CMK Madde 108: Tutukluluğun Zorunlu İncelenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
CMK Madde 108: Tutukluluğun Zorunlu İncelenmesi

CMK m. 108, tutuklu şüpheli veya sanığın özgürlüğünden yoksun kaldığı her aşamada tutukluluğun devamının gerekliliğini belirli aralıklarla zorunlu biçimde gözden geçirir. Maddenin temel amacı, tutuklama gibi kişi özgürlüğünü geçici olarak yok eden bir tedbirin gereksiz biçimde uzamasını önlemektir.

Soruşturma Evresinde İnceleme: Usul ve Yetkili Merci

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluğun devamının gerekip gerekmeyeceği, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karara bağlanır. Bu incelemede CMK m. 100 hükümleri esas alınır ve karar, şüpheli veya müdafii dinlenmek suretiyle verilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 108Kaynağı aç
Madde 108 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde
bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk
hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde
bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.[21]
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre
içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin
devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde
oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar
verir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Adlî
Kontrol
Adlî kontrol

Şüpheli, otuzar günlük inceleme süresi içinde tutukluluğunun devamının incelenmesini bizzat da talep edebilir. Bu talep için Cumhuriyet savcısının ayrıca bir istemde bulunması aranmaz.

Kovuşturma Evresinde İnceleme: Re'sen Karar Yükümlülüğü

Kovuşturma evresinde tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hâkim veya mahkeme tarafından her oturumda re'sen değerlendirilir. Koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında da karar verilebilir; bu değerlendirme aynı zamanda birinci fıkrada öngörülen otuzar günlük süreler içinde de yapılabilir. Karar için herhangi bir talep beklenmez.

İncelemede Esas Alınan Ölçütler: CMK m. 100 Koşulları

Hâkim ya da mahkeme, tutukluluğun devamının gerekmediği yönünde karar verirken CMK m. 100'deki koşulların devam edip etmediğini inceler ve bu kararını gerekçeli biçimde açıklar. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması zorunludur; işin önemi ile beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle orantısız hallerde tutuklama kararı verilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

Tutuklama nedenlerinden biri, şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunmasıdır. Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında kalmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir.

CMK m. 108'in gerekçesi, incelemenin yalnızca tutuklama nedeninin ortadan kalkıp kalkmadığıyla sınırlı tutulmamasını öngörür; CMK m. 102'de düzenlenen azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da bu değerlendirme kapsamında ayrıca ele alınmalıdır.

Azami Tutukluluk Süreleri

CMK m. 102, tutukluluğun ne kadar sürebileceğini suçun niteliğine ve yargılama evresine göre farklılaştırarak belirler. Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve toplu olarak işlenen suçlarda soruşturma evresi tutukluluk süresi en çok bir yıl altı aydır; gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde azami tutukluluk süresi bir yıldır ve zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bu süre en çok iki yıl olup zorunlu hallerde uzatılabilir; ancak uzatma süresi toplam üç yılı, TCK'nın anılan bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda beş yılı geçemez.

Suç tarihinde on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından CMK m. 102'de öngörülen süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır. Uzatma kararları Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

Tutukluluğun Başlangıç Tarihi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özgürlükten yoksun bırakmanın başlangıcını hâkimin tutuklama kararını verdiği tarih olarak değil, kişinin gözaltına alındığı tarih olarak esas almaktadır.

Tutukluluk Sonrasında Adli Kontrol Uygulanması

Soruşturma evresinde, CMK m. 100'deki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde dahi adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23]
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24]
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

CMK m. 102'de öngörülen azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle serbest bırakılanlar hakkında da adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

Adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; ancak bu kural CMK m. 109/3'ün (e) ve (j) bentlerinde düzenlenen yükümlülükler bakımından geçerli değildir. Konutu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır; bu düzenleme 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir.

Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olan kişiler hakkında, UYAP kayıtları incelenerek hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.

Kararlara İtiraz Yolu

CMK m. 267 uyarınca hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Tutukluluğun incelenmesi kararlarına özgü itiraz süresi ve mercii CMK m. 267 ve devamı hükümlerinde düzenlenmektedir; bu konunun mevcut verilerden kesin olarak doğrulanması mümkün olmadığından ilgili maddelerin ayrıca incelenmesi önerilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 267Kaynağı aç
Madde 267 – (1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde,
mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz usulü ve inceleme mercileri

Sık Sorulan Sorular

Soruşturma evresinde tutukluluğun incelenmesini kim başlatabilir?

İnceleme talebini kural olarak Cumhuriyet savcısı sulh ceza hâkimine iletir. Ancak şüpheli de otuzar günlük süre içinde tutukluluğunun incelenmesini bizzat isteyebilir; bunun için savcının ayrıca istemde bulunması gerekmez.

Tutukluluğun incelenmesi ne sıklıkla yapılmak zorundadır?

Soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler itibarıyla inceleme yapılması zorunludur. Kovuşturma evresinde ise hâkim veya mahkeme her oturumda re'sen değerlendirme yapar; koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında da karar verilebilir.

Tutukluluğun devamına karar verilirken hangi koşullar incelenir?

Hâkim veya mahkeme, tutukluluğun devamının gerekmediği yönünde karar verirken CMK m. 100'deki koşulların hâlâ var olup olmadığını inceler. Bunun yanı sıra CMK m. 102'de düzenlenen azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da bu inceleme kapsamında değerlendirilmelidir.

Çocuklar için tutukluluk süreleri farklı mı hesaplanır?

Evet. Suç tarihinde on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından CMK m. 102'de öngörülen süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Azami tutukluluk süresi dolunca ne olur?

Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle serbest bırakılanlar hakkında CMK m. 109 uyarınca adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

Adli kontrol süresinin cezadan mahsup edilmesi mümkün mü?

Adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez. Ancak CMK m. 109/3'ün (e) ve (j) bentlerinde sayılan yükümlülükler bu kuralın dışındadır. Konutu terk etmeme yükümlülüğü kapsamında geçen her iki gün, mahsup hesabında bir gün olarak sayılır; bu düzenleme 8/7/2021 tarih ve 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu