Disiplin Cezası İptal Davası ve Hukuki Denetimi

by Avukat Erdal Ersoy
Disiplin Cezası İptal Davası ve Hukuki Denetimi

Disiplin Cezası İptal Davasının Anayasal ve Kanuni Temeli

Disiplin cezası iptal davası, memurlar ve diğer kamu personeline uygulanan disiplin yaptırımlarının idari yargı yerlerince denetlenmesini sağlar. Anayasa'nın 129. maddesi gereğince kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Disiplin işlemlerinin yargı denetimi dışında bırakılamayacağı anayasal güvenceye bağlanmış; Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler ise saklı tutulmuştur.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 129Kaynağı aç
Madde 129 – Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. (Değişik üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/13 md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır. E. Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları 1. Yükseköğretim kurumları

Genel memur rejiminde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde disiplin cezası türleri uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma şeklinde düzenlenmiş ve her ceza türü belirli fiil tipleriyle eşleştirilmiştir. Kamu personelinin tabi olduğu disiplin rejimi görev yapılan statüye göre farklı kurallar da barındırır; nitekim polis ve jandarma personeli için 7068 sayılı Kanun, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için 6413 sayılı Kanun, üniversite personeli bakımından 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile ilgili disiplin yönetmelikleri, belediye personeli ve sözleşmeliler açısından ise ilgili statü düzenlemeleri uygulanır.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı ve Usul Güvenceleri

Devlet memuruna disiplin cezası uygulanabilmesi için 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi gereğince isnat ve deliller tebliğ edilmeli ve savunma için uygun süre tanınmalıdır; bu sürenin uygulamada en az 7 gün olması aranır. Savunma istenirken isnat edilen fiilin ne olduğu, nerede, ne zaman ve hangi delillerle işlendiği somut olarak bildirilmelidir. Belirsiz ve muğlak isnatlarla yürütülen işlemler savunma hakkını zedeleyerek iptal sebebi oluşturur. Savunma süresi tebliğ işlemiyle başlar; tebligat usulsüz yapılmışsa süre işlemeye başlamaz. Mazeret bulunması halinde ek süre talepleri dikkate alınmalı, savunma alınmaksızın disiplin cezası verilmemelidir.

Disiplin soruşturmasında çelişmeli usul ve objektif araştırma ilkeleri geçerlidir. Bu kapsamda soruşturmacı yalnızca kamu görevlisinin aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Hakkında soruşturma yapılan kişinin kamera kaydı, tutanak, e-posta veya tanık beyanı gibi aleyhe delillerin içeriğini bilme hakkı bulunur. Soruşturma dosyasına erişimin salt güvenlik gerekçesiyle kısıtlanması kural olarak kabul görmez; kısıtlamaya gidilse dahi ilgiliye dosyanın asgari içeriği bildirilmelidir.

Tipiklik, Yetki, Gerekçe ve Ölçülülük Denetimi

Disiplin hukukunda isnat edilen eylemin kanunda veya yönetmelikte tanımlanan disiplin suçu tipine uyması, yani tipiklik kuralı esastır. Amirine saygısızlık gibi yoruma açık tiplerde dahi eylemin ilgili disiplin suçu tipinin unsurlarını somut olarak taşıması gerekir. Bunun yanı sıra cezayı tesis eden makamın mevzuat uyarınca yetkili olması zorunludur. Disiplin amirliği yetki devirleri, vekâlet veya tedvir ilişkileri ile disiplin kurullarında toplantı ve karar yeter sayısının sağlanamaması gibi eksiklikler şekil sakatlığı doğurabilir.

Disiplin yaptırımlarında fiil ile ceza arasında elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarını içeren ölçülülük ilkesi gözetilmelidir. İlgilinin kıdemi, geçmiş hizmeti, kast veya ihmali ile olayın somut ağırlığı gibi ölçütler değerlendirilmeli; mevzuatta alt ceza uygulama olanağı varken gerekçesiz biçimde üst ceza tercih edilmemelidir. Alt ceza imkânı varken gerekçesiz biçimde üst ceza tercih edilmesi çoğunlukla iptale götürebilir. Ayrıca disiplin amiri veya kurulu, memurun savunmasında ileri sürdüğü görev emrinin belirsizliği, kast yokluğu veya fiilin zaman bakımından imkânsızlığı gibi somut iddiaları gerekçede tartışarak neden dışladığını açıklamak zorundadır; aksi durum yetersiz gerekçe nedeniyle işlemin iptaline yol açar.

Dava Açma Süresi, Zamanaşımı ve İdareye Başvuru

657 sayılı Kanun'un 127 ve devamı maddeleri çerçevesinde, disiplin işlemlerinde öğrenme üzerine makul sürede soruşturmaya başlanması ve belirli süreler içinde karar verilmesi aranır. Disiplin cezasına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi genel kural olarak 60 gün olup, bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde ise aksine hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Disiplin cezalarına karşı idare içi itiraz yolu genel memur rejiminde dava açmak için zorunlu tutulmamış olmakla birlikte, bazı özel kamu statülerinde zorunlu başvuru öngörülmüş olabilir. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması dava açma süresi içinde üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan istenebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Yürütmenin Durdurulması Talebi ve Şartları

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare mahkemelerinde dava açılmış olması, dava konusu disiplin cezasının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Mahkeme, davalı idarenin savunmasını aldıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Kararlarda işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması durumunda doğacak telafisi güç zararların neler olduğu açıkça gösterilmelidir. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Uygulanmasıyla etkisi tükenecek nitelikteki işlemler yönünden idarenin savunması alınmaksızın da yürütmenin durdurulması kararı verilebilir; bu durumda idarenin savunması alındıktan sonra istem yeniden karara bağlanır. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmeler bu nitelikteki işlemlerden sayılmaz. Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmadan talep reddedilebilir. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir, idareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden ise teminat alınmaz. Ayrıca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamaz.

Memura savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilebilir mi?

Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrası ve 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemez; fiil ve deliller bildirilerek savunma için uygun süre tanınması zorunludur.

Disiplin cezası iptal davası açma süresi ne kadardır?

2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca disiplin cezalarına karşı iptal davası açma süresi genel kural olarak tebliğden itibaren 60 gündür; 11. madde kapsamında idareye başvuru yapılması bu süreyi durdurur.

Disiplin soruşturmacısı memurun lehindeki delilleri de toplamak zorunda mıdır?

Disiplin soruşturmalarında objektif araştırma ilkesi geçerli olduğundan soruşturmacı yalnızca aleyhe olan delilleri değil, ilgilinin lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür.

Disiplin cezasının yürütmesi dava açıldığında kendiliğinden durur mu?

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yargıda dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yürütmenin durdurulabilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkânsız zarar doğurması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranır.

Alt ceza imkânı varken doğrudan üst ceza verilmesi iptal sebebi midir?

Ölçülülük ilkesi uyarınca personelin durumu değerlendirilerek alt ceza imkânı varken gerekçesiz biçimde üst ceza tercih edilmesi çoğunlukla işlemin idari yargı yerlerince iptaline yol açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu