Deniz Haydutluğu ile Gemilere Karşı Silahlı Soygun Ayrımı
Uluslararası deniz hukuku düzeninde deniz haydutluğu, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi m. 101 çerçevesinde tanımlanmıştır. Bu hükme göre şahsi saiklerle hareket eden sivil bir deniz ya da hava taşıtının personeli yahut yolcularınca açık deniz alanında başka bir araca, araçtaki bireylere veya yüke yönelik icra edilen cebir, alıkoyma ve yağmalama hareketleri bu suçu oluşturur; söz konusu eylemlerin bilerek desteklenmesi veya kolaylaştırılması da aynı çerçevede kabul edilir. Öte yandan BMDHS m. 102 uyarınca, personeli ayaklanarak idaresini ele geçirdiği bir harp gemisi ya da kamu gemisince icra edilen tecavüzler de sivil araçlarca yapılan deniz haydutluğu fiilleriyle hukuken denk sayılır.
Deniz haydutluğunun varlığı bakımından belirleyici temel kıstas, eylemin açık denizde veya hiçbir devletin egemenlik sınırlarına girmeyen uluslararası sularda vuku bulmasıdır. Bir devletin iç suları, takımada suları veya karasuları dahilinde cereyan eden benzer nitelikteki saldırılar deniz haydutluğu olarak vasıflandırılmayıp gemilere karşı silahlı soygun olarak değerlendirilir. Uluslararası Denizcilik Örgütünün A.1025(26) sayılı kararı doğrultusunda silahlı soygun; deniz haydutluğu kapsamına girmeyen, özel menfaatler doğrultusunda bir devletin iç suları, takımada suları yahut karasuları hudutlarında deniz araçlarına, yolculara veya mallara karşı gerçekleştirilen hukuka aykırı şiddet, zorla tutma, yağma eylemleri ile bunlara yönelik tehditleri içine alır.
Açık Denizde Evrensel Yargı Yetkisi ve Müdahale Rejimi
Açık deniz rejiminde ana prensip, seyrüsefer serbestisi ve geminin münhasıran tescilli olduğu bayrak devletinin yargı yetkisine tabi bulunmasıdır. Bununla birlikte BMDHS m. 110, deniz haydutluğu şüphesinin yanı sıra köle ticareti, izinsiz radyo yayını ve milliyetsizlik hallerinde yabancı harp gemilerine şüphe duyulan ticaret gemilerine yanaşarak denetleme ve ziyaret icra etme hakkı tanımaktadır. BMDHS m. 105 gereğince tesis edilen evrensel yargı yetkisi uyarınca, açık denizde bulunan bir deniz haydudu teknesine veya haydutların zapt ettiği deniz aracına her devlet tarafından el konulabilir, saldırganlar yakalanabilir ve taşınan mallar muhafaza altına alınabilir. Ancak BMDHS m. 107, bu kamusal cebir yetkisinin münhasıran harp gemileri, askeri hava araçları veya kamu adına görev yaptığı açıkça belirlenmiş yetkili devlet taşıtları vasıtasıyla kullanılabileceğini öngörmekte; ticari gemilerin ya da sivil güvenlik unsurlarının bu tür kamusal müdahalelerde bulunmasını engellemektedir.
Açık denizde icra edilecek denetim ve el koyma tasarruflarının hukuki güvenceye bağlanması esastır. BMDHS m. 106 doğrultusunda, haklı ve makul bir gerekçe bulunmaksızın açık denizde bir gemiye hukuka aykırı biçimde el konulması vaziyetinde, müdahaleyi icra eden devlet bayrak devletine karşı doğan bütün maddi zarar ve kayıplardan ötürü tazminatla mükelleftir. Ayrıca BMDHS m. 103 ve m. 104 kuralları mucibince, deniz haydutluğuna tahsis edilen bir deniz aracının taşıdığı bayrağı ve tabiiyet statüsünü yitirip yitirmeyeceği hususu, tescilin bulunduğu bayrak devletinin iç mevzuatına göre belirlenir.
Kıyı Devleti Egemenliği ve Seyrüsefer Güvenliği Sözleşmeleri
Gemilere karşı silahlı soygun eylemleri kıyı devletinin egemenlik sahasındaki iç sularda, takımada sularında veya karasularında cereyan ettiğinden; suça müdahale edilmesi, faillerin derdest edilmesi, adli tahkikatın yürütülmesi ve cezalandırma yetkisi kıyı devletine aittir. Kıyı devletinin açık rızası yahut bu hususta verilmiş özel bir uluslararası yetkilendirme mevcut olmadıkça yabancı bir devletin harp gemisi ya da kolluk kuvveti kıyı devletinin karasularına girerek adli veya operasyonel tasarrufta bulunamaz.
Saldırının iki ayrı gemi arasında gerçekleşmediği veya şahsi saik unsurunun bulunmadığı durumlarda ise 1988 tarihli Denizde Seyrüsefer Güvenliğine Karşı Hukuka Aykırı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme (SUA Sözleşmesi) uygulama alanı bulur. SUA Sözleşmesi, deniz araçlarının cebir kullanılarak ele geçirilmesini ve seyrüsefer emniyetini bozan şiddet fiillerini suç sayarak taraf devletlere failleri iade etme veya kendi yargı organlarında kovuşturma yürütme zorunluluğu getirmektedir. Koruyucu güvenlik mimarisi yönünden ise SOLAS Bölüm XI-2 ve Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu (ISPS Kodu) çerçevesinde; deniz araçları ile liman tesislerinin tehlike değerlendirmelerini tamamlamaları, güvenlik planlarını yürürlüğe koymaları ve belirlenen risk seviyelerine uygun güvenlik tedbirlerini hayata geçirmeleri zorunludur.
Gemilerin korsanlık veya soygun tehlikesine karşı korunmasında özel silahlı deniz güvenliği personeli görevlendirilmesi salt özel hukuk sözleşmelerine dayanılarak kararlaştırılamaz. Deniz araçlarında silahlı muhafız bulundurulması; geminin tescilli olduğu bayrak devletinin yasal düzenlemelerine, geçiş yapılacak kıyı devletlerinin kara suları kurallarına ve intikal edilecek liman devletlerinin ateşli silah ithal, ihraç ve taşıma rejimlerine tam bir uyumu gerektirmektedir.
Türk Ceza Hukuku Bakımından Yargılama ve Yaptırımlar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sistematiğinde deniz haydutluğu başlığı altında düzenlenmiş bağımsız bir suç tipi yer almamaktadır. Açık denizde veya deniz taşıtlarında icra edilen bu neviden fiiller, TCK bünyesindeki genel suç tanımları üzerinden soruşturulur. TCK m. 8/2 hükmü uyarınca açık denizde ve üzerindeki hava sahasında Türk deniz ve hava taşıtlarında ya da Türk askeri deniz ve hava vasıtalarında veya bu araçlarla işlenen fiiller Türkiye'de gerçekleşmiş kabul edilir ve Türk kanunları tatbik edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 8Kaynağı aç
uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi veya neticenin
Türkiye'de gerçekleşmesi halinde suç, Türkiye'de işlenmiş sayılır.
(2) Suç;
a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava
araçlarında veya bu araçlarla,
c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
d) Türkiye'nin kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis
edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı,
işlendiğinde Türkiye'de işlenmiş sayılır.
Yabancı ülkede hüküm verilmesi
Deniz araçlarının zorla yönlendirilmesi veya durdurulması hallerinde TCK m. 223/2 devreye girmekte olup hukuka aykırı hareketlerle deniz ulaşım aracının seyrinin engellenmesi, durdurulması veya başka bir istikamete sevk edilmesi halinde faile üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası tayin edilir. TCK m. 223/4 gereğince bu suçların icrası maksadıyla veya icrası esnasında başka suçların vücut bulması vaziyetinde, fail ayrıca bu ilave suçlardan ötürü cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 223Kaynağı aç
md.)
(1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini
engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla
kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, iki yıldan beş
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç
yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini
engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden
başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi amacıyla veya
sırasında başka bir suçun işlenmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı ceza
verilir.
(5) Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen
toplantı ve gösteri yürüyüşleri esnasında birinci ve ikinci fıkrada belirtilen
fillerin işlenmesi halinde bu fıkralardaki suç oluşmaz.
Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit
platformların işgali
Eylemler esnasında gemideki kişilere yönelen cebir ve tehditle menfaat temin edilmesi TCK m. 148/1 mucibince yağma suçunu teşkil eder ve fail hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kişilerin zorla gemide tutulması veya hareket serbestilerinin sınırlandırılması halinde TCK m. 109/1 ve m. 109/2 gereğince hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur. TCK m. 109/3 uyarınca bu fiilin silahla yahut birden çok kimse tarafından iştirak halinde icra edilmesi durumunda belirlenen temel ceza bir kat artırılır. Deniz ulaşım araçlarının alıkonulması, kaçırılması (TCK m. 223/2) ya da bu araçlara zarar verilmesi (TCK m. 152) fiillerinin yabancı bir ülke sınırlarında vuku bulması halinde TCK m. 13/1-i çerçevesinde Türk kanunları tatbik kabiliyetine sahip olmakla birlikte, TCK m. 13/2 gereğince bu suçlardan ötürü Türkiye'de kovuşturma ve yargılama yapılması Adalet Bakanının talebine bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 13Kaynağı aç
yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:
a) İkinci Kitap, Birinci Kısım
altında yer alan suçlar.
b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım
altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde
yer alan suçlar.
c) İşkence (madde 94, 95).
d) Çevrenin kasten kirletilmesi
(madde 181).
e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde
imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını
kolaylaştırma (madde 190).
f) Parada sahtecilik (madde 197),
para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde
200), mühürde sahtecilik (madde 202).
g) Fuhuş (madde 227).
h) (Mülga : 26/6/2009 – 5918/1
md.)
i) Deniz, demiryolu veya havayolu
ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da
bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.
(2) (Ek ikinci fıkra: 29/6/2005
– 5377/3 md.) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü,
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra
kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması, Adalet
Bakanının talebine bağlıdır
(3) Birinci fıkranın (a) ve (b)
bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat
kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama
yapılır.[3]
Seçimlik cezalarda soruşturma
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 109Kaynağı aç
olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan
kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya
işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar
hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe
karşı,[52]
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda
bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat
artırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması
halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre
verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun
neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten
yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Etkin pişmanlık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 148Kaynağı aç
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın
alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak
mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var
olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir
senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline
getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya
imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta
ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda
cebir sayılır.
Nitelikli yağma
Deniz haydutluğu ile silahlı soygun fiillerini ayıran temel kriter nedir?
Eylemin vuku bulduğu coğrafi deniz alanı temel ayrımı oluşturur. BMDHS m. 101 uyarınca açık denizde veya devletlerin egemenlik alanı haricindeki sularda işlenen fiiller deniz haydutluğu sayılırken, iç sularda, takımada sularında veya karasularında işlenen fiiller silahlı soygun rejimine tabidir.
Açık denizde deniz haydutlarına karşı kamusal el koyma yetkisi kimler tarafından icra edilebilir?
BMDHS m. 105 ve m. 107 hükümleri uyarınca evrensel yargı yetkisine dayalı el koyma ve failleri yakalama tasarrufları yalnızca harp gemileri, askeri hava taşıtları veya bu amaçla yetkilendirildiği tevsik edilen kamu hizmetindeki devlet vasıtaları tarafından icra edilebilir.
Yabancı ülkede kaçırılan deniz araçlarına ilişkin Türkiye'de yargılama şartı nedir?
TCK m. 13/1-i ve m. 13/2 maddeleri doğrultusunda, deniz ulaşım aracının kaçırılması, alıkonulması veya mala zarar verilmesi suçlarının yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk mahkemelerinde yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanının talebine bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

