Ceza muhakemesinde çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen ya da Cumhuriyet savcısı, katılan, katılan vekili, şüpheli, sanık, müdafi veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Bilirkişiye başvurulmasındaki amaç, ispat sürecinde uzmanlık bilgisiyle mahkemeye yardımcı olunmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 63/1 uyarınca bir meselenin uzmanlık, özel veya teknik bilgiyi gerektirip gerektirmediğini takdir yetkisi bilirkişi görevlendiren Cumhuriyet savcısına veya hâkime aittir; bilirkişi kendiliğinden bir rol üstlenemez. Bilirkişi raporu delil niteliğinde olmayıp bir delil değerlendirme aracıdır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 63Kaynağı aç
gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet
savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya
kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya
tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi
mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle:
3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş
kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu
belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok
olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına
ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen
yetkileri kullanabilir.
Bilirkişi olarak atanabilecekler
Bilirkişiye Başvurulamayacak Hâller ve Hukuk Alanı Dışında Uzmanlık Kriteri
5271 sayılı Kanun m. 63/1 gereğince, hâkimlik mesleğinin sağladığı hukuki birikimle yahut genel bilgi ve hayat tecrübesiyle aydınlatılabilecek meselelerde bilirkişi incelemesine gidilemez. Yargılama makamının kendi mesleki bilgisiyle karara bağlayabileceği hukuki değerlendirmelerde takdir yetkisi mahkemeye aittir.
Hukuk öğrenimi görmüş kişilerin bilirkişi olarak görevlendirilmesi kanunen belirli bir şarta bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun m. 63/1 hükmü gereğince, hukuk öğrenimi görmüş kişiler hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe ceza muhakemesinde bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği bilgiyle çözümlenmesi gereken konularda bilirkişiye başvurulamaz. Örneğin Vergi Usul Kanunu kapsamındaki defter ve belgeleri gizleme suçunda değerlendirme yetkisi mahkemeye aittir. Bu suç tipi bakımından bilirkişiye başvurulması hukuka uygun olmadığı gibi, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olmayan inceleme nedeniyle doğan yargılama gideri de sanığa yükletilemez.
Benzer biçimde, haksız tutuklamaya dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerinde kişilerin tutuklu kaldıkları sürenin belirlenmesi özel veya teknik bir bilgi gerektirmediğinden mahkemece tespit edilmelidir; bu tespitin bilirkişiye bırakılması kanuna uygun değildir.
Bilirkişi Atamaya Yetkili Merciler ve Bilirkişi Sayısı
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 63/2 uyarınca, bilirkişinin görevlendirilmesi ile gerekçesi belirtilerek birden fazla uzmanın seçilmesi mahkeme veya hâkimin yetkisindedir. Taraflarca yapılan birden çok bilirkişi tayin edilmesi talepleri geri çevrilirken de aynı doğrultuda gerekçe gösterilmesi aranır.
Bilirkişi atama yetkisi yalnızca kovuşturma evresine özgü değildir. 5271 sayılı Kanun m. 63/3 doğrultusunda, soruşturma evresinde bilirkişi atanması ve sayısının birden çok olarak belirlenmesine ilişkin bu yetkileri Cumhuriyet savcısı da kullanabilir.
Kanunen Zorunlu Bilirkişi İncelemesi Halleri
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan özel düzenlemeler gereğince belirli işlemlerde bilirkişi incelemesi yaptırılması kanunen zorunludur. CMK m. 73 uyarınca sahte para ve değerler üzerinde inceleme yapılması, m. 74 uyarınca şüpheli veya sanığın akıl sağlığının incelenmesi, m. 75 ve m. 76 uyarınca beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması, m. 78 uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılması, m. 86 ve m. 87 uyarınca ölünün adli muayenesi ve otopsi ile m. 89 uyarınca zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlemlerde bilirkişi incelemesi yapılması emredilmiştir. Bu hallerde kanun koyucu özel veya teknik bilgi ihtiyacını baştan belirlediğinden, yargı merciinin sorunun niteliğine ilişkin takdir alanı ortadan kalkar.
Yargı Kararlarında Özel ve Teknik Bilgi İncelemeleri
Kıymetli evraktaki yazı, rakam, imza ve keşide tarihindeki değişiklik veya paraf imzalarının sanığa ait olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Bu durumlarda resmi daireler ve bankalardaki samimi imza ve yazı asılları temin edilerek uzman kişilerce inceleme yaptırılması gerekir.
Ele geçirilen maddenin Türk Ceza Kanunu m. 188 kapsamındaki uyuşturucu veya uyarıcı madde vasfında bulunup bulunmadığı ile nitelik ve miktarının tayini özel uzmanlık gerektirir. Bu tespitte ziraat teknikeri raporuyla yetinilemez; konunun uzmanı kurum veya kuruluşlardan bilirkişi raporu temin edilmelidir.
Suça sürüklenen çocuğun gerçekleştirdiği eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığını değerlendirme yetkisi mahkemeye aittir. Hâkimin bu hususta tam kanaat edinemediği durumlarda adli tıp veya psikiyatri uzmanından görüş alınarak hukuki durum tayin edilmelidir.
Yabancı uyruklu sanığın dinlenmesi sırasında tercüman görevlendirilmesinde 5271 sayılı CMK m. 63 ve m. 64 hükümleri uygulanır. Tercümanın İl Adli Yargı Adalet Komisyonu listesindeki bilirkişiler arasından atanması; listede bulunmayan bir kimse görevlendirildiğinde ise andının yaptırılarak buna ilişkin tutanağın dosyaya eklenmesi zorunludur.
Bilirkişi Raporunun Bağlayıcılığı ve Raporlar Arasındaki Çelişkiler
Bilirkişi raporları mahkemeleri bağlayıcı nitelikte değildir; mahkemece gerekçesi gösterilerek raporun aksine karar verilebilir. Dosyada mevcut birden çok rapor arasında bariz çelişki bulunması halinde kural olarak bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Ancak maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarıldığı hallerde, her çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu değildir.
Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği konularda bilirkişiye başvurulabilir mi?
Hayır; 5271 sayılı Kanun m. 63/1 uyarınca hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki değerlendirmeler ile genel hayat tecrübesi veya genel bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişi dinlenemez ve görüşüne başvurulamaz.
Hukuk öğrenimi görmüş olanlar bilirkişi olarak görevlendirilebilir mi?
Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe ceza muhakemesinde bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Soruşturma evresinde bilirkişi görevlendirme yetkisi kime aittir?
CMK m. 63/3 uyarınca soruşturma evresinde bilirkişi atanması ve sayısının birden çok olarak belirlenmesine ilişkin yetkileri Cumhuriyet savcısı da kullanabilir.
Mahkeme bilirkişi raporu ile bağlı mıdır?
Hayır, bilirkişi raporu delil niteliğinde olmayıp bir delil değerlendirme aracıdır; mahkemeleri bağlamaz ve gerekçesi gösterilerek aksine karar verilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

