Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesinde İrade Mutabakatı

by Avukat Erdal Ersoy
Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesinde İrade Mutabakatı

Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi Anlaşması Nasıl Tanımlanır?

Yeniden satış fiyatının belirlenmesi (YSFB), tedarikçi ile dağıtım kanalındaki taraflar arasında minimum fiyat düzeyine ilişkin yapılan dikey düzenlemeleri kapsar. AB rekabet hukuku çerçevesinde TFEU Madde 101, bu tür anlaşmaların rekabeti kısıtlama amacı ya da etkisi taşıyıp taşımadığını ele alır. C-211/22 sayılı karar, YSFB anlaşmalarının varlığını ortaya koymak için gerekli unsurları ve ispat ölçütlerini ayrıntılı biçimde tartışmaktadır.

İrade Mutabakatı: Hangi Koşullarda Oluşur?

TFEU Madde 101 kapsamında bir anlaşmanın varlığı için yazılı ya da biçimsel bir belge şart değildir. C-211/22 sayılı kararda belirleyici unsur olarak öne çıkan kavram 'irade mutabakatı'dır; bu mutabakatın hangi biçimde ifade edildiği belirleyici olmayıp tedarikçi ile distribütörler arasındaki mutabakat, dağıtım sözleşmesinin şartları ve tedarikçi tarafından uygulanan minimum yeniden satış fiyatlarının açık veya zımni kabulüyle ortaya konulabilir.

Doğrudan ve Dolaylı Kanıtlarla İspat

YSFB anlaşmasının varlığı, doğrudan belgelerle sınırlı kalmaksızın dolaylı kanıtlar aracılığıyla da ispatlanabilir. C-211/22 sayılı kararda bu bağlamda vurgulanan ölçüt, kanıtların 'objektif ve tutarlı ibareler' niteliği taşımasıdır. Tedarikçinin distribütörleri minimum yeniden satış fiyatlarını uygulamaya davet etmesi ve distribütörlerin bu fiyatlara fiilen uyması, söz konusu nitelikteki dolaylı kanıtlara örnek olarak gösterilmektedir.

Distribütörün Şikayetine Rağmen Fiyata Uyması

Distribütörün tedarikçinin belirlediği fiyatlara itiraz etmesine karşın fiilen bu fiyatları uygulamaya devam etmesi, irade mutabakatı değerlendirmesinde önem taşıyan bir olgudur. C-211/22 sayılı kararda distribütörlerin şikayetlerine rağmen fiyatlara uymasının muvafakatin göstergesi olabileceği ifade edilmektedir. Ancak bu saptama, somut olgulara dayalı nihai değerlendirmenin davayı yürüten ulusal mahkemelere ait olduğunu belirten bir bağlamda yer almakta olup bağlayıcı bir hukuk kuralı değil, ulusal mahkemeye yönelik yorum rehberliği niteliği taşımaktadır.

Amaç Bakımından Rekabeti Kısıtlama ve Dar Yorum İlkesi

TFEU Madde 101 analizi kapsamında YSFB anlaşmalarının belirli koşullar altında 'amaç bakımından' rekabeti kısıtlama olarak nitelendirilebileceği C-211/22 sayılı kararda teyit edilmiştir. Bu nitelendirme, rekabet otoritelerinin söz konusu uygulamayı anlaşmanın pazardaki fiilî olumsuz etkilerini ayrıca kanıtlamak zorunda kalmaksızın ihlal olarak ele alabilmelerine imkân tanır. Bununla birlikte karar, 'amaç bakımından kısıtlama' kavramının dar yorumlanması gerektiğini açıkça vurgulamakta; ayrıca açık ve ağır ihlal sınıflandırmasının bu kavramın yerine geçmeyeceğini de ortaya koymaktadır. Öte yandan anlaşmaların pazardaki rekabete yeterince zarar verip vermediği, amaçları ile ekonomik ve hukuki bağlamları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Üye Devletler Arasındaki Ticareti Etkileme Koşulu

TFEU Madde 101'in uygulanabilmesi için anlaşmanın üye devletler arasındaki ticareti etkileme potansiyeli taşıması gerekir. C-211/22 sayılı kararda bu koşula ilişkin yerleşik içtihat yinelenerek, tek bir üye devletin topraklarının tamamını ya da bir kısmını kapsayan bir anlaşmanın, ticareti AB tek pazarının zararına olacak biçimde önemli ölçüde etkileyebileceğine dair 'yeterli bir olasılık' bulunması hâlinde üye devletler arasındaki ticareti etkileme koşulunun karşılanabileceği hatırlatılmaktadır. Söz konusu olasılığın varlığına dair somut değerlendirme ise ulusal mahkemeye aittir.

Sık Sorulan Sorular

Yazılı bir sözleşme olmadan YSFB anlaşması var sayılabilir mi?

Evet. C-211/22 sayılı karara göre irade mutabakatı hangi biçimde ifade edilirse edilsin anlaşma mevcut sayılabilir; biçimsel bir belge zorunlu değildir. Tedarikçi ile distribütörler arasındaki mutabakat, dağıtım sözleşmesinin şartları ve minimum fiyatların açık veya zımni kabulü gibi unsurlarla ortaya konulabilir.

Dolaylı kanıtların YSFB anlaşmasını ispat etmesi mümkün mü?

Mümkündür. Tedarikçinin distribütörleri minimum yeniden satış fiyatlarını uygulamaya davet etmesi ve distribütörlerin bu fiyatlara fiilen uyması gibi olgular, 'objektif ve tutarlı ibareler' olarak değerlendirilebilir ve anlaşmanın varlığına işaret eden dolaylı kanıt işlevi görebilir.

Distribütör fiyata itiraz etmişse irade mutabakatı yine de var sayılır mı?

C-211/22 sayılı kararda, distribütörlerin şikayetlerine rağmen fiyatlara uymasının muvafakatin göstergesi olabileceği belirtilmektedir. Ancak bu değerlendirme somut olgulara dayalı olup nihai karar ulusal mahkemelerce verilir; dolayısıyla kesin bir hukuk kuralı niteliği taşımamaktadır.

YSFB anlaşması amaç bakımından ihlal sayılırsa ne anlama gelir?

Bu nitelendirme, rekabet otoritelerinin anlaşmanın piyasada fiilî olumsuz etki doğurduğunu ayrıca kanıtlamak zorunda kalmaksızın ihlal tespiti yapabilmesine imkân tanır. Bununla birlikte C-211/22 sayılı kararda bu kavramın dar yorumlanması gerektiği ve açık-ağır ihlal sınıflandırmasının amaç bakımından kısıtlama kavramının yerini tutmayacağı da vurgulanmıştır.

Yalnızca tek bir ülke pazarını kapsayan bir YSFB anlaşması TFEU Madde 101 kapsamına girebilir mi?

Girebilir. Tek bir üye devletin topraklarının tamamını ya da bir kısmını kapsayan bir anlaşma, ticareti AB tek pazarının zararına olacak biçimde önemli ölçüde etkileyebileceğine dair yeterli bir olasılık taşıyorsa üye devletler arasındaki ticareti etkileme koşulunu karşılayabilir. Bu değerlendirme somut olgulara göre ulusal mahkemelerce yapılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu