Deniz Alacakları ve Gemilerde İhtiyati Haciz

by Avukat Erdal Ersoy
Deniz Alacakları ve Gemilerde İhtiyati Haciz

Deniz alacaklarının güvence altına alınması amacıyla gemiler üzerinde başvurulabilecek tek geçici hukuki koruma tedbiri ihtiyati hacizdir. Türk Ticaret Kanunu m. 1353 gereğince, deniz alacağı sebebiyle gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya başka bir usulle seferden menedilmesi talep edilemez. Çekişme konusu geminin mülkiyeti veya zilyetliği olsa dahi, gemiyi seferden alıkoymayı hedefleyen geçici hukuki koruma taleplerinin ihtiyati tedbir yoluyla değil, kanunun özel ihtiyati haciz hükümleri dairesinde ileri sürülmesi şarttır.

Uygulanacak Hukuk ve Cebrî İcra Rejimi

Geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı, mülkiyetin intikali ve cebrî icraya ilişkin diğer işlemler, Türk Ticaret Kanunu m. 1350 uyarınca işlemin yapıldığı sırada geminin bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir. Türk hukukunda bu alanlarda özel düzenleme bulunmayan hâllerde İcra ve İflas Kanunu hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır.

Türk Ticaret Kanunu'nun cebrî icraya ilişkin özel kuralları ticaret gemilerinin yanı sıra yatlar ile gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemiler hakkında da uygulanır. Bununla birlikte kamu hizmetine tahsisli devlet gemileri, harp gemileri ile donanmaya yardımcı gemiler söz konusu cebrî icra hükümlerine aynı biçimde tabi tutulmaz.

Deniz Alacağı Sayılan Haller ve Sınırlı Sayı İlkesi

Hangi taleplerin deniz alacağı sayılacağı Türk Ticaret Kanunu m. 1352 hükmünde sınırlı sayıda sayılmıştır. Kanun genel bir tanım vermek yerine ihtiyati haciz hakkı sağlayan alacak türlerini tek tek listelemiştir. Bu nedenle bir alacağın iktisadi ya da fiilî bakımdan gemiyle bağlantılı olması tek başına yeterli kabul edilmez; alacağın kanundaki kategorilerden birine girmesi zorunludur. Belirtilen liste dışında kalan alacaklar için borçlu gemi maliki olsa dahi gemi hakkında özel ihtiyati haciz kararı verilemez.

Geminin işletilmesinin yol açtığı maddi zararlar, işletmeyle doğrudan bağlantılı can kaybı ve bedensel zararlar ile çevreye ya da kıyı şeridine verilen zararlar deniz alacağı kapsamındadır. Bunun yanında çevre zararını önlemek, sınırlandırmak veya ortadan kaldırmak için sarf edilen makul giderler ile batmış, karaya oturmuş, enkaz hâline gelmiş ya da terk edilmiş geminin yüzdürülmesi, kaldırılması veya zararsız hâle getirilmesine ilişkin harcamalar da aynı hukuki korumadan yararlanır.

Çarter parti yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın geminin kullanılması veya kiralanması sözleşmelerinden doğan talepler, yolcu ya da eşya taşıma sözleşmeleri, taşınan yük veya bagajın zıyaı yahut hasarı, müşterek avarya, römorkaj ve kılavuzluk alacakları deniz alacağı niteliğindedir. Ayrıca geminin idaresi, işletilmesi, bakımı veya muhafazası için temin edilen yakıt, kumanya, konteyner, teçhizat, malzeme ve hizmet istemleri de kanunen korunur.

Geminin inşa edilmesi, tamiri, yeniden yapımı, donatılması veya niteliğinin değiştirilmesi ile liman, kanal, dok, iskele, rıhtım ve karantina giderleri deniz alacağı sayılır. Gemiye sağlanan krediler, malik namına yapılan harcamalar, sigorta primleri, karşılıklı sigorta aidatları, acente ve brokaj ücretleri ile gemi adamlarının ücretleri, geri gönderilme masrafları ile sosyal sigorta katkıları da bu koruma rejimine dahildir. Ayrıca geminin mülkiyeti, zilyetliği, müşterek maliklerin idare ve kazanç paylaşımına dair uyuşmazlıkları, rehin veya ipotek tesisleri ile gemi satış sözleşmelerinden doğan haklar da deniz alacağı kapsamındadır.

Deniz Alacağı ile Gemi Alacaklısı Hakkının Ayırımı

Türk Ticaret Kanunu m. 1320 uyarınca gemi alacaklısı hakkı tanıyan her alacak deniz alacağı niteliği taşır; buna karşılık her deniz alacağı sahibine kanuni rehin yetkisi veren gemi alacaklısı hakkı sağlamaz. Gemi alacaklısı hakkı, belirli alacakların alacaklısına gemi ve teferruatı üzerinde kanundan doğan bir rehin hakkı bahşeder. Bu kanuni rehin yetkisi, gemi malikinin değişmesinden etkilenmeksizin kural olarak gemiyi elinde bulunduran zilyetlere karşı ileri sürülebilir.

İhtiyati Haciz Şartları ve Teminat Yükümlülüğü

Muaccel bir deniz alacağının varlığı, kanun düzeninde başlı başına ihtiyati haciz sebebi oluşturur. Genel ihtiyati haciz usulünden farklı olarak borçlunun mallarını kaçırma girişiminde bulunduğu, ikametgâhının olmadığı veya tahsilin tehlikeye düştüğü yönünde ek bir ispat şartı aranmaz. Yargılamada tam ispat yerine yaklaşık ispat ölçüsü geçerlidir. Alacaklının, talebin kanunda belirtilen deniz alacaklarından birine girdiğini ve yaklaşık parasal değerini gösteren delilleri sunması yeterli görülür.

Vadesi henüz gelmemiş, muaccel olmayan deniz alacaklarında ise ihtiyati haciz istenebilmesi Türk Ticaret Kanunu'nun tamamlayıcı yollamasıyla İcra ve İflas Kanunu m. 257/2 şartlarına bağlıdır. Bu kapsamda borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması yahut taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemesi, kaçırması veya kaçmaya hazırlanması gibi özel sebeplerin varlığı aranır.

İhtiyati haciz talep eden tarafın kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında teminat yatırması zorunludur. Karşı taraf, geminin seferden alıkonulduğu sürede uğradığı günlük işletme masraflarını ve mahrum kalınan kazancı belirterek teminatın artırılmasını talep edebilir; alacaklı da teminatın indirilmesini isteyebilir. Mahkemenin hükmettiği ek teminat süresinde yatırılmazsa ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar. Gemi adamlarının Türk Ticaret Kanunu m. 1320/1-a bendinde düzenlenen ücret ve bağlantılı hakları için talep edilen ihtiyati hacizlerde ise alacaklı taraf teminat gösterme borcundan muaftır.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Gemilerin ihtiyati haczine ilişkin istemlerde görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir; deniz ticareti ve deniz sigortası uyuşmazlıkları için özel ihtisas mahkemesinin kurulduğu yerlerde başvuru bu ihtisas mahkemesine yöneltilir. Deniz alacağına ilişkin esas dava Türkiye'de açılmış bulunuyorsa, ihtiyati haciz kararı ancak davaya bakmakta olan mahkemeden talep edilebilir.

Dava açılmadan önce Türk bayraklı gemiler hakkında ihtiyati haciz; geminin demir attığı, tonoza veya şamandıraya bağlandığı, yanaştığı yahut kızağa çekildiği yer mahkemesinden istenebilir. Bunun yanında Türk gemi siciline kayıtlı gemilerde sicil yeri mahkemesi, sicilsiz gemilerde malikin yerleşim yeri mahkemesi, özel sicile kayıtlı gemilerde ise kiracının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yabancı bayraklı gemilerde dava açılmadan önceki yetki alanı daraltılmış olup talep yalnızca geminin demirlediği, bağlandığı, yanaştığı veya kızağa alındığı yer mahkemesine yapılabilir.

Taraflar arasındaki sözleşmede yabancı bir mahkemenin yetkili tayin edilmesi veya tahkim şartının öngörülmüş olması, Türkiye'de bulunan gemi bakımından Türk mahkemelerince ihtiyati haciz kararı verilmesini engellemez. Alacağın esasına yabancı hukukun tatbik edilecek olması da yetkili Türk mahkemesinin gemi üzerinde koruma tedbiri tesis etmesine engel oluşturmaz.

Haczedilebilecek Gemiler ve Kardeş Gemi Şartları

Türk Ticaret Kanunu m. 1369 gereğince, deniz alacağı doğduğu sırada geminin maliki bulunan şahsın hem borçtan şahsen sorumlu olması hem de haciz tarihinde geminin maliki olmaya devam etmesi gerekir. Kiracının sorumluluğundan doğan alacaklarda ise alacağın doğumu sırasında kiracı olan tarafın haciz anında geminin mülkiyetini iktisap etmiş olması hâlinde gemi haczedilebilir.

Haciz vaktinde alacaktan sorumlu kişiye ait olan diğer bir gemi, borçlunun alacağın doğduğu esnada asıl geminin maliki, kiracısı, tahsis olunanı veya taşıtanı konumunda bulunması şartıyla kardeş gemi sayılarak haczedilebilir. Ancak mülkiyet veya zilyetlikten kaynaklanan uyuşmazlıklarda kardeş gemi haczi caiz değildir; bu uyuşmazlıklarda yalnızca çekişmeye konu olan gemi hakkında ihtiyati haciz tatbik edilebilir.

İhtiyati Haciz Kararının İnfazı ve Muhafaza Usulü

Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin demirli bulunduğu mahaldeki icra dairesinden kararın infazını talep etmek zorundadır. Üç iş günlük süre içinde infaz istenmediğinde karar kendiliğinden kalkar. Talep yapıldığında icra dairesi işlemi derhâl yürütür. Geminin seyre çıkma olasılığı sebebiyle infaz işlemleri gece veya resmî tatil vakitlerinde de yerine getirilebilir. Kararın fiilen icrası hâlinde gemi, bayrağına ve sicil kaydına bakılmaksızın icra memurluğunca seferden menedilir ve muhafaza altına alınır.

İhtiyati haciz kararı uygulandığında gemi, icra dairesince tebligat yapılan gemi kaptanına, donatanına, malikine veya vekiline yediemin sıfatıyla bırakılabilir. İcra müdürlüğü haciz kararını bölgeden sorumlu Sahil Güvenlik Komutanlığına veya emniyet güçlerine, liman idaresine ve gümrük birimlerine bildirir. Kararın tatbik edildiği günü takip eden ilk iş gününde ise gemi siciline ve yabancı bayraklı gemiler yönünden bayrak devletinin en yakın konsolosluğuna bildirim ulaştırılır.

Haciz kararı uygulanacağı sırada gemi hareket etmiş veya seyre çıkmışsa, Türk bayraklı gemiler bakımından borçlulara belirli bir mühlet içinde teminat göstermeleri, aksi hâlde geminin bir sonraki seferinde icra dairesine teslim edilmesi ihtar edilir. Yabancı bayraklı gemiler yönünden ise ihtiyati haciz, gemi Türk karasularını terk edinceye kadar Sahil Güvenlik desteğiyle fiilen infaz edilebilir.

Geminin Serbest Bırakılması, Yeniden Haciz ve Tazminat

Geminin serbest bırakılması amacıyla mahkemeye veya icraya teminat yatırılması, Türk Ticaret Kanunu m. 1373 uyarınca borcun ikrar edildiği ya da sorumluluğun kabul edildiği neticesini doğurmaz. Teminat veren taraf borcun bulunmadığı, zamanaşımına uğradığı, taraf sıfatının yokluğu veya sorumluluğun kanunen sınırlı olduğu yönündeki tüm itiraz ve defilerini korur. Geminin serbest bırakılması talebini karara bağlama yetkisi takip başlatılmadan evvel kararı tesis eden mahkemeye, takip başladıktan sonra ise icra mahkemesine aittir.

Teminat yatırılarak serbest bırakılan bir geminin ya da kardeş geminin aynı alacak iddiasıyla yeniden haczedilmesi kural olarak kabul edilmez. Ancak verilen ilk teminatın nev'i veya meblağı yetersiz çıkarsa, teminatı sunan kişinin taahhüdünü yerine getiremeyeceği ortaya çıkarsa veya gemi alacaklının iradesi hilafına serbest kalmışsa tekrar haciz istenebilir. Bu istisnai hâllerde dahi temin edilecek toplam güvence miktarı geminin kendi değerini aşamaz.

Haksız yere konulan ihtiyati haciz sebebiyle alacaklıya karşı ikame edilecek tazminat davalarında Türk Ticaret Kanunu m. 1361 uyarınca ihtiyati haciz kararını veren mahkeme yetkilidir. Deniz alacağının esası başka bir adli mercide veya tahkim kurulunda görülmekteyse, uyuşmazlığın nihai neticesi haksız haciz tazminat davasında bekletici mesele yapılır.

İhtiyati haciz kararına karşı hangi gerekçelerle itiraz edilebilir?

İhtiyati haciz kararı kural olarak karşı taraf dinlenmeksizin verildiğinden; ileri sürülen talebin TTK m. 1352 anlamında deniz alacağı oluşturmadığı, alacağın varlığına dair yaklaşık ispatın yetersiz kaldığı, geminin borçlunun mülkiyetinde bulunmadığı, kardeş gemi koşullarının sağlanmadığı, mahkemenin yetkisiz olduğu veya teminatın noksan gösterildiği gerekçeleriyle karara itiraz edilebilir.

İhtiyati hacze itiraz hangi yargı merciine yapılmalıdır?

İtiraz, esas hakkında dava açılmadan önce veya uyuşmazlık yabancı mahkeme yahut hakem önünde görülmekteyse ihtiyati haciz kararını vermiş olan Türk mahkemesine sunulur; şayet alacağın esasına ilişkin dava Türkiye'de görülmekteyse itirazı inceleme yetkisi davaya bakan mahkemeye aittir.

Sözleşmedeki yabancı mahkeme veya tahkim şartı ihtiyati hacze engel midir?

Hayır, taraflar arasındaki sözleşmede yabancı mahkemenin yetkili kılınması veya tahkim şartının kabul edilmiş olması, Türkiye'de bulunan bir gemi hakkında yetkili Türk mahkemesince ihtiyati haciz kararı tesis edilmesine engel oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu