CMK 223/2 Kapsamında Beraat Kararı ve Hukuki Nedenleri

by Avukat Erdal Ersoy
CMK 223/2 Kapsamında Beraat Kararı ve Hukuki Nedenleri

Beraat kararı, ceza yargılamasında duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra mahkemece verilen nihai hükümlerden biridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, duruşmanın sona ermesiyle birlikte beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları hüküm niteliğindedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Ceza Yargılamasında Duruşma Düzeni ve Hüküm Türleri

Ceza muhakemesinde duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm kurulması esastır. 5271 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasına göre, yalnızca zorunlu hâllerde ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasını temin etmek amacıyla duruşmaya ara verilebilir. Yargılama süreci tamamlanıp duruşmanın bittiği bildirildiğinde hâkim veya mahkeme, CMK m. 223/1'de düzenlenen hükümlerden birini tesis eder.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek
hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını
olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.
(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara
verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Duruşmanın başlaması

CMK 223/2 Kapsamında Beraat Kararı Verilmesini Gerektiren Haller

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkeme; yargılamaya konu fiilin kanunda suç şeklinde düzenlenmemiş bulunması, sanığa yüklenen fiilin sanık tarafından gerçekleştirilmediğinin sabit olması, suçun unsurları bakımından failin kast yahut taksirinin bulunmaması, eylem sanık tarafından işlenmiş olsa dahi olayda hukuka uygunluk sebebinin gerçekleşmesi veya isnat edilen fiilin sanık tarafından işlendiğinin sübuta ermemesi hallerinden birinin varlığı durumunda beraat kararı tesis eder.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/13384, K. 2022/16892Kaynağı aç
6. Ceza Dairesi         2022/13384 E.  ,  2022/16892 K.
"İçtihat Metni"
… 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2016 gün ve 2015/986 Esas, 2016/427 Karar sayılı ilamı ile sanığın 5237 sayılı TCK’nın 163/3. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir. Hükmün süresi içerisinde o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02/02/2017 gün ve 2016/196 Esas, 2017/130 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir. Kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce yapılan inceleme sonucunda hükmün 17.10.2022 tarihli 2021/17954E – 2022/13939K sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin bu kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca özetle;
Sanığa atılı 5237 sayılı TCK'nun 163/3 maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunun yaptırımı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olup TCK'nın 66/1-e. maddesi uyarınca bu suçların asli dava zamanaşımı süreleri sekiz yıl, aynı Kanun'un 67. maddesinin dördüncü fıkrası göz önüne alındığında ise kesintili dava zamanaşımı süresi on iki yıldır. Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 05.02.2008 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkında dava zamanaşımını süresi, Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin inceleme tarihinden önce 05.02.2020 tarihinde dolmuş bulunmaktadır. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin beraat hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.10.2022 tarihli 2021/17954E – 2022/13939K sayılı ilamına karşı sanık lehine itiraz edilmiştir.
Bunun üzerine itirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesinin hükmünün uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.
Birinci görüşe göre; CMK'nın 223/9. maddesinde yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; örneğin sanığın ölümü nedeniyle için dosyanın esasına girmeden, kararı bozmak ve davayı düşürmek gerekir.
Doktrin tarafından büyük ölçüde benimsenen diğer görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, iş bu karar dairesince
onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir.
Aşağıda açıklayacağımız gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz.
Bilindiği üzere, 5271 sayılı CMK’nın yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “davanın esasına girmeden”, “delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları CMK’nın 223/9. maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.
Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk amiri (Örneğin; CMK'nın 119. maddesi hükmü uyarınca aramada …), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (CMK'nın 90. maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir. ) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, CMK'nın 223/9. maddesi bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.
Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.
Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.
Kanaatimizce, “derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36 ve 38. maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme Hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “ilâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan …” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.
5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır.
Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.
Zamanaşımına ilişkin görüşümüz sanığın ölmesi durumunda da geçerlidir.
Somut olayda, sanık aleyhine, 05.02.2008 tarihinde işlediği iddia olunan karşılıksız suçundan açılan davada … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 02.02.2017 tarihinde, sanığın eylemi suç teşkil etmediğinden CMK 223/2-a maddesi uyarına beraat kararı verilmiş olup, işbu karar katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zaman aşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zaman aşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, diye davayı düşüremeyiz, yâni sanığı lekelenmiş durumda bırakamayız.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, kuruma kaydı olmayan sayaç ile elektrik kullandığı fakat sayaç üzerindeki endeksin okunduğu ayrıca kurum tarafından sanığın kiracısı olarak oturduğu ev sahibi tanık…’in 2007 yılında kuruma abone olması karşısında, sanığın eylemi suç teşkil etmediğinden CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine dair olarak verilen karar usul ve yasaya uygun olarak değerlendirilmiştir.
Öte yandan sanığa yüklenen fiilin 5237 sayılı TCK’nın 163/3. maddelesi kapsamında karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğu, aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca 12 yıllık uzamış dava zamaşımı süresine tâbi olduğu, suç tarihi olan 04.08.2008 tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğu anlaşılmış ise de; kararı bozup, dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, CMK'nın 223/9. maddesinin âmir hükmü uyarınca, sanık yönünden de usul ve yasaya uygun olan beraat kararının onanması gerekmiştir.
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.11.2022 gün ve 2017/22830 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın reddi ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 17.10.2022 tarih ve 2021/17954 Esas, 2022/13939 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE 05.12.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Emrin Yerine Getirilmesi Sorumluluğu

Yüklenen fiilin sanık tarafından işlendiği belirlense dahi somut olayda bir hukuka uygunluk nedeni varsa CMK m. 223/2-d uyarınca beraat kararı verilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24. maddesi gereğince, kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip görev gereği yerine getirilmesi zorunlu olan bir emri uygulayan kişi sorumlu tutulamaz. Buna karşın konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi takdirde emri yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanunla engellendiği durumlarda ise yalnızca emri veren sorumlu tutulur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24- (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza
verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu
olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi
takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından
engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
Meşru savunma ve zorunluluk hali

Beraat ile Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Arasındaki Ayrım

Hukuka uygunluk nedeniyle beraat hükmü kurulması ile failin kusursuzluğu sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi birbiriyle karıştırılmamalıdır. CMK m. 223/3 uyarınca; eylemin hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesiyle işlenmesi, zorunluluk hali, cebir veya tehdit etkisi altında bulunulması ile meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması hâllerinde, failin kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir.

Gerekçenin Gösterilmesi Zorunluluğu ve Gerekçeye Karşı Kanun Yolu

Mahkemelerin beraat hükmü tesis ederken CMK m. 223/2'de düzenlenen gerekçeli hallerden hangisine dayandıklarını kararlarında açıkça göstermeleri zorunludur. Kararda bu yasal nedenlerden hangisine dayanıldığının gösterilmemesi bir bozma nedeni teşkil eder.

Sanık hakkında isnadın sübut bulmaması veya delil yetersizliği gerekçesiyle CMK m. 223/2-e bendi uyarınca beraat hükmü kurulması durumunda sanık, kararı daha lehe olan bir gerekçeyle tesis edilmesi istemiyle istinaf veya temyiz kanun yoluna taşıyabilir. Eylemin kendisi tarafından işlenmediğinin sabit olması (CMK m. 223/2-b) ya da fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış bulunması (CMK m. 223/2-a) talepleri bu başvurulara konu edilebilir.

Derhâl Beraat İlkesi ve Düşme ile Durma Kararlarına Önceliği

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Kanun koyucu derhâl beraat koşullarının oluştuğu hallerde durma ve düşme gibi kararların verilmesini yasaklamıştır; bu fıkranın uygulanabilmesi bakımından beraat kararının CMK m. 223/2'de sayılan nedenlerden hangisine dayandığı ayrımı yapılmamaktadır.

Derhâl beraat hükmünün uygulama alanına ilişkin olarak yargı kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre madde gerekçesi doğrultusunda, fiilin suç oluşturmadığının ilk bakışta anlaşılması veya yeni bir yasal düzenlemeyle eylemin suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen durumlar derhâl beraat kapsamında kabul edilmektedir; bu haller dışında zamanaşımı gerçekleştiğinde öncelikle düşme kararı verilmesi öngörülmektedir. Diğer bir yaklaşımda ise masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı gözetilerek kavram geniş yorumlanmakta; delillerin serbestçe takdiri suretiyle yargılamanın geldiği aşamada ilave araştırma veya delil toplamaya gerek duyulmaksızın usul ve yasaya uygun beraat kararı verilebiliyorsa zamanaşımı gerçekleşse veya sanık vefat etse dahi beraatin düşmeye tercih edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin (E. 2022/13384, K. 2022/16892) bu geniş yoruma dayanan kararına karşı yapılan itiraz sonucunda dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/4087, K. 2023/11024Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2023/4087 E.  ,  2023/11024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/298 E., 2023/611 K.
ŞİKÂYETÇİ : …
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan Ret
Sanığın temyiz talebi yönünden, 19.04.2023 tarihli temyiz dilekçesinde, istinaf başvurusunun düşme kararı verilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verildiğini, bu karar nedeniyle mağdur olacağını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğini talep etmesi karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası; "Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez." şeklinde düzenlenmenin olduğu, derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme hükmüne yönelik sanığın temyizinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Şikayetçi kurumun temyiz talebi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında duruşmalardan haberdar edilmeyen ve gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen şikayetçi kurumun suçtan doğrudan doğruya zarar gördüğü belirlenerek, 5271 sayılı kanun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği davaya katılma hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/591 Esas, 2022/1130 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2023/298 Esas, 2023/611 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında açılan kamu davasının olağan zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle düşürülmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, zamanaşımını süresinin dolmadığına ve bu nedenle verilen hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Sanığın temyiz istemi, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
9.04.2023 tarihli temyiz dilekçesinde, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiğini, bu karar nedeniyle mağdur olacağını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğini talep etmesi karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası; "Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez." şeklinde düzenlenmenin olduğu, derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme hükmüne yönelik sanığın temyizinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, suçtan zarar gören Milli Eğitim Bakanlığı'na yargılama aşamasında iddianame ve duruşma günü ile yokluğunda karar verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tebliğ edilmediğinden bu kararın usulüne uygun kesinleşmediği, bu nedenle zamanaşımını kesen son işlemin sanığın sorgusunun yapıldığı 12.11.2013 tarihi olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar olağan zamanaşımının gerçekleştiği ve bu hususun yasal ve yeterli olarak açıklanması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2023/298 Esas, 2023/611 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/5023, K. 2024/1496Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2022/5023 E.  ,  2024/1496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/29 E., 2022/152 K.
SUÇ : Tefecilik (sanık … hak.), dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik (sanık … hak.)
HÜKÜMLER : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/152 … Kararının sanık … müdafii ile katılan Hazine vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 … ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davasına 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 … Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma … olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da bu suçlardan verilen hükümleri temyiz … vermeyeceği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği Hazine vekilinin sanıklardan … hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 … Kanun'un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, 1412 … Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 … Kanun) 253 üncü maddesinin altıncı fıkrasına paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 … Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 … Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık … hakkında tefecilik suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, bahse konu suçtan verilen düşme hükmüne yönelik temyiz hakkının olmadığı belirlenmiştir.
Katılan Hazine vekilinin tefecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına ilişkin olarak ise; … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2021 tarihli ve 2020/627 Esas, 2021/1120 … Kararına konu eylem için 5237 … Türk Ceza Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırı, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın türü ve mahiyeti ile bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 … Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" ve (h) bendindeki; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar"ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenlemeler ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan Hazine vekilinin tefecilik suçundan verilen hükme yönelik de temyize … olmadığı tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan hükme yönelik katılan Hazine vekilinin ve adı geçen sanık müdafiinin temyiz itirazları ile sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen kararlara yönelik Hazine vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 … Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 … Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.

Beraat Kararının Adli Sicil Kaydına Etkisi

Adli sicil kaydında kişiler hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri ile güvenlik tedbiri kararları yer alır. Bu nedenle sanık hakkında tesis edilen beraat kararları adli sicil kaydına kaydedilmez ve sabıka kaydında görünmez.

Beraat kararı adli sicil kaydında görünür mü?

Beraat kararları adli sicil kaydında yer almaz; adli sicile yalnızca kişiler hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri ile güvenlik tedbiri kararları işlenir.

Delil yetersizliğinden beraat eden sanık kararın gerekçesine itiraz edebilir mi?

Evet, sanık CMK m. 223/2-e gereğince delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararını; eylemin işlenmediğinin sabit olması veya fiilin suç tanımlanmaması gibi daha lehe bir gerekçeyle kurulması istemiyle istinaf veya temyiz kanun yoluna taşıyabilir.

Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilebilir mi?

Hayır, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkarılması durumunda ne karar verilir?

Kanun değişikliği ile yüklenen fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlinde, CMK m. 223/9 kapsamında ilave araştırmaya gerek kalmaksızın derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu