Çocukların Zararlı Dijital İçeriklerden Korunması

by Avukat Erdal Ersoy
Çocukların Zararlı Dijital İçeriklerden Korunması

Çocukların Dijital Ortamda Korunmasının Normatif Temelleri

Çocukların şiddet ve zararlı ögeler içeren dijital oyunlar ile internet yayınlarından korunmasına ilişkin mevzuatta müstakil bir dijital oyun kanunu bulunmamaktadır. Koruma mekanizması; çocuk hukuku, bilişim hukuku, medya hukuku ve ceza hukukunun kesiştiği çok katmanlı kurallar bütünü üzerinden işletilmektedir. Bu doğrultuda Çocuk Koruma Kanunu m. 4 hükmü uyarınca çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve esenliğinin gözetilmesi ile insan haklarına dayalı, süratli ve etkili usullerin izlenmesi esastır. Bu temel ilke, internet mecraları ve çevrim içi oyun platformlarına yönelik tüm hukuki ve idari değerlendirmelerde yol gösterici bir normatif zemin oluşturmaktadır.

5651 Sayılı Kanun Kapsamında İçeriğin Çıkarılması ve Erişim Engelleme Usulü

5651 sayılı Kanun m. 8/A fıkra 1 uyarınca; yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerine bağlı olarak hâkim tarafından içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhurbaşkanlığı veya kamu düzeni, millî güvenlik, suçun önlenmesi ya da genel sağlıkla ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından da bu yönde karar alınabilmektedir. Verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhâl ve en geç bildirildiği andan itibaren dört saat içinde yerine getirilmek zorundadır.

5651 sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 8/AKaynağı aç
MADDE 8/A- (Ek: 27/3/2015-6639/29 md.) (1) Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhurbaşkanlığı veya millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından internet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir. Karar, Başkan tarafından derhâl erişim sağlayıcılara ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirilir. İçerik çıkartılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhâl ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir. (2) Cumhurbaşkanlığı veya ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı, Başkan tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, karar kendiliğinden kalkar. (3) Bu madde kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir. (4) Bu madde kapsamındaki suça konu internet içeriklerini oluşturan ve yayanlar hakkında Başkan tarafından, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu suçların faillerine ulaşmak için gerekli olan bilgiler içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından hâkim kararı üzerine adli mercilere verilir. Bu bilgileri vermeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (5) Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar ile ilgili içerik ve yer sağlayıcılara Başkan tarafından elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi[33]

Başkan tarafından verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim kararını kırk sekiz saat içinde açıklamazsa karar kendiliğinden kalkar. 5651 sayılı Kanun m. 8/A fıkra 4 uyarınca, söz konusu suçların faillerinin tespiti için gerekli bilgileri hâkim kararı bulunmasına karşın adli mercilere iletmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcı yetkilileri hakkında, eylemin daha ağır bir suça vücut vermemesi kaydıyla üç bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir.

5651 sayılı Kanun m. 8/A fıkra 3 kapsamında verilen erişimin engellenmesi tedbirlerinde kural olarak ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölüme yönelik URL bazlı müdahale esastır. İnternet sitesinin tümüne yönelik erişim engeli kararı verilmesi, yalnızca teknik olarak içeriğe erişimin engellenemediği veya ihlalin bu yolla önlenemediği zorunlu durumlarla sınırlandırılmıştır. İnternet içeriklerine getirilen müdahalelerin temel haklar üzerindeki ağırlığı sebebiyle engelleme usulü son çare olarak işletilmeli; öncelikle yaş doğrulama, filtreleme, uyarı sistemleri ve kısmi erişim kısıtlaması gibi kademeli koruma araçlarına başvurulmalıdır.

Öte yandan internet ortamındaki yayınlar sebebiyle kişilik haklarının ihlal edilmesi durumunda içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesini düzenleyen 5651 sayılı Kanun m. 9 hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu durum, çocukların dijital ortamdaki kişilik haklarına yönelen saldırılara karşı koruma usullerinde yasal bir düzenleme ihtiyacını gündeme getirmiştir.

5651 sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
MADDE 9- (Değişik: 6/2/2014-6518/93 md.) (İptal:Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli ve E.: 2020/76; K.: 2023/172 sayılı Kararı ile) Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi[34][35]

Medya Hizmet Sağlayıcıları ve Elektronik Haberleşme Yükümlülükleri

6112 sayılı Kanun m. 8 fıkra 1 bent (ğ) uyarınca yayın hizmetlerinin çocuklara karşı istismar içermemesi ve şiddeti teşvik etmemesi zorunludur. Kanunun m. 8 fıkra 2 hükmü doğrultusunda radyo ve televizyon yayınlarında çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türdeki programlar, koruyucu sembol kullanılsa dahi onların izleyebileceği zaman dilimlerinde yayınlanamaz. Kanunun m. 8 fıkra 3 hükmü ise isteğe bağlı yayın hizmeti sağlayıcılarına, çocuk ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikteki yayınların normal şartlar altında onlar tarafından duyulmayacak ve görülmeyecek koruyucu sistemlerle sunulması yükümlülüğünü yüklemiştir.

6112 sayılı RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN m. 8Kaynağı aç
MADDE 8 – (1) Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunarlar. Yayın hizmetleri; a) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz. b) Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz. c) Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz. ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez. d) Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz. (Mülga ikinci cümle: 2/1/2017-KHK-680/18 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/17 md.) (…) e) Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez.[5] f) Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz. g) Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici nitelikte olamaz. ğ) Çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez.[6] h) Alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı ile kumar oynamayı özendirici nitelikte olamaz. ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur. i) Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilân edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz. j) Haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremez. k) Siyasî partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz. l) Genel sağlığa, çevrenin ve hayvanların korunmasına zarar verecek davranışları teşvik edemez. m) Türkçenin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez. n) Müstehcen olamaz. o) Kişi veya kuruluşların cevap ve düzeltme hakkına saygılı olmak zorundadır. ö) Bilgi iletişim araçları yoluyla yarışma veya lotarya içeremez, dinleyici ve seyircilere ikramiye verilemez veya ikramiye verilmesine aracılık edemez. p) Medya hizmet sağlayıcı tarafından yapılan veya yaptırılan anket ve kamuoyu yoklamalarının, hazırlık aşamasından sonuçların ilânına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi zorunludur. r) Kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez. s) Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez. ş) Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz. t) (Ek: 2/1/2017-KHK-680/18 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/17 md.)  Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet edecek sonuçlar doğuracak şekilde sunamaz. (2) Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz.[7] (3) İsteğe bağlı yayın hizmeti sağlayıcıları, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikteki yayın hizmetlerinin, bunların bu tür hizmetleri normal şartlar altında duymayacakları ve görmeyecekleri şekilde sunulmasını sağlamakla yükümlüdür. (4) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/60 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/50 md.) Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, arkadaş bulma amacıyla kişilerin tanıştırıldığı ve/veya buluşturulduğu türden programlara, takviye edici gıdalar ve benzeri destekleyici ürünler de dâhil olmak üzere herhangi bir ürünün ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla satışına, pazarlanmasına ve/veya reklamına, sohbet, arkadaşlık ve eş bulma hatlarının ve hizmetlerinin tanıtımına yer verilemez. Katma değerli elektronik haberleşme hizmet numaraları, yerel aranır numaralar, benzeri özel içerikli hizmetlere ilişkin numaralar ile özel ücrete tabi diğer sabit ve mobil numaralar kullanılmak suretiyle, izleyici ve dinleyicileri yanıltıcı ve/veya haksız kazanca neden olacak şekilde yarışma, çekiliş, lotarya ve benzeri adlar altında ödül ve ikramiye taahhüt edilemez ve bu yöntemle ürün tanıtımı, satışı ve pazarlaması yapılamaz. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yayın Hizmetlerinde Ticarî İletişim Genel esaslar

Yayın hizmetlerinde yer alan ticari iletişim faaliyetleri de sıkı koruma kurallarına bağlanmıştır. 6112 sayılı Kanun m. 9 fıkra 6 bent (ç) uyarınca ticari iletişimin çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar vermemesi; onların tecrübesizlik veya saflıklarını istismar ederek bir ürün ya da hizmeti satın almaya veya kiralamaya doğrudan yönlendirmemesi gerekir. Çocukların reklamı yapılan ürünleri temin etmek için ebeveynlerini ikna etmeye doğrudan teşvik edilmesi, güven duygularının istismar edilmesi veya tehlikeli durumlarda gösterilmeleri kanunen yasaktır.

Danıştay 13. Daire, E. 2016/4611, K. 2021/1073Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2016/4611 E.  ,  2021/1073 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2016/4611 Karar No:2021/1073 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Televizyon Yayıncılık A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "… TV" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 12/08/2013 tarihinde yayınlanan tele-alışveriş programında 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle uyarı yaptırımı uygulanmasına ve aynı fıkranın (c) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle 11.886,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava konusu Kurul kararının 11.886,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı bakımından, dava konusu yayında tıbbi bir bakış açısıyla, söz konusu ürünün reklamının bir çok açıdan kullanıcıları yanıltmak üzerine kurgulandığı, "…" gibi bir içeriği olan ürünün tedavi edici bir ilaç olarak algılanmasına yönelik izlenim ortaya konulduğu, iyi geldiği ileri sürülen cinsel durumlara ilişkin herhangi bir kanıt sunulmadığı gibi etken maddesi, etki düzeyi, dozu, yan etkileri gibi bir çok konuda hiç bir bilgi verilmediği, sağlık beyanı ile tanıtımının yapıldığı, bu tür sağlık problemleri ile uğraşan vatandaşlar için yeni bir umut ışığı olarak sunulduğu, başka ürünleri kullanıp hayal kırıklığına uğramamak için bu ürünün kullanılmasını teşvik edici ifadelere yer verildiği, böylelikle tedavide etkinliği ve güvenirliği kanıtlanmamış bilimsel yönden eksik veya doğru olmayan bilgilerle tüketicilerin yanlış yönlendirilebileceği ve bu ürünlerin bilinçsiz tüketimine neden olarak toplum sağlığı açısından risk oluşturabileceği anlaşıldığından davacı yayın kuruluşunca uyuşmazlık konusu yayın ile 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinin ihlâl edildiği, davacı hakkında verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu Kurul kararının uyarı yaptırımı uygulanmasına ilişkin kısmı bakımından ise uyuşmazlığın çözümü, söz konusu programda, anılan yayın ilkesinin ihlâl edilip edilmediği yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirdiğinden, Mahkemelerinin 19/02/2015 tarihli kararı uyarınca uyuşmazlık konusu yayın üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendindeki "Çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar vermemek" ilkesinin ihlâl edilmediğinin belirtildiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte bulunularak, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden söz konusu ürüne yönelik programda yer alan ifade ve görüntüler ile Kanun hükmünün ihlâl edilmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin uyarı yaptırımı uygulanmasına ilişkin kısmı hukuka aykırı bulunarak iptaline, idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı bakımından davanın reddine karar verilmiş, kararın iptale ilişkin kısmı davalı idare tarafından temyiz edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, cinsel sorunlara ilişkin mucize ilaçmış gibi sunulan ürünün ve yetişkinlerin cinsel sorunlarının çocukların ve gençlerin izleyebileceği saatte ekrana getirilmesinin onları olumsuz önde etkileyebileceği, cinselliği istismar eden ve cinsel duyguları sömürmeye yönelik bu tür yayınların toplumu olumsuz yönde etkilediği, zihinsel ve ruhsal bozukluklara sebep olduğunun bilimsel araştırmalar ile ortaya konulduğu, bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, başka davalarda aynı ürüne ilişkin reklamın 6112 sayılı Kanun'un 9. madddesinin 6. fıkrasının (ç) bendinin ihlâli niteliği taşıdığına ilişkin emsal raporların bulunduğu, raporların birbiriyle çeliştiği, böyle bir durumun aynı konuda hukuk aleminde farklı kararların olmasına yol açacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY: Davacı şirkete ait "… TV" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, 12/08/2013 tarihinde saat 11:05 sıralarında "…" isimli bitkisel içerikli ürüne ilişkin tele-alışveriş programı yayınlanmıştır. Söz konusu programda tanıtımı yapılan ürünün cinsel sorunları olan kişiler için mucize ilaçmış gibi sunulduğu, çocukların ve gençlerin de izleyebileceği saatte yetişkinlerin cinsel sorunlarının ekrana getirilmesinin onları olumsuz önde etkileyebileceği, yayının toplumu olumsuz şekilde yönlendirdiğinden bahisle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararı ile davacı kuruluş hakkında 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (c) bendinin tekraren ihlali dolayısıyla 11.886,00-TL idari para cezası uygulanmasına ve aynı fıkranın (ç) bendi ihlâl edildiğinden "uyarı" yaptırımı uygulanmasına ilişkin işlem tesis edilmiş, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6112 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 9. maddesinde, yayın hizmetlerinde ticari iletişimin genel esasları düzenlenmiş olup, 6. fıkrasının (ç) bendinde ''Çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar vermemek, deneyimsizliklerini veya saflıklarını istismar ederek, çocukları bir ürün veya hizmeti satın almaya veya kiralamaya doğrudan yönlendirmemek; çocukları reklamı yapılmakta olan ürün veya hizmetleri satın almak için ebeveynlerini veya başkalarını ikna etmeye doğrudan teşvik etmemek; çocukların ebeveynlerine, öğretmenlerine veya diğer kişilere duyduğu güveni istismar etmemek veya sebepsiz olarak çocukları tehlikeli durumlarda göstermemek'' zorunda olduğu, işlem tarihindeki haliyle 32. maddesinde ise, Üst Kurulun yayın ilke ve esaslarına aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyaracağı ve idari yaptırım uygulayacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiş; anılan maddenin gerekçesinde, bilirkişinin raporunu mahkemece belirlenen sınırlar dâhilinde tümüyle maddi vakıalara hasrederek kendisine yöneltilen somut soruları bilimsel dayanaklarını açık ve anlaşılır biçimde göstermek ve eksiksiz olarak cevaplandırmak suretiyle hazırlaması ve ayrıca raporunu kaleme alırken özel ve teknik bilgi bağlamında uzman kimliği bulunmayan hâkimin ve tarafların anlayabileceği kavramları ve terimleri kullanmaya özen göstermesi gerektiği vurgulanmış; 281. maddesinde, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise, hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, temyize konu dava konusu işlemin 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendi uyarınca uygulanan "uyarı" yaptırımı yönünden iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde; Aktarılan kurallara göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğu; bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği; kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır. İdare Mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için 19/02/2015 tarihli ara kararı ile bahse konu yayına ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Toplumsal Yapı ve Değişme Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. …, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Psikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. … Türk ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. …'ın katılımıyla oluşan bilirkişi heyetine yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle, "dava konusu yayının görüntüleri incelendiğinde ürünle ilgili reklamın çocuklara yönelik olmadığı, ürünün anlatım ve sunum tarzının çocukların ilgisini çekecek ve konuyu anlamaya teşvik edecek unsurlar içermediği kanaatine varıldığı, yayının sadece abartılı ifadelerin yer aldığı doğa manzaraları eşliğinde verilen telefon konuşmalarından oluştuğu, bu nedenle reklam yayınının çocukların ilgisini çekeceği ve onlara zarar vereceği düşünülmediğinden, 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendindeki "Çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar vermemek" ilkesinin ihlâl edilmediği" değerlendirmelerine yer verildiği; anılan bilirkişi raporuna davalı idare tarafından itiraz edildiği; Mahkemece itirazlar raporu kusurlandıracak nitelikte görülmeyerek bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davacı yayın kuruluşunun söz konusu yayın nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (ç) fıkrasında yer alan yayın ilkesini ihlâl etmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Bilirkişi heyeti, mahkeme tarafından kendisine yöneltilen sorulara cevap oluşturacak nitelikte ve görüşüne başvurulan hususu tam olarak açıklayıcı mahiyette bir rapor vermelidir. Somut duruma uygun olmayan ya da somut durum karşısında yetersiz kalan beyanlar, bilirkişi raporu olarak kabul edilmemelidir (ATALAY Oğuz, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1940-1941). Dava konusu işlemin tesis edilmesine sebep olan yayının 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (ç) bendini ihlâl eder nitelikte olup olmadığının, başka bir anlatımla çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlâkî gelişimine zarar verme ihtimali bulunup bulunmadığının belirlenmesi özel bilgiyi gerektirdiğinden, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı hekimler ile çocuk ve ergen psikologundan oluşturulacak bilirkişi heyetince rapor düzenlendikten sonra hüküm kurulması gerekmekte iken anılan mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun, yukarıda belirtilen niteliklere sahip bilirkişi heyetince hazırlanmadığı, ayrıca söz konusu ürüne ilişkin tanıtımın niçin gençleri ve çocukları olumsuz etkilemediğine yönelik bilimsel esaslara uygun şekilde yeterli bir gerekçenin ortaya konulamadığı anlaşıldığından raporun hükme esas alınamayacağı açıktır. Öte yandan, anılan bilirkişi raporunda çocukların ve gençlerin tek bir kategoride ele alınıp yayın içeriklerinin 18 yaş altındaki çeşitli yaş kategorilerinde bulunanlar -örneğin, 0-7 yaş, 8-12 yaş, 13-15 yaş ve 18 yaş altındakiler- için ne gibi etkiler doğuracağının ayrı ayrı değerlendirilmediği, çocuk ve gençlerin tek bir kategori gibi ele alınıp genel sonuçlar çıkarıldığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca 20/11/1989'da kabul edilen ve ülkemiz tarafından 14/09/1990 tarihinde imzalanan, 09/12/1994 tarih ve 4058 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan, 27/01/1995 tarih ve 22184 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (Çocuk Haklarına Dair Sözleşme)'nin 1. maddesinde, " …daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır"; 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a dayanılarak çıkarılan Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasına 27/03/2018 tarih ve 30373 sayılı Resmî Gazete yayımlanan değişiklikle eklenen (ii) bendinde, "Çocuk: Henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder" kuralları yer almaktadır. Ayrıca, 6112 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Koruyucu sembol: yayın hizmetinin içeriği hakkında izleyicilerin bilgilendirilmesi amacıyla medya hizmet sağlayıcılar tarafından kullanılan ortak semboller" olarak tanımlanmış, 24. maddesinin ikinci fıkrasında, koruyucu sembol sistemi ile ilgili usul ve esasların Üst Kurulca belirleneceği kuralına yer verilmiş; Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Sembol sınıflandırması, yaş ve içerik gruplarını belirten sembollerin birlikte kullanılması suretiyle yapılır. Sınıflandırma işlemi, Üst Kurulca hazırlanan ve gerekli görülen hallerde güncellenen Kodlayıcı Uygulama Rehberi’nde yer alan esas ve ilkelere göre yapılır. Kodlayıcı Uygulama Rehberi, Üst Kurulun internet sitesinde yayınlanır" düzenlemesi yer almıştır. Bu doğrultuda hazırlanan ve Kurul'un internet sitesinde yayımlanan Akıllı İşaretler Kodlayıcı Uygulama Rehberi'nde çocuklar ve gençlerin televizyonun zararlı içeriklerinden korunması için belirlenen akıllı işaretler sınıflandırma sisteminde kullanılan koruyucu sembollerin, "7 yaşın altındakiler", "7-13 yaş" ve "13-18 yaş" olmak üzere, üç farklı yaş grubu temelinde yapılan ayrıma dayandığı görülmektedir. Söz konusu sistemin altyapısını oluşturan akademik çalışmada, bu yaş gruplarının çocuk ve gençlerin zihinsel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyleri göz önüne alınarak belirlendiği, çocuk ve gençlerin gelişim özelliklerine göre kendilerine sunulan yazılı ve görsel içerikten farklı biçimlerde etkilendikleri, yaş gruplarının her birinin kendi içinde bile oldukça farklılaşabildiği, örneğin, yedi ve on yaşındaki çocuklar arasında bile belirgin farkların bulunduğu, aynı yaştaki çocukların bilişsel ve duygusal yetilerinin gelişiminin dahi birbirlerine göre farklı olabildiği, ancak etkilenme derecesini ayrıntılandırarak daha çok yaş grubu oluşturmanın uygulamayı güçleştireceği için gerçekçi olmadığı, bu nedenle yaş gruplarının temel gelişimsel değişme yaşları dikkate alınarak oluşturulduğu belirtilmiştir. Bu durumda, mevzuatta yer alan "çocuk" kavramı doğrultusunda, yaş grupları bilimsel açıdan tasnif edilerek, çocuk ve gençlerin yaş grupları itibarıyla somut ve soyut algılama ve görsel-işitsel içeriklerden etkilenme seviyelerinin yayın içeriği ve saati dikkate alınarak ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu işlemde tespit edilen ihlâlin konusunu oluşturan yayına ilişkin olarak yukarıda aktarıldığı üzere çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı hekimler ile çocuk ve ergen psikologundan oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle yayın içeriklerinin çocuk ve gençler üzerindeki etkisinin yaş tasnifi yapılarak bilimsel esaslara uygun şekilde değerlendirilmiş olduğu bir bilirkişi raporu düzenlendikten sonra karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, hükme esas alınabilecek nitelikte bilirkişi raporu temin edilmeden eksik incelemeye dayalı olarak verilen, 6112 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendi uyarınca uygulanan "uyarı" yaptırımı bakımından dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının, dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bu kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Elektronik haberleşme sektöründe tüketicilerin korunmasına dair yasal düzenlemeler çerçevesinde işletmeciler, kullanıcıları internetin güvenli kullanımı hususunda bilgilendirmekle ödevlendirilmiştir. İşletmeciler, yetkili idari kurum tarafından tespit edilen yasa dışı ve zararlı içeriklere karşı altyapı düzeyinde sağlanan koruyucu profil ve filtreleme hizmetlerini abonelere ek bir bedel talep etmeksizin seçenekli olarak sunmak zorundadır.

Gelişimsel Yaş Grupları ve Yargısal Denetimde Bilirkişi İncelemesi

Yayın içeriklerinin çocukların gelişimi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde tüm çocukların tek bir kategoride değerlendirilmesi hukuken isabetli görülmemektedir. Danıştay 13. Dairesinin 2016/4611 Esas ve 2021/1073 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, mevzuattaki çocuk kavramı kapsamında yaş basamakları bilimsel kıstaslarla tasnif edilmeli; çocukların somut ve soyut algılama düzeyleri ile görsel-işitsel içeriklerden etkilenme dereceleri 0-7, 7-13 ve 13-18 yaş grupları itibarıyla yayın saatiyle birlikte ayrı ayrı irdelenmelidir.

Aynı Danıştay ilamı doğrultusunda, bir yayının çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verici mahiyette olup olmadığının saptanması özel uzmanlık bilgisi gerektirmektedir. Bu nedenle idari yaptırıma konu içeriklerin denetiminde; çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı hekimler ile çocuk ve ergen psikoloğundan teşekkül ettirilecek bir bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlenmesi ve yargısal kararın bu bilimsel tespitler ışığında verilmesi gerekmektedir.

Türk Ceza Kanunu Bakımından Müstehcenlik Suçu ve Yaptırımlar

Zararlı dijital içeriklerin ceza hukuku boyutunu oluşturan müstehcenlik fiilleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 226 kapsamında yaptırıma bağlanmıştır. Kanunun m. 226 fıkra 2 hükmü uyarınca müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan ya da yayınlanmasına aracılık eden failler hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten, c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden, d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren, e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan, f) Bu ürünlerin reklamını yapan, Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.[93] (4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz. Fuhuş

Çocukların korunmasına yönelik nitelikli hâller TCK m. 226 fıkra 3 hükmünde düzenlenmiştir. Müstehcen nitelikteki ürünlerin yapımında çocukların, çocuk gibi görünen kişilerin ya da temsili çocuk görüntülerinin kullanılması hâlinde faile beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir. Bahse konu materyalleri ülkeye getiren, çoğaltan, depolayan, elinde bulunduran, ticaretine konu eden veya üçüncü kişilerin erişimine sunanlar hakkında ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası tatbik edilir.

TCK m. 226 fıkra 4 gereğince şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünleri üreten, ülkeye sokan, satan, depolayan veya bulunduranlar bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile karşılaşır. Maddenin beşinci fıkrası uyarınca, fıkra 3 ve fıkra 4 kapsamındaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan, aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan faillere altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası tatbik edilir.

TCK m. 226 fıkra 7 hükmü, bilimsel eserler ile çocuklara ulaşması engellenmek şartıyla sanatsal ve edebi eserleri müstehcenlik suçu yaptırımlarının dışında bırakmıştır. Ancak bu yasal istisna mutlak değildir; çocukların veya çocuk izlenimi veren kişilerin kullanıldığı müstehcen ürünler bakımından eserin sanatsal veya edebi nitelikte olduğu iddiası bir cezasızlık sebebi teşkil etmez.

Sınır Aşan Platformlar ve Dijital Denetim Güçlükleri

Zararlı veya şiddet içerikli dijital oyunların ve uygulamaların önemli bir kesimi yabancı şirketlerce üretilmekte, küresel uygulama mağazaları ve sınır ötesi sunucular üzerinden kullanıma sunulmaktadır. Dijital sağlayıcıların Türkiye sınırları dahilinde yetkili temsilciliklerinin bulunmaması ve uluslararası platformlarda uygulanan yaş doğrulama kriterlerinin yerel mevzuat standartlarıyla bütünüyle örtüşmemesi, ulusal idari ve adli yaptırımların fiilen icra edilmesini güçleştirmektedir.

Çocukları tehdit eden zararlı dijital içeriklerde erişim engeli nasıl uygulanır?

5651 sayılı Kanun m. 8/A uyarınca kamu düzeni veya suçun önlenmesi amacıyla kural olarak URL bazlı engelleme veya içeriğin çıkarılması tedbiri uygulanır; internet sitesinin tümüne erişimin engellenmesi ise teknik imkânsızlık veya zararın başka türlü önlenememesi şartına bağlıdır.

İdari makamlarca verilen erişim engeli kararları ne kadar sürede yargı onayına sunulur?

Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebiyle Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur; hâkim kararını kırk sekiz saat içinde açıklamadığı takdirde tedbir kendiliğinden kalkar.

Medya organlarında çocukların gelişimine zararlı yayınlara karşı hangi kurallar geçerlidir?

6112 sayılı Kanun uyarınca çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimini zedeleyen programlar koruyucu sembol bulunsa dahi çocukların izleyebileceği saatlerde yayınlanamaz; isteğe bağlı yayın sağlayıcıları ise bu içerikleri koruyucu tasarımla sunmak zorundadır.

Zararlı yayın iddialarında yargı mercileri nasıl bilirkişi incelemesi yaptırır?

Danıştay 13. Dairesinin 2016/4611 Esas ve 2021/1073 Karar sayılı ilamına göre yayının zararlı etkisinin tespiti özel uzmanlık gerektirdiğinden, incelemenin çocuk ve ergen ruh sağlığı hekimleri ile çocuk psikoloğundan oluşan bilirkişi heyetince yapılması zorunludur.

Müstehcenlik suçunda sanatsal eser muafiyeti çocuklar açısından uygulanır mı?

TCK m. 226/7 gereğince sanatsal eser muafiyeti ancak içeriğin çocuklara ulaşmasının engellenmesi şartıyla geçerlidir; içeriğinde çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerde ise sanatsal veya edebi gerekçeler hiçbir surette cezasızlık sağlamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu