Zabıt Kâtibi Bulundurma Zorunluluğu
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 169. maddesi, soruşturma evresinde belirli işlemler yürütülürken Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk; şüphelinin ifadesinin alınması ya da sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi ile keşif ve muayene işlemlerinde geçerlidir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet
savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele
hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak
görevlendirilebilir.
(2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk
görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt
kâtibi tarafından imza edilir.
(3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili
tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.
(4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve
işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.[63]
(5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini
ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus
tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir.
(6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.
(7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından
düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil
numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği
hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri
adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres
olarak iş yeri adresleri gösterilir.
İKİNCİ
KISIM
Kamu
Davasının Açılması
BİRİNCİ
BÖLÜM
Kamu
Davasının Açılması
Kamu davasını açma görevi
Acele hâllerde yemin vermek koşuluyla başka bir kimse yazman olarak görevlendirilebilir. Bu düzenleme istisnai nitelikte olup yemin koşulunun yerine getirilmesi zorunludur.
Her Soruşturma İşlemi Tutanağa Bağlanır
CMK m. 169/2 uyarınca soruşturma evresinde yapılan her işlem tutanağa bağlanır. Tutanak; adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Müdafi ya da vekil sıfatıyla işlemde hazır bulunan avukatın isim ve imzasına da tutanakta yer verilmesi gerekir.
Madde gerekçesi, tutanağın hüküm taşıması için işlemi gerçekleştiren Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile zabıt kâtibinin imzalarını taşıması ve hazır bulunduğu işlemlerde avukatın isim ile imzasına yer verilmesinin zorunlu olduğunu belirtmektedir. Bu gerekçe, kanun metnindeki yaptırım hükmü niteliğinde olmayıp maddenin amacına ilişkin bir açıklamadır.
Tutanağın İçermesi Gereken Zorunlu Unsurlar
CMK m. 169/4'e göre tutanakta şunların yer alması zorunludur: işlemin yapıldığı yer, tarih, başlama ve bitiş saati ile işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimleri. Bu unsurlar tutanağın içerik çerçevesini oluşturmaktadır.
İlgililerin Onayı ve İmzadan Kaçınma
CMK m. 169/5 uyarınca işlemde hazır bulunan ilgililere, tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur ya da okumaları için kendilerine verilir. Bu aşama tutanağa yazılarak ilgililere imzalatılır.
İlgili kişi imzadan kaçınırsa kaçınmanın nedenleri tutanağa geçirilir. Kanun bu durumda nedenin kayıt altına alınmasını şart koşmaktadır.
Terör ve Belirli Suç Soruşturmalarında Kolluk Kimliğinin Korunması
CMK m. 169/7, 21 Şubat 2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun ile eklenmiştir. Bu fıkra uyarınca; Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332. maddeler bu düzenlemenin dışındadır) ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara görevlilerin açık kimliği yerine yalnızca sicil numarası yazılır.
Bu fıkra kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk görevlisinin ifadesine başvurulması gerektiğinde davetiye veya çağrı kâğıdı görevlinin iş yeri adresine tebliğ edilir; bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresi gösterilir.
Onaysız Fotokopi Belgeler ve Tutanağın Delil Değeri
Birden fazla Yargıtay dairesi, hükme esas alınan belgelerin onaysız fotokopiden ibaret olmasını CMK m. 169'a aykırılık saymış ve bozma nedeni kabul etmiştir. Bu kararlarda belgenin güvenilirliğinin denetlenebilmesi için aslının ya da yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örneğinin dosyaya konulması gerektiği vurgulanmış; asıl temin edilemiyorsa yetkili makam ya da kişilerce onaylanmış kopyanın dosyada bulundurulabileceği belirtilmiştir.
Yargıtay 21. Ceza Dairesi, E. 2015/7889, K. 2016/3954Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Bu açıklamalar ışığında, dosya içerisinde bulunan ve başka bir soruşturma dosyasından ayrıldığı anlaşılan tüm soruşturma evrakının onaysız fotokopi olduklarının anlaşılması karşısında; CMK'nun 169. maddesine aykırı olarak bu evrakın ekleri ile birlikte asılları ya da onaylı suretlerinin getirtilip dosya içerisine konulmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2- UYAP üzerinden yapılan sorgulamadan, dosya içinde bulunan belgelerden ve sanığın temyiz dilekçelerinden, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan çok sayıda dava açılmış olduğunun anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; hukuki kesintinin iddianame tarihi itibariyle oluşacağı gözetilip sanığın eylemlerinin ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi ile mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenmesi bakımından sanık hakkında benzer eylemlerden açılan tüm dosyalar getirtilip incelenerek mümkünse birleştirilmeleri, değilse bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örnekleri dosya içerisine konulması, zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, bu bağlamda sonradan sübutu kabul edilen eylem nedeniyle münhasıran önceki cezada zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedeniyle ortaya çıkacak olan ilave cezaya hükmolunabileceğinden, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. CD, E. 2015/11526, K. 2017/3358 sayılı kararında olay tutanağı, suça konu maddelerin analizine ilişkin ekspertiz raporu ve delil niteliğindeki diğer belgelerin aslı veya onaylı örnekleri getirtilmeden onaysız fotokopilerine dayanılarak hüküm kurulmasını CMK m. 169'a aykırılık saymış ve bozma nedeni kabul etmiştir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/11526, K. 2017/3358Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkeme : (Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-13.12.2011 tarih, 2011/1523 E-2011/1112 K sayılı karar ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen dosyadaki olay tutanağı, suça konu maddelerin analizine ilişkin ekspertiz raporu ile delil niteliğindeki diğer belgelerin aslı veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopilerine dayanılarak hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 169. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanık hakkında yapılan yargılamada, sanığın yokluğunda 13.12.2011 tarih, 2011/1523 E- 2011/1112 K sayılı ilam ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının, itiraz edilmeden kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhinin dosya arasında bulunduğu, ancak gerekçeli kararın sanığa tebliğine ilişkin tebligat parçasının dosya arasında bulunmadığı anlaşılmakla, kararın tebliğine ilişkin tebligat parçası dosya arasına getirtilmeden hüküm kurulması,
3-Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",
b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, bozma nedenleri dışında diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 24.05.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 21. CD, E. 2015/7889, K. 2016/3954 sayılı kararında başka bir soruşturma dosyasından ayrılarak gelen ve onaysız fotokopi olduğu anlaşılan evrakın, ekleriyle birlikte aslı veya onaylı sureti getirtilmeden hükme esas alınmasını CMK m. 169'a aykırılık saymıştır. Kararda, güvenilirliğin denetlenebilmesi için belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması hâlinde aslına uygunluğu yetkili makam ya da kişilerce onanmış örnek ya da kopyasının dosyaya konulması gerektiği ortaya konulmuştur.
Yargıtay 17. CD, E. 2015/29609, K. 2016/2247 sayılı kararında soruşturma ve kovuşturma aşamasına ilişkin tüm tutanak ve belgelerin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış fotokopilerinin temin edilip eklenerek hüküm kurulması gerektiğini; aksinin CMK m. 169 ve m. 222'ye aykırılık oluşturduğunu bozma gerekçesi olarak ortaya koymuştur. Aynı dairenin E. 2015/28187, K. 2016/1895 sayılı kararı da onaysız fotokopiden ibaret tutanak ve belgelerin denetime olanak tanımadığını aynı aykırılık gerekçesiyle bozma nedeni saymıştır.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/29609, K. 2016/2247Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık hakkında mahkemenin 13/03/2009 tarih 2007/117 Esas, 2009/190 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle verilen hükmün mahkemenin 08/04/2014 tarihli kararıyla açıklandığı, ancak soruşturma evrakının ve kovuşturma evrakının da onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması karşısında; denetime olanak verecek bir şekilde soruşturma ve kovuşturma aşamasına ilişkin tüm tutanak ve belgelerin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış fotokopilerinin temin edilip eklenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK'nın 169 ve 222. maddelerine aykırı davranılması,
2-Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delillerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ve CMK’nın 230 maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden 13/03/2009 günlü hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına dair karara atıfta bulunularak gerekçesiz hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …… müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 24/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/28187, K. 2016/1895Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemenin 24/09/2012 tarih 2012/124 Esas 2012/688 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle verilen hükmün mahkemenin 06/05/2014 tarihli kararıyla açıklandığı, ancak soruşturma ve kovuşturma evrakının bu dosya içerisinde bulunmadığı, 2012/124 Esas 2012/688 Karar sayılı hükmün açıklanması geri bırakılan dosyaya ilişkin duruşma tutanaklarının da onaysız fotokopiden ibaret olduğu subuta ve suç vasfının tayinine ilişkin önemli evrakın dosya arasında bulunmadığının anlaşılması karşısında; denetime olanak verecek bir şekilde soruşturma ve kovuşturma aşamasına ilişkin tüm tutanak ve belgelerin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış fotokopilerinin temin edilip eklenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK'nın 169 ve 222. maddelerine aykırı davranılması,
2-Suç tarihinde 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliği'nin 20/2. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca; sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması,
3-5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun mahkûm edildiği bir yıldan daha az süreli hapis cezasının, aynı Yasa'nın 50/1. fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 17/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 23. CD, E. 2015/14020, K. 2015/5982 sayılı kararında mahkûmiyet hükmüne esas alınan tutanak ve hasar tespit raporunun asılları veya okunaklı onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopi ile yetinilerek karar verilmesini CMK m. 169 ve m. 209/1'e aykırılık saymıştır.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/14020, K. 2015/5982Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 15 – 2013/379834
MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/10/2013
NUMARASI : 2010/341 (E) ve 2013/700 (K)
SUÇ : Kamu malına zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde başka suçtan hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığın odada yangın çıkararak içerideki eşyalara zarar verdiği anlaşıldığından kamu malına zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak ;
1-TCK'nın 152/2-a-son maddesinde yer alan "verilecek ceza iki katına kadar artırılır" fıkrasındaki "iki" ibaresinin, hükümden sonra, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle "bir" şeklinde değiştirilmiş olmakla mahkemece bu hususta yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
2- Mahkumiyet hükmüne esas alınan 23/04/2010 tarihli tutanak ve 26/04/2010 tarihli hasar tespit raporunun asılları veya okunaklı, onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopi ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 169 ve 209/1 maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/11/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İmza Eksikliğinin Hukuki Sonucu
CMK m. 169/2, tutanağın adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imzalanmasını zorunlu kılmaktadır. Yargıtay'ın bu konudaki uygulaması, tutanakta Cumhuriyet savcısının imzasının bulunmamasını söz konusu fıkraya aykırılık saymak yönünde şekillenmiştir. Yerel veritabanında tam metni eşleşen karar bulunamaması nedeniyle Yargıtay 12. CD ve Yargıtay 5. CD kararlarının sonuçları bu makalede doğrudan künyesiyle aktarılmamıştır; ilgili kararlar resmî kaynaklardan ayrıca incelenmelidir.
Tutanağın İspat Gücü ve İlgili Kanun Hükümleri
CMK m. 222/1 uyarınca duruşmanın nasıl yapıldığı ve kanunda belirtilen usul ile esaslara uygun yürütülüp yürütülmediği ancak tutanakla ispat olunabilir; tutanağa karşı yalnızca sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Bu hüküm duruşma aşamasını düzenlemekle birlikte, Yargıtay 17. CD kararları onaysız fotokopi meselesinde CMK m. 169 ile m. 222'yi birlikte bozma gerekçesi olarak benimsemiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 222Kaynağı aç
usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat
olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.
İKİNCİ
KISIM
Kamu
Davasının Sona Ermesi
BİRİNCİ
BÖLÜM
Duruşmanın
Sona Ermesi ve Hüküm
Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
CMK m. 209/1'e göre naip ya da istinabe yoluyla alınan sorgu ve tanık ifade tutanakları, muayene ve keşif tutanakları ile delil olarak kullanılacak belgeler duruşmada anlatılır. Bu hüküm kovuşturma aşamasına ilişkin olmakla birlikte, Yargıtay 23. CD CMK m. 209/1 ile CMK m. 169'u aynı bozma gerekçesinde bir arada değerlendirmiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 209Kaynağı aç
ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade
tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak
belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna
ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır.
(2) Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin,
açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar
verilebilir.
Duruşmada okunmayacak belgeler
Sanığa veya mağdura ait kişisel veri içeren belgeler bakımından CMK m. 209/2 özel bir usul öngörmektedir: bu belgelerin açıkça talep edilmesi hâlinde kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar verilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Soruşturma işlemi sırasında zabıt kâtibi bulunmazsa ne olur?
CMK m. 169/1, şüpheli ifadesi, sorgu, tanık ve bilirkişi dinlenmesi ile keşif ve muayene gibi işlemlerde zabıt kâtibi bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Madde gerekçesi, bu koşul sağlanmadan yapılan işlemlerin hukuken yok sayılacağını belirtmektedir; ancak bu açıklama maddenin amacına ilişkin bir gerekçe niteliğinde olup bağımsız bir yaptırım hükmü değildir. Acele hâllerde yemin vermek koşuluyla başka bir kimse yazman olarak görevlendirilebilir.
Tutanakta hangi bilgilerin bulunması zorunludur?
CMK m. 169/4'e göre tutanakta işlemin yapıldığı yer, tarih, başlama ve bitiş saati ile işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimleri yer almalıdır. Buna ek olarak CMK m. 169/2 gereğince tutanağın adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imzalanması; CMK m. 169/3 gereğince de müdafi ya da vekil sıfatıyla hazır olan avukatın isim ve imzasına yer verilmesi zorunludur.
Onaysız fotokopi belgeyle hüküm kurulabilir mi?
Birden fazla Yargıtay dairesinin benimsediği yaklaşıma göre hükme esas alınan belgenin aslının ya da yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örneğinin dosyada bulunması gerekmektedir; asıl temin edilemiyorsa aslına uygunluğu yetkili makam ya da kişilerce onaylanmış kopya kabul edilebilir. Onaysız fotokopiye dayanılarak kurulan hükümler CMK m. 169 kapsamında bozma nedeni sayılmıştır.
Terör suçlarında kolluk görevlisinin kimliği tutanakta nasıl gösterilir?
CMK m. 169/7 uyarınca Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümlerindeki suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332. maddeler bu düzenlemenin dışındadır) ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara görevlilerin açık kimliği yerine yalnızca sicil numarası yazılır. Bu görevlilerin ifadesine başvurulması gerektiğinde davetiye veya çağrı kâğıdı iş yeri adresine tebliğ edilir; ifade ve duruşma tutanaklarında da adres olarak iş yeri adresi gösterilir.
İlgili kişi tutanağı imzalamak istemezse ne yapılır?
CMK m. 169/6 gereğince imzadan kaçınma hâlinde kaçınmanın nedenleri tutanağa geçirilir. Kanun, bu durumda nedenin kayıt altına alınmasını şart koşmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

