Çocuk Hükümlülere Uygulanan Disiplin Cezaları ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Çocuk Hükümlülere Uygulanan Disiplin Cezaları ve Şartları

Çocuk Disiplin Hukukunda Kapsam ve Kanunilik İlkesi

Disiplin cezasını gerektiren fiiller yalnızca ceza infaz kurumu sınırları içindeki eylemlerle sınırlı değildir. Çocuğun hastaneye veya mahkemeye sevki, başka bir infaz kurumuna nakli ya da kurum dışında çalıştırılması gibi kurum dışındaki durumlarda gerçekleşen fiiller de disiplin sorumluluğu kapsamına girer.

Disiplin yaptırımlarında suçta ve cezada kanunilik ilkesi geçerlidir. Kanunda tanımlanmamış eylemlerin benzerlikten hareketle kıyas yoluyla disiplin cezası ile karşılanmasına imkân tanıyan kural Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, kanunda açıkça düzenlenmeyen fiiller hakkında kıyas yoluyla disiplin cezası uygulanamaz.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/2532, K. 2015/1287Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2015/2532 E.  ,  2015/1287 K. "İçtihat Metni" Kasten öldürme suçundan dolayı …Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan …’in; alkol kullanmak eyleminden dolayı 11 gün hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın 06/03/2014 tarihli ve 2014/78 sayılı değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin …İnfaz Hâkimliğinin 14/03/2014 tarihli ve 2014/536-573 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne dair mercii … Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2014 tarihli ve 2014/383 değişik iş sayılı kararı aleyhine… Bakanlığının 22/01/2015 gün ve 5329 sayılı yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2015 gün ve KYB.2015-33603 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; (1) 01/03/2014 tarihinde infaz kurumunda bulunan bazı hükümlülerin alkol kullandıkları duyumunun alınması üzerine idare tarafından yapılan soruşturma sonucunda, hükümlü …..’in kan tahlili sonuçlarına göre alkol kullandığının tespit edilerek, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 79/1-2 ve 83/1-f maddelerine aykırı olarak, hükümlünün bu eylemi ile kurumda bulunan diğer hükümlülere kötü örnek olduğu, kurumun güvenlik ve disiplininin sağlanması bakımından kanun, tüzük ve yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği düzenlemeleri kusurlu olarak ihlal ettiği anlaşıldığından, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 44/3-g maddesi uyarınca 11 gün hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Çözümlenmesi gereken meselenin hükümlünün eyleminin ve bunun müeyyidesinin ne olduğu noktasında toplandığı, hükümlüye disiplin cezası verilmesini gerektiren eylemin kuruma alkol sokmak ve kullanmak suretiyle Tüzük’ün 79/1-2 ve 83/1-f maddelerine aykırı davranılması şeklinde tarif edildiği, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 79. maddesinde, “(1) Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür. (2) Hükümlü, kurumun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. Her ne amaçla olursa olsun, bilerek kendi yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini tehlikeye düşürecek eylemlere girişmeleri, cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğünün ihlâli sayılır.” şeklinde, 83/1-f maddesinde ise, “Hükümlüler alkollü içkiler içemez, uyuşturucu, uçucu ve uyarıcı maddeler kullanamaz.” biçiminde bir düzenleme yer aldığı, anılan maddelerde kuruma alkol sokmak veya diğer hükümlülere alkol temin etmenin yasak olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı, Hükümlünün bu eylemi neticesinde, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 44/3-g maddesi uyarınca 11 gün hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Anılan maddeye bakıldığında, “Her türlü ateşli silah, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı,kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilâç ve madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak.” şeklinde tarif edilen eylemlerin gerçekleştirilmesi halinde 11 günden 20 güne kadar hücreye koyma cezası verileceğinin hüküm altına alındığı, Görüldüğü üzere hükümlünün eylemi ile verilen ceza arasında bir irtibat bulunmadığı, ancak hükümlünün eyleminin bir an için ceza infaz kurumuna kanunla yasaklanmış madde sokmak olarak düşünülmesi halinde ise, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 44/2-g maddesinde yer alan, “Üçüncü fıkranın (g) bendinde belirtilenler dışında kalıp da Kanuna uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç, gereç veya malzemeyi ceza infaz kuramlarına sokmak, bulundurmak, kullanmak.” hükmüme aykırılık oluşturabileceği, bu durumda dahi kanunla yasaklanmış bir durum bulunması gerektiği, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un hiçbir maddesinde ceza infaz kurumuna alkol sokulmasının veya diğer hükümlülere alkol temin edilmesinin yasaklandığına dair bir hüküm bulunmadığı, yine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokmak” başlıklı 297/1. maddesinde yer alan, “İnfaz kurumuna veya tutukevine silâh, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca, ceza infaz kurumun alkol sokmanın yasaklanmadığı, Hükümlünün eyleminin kıyas yoluyla diğer yasak hükümler içeren maddelere göre değerlendirilip bir ceza verilmesinin de mümkün bulunmadığı, keza 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 48/1. maddesinde yer alan, “37 ilâ 46 ncı maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve kanunda tanımları yapılmamış olan eylemler, nitelik ve ağırlıkları bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanırlar.” şeklindeki hükmün, Anayasa Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli ve 2013/28 esas, 2013/106 sayılı kararı ile iptal edildiği ve iptal gerekçesinde yer alan “… Kanun'da, tutuklu ve hükümlüler hakkında uygulanacak disiplin cezaları 37 ilâ 46. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu kurallarda disiplinsizlik oluşturan her bir fiil ayrı ayrı tanımlanmış, bu fiillerin işlenmesi durumunda verilecek cezalar da yine ayrıntılı olarak gösterilmiştir. İtiraz konusu kuralda ise 37 ilâ 46. maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve kanunda tanımları yapılmamış olan fiillerin, nitelik ve ağırlıkları bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezalan ile karşılanacağı öngörülmektedir… Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, …kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" denilerek "suçun kanuniliği", üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek, "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa'da öngörülen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir… İtiraz konusu kuralla, Kanun'un 37 ilâ 46. maddelerinde yer almayan fiillerle ilgili olarak da disiplin cezasının uygulanabileceğinin öngörülmesi belirsizliğe neden olmaktadır. Zira, ceza infaz kuramlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, hangi fiilleri işlerlerse haklarında disiplin cezası uygulanabileceği konusunda duraksamaya sevk edilmektedir. Bu şekilde bir belirsizliğin kabul edilmesi, ise hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz…” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, (2) … Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabul edilmesini müteakip, Ceza infaz Kurumu Müdürlüğünün kararının onaylanmasına da karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 48/3-a maddesinde sadece hücreye koyma disiplin cezası bakımından özel bir düzenleme yapılmış ve hücreye koyma cezasının infazına infaz hâkiminin onayı ile başlanacağının hüküm altına alınmış olması karşısında, itiraz merciinin sadece itiraz konusu hakkında bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca hücreye koyma cezasının onaylanmasına da karar vermesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile bunun dışında kalan ve ceza hükmü içeren özel ceza yasalarıyla verilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulanmasındaki temel ilke ve amaçlar ile infaz şekilleri, infazın ertelenmesi, infazla ilgili kararlar, denetimli serbestlik, kamuya yararlı bir işte çalıştırma, koşullu salıverme, seçenekli yaptırımların uygulanması, tutuklama kararının yerine getirilmesi, özel infaz hükümleri, mükerrirlere özgü infaz rejimi gibi cezaların infazına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, temel bir yasa olup, ceza hükmü içeren yasalar uyarınca verilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin uygulama usul ve esaslarını düzenleyen ve içerisinde ceza hükmü içeren bir düzenlemenin de yer almadığı temel yasa niteliğindeki bu yasa özel ceza yasası olarak değerlendirilemez. Yargıtay Dairelerinin süregelen uygulamalarında; infaz edilmekte olan cezaya ilişkin ortaya çıkan infaz sorunlarına ilişkin ihtilafların kanun yolu incelemeleri, infazı yapılan hükümde uygulanan ceza normunun temyiz incelemesini yapan Daireler tarafından yapılmıştır. 5275 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra da; Yargıtay 11.C.D.’nin 20/11/2013 gün ve 2013/20450 esas, 2013/17234 karar sayılı, Yargıtay l. C.D.’nin 27/01/2014 gün ve 2014/693-234 E.K. sayılı, Yargıtay 8.C.D.’nin 17/03/2014 gün ve 2014/915-6613 E.K. sayılı ve 10/02/2014 gün ve 2014/913-2593 E.K. sayılı, Yargıtay l0.C.D.’nin 17/02/2014 gün ve 2014/904-1059 E.K. sayılı ve 04/03/2013 gün 2012/28685 esas, 2013/2014 karar sayılı, Yargıtay 4.C.D.’nin 16/01/2014 gün ve 2012/36844 esas 2014/992 karar sayılı, Yargıtay 15.C.D.’nin 24/02/2014 gün ve 2014/2207-3249 E.K. sayılı kararlarda olduğu üzere, 5275 sayılı Yasanın infaz sırasında uygulaması ile ilgili ortaya çıkan hususlar yönünden verilen kararlara ilişkin kanun yolu incelemeleri Yargıtay’ın ilgili suça bakmakla görevli Dairesince yapılmakta, aynı şekilde anılan yasanın 111 ve devamı maddelerinde yer alan tutuklama kararının yerine getirilmesi, tutukluların hakları ve kısıtlayıcı önlemlerle ilişkin yerel mahkemelerce verilen ve temyize konu olmayan kararlar yönünden olağanüstü kanun yoluna başvuruları da yargılama konusunu oluşturan suça bakmakta olan ceza Dairelerince karara bağlanmaktadır. Bu uygulamanın aksi düşünülecek olursa, Yargıtay’ın ceza dairelerinin tamamının bakmakta olduğu her türlü suç ve kabahatin infazı ile ilgili tüm hukuka aykırılıkların çözümünün Dairemizce yapılması sonucu doğacaktır ki bu da Yargıtay Kanunundaki iş bölümüne ilişkin hükümlere aykırılık teşkil edecektir. Yargıtay Kanunu'nun 6110 sayılı Kanunla değişik 14. maddesine dayanarak Yargıtay Büyük Genel Kurulunca hazırlanan işbölümüne göre, Dairemizin görevi özel ceza yasalarından veya Kabahatler Kanunu'ndan doğan ve başka bir dairenin görev alanına girmeyen suç ve kabahatlere ilişkin temyiz incelemesi görevinden ibaret olup, Kanun Yararına Bozma talebinin konusu olan dosyanın yapılan incelemesinde; Kanun yararına bozma talebinin hükümlü …’in hükümlü olarak cezasını infaz etmekte iken kurumda alkol kullanmak eyleminin hangi disiplin suçu kapsamında kaldığı ve cezasının ne olacağı ile verilen disiplin cezasını onaylayacak mahkemenin hangisi olduğuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda; hükümlü hakkında hükmolunan ceza, kasten adam öldürmek suçuna ilişkin olup, bu cezanın infaz sırasında uygulanan ve temel yasa özellikleri taşıyan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, özel ceza yasası kapsamında değerlendirilemeyeceği cihetle, Kanun Yararına Bozma istemine konu hükümlerin konusuna ve Yargıtay Kanununun değişik 14. fıkrası ile Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 19.01.2015 tarih, 2015/8 sayılı kararına göre, işin incelenmesi Yargıtay Yüksek 1. Ceza Dairesinin görevine dahil olduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın anılan daireye GÖNDERİLMESİNE, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uyarma ve Kınama Cezaları

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 46/1 uyarınca uyarma cezası, çocuğa eyleminin niteliğinin kötü ve uygunsuz olduğunun açıklanması ve bu davranışın tekrarı durumunda doğuracağı sonuçlara dikkatinin çekilmesidir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 46Kaynağı aç
Madde 46- (1) Uyarma: Çocuğa eyleminin niteliğinin kötü ve uygunsuz olduğunun açıklanması ve tekrarı durumunda doğuracağı sonuçlara dikkatinin çekilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır: a) Yatakhane, atölye, etüt salonu, kütüphane ve buna benzer yerlerde sigara içmek. b) Aynı alanı veya etkinliği paylaştığı arkadaşlarının rahatsız olmasına neden olacak biçimde gürültü yapmak veya davranışlarda bulunmak. c) Yattığı odayı ve yatma yerlerini izinsiz değiştirmek. d) Yatma ve kalkma zamanına uymamak. e) Sayımı geciktirmek veya geç çıkmak. f) İzin alması gereken durumlarda diğer odalara izinsiz gitmek. g) Yemek yeri varken odalarda yemek yemek, yiyecek bulundurmak. h) Kurum görevlilerine, kurumu ziyaret eden kişilere, kurum dışında katıldığı faaliyetlerin görevlilerine ve arkadaşlarına kaba veya saygısız davranmak. ı) Kişisel durumu, adresi ve buna benzer konularda kurum görevlilerini yanlış bilgilendirmek, yalan söylemek. j) Kılık ve kıyafetine, kişisel temizliğine dikkat etmemek. k) Katıldığı etkinlikler ve derslerle ilgili olarak bulundurması gereken araç ve gereçleri yanında bulundurmamak. l) Kurum içinde katılması gereken faaliyetlere katılmamak, geç katılmak veya katıldıktan sonra izinsiz ayrılmak. m) Siyasî partilere, bu partilere bağlı yan kuruluşlara ait amblem, rozet, yazı, slogan, bildiri, ilân, broşür ve buna benzer eşyaları bulundurmak, asmak, teşhir etmek ya da üzerinde taşımak. (2) Kınama: Çocuğun, daha önce uyarı cezası verilmesine sebep olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde, davranışının sonuçlarına ikinci kez dikkatinin çekilmesidir. (3) Onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme: Disiplin cezası gerektiren eylemin sonuçlarının, istekli olması koşulu ile çocuk tarafından onarma, tazmin etme veya eski hâle getirme suretiyle giderilmesidir. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:[11] a) Başkasına ait eşyayı izinsiz almak, kullanmak. b) İdarece alınan sağlık önlemlerine uymamak. c) Çevre temizliğine dikkat etmemek, kurumu ve çevresini kirletmek. d) Kişisel temizliğini veya kendi yaşam alanının temizliğini yapmamakta ısrar etmek. e) Kurum içindeki iş ve eğitim yerini izinsiz terk etmek. f) Kuruma ait eşyayı usulüne uygun olmayan şekilde almak veya kullanmak. g) İşini kasten kötü yapmak veya çalışması gerekirken çalışmamak. h) İyileştirme ve eğitim faaliyetlerinde kendisine verilen ödev ve görevleri yapmamak. ı) Resmî kurumlardan, kurum kitaplığından, atölye ve derslik gibi yerlerden aldığı kitap, araç ve gereçleri zamanında geri vermemek, eksik vermek ve bunlara zarar vermek. j) Dikkatsizlikle kurumun bina, eklenti ve donanımları ile kuruma ait taşınır ve taşınmaz malları veya başkasına ait herhangi bir eşyayı yakmak, kırmak veya hasara uğratmak. k) Üzerinde bulundurulmasına izin verilmeyen veya bulundurabileceğinden fazla eşya veya para bulundurmak. l) Yasaklanmış her tür yayını kuruma veya kuruma bağlı yerlere sokmak veya yanında bulundurmak. m) Kurum eşyasına, kendisinin veya arkadaşlarının araç ve gereçlerine ahlâk dışı, ideolojik veya siyasî amaç taşıyan resim, amblem ve benzerlerini yapmak, yazılar yazmak ve asmak. (4) Harcamalarına sınır koyma: Çocuğun daha önce onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme cezası verilmiş olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde çalışması karşılığında aldığı ücret ve ailesinden gelen paranın haftalık harcama limitinin üçte birinin otuz gün süre ile kesilmesidir. (5) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma: Çocuğun otuz güne kadar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılmaktan yoksun bırakılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır: a) Kumar oynamak. b) Kavga etmek. c) Dikkatsiz davranışı sonucu başkalarının güvenliğini veya sağlığını tehlikeye düşürmek. d) Katıldığı kurum dışı faaliyetlerden zamanında dönmemek ve uyması gereken koşullara uymamak. e) Kullanması için kendisine verilen bir şeyi satmak veya başkasına vermek. f) Kurum veya dış güvenlik görevlilerine rüşvet vermek. g) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumun herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek ya da bulundurmak.[12] h) Katıldığı faaliyetlerin akışını ve düzenini engelleyici ve bozucu nitelikte kastî davranışlarda bulunmak, faaliyeti yürüten kişinin uyarısına rağmen bu davranışlarına devam etmek. ı) Arkadaşlarının verilen görevleri yapmasına engel olmak. j) (Ek:14/4/2020-7242/26 md.) Başkasına ait eşyaya kasten zarar vermek. (6) Teşvik esaslı ayrıcalıkları geri alma: Çocuğun, daha önce bazı faaliyetlere katılmaktan alıkoyma cezası verilmiş olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde, teşvik esaslı ayrıcalıkların otuz gün süre ile geri alınmasıdır. (7) İznin ertelenmesi veya ziyaretlerin kapalı şekilde yaptırılması: Disiplin cezasını gerektiren eylemin niteliğine ve ağırlık derecesine göre çocuğun izninin altmış güne kadar ertelenmesi veya kapalı ceza infaz kurumlarında açık ziyaretlerin altmış güne kadar kapalı şekilde yaptırılmasıdır. Bu disiplin cezasını gerektiren eylemler şunlardır:[13] a) Diğer çocuklar üzerinde nüfuz kurmak ve husumet hislerini tahrike çalışmak, imtiyaz ve menfaat hırsları yaratmak. b) Her türlü bağımlılık yapıcı maddeyi kuruma getirmek, kullanmak, bulundurmak, satmak, kullanmış olarak kuruma gelmek. c) Başkalarına ait para ve eşyayı almak için zor kullanmak, haraç almak. d) Taarruz ve firara yarayacak ve gerektiğinde bu işler için kullanılabilecek madde ve aletleri yapmak, saklamak, bulundurmak. e) İdareye ait olup kendisine verilmemiş bulunan yatak, battaniye, karyola ve dolap gibi eşyayı zapt etmek veya satmak ya da maddi menfaat karşılığı diğer çocuklara kullandırmak.13 f) Kurum görevlilerine hakaret etmek, karşı gelmek. g) Başkalarının güvenliğini veya sağlığını tehlikeye sokan davranışlarda bulunmak. h) Mazeretsiz olarak izinden dönmesi gereken zamandan geç dönmek ve uyması gereken koşullara uymamak. ı) Kuruma yasak eşya sokmak, başkasına vermek veya satmak. j) Okul, işyeri gibi gitmesi gereken bir yere gitmemek, katılması gereken faaliyetlere katılmamak. k) Hakaret veya iftira etmek, alçaltıcı söz söylemek veya davranışta bulunmak, başkalarını bu tür davranışlara kışkırtmak. l) Suç örgütlerinin propaganda ve eğitim faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak. m) Kurum dışına izinsiz çıkmak. n) Kurumca verilen kimlik kartında veya kendisine verilen her tür belgede tahrifat yapmak, sahte belge düzenlemek, kullanmak. o) İyileştirme ve eğitim faaliyetlerinin yapılmasına engel olmak, katılanları faaliyetleri terk etmeye zorlamak veya kışkırtmak. p) Kasten başkasını yaralamak. r) (Ek:14/4/2020-7242/26 md.) Kurumda güvenlik amacıyla oluşturulan teknik, mekanik veya elektronik cihaz ya da sistemleri kasten etkisiz veya çalışamaz hâle getirmek yahut amacı dışında kullanmak. (8) Kapalı ceza infaz kurumuna iade: Çocuğun, eyleminin nitelik ve ağırlığına göre çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına, bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine altı ay, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı hâlinde ise bir yıl süre ile iadesidir. Çocuk, bu fıkra dışında işlenen disiplin suçları ve disiplin cezalarından dolayı çocuk kapalı infaz kurumuna iade edilemez. Kapalı ceza infaz kurumuna iadeyi gerektiren eylemler şunlardır:[14] a) Kurum içinde veya dışında başkasını neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilde yaralamak ya da yaralayıcı, öldürücü her türlü âlet, silâh ve patlayıcı madde kullanmak suretiyle herhangi bir kimseyi yaralamaya teşebbüs etmek, yaralamak.14 b) Bir kimseyi rızası hilafına alıkoymak. c) Şiddet ve tehdit ile kurum görevlilerinin görevini engellemek. d) Firara teşebbüs etmek veya firar etmek. e) Kasten kurumun bina, eklenti ve donanımları ile taşınır ve taşınmaz mallarını yakmak veya yakmaya teşebbüs etmek, ağır hasar vermek. f) Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak, isyan çıkartmak veya isyana teşebbüs etmek. g) Adam öldürmek veya öldürmeye teşebbüs etmek. h) Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve cinsel tacizde bulunmak veya bunlara teşebbüs ve bu tür davranışlara kışkırtmak. ı) Görevlilere, diğer çocuklara işkence yapmak veya yaptırmak. (9) Odaya kapatma cezası: Sekizinci fıkrada belirtilen kapalı infaz kurumunda bulunan çocuğun, aynı fıkrada belirtilen eylemlerde bulunması hâlinde, beş güne kadar açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, gece ve gündüz tek başına bir odada tutulmasıdır. Bu ceza, çocuğun kurum görevlilerine istediği zaman ulaşmasına engel olunmayacak şekilde uygulanır. Çocuk, cezanın infazı öncesinde, sırasında ve sonrasında doktor kontrolünden geçirilir. Cezanın infazı sırasında çocuğun; ailesi, avukatı ve yasal temsilcisiyle görüşmesine izin verilir. Disiplin soruşturması

5275 sayılı Kanun m. 46/2 kapsamında kınama cezası, daha önce uyarı verilmiş bir eylemin çocuk tarafından yeniden gerçekleştirilmesi durumunda uygulanır. Bu yaptırımla çocuğun dikkati, sergilediği davranışın hukuki sonuçlarına ikinci kez çekilir.

Onarıcı Yaptırımlar ve Harcamaların Kısıtlanması

5275 sayılı Kanun m. 46/3 gereğince onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme yaptırımı, disiplin ihlaline yol açan fiilin neticelerinin bizzat çocuk tarafından giderilmesini hedefler. Söz konusu düzenlemenin tatbik edilebilmesi, çocuğun bu yönde istekli bulunması koşuluna bağlıdır.

Harcamalarına sınır koyma cezası 5275 sayılı Kanun m. 46/4 hükmünde öngörülmüştür. Önceden telafi edici tedbir uygulanan eylemin çocuk tarafından ikinci defa yinelenmesi hâlinde; çalışma karşılığı temin edilen kazanç ile aileden iletilen paranın haftalık harcama tavanının üçte biri otuz gün süreyle kısıtlanır.

Etkinliklerden Men ve Ziyaret Düzenlemeleri

Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası, 5275 sayılı Kanun m. 46/5 uyarınca çocuğun otuz güne kadar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılmaktan yoksun bırakılması şeklinde yürütülür.

Teşvik esaslı ayrıcalıkları geri alma cezası, çocuğun daha önce bazı faaliyetlere katılmaktan alıkoyma cezası verilmiş olan davranışı ikinci kez tekrarlaması hâlinde gündeme gelir. 5275 sayılı Kanun m. 46/6 uyarınca bu ayrıcalıklar otuz gün süre ile geri alınır.

5275 sayılı Kanun m. 46/7 hükmüne göre iznin ertelenmesi veya ziyaretlerin kapalı şekilde yaptırılması cezası uygulanabilir. Disiplin cezasını gerektiren eylemin niteliğine ve ağırlık derecesine göre çocuğun izni altmış güne kadar ertelenebilir veya kapalı ceza infaz kurumlarında açık ziyaretler altmış güne kadar kapalı şekilde yaptırılabilir.

Kapalı Kuruma İade ve Odaya Kapatma Yaptırımı

5275 sayılı Kanun m. 46/8 doğrultusunda uygulanan kapalı ceza infaz kurumuna iade yaptırımı; fiilin niteliği ile ağırlığı gözetilerek çocuk kapalı kurumuna ya da bu imkânın bulunmadığı yerlerde kurumun çocuklara ayrılmış kısmına altı ay süreyle sevk edilmesini kapsar. Belirtilen disiplin fiillerinin iki veya daha çok kez tekrarlanması durumunda iade süresi bir yıl olarak belirlenir. Kanunun açık koruma kuralı uyarınca, fıkrada sayılan durumlar dışındaki disiplin eylem ve cezalarından ötürü çocuk hükümlünün kapalı infaz kurumuna iadesine karar verilemez.

Odaya kapatma cezası 5275 sayılı Kanun m. 46/9 kapsamında düzenlenmiştir. Bu ceza yalnızca kapalı infaz kurumunda bulunan çocuğun sekizinci fıkrada belirtilen eylemlerde bulunması hâlinde, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere beş güne kadar gece ve gündüz tek başına bir odada tutulmasıdır. Yaptırım çocuğun kurum görevlilerine istediği zaman ulaşmasına engel olunmayacak biçimde uygulanır. Çocuk cezanın infazı öncesinde, sırasında ve sonrasında doktor kontrolünden geçirilir; infaz sırasında çocuğun ailesi, avukatı ve yasal temsilcisiyle görüşmesine izin verilir.

Kesinleşen Kararlara Karşı Kanun Yararına Bozma Yolu

Olağan yasa yolları tüketilmeden kesinleşen kararlarda hukuka aykırılık saptanması hâlinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309/1 çerçevesinde Adalet Bakanlığı gerekçesini göstererek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla kanun yararına bozma talebinde bulunabilir. 5275 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin ve infaz uygulamalarına yönelik bu taleplerin incelenmesinde ise Yargıtay daireleri arasında farklı görev yaklaşımları ortaya çıkmış; uyuşmazlığın 19. Ceza Dairesi veya esas suçun temyiz incelemesini yürüten daire tarafından ele alınması gerektiği yönünde ayrışan kararlar verilmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144] (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (4) Bozma nedenleri: a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
Çocuk hakkında odaya kapatma cezası hangi şartlarda ve ne kadar süreyle uygulanabilir?

Odaya kapatma cezası yalnızca kapalı infaz kurumunda bulunan çocuk hakkında, 5275 sayılı Kanun m. 46/8 fıkrasında sayılan eylemleri gerçekleştirmesi hâlinde, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak kaydıyla en çok beş güne kadar verilebilir. İnfaz öncesinde, sırasında ve sonrasında doktor kontrolü şart olup çocuğun ailesi, avukatı ve yasal temsilcisiyle görüşmesine izin verilir.

Çocuk hükümlüye kanunda tanımlanmayan bir fiil nedeniyle kıyasen ceza verilebilir mi?

Hayır, kanunda açıkça yer almayan eylemlerin benzerlikten hareketle kıyas yoluyla disiplin cezası ile karşılanmasına izin veren kanun hükmü Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olup kıyas yoluyla ceza tayin edilemez.

Harcamalara sınır koyma cezası hangi şartla ve ne oranda tatbik edilir?

Daha önce onarma, tazmin etme ve eski hâle getirme cezası verilmiş davranışın ikinci kez tekrarlanması durumunda, çocuğun çalışma ücreti ve ailesinden gelen paranın haftalık harcama limitinin üçte biri otuz gün süreyle kesilir.

Çocuk hükümlü her disiplin eylemi nedeniyle kapalı kuruma iade edilebilir mi?

Hayır, 5275 sayılı Kanun m. 46/8 uyarınca çocuk yalnızca ilgili fıkrada açıkça sayılan disiplin eylemleri nedeniyle altı ay veya tekrarında bir yıl süreyle kapalı kuruma iade edilebilir; bu fıkra dışındaki disiplin suç ve cezaları nedeniyle iade uygulanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu