CMK 103 Kapsamında Savcının Tutukluluğu Kaldırma Yetkisi

by Avukat Erdal Ersoy
CMK 103 Kapsamında Savcının Tutukluluğu Kaldırma Yetkisi

CMK Madde 103 Kapsamında Tutukluluk ve Serbest Bırakma Usulü

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 103. maddesi, soruşturma evresinde şüpheli hakkındaki tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin sonlandırılması veya tedbir türünün değiştirilmesine dair yetki ve usulleri düzenler. Kanunun 2. maddesi uyarınca soruşturma evresi, suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesinden iddianamenin kabul edilmesine kadar geçen süreci ifade eder. Bu süreç boyunca kişi hürriyetini kısıtlayan tedbirlerin ölçülülüğü ve gerekliliği değerlendirilir. Kanun koyucu, tutuklama tedbirinin adli kontrole dönüştürülmesi ile tedbirin tamamen kaldırılması halleri arasında yetkili merci bakımından net bir ayrım yapmıştır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev

Soruşturma evresinde adli kontrol veya tutuklama tedbirinin artık gereksiz olduğu kanısına varan Cumhuriyet savcısı, şüpheliyi re'sen serbest bırakma yetkisine sahiptir. Bu yetkinin kullanılması için sulh ceza hâkiminden karar alınması zorunlu tutulmamıştır. Buna karşılık, tutukluluk durumunun sona erdirilerek şüphelinin adli kontrol tedbiri altına alınması suretiyle serbest bırakılması amaçlanıyorsa bu işlem re'sen gerçekleştirilemez; Cumhuriyet savcısının sulh ceza hâkiminden talepte bulunması gerekir. Benzer şekilde hakkında tutuklama kararı verilmiş olan şüpheli ve şüpheli müdafii de adli kontrol altına alınarak serbest bırakılma talebini sulh ceza hâkimine yöneltebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 103Kaynağı aç
Madde 103 – (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına
alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında
tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler. (Mülga
üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.)
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya
tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen
serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest
kalır.
Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri

Soruşturma Evresinde Tutukluluk Süreleri ve Çocuklar Bakımından Uygulama

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, soruşturma evresindeki azami tutukluluk süresi kural olarak ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise bir yılı geçemez. Belirli katalog suçlar ile toplu olarak işlenen suçlar bakımından kanun farklı süre sınırları öngörmüştür.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

Kanunun 102. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, maddede belirtilen azami tutukluluk süreleri çocuklar bakımından indirimli olarak tatbik edilir. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar için bu süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar için ise dörtte üç oranında uygulanır.

Tutuklamanın Adli Kontrole Çevrilmesi ile Serbest Bırakma Ayrımı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 103. maddesinin birinci fıkrası, tutuklamanın adli kontrole çevrilmesini hâkim kararına bağlamıştır. Şüphelinin tutukluluk hali kaldırılarak adli kontrol yükümlülüklerine tabi tutulması istenecekse Cumhuriyet savcısı bu talebini sulh ceza hâkimine iletir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan şüpheli ve müdafii de aynı istemle sulh ceza hâkimine başvuruda bulunabilir. Kişi özgürlüğüne yönelik yeni bir adli kontrol yükümlülüğü getirildiğinden ötürü kanun hâkim güvencesi aramıştır.

Maddenin ikinci fıkrası ise tedbire ihtiyaç kalmadığı durumları kapsar. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı, delil durumunu ve soruşturma sürecini gözeterek adli kontrolün veya tutuklamanın artık gereksiz kaldığı kanaatine varırsa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Hükümet gerekçesinde ifade edildiği üzere, tutuklamanın adli kontrole dönüştürülmesinde sulh ceza hâkiminden talepte bulunulması şart iken, adli kontrol veya tutuklamanın lüzumsuz hale gelmesi sebebiyle serbest bırakmada ayrıca hâkim kararı aranmaz.

Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve Tedbirlerin Kendiliğinden Kalkması

Soruşturma sonunda Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde, tutuklu bulunan şüpheli kanun hükmü gereğince kendiliğinden serbest kalır. Kamu davası açılmasına yer bulunmadığını belirten bu kararla birlikte şüpheli üzerindeki adli kontrol tedbiri de kendiliğinden sona erer.

Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olduğuna ilişkin genel kural gereğince, kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla adli kontrolün kendiliğinden kalkması ilkesi kovuşturma evresindeki benzer hallere de uygulanır. Kamu davası neticesinde beraat, düşme veya mahkûmiyet kararı verilmesi ve hükmün kesinleşerek infaz aşamasına geçilmesi durumunda da adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceği kabul edilir.

Cumhuriyet savcısı tutuklu şüpheliyi hâkim kararı olmadan serbest bırakabilir mi?

Soruşturma evresinde adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varan Cumhuriyet savcısı, hâkim kararına gerek olmaksızın şüpheliyi re'sen serbest bırakabilir.

Tutuklamanın adli kontrole çevrilmesini kimler talep edebilir?

Cumhuriyet savcısı, hakkında tutuklama kararı verilmiş bulunan şüpheli ve şüphelinin müdafii, adli kontrol altına alınarak serbest bırakılma istemini sulh ceza hâkimine iletebilir.

Takipsizlik kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır mı?

Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi halinde tutuklu bulunan şüpheli kanun gereğince kendiliğinden serbest kalır ve adli kontrol tedbirleri kendiliğinden sona erer.

Soruşturma aşamasında genel tutukluluk süresi ne kadardır?

Soruşturma evresinde tutukluluk süresi kural olarak ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, giren işlerde ise bir yılı aşamaz.

Soruşturma evresinde çocuklar için tutukluluk süresi nasıl hesaplanır?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesi kapsamında, suç tarihindeki yaş durumuna göre çocuklar için azami tutukluluk süreleri indirimli uygulanır. Buna göre fiili işlediği sırada on beş yaşını tamamlamamış olanlar için süreler yarıya indirilirken, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üçlük oran esas alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu