Dijital platformlarda pazar payı ve ilgili ürün pazarı tespiti, geleneksel rekabet analizinin ötesinde ayrı bir metodoloji tartışması doğurmaktadır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m. 3, hâkim durumu belirli bir piyasada rakiplerden ve müşterilerden bağımsız biçimde fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü olarak tanımlamaktadır. Bu tanımın reklam geliri üzerinden işleyen platformlara nasıl uygulanacağı, metodoloji açısından tartışmalı olmaya devam etmektedir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
4054 Sayılı Kanun'da Temel Kavramlar
Rekabet hukukunun dijital platformlara uygulanması, temel kavramların bu ortama nasıl oturduğunu anlamayı gerektirmektedir. Kanun m. 3 uyarınca teşebbüs; piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzelkişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri kapsamaktadır. Rekabet ise mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış olarak tanımlanmıştır. Hizmet kavramı; bir bedel veya menfaat karşılığında yapılan bedeni, fikri ya da her iki unsuru birlikte barındıran faaliyetleri kapsar.
Hâkim durum tanımı tek bir teşebbüsle sınırlı tutulmamış; bir veya birden fazla teşebbüsü kapsayacak biçimde kaleme alınmıştır. Birden fazla teşebbüsün birlikte hâkim konum oluşturabileceğine ilişkin tartışmalar bu ifadeyle ilişkilendirilmektedir; ancak kolektif hâkim durumun koşulları kanunun bu maddesinde ayrıntılı olarak belirlenmemiştir.
Dijital Platformlarda İlgili Pazar Tanımının Güçlükleri
ABD Antitröst Alt Komitesi'nin 2020 tarihli Dijital Pazarlarda Rekabetin İncelenmesi Raporu, geleneksel pazar tanımı metodolojilerinin dijital platformların çok yönlü iş modellerini yeterince yansıtmadığını açıkça vurgulamıştır. Rapor, Facebook/Instagram ile TikTok/YouTube gibi platformların tüketici davranışları açısından birbirinden ayrıştığını değerlendirmiştir. Bu değerlendirme bir yasama organı alt komitesi raporuna dayanmakta olup mahkeme kararı veya bağlayıcı mevzuat niteliği taşımamaktadır.
Türk Rekabet Kurulu'nun 22-48/706-299 sayılı ve 20.10.2022 tarihli kararında, LinkedIn gibi profesyonel amaçlı sosyal medya platformları ile kişisel sosyal medya platformları arasında ayrım yapıldığı görülmektedir. Bu ayrımın pazar tanımı boyutu ve kararın hüküm ile değerlendirme bölümlerinin kapsamı ise tam metin olmaksızın kesin olarak belirlenememektedir.
Aynı karar çerçevesinde TikTok ile Meta'nın yalnızca ikame ilişkisi bulunan hizmetler özelinde sınırlı rekabet içinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmektedir. Bu değerlendirme, pazar tanımının incelenen hizmet boyutuna göre farklılaşabileceğine işaret etmektedir; kararın hüküm ve değerlendirme bölümlerinin ayrımı ise tam metin olmaksızın doğrulanamamaktadır.
Pazar Payı Tespitinde Alternatif Ölçütler
Klasik satış geliri ölçütünün reklam destekli dijital platformlara uygulanmasındaki güçlük, platforma özgü ölçütlerin tartışılmasına yol açmıştır. FTC v. Meta davasına ilişkin aktarımlarda, mahkemenin platformların faaliyetlerine uygun pazar payı metotları uyguladığı ve bu bağlamda aktif kullanıcı sayısı ile uygulamada geçirilen toplam sürenin iki temel alternatif olarak değerlendirildiği belirtilmektedir. Söz konusu değerlendirme Türk rekabet hukukunda bağlayıcılık taşımamakta olup Rekabet Kurulu'nun bu metodolojiye yaklaşımı bağımsız olarak doğrulanmayı gerektirmektedir.
Uygulamada geçirilen toplam sürenin, reklam harcamalarına daha doğrudan etkisi olduğu gerekçesiyle aktif kullanıcı sayısına kıyasla daha uygun bir ölçüm aracı olarak değerlendirildiği belirtilmektedir. Somut eşik değer veya hesaplama yöntemi ise kaynakta belirsizliğini korumaktadır.
Platformlar Arası İkame ve Pazar Sınırı
FTC v. Meta davasına ilişkin aktarımlarda, mahkemenin TikTok'un kesinlikle Instagram ve Facebook ile aynı pazarda olduğunu tespit ettiği ve YouTube, TikTok, Facebook ile Instagram arasında bir ikame ilişkisi bulunduğunu belirlediği belirtilmektedir. Mahkemenin ilgili ürün pazarını FTC'nin ileri sürdüğünün aksine TikTok ve YouTube'u da içerecek biçimde tanımladığı da aktarılmaktadır. Bu tespitler birincil karar metnine dayanılarak bağımsız olarak teyit edilmemiş olup tekil bir davaya ait aktarımdan genel kural üretilememektedir.
Rekabet Kurulu'nun 22-48/706-299 sayılı kararında YouTube ile Instagram'ın sınırlı düzeyde rekabet halinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmektedir. Kararın birincil tam metnine ulaşılmadığından bu sonucun dayanağı ve kapsamı kesin olarak belirlenememektedir.
4054 Sayılı Kanun Çerçevesi Açısından Değerlendirme
4054 sayılı Kanun m. 3, teşebbüs, rekabet, mal, hizmet ve hâkim durum kavramlarını tanımlamaktadır. Bu tanımların dijital platformlara özgü pazar tanımı metodolojisi veya pazar payı ölçüm ölçütleri bakımından ne ölçüde yeterli olduğu sorusu ise bu madde metninden çözüme kavuşturulamamaktadır; konunun uygulama kararları düzeyinde şekillendiği değerlendirilmektedir.
Dijital platformlarda pazar payı nasıl ölçülür?
Reklam geliri elde eden platformlar için pazar payı tespitinde klasik satış geliri ölçütü yerine platforma özgü metotların uygulanması gerektiği yönünde tartışmalar sürmektedir. Bu bağlamda aktif kullanıcı sayısı ile uygulamada geçirilen toplam süre iki temel alternatif ölçüt olarak öne çıkmaktadır. Uygulamada geçirilen toplam sürenin reklam harcamalarıyla daha doğrudan ilişkili olduğu gerekçesiyle daha uygun bir araç olarak değerlendirildiği belirtilmektedir; ancak somut eşik değer veya hesaplama yöntemi kaynakta belirsizliğini korumaktadır.
Tüm sosyal medya platformları aynı ilgili pazarda mı değerlendirilir?
Rekabet Kurulu'nun 22-48/706-299 sayılı kararında profesyonel amaçlı sosyal medya platformları ile kişisel sosyal medya platformları arasında ayrım yapıldığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, FTC v. Meta davasına ilişkin aktarımlarda TikTok, Instagram, Facebook ve YouTube'un aynı pazarda olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte aynı Kurul kararında YouTube ile Instagram'ın sınırlı düzeyde rekabet halinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmektedir. Bu aktarımlar birincil metinlere dayanılarak teyit edilmemiş olup pazar sınırlarının incelenen hizmet boyutuna göre farklılaşabileceğine işaret etmektedir.
4054 sayılı Kanun'daki hâkim durum tanımı dijital platformlara uygulanabilir mi?
Kanun m. 3, hâkim durumu belirli bir piyasada rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız biçimde ekonomik parametreleri belirleme gücü olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, birden fazla teşebbüsü de kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Dijital platformlara özgü pazar tanımı ve pazar payı metodolojisinin bu madde metninden doğrudan türetilip türetilemeyeceği, uygulama kararları düzeyinde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sorudur.
Kolektif hâkim durum dijital platformlar için söz konusu olabilir mi?
4054 sayılı Kanun m. 3, hâkim durumu bir veya birden fazla teşebbüs üzerinden tanımlamaktadır. Kolektif hâkim durumun somut koşulları ve kanıt standartları ise kanunun bu maddesinde ayrıntılı olarak belirlenmemiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

