Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin birinci fıkrasına göre bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda bir oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Savunmada fiilin bu maddeye girip girmediği, görevin sürdüğü sırada işlenip işlenmediği ve aleniyetin gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı ele alınır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 299Kaynağı aç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi
hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan
dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Devletin egemenlik alametlerini aşağılama
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/3601, K. 2019/2066Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Cumhurbaşkanına hakaret
Hüküm : TCK'nın 299/1-2, 43/1, 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet (2 kez)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında TCK’nın 299/1. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan yargılama yapılarak ceza verilmiş ise de;
Ayrıntıları Dairemizin 22.06.2017 tarih ve 2016/4256 Esas, 2017/4789 Karar ve 18. Ceza Dairesinin 31.01.2017 tarih ve 2016/16471 Esas, 2017/987 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Cumhurbaşkanına hakaret suçunun faili herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil andiçmeyle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gereklidir (CGK 02.04.1990 tarih 84/106 sy karar).
Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdikten sonra, bu görevle ilgili olarak hakaret edilse dahi, TCK'nın 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu değil, TCK'nın 125. ya da 130. maddelerinde düzenlenen hakaret suçlarına vücut verecektir.
TCK'nın 125/1. fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü fıkrasında ise nitelikli halleri düzenlenmiştir.
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda, hakaretin yalnızca görevin yerine getiriliş biçimiyle ilgili olması şart değildir. Hakaret, kamu görevlisinin görevine veya görevin yerine getiriliş biçimine yönelik olabilir. Herhangi bir kamu görevine karşı duyulan düşmanlık sebebiyle o görevi ifa eden veya etmiş olan görevliye hakaret halinde de illiyet bağının varlığının kabulü gerekmektedir. Ayrıca TCK'nın 299. maddesinden farklı olarak, görevin yapılması sırasında veya yapılmasından sonra görev nedeniyle işlenen hakaret ile TCK'nın 125/3-a maddesinde düzenlenen suç oluşabilir.
Bu bilgiler ışığında somut olayda, 02.08.2015 günü saat 01:10 sıralarında başka bir olay nedeniyle gözaltına alınan sanığın nezarethanede iken, suç tarihi itibariyle Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiş olan mağdura kamu görevinden kaynaklı olarak hakaret ettiğinin ve eylemin 5237 sayılı Kanunun 125/3-a fıkrasında düzenlenen "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret" suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, hukuki nitelendirmede ve vasıflandırmada hataya düşülerek, eylemin anılan Kanunun 299/1 maddesine uyduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
II-Kabul ve uygulamaya göre ise;
1-Sanığın mağdur …’e yönelik eylemi açısından iddianamede talep edilmemiş olan TCK’nın 299/2 ve 43/1. maddelerinin, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma verilmeden uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Cumhurbaşkanına hakaret suçunda ağırlaştırıcı hal olarak düzenlenen aleniyetin gerçekleşmiş sayılabilmesi için, failin bulunduğu ve suçu oluşturan söz veya hareketin gerçekleştiği yerin belirli olmayan çok sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılayabilme olasılığı olan veya suç mağdurunun bu hareket ve sözleri işittiği ve algıladığı yerin bu tür bir ortam olması ve failin de bunu bilmesi yeterli olup, somut olayda gözaltında iken nezarethanede mağdurlara hakaret eden sanığın eyleminde aleniyet unsurunun gerçekleşmiş sayılamayacağı gözetilmeden verilen cezalarda TCK'nın 299/2 maddesi gereğince artırım yapılması,
3-Sanığın suç tarihinde mağdurlara yönelik hakaret içeren ve kovuşturma izni verilen tek eylemi olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 43/1. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-TCK'nın 43. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması sırasında, hesap hatası sonucu “1 yıl 8 ay 12 gün hapis cezası” yerine “1 yıl 8 ay 13 gün hapis cezası” belirlenmek suretiyle fazla ceza tayini,
5-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.03.2019 tarihinde 1 nolu bozma sebebi yönünden üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer bozma sebepleri yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY:
Sanığın olay tarihinde fiili görev yapan Cumhurbaşkanı ve görev süresi bitmiş Cumhurbaşkanına yönelik olarak "…'ı … S., …'ü S…" şeklinde hakaret etmesi eyleminin Türk Ceza Hukuku açısından tek suç mu, TCK 44 maddesi gereğince fikri içtima kuralları sonucu en ağır suçtan mı cezalandırılması gerektiği, yoksa iki ayrı suçtan mı cezalandırılması gerektiği, iki ayrı suçtan cezalandırma gerektiği durumda iki suçun da Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299. maddesi gereğince mi cezalandırılması gerektiği, yoksa fiilen görev yapan Cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı TCK 299. maddesi gereğince cezalandırılması, suç tarihi itibariyle Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiş olan mağdura kamu görevinden kaynaklı olarak hakaret ettiğinin ve eylemin 5237 sayılı Kanunun 125/3-a fıkrasında düzenlenen "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret" suçundan mı cezalandırılması gerektiği konularının tartışılması gerektiği,
Dairemizce yapılan müzakere sonucu sanığın eyleminin Cumhurbaşkanı …'a yönelik eylemden dolayı TCK 299. maddesi gereğince "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan cezalandırılması gerektiği, …'e yönelik eyleminden dolayı da suç tarihi itibariyle Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiş olan mağdura kamu görevinden kaynaklı olarak hakaret ettiğinin ve eylemin 5237 sayılı Kanunun 125/3-a fıkrasında düzenlenen "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret" suçundan cezalandırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Kabule göre mahkemenin yaptığı hatalar konusunda oybirliğiyle karar verildiği, ancak yukarıda belirtilen suçun tek suç mu, iki ayrı suç mu, TCK 44. maddesi gereğince ağır olan suçtan cezalandırılması gerektiği kuralının uygulanıp uygulanmaması noktasında çoğunluk görüşünden farklı olarak sanığın eyleminin iki ayrı suç olduğu, ancak TCK 44. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
1-Sanığın eylemi hukuki anlamda tek fiil teşkil ettiğinden (tek suç) sanık hakkında hakaret suçlarından en ağırı olan "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan cezalandırılarak birden fazla kişiye hakaret ettiğinden hakkında TCK 43. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği görüşüne katılmadığımızdan ayrıntılı açıklama yapılmamıştır.
2-Fikrî İçtima başlığıyla TCK'nın 44. maddesinde yapılan düzenlemede; "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." hükmüne yer verildiği,
Kanun koyucu işlediği fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır cezayla cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde "non bis in idem" kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmesini amaçlamış, "erime sistemi"ni benimsemek suretiyle bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesiyle yetinilmesini tercih etmiştir. Fikri içtimada, fiil ya da hareketin tek olması, doğal anlamda değil, hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir (CGK 04.11.2014 gün, 733/483, 16.09.2014 gün, 431/377 sayılı kararları).
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararlarında sanığın eylemlerinin hukuki anlamda tek bir fiil olduğu, bu fiille birden fazla farklı suçun işlendiği ve bu nedenle TCK 44. maddesinde düzenlenmiş bulunan farklı neviden fikri içtima şartlarının oluştuğu, TCK 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Olayımızda; sanığın olay tarihinde fiili görev yapan Cumhurbaşkanı ve görev süresi bitmiş Cumhurbaşkanına yönelik olarak "…'ı … S., …'ü S…" şeklinde hakaret etmesi eyleminin hem Cumhurbaşkanı …'a yönelik eylemden dolayı TCK 299. maddesi gereğince "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu oluşturduğu hem de …'e yönelik eyleminden dolayı da suç tarihi itibariyle Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiş olan mağdura kamu görevinden kaynaklı olarak hakaret etmesi nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanunun 125/3-a fıkrasında düzenlenen "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret" suçunu oluşturduğu ve Türk Ceza Kanununun 44. maddesi gereğince fikri içtima kuralları gereğince en ağır suçtan cezalandırılması gerekir. Olayımızda, sanık hakkında kanunda yer alan her iki suçun alt ve üst sınırları dikkate alındığında TCK 299 sayılı maddede yer alan "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunun daha ağır bir suç olduğu ve bu suçtan cezalandırılması gerekirken her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması usul ve yasaya aykırıdır.
Kanuni düzenlememizde bu iki suçun da saygınlığı korumaya yönelik düzenleme olduğu, birinin (TCK 125/3-a) kamu görevlisinin saygınlığını korumaya yönelik, diğerinin (TCK 299) devletin ve organlarının saygınlığını korumaya yönelik işlenen suç olması ve re'sen soruşturulması gereken suçlardan olması nedeniyle TCK 44. maddesinin uygulanması konusunda Yargıtay uygulamasında bir sorun yoktur.
Kanımca; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında: sanık hakkında TCK 44. maddesi gereğince "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." hükmü gereğince her iki suçtan ayrı ayrı değil, sadece kanuni düzenlememizde en ağır suç olarak düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu düzenleyen TCK 299 maddesi gereğince cezalandırılması yasal zorunluluk olduğundan kararın bu yönden de bozulması gerekmesi nedeniyle çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Cezanın çerçevesi ve suçun dönemi
Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin birinci fıkrası, Cumhurbaşkanına hakaret için hapis cezasının alt sınırını bir yıl, üst sınırını dört yıl olarak belirler. Bu fıkrada adli para cezası seçeneği yer almaz. Aleniyet nedeniyle artırım ve kovuşturma izni, maddenin sonraki fıkralarında ayrıca düzenlenir; bunlar birinci fıkradaki temel cezanın yerine geçmez.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/3601 esas ve 2019/2066 karar sayılı kararında failin herkes olabileceği, Cumhurbaşkanlığı sıfatının seçimle değil andiçmeyle başladığı ve suçun görevin devamı sırasında işlenmesinin gerekli olduğu kabul edilmiştir.
Aynı kararda, Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdikten sonra bu görevle ilgili hakaretin 299. maddedeki suçu oluşturmayacağı; koşullarına göre 125. veya 130. maddedeki hakaret suçlarına yol açabileceği kabul edilmiştir. İncelenen olayda görevi sona ermiş kişiye yönelik eylem, 125. maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret olarak nitelendirilmiş ve 299. maddenin birinci fıkrası üzerinden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
Daire, kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette sözün yalnız görevin yerine getiriliş biçimiyle ilgili olmasını şart saymamıştır. Görev nedeniyle yapılan hakaret, görevin yapılması sırasında veya yapılmasından sonra da 125. maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendindeki suçu oluşturabilir. Bu açıklama, 299. maddedeki düzenlemeden farklı bir hüküm olarak ele alınmıştır.
Buna karşılık aynı karardaki karşı oy, görevi süren ve görevi sona ermiş kişilere yönelik sözlerin ayrı ayrı değil, Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca yalnızca en ağır suç olarak görülen Cumhurbaşkanına hakaretten cezalandırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bir numaralı bozma sebebi oy çokluğuyla kabul edildiğinden bu görüş, kararın benimsenen sonucu değildir.
Aleniyet ve cezanın artırılması
Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası, suçun alenen işlenmesi hâlinde verilecek cezanın altıda bir oranında artırılacağını düzenler. Fıkra 29/6/2005 tarihinde değiştirilmiştir. Hangi fiilin aleni sayılacağı bu fıkrada tanımlanmaz; artırım, aleniyetin ayrıca belirlenmesine bağlıdır.
Genel hakaret suçunda Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin dördüncü fıkrası da hakaretin alenen işlenmesi hâlinde cezayı altıda bir oranında artırır. Bu hüküm, 299. maddenin ikinci fıkrasının yerine uygulanacak ortak bir kural değildir. Cumhurbaşkanına hakarette aleniyet artırımının dayanağı, 299. maddenin kendi ikinci fıkrasıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/3601 esas ve 2019/2066 karar sayılı kararında aleniyet için, söz veya hareketin gerçekleştiği yerin ya da mağdurun bunları algıladığı yerin belirli olmayan çok sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığı bulunan bir ortam olması ve failin bunu bilmesi yeterli görülmüştür. Bu ölçü, o kararın somut olay incelemesindeki kabuldür.
Aynı kararda gözaltında ve nezarethanede söylenen hakaret bakımından aleniyet gerçekleşmiş sayılamayacağı kabul edilmiş, buna rağmen 299. maddenin ikinci fıkrasıyla artırım yapılması bozma nedeni sayılmıştır. Bu sonuç, o dosyadaki nezarethane koşullarına ilişkindir ve her kapalı yer için genel bir kural oluşturmaz.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/4827 esas ve 2017/3963 karar sayılı kararında, hakaret içerdiği ileri sürülen yazının Facebook adlı sosyal paylaşım platformundan paylaşılması, paylaşımı kendiliğinden aleni hâle getirmemiştir. Daire, aleniyetin tartışılmasını ve sonucuna göre birinci fıkrayla belirlenen cezadan ikinci fıkra uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesini gerekli görmüştür.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/4827, K. 2017/3963Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Cumhurbaşkanına hakaret
Hüküm : TCK’nın 299/1, 62, 50/1-a, 52/4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-) Hakaret kabul edilen “hain” kelimesini de içeren yazı amaç, kapsam ve bağlam noktalarında bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tercih edilen ifadenin doğrudan Cumhurbaşkanı’nın şeref ve saygınlığına yönelmeyip Cumhurbaşkanının, milli güvenlik ve dış politikalarla ilgili tutumuna yönelen ağır eleştiri mahiyetinde olup ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesinde zorunluluk bulunduğundan hukuka aykırılık unsuru taşımadığından unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) Kabul ve uygulamaya göre de,
a-) Sanığın hakaret içeren yazıyı facebook isimli sosyal paylaşım platformu üzerinden paylaşması karşısında, hakaret suçunun aleniyet içerip içermediği tartışılıp neticesine göre, TCK 299/1. maddesi gereğince tayin olunan cezadan TCK'nın 299/2. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi
b-) Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında re'sen uygulama yapılabileceği nazara alındığında hüküm fıkrasında TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ihtarat yapılması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 04.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eleştiri ile hakaret ayrımı
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/4827 esas ve 2017/3963 karar sayılı kararında yazı; amaç, kapsam ve bağlamıyla değerlendirilmiştir. Daire, tercih edilen ifadenin doğrudan Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığına yönelmediğini, milli güvenlik ve dış politikaya ilişkin tutumuna yönelik ağır eleştiri niteliğinde olduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesi gerektiğini bu dosyadaki yazı bakımından kabul etmiştir. Bu gerekçe, o yazı ve dosyayla sınırlıdır.
Kovuşturma izni ve ek savunma
Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin üçüncü fıkrası, bu suçtan dolayı kovuşturma yapılmasını Adalet Bakanının iznine bağlar. Fıkra şikâyet süresini, izin vermeye yetkili makamın teşkilatını veya başvurunun şeklini düzenlemez.
Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla karşılaşan kişiler, suç işlememişlerse suçlamayı kabul etmeyip hukuki yardım almalıdır. Bir avukat tutarak kendilerini savunma haklarını kullanabilirler.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin birinci fıkrasına göre sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip savunmasını yapabilecek duruma getirilmedikçe, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başka bir hükümle mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren hâller ilk kez duruşmada ortaya çıkarsa aynı kural uygulanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 226Kaynağı aç
haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça,
iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden
başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin
uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında
aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek
savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı
bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan
onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim
yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan
bildirimler yeterli kabul edilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Karar
ve Hüküm
Müzakereye katılacak hâkimler
Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde süre, istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için verilir. Sürenin uzunluğu bu hükümde belirlenmez. Önceki fıkralardaki bildirimler sanığa ve varsa müdafie yapılır; müdafi, sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyadaki son adresine bildirim yapılamazsa veya bildirime rağmen duruşmaya gelmezse, müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, iddianamede talep edilmeyen 299. maddenin ikinci fıkrası ile 43. maddenin birinci fıkrasının, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi gereğince ek savunma verilmeden uygulanmasını savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmiştir.
Aynı daire, kovuşturma izni verilen hakaretin tek eylem olduğunu kabul ederek Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağını bozma nedeni saymıştır. Tek fiil ve fikrî içtima konusunda karşı oy farklı düşünmüşse de bu farklılık dairenin çoğunluk sonucu değildir.
İspatta başvurulan araçlar
İspat araçları arasında tanık beyanı, basın kuruluşunun sesli veya görüntülü kaydı ve sosyal medya ekran görüntüleri sayılmıştır. Kalabalık önünde gerçekleştiği ileri sürülen olayda tanık anlatımına, kayıt sırasında işlendiği ileri sürülen olayda sesli ve görüntülü kayda, sosyal medya üzerinden işlendiği ileri sürülen olayda ise ekran görüntüsüne başvurulabileceği anlatılır.
Bu anlatım, sayılan araçlardan her birinin suçu kesin biçimde kanıtladığı veya ekran görüntüsünün aksi ortaya konulamayacak bir ispat oluşturduğu anlamına gelmez. Araçlar genel örnek olarak belirtilmiştir.
Bozmaya konu diğer noktalar
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle hükmün bu iptal doğrultusunda kurulması zorunluluğunu bozma nedenleri arasında göstermiştir.
Daire, sanığın temyiz itirazlarını yerinde görerek hükümlerin sayılan sebeplerle bozulmasına 14.03.2019 tarihinde karar vermiştir. Bir numaralı bozma sebebi oy çokluğuyla, diğer bozma sebepleri oybirliğiyle kabul edilmiştir. Karar, ret veya mahkûmiyet sonucu içermez.
Sık sorulan sorular
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin birinci fıkrasına göre ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Suç alenen işlenirse aynı maddenin ikinci fıkrası bu cezayı altıda bir oranında artırır.
Kovuşturma için izin gerekir mi?
Evet. Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Fıkra, şikâyet süresi veya başvurunun şeklini düzenlemez.
Sosyal medya paylaşımı kendiliğinden aleni midir?
Facebook paylaşımının bulunduğu bir dosyada paylaşım kendiliğinden aleni kabul edilmemiştir. Aleniyetin tartışılması ve sonucuna göre 299. maddenin ikinci fıkrasındaki artırımın değerlendirilmesi gerekli görülmüştür.
Görev sona erdikten sonra aynı suç oluşur mu?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, görev sona erdikten sonra görevle ilgili hakaretin 299. maddedeki suçu değil, koşullarına göre 125. veya 130. maddedeki hakaret suçlarını oluşturabileceğini kabul etmiştir. İncelenen olayda eylem, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret olarak nitelendirilmiştir.
İddianamede olmayan artırım doğrudan uygulanabilir mi?
Sanık, hukuki nitelikteki değişiklikten önce haber verilip savunma yapabilecek duruma getirilmeden iddianamede gösterilen hükümden başka bir hükümle mahkûm edilemez. Cezayı artıran hâl ilk kez duruşmada ortaya çıkarsa aynı bildirim ve savunma kuralı uygulanır.
Ağır eleştiri her zaman hakaret sayılır mı?
Hayır. İncelenen bir yazı, amaç, kapsam ve bağlamıyla doğrudan şeref ve saygınlığa değil, milli güvenlik ve dış politikaya ilişkin tutuma yönelik ağır eleştiri olarak kabul edilmiştir. Bu kabul o yazı ve dosyayla sınırlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

