Dava dilekçesinde davalının adresi ve kimlik numarasının eksik bırakılması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi kapsamında farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Davalının adı, soyadı ve adresi HMK m. 119/1(b) uyarınca dilekçede bulunması zorunlu unsurlar arasında sayılmakta; eksikliği halinde hâkim davacıya bir haftalık kesin süre vermekte, süre içinde tamamlanmaması üzerine dava açılmamış sayılmaktadır. Kimlik numarası ise madde metninde yalnızca davacı için ayrıca düzenlenmiş olup davalının kimlik numarasının da zorunlu sayılıp sayılamayacağı, Anayasa m. 36 kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı bağlamında değerlendirmeye konu olmuştur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
HMK m. 119 Çerçevesi: Zorunlu Unsurlar ve Kesin Süre Mekanizması
6100 sayılı Kanun'un 119. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, davacı ile davalının adı, soyadı ve adresinin dava dilekçesinde yer almasını zorunlu kılmaktadır. Aynı maddenin (c) bendi davacının T.C. kimlik numarasını ayrıca saymakta; davalının kimlik numarasına bu bentte yer verilmemektedir. Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri de (ç) bendi uyarınca dilekçede bulunmalıdır.
Maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan unsurların eksik olması halinde hâkimin davacıya bir haftalık kesin süre vereceğini ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağını öngörmektedir. Davalının adı, soyadı ve adresini düzenleyen (b) bendi ile davacının kimlik numarasını düzenleyen (c) bendi bu kesin süre mekanizmasının kapsamındadır. Buna karşılık dayanılan hukuki sebepler, açık talep sonucu ve imza gibi (a), (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki eksikliklerin bu mekanizma dışında tutulduğu görülmekte; ancak bu bentlerin eksikliğine bağlanan hukuki sonuç madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.
Kimlik Numarası Eksikliği ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Anayasa'nın 13. ve 36. maddeleri kapsamında mahkemeye erişim hakkına yapılacak bir müdahalenin meşru sayılabilmesi için kanunla öngörülmüş, haklı bir sebebe dayanan ve ölçülü olması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, 22.05.2024 tarihli ve 2022/31465 başvuru numaralı kararında, dava dilekçesinde bulunması zorunlu olmayan kimlik numaralarının bildirimi için davacıya kesin süre verilmesinin ve bu eksikliğin tamamlanmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu karar 22.10.2024 tarihli ve 32700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
HMK m. 119/1(c) uyarınca T.C. kimlik numarası yalnızca davacı bakımından zorunlu unsur olarak sayılmış; davalının kimlik numarasına ilişkin ayrı bir hüküm bu maddede yer almamaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/14841, K. 2024/2137 sayılı kararına karşı oy yazan üyeler de davacının yalnızca kendi T.C. kimlik numarasını bildirmekle yükümlü kılındığını, davalının kimlik numarasını bildirme yükümlülüğünün yasal dayanağının bulunmadığını savunmuştur. Bununla birlikte bu görüş azınlıkta kalmış, anılan kararın çoğunluğu davanın açılmamış sayılmasını onamıştır. Kimlik numarası yükümlülüğü konusunda çoğunluk ile azınlık görüşleri ayrışmakta olup Anayasa Mahkemesi'nin kanuni dayanak bulunmadığına ilişkin tespiti bu tartışmaya ayrı bir boyut katmaktadır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14841, K. 2024/2137Kaynağı aç
Davalı Adresinin Eksikliğinde Ölçülülük Sorunu
Anayasa Mahkemesi, 22.05.2024 tarihli 2022/31465 başvurusunda davalı adresinin eksikliğine dayalı davanın açılmamış sayılması kararını Anayasa m. 13 ve m. 36 çerçevesinde değerlendirmiştir. Söz konusu başvuruda, adres eksikliğine dayalı müdahale bakımından kanuni dayanak koşulunun bulunduğu; bununla birlikte başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı tespit edilerek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Bu ölçülülük değerlendirmesinde Anayasa Mahkemesi, tapu kaydında çok sayıda hissedar bulunduğu ve bu kişilerin adreslerinin tümünün tapu kayıtlarında yer almadığı durumlarda tüm davalıların adreslerini gösterme yükümlülüğünü davacı tarafa yüklemenin ağır sonuçlar doğurabildiğini tespit etmiştir. Öte yandan mahkemenin, tapu kaydında görülen hissedarların adreslerini çeşitli kurumlar aracılığıyla araştırabileceğini de bu değerlendirmede gözetmiştir.
Yargıtay'ın Adresi Bilinmeyen Davalılara Yaklaşımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5492, K. 2013/21835 sayılı kararında, davacının dava dilekçesinde bildirmediği davalı adresini kendisine verilen bir haftalık süre içinde de tespit edememesi halinde davanın açılmamış sayılmayacağına hükmetmiştir. Bu durumda mahkemenin araştırma yapması ve gerekirse ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu karar marka hakkına tecavüz ve internet ihlali olgusuna ilişkin olup kararın kapsamı bu dava türüyle sınırlıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5492, K. 2013/21835Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/266, K. 2015/1547 sayılı ve 10.06.2015 tarihli kararında ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin bir uyuşmazlıkta, davacı vekilinin dahili davalı tapu maliklerinin açık adreslerini bilmediğini süresinde belirtmesi üzerine mahkemenin öncelikle MERNİS kayıtlarından adres araştırması yapması gerektiğine oyçokluğuyla hükmetmiş; HMK m. 119/1(b) ve m. 119/2'nin bu koşullarda uygulama yeri bulmadığı görüşünü benimsemiştir. Bununla birlikte karar oyçokluğuyla verilmiş olup azınlık görüşü söz konusu hükmün emredici niteliğini ve kesin süre uygulanması gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/266, K. 2015/1547Kaynağı aç
Adres Tespitinde Mahkemenin Görev Alanı ve İçtihat Ayrılığı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/7988, K. 2020/2123 sayılı kararında, davalıya yönelik tebligat için zabıta araştırması yaptırılması, kamu kurum ve kuruluşlarından adres sorulması ve dava dilekçesinin tebliğe çıkarılması mahkemenin görevi olarak nitelendirilmiş; bu işlemler için davacı tarafa kesin süre verilemeyeceği, yalnızca adres tespit edildikten sonra tebligat masrafını yatırması için süre verilebileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan aynı dairenin E. 2021/14841, K. 2024/2137 sayılı ve daha sonraki tarihli kararında çoğunluk, kesin süreye uyulmaması üzerine davanın açılmamış sayılmasını onaylamıştır. Bu iki karar, mahkemenin adres araştırması görevi konusunda birbiriyle çelişmekte olup içtihat bu noktada birleşmiş değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/7988, K. 2020/2123Kaynağı aç
Bu ayrılık, yalnızca somut davanın koşullarına bağlı bir seçim serbestisinden değil, genel usul yorumuna ilişkin farklı görüşlerden kaynaklanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/266, K. 2015/1547 sayılı kararındaki azınlık görüşü de HMK m. 119/2'nin kamu düzenine ilişkin emredici bir usul kuralı olduğunu ve kesin süre verilmesinin zorunlu olduğunu savunmuştur. İçtihat ayrılığının hangi yönde sonuçlanacağı mevcut verilere dayanılarak kesin olarak belirlenememektedir.
Davalının yurt dışında bulunduğunun anlaşılması halinde ise davalının Türk vatandaşı olup olmadığının, nüfusa kayıtlı olduğu yerin ve hâlen yurt içinde mi yurt dışında mı ikamet ettiğinin kimlik ve pasaport kayıtlarından yararlanılarak tereddütsüz biçimde belirlenmesi gerekmektedir.
Paylı Mülkiyet Davalarında Adres Bildirimi Güçlüğü
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi, kural olarak her paydaşa taşınmazın paylaşılmasını isteme hakkı tanımaktadır. Paylaşmayı isteme hakkı hukuki bir işlemle en çok on yıllık süreyle sınırlandırılabilir; taşınmazlarda bu sözleşmeler resmî şekle bağlı olup tapu kütüğüne şerh verilebilir. Çok sayıda paydaşın taraf olduğu ortaklığın giderilmesi davalarında tapu kaydındaki tüm hissedarların adreslerinin davacı tarafından tespit edilmesi güçleşebilmektedir. Anayasa Mahkemesi, 2022/31465 başvurusundaki ölçülülük değerlendirmesinde, bu tür davalarda tüm adreslerin davacıya yüklenmesinin ağır sonuçlar doğurabileceğini gözetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise E. 2014/266, K. 2015/1547 sayılı kararında, davacı vekilinin bildirimi üzerine mahkemenin MERNİS kayıtlarına başvurması gerektiğini oyçokluğuyla kabul etmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 698Kaynağı aç
İhlal Tespit Edilmesi Halinde Yeniden Yargılama
Anayasa Mahkemesi'nin 2022/31465 başvurusuna ilişkin kararında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş; ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı değerlendirilerek tazminat talebi reddedilmiştir. Bu değerlendirmenin söz konusu başvurunun özgün koşullarına özgü olduğu ve her olaya aynı şekilde uygulanmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Dava dilekçesinde davalının adresi yazılmazsa ne olur?
Davalının adresi HMK m. 119/1(b) uyarınca dilekçede bulunması zorunlu unsurlar arasındadır. Eksiklik halinde hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir; süre içinde tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/266, K. 2015/1547 sayılı kararına göre, davacı bu süre içinde adresi bilmediğini bildirdiğinde mahkemenin MERNİS kayıtları aracılığıyla araştırma yapması ve HMK m. 119/2'yi uygulamaması gerektiği oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Bununla birlikte, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin daha sonraki tarihli E. 2021/14841, K. 2024/2137 sayılı kararında çoğunluk, kesin süreye uyulmaması üzerine davanın açılmamış sayılmasını onaylamıştır. İçtihat bu noktada birleşmiş değildir.
Davalının T.C. kimlik numarası dava dilekçesinde zorunlu mudur?
HMK m. 119/1(c) yalnızca davacının T.C. kimlik numarasını zorunlu unsur olarak saymakta; davalının kimlik numarasına ilişkin ayrı bir düzenleme bu maddede yer almamaktadır. Anayasa Mahkemesi, 22.05.2024 tarihli 2022/31465 başvuru numaralı kararında, dava dilekçesinde bulunması zorunlu olmayan kimlik numaralarının bildirimi için kesin süre verilmesinin ve süreye uyulmaması üzerine davanın açılmamış sayılmasının kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Adres eksikliği nedeniyle davanın açılmamış sayılması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder mi?
Anayasa Mahkemesi, 2022/31465 başvurusunda adres eksikliğine dayalı davanın açılmamış sayılması kararını değerlendirmiş; bu müdahale bakımından kanuni dayanak koşulunun bulunduğunu kabul etmekle birlikte başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğunu ve müdahalenin ölçülü olmadığını tespit ederek Anayasa m. 36 kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Özellikle çok sayıda hissedarlı taşınmazlara ilişkin davalarda tüm adreslerin davacıya yüklendiği durumlarda bu ölçülülük sorunu daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır.
Mahkeme adres tespiti için davacıya kesin süre verebilir mi?
Bu konuda Yargıtay'ın farklı kararları arasında ayrılık bulunmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/7988, K. 2020/2123 sayılı kararında, davalı adresinin tespiti ve tebligat işlemlerinin mahkemenin görev alanında olduğu, bu işlemler için davacıya kesin süre verilemeyeceği ve yalnızca adres tespit edildikten sonra tebligat masrafı için süre verilebileceği hükme bağlanmıştır. Aynı dairenin E. 2021/14841, K. 2024/2137 sayılı ve oyçokluğuyla verilen daha sonraki kararında ise kesin süreye uyulmaması üzerine davanın açılmamış sayılması onanmıştır. İçtihat bu noktada birleşmiş değildir.
Ortaklığın giderilmesi davasında tüm paydaşların adresleri davacıdan istenebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/266, K. 2015/1547 sayılı kararında, tapu maliklerinin adreslerini bilmeyen davacı vekilinin bunu süresinde bildirmesi halinde mahkemenin MERNİS kayıtlarına başvurması gerektiği oyçokluğuyla benimsenmiştir. Anayasa Mahkemesi de 2022/31465 başvurusunda, çok sayıda hissedar bulunan taşınmazlarda tüm adresleri davacıdan istemenin ağır sonuçlar doğurabileceğini ölçülülük değerlendirmesinde dikkate almıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

