Deniz İş Hukukunda Kıdem Tazminatı ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Deniz İş Hukukunda Kıdem Tazminatı ve Şartları

854 sayılı Deniz İş Kanunu uyarınca gemi adamının kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin kanunda tahdidi olarak sayılan sona erme hallerinden biriyle son bulması gerekir. Kıdem tazminatı, gemi adamının işe başladığı tarihten itibaren hizmet sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence otuz günlük ücreti tutarında ödenir ve bir yıldan artan süreler de aynı oran üzerinden hesaplamaya dahil edilir.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik: 17/10/1980 – 2319/1 md.) Bu Kanuna tabi gemi adamlarının hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 14 üncü maddesinin 1 inci bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. Gemi adamı tarafından bu Kanunun 14 üncü maddesinin II nci ve III üncü bentleri uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı, yahut toptan ödeme almak amacıyla, Feshedilmesi veya gemi adamının ölümü veya 14 üncü maddenin 4 üncü bendi sebebiyle son bulması hallerinde gemi adamının işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence gemi adamına 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. Gemi adamlarının kıdemleri hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik gemilerinde ve hizmetinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. Geminin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde gemiadamının kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden itibaren geminin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları gemiadamını çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki gemiadamının aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.[7] 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.7 Gemiadamının birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. Gemiadamının ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan gemiadamına, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında gemiadamının hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmiyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Sefer, parça başına akord, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde tazminata esas ücret, gemi adamının işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. 16 ncı maddenin (D) bendinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 29 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten gemiadamına sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile gemiadamı lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/2 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. Gemiadamının ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren, özel şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir. Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir. Yurda iade:

Deniz İş Kanununun Uygulama Alanı ve Yargı Yolu

854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesi gereğince bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağını taşıyan ve yüz veya daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akdi ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamının yüz veya daha fazla olması ya da işverenin çalıştırdığı gemi adamı sayısının beş veya daha fazla bulunması hallerinde de kanun hükümleri geçerli olur. Kanunun uygulanmasında sandal, mavna, şat ve salapurya gibi araçlar da gemi sayılır.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu veyahut işverenin çalıştırdığı gemiadamı sayısı 5 veya daha fazla bulunduğu takdirde birinci bent hükmü uygulanır. Bu kanunun uygulanmasında; sandal, mavna, şat, salapurya gibi olanlar da (gemi) sayılır. Cumhurbaşkanı, ekonomik ve sosyal gerekler bakımından bu kanun hükümlerini yukardaki bentlerin kapsamı dışında kalan gemilerle gemiadamlarına ve bunların işverenlerine kısmen veya tamamen teşmile yetkilidir.[2] Yukardaki bentlerde yazılı gemilerin bu kanun kapsamına alınmaları sebebiyle yapılabilecek itirazlar Çalışma Bakanlığı tarafından incelenerek karara bağlanır. Bu itirazlar kanunun uygulanmasını durduramaz. İşveren, gemiadamı, kaptan ve işveren vekilinin tarifi:

Geminin yabancı bir devletin bayrağını taşıması ya da Türk bayraklı olmasına rağmen yüz grostonilatonun altında kalarak kanundaki diğer kriterleri de sağlamaması durumunda Deniz İş Kanunu tatbik edilmez. Bu nitelikteki uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2015/6176 Esas, 2015/8786 Karar; 2016/8965 Esas, 2016/9314 Karar ve 2015/5663 Esas, 2015/10918 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere görevli yargı yeri genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/6176, K. 2015/8786Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2015/6176 E.  ,  2015/8786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki hukukî uyuşmazlıkta … İş, … Asliye Ticaret (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) ve … Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. … İş Mahkemesince, davacının gemide ikinci kaptan sıfatı ile çalıştığı, geminin yabancı bayrak taşıdığı, geminin ticaret gemisi olduğu yabancı bayrak taşıması nedeni ile deniz taşıma işinde çalışan davacının Deniz İş Kanunu hükümlerinden yararlanmadığı, özel ihtisas mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. … Asliye Ticaret Mahkemesi ise, taraflar arasındaki temel ilişkinin hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlığın bulunmadığı davanın da ticari bir dava olmadığı, genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. … Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, davalının işletmecisi olduğu geminin yabancı bayraklı olması nedeni ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu 1/1. maddesi uyarınca uyuşmazlığın bu kanun hükümlerine tâbi olmadığı, karar tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 1320/1-a maddesi uyarınca gemi adamlarının iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarına ilişkin davaların ticari niteliğinin bulunduğu, görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesine göre “Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır” denilerek, Deniz İş Kanununun kapsamı belirlenmiştir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir kanuna tâbi olduğundan 4857 sayılı İş Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa bile yüz grostonilatoluk değil ise, bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanmayacaktır. İş ilişkisine dayalı bir uyuşmazlıkta işçi deniz taşıma işinde çalışır, ancak çalıştığı gemi Deniz İş Kanunu kapsamında kalmaz ise uyuşmazlığın Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel mahkemede çözümleneceği açıktır. Somut olayda; davacı davalı şirkete ait gemide gemi adamı olarak çalıştığını iddia ederek icra takibi yapmış, ancak davalının itirazı nedeni ile, icra takibi durmuştur. Davacı itirazın iptali için bu davayı açmıştır. Dosya kapsamından geminin yabancı bayrak taşıdığı, bu nedenle Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının talebi hakkında uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümleneceği anlaşıldığından buna göre uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 08/10/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/8965, K. 2016/9314Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2016/8965 E.  ,  2016/9314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Mah. Sıf.) Taraflar arasındaki davada … 7. Asliye Hukuk ve … 17. Asliye Ticaret Mahkemelerince (… Mahkemesi sıfatıyla) ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. … 7. Asliye Hukuk Mahkemesince davacının çalıştığı geminin ticaret gemisi olması nedeniyle davaya bakma görevinin … Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir … 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (… Mahkemesi sıfatıyla) ise davacının yabancı bayraklı gemide çalışmasından kaynaklanan ücret alacağına ilişkin davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesine göre “Bu Kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır” denilerek, Deniz İş Kanununun kapsamı belirlenmiştir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir kanuna tâbi olduğundan 4857 sayılı İş Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa bile yüz … değil ise, bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanmayacaktır. İş ilişkisine dayalı bir uyuşmazlıkta işçi deniz taşıma işinde çalışır, ancak çalıştığı gemi Deniz İş Kanunu kapsamında kalmaz ise uyuşmazlığın Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel mahkemede çözümleneceği açıktır. Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin davalı şirketin işletmesinde olan panama bayraklı ve bağlama yeri … olan … gemisinde … olarak çalışmak üzere işe başladığının 3 ay 3 gün çalıştıktan sorna işten çıkarıldığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde bakiye maaş alacağının bulunduğunu ileri sürerek davalı şirket hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamından geminin yabancı bayrak taşıdığı, yabancı bayrak taşıması nedeni ile deniz taşıma işinde çalışan davacı yönünden Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının talebi hakkında uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümleneceği anlaşıldığından, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 18/10/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/5663, K. 2015/10918Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2015/5663 E.  ,  2015/10918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada … Asliye Ticaret ve … Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, gemi adamı olarak davalı şirkette çalışan davacının işçi alacaklarının tahsili için başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. … Asliye Ticaret Mahkemesince, davalı geminin yabancı gemi olup Deniz İş Kanununun uygulanamayacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. … Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, uyuşmazlığın yabancı bandıralı gemi işleteni ile gemi adamı arasındaki hizmet akdine dayalı gemi adamı alacağından kaynaklandığı ve görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. 854 sayılı Deniz İş Kanununun 1. maddesine göre “Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır” denilerek, Deniz İş Kanununun kapsamı belirlenmiştir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir Kanuna tâbi olduğundan 4857 sayılı İş Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa bile yüz grostonilato değil ise, bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanmayacaktır. İş ilişkisine dayalı bir uyuşmazlıkta işçi deniz taşıma işinde çalışır, ancak çalıştığı gemi Deniz İş Kanunu kapsamında kalmaz ise uyuşmazlığın Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel mahkemede çözümleneceği açıktır. Somut olayda davacı, davalıya ait gemide gemi kaptanı olarak çalıştığını, davalıdan alacağının tahsili için için … İcra Müdürlüğünün 2011/21656 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya kapsamından, geminin yabancı bayrak taşıdığı, yabancı bayrak taşıması nedeni ile deniz taşıma işinde çalışan davacı yönünden Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının talebi hakkında uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümleneceği anlaşıldığından, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 11/11/2015 gününde oy birliği ile karar verildi.

Kıdem Tazminatına Hak Kazandıran Fesih ve Sona Erme Halleri

854 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca işveren tarafından 14. maddenin 1. bendinde yazılı haklı nedenler dışındaki sebeplerle yapılan fesihler gemi adamına kıdem tazminatı kazandırır. Bunun yanı sıra kanunun 14. maddesinin ikinci bendi uyarınca gemi adamının ücretinin ödenmemesi, işverenin veya vekilinin kanuna, akde, sair çalışma şartlarına aykırı davranması yahut denizcilik kural ve teamülleri ile ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi hallerinde yaptığı fesihlerde de kıdem tazminatı hakkı doğar.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – Süresi belirli olan veya olmıyan yahut da sefer üzerine yapılan hizmet akti: I – İşveren veya işveren vekili tarafından: a) Gemiadamının herhangi bir limanda geminin hareketinden önce gemiye dönerek hizmete girmemesi veya gemiye hiç dönmemesi, b) Gemiadamının gemide hizmet görmesinin tutukluluk, hapis veya gemide çalışmaktan menolunması gibi sebeplerle imkansız bir hal alması, c) Gemiadamının işveren veya işveren vekiline karşı, kanuna, hizmet akitlerine sair iş ve çalışma şartlarına aykırı hareket etmesi, ç) Gemiadamının işveren veya işveren vekiline karşı denizcilik kural ve teamüllerine veya ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi, II – Gemiadamı tarafından: a) Ücretin kanun hükümleri veya hizmet akti gereğince ödenmemesi, b) İşveren veya işveren vekilinin gemiadamına karşı, kanuna, hizmet akitlerine veya sair iş şartlarına aykırı hareket etmesi, c) İşveren veya işveren vekilinin gemiadamına karşı denizcilik kural ve teamüllerine veya ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi, III – İşveren, işveren vekili veya gemiadamı tarafından: a) Geminin herhangi bir sebeple 30 günden fazla bir süre seferden kaldırılması, b) Gemiadamının herhangi bir sebeple sürekli olarak gemide çalışmasına engel bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi,[6] Hallerinde feshedilebilir. IV – Geminin kayba uğraması, terk edilmesi veya harp ganimeti ilan edilmesi veyahut Türk Bayrağından ayrılması hallerinde ise hizmet akti kendiliğinden bozulur. Fesih hakkını kullanma öneli:

854 sayılı Kanunun 14. maddesinin üçüncü bendi uyarınca geminin herhangi bir sebeple otuz günden fazla seferden kaldırılması veya gemi adamının sürekli olarak gemide çalışmasına engel bir hastalığa yakalanması yahut engelli hâle gelmesi durumunda gemi adamı tarafından yapılan fesihlerde kıdem tazminatı ödenir. Ayrıca geminin kayba uğraması, terk edilmesi, harp ganimeti ilan edilmesi veya Türk bayrağından ayrılması sebebiyle hizmet akdinin kendiliğinden bozulduğu hallerde de kıdem tazminatına hak kazanılır.

İşverenin Haklı Nedenle Feshi ve Tazminatsız Sona Erme

Deniz İş Kanununun 14. maddesinin 1. bendinde düzenlenen hallerde işverence yapılan fesihlerde gemi adamına kıdem tazminatı ödenmez. Gemi adamının limanda geminin hareketinden önce gemiye dönerek hizmete girmemesi ya da hiç dönmemesi, tutukluluk, hapis veya gemide çalışmaktan menedilme sebebiyle hizmetin imkânsızlaşması bu kapsamdadır. Benzer şekilde gemi adamının işverene veya işveren vekiline karşı kanuna, hizmet akdine, sair çalışma şartlarına aykırı davranması veya denizcilik kural ve teamülleri ile ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi durumunda gerçekleştirilen fesihlerde de kıdem tazminatı hakkı doğmaz.

Askerlik, Emeklilik, Mirasçılara Ödeme ve Kamu Hizmetlerinin Birleşmesi

Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla hizmet sözleşmesinin feshedilmesi halinde kıdem tazminatı ödenir. Bağlı bulunulan kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla yapılan fesihlerde kıdem tazminatına hak kazanabilmek için aylık ya da toptan ödemeye hak kazanıldığının ve tahsis için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunulan kuruma/sandığa başvurulduğunun belgelenmesi şarttır. Gemi adamının ölümü halinde bu belgeleme şartı aranmaz ve tazminat tutarı kanuni mirasçılarına ödenir.

Aynı veya farklı kamu kuruluşlarında geçen ve T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında birleştirilen çalışma süreleri neticesinde yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almaya hak kazanan gemi adamına, bu kamu kurumlarındaki toplam hizmet süresi gözetilerek son kamu kuruluşu tarafından kıdem tazminatı verilir. Ancak gemi adamının kamu kuruluşlarında evvelce kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek bir nedenle sona eren hizmet dönemleri bu hesaplamaya dahil edilmez.

Hizmet Süresi, Geminin Devri ve Kıdem Tazminatı Fonu

Kıdem süresinin tespitinde, hizmet akdinin devam etmiş ya da fasılalarla yeniden yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın gemi adamının aynı işverene ait tek veya farklı gemilerde ve işverenin hizmetinde geçirdiği tüm süreler birlikte değerlendirilir. Ayrıca mükerrer ödemenin önüne geçilmesi amacıyla aynı kıdem süresine karşılık bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye verilmez.

Geminin devri, intikali veya herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi ya da başka bir yere nakli halinde gemi adamının kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12 Temmuz 1975 tarihinden itibaren geminin devri halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur; devreden işverenin sorumluluğu gemi adamını çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12 Temmuz 1975 tarihinden önce devredilen işyerlerinde ise devir sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça işlemiş kıdem tazminatından yeni işveren sorumludur.

854 sayılı Kanunun 20. maddesi kapsamında; münhasıran yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme durumlarına özgülenmek ve işveren sorumluluğunda bulunmak üzere Devlet veya kanunla kurulan kurumlarda, sermayesinin yarıdan fazlası Devlete ait bankalarda ya da bir kurum bünyesinde işverence kıdem tazminatı fonu kurulması öngörülmüştür.

Kıdem Tazminatının Hesabı, Yasal Tavan ve Sigorta Yasağı

Tazminat tutarı gemi adamının son ücreti temel alınarak hesaplanır. Ücretin sabit belirlenmediği sefer, parça başına akort, götürü veya yüzde yöntemlerinde, geriye dönük bir yıllık sürede ödenen meblağın fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesiyle bulunan ortalama ücret esas alınır. Şayet son bir yıl içerisinde ücret artışı gerçekleşmişse tazminat hesabı, ayrılma tarihi ile zam tarihi arasında elde edilen kazancın bu aralıktaki çalışma günlerine bölünmesiyle tayin edilir. Ayrıca tazminata esas ücret belirlenirken Deniz İş Kanununun 29. maddesinin birinci fıkrasındaki ücrete ek olarak gemi adamına sağlanan para ve para ile ölçülmesi kabil sözleşmesel veya kanuni menfaatler de hesaba dahil edilir.

Kanunda öngörülen otuz günlük süre hizmet akitleri ya da toplu iş sözleşmeleriyle gemi adamı yararına artırılabilir. Buna karşılık sözleşmelerle kararlaştırılan yıllık kıdem tazminatı tutarı, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu uyarınca en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı karşılığında verilebilecek en fazla emeklilik ikramiyesi miktarını geçemez. İşverenin bu tazminat borcunu sigorta şirketlerine yahut özel şahıslara sigorta ettirmesi kanunen yasaklanmıştır. Ayrıca kıdem tazminatı ödemelerinden damga vergisi haricinde herhangi bir vergi kesintisi yapılamaz.

Zamanaşımı Süresi ve Dava Şartı Arabuluculuk Usulü

4857 sayılı İş Kanununun Ek 3. maddesi uyarınca iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla, tabi olunan kanun hangisi olursa olsun kıdem tazminatının zamanaşımı süresi beş yıldır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3. maddesinin 20. fıkrası gereğince Deniz İş Kanununda düzenlenen gemi adamı arabuluculuk hükümleri kapsamında işçi sayılır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek Madde 3Kaynağı aç
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.) İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

7036 sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Gemi adamı hangi fesih hallerinde kıdem tazminatına hak kazanır?

İşverenin Kanunun 14. maddesinin 1. bendindeki nedenler haricindeki fesihlerinde, gemi adamının 14. maddenin II ve III. bentlerine dayalı fesihlerinde, muvazzaf askerlikte, yaşlılık, emeklilik, malullük veya toptan ödeme alma amaçlı fesihlerde, gemi adamının vefatında yahut geminin kaybı, terk edilmesi, harp ganimeti sayılması veya Türk bayrağından ayrılması hallerinde kıdem tazminatına hak kazanılır.

Yabancı bayraklı gemide çalışanlar kıdem tazminatını hangi mahkemede talep eder?

Yabancı bayraklı gemilerde yapılan çalışmalar 854 sayılı Deniz İş Kanununun kapsamı dışında kaldığından uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenir.

Deniz iş hukukunda kıdem tazminatı için zamanaşımı süresi ne kadardır?

4857 sayılı İş Kanununun Ek 3. maddesi gereğince tabi olunan kanun fark etmeksizin kıdem tazminatında zamanaşımı süresi beş yıldır.

Kıdem tazminatı davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?

Evet, 7036 sayılı Kanun uyarınca gemi adamı arabuluculuk kapsamında işçi sayıldığından tazminat taleplerinde arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır; başvuru yapılmadan açılan davalar usulden reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu