CMK Madde 220 Duruşma Tutanağının Başlığı ve Unsurları

by Avukat Erdal Ersoy
CMK Madde 220 Duruşma Tutanağının Başlığı ve Unsurları

Duruşma Tutanağının Başlığında Yer Alması Zorunlu Unsurlar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ceza yargılamasında düzenlenen duruşma tutanağının başlığında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihleri ile hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı açıkça belirtilir. Kanun koyucu, duruşmanın hangi mahkeme tarafından, hangi tarihlerde ve hangi yargılama süjelerinin katılımıyla icra edildiğinin tutanağın başlık kısmında gösterilmesini yasal bir gereklilik olarak düzenlemiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220 – (1) Duruşma tutanağının başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
belirtilir.
Duruşma tutanağının içeriği
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/1-392, K. 2012/133Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2011/1-392 E.  ,  2012/133 K.HAKİMİN İSMİNİN KARARA YANLIŞ YAZILMASIKASTEN ADAM ÖLDÜRME SUÇU1982 ANAYASASI (2709) Madde 141TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 29TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 31TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 86TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 87CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 219CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 220CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 222CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 288CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 289CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 294CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 301CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 302CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 304CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8
"İçtihat Metni"
Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık Kadir’in, 5237 sayılı TCY’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29/1, 31/3,  62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.12.2010 gün ve 136-325 sayılı hükmün o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.09.2011 gün ve 5544-5175 sayı ile;
“Hükmün tefhim edildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının başlık kısmında oturuma Üye Hakim olarak Burhanettin katıldığı yazılı olduğu halde, duruşma tutanağının Üye Hakim Ceren tarafından imzalanması suretiyle CMK’nun 220. maddesine muhalefet edilmesi” isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 28.10.2011 gün ve 105388 sayı ile;
“02.12.2010 tarihli son duruşmada, oturum tutanağı başlığında Üye Hakim Cevdet adı yazılı olduğu halde, 119104 sicil numaralı üye Hakim Ceren tarafından imzalandığı görülmüş, sanık savunmanı tarafından, belirtilen durum için herhangi bir sahtecilik iddiası da görülmemiştir. Uyap üzerinden alınan duruşma tutanağında da, Üye Hakim Ceren ‘in adı, sicili ve imzasının olduğu görülmüştür.
CMK'nun 219 (1). maddesinde; ‘Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır’,
220 (l)-c. maddesinde; ‘Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı belirtilir’,
222 (1). maddesinde; Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir’.
288 (1). maddesinde; ‘Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır’.
288 (2) maddesinde; ‘Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır’.
289 (1). maddesinde; ‘Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır.
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması’
294 (1). maddesinde; ‘Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır’.
294 (2). maddesinde; ‘Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir’.
301 (1). maddesinde; ‘Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar’.
302 (2). maddesinde; ‘Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir’.
302 (4). maddesinde; ‘Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur’ .
304 (2). maddesinde; ‘Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir’ şeklindedir.
Belirtilen hükümler incelendiğinde, öncelikle, duruşma tutanaklarının ancak sahteliğinin iddia edilebileceği hususu gözden kaçırılmamalıdır. Esasen, temyiz incelemesinde bir sahtecilik iddiası da bulunmamaktadır. Sadece hukuki yönün temyize konu edilebileceğine dair CMK’nun 294/2. maddesi esas alındığında, sahtecilik iddiasının bulunmaması halinde, duruşma tutanağının şekline ilişkin itirazlara temyiz incelemesi sırasında bakılmaması gerektiği düşünülmektedir. Zira bozma kararı verilmesi halinde, itirazlara konu olgulara ilişkin yeni işlemlerin yapılabilir olması gerekir. Yargıtay, CMK’nun 302/2. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozmalıdır. Yoksa CMK’nun 304/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır. Gerçekten de, CMK’nun 304/2. maddesi uyarınca, bozma sonrasında mahkemece yeniden inceleme yapılması ve yeniden hüküm verilmesi gerekmektedir. O halde Yargıtay, öncelikle fark edilen belirtilen nitelikteki şekli içerikli eksiklik ve yanlışlıklar için, öncelikle eksikliğin giderilmesini istemelidir. Yani, duruşmada bulunan hakim üyenin yerine başka hakim üyenin imza attığı fark edilmiş, duruşma tutanağı başlığındaki ad-soyad, sicil numarası ile tutanağın altındaki belirtilen bilgilerin birbirine uymaması veya imzalar arasında duraksamaya yol açabilecek şekilde bariz farklılıklar tespit edilmiş olması halinde, öncelikle bu yanlışlığa ilişkin gerçek durum yerel mahkemeden sorularak, gerektiğinde elektronik imza ile yapılan işlemler da kontrol edilerek, tespitler tutanağa bağlanmalıdır. Yoksa bu şekli yanlışlıklar bozma konusu yapılmamalıdır.
Öte yandan, temyiz incelemesinin ancak hukuka aykırılık hallerine özgü olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. CMK’nun 288. maddesine göre hukuka aykırılık, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Bozma konusu duruşma işlemi incelendiğinde, CMK’nun 289. madde uyarınca mahkeme doğru şekilde oluşturulmuş, sadece tutanaktaki şekli unsurlarda bir uyumsuzluk meydana gelmiştir.
Sonuç itibariyle, belirtilen hükümler muvacehesinde, Yargıtay temyiz incelemesinin hukuka aykırılıklara özgülendiği, yeniden incelenmesi gereken bir durumun söz konusu olmaması halinde, şekli eksiklikler nedeniyle hükmün bozulmaması ve eksiklikler giderildikten veya duraksamaya yol açan yanlışlıklar açıklanıp tutanağa bağlandıktan sonra esastan karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Maddi gerçekliği esas alan ceza hukukunda, bir üyenin veya kâtibin adının veya sicil numarasının yanlış yazılması, tutanağın altındaki bilgilerle başlığındaki bilgilerin birbiriyle uyumlu olmaması, duruşmaya gerçekte iştirak etmeyen üyenin yanlışlıkla duruşma tutanağına imza atması, maddi gerçekliği değiştirmez. Belirtilen işlemler, sadece yapılan işlem yönünden sakat işlem olarak kalırlar. Esas olan, adı yanlış yazılsa da, mahkemenin hukuka uygun olarak oluşturulması olmalıdır. O halde, duruşma tutanağının şekline ait eksiklik ve aksaklıklar, maddi gerçekliği değiştirmediği cihetle, ancak yanlışlıkların düzeltilmesine konu edinebilirler. Gerçekten de, yapılmış bir duruşmada ileri sürülen deliller, sırf hâkimin adının yanlış yazılması nedeniyle yenilenemeyecektir. Sonraki duruşma, başka bir duruşma olacaktır. Oysa sakat olduğu iddia edilen ilk duruşmada her şey usulüne uygun olarak yapılmış, duruşma tutanağı sonlandırılırken istenmeden bir yanlışlık yapılmıştır. Bu yanlışlık, yapılan duruşmayı hukuka aykırı kılmamalıdır. Yine belirtilen, belki de bariz bir şekilde anlaşılan şekli eksiklikler nedeniyle, kamu davalarının zamanaşımına uğrama olasılığı da artacaktır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün verildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının başlık kısmında, oturuma Üye Hakim olarak Burhanettin’in katıldığının yazılmasına karşın, duruşma tutanağının Üye Hakim Ceren tarafından imzalanması hususunun bozma nedeni yapılmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yerel mahkemece hükmün verildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait tutanağın başlığında duruşmaya katılan Üye Hakimler olarak Burhanettin ve Cevdet’in isminin yazılı olduğu, tutanağın son kısmında ise Üye Hakimler Cevdet ve Ceren’in sicilinin yazıldığı, iki sayfadan ibaret tutanağın her iki sayfasının da Üye Hakimler Cevdet ve Ceren tarafından imzalandığı, gerekçeli kararın başlığında Cevdet ve Ceren’in isminin yazılı olduğu, kararın sonunda da yine aynı hakimlerin sicil numaralarının yazıldığı ve beş sayfalık gerekçeli kararın tüm sayfalarının adı geçen hakimler tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CYY.nın 219. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt katibi tarafından imzalanır”,
220/1-c  maddesindeki;  "Duruşma tutanağının başlığında …Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı… belirtilir”,
232/1-b maddesindeki; “Hükmün başına…hükmü veren mahkeme başkanı ve üyelerinin.. adı ve soyadı…yazılır”,
232/4. maddesindeki; “Karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır” şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında, duruşma tutanağının ve gerekçeli kararın başlığına, duruşmaya ve karara katılan hakimlerin isimlerinin yazılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, duruşmaya katılan bir üye hâkimin yerine, oturum başlığına sehven başka bir hâkimin isminin yazılması 5271 sayılı CYY'nın 220/1-c maddesine aykırı ise de, her hukuka aykırılık bozma nedeni oluşturmamaktadır. 1412 sayılı CYUY'nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308. maddesinde sayılan hukuka mutlak aykırılık halleri dışındaki aykırılıkların bozma nedeni yapılabilmesi için esasa etkili olması gerekir. Esasa yani yerel mahkemece verilen hükme etkisi olmayan nisbi hukuka aykırılık halleri ise bozma nedeni oluşturmayacaktır.
Diğer taraftan, Anayasamızın 141/4. maddesinde; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuç¬landırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesinde de, davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde;
Kısa kararın verildiği oturumun başlığına duruşmaya katılan Üye Hâkim Ceren ‘in isminin yerine Üye Hâkim Burhanettin’in isminin sehven yazılmış olduğu hususu,  gerek aynı oturuma ait tutanağın altına, gerekçeli kararın başlığına ve son kısmına Üye Hâkim Ceren’in ismi ve sicil numarasının yazılması ve gerekse bahse konu oturuma ait tutanak ile gerekçeli kararın tüm sayfalarının yine Hâkim Ceren tarafından imzalanmış olmasından açıkça anlaşılmaktadır.
Nitekim duruşmaya, Üye Hâkim Ceren’in katılmadığına ilişkin dosyada hiçbir bilgi bulunmadığı gibi, gerek sanık müdafii gerekse Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde bu hususta bir iddia da yer almamaktadır.
Bu nedenle, duruşma tutanağının başlığına duruşmaya katılan üye hakimlerden birinin isminin yerine yanılgı sonucu başka bir üye hakimin isminin yazılması hususunun bozma nedeni yapılmasında isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, itirazın kabulü ile Özel Dairenin diğer yönler incelenmeksizin verdiği bozma kararının kaldırılmasına ve dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılabilmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi; “itirazın reddi gerektiği” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 15.09.2011 gün ve 5544-5175 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2012 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220. maddesinin gerekçesinde, tutanakta duruşmanın yapıldığı yerin ve tarihin, hâkimlerin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin ve varsa tercümanın adlarının yer alması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca iddianamede nitelendirildiği şekliyle isnat edilen suçun konusunun, sanıkların, avukatların, davaya katılanların adlarının ve yargılamanın açık veya kapalı yapıldığının duruşma tutanağında belirtilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır.

Yargılama Süjelerine İlişkin Bilgilerin Eksikliği ve Kanuni Sonuçları

Duruşma tutanağının başlığında duruşmaya iştirak eden iddia makamının kimlik bilgilerinin yer almaması kanuna aykırılık teşkil eder. Sanığın sorgusunun yapıldığı celseye ait duruşma tutanağının başlığında Cumhuriyet savcısının adı ve soyadının gösterilmemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220. maddesine aykırılık oluşturarak kararın bozulmasını gerektirir.

Hüküm duruşmasında hazır bulunduğu anlaşılan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerinin duruşma tutanağı ile gerekçeli karar başlığına yazılmaması, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220/1-c ve 232/2-b maddelerine aykırılık oluşturur ve hükmün bozulması sonucunu doğurur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/1224, K. 2017/3649).

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/1224, K. 2017/3649Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2016/1224 E.  ,  2017/3649 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 142/1. maddesine göre, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerinin kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceğinin belirtildiği, bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2013 tarih, 2012/1205-2013/411 sayılı beraat hükmünün, 10/09/2013 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli hükmün davacı veya vekiline tebliğ edildiğine dair dosya kapsamı itibariyle herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacı vekilinin kesinleşme tarihini izleyen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 13/02/2014 tarihinde dava dilekçesi vererek tazminat talebinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, yargılamaya devamla diğer yasal koşulların varlığı halinde, davacı lehine hak ve nasafet ilkelerine uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi,
2-Hüküm duruşmasında hazır bulunduğu anlaşılan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerinin duruşma zaptı ve gerekçeli karar başlığına yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 220/1-c ve 232/2-b maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İstinabe yoluyla sanığın ifadesinin alındığı duruşma tutanağına duruşmanın hangi tarihte yapıldığının ve duruşmanın açık veya gizli yapılıp yapılmadığının yazılmaması, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196/2, 220/1-b ve 221/1-b maddelerine aykırılık teşkil ederek hükmün bozulmasına neden olur (Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2015/3570, K. 2017/1088).

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2015/3570, K. 2017/1088Kaynağı aç
13. Ceza Dairesi         2015/3570 E.  ,  2017/1088 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanığın talimat yolu ile ifadesinin alındığı 2012/260 Değişik iş numaralı duruşma tutanağına, duruşmanın hangi tarihte yapıldığı, duruşmanın açık ve ya gizli yapılıp yapılmadığı hususları yazılmayarak 5271 Sayılı CMK'nın 196/2, 220/1-b, 221/1-b maddelerine aykırılığa sebebiyet verilmesi,
2- 5271 Sayılı CMK 176/3.maddesine aykırı olarak, Sincan 3. Noterliği tarafından düzenlenmiş 26/03/2012 tarih ve 05122 sayılı vekaletnameyi ibraz eden sanık müdafiinin duruşmalardan haberdar edilmemesi,
3- 5237 Sayılı TCK'nın 142/1-a maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılan sanığa ya da müdafiine CMK'nın 226. Maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan aynı yasanın 163/3 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
4- Sanığın, hakkında suç tutanağı düzenlenen… Eğitim Basın Yayın Tic. Ltd. Şti'ni temsile yetkili olup olmadığı ilgili adli ticaret sicil memurluğundan araştırılıp, buna ilişkin belge dosya arasına konulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5- Katılan kurumun gerçek zararını tespit için bilirkişi raporu aldırılmayan ve 6352 Sayılı Yasa uyarınca uygun bildirimde bulunmayan sanığın, hüküm verildikten sonra katılan kurumun tüm zararını gidermesi karşısında, sanık hakkında 6352 Sayılı Yasa uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 09.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başlıktaki Heyet Bilgilerinde Çelişki ve Yanılgı Hâlleri

Duruşma tutanağının başlığında yer alan heyet bilgileri ile gerekçeli karar ve imzalar arasında uyum bulunması şarttır. Duruşma tutanağı başlığında yazılı olan üye hâkim ve Cumhuriyet savcısı isimleri ile gerekçeli karar başlığı ve imzalardaki bilgilerin çelişmesi, son oturuma fiilen hangi heyet üyelerinin ve savcının katıldığı konusunda tereddüt yarattığından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220 ve 232. maddelerine aykırılık oluşturur ve bozma sebebidir.

Buna karşılık, duruşma tutanağının başlığına oturuma katılan üye hâkim yerine yanılgı sonucu başka bir üye hâkimin adının yazılması Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220/1-c maddesine aykırılık teşkil etse de, aynı oturuma ait tutanak altına atılan imzalardan, gerekçeli karar başlığından ve gerekçeli karardaki imzalardan duruşmaya fiilen hangi hâkimin katıldığının açıkça anlaşılması ve sahtecilik iddiası bulunmaması durumunda bu yanılgı hükmün esasına etkili olmayan nisbi hukuka aykırılık niteliğindedir ve bozma nedeni sayılmaz (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/1-392, K. 2012/133).

Duruşma tutanağının başlığında hangi unsurlar yer almalıdır?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşma tutanağının başlığında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihleri ile hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı gösterilir.

Duruşma tutanağında Cumhuriyet savcısının adının yazılmaması bozma nedeni midir?

Evet, duruşmada veya hüküm oturumunda hazır bulunan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerinin duruşma tutanağı başlığına yazılmaması CMK m. 220 ve m. 232 hükümlerine aykırılık oluşturarak hükmün bozulmasına sebebiyet verir.

Başlıkta hâkim isminin yanlış yazılması her durumda kararı bozdurur mu?

Hayır, oturuma katılan üye hâkim yerine sehven başka bir hâkimin adı yazılmış olsa dahi, tutanak altındaki imzalardan ve gerekçeli karardan duruşmaya fiilen hangi hâkimin katıldığı tereddütsüz anlaşılıyor ve sahtecilik iddiası bulunmuyorsa bu eksiklik esasa etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmaz.

Talimat tutanağında oturum tarihinin yazılmaması kanuna aykırı mıdır?

Evet, istinabe yoluyla sanık ifadesinin alındığı tutanakta duruşma tarihinin ve duruşmanın açık veya gizli yapıldığının gösterilmemesi CMK m. 220/1-b ve m. 221/1-b hükümlerine aykırılık teşkil eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu