önceki doçentlik dosyasında hiçbir değişiklik yapmadan yeniden başvuruda bulunduğu, başarısız olduğuna karar verilen adayın sadece aynı bilim alanından yeniden başvurması halinde jüri üyelerine önceki raporun açıldığı, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesinin iptali; diğer dava konusu düzenlemeler yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1.maddesi ile 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikte yer alan "yılda iki kez” ibaresinin, "Ocak ayında” ibaresinin yer almamasına ilişkin eksik düzenlemenin; 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkranın; 2. maddesi ile değiştirilen 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” ve "Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” ibarelerinin; 2. maddesi ile eklenen 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2)Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir:…(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği"nin 4. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikte yer alan "yılda iki kez” ibaresi; "Ocak ayında” ibaresinin yer almamasına ilişkin eksik düzenleme, 4. maddesine eklenen 7. fıkra, 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” ibareleri ve 6. maddesinin 9. fıkrasında yer alan ''Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” hükümleri yönünden; gerek adayların yeni yayın/çalışma yapmaları için zaman sağlamak, eksiklerini tamamlayıp tamamlamadıklarını belirlemek gerekse aynı yayın/çalışmalarla birden fazla unvan almalarının haksızlığa neden olacağı hususları dikkate alındığında söz konusu maddelerle getirilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmünün bu bağlamda incelenmesi neticesinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşıldığından, asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın ve 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesinin iptali gerektiği, diğer maddeler yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikte yer alan "yılda iki kez” ibaresinin ve "Ocak ayında” ibaresinin yer almamasına ilişkin eksik düzenlemenin; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkranın; 2. maddesi ile değiştirilen Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” ve "Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” cümlelerinin; 2. maddesi ile değiştirilen Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Doçentlik Yönetmeliği 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile anılan Yönetmeliğin muhtelif maddelerinde değişiklik yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11. maddesinin (b) fıkrasının 6 numaralı bendinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: … (4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yılda iki kez" ibaresi ile aynı fıkrada "Ocak ayında" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 06/03/2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7100 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değişik "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. … ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir…" hükmü bulunmaktadır. 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Başvuru zamanı, şartları ve usulleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Üniversitelerarası Kurul başka bir tarih belirlemedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim aylarının on beşinci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar devam eder." hükmü yer almakta iken 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'le bu hükmün “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda üç kez olmak üzere Ocak, Mayıs ve Eylül ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” şeklinde değiştirildiği görülmektedir. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrası yeniden değiştirilmiş olup düzenlemede “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının başvuru hakkını kısıtladığı, önceden olduğu gibi yılda üç kez Ocak, Mayıs ve Eylül aylarında başvuru hakkı verilmesi gerektiği iddia edilmekte; davalı idarelerce, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklığa neden olduğu, yeterli personel bulunmaması ve olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı, doçentlik sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesini engellediği, 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan "yılda en az iki kez yapılır" hükmü gözetilerek düzenleme yapıldığı savunulmaktadır. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara uyum sağlamak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, Üniversitelerarası Kurul'un 09/06/2021 tarihli ve 6157 sayılı önerisi ve Kurul'un yetkileri gözetilerek düzenlendiği anlaşılan dava konusu değişiklikle önceki düzenlemenin uygulanmasından doğan olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasının ve doçentlik başvuru sürecinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin amaçlandığı, Yönetmeliğe dayanak teşkil eden Kanun'da başvuru tarihleri yönünden istisnai bir kural da öngörülmediği gözetildiğinde Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yılda iki kez" ibaresinde ve aynı fıkrada "Ocak ayında" ibaresine yer verilmemesinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak da mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 7. fıkrada, "Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu değişiklikle üst hukuk normlarında yer almayan bir kısıtlama öngörüldüğünden düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, değişikliğin hiçbir bilimsel ve akademik gerekçeye dayanmadığı, eğitim özgürlüğüne müdahale içerdiği, başvurunun sonuçlanması açısından azami bir süre belirlenmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce, uygulamada Üniversitelerarası Kurul kararları ile yürütülen durumun mevzuat düzenlemesi haline getirildiği, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, incelenecek eserler aynı olduğunda yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli makul bir talep olmadığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınmasından doğan haksızlığın ortadan kaldırıldığı, bununla birlikte farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların, bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır. Doçentlik başvurularının şartları, usulü ve değerlendirme sürecine ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda her bir bilim disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmanın doçentlik başvurusu için şart olduğu, Üniversitelerarası Kurul'un adayın başvurduğu bilim dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit edeceği, doçentlik jürisinde yer alan asıl ve yedek üyelerin, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurul'a gönderecekleri, Üniversitelerarası Kurul'ca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verileceği, doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği; Doçentlik Yönetmeliği’nde ise, doçentlik değerlendirmesinin Üniversitelerarası Kurul'un görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılacağı, doçentlik jürisinin adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendireceği, jüri tarafından bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilen adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısı esas alınmak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” değerlendirmesini içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlayacağı; jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporlarının Doçentlik Komisyonu tarafından inceleneceği ve adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığının tespiti halinde doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği, asgari başvuru şartlarının sağlandığının tespiti halinde ise jüri üyesine/üyelerine değerlendirme raporu hazırlaması için ek süre verileceği hususlarına yer verildiği görülmektedir. Davaya konu 7. fıkra hükmü, başvuru hakkını kullanan doçent adayının bu başvuru süreci sonuçlanıncaya kadar yeniden başvuruda bulunamayacağına yönelik hüküm ihtiva etmekte olup bu hükümle aynı yayınlar ile iki unvan alınması sonucu diğer adaylar yönünden ortaya çıkan haksızlığın engellenmesi, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmasına imkan tanınması ve adayın sonuçlanmamış birden fazla başvurusundan kaynaklanan karışıklığın önlenerek doçentlik başvuru sürecinde düzenin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu haliyle doçentlik başvurularının neticelenmesine ilişkin olağan süreç gözetildiğinde, orantılı ve makul bir gereklilik olarak değerlendirilen dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır…" hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan "Doçentlik Başvuru Şartları"nda her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesiyle değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." cümlesi yönünden; Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin yeni başvuruda objektif bir değerlendirme yapılmasına engel teşkil ettiği iddia edilmekte; davalı idarece, daha önce başvurusunda asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın, yeni başvuruda şartları tamamlayıp tamamlayamadığının kontrolünün yapılabilmesi için dava konusu düzenlemenin zorunlu olduğu, aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı farklı alanda başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, düzenlemenin yeni başvuruda jüri üyelerinin objektif değerlendirme yapmasını engelleyeceği yolundaki iddianın dayanaksız olduğu savunulmaktadır. Dava konusu düzenleme ile akademik faaliyetlerin doğası gereği süreklilik arz eden ve takip gerektiren bir süreç içerdiği gözetilmek suretiyle asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle doçentlik başvurusu iptal edilen adayın, yeniden "aynı" bilim ya da sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde gerek yeni doçentlik değerlendirme jürisinin önceki karardan haberdar olması gerekse doçent adayının bu şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılabilmesi için iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile buna ilişkin Doçentlik Komisyonu kararının yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılmasının öngörüldüğü anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, jüri üyeleri tarafından idarece belirlenen asgari kriterler (başlıca yazar, uluslararası makale, atıf vs) uyarınca değerlendirme yapılacağı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin jürinin tarafsız ve objektif davranmasını engelleyeceğine yönelik soyut ve varsayıma dayalı davacı iddiasına itibar edilmemiştir. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilmiş, bu değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yer almıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrası, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından; her bir başvurunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, düzenlemenin jüri üyelerinin önceki raporlardan etkilenebilme ihtimalini doğurduğu, objektif ve tarafsız değerlendirmeyi engelleyeceği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı; aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde bu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, adaylar için olumlu bir düzenleme olduğu savunulmaktadır. Yukarıda değinildiği üzere doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususu 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olup dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceği"nden dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan; dava konusu düzenleme, akademisyenlerden oluşan jürinin objektif ve tarafsız davranmayacağına karine teşkil etmediği gibi erişime açılan raporlardaki jüri üyelerinin isimlerinin gizlenmesini de öngörerek "objektiflik" ve "tarafsızlık" ölçütünü güçlendirdiği anlaşıldığından davacının bu hususa yönelik soyut ve varsayıma dayalı iddiası hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." ibaresinin İPTALİNE, 3. Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE, 4. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan … TL ile yürütmenin durdurulması isteminin kısmen reddi kararına itiraz aşamasında yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 8. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Değerlendirme Süreci ve Jüri Denetim Aşamaları

Jüri, adayın başvuru dosyasını öncelikle iki yönden inceler: bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ile asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı. Etik ihlali yönündeki raporlar ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu'na, asgari başvuru şartlarının sağlanmadığına ilişkin raporlar ise Doçentlik Komisyonu'na iletilir. Jüriye değerlendirme raporu hazırlaması için her aday için azami bir ay süre tanınır; Doçentlik Komisyonu gerekli hâllerde bir aya kadar ek süre verebilir. Bu süre içinde raporunu yüklemeyen jüri üyesinin görevi sonlandırılır ve yedek üye devreye girer.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5411, K. 2023/2858Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5411 E.  ,  2023/2858 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5411 Karar No : 2023/2858 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu 6. fıkra yönünden, dinamik bir süreç olan doçentlik başvuruları ve akademik kariyer yaşamı açısından bakıldığında haksızlığa uğradığı düşüncesiyle iptal davası açan bir akademisyenin meslek yaşamı için uzun sayılabilecek bir sürede doçentlik başvurusu yapamayacak olmasının hukuk ile izah edilemeyeceği, idarenin kendi kararlarını fiilen yargının denetiminden bağışık tutmasının hukuka aykırı bir düzenleme olduğu, bu durumun kişinin çalışma ve ekonomik özgürlüğüne müdahale teşkil ettiği, kararın kesinleşmesi koşulunun belirsizlik içerdiği; 7. fıkra yönünden ise, Yönetmelik hükmünde başvurunun sonuçlanması bakımından azami bir süre öngörülmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirdiği, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, dava konusu değişiklikle bu sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, ayrıca sözlü sınavın kaldırıldığı 7100 sayılı Kanun'dan önce doçentlik unvanının sözlü sınavda başarılı olunan tarih itibariyle verildiği, eser aşamasından sonra sözlü sınav aşaması olduğundan adaylar davayı kazansa bile sözlü sınavda başarılı olup olmayacakları belli olmadığından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK) aleyhine tazminat davaları ile karşılaşılmadığı, ancak halihazırda davaların kaybedilmesi durumunda tam yargı davaları ile karşı karşıya kalındığı, bir bilim alanında jüri üyesi olarak görev yapacak profesör unvanlı akademisyenlerin sayısının belli olduğu, bu jüri üyelerinin belirli bir süre içinde çok sayıda doçentlik başvuru dosyası incelemek durumunda kaldığı, düzenlemelerle giderilmeye çalışılan çoklu başvuruların bu sayıları daha da artırdığı, Ülkemizde yargısal süreçlerin hızlandırılmış ve karar sürecinin kısalmış olması da göz önünde bulundurulduğunda davaya konu 6. fıkra hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı; 7. fıkra yönünden ise, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, incelenecek eserler/çalışmalar aynıysa yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli ve makul bir talep olmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Doçent adaylarının sadece dava konusu edilen bilim/sanat alanından başvuruda bulunamayacağı, diğer tüm bilim/sanat dallarından başvuru yapabileceği, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de zorunlu değişiklikler meydana getirdiği, olağan başvuru neticesinde başarılı olup davayı kaybeden adayın aldığı doçentlik belgesinin iptal edildiği, bu belgeye dayalı olarak yapılan atamalar ve geriye dönük ödemelerin iade edildiği, akademik camiada itibar kaybı yaşandığı, Yönetmeliğin diğer maddelerinde yer aldığı üzere eser incelemesi aşamasında başarısız olan, asgari başvuru şartlarını sağlamayan veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayların hemen doçentlik başvurusunda bulunamadığı, uygulamada ÜAK kararları ile yürütülen durumun mevzuatta düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğu, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, farklı alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali, 7. fıkra yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: ..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır.", 4. maddesinin 6. fıkrasında "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkrada "Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar.” hükmü yer almaktadır. Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar yönünden getirilen bu düzenlemede, aynı yayınlarla birden fazla başvuruda bulunmanın idare yönünden karışıklığa neden olacağı ve aynı yayınlar ile iki unvan alınmasının diğer adaylar için haksızlık olduğu hususları dikkate alındığında, getirilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varlmıştır, Açıklanan nedenlerle, Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali, Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Dava; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların iptali istemiyle açılmıştır. Davacı tarafından 2019 yılı Ekim döneminde Spor Bilimleri alanında yapılan doçentlik başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin E:2021/360 sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11. maddesinin (b) fıkrasının 6 numaralı bendinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: … (4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak da mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 7. fıkrada, "Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkranın, başvurunun sonuçlanacağı azami bir süre öngörmemesi ve dolayısıyla keyfi uygulamaları önleyecek mekanizmalara yer vermemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce, uygulamada Üniversitelerarası Kurul kararları ile yürütülen durumun mevzuat düzenlemesi haline getirildiği, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, incelenecek eserler aynı olduğunda yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli makul bir talep olmadığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınmasından doğan haksızlığın ortadan kaldırıldığı, bununla birlikte farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların, bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır. Doçentlik başvurularının şartları, usulü ve değerlendirme sürecine ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda her bir bilim disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmanın doçentlik başvurusu için şart olduğu, Üniversitelerarası Kurul'un adayın başvurduğu bilim dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit edeceği, doçentlik jürisinde yer alan asıl ve yedek üyelerin, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurul'a gönderecekleri, Üniversitelerarası Kurul'ca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verileceği, doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği; Doçentlik Yönetmeliği’nde ise, doçentlik değerlendirmesinin Üniversitelerarası Kurul'un görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılacağı, doçentlik jürisinin adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendireceği, jüri tarafından bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilen adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısı esas alınmak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” değerlendirmesini içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlayacağı; jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporlarının Doçentlik Komisyonu tarafından inceleneceği ve adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığının tespiti halinde doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği, asgari başvuru şartlarının sağlandığının tespiti halinde ise jüri üyesine/üyelerine değerlendirme raporu hazırlaması için ek süre verileceği hususlarına yer verildiği görülmektedir. Davaya konu 7. fıkra hükmü, başvuru hakkını kullanan doçent adayının bu başvuru süreci sonuçlanıncaya kadar yeniden başvuruda bulunamayacağına yönelik hüküm ihtiva etmekte olup bu hükümle aynı yayınlar ile iki unvan alınması sonucu diğer adaylar yönünden ortaya çıkan haksızlığın engellenmesi, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmasına imkan tanınması ve adayın sonuçlanmamış birden fazla başvurusundan kaynaklanan karışıklığın önlenerek doçentlik başvuru sürecinde düzenin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu haliyle doçentlik başvurularının neticelenmesine ilişkin olağan süreç gözetildiğinde, orantılı ve makul bir gereklilik olarak değerlendirilen dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan; Doçentlik Yönetmeliği'nin dava konusu edilmeyen 6. maddesinin 3. fıkrasında; "Jüri üyelerine, değerlendirme raporunu hazırlamak üzere her aday için azami bir ay süre verilir. Doçentlik Komisyonu, gerekli hallerde bir aya kadar ek süre verebilir. Değerlendirme raporunu süresi içinde Doçentlik Bilgi Sistemine yüklemeyen jüri üyesinin görevi sonlandırılır ve yedek üyelerin raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır." hükmü yer almakta olup davacı iddiasının aksine sürecin keyfi ve belirsiz işlemesini engelleyen mekanizmanın dava konusu düzenlemeyi içeren Yönetmelik'te mevcut olduğu görülmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan … TL'nin ve yürütmenin durdurulması isteminin kısmen reddi kararına itiraz aşamasında yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Doçentlik değerlendirmesi, ÜAK'ın görüşü üzerine YÖK tarafından belirlenen bilim veya sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Kriterlerdeki güncellemeler, kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci başvuru döneminde uygulanır. ÜAK, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verdiği adaya doçentlik unvanını verir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/6035, K. 2025/3376Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/6035 E.  ,  2025/3376 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6035 Karar No : 2025/3376 DAVACI : … Sendikası VEKİLLERİ : Av. … Av. … DAVALILAR : 1-… Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2-… Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … Av. … Av. … DAVANIN KONUSU : Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 24/08/2023 tarihinde duyurulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin iptali istemiyle istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenlemenin Kanun veya Yönetmelik ile yapılması gerektiği, dava konusu düzenleme öncesi 1 dönem önlisans dersi vermiş olmak yeterli iken, yapılan düzenleme ile 4 dönem lisans/lisanüstü ders verme koşulunun getirilmesinin daha önceki uygulamaya güvenerek önlisans dersi veren öğretim üyeleri ile önceki uygulamaya güvenerek bir dönem ders veren öğretim üyelerinin hukuki güvenliğini zedelediği, yapılan düzenleme ile Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri, Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanlarında yer alan istisna ifadelerin kaldırılmasının, bu istisnalara güvenerek çalışmalarını belirleyen öğretim üyelerinin hukuki güvenliklerini zedelediği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın Savunmasının Özeti: Dava konusu düzenlememenin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın Savunmasının Özeti: Davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmakta menfaati olmadığı, 4 dönem veya 2 yıl lisans/lisansüstü ders verilmesi düzenlemesinin uzun bilimsel çalışmalar sonucu bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla getirildiği, doçent unvanına sahip kişilerin sadece bilimsel araştırma faaliyeti değil eğitim-öğretim faaliyeti de yürüttüğü, eğitim öğretim faaliyetinin öncelikle ders anlatmayı kapsayan bir alan olduğu, dava konusu düzenlemenin Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri , Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanlarında yer alan istisna ifadelerin kaldırılmasına ilişkin kısmına dair yapılan düzenleme ile 15/06/2023 tarihli Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurul kararı ile 3 temel alana eklenen istisnaların kaldırıldığı yapılan değişiklik ile şartların her temel alan için eşitlendiği, yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 24/08/2023 tarihinde duyurulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Kanun'un "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek.(3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükümlerine yer verilmiştir. 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin 3. maddesinde; "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır (AYM, E:2015/109, K:2016/28, 7/4/2016). Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçülü olarak dikkate alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği, takdir yetkisinin sınırsız olmadığı İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bu çerçevede dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınarak Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri ile Ziraat, Orman ve Su Ürüleri Temel Alanı kapsamında; Dava konusu kararın 4. maddesinin "Eğitim-Öğretim" başlıklı 9. alt maddesinde yer alan "Eğitim-Öğretim" başlıklı madde de "önlisans dersi vermiş olmak." ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiası yönünden yapılan incelenme: Dava konusu düzenleme öncesi 2023 Mart doçentlik başvuru dönemine kadar uygulamada olan "Doçentlik Başvuru Kriterlerinin" "Eğitim-Öğretim" bölümünde yer alan şarta göre doçent adaylarının bir dönem önlisans dersi vermiş olmaları yeterli görülür iken, dava konusu düzenleme ile doçent adaylarına 4 dönem veya 2 yıl boyunca lisans ya da lisans üstü ders vermiş olmak şartı getirilmiş, bu şartın istisnası olarak ise, doktora ünvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu bölümde yer alan şartı sağlayacağı belirtilmiştir. Düzenleme ile yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak 2 yıl görev yapan kişilerin ön lisans, lisans veya lisans üstü ders verip vermediği ayırt etmeksizin, dava konusu düzenleme de yer alan şartı sağladığı, buna karşın yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan kişilerin sadece lisans veya lisans üstü ders vererek 4 dönem/2 yıl ders verme şartını sağlamak zorunda olduğu, böyle bir ayrıma gidilmesinin nedenlerinin davalı idarelerce ortaya konulmadığı görülmektedir.. Diğer taraftan davalı idareler tarafından, uzun bir dönem boyunca uygulanan ön lisans dersi vermiş olmanın doçentlik başvurularında yeterli görülmesi uygulamasına hangi hizmet gerekleri ve kamu yararı kapsamında son verildiği de somut bilgi ve belgelerle de ortaya konulmamış olduğundan bu haliyle düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamıştır. (Nitekim Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 15/06/2023 tarih ve 10 sayılı oturumunda alınan 2023.10.183 sayılı kararı ile kabul edilen (17/08/2023 tarihli güncellemeler dahil) Doçentlik Başvuru Şartları'nın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2023/6088 sayılı esasında açılan davada, "9. Eğitim-Öğretim" başlıklı maddesinde "önlisans dersi vermiş olmak." ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, anılan karara yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/09/2024 tarihli ve E:2024/472 sayılı kararıyla reddedilmiştir.) Dava konusu kararın 4. maddesinin "Eğitim-Öğretim" başlıklı 9. alt maddesinde yer alan istisna ifadelerin kaldırılması yönünden yapılan inceleme: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 15/06/2023 tarih ve 10 sayılı oturumunda alınan 2023.10.183 sayılı kararı ile kabul edilen Doçentlik Başvuru Şartları'nın "9. Eğitim-Öğretim" başlıklı maddesinde, doktora eğitimini tamamladıktan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarıyılda lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 1 puan, yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 1 puan olarak belirlenmiş ve bu madde kapsamında en az 2 puan almanın zorunlu olduğu belirtilmişken, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun dava konusu 2023.12.218 sayılı kararı ile, Doçentlik Başvuru Şartları'nın "9. Eğitim-Öğretim" başlıklı maddesi değiştirilmiş ve doktora eğitimini tamamladıktan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarıyılda lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 2 puan, yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 2 puan olarak belirlenmiş ve doktora unvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların 2 puan almış sayılacağı hususunun korunduğu görülmüştür. Yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapan adaylar kurumlarında iki yıl görev yapmaları halinde ders verme şartını sağlarken, daha önceki düzenlemede Fen Bilimleri Temel Alanı ile Mühendislik Bilimleri Temel Alanında; doktora unvanının alınmasından sonra; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı bünyesindeki (iştirakler hariç) bağlı ortaklıklarda Ar-Ge birimlerinde en az 4 yıl istihdam edilenlerin 2 puan almış sayılacağı ve yine Ziraat, Orman ve Su Ürünleri Temel Alanında; Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel (TAGEM) bünyesindeki birimlerde araştırmacı olarak en az 4 yıl çalışanların 2 puan almış sayılacağına ilişkin istisna düzenlemesine son verilmiştir. Bu haliyle, yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan adayların kendi kurumlarındaki faaliyetlerinin ders verme yükümlüğüne karşılık gelmediği ve bu şartı sağlayabilmeleri için herhangi bir devlet ya da vakıf üniversitesinde görevlendirme yoluyla dört dönem veya iki yıl ders vermeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu adaylar tarafından ders verilecek bir üniversitenin bulunamaması veya kurumlarınca görevlendirmenin yapılmaması halinde ise bu şartın sağlanamayacağı, dolayısıyla da doçentliğe başvuru yapılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, doçentlik başvuru şartları arasında yer alan ders verme şartının yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan adaylar aleyhine zorlaştırılmasına karşılık söz konusu düzenlemenin bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemelerin yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 09/04/2025 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın geldiği ve davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı vekili Av. … ile davalı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı vekilleri Av. …, Av. …, Av. …, Av. …'un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Dava, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 24/08/2023 tarihinde duyurulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi: ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Kanun'un "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek.(3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükümlerine yer verilmiştir. 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin 3. maddesinde; "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmüne; "Başvuru zamanı, şartları ve usulleri başlıklı" 4. maddesinde "c) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek asgari sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (a) fıkrasında “önlisans dersi vermiş olmak.” ibaresinin bulunmaması suretiyle eksik düzenlemesi yönünden yapılan inceleme; Dava konusu dava konusu düzenlemenin 4. maddesinin (a) fıkrası ile, "Doçentlik Başvuru Kriterlerinin" “Eğitim-Öğretim” bölümüne, adayların doçentlik başvurusunda bulunabilmesi için doktora eğitimini tamamladıktan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarı yılda, yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisanüstü dersi vermiş olmaları şartı getirilmiştir. Hukukumuzda, takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır (AYM, E:2015/109, K:2016/28, 7/4/2016). Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçülü olarak dikkate alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği, takdir yetkisinin sınırsız olmadığı İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile "Doçentlik Başvuru Kriterlerinde" yapılan düzenleme ile doçent adaylarının doçentlik başvurusu yapabilmesi için, dönemlik programlarda 4 dönem, yıllık programlarda 2 yıl toplam da 4 yıl/8 dönem lisans ya da lisansüstü ders verme şartı getirilmiş, bu şartın istisnası olarak ise, doktora ünvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu bölümde yer alan şartı sağlayacağı belirtilmiştir. Bu şart dava konusu düzenleme ile doçent adaylarına 4 dönem veya 2 yıl boyunca lisans ya da lisans üstü dersi vermiş olmak şartı şeklinde değiştirilmiş, doktora ünvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu bölümde yer alan şartı sağlayacağına ilişkin istisna hakkında ise herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun doçentlik başvurularında yaptığı değişiklikler öncesi 2023 Mart doçentlik başvuru dönemine kadar uygulamada olan "Doçentlik Başvuru Kriterlerinin" "Eğitim-Öğretim" bölümünde yer alan şarta göre doçent adaylarının bir dönem önlisans dersi vermiş olmaları yeterli görülür iken, dava konusu düzenleme ile doçent adaylarına 4 dönem veya 2 yıl boyunca lisans ya da lisans üstü dersi vermiş olmak şartı getirilmiştir. Düzenleme ile yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak 2 yıl görev yapan kişilerin ön lisans, lisans veya lisans üstü dersi verip vermediği ayırt edilmeksizin, dava konusu düzenleme de yer alan şartı sağladığı, buna karşın yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan kişilerin sadece lisans veya lisans üstü dersi vererek 4 dönem/2 yıl ders verme şartını sağlamak zorunda olduğu, böyle bir ayrıma gidilmesinin nedenlerinin davalı idarelerce de dosya kapsamında ortaya konulmadığı görülmüştür. Diğer taraftan davalı idareler tarafından, uzun bir dönem boyunca uygulanan ön lisans dersi vermiş olmanın doçentlik başvurularından yeterli görülmesi uygulamasına hangi hizmet gerekleri ve kamu yararı kapsamında son verildiği de somut bilgi ve belgelerle açıklanmamıştır. Bu durumda, dava konusu düzenlemenin "önlisans dersi vermiş olmak" ibaresi bulunmaması nedeniyle eksik düzenlenen kısmında kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlılık bulunmadığından davanın bu kısım yönünden iptaline karar vermek gerekmektedir. Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (a) fıkrasında yer alan ders verme şartına ilişkin düzenleme yönünden yapılan inceleme; Dava konusu doçentlik başvuru şartlarında değişiklik yapılmasına dair Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile, "Doçentlik Başvuru Kriterlerinin" “Eğitim-Öğretim” bölümüne, adayların doçentlik başvurusunda bulunabilmesi için doktora eğitimini tamamladıktan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarı yılda veya yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisanüstü dersi vermiş olmaları şartı getirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile "Doçentlik Başvuru Kriterlerinde" yapılan düzenleme ile doçent adaylarının doçentlik başvurusu yapabilmesi için, dönemlik programlarda 4 dönem, yıllık programlarda 2 yıl toplam da 4 yıl/8 dönem lisans ya da lisansüstü ders verme şartı getirilmiş, bu şart dava konusu düzenleme ile doçent adaylarına 4 dönem veya 2 yıl boyunca lisans ya da lisans üstü dersi vermiş olmak şartı şeklinde değiştirilmiştir. Üniversitelerde görev alan profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri; bilimsel araştırma yapan, yaptıran, alanında ders veren ve öğrenci yetiştiren bilim insanlarıdır. Bu unvanlara sahip olanlar, salt bilimsel araştırma faaliyeti değil, eğitim öğretim faaliyetlerini de yürütmektedirler. Akademik anlamda eğitim öğretim faaliyeti ise sadece lisanüstü çalışmaları değil, belli bir birikim ve tecrübeyi de kapsamaktadır. Bununla birlikte; özellikle mesleği akademisyenlik olmayan, ancak lisanüstü eğitiminden sonra doktorasını tamamlayan kişilerin belli bir akademik birikim ve tecrübeye sahip olmadan, üniversite ortamında çalışmadan, yeterli ders verme, araştırma yapma imkânına sahip olmadan doçentlik unvanı için başvuruda bulunmaları ve akabinde doçent olmaları eğitim ve öğretim kalitesinde düşmeye sebep olabilecektir. Üniversitelerin doçentlik kadrolarına atanma, görevde yükselme usulüne değil açıktan atanma usulüne tabiidir. Söz konusu kadroya atanma için gerekli olan yöntem 2547 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta gösterilmiştir. Bu nedenle üniversitelerin akademik kadrolarında görev almak isteyen doçent unvanlı kişilerin diğer şartları da taşımaları halinde akademik kadrolara atanabilecekleri açıktır. Üniversitelerde çalışan akademisyenlerin araştırma ve bilimsel faaliyette bulunmaları esas olmakla birlikte; birer eğitim merkezi konumunda olan bu kurumlarda hem lisans hem de lisansüstü öğrenci yetiştirmeleri de öğretim üyeliğinin tabii ve zorunlu sonucudur. Bu nedenle; asgari akademik tecrübe birikimine sahip olmaları amaçlanarak, akademik üretimde bilimsel nitelik ve kaliteyi artırmaya, liyakatli ve tecrübeli personeli göreve getirmeye yönelik düzenleme yapılmış olduğu sonucuna varılarak, dava konusu düzenlemenin bu kısmında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. Dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (b) fıkrası yönünden yapılan inceleme; Dava konusu düzenlemenin 4. maddesinin (b) fıkrası ile, Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri, Ziraat Orman ve Su Ürünleri Temel alanlarında yer alan istisna ifadelerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile, tüm temel alanlarda "9. Eğitim – Öğretim" başlığı altında doçent adaylarına, doktora eğitimini tamamladıktan sonra, lisans veya yüksek lisans dersi vermiş olmak şartı getirilmiş olup, doktora unvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu şartttan istisna tutulacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Tüm temel alanlarda yer alan ders verme şartı ve istisnasına ek olarak, Fen Bilimleri, Mühendislik, Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanları ders verme şartına ek bir istisna getirilerek, "Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı bünyesindeki (iştirakler hariç) bağlı ortaklıklarda AR-GE birimlerinde veya Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesindeki birimlerde araştırmacı olarak en az 4 yıl istihdam edilenler"in ders verme şartında muaf olacakları düzenlemesine yer verilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararından sonra dava konusu Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarihli ve … sayılı oturumunda alınan … sayılı kararının 4. maddesinin (b) fıkrası ile Fen Bilimleri, Mühendislik, Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanları ders verme şartına getirilen ek istisna ifadelerin kaldırılmasına karar verilmiş, ders verme şartının süresi ve istisnası tüm temel alanlarda eşitlenmiştir. Bu durumda, yapılan düzenleme ile Fen Bilimleri, Mühendislik, Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanları ders verme şartına getirilen "Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı bünyesindeki (iştirakler hariç) bağlı ortaklıklarda AR-GE birimlerinde veya Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesindeki birimlerde araştırmacı olarak en az 4 yıl istihdam edilenler" şeklindeki istisna ifadelerin kaldırılarak tüm temel alanlar için "9. Eğitim – Öğretim" başlığı altında yer alan düzenlemenin eşitlendiği görüldüğünden, yapılan düzenlemenin bu kısmının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (a) fıkrasında “önlisans dersi vermiş olmak.” ibaresinin bulunmaması suretiyle eksik düzenlenmesi yönünden İPTALİNE oybirliği ile, 2. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (a) fıkrasında yer alan ders verme şartına ilişkin düzenleme yönünden DAVANIN REDDİNE oyçokluğu ile, 3. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun .. tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (b) fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE, oybirliği ile, 4. Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/04/2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 24/08/2023 tarihinde duyurulan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu doçentlik başvuru şartlarında değişiklik yapılmasına dair Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile, "Doçentlik Başvuru Kriterlerinin" “Eğitim-Öğretim” bölümüne, adayların doçentlik başvurusunda bulunabilmesi için doktora eğitimini tamamladıktan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarı yılda, yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisanüstü dersi vermiş olmaları şartı getirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile "Doçentlik Başvuru Kriterlerinde" yapılan düzenleme ile doçent adaylarının doçentlik başvurusu yapabilmesi için, dönemlik programlarda 4 dönem, yıllık programlarda 2 yıl toplam da 4 yıl/8 dönem lisans ya da lisansüstü ders verme şartı getirilmiş, bu şartın istisnası olarak ise, doktora ünvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu bölümde yer alan şartı sağlayacağı belirtilmiştir. Bu şart dava konusu düzenleme ile doçent adaylarına 4 dönem veya 2 yıl boyunca lisans ya da lisans üstü dersi vermiş olmak şartı şeklinde değiştirilmiş, doktora ünvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanların bu bölümde yer alan şartı sağlayacağına ilişkin istisnaya dair ise herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapan adaylar, kurumlarında iki yıl görev yapmaları halinde ders verme şartını sağlarken, diğer adayların ders verme yükümlüğü şartını sağlayabilmeleri için herhangi bir devlet ya da vakıf üniversitesinde görevlendirme yoluyla dört dönem veya iki yıl ders vermeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu adaylar tarafından ders verilecek bir üniversitenin bulunamaması veya çalıştıkları kurumlarca görevlendirmenin yapılmaması halinde ise bu şartın sağlanamayacağı, dolayısıyla da doçentliğe başvuru yapılamayacağı görülmektedir. Bu nedenle, doçentlik başvuru şartları arasında yer alan ders verme şartının yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan adaylar aleyhine zorlaştırıldığı anlaşılmaktadır. İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olup, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem tesis eden idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda, doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve bilimsel gerekçeleri tespit etmek suretiyle, bilimsel gerekçelere uygun hareket etmeye zorlar. Uyuşmazlıkta; davalı idarelerce, dava konusu düzenlemenin amacının akademik unvanın niteliğinin artırılması ve kalitenin yükseltilmesi olduğu belirtilmekte ise de, söz konusu düzenlemenin bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda,Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun … tarih ve … numaralı kararının 4. maddesinin (a) fıkrasında yer alan ders verme şartına ilişkin dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşü ile davanın bu kısmı yönünden karşı yönde oluşan çoğunluk kararına katılmamaktayız.

İdari İtiraz Aşaması

Eser inceleme sonucuna itiraz etmek isteyen aday, itiraz dilekçesinde jüri raporundaki bilimsel gerekçe eksikliklerini, subjektif değerlendirmeleri ve mevzuata aykırı yorumları açıklamak isteyebilir; bu yaklaşım bir mevzuat zorunluluğu olmayıp uygulamadaki genel bir tavsiyeyi yansıtmaktadır. İtirazın hangi merciye, kaç gün içinde ve hangi şekil şartlarını taşıyarak yapılacağı YÖK yönetmeliği ve ÜAK düzenlemelerinde belirlenmektedir; 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi bu usul ayrıntılarını doğrudan düzenlememektedir. İdari itiraz yolunun tüketilmesinin ardından itirazın reddedilmesi hâlinde idari yargı yolu açık kalmaya devam eder.

İdari Yargıda İptal Davası

İtirazın reddedilmesi üzerine aday, idare mahkemesinde iptal davası açarak kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesini talep edebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7/1. maddesi, özel kanunlarda farklı bir süre öngörülmemişse dava açma süresini idare mahkemelerinde altmış gün olarak belirlemiştir. Dava açma süresi, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden işlemeye başlar; doçentlik değerlendirmesinde bu bildirim, jüri raporlarının ve başvuru sonucunun elektronik ortamda erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci günde gerçekleşmiş sayılır. Doçentlik uyuşmazlıklarına özgü farklı bir süre öngörülüp öngörülmediği uygulamada somut olaya göre değerlendirilmelidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

İdari dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz; yürütmenin durdurulması için ayrıca talepte bulunulması gerekir. Davada adayın yayınları, akademik çalışmaları ve jüri raporundaki tutarsızlıkları ortaya koyan belgeler delil olarak sunulabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Dava Açmadan Önce İdari Başvuru Yolu

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında, idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan ya da üst makam yoksa işlemi yapan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvuru, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde yanıt verilmezse istek reddedilmiş sayılır; bu durumda dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Yürütmenin Durdurulması Talebi

2577 sayılı Kanun'un 27/2. maddesi uyarınca mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: dava konusu işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak olması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Bu karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra ve gerekçe gösterilerek verilebilir. Kararda idari işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve doğacak telafisi güç zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Yürütmenin durdurulması kararlarına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir; itiraz mercii dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde kesin karar vermek zorundadır. Yürütmenin durdurulması kararı verilen davalar öncelikli olarak incelenir ve karara bağlanır.

Yürütmenin durdurulması kararlarında teminat koşulu uygulanabilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlanan kişilerden teminat alınmaz.

Dava Açmanın Yeniden Başvuruya Etkisi

Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılan, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın dava açması durumunda aynı bilim veya sanat alanında yeniden doçentliğe başvurusunu davanın kesinleşmesine bağlayan yönetmelik düzenlemesi, Danıştay 8. Dairesi tarafından hak arama özgürlüğünü caydırıcı biçimde kısıtladığı ve ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2. ve 36. maddeleri kapsamında hukuk devleti ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu sonuç birden fazla ayrı davada benimsenmiştir; söz konusu kararların kesinleşip kesinleşmediği ve güncel yönetmelik metninin yürürlük durumu ayrıca doğrulanmalıdır.

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında hak arama özgürlüğü, yalnızca dava hakkı tanınmasını değil, mahkemeye erişimi etkisiz kılmayan ve yargı yoluna başvurmayı caydırıcı olmayan bir düzeni de gerektirir. Bu ilke Danıştay'ın doçentlik uyuşmazlıklarındaki yönetmelik denetiminde ölçüt olarak uygulanmıştır.

Başarısız veya İptal Edilen Başvuruda Yeniden Başvuru Koşulları

Eser incelemesinde başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Bu hüküm, Danıştay tarafından yürürlükte kabul edilerek değerlendirmede esas alınmıştır.

Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, müracaat dönemi esas alınarak en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceğini öngören yönetmelik düzenlemesi, tüm asgari şartlar için aynı bekleme süresini öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal gerekçesi, sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartlarını diğer şartlarla aynı bekleme süresine tabi kılmanın eksikliklerini daha kısa sürede tamamlayan adayların hakkını ihlal ettiği ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun olmadığı şeklindedir.

Öte yandan başvurusu sonuçlanmamış adayın aynı ya da farklı bilim veya sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamayacağına ilişkin düzenleme, orantılı ve makul bir gereklilik olarak hukuka uygun bulunmuş ve bu yöndeki dava reddedilmiştir.

Önceki Dönem Belgelerinin Yeni Başvuruda Jüriye Açılması

Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim veya sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması hâlinde iptale konu başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır; bu düzenleme hukuka uygun bulunmuştur. Aynı Doçentlik Yönetmeliği m. 6/1(a) kapsamında yer alan ve asgari şart eksikliği nedeniyle iptal edilen adayı en erken izleyen ikinci dönemde başvuruya zorlayan cümle ise Danıştay 8. Dairesi tarafından iptal edilmiştir; bu iki sonuç aynı fıkra içinde yer alan farklı hükümlerdir. Başvurusu reddedilerek başarısız sayılan adayın aynı alandan yeniden başvurması hâlinde ise başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır; bu düzenleme de hukuka aykırı bulunmamıştır.

İdare Mahkemesi Kararına Karşı Kanun Yolları

Danıştay dava dairelerince verilen yürütmeyi durdurma kararlarına karşı İdari Dava Daireleri Kurulu'na, bölge idare mahkemesi kararlarına en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim kararlarına ise bölge idare mahkemesine yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz yolu açıktır. Yönetmelik iptali kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yoluna başvurulabildiği incelenen kararlarda yer almaktadır.

Doçentlik Başvurusu İçin Yasal Koşullar

2547 sayılı Kanun'un 24/a maddesi uyarınca doçentlik başvuruları ÜAK tarafından belirlenen takvime göre yılda en az iki kez alınır. Başvuru için üç temel koşul aranmaktadır: doktora ya da tıp, diş hekimliği, eczacılık ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanı veya YÖK tarafından tespit edilen sanat dallarında yeterlik; YÖK tarafından belirlenen merkezi yabancı dil sınavından en az elli beş puan ya da uluslararası geçerliliği YÖK'çe kabul edilen sınavdan denk puan; ÜAK'ın görüşü üzerine YÖK tarafından her bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışma. Başvurulan bilim alanı belirli bir yabancı dille doğrudan ilgiliyse sınavın o yabancı dilde yapılması gerekir.

Yayın ve çalışmalara ilişkin esas ve usuller YÖK tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenmektedir. Doçentlik unvanı kazanıldıktan sonra üniversitelerin doçent kadrolarına başvuru mümkündür; kadro değerlendirmesi rektör tarafından tespit edilen en az biri kurum dışından olmak üzere üç profesörün raporu esas alınarak üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulu kararıyla yapılır ve atamayı rektör gerçekleştirir. Bu aşama, eser inceleme sürecinden bağımsız ayrı bir kadro ataması sürecidir.

Doçentlik Kriterlerinde Yargısal Denetim

Doçentlik başvuru kriterlerini düzenleyen yönetmelik hükümlerine ilişkin açılan davalarda Danıştay 8. Dairesi, idarenin düzenleme yetkisini Anayasa ve üst normların çizdiği sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözeterek kullanmak zorunda olduğunu belirlemiştir; takdir yetkisinin sınırsız olmadığı vurgulanmıştır. Bu çerçevede 'önlisans dersi vermiş olmak' ibaresine yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenlendiği saptanan başvuru kriteri kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Aynı konuda daha önce yürütmenin durdurulmasına da karar verilmiş; o karara yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddedilmiştir.

İdare, önceki uygulamadan vazgeçerken bu değişikliğin hangi hizmet gerekleri ve kamu yararı kapsamında yapıldığını somut bilgi ve belgelerle ortaya koyamazsa düzenleme hukuka aykırı sayılabilir. Fen Bilimleri, Mühendislik Bilimleri, Ziraat Orman ve Su Ürünleri temel alanlarına özgü ek istisna ifadelerin kaldırılması ise tüm temel alanlar için eşitleme amacı taşıdığından kamu yararına uygun bulunmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Doçentlik eser inceleme kararına itiraz için süre ne kadardır?

İtirazın kaç gün içinde ve hangi usule göre yapılacağı 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesinde doğrudan düzenlenmemiştir; bu husus YÖK tarafından çıkarılan yönetmelikte belirlenmektedir. Tebligat bakımından ise jüri raporlarının ve başvuru sonucunun elektronik ortamda erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci günde bildirim gerçekleşmiş sayılmaktadır.

İtiraz reddedilirse dava açma süresi kaç gündür?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7/1. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. Bu süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. İdari başvuru yoluna gidilmişse ve otuz gün içinde yanıt alınamamışsa istek reddedilmiş sayılır; dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre hesaba katılır. Doçentlik uyuşmazlıklarına özgü farklı bir süre öngörülüp öngörülmediği somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Yürütmenin durdurulması talebi için hangi koşullar aranır?

2577 sayılı Kanun'un 27/2. maddesi uyarınca iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak olması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Karar gerekçeli verilmek zorundadır. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez aynı talepte bulunulamaz.

Dava açmak yeniden doçentliğe başvurmayı engelliyor mu?

Dava açılmasını aynı bilim veya sanat alanında yeniden başvuruyu davanın kesinleşmesine bağlayan yönetmelik hükmü, Danıştay 8. Dairesi tarafından hak arama özgürlüğünü caydırıcı biçimde kısıtladığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu kararların kesinleşip kesinleşmediği ve yönetmeliğin güncel hâli ayrıca doğrulanmalıdır.

Eser incelemesinde başarısız olan aday en erken ne zaman yeniden başvurabilir?

Başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayı en erken ikinci dönemde başvuruya zorlayan düzenleme ise ölçülülük ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Üniversiteler doçent kadrosu için ek koşul belirleyebilir mi?

Evet. 2547 sayılı Kanun'un 24/d maddesi uyarınca üniversiteler, doçent kadrosuna atama için doçentlik unvanına sahip olmanın yanında YÖK'ün onayını almak kaydıyla münhasıran bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilir. Bu koşullar arasında sözlü sınav yer alıyorsa söz konusu sınav ÜAK tarafından oluşturulan jürilerce yapılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu