Fiili Tecavüz Eyleminin Hukuki Niteliği ve Disiplin Cezası
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesinde, amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak eylemi Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları arasında düzenlenmiştir. Fiili tecavüz, kişiler arasında geçen basit bir sözlü tartışma veya sert söz söylenmesinden ibaret olmayıp beden bütünlüğüne yönelen somut fiziksel kuvvet ve saldırıları ifade eder. Bu fiilin varlığı tespit edilirken kamera kayıtları, tanık beyanları, sağlık raporları ve resmi tutanaklar birlikte ele alınır.
Disiplin Soruşturmasında İspat ve Somut Delil Şartı
Kamu görevlilerine disiplin cezası verilebilmesi için isnat edilen fiilin usulüne uygun yürütülen bir soruşturma ile aydınlatılması zorunludur. Soruşturma evresinde kamu görevlisinin lehine ve aleyhine olan tüm bilgi ve belgelerin toplanması, disipline aykırı eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanması ve ardından fiile uygun ceza maddesinin tayini gerekir.
Danıştay 2. Daire, E. 2022/1724, K. 2023/3261Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1724
Karar No : 2023/3261
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : İstanbul ili, Şile ilçesi, … Aile Sağlığı Merkezinde aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan davacı, aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde; doktor …'nin kendi birimindeki hemşireye davacının bağıramayacağını ve ağlatamayacağını, durum ile ilgili tutanak tutacağını söylediği, davacının doktor …'nin peşinden odaya gittiği, seslerin yükselmesi sonrasında tarafların odaya gittiğini gören diğer doktor …'nin de peşlerinden odaya girdiği, uyuşmazlık konusu işlemde belirtilen fiili tecavüz olgusunun da anılan odada gerçekleştiği, olaya ilişkin olarak alınan ifadelerin incelenmesinden davacının nasıl bir tutanak tutulacağını görmek için masaya yaklaştığı sırada doktorun kendisini yakasından tutarak çektiğini, can acısıyla masadaki bardağı arkasında bulunan dolaba fırlattığını belirttiği, ifadesi alınan odada bulunan diğer doktor …'nin de doktor …'nin masaya yaklaşan davacıyı yakasından tutarak ittirdiği, davacının ise masada bulunan kaşeyi fırlattığı, bardağın o sırada çıkan arbedede devrildiği, kendisinin davacıyı alarak dışarı çıkardığını belirttiğinin anlaşıldığı, Mahkemenin 23/03/2021 tarihli ara kararı ile dava dosyasına getirtilen kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacı ile doktor … ve …'nin odaya girmesinden sonra iddia olunan fiili tecavüze ilişkin bir görüntü kaydının bulunmadığının, davacının bir süre sonra doktor … tarafından odadan çıkarılarak uzaklaştırılmaya çalışıldığının, sonrasında ise jandarma ekiplerinin gelerek tarafları götürdüklerinin görüldüğü; doktor …'nin davacıyı şikayeti sonrasında davacı hakkında basit yaralama isnadı ile yürütülen yargılama sonunda doktor …'nin davacı ile tartıştıkları, ancak kendisine karşı bir yaralama eyleminin olmadığı, kaşeyi kendisine doğru fırlatmadığı, sinirle rastgele fırlattığı, kendisine denk gelmediğini belirtmesi sonrasında … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile şikayetten vazgeçildiği belirtilerek kamu davasının düşürülmesine karar verildiğinin anlaşıldığı belirtilerek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, soruşturma raporu, konuya ilişkin alınan ifadeler birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacıya isnat fiilin, hukuken kabul edilebilir, geçerli, somut ve objektif bilgi, belge ve ifadelerle ortaya konulamadığının ve isnat edilen fiilin sübuta ermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu sözleşme feshi işleminin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; dava konusu olayda, soruşturmacı tarafından, davacının 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesinde tanımlanan fiili işlediği sabit görüldüğünden bahisle cezalandırılmasının önerildiği, bu öneri doğrultusunda davacıdan savunma istendiği, buna karşın davacının sözleşmesinin, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin E bendinin (f) alt bendinde düzenlenen ''Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle feshedildiğinin görüldüğü, soruşturmacı tarafından önerilen ve davacının savunmasının istendiği fiilin dışında bir fiil nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemde şikayet konusunun ne olduğunun davacı tarafından bilindiği, ceza tatbikinin farklı yasa maddesine dayanılarak tesis edilmesinin maddi durumu değiştirmediği, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Şile ilçesi, … Aile Sağlığı Merkezinde aile sağlığı çalışanı olarak görev yapan davacı tarafından, ''Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
30/12/2010 günlü, 27801 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (Mülga) Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin "Sözleşmenin yetkili merci tarafından sona erdirilmesi" başlıklı 13. maddesinde "Aşağıdaki hâllerde, sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı elemanının sözleşmesi, feshi gerektiren fiilin kişiye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde alınan savunmalar uygun görülmediği takdirde, vali tarafından herhangi bir ihbar veya ikaza gerek duyulmadan sona erdirilir:
a) Aile hekimine kayıtlı kişi sayısının aralıksız iki aydan fazla süreyle (aylık yapılan üçüncü bildirimde) bin kişinin altına düşmesi.
b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerinde yer alan şartlar ile bu Yönetmelikte belirtilen şartların taşınmadığının anlaşılması veya bu şartların sonradan kaybedilmesi.
c) 7 nci maddede belirtilen faaliyetlerde bulunulduğunun tespit edilmesi.
ç) Kurumundan aylıksız veya ücretsiz izinli sayılanlar hakkında, yüksek disiplin kurullarınca verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasına veya sözleşmenin sona erdirilmesine dair kararın valiliğe bildirilmesi.
d) Çalışanın kadrosu veya pozisyonundan istifa etmesi.
e) Mücbir sebepler hariç, özürsüz ve kesintisiz olarak on gün görev başında bulunulmaması.
f) Sağlık sebebiyle bir sözleşme döneminde yüzseksen günü aşan süreyle görevin ifa edilememesi.
g) Eczane veya medikal firmaları, beşerî ilaç firmaları veya özel sağlık kuruluşları gibi mesleği ile ilgili alanlarda faaliyet gösteren gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin temsilcileri ile etik dışı haksız çıkar ilişkisinde bulunulduğunun tespit edilmesi.
ğ) Menfaat karşılığında gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlendiğinin tespit edilmesi.
h) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde yer alan fiil ve hâllerin işlendiğinin tespit edilmesi.
ı) Gözaltına alınma, tutuklanma veya hükümlülük nedeniyle görevi başında bulunamama süresinin sekiz haftayı aşması.
(2) Birinci fıkranın (b), (ç), (g), (ğ) ve (h) bentlerine göre sözleşmesi sona erdirilenler, beş yıl süreyle yeniden sözleşmeli olarak çalıştırılamaz. Birinci fıkranın (c), (d) ve (e) bentlerine göre sözleşmesi sona erdirilenler bir yıl süreyle, (f) bendine göre sözleşmesi sona erdirilenler ise sağlık durumunun görevin sürekli ifasına engel olmadığına dair sağlık kurulu raporu ibraz edilinceye kadar yeniden sözleşmeli olarak çalıştırılamazlar.
(3) Bu maddede yer alan fiillerin işlendiğinin sözleşme döneminden sonra öğrenilmesi veya sözleşme döneminde öğrenilse dahi başlatılan soruşturmanın ilgili sözleşme döneminden sonra aile hekimi veya aile sağlığı elemanının aleyhine sonuçlanması durumunda mevcut sözleşme sona erdirilir.
(4) Bakanlıkça bölgede çalışan aile hekimi sayısında değişiklik yapılması nedeniyle ihtiyaç duyulması hâlinde veya kayıtlı kişi sayısının iki aydan uzun süreyle bin kişinin altında seyretmesi nedeniyle sözleşmesi sona erdirilen aile hekimi yerine sözleşme yapılan aile hekimi hakkında, birinci fıkranın (a) bendi hükmü sözleşme tarihini takip eden birinci yılın sonundan itibaren uygulanır.
(5) Birinci fıkranın (g) ve (h) bentlerine münhasır olmak üzere, aile hekimliği hizmetlerinin gerektirdiği hâllerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, Sağlık Bakanı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı, vali, Bakanlık sağlık denetçileri veya Türkiye Halk Sağlığı Kurumu sağlık denetçileri tarafından en fazla iki aya kadar sözleşmeleri askıya alınmak suretiyle görevden uzaklaştırılabilir. Bu süre içinde tamamlanacak idari soruşturma neticesinde ilgililerin anılan bentlerde yer alan fiilleri işledikleri sabit görülür ise sözleşmeleri sona erdirilir, aksi hâlde ilgililer görevlerine iade edilir. Sözleşmenin askıda olduğu süre zarfında, müdürlükçe pozisyona geçici görevlendirme yapılır ve sözleşmeli aile hekimi ile görevlendirilen aile hekimine 17 nci maddeye göre, sözleşmeli aile sağlığı elemanı ve görevlendirilen aile sağlığı elemanına ise 20 nci maddeye göre ödeme yapılır.
(6) Bu maddede yer alan fiillerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlem başlatılarak takip eden altı ay içerisinde sonuçlandırılır. Belirtilen fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde sözleşme feshedilmediği takdirde fesih yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin, 1. fıkrasının, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının düzenlendiği (E) bendinde; "Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
c) Siyasi partiye girmek,
d) Özürsüz olarak (…)(2) bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,
e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,
f) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,
g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici
hareketlerde bulunmak,
h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,
ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
l) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda anılan disiplin cezasının verilebilmesi için, bu suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği açıktır.
Dava konusu olayda; davacının aile çalışanı sözleşmesi, aynı aile sağlığı merkezinde görev yapan aile hekimi … ile yaşadığı ve savcılığa da intikal eden sorunlar nedeniyle Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin, 1. fıkrasının, (E) bendinin (f) alt bendinde yer alan "Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle (Mülga) Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinde yer alan fiil ve hallerin işlendiğinin tespit edilmesi" hükmüne istinaden sona erdirilmiştir.
Soruşturma raporu incelendiğinde; davacı ve aile hekimi … dışında aynı aile sağlığı merkezinde çalışan diğer aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının da ifadelerine başvurulduğu, 03/03/2020 tarihinde yaşanan olayla ilgili olarak; aynı aile sağlığı merkezinde aile hekimi olarak çalışan …'nin ifadesinde; hemşirelerin tartışması üzerine doktor …'nin davacıya "Neden … hemşireye bağırıyorsun, sen kim oluyorsun, senin hakkında tutanak tutacağım, odama geleceksin" diyerek davacıyı kolundan çektiği, kendisinin davacıya …'nin peşinden gitmemesini söylemesine rağmen davacının gittiği, doktor …'nin masasına oturarak "Sana gününü göstereceğim, ne söylüyorsun hepsini yazacağım" dediği, davacının masaya yaklaştığı sırada onu yakasından tutup ittiği ve davacının kalorifere çarptığı, masaya yöneldikten sonra …'nin davacıyı yakasından tuttuğu, davacının da masada duran kaşeyi fırlattığı, masadaki bardağın devrildiği, fakat kimsenin diğerine çay bardağını fırlatmadığı yönünde açıklamalarda bulunduğu; …'nin ifadesinde, davacının kendisini darp edip üzerine çay fırlattığı, davacının kendisine saldırması üzerine nefsi müdafaa amacıyla davacıyı kendisinden uzaklaştırmaya çalıştığı yönünde açıklamalarda bulunduğu, davacının ise …'nin kendisine "sen ne arsız ne çirkef bir kadınsın, sana tutanak tutacağım, odama gel" dediği, yazdığı tutanağı görmek için masaya eğildiğinde …'nin bir eliyle kolundan bir eliyle de yakasından tuttuğu, kendisini masaya doğru çekmesi nedeniyle dizleri ve sezaryen yerinin acıdığı, can acısıyla kendisini bırakması için içi dolu bardağı …'nin arkasındaki dolaba doğru fırlattığı, bardak yere düşüp kırılınca ..'nin kendisini ileri doğru fırlattığı ve kalorifer peteğine çarptığı yönünde ifade verdiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu olayın tarafları olan davacı ve aile hekimi …'nin ifadeleri, tartışmanın diğer tarafının kendisine darp uyguladığı yönünde olmakla birlikte, olayın tek tanığı olan aile hekimi …'nin, …'nin davacıyı yakasından tutması nedeniyle davacının masadaki kaşeyi alıp fırlattığı, çıkan arbede nedeniyle masadaki bardağın devrildiği, kimsenin diğerine çay bardağı fırlatmadığı yönündeki ifadesi ile davacının … yahut aile sağlığı merkezinde görevli aile sağlığı çalışanlarına fiili tecavüzde bulunduğuna dair başka bir ifade veya somut tespitin bulunmadığı dikkate alındığında, davacının fiili tecavüzde bulunduğuna ilişkin eylemlerin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasında açılan ve davacının basit yaralama suçundan yargılandığı ceza davasında müşteki … .'nin davacı ile tartıştıkları; ancak davacının kendisine karşı bir yaralama eyleminin olmadığını belirterek şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle Mahkemenin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla müştekinin şikayetinden vazgeçtiğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, davacının aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali, davacının işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/06/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Danıştay 2. Dairesinin E. 2022/1724, K. 2023/3261 sayılı kararında, fiili tecavüz isnadına konu eylemin tanık anlatımları veya kamera kayıtları ile kesin biçimde kanıtlanamaması, arbede esnasında masadaki eşyaların devrilmesi dışında muhataplara yönelik fiziksel saldırının somut delillerle ortaya konulamaması karşısında, eylemin sübut bulmadığı gerekçesiyle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir.
Savunma Hakkı Güvenceleri ve Usul Kuralları
Disiplin soruşturmasında memura savunma hakkı tanınması temel bir kanuni zorunluluktur. 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi gereğince, hakkında soruşturma yürütülen memura en az 7 gün süre verilerek savunması istenmelidir. Yedi günden daha az bir savunma süresi tanınması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur ve işlemi usul açısından sakatlar. Soruşturmacı tarafından ilgilinin dinlenmesi yalnızca ifade niteliği taşımakta olup yasal savunmanın disiplin amiri veya görevli kurul tarafından bizzat alınması şarttır.
Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen kamu görevlileri, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi kapsamında özel savunma haklarına sahiptir. Bu kapsamda ilgililer soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletilmesini talep etme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat ya da vekili vasıtasıyla savunma yapma yetkisini kullanabilir.
Yüksek Disiplin Kurulunun Yetkisi ve Karar Süreci
Devlet memurluğundan çıkarma cezası, atamaya yetkili amirin teklifi üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanır. Yüksek Disiplin Kurulunun teklif edilen ceza yerine kendiliğinden başka bir disiplin cezası tayin etme yetkisi bulunmaz; kurul teklifi yalnızca kabul veya reddeder. Kurulun çıkarma teklifini reddetmesi halinde ise atamaya yetkili amirler 15 gün içinde somut olayın niteliğine göre başka bir disiplin cezası vermekte serbesttir.
Ölçülülük, Haksız Tahrik ve Bir Derece Alt Ceza Uygulaması
Fiili tecavüz iddiası sebebiyle disiplin yaptırımı uygulanırken ölçülülük ilkesi ile haksız tahrik ve meşru müdafaa gibi ceza sorumluluğunu kaldıran ya da azaltan durumların idarece değerlendirilmesi gerekir. Olayın gelişiminde haksız tahrik veya karşılıklı hakaret hallerinin varlığı durumunda, ilgilinin kusur durumu göz önünde bulundurularak daha hafif bir ceza verilmesi ya da ceza tayininden kaçınılması idari işlemin ölçülülüğü bakımından gözetilir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/231, K. 2020/3500Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/231
Karar No : 2020/3500
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı … ve … Tesisleri İşletme Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Bakanlığı … ve … Tesisleri İşletme Başkanlığı bünyesinde … Tanık Çiftliğinde koruma-güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile ödenmeyen maaşlarıyla diğer sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
İdari soruşturma esnasında alınan ifadeler ve kamera kayıtları incelendiğinde; davacının aynı yerde beraber çalıştığı … ile önce sözlü sonrasında fiziksel boyutta bir kavga yaşadığının sabit olduğu, yaşanan kavga esnasında davacının fırlattığı bardağın …'ye isabet edip etmediği ayrıntısının kamera kayıtlarından gözükmediği gibi bu anı gören herhangi bir kişinin de bulunmadığı, dolayısıyla davacının bardağı fırlatmak suretiyle kavgayı başlattığı ve bu nedenle meşru savunma hakkından yararlanamayacağı yönündeki davalı idare iddiasının her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulamadığının anlaşıldığı, diğer taraftan; davacının kavga gününden bir gün önce idareye vermiş olduğu şikayet dilekçesinde …'nin kendisine "..ellerimi burada yıkayacağım, şerefsizlik yapma, emekli ol s..r git, yarın bütün işleri ve saat okumalarını sana kurdurtacağım, telefonla karı kız peşinde koşuyorsun…" ertesi gün ve olayın hemen öncesinde ise "… O dilekçedekileri sana yalatacağım, şerefsizlik yapma. S..r git, emekli ol" dediğini iddia ettiği, bu durumda davacının haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilme ihtimalinin söz konusu olabileceği, fakat mukakkik tarafından bu konuda herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığının görüldüğü, dolayısıyla davacıya isnat edilen fiilin tüm boyutlarıyla şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu fiil neticesinde tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Kamera kayıtlarının ve ifade tutanaklarının incelenmesinden, davacının özel güvenlik görevlisi …'ye cam bardak fırlatarak başlayan kavga neticesinde bu personelin yararlanmasına sebep olduğunun açık olduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 20/06/2019 tarih ve E:2019/1652, K:2019/5170 sayılı kararıyla;
Haksız tahrik ve karşılıklı hakaret halinde cezanın hafifletilebilmesinin ve yerine göre tamamen kaldırılmasının modern ceza hukukunca kabul edilen müesseseler olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik halinde verilecek cezanın 3/4'üne kadarlık kısmının indirilebildiği, 129/3. maddesi uyarınca da karşılıklı hakarette olayın mahiyetine göre taraflardan birine veya her iki tarafa verilecek olan ceza 1/3 'üne kadar indirilebileceği gibi hiç ceza verilmemesinin de söz konusu olabildiği,
İdare Hukukunun kodifiye edilmemiş ve pek çok hukuki boşluğu barındıran yapısı gereği memur disiplin hukukunda hukuki boşluk bulunan hallerde, başta ceza hukuku olmak üzere diğer hukuk dallarındaki mevzuat hükümlerinin idare hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanağı,
Nitekim, "bir suç için bir ceza verilir ilkesi", "şüpheden sanık yararlanır ilkesi", "lehe olan kanunun uygulanması ilkesi" gibi ceza hukukuna ait olan ve memur disiplin hukuku mevzuatında düzenlemesi bulunmayan müesseseler bakımından doktrin ve idari yargının, bu müesseselerin memur disiplin hukuku bakımından da geçerli olduğunu benimsediği ve bu müesseselerin idare hukukunun niteliğine göre uygulanageldiği,
Memur disiplin hukuku uygulamasında haksız tahrik ve karşılıklı hakaret hallerinin söz konusu olduğu durumlarda, olayın özelliğine göre faile daha hafif bir ceza verilmesi veya hiç ceza verilmemesi hususlarının cezayı verecek olan idare tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre işlem tesis edilmesinin idare hukukunun niteliğine uygun düşeceği,
24/08/2016 tarihinde kavga olayının bir gün öncesinde davacıyla … arasında yaşanan tartışma sırasındaki hakaret içeren bir kısım ifadenin tanık ifadelerinde de belirtildiği, davacının aynı gün idareye bu konuda şikayet dilekçesi verdiği hususuyla birlikte, kavga olayının karşı tarafı …'nin işletme müdürü …'nin amcasının oğlu olduğu, soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan güvenlik görevlisi …, … ve …'nin ifadelerinde …'nin ayrımcılık yaptığını, …'nin hakkında çok sayıda tutanak olmasına rağmen işlem yapılmadığını, başka personellerle de sıkıntı yaşadığını belirttikleri,
Ayrıca davacı ve …'nin birbirlerinden şikayetçi olmaları sonucunda Elazığ C. Başsavcılığının … soruşturma nolu dosyası üzerinden "kavgada müşteki şüpheli davacının çay bardağını …'ye vurarak yaraladığı, müşteki şüpheli …'nin de adli emanete kayıtlı bıçaklardan bir tanesi ile davacıyı yaraladığı, müşteki şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları ikrar ettikleri" gerekçesiyle … Asliye Ceza Mahkemesinde basit yaralama suçundan dava açıldığı,
Bu durumda, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonunda verilecek cezanın, davacının işlediği iddia edilen eylemin haksız tahrikle gerçekleştiği hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olay nedeniyle … hakkında disiplin soruşturması açılmadığı, yaşanan kavga olayı karşılıklı olduğu halde yalnızca kendisinin cezalandırılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, her ikisi hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinde karşılıklı yaralama suçundan dava açıldığı, ceza yargılamasında …'nin bıçakla saldırdığını ikrar ettiği, …'nin olay öncesinde ve esnasında söylediği sözlerin idare tarafından haksız tahrik sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği halde en üst hadden disiplin cezası uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, kamera kayıtlarında attığı bardak nedeniyle yaralamanın gerçekleştiğine ilişkin bir görüntünün bulunmadığı ve bu yönde bir ifade de bulunmadığı, tamamen varsayıma dayalı olarak değerlendirme yapıldığı, …'nin amcasının oğlu olan işletme müdürü tarafından korunup kollandığının Daire kararıyla ve soruşturmada ifadesine başvurulan güvenlik görevlilerinin beyanlarından belli olduğu, olay günü mesaiye … ile birlikte başladıkları ve bir saat aynı kulübede oturdukları, eğer önceki tartışmalar nedeniyle onu yaralama gibi bi kastı ve niyeti olsa bunu daha önce yapabileceği, böyle bir kastının bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının hukuka aykırı olduğu, bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 20/06/2019 tarih ve E:2019/1652, K:2019/5170 sayılı kararındaki gerekçe doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile yoksun kalınan özlük ve parasal hakların davacıya ödenmesine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2020 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 20/06/2019 tarih ve E:2019/1652, K:2019/5170 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası, "Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlandıktan sonra, (f) alt bendinde "Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, … Bakanlığı … Tesisleri İşletme Başkanlığı emrinde koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, birlikte görev yaptığı koruma ve güvenlik görevlisi olan iş arkadaşı … ile aralarında gerçekleşen yaralamalı kavga olayı nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma sonunda yukarıda belirtilen mevzuat hükmü uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasına konu dava konusu işlemin tesisi üzerine temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve kanunun ne tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda dosya kapsamı ve soruşturma raporu içeriğinden davacıya isnat edilen fiilin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesinde yer alan suç tanımına uymadığı, diğer bir ifadeyle disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği, dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi yolundaki temyize konu ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX-Dava, … Bakanlığı … ve … Tesisleri İşletme Başkanlığı bünyesinde … Tanık Çiftliğinde koruma-güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının, … tarih ve … sayılı disiplin soruşturma raporunun, kamera kayıtlarının ve ifade tutanaklarının incelenmesinden; davacının Elazığ ili … Bakanlığı … ve … Tesisleri İşletme Başkanlığı bünyesinde silahsız güvenlik görevlisi olarak görev yaptığı, 24/08/2016 Çarşamba günü sabah saat 08:05 sularında mutfak lavabosunda ellerini yıkamakta olan ve davacı ile aynı birimde çalışan güvenlik görevlisi …'ye ellerini mutfak lavabosunda değil de tuvalet lavabosunda yıkaması gerektiğini söylediği, bunun üzerine … ile aralarında tartışma çıktığı, tartışma esnasında davasının iddiasına göre …'nin davacıya, "..ellerimi burada yıkayacağım, şerefsizlik yapma, emekli ol s…r git, yarın bütün işleri ve saat okumalarını sana kurdurtacağım, telefonla karı kız peşinde koşuyorsun…" demek suretiyle hakaret ettiği, bu hakarete ilişkin ifadelerin davacının … hakkında aynı gün idareye vermiş olduğu şikayet dilekçesinde de belirtildiği, şikayet dilekçesinden haberi olan …'nin ertesi gün yine davacının iddiasına göre davacıya "… O dilekçedekileri sana yalatacam, şerefsizlik yapma s..r git emekli ol" demesi üzerine tartışmaya başladıkları, kamera kayıtlarının izlenmesinden davacının elindeki bardağı karşıya doğru fırlattığı ve aralarında çıkan kavga sonunda …'nin yüzünden ve boynundan, davacının da elinden yaralandığı, olay sonrasında … tarih ve … sayılı yazı ile davacı hakkında soruşturma açıldığı ve yürütülen soruşturma sonunda davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayın oluş biçimi ve gelişimi ile soruşturma esnasında alınan tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, davacının disiplin cezası gerektiren eylemlerinin bulunduğu anlaşılmakla birlikte, kavganın salt davacıdan kaynaklanan bir olay olmadığı ve davacının da bu olay neticesinde yaralandığı, öte yandan kavganın diğer tarafı olan …'nin, işletme müdürünün kuzeni olması nedeniyle korunup kollandığı yolundaki ifadeler göz önüne alınarak, soruşturmanın iki görevli hakkında da etraflı şekilde yürütülerek objektif bir değerlendirme sonunda her iki görevli hakkında da bir değerlendirme yapılması gerektiği halde, salt davacı hakkında soruşturma yürütülerek tesis edilen dava konusu işlemde eksik soruşturma nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Bununla birlikte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E. 2020/231, K. 2020/3500 sayılı kararında, kavga sırasında bardak fırlatılarak kurum personelinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi eylemi nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(f) maddesi uyarınca verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı açılan davanın reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararı onanmıştır. Bu bakımdan eylemin ağırlığı, beden bütünlüğüne verilen zarar ve somut olayın gerçekleşme biçimi yargısal denetimde belirleyici olmaktadır.
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 3. fıkrası uyarınca geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül ya da başarı belgesi alan kamu görevlileri hakkında tayin edilecek disiplin cezasında bir derece alt ceza uygulanabilir.
Disiplin Cezasına Karşı İptal Davası
657 sayılı Kanun'un 125/E-(f) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılan personelin yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, memurluktan çıkarma işleminin tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde memurun son görev yaptığı yer idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekir.
Fiili tecavüz disiplin suçu yalnızca fiziksel saldırıyı mı kapsar?
Evet, fiili tecavüz fiili beden bütünlüğüne yönelen somut fiziksel kuvvet ve saldırıları ifade eder; kişiler arasındaki basit tartışmalar veya sert sözler bu bent kapsamında değerlendirilmez.
Soruşturmacının aldığı beyan savunma yerine geçer mi?
Hayır, soruşturmacı huzurunda verilen beyan ifade niteliğindedir; kanuni savunmanın disiplin amiri veya görevli disiplin kurulu tarafından alınması zorunludur.
Savunma için verilen süre en az kaç gün olmalıdır?
Savunma süresi 7 günden az olamaz; 7 günlük savunma süresinin tanınmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur ve işlemi usul açısından sakatlar.
Yüksek Disiplin Kurulu çıkarma teklifini reddederse ne yapılır?
Yüksek Disiplin Kurulunun teklifi reddetmesi halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde fiile uygun başka bir disiplin cezası verebilir.
Memurluktan çıkarma cezasına karşı dava açma süresi nedir?
Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde son görev yapılan yer idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır.
Fiili tecavüz eyleminde alt ceza indirimi uygulanabilir mi?
Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül ya da başarı belgesi bulunan memurlar hakkında 657 sayılı Kanun m. 125/3 uyarınca bir derece alt ceza uygulanması mümkündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

