Davanın reddi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi kapsamında bir hüküm türüdür. CMK m. 223/1, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararını birlikte hüküm olarak tanımlar. Bu nitelendirme, ret kararını usul açısından olağan kanun yollarına açık bir sonuç hâline getirir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Ret Kararının Koşulu: Önceki Hüküm veya Dava
CMK m. 223/7 uyarınca, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa mahkeme davanın reddine karar verir. Ret kararının verilebilmesi için hem sanık hem de fiil bakımından özdeşliğin kurulması gerekir; sanığın aynı olması yeterli olmayıp fiilin de aynı fiil olması şarttır.
İştirak biçiminin değişmesinin, örneğin birinci davada asil fail olarak yargılanan kişinin ikinci davada azmettiren sıfatıyla yer almasının özdeşliği etkileyip etkilemediği, somut olayın koşullarına göre değerlendirilen bir sorundur; hukuk yazınında çoğu olay için özdeşliğin bozulabileceği görüşü dile getirilmekle birlikte bu değerlendirme CMK m. 223/7'nin metninden doğrudan türetilemeyen bir yorum öğesidir.
Davanın Reddi, Beraat ve Düşme Arasındaki Fark
CMK m. 223, farklı sonuçlar için farklı hüküm türleri öngörür. Beraat; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, sanığın suçu işlemediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin varlığı ya da fiilin işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde verilir. Düşme ise TCK'da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması durumunda söz konusu olur; şart henüz gerçekleşmemişse durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir. Davanın reddi, aynı fiil ve sanık için önceden bir hüküm verilmiş ya da dava açılmış olduğunda söz konusu olur; koşulları ve hukuki temeli bu iki karardan farklıdır.
Mahkemenin bu hüküm türleri arasındaki tercihinde önemli bir sınır vardır: CMK m. 223/9 uyarınca, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Bu hüküm sayılan üç karar türünü kapsamakta olup ret kararını aynı madde metninde açıkça adlandırmamaktadır.
Davanın Reddi ile Zincirleme Suç ve Fikrî İçtima Kurumlarının İlişkisi
Zincirleme suç ve fikrî içtima, tek bir kovuşturma içindeki ceza belirleme sorunlarını çözerken davanın reddi ikinci bir kovuşturmanın önüne geçmeye yarar; bu iki düzlem birbirinden farklıdır. TCK m. 43/1, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilmesini, ancak bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılmasını öngörür. Aynı madde, suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini aynı suç sayar; mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu hüküm uygulanır. TCK m. 43/2 uyarınca aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi hâlinde de bu kural geçerlidir. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında ise TCK m. 43 hükümleri uygulanmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
Fikrî içtimada ise TCK m. 44/1 uyarınca fail, işlediği tek fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verirse bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Bu durum da tek kovuşturmanın içinde kalan bir ceza belirleme sorunudur; ikinci bir dosyanın açılması hâlinde değerlendirme bu kurum çerçevesinde değil, CMK m. 223/7 koşulları çerçevesinde yapılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
İstinaf Denetimi
Davanın reddi hüküm sayıldığından bu karara karşı olağan kanun yolu olarak istinaf yolu açıktır. Bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesinde şu seçeneklere başvurabilir: ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığını, delillerde ya da işlemlerde eksiklik olmadığını ve ispat değerlendirmesinin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 280Kaynağı aç
birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;[120][121][122]
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi
bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir
eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu
saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci
fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin
varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan
reddine,
b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf
yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı
cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka
aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)[123]
Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada
indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık
sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına
ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine
ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede
belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına
ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece
mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece
mahkemesine gönderilmesine,[124][125]
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma
usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde
görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde
hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü
bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer
bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden
görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye
mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi
hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca
verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde
bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da
istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.
Duruşma hazırlığı
Bölge adliye mahkemesi, belirli koşulların varlığı hâlinde hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine de karar verebilir. CMK m. 280/1-a'ya göre bu yetki; CMK m. 303/1'in ilgili bentlerindeki ihlallerin tespitini kapsar. Aynı maddenin (b) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısının başvurusunda kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasının uygun görüldüğü hâllerde de bu yola gidilebilir. CMK m. 280/1-c uyarınca, araştırma yapılmaksızın cezayı kaldıran ya da indiren şahsi sebepler veya şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı hâlinde de hukuka aykırılık düzeltilerek esastan ret kararı verilebilir. CMK m. 280/1-d ise olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi gereken hâllerde bölge adliye mahkemesine hukuka aykırılığı düzelterek esastan ret kararı verme yetkisi tanır; bu bent, ret kararına yönelik istinaf incelemesinde uygulanan özel bir düzenlemedir.
İstinaf incelemesinde bozma gerektiğinde bölge adliye mahkemesi farklı yollar izleyebilir. CMK m. 280/1-e kapsamında, ilk derece mahkemesinin kararında CMK m. 289'da belirtilen mutlak bozma nedenlerinden biri varsa hüküm bozularak dosya ilgili ilk derece mahkemesine ya da kendi yargı çevresinde uygun görülen başka bir ilk derece mahkemesine gönderilir. CMK m. 280/1-f uyarınca; soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin ya da önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ile davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan başka bir davayla birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde de hüküm bozularak dosya iade edilir. Bu sayılan hâllerin dışında kalan durumlarda ise CMK m. 280/1-g uyarınca gerekli tedbirler alındıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilir.
Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi ya istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. Bölge adliye mahkemesinin bu aşamada verdiği kararın sanık lehine olması hâlinde, istinaf başvurusunda bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanabiliyorsa bu sanıklar istinaf isteminde bulunmuşçasına karardan yararlanır.
Temyiz Yolu ve Sınırları
CMK m. 286/1 uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri kural olarak temyize taşınabilir. Ancak CMK m. 286/2 bu genel kurala çok sayıda istisna getirir. İlk derece mahkemesinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Beş yıl veya daha az hapis cezasını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları ve hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin kararlar da bu yasak kapsamındadır. Kanunda üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin kararlar ile adli para cezasını gerektiren suçlarda verilen hükümlere ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları temyize kapalıdır. Sadece eşya veya kazanç müsaderesine ya da bunlara yer olmadığına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar ile on yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar da yasak kapsamındadır. Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına veya güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez; bu bent davanın reddini kendi metninde açıkça saymamakta olup ret kararının CMK m. 286/2 kapsamındaki konumu her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı hükümde bu sınırlar içinde kalan birden fazla ceza veya karar bir arada bulunsa bile bölge adliye mahkemesi kararı yine temyize kapalı kalır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 286Kaynağı aç
dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;[131]
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları
ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun
esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)[132] Hapis cezasından
çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her
türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118
sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa
bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı
dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin
görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis
cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her
türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç
müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları
ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren
suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza
verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi
kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar
veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı
hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye
mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez.
(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.)
İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile
aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)[133]
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),
8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve
organlarını aşağılama (madde 301),
11. Silâhlı örgüt (madde 314),
12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası
ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci
fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
Hükümden önceki kararların temyizi
CMK m. 286/3, bu yasaklara önemli istisnalar getirir. Temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile belirli suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi kararları temyize taşınabilir. Bu suçlar arasında TCK'daki hakaret (m. 125/3), halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (m. 213), suç işlemeye tahrik (m. 214), suçu ve suçluyu övme (m. 215), halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (m. 216), kanunlara uymamaya tahrik (m. 217), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (m. 217/A), Cumhurbaşkanına hakaret (m. 299), devletin egemenlik alametlerini aşağılama (m. 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (m. 301), silahlı örgüt (m. 314) ve halkı askerlikten soğutma (m. 318) yer alır. Bunlara ek olarak Terörle Mücadele Kanunu'nun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkrası ile 7. maddesinin 2. fıkrasındaki suçlar ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası, 31. maddesi ile 32. maddesindeki suçlar da CMK m. 286/2'deki yasak kapsamında olsa bile temyiz yoluna taşınabilir.
Yargıtay'ın Esasa Hükmetme ve Düzeltme Yetkisi
Yargıtay, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı bozma yaptığı hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeksizin beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse davanın esasına hükmedebilir ya da hükümdeki hukuka aykırılığı düzeltebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun gördüğünde de bu yola gidebilir. Madde numarasının yanlış yazılması, hükümden sonra yürürlüğe giren kanunun cezayı azaltması ya da fiili suç olmaktan çıkarması, sanığın doğum ve suç tarihlerine göre gerekli indirimin yapılmamış ya da yanlış yapılmış olması, artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza miktarının hesabında maddî hata bulunması ve TCK m. 61'deki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmesi de Yargıtay'a bu yetkiyi tanıyan başlıca hâller arasında sayılmaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 303Kaynağı aç
hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay
davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da
düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın
düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması
gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda
yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde
doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış
ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve
mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul
edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci
hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek
cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış
ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının
belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi
yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve
Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
Yargıtay kararının gönderileceği merci
Mutlak Bozma Nedenleri
CMK m. 289, temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmemiş olsa dahi hukuka kesin aykırılık sayılan hâlleri düzenlemektedir. Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, geçerli ret istemi kabul edildiği hâlde ya da istem kanuna aykırı olarak reddedildiğinde hâkimin hükme katılması bu hâller arasında yer alır. Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, Cumhuriyet savcısı ya da duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, açıklık kuralının ihlâl edilmesi, hükmün CMK m. 230 gereğince gerekçeyi içermemesi, hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması ve hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması da mutlak bozma nedeni olarak sayılmaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 289Kaynağı aç
da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna
aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan kurallara aykırılık
Sık Sorulan Sorular
Davanın reddi kararı neden verilir?
CMK m. 223/7 uyarınca, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm ya da açılmış bir dava bulunduğunda davanın reddine karar verilir. Her iki koşulun, yani hem fiil hem sanık özdeşliğinin birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Davanın reddi kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Davanın reddi bir hüküm olduğundan bu karara karşı olağan kanun yolu olan istinafa başvurulabilir. İstinaf sonrasında temyiz de gündeme gelebilir; ancak temyize elverişlilik CMK m. 286 çerçevesinde her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Davanın reddi ile düşme aynı şey midir?
Hayır. Düşme, TCK'da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde verilirken ret, aynı fiil ve sanık için önceden bir hüküm ya da dava bulunduğunda söz konusu olur. Her ikisi de CMK m. 223 kapsamında hüküm sayılır; ancak hukuki temelleri ve koşulları farklıdır.
Zincirleme suç koşulları varken ayrı bir dava açıldığında ne olur?
Zincirleme suç hükümleri, tek bir kovuşturma içinde ceza belirleme sorununu çözer. Aynı fail ve fiil için ikinci bir kovuşturma açıldığında ise mesele TCK m. 43 kapsamında değil, CMK m. 223/7 çerçevesinde, yani davanın reddi koşulları bakımından değerlendirilir. Bu iki kurum farklı düzlemlere aittir.
Ret kararında temyiz yolu her zaman açık mıdır?
Hayır. CMK m. 286/2 çok sayıda hâlde temyiz yasağı öngörmektedir. Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına veya güvenlik tedbirine ilişkin kararlarla ilgili bölge adliye mahkemesi kararlarının temyize kapalı tutulduğunu düzenleyen bent, davanın reddini kendi metninde açıkça saymamaktadır; bu nedenle ret kararı için temyize elverişlilik suçun niteliği ve hükmedilen yaptırıma göre her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. CMK m. 286/3'te sayılan suç kategorileri ise bu yasağın dışında kalır.
Bölge adliye mahkemesi ret kararını yeniden kurabilir mi?
CMK m. 280/1-d uyarınca, olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi gereken hâllerde bölge adliye mahkemesi hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilir. Duruşma sonunda ise bölge adliye mahkemesi başvuruyu esastan reddedebilir ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

