Dizel Emisyonlarında Üreticiler Arası İş Birliği ve AB Rekabet Soruşturması

by Avukat Erdal Ersoy
Dizel Emisyonlarında Üreticiler Arası İş Birliği ve AB Rekabet Soruşturması

2015 yılında ABD Çevre Koruma Müdürlüğü, Volkswagen'in dizel motorlu araçlarında fabrika çıkışı egzoz emisyon testlerinin hatalı olduğunu açıkladı. Öne sürülen iddialara göre araçlara yerleştirilen bir yazılım, emisyon değerlerini olduğundan düşük göstererek tüketicileri yanıltmıştır. Bu süreç zamanla tüketici tazminat davalarının ötesine geçerek Avrupa Birliği rekabet hukukunun gündemine girdi.

Skandalın Temel İddiaları

İddialara göre yalnızca VW tarafından üretilen yaklaşık 11 milyon araçta fabrika çıkışı emisyon testlerini yanıltan yazılım bulunmaktadır. Braunschweig savcılığının açıklamalarında ise 2007 ile 2015 yılları arasında dünya çapında üretilen yaklaşık 10,7 milyon araçta emisyon değerlerini manipüle eden yazılım taşındığı belirtilmektedir. Her iki rakam da aynı olayı tanımlamak üzere kullanılmakla birlikte bu fark kamuoyuna yansıyan belgelerle açıklanmamıştır.

ABD'de açılan tazminat davalarında VW, uzlaşma yolunu tercih ederek iddiaları kabul etti ve milyarlarca dolar tazminat ödemeyi göze aldı. Uzlaşmanın ardından milyonlarca tüketiciyi kapsayan prosedür yürütülmeye devam etti. Almanya'da ise Braunschweig savcılığı VW grubunu idari para cezasıyla cezalandırdı; VW bu cezaya itiraz etmeyeceğini ve sorumluluğunu kabul ettiğini açıkladı.

AB Komisyonu'nun Rekabet Soruşturması

Skandalın patlak vermesinden yaklaşık üç yıl sonra, 18 Eylül 2018'de AB Komisyonu BMW, Daimler ve VW grupları (Volkswagen, Audi, Porsche) hakkında rekabet kurallarını ihlal ettikleri iddiasıyla resmi soruşturma başlattığını duyurdu. Bu sürecin öncesinde Komisyon, 20 Ekim 2017'de söz konusu Federal Alman otomotiv üreticilerinde rekabeti ihlal ettikleri şüphesiyle yerinde inceleme gerçekleştirdiğini açıklamıştı.

Soruşturmanın odağında, 'Circle of Five' olarak anılan BMW, Daimler, Volkswagen, Audi ve Porsche'nin çeşitli toplantılar aracılığıyla temiz araç teknolojileri hakkında bilgi alışverişinde bulunduklarına ilişkin iddialar yer almaktadır. Komisyon bu çerçevede özellikle iki teknik sisteme yoğunlaşmaktadır: dizel binek araçlardaki zararlı nitrojen oksit salınımını azaltmak için kullanılan SCR (Selective Catalytic Reduction) sistemi ile benzinli binek araçlardaki zararlı partiküllerin salınımını azaltmaya yönelik OPF (Otto Particulate Filters) sistemi.

Soruşturmanın ana eksenini emisyon kontrol sistemleri oluşturmakla birlikte iddialar bu alanla sınırlı değildir. Üreticilerin otomotiv yedek parçalarında ortak teknik standartlar ile araç testi prosedürleri gibi teknik konularda da bilgi değişimi içinde oldukları iddia edilmektedir. Açılır tavan sistemleri ve hız sabitleyicileri gibi teknik konularda görüşmeler yürütüldüğü de iddialar arasında yer almaktadır; çarpma testleri gibi araç güvenliğiyle ilgili alanlarda bilgi ve deneyim paylaşımının koordinasyona dahil edildiği de öne sürülmektedir. Bu iddiaların tamamı soruşturmanın inceleme kapsamını oluşturmakta olup herhangi bir ihlal sonucuna henüz hükmedilmemiştir.

Soruşturmanın temel sorusu, üreticilerin emisyon azaltıcı teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda aralarındaki rekabeti ortadan kaldıran bir anlaşma içinde olup olmadığıdır. AB Rekabet Komiseri Vestager bu iddiayı, teknolojik olarak mümkün olmasına rağmen tüketicilerin çevreyi daha az kirleten araçları satın almasını engelleyen bir rekabet ihlali biçiminde nitelendirdi. Soruşturma duyurusunda ise Komisyon'un o aşamada üreticilerin egzoz emisyonu testlerini yanıltmaya yönelik aldatıcı gereçler kullandığına ya da bu yönde aralarında bir uzlaşma bulunduğuna ilişkin kesin bir bulguya sahip olmadığı da belirtilmiştir. Aldatıcı gereç konusunun soruşturma sürecindeki yeri ise duyuruda öncelikli araştırma başlıkları arasında gösterilmektedir.

Hukuki Çerçeve: Lizbon Antlaşması Madde 101

Üreticilerin teknik gelişmeyi kısıtlayan bir anlaşma içinde olduklarının ortaya konması hâlinde, anlaşma veya uyumlu eylem yoluyla Lizbon Antlaşması'nın 101. maddesinin ihlali gündeme gelebilecektir. Rekabet hukuku, teknik gelişmeyi amaçlayan teşebbüsler arası iş birliğine genel olarak izin vermekle birlikte bu kabul, rekabet ihlali niteliği taşıyan davranışları kapsamamaktadır. Dolayısıyla teknolojik gelişmenin engellenmesi yoluyla üreticiler arasındaki rekabetin kısıtlandığı yönündeki iddia, soruşturmaya alışılmışın dışında bir nitelik kazandırmaktadır.

Komisyon'un önündeki temel güçlük, üreticiler arasındaki teknik konulardaki görüşmelerin sektörel bir işbirliği mi yoksa rekabeti kısıtlayan bir uyum mu oluşturduğunu belirlemektir. Bu ayrımı kurmak, olgusal ve hukuki bakımdan zorlu bir süreci gerektirmektedir.

Almanya'da Dizel Araç Kısıtlamaları

Skandalın yarattığı baskı hava kalitesi politikalarına da yansıdı. Mayıs 2018'de Hamburg, dizel araçların belirli bölgelere girişini yasaklayan ilk büyük Alman şehri oldu ve uyarı tabelaları yerleştirildi. Berlin, Frankfurt, Gelsenkirchen, Essen, Mainz ve Stuttgart gibi şehirlerde de dizel araçlara yönelik çeşitli kısıtlama kararları alındı. Köln ve Bonn'da da dizel yasağının yürürlüğe gireceği açıklanmıştı.

Sık Sorulan Sorular

Dizel emisyon skandalında ABD'deki süreç nasıl gelişti?

VW, ABD'de açılan tazminat davalarında iddiaları kabul ederek uzlaşma yolunu seçti ve milyarlarca dolar tazminat ödemeyi göze aldı. Uzlaşmanın ardından milyonlarca tüketiciyi kapsayan prosedür yürütüldü.

AB rekabet soruşturması hangi üreticileri kapsıyor?

Soruşturma BMW, Daimler ve VW gruplarını (Volkswagen, Audi ve Porsche dahil) kapsamaktadır. İddialar, bu beş üreticinin 'Circle of Five' adıyla anılan toplantılar çerçevesinde temiz araç teknolojileri ve diğer teknik konularda bilgi alışverişinde bulunduğu yönündedir.

AB soruşturmasında emisyon kontrol teknolojileri neden rekabet sorunu olarak değerlendiriliyor?

Komisyon'un incelediği iddiaya göre üreticiler, daha az çevre kirleten araçların tüketicilere sunulmasını önleyen bir koordinasyon içine girerek teknoloji üzerindeki rekabeti kısıtlamıştır. Teknolojik olarak mümkün olmasına rağmen tüketicilerin daha temiz araçlara erişiminin engellendiği yönündeki bu iddia, soruşturmaya rekabet hukuku açısından alışılmışın dışında bir görünüm kazandırmaktadır.

Üreticiler arasındaki teknik görüşmeler her zaman rekabet ihlali sayılır mı?

Rekabet hukuku, teknik gelişmeyi hedefleyen teşebbüsler arası iş birliğine genel olarak izin vermektedir. Belirleyici olan, söz konusu görüşme veya bilgi paylaşımının rekabeti kısıtlayan bir anlaşma ya da uyumlu eylemin aracına dönüşüp dönüşmediğidir. Bu nedenle Komisyon, inceleme kapsamındaki teknik görüşmeler ile rekabet ihlali niteliği taşıyabilecek koordinasyon arasındaki sınırı belirlemek durumundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu