Deprem sebebiyle gerçekleşen ölümlerde ve yıkımlarda cezai sorumluluk ceza hukuku ilkeleri çerçevesinde belirlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 2. fıkrası uyarınca taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Bilinçli Taksir ve Olası Kast Ayrımı
Kişinin gerçekleşebileceğini öngördüğü neticeyi istememesine rağmen sonucun meydana gelmesi durumunda bilinçli taksir hükümleri devreye girer. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 3. fıkrasına göre bilinçli taksir halinde, taksirli suça ait ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Yürürlükteki mevzuata, afet bölgelerindeki yapı şartlarına ve teknik gerekliliklere aykırı şekilde bina inşa edilmesi veya ruhsatlandırılması eylemleri neticesinde ölüm meydana geldiğinde bilinçli taksir kapsamında değerlendirme yapılabilmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/10626, K. 2022/10721Kaynağı aç
Buna karşılık, inşa sürecinde güçlü bir depremde yapının yıkılabileceğinin öngörülmesine rağmen bilerek ve isteyerek inşaat malzemesinden eksiltme yapılması ve neticenin kabullenilmesi durumunda, eylemin olası kast kapsamında değerlendirilebileceği de ileri sürülmektedir.
Taksirle Öldürme Suçunda Ceza Sınırları ve Görevli Mahkeme
Depremde yapının yıkılması sonucunda ölümün gerçekleşmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi tatbik edilir. Kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet veren fail hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası uygulanır. Maddenin 2. fıkrası gereğince, fiilin birden çok insanın ölümüne ya da en az bir kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kimsenin yaralanmasına yol açması durumunda, fail iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Taksirle öldürme suçunda bir kişi öldüğünde davanın asliye ceza mahkemesinde, birden fazla insanın ölmesi veya ölenlerle beraber birden fazla kişinin yaralanması halinde ise yargılamanın ağır ceza mahkemesinde görüleceği kabul edilmektedir.
Taksirli Suçlarda Şahsi Kusur İlkesi ve Ruhsatlandırma
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 5. fıkrasına göre, birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda iştirak hükümleri uygulanmaz; herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2020/10626, K. 2022/10721 sayılı kararına konu incelemede, binanın taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasındaki yetersizlikler sebebiyle proje müellifleri, yapı sahibi, müteahhit, teknik uygulama sorumlusu ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumluluğuna işaret edilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında yapı ruhsatı için dilekçeye tapu, mimari, statik, elektrik ve tesisat projeleri ile hesap ve krokilerin eklenmesi gerekir. Eksiklik bulunmayan başvurularda ruhsat en geç otuz gün içinde düzenlenir; eksik veya yanlış varsa on beş gün içinde yazılı olarak bildirilir ve eksiklik tamamlandıktan sonra on beş gün içinde ruhsat verilir. Zorunlu belgeler bulunmamasına rağmen binalara ruhsat düzenleyen veya onay veren görevliler de dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık çerçevesinde şahsi kusurları doğrultusunda sorumlu tutulabilir.
3194 sayılı İMAR KANUNU m. 22Kaynağı aç
İnşaatın yapıldığı tarihteki mülga 1580 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 15. maddesinin 79. bendinde de belediyelerin imar planlarının uygulanması ile ruhsat aşamalarında standartlara uygunluğu denetlemekle görevli kılındığı düzenlenmiştir.
Kusur Belirlemesinde Dönemsel Şartlar ve Güvenlik Tedbirleri
Yıkılan yapının sorumlularının ceza sorumluluğu incelenirken yapının inşa edildiği tarihteki mevzuat, afet bölgesi kuralları, resmi kayıtlar ve teknik kriterler göz önünde bulundurulur. Sorumluluk tayininde günümüz teknolojisi yerine yapının inşa edildiği tarihteki fenni şartlar ve bilimsel ölçütler esas alınarak bilirkişi incelemesi gerçekleştirilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, belirli bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle taksirli suçtan mahkûm olanlar hakkında üç aydan üç yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına karar verilebilmektedir. İlgili tedbirin uygulanabilmesi için söz konusu mesleğin ruhsatnameye tabi olarak yürütülmesi koşulunun arandığı yönündeki değerlendirmeler doğrultusunda, ruhsatnameye bağlı icra edilmeyen meslek kolları bakımından bu güvenlik tedbirinin tayin edilemeyeceği kabul edilmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Deprem davalarında dava zamanaşımı süresi ne zaman başlar?
Deprem sebebiyle taksirle öldürme suçunda dava zamanaşımı süresi, neticenin gerçekleştiği vefat tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Depremde birden çok kişinin ölmesi durumunda hangi ceza öngörülür?
Birden fazla kişinin vefatı halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin 2. fıkrası uyarınca iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmekte olup, fiilin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda bu ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Mevzuattaki zorunlu evraklar olmadan ruhsat verilmesi halinde cezai sorumluluk doğar mı?
Yönetmelik ve mevzuatta öngörülen zorunlu belgeler bulunmaksızın binalara oturma veya inşaat ruhsatı düzenleyen veya onaylayan ilgililer meydana gelen ölüm neticesinden taksirle öldürme kapsamında sorumlu tutulabilmekte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 5. fıkrası gereğince birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda iştirak kuralları uygulanmayıp her fail kendi kusuruna göre ayrı ayrı cezalandırılmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

