Ceza Dava Dosyası Nedir ve Dosya Nasıl Kapanır?

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Dava Dosyası Nedir ve Dosya Nasıl Kapanır?

Ceza Dava Dosyası Nedir ve Nasıl Açılır?

Ceza davası kamu davası niteliğinde olup suç işlendiğine dair yeterli şüphenin bulunması halinde savcılık tarafından düzenlenen bir iddianame ile açılır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası gereğince iddianamenin kabulüyle birlikte kamu davası açılmış sayılır ve kovuşturma evresi başlar. Mahkeme, sunulan iddianamede kanuni eksiklikler tespit ederse belgenin sunulmasından itibaren 15 gün içinde savcılığa iadesine karar verir; herhangi bir eksiklik bulunmadığında ise iddianame kabul edilir. İddianamenin kabulü sonrasında mahkeme duruşma gününü tayin eder ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır. Duruşma gününün tespiti ile o güne kadar icra edilecek hazırlıklar mahkeme hâkimi tarafından hazırlanan tensip zaptı ile karara bağlanır ve ilgililere tebliğ edilir. Savcılık evresinde delillerin yeterli suç şüphesi oluşturmaması ya da kovuşturma yapma olanağının bulunmaması durumlarında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir ve dosya mahkeme aşamasına geçmeden kapanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175 – (1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur
ve kovuşturma evresi başlar.
(2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve
duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır.
İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması

Sanığın Duruşmaya Katılımı ve Yargılama Kapsamı

Ceza davasında kural olarak sanığın yargılamada hazır bulunması amaçlanmakla birlikte, sorgusu tamamlanmış olan ve oturumlara bizzat iştirak etmek istemeyen sanıklar hakkında mahkemece duruşmalardan vareste tutulma kararı verilebilir. Bu karar verildiğinde sanığın duruşmalara bizzat katılma mecburiyeti ortadan kalkar. Buna karşılık usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen mazereti bulunmaksızın duruşmaya gelmeyen sanık hakkında mahkemece yakalama emri çıkarılır. Diğer taraftan savcılığın tanzim ettiği iddianame ceza yargılamasındaki uyuşmazlığın sınırlarını belirler; ceza mahkemesinde görülen kamu davası içinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulamaz. Suçtan zarar görenlerin tazminat istemlerini hukuk mahkemelerinde açılacak müstakil bir dava yoluyla ileri sürmeleri gerekir.

Ceza Mahkemesinde Hüküm Türleri ve Dosyanın Esastan Çözümü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda, duruşmanın bittiği açıklandıktan sonra mahkemece hüküm tesis edilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları kanunen hükümdür. 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; yüklenen fiilin kanunda suç olarak düzenlenmemiş olması, fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, sanık bakımından kast veya taksirin bulunmaması, eylemin sanıkça işlenmesine karşın olayda bir hukuka uygunluk sebebinin yer alması ya da suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması durumlarında beraat kararı verilir. Kanunun 223. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre derhâl beraat kararı verilmesi mümkün olan hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulamaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Kusurun bulunmaması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı, sanığın eylem anında yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik veya geçici nedenler altında bulunması halinde tesis edilir. Yüklenen eylemin hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin ifası kapsamında yerine getirilmesi, zorunluluk durumu, cebir veya tehdidin tesiri altında kalınması, meşru savunma sınırının heyecan, korku ve telaşla aşılması ya da kusurluluğu kaldıran bir hataya düşülmesi durumlarında da kusur bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığı hükmü kurulur. Fiilin suç niteliğini sürdürmesine karşın; etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık halinin varlığı, karşılıklı hakaret veya eylemin haksızlık içeriğinin azlığı gerekçeleriyle faile yaptırım uygulanmaması gereken hallerde ise aynı Kanun'un 223. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Aynı sanık hakkında aynı fiil sebebiyle daha önceden kesin hüküm tesis edilmişse veya açılmış derdest bir dava mevcutsa mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin yedinci fıkrası gereğince davanın reddine karar verilir.

Şikâyetten Vazgeçme, Durma ve Davanın Düşmesi

Takibi şikâyete bağlı kılınan suçlarda failin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkının kullanılması şarttır. Şikâyet hakkı sahibi dilerse bu hakkından vazgeçebilir; ancak şikâyetten vazgeçmeden vazgeçilmesi mümkün değildir. Takibi şikâyete tabi tutulmuş suç tiplerinde şikâyetten vazgeçilmesi davanın düşmesi neticesini doğurur. Şikâyetini geri alan müşteki davaya katılan sıfatıyla müdahil olamaz ve mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvuramaz. Re'sen takip edilen ve şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise şikâyetin geri alınması kamu davasını düşürmez.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Türk Ceza Kanunu'nda yer alan düşme sebeplerinin varlığı, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması veya dava zamanaşımının tamamlanması durumlarında kamu davasının düşmesine hükmedilir. Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2011/22183 Esas ve 2012/31241 Karar sayılı ilamında, kesintili dava zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda mahkemece kamu davasının ortadan kaldırılması kararı verilmeyip CMK m. 223/8 gereğince düşme kararı tesis edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kovuşturmanın yapılması bir şarta bağlı olup da bu şart henüz gerçekleşmemişse, gerçekleşmesini beklemek üzere itiraza kabil durma kararı verilir. Kovuşturma şartı noksanken mahkûmiyet hükmü kurulamaz; Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2016/2619 Esas ve 2019/7529 Karar sayılı ilamında da kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetim kararı bulunmadığı gözetilerek kovuşturma şartı eksikliği nedeniyle durma kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyete hükmedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/2619, K. 2019/7529Kaynağı aç
20. Ceza Dairesi         2016/2619 E.  ,  2019/7529 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : DENİZLİ 6. Asliye Ceza Mahkemesi
Kararın Tarihi – Numarası : 30/12/2015 – 2015/412 esas ve 2015/723 karar
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2019/5352 esasında kayıtlı, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/86 esas ve 2016/141 karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanığın yokluğunda verilen 30/12/2015 tarihli hükmün tebligat tarihi itibariyle sanık cezaevinde bulunduğu esnada mernis adresine Tebligat Kanununun 21/2.maddesi uyarınca tebliğ edilmesi karşısında tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/86 esas ve 2016/141 karar sayılı dosyasına konu 17/02/2015 tarihli eylemi nedeniyle 10/04/2015 tarihinde kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, aynı dosyaya konu 24/02/2015 tarihli eylemi denetimin ihlali sayılıp verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak sanık hakkında 14/05/2015 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesince eylemin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturucağı geçekçesi ile bu suça ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verildiği ve Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın Dairemizin 24/12/2019 tarih, 2019/5352 esas ve 2019/7526 sayılı kararı ile onandığı, sanığın dosyamıza konu 28/02/2015 tarihli eylemi hakkında 13/04/2015 tarihinde kamu davası açılmasının ertelenmesine karar verildiği ancak sanık hakkında bu eylemin 10/04/2015 tarihinde verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında bir ihlal niteliğinde olduğu belirtilerek, 13/04/2015 tarihli kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 05/07/2015 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla;
Dairemizin 24/12/2019 tarih, 2019/5352 esas ve 2019/7526 sayılı onama kararı karşısında, sanığın 28/02/2015 tarihli eylemi sırasında hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilmiş bir kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığından, eyleminin bir denetim ihlali kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 24/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/22183, K. 2012/31241Kaynağı aç
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi         2011/22183 E.  ,  2012/31241 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, Sahte resmi belge düzenlettirip kullanmak, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma, düşme, mahkumiyet, kesinleşme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanıklar …, …, … ve … hakkındaki nitelikli dolandırıcılık, sanık … hakkındaki sahte özel belgeyi kullanmak, sanıklar … ve … hakkındaki suçu ihbar etmeme suçlarından … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/12/2003 tarih ve 1997/82 Esas, 2003/256 Karar sayılı ilamı ile verilen ortadan kaldırma kararlarına karşı temyiz yasa yoluna başvurulmayarak kesinleştiği anlaşıldığından, katılan … vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarına yönelik temyiz isteminin incelemesinde;
Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’e atılı sahte resmi evrak kullanmak suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki zamanaşımı hükümlerinin daha lehe olması nedeniyle aynı kanunun 66/1-e, 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık zaman aşımının suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla; Mahkemenin oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili ve katılan … Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Sanık … hakkındaki zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık üzerine atılı suçun gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen kesintili dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine, ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ve katılan … Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; aynı Yasanın 322. maddesine göre hüküm fıkrasından ortadan kaldırılmasına ilişkin bu kısmın çıkartılarak yerine "kamu davasının 5271 sayılı CMUK.nun 223/8 maddeleri gereğince düşmesine "cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelemesinde;
Sanıklara atılı sahtecilik suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki dava zamanaşımı hükümlerinin daha lehe olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e, 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık dava zamanaşımının suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleşmiş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' nun 321. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, aynı yasanın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2017/7376, K. 2018/2183Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2017/7376 E.  ,  2018/2183 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı'nın, 21/08/2017 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki kamu davasının düşürülmesine dair … 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2016 tarihli ve 2010/140-62 sayılı ek kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 12/09/2017 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla …:
1- Sanığın 11/02/2010 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı TCK'nın 191/1, 62/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/6. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 20/07/2010 tarihli ve 2010/178-919 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı,
2- Hükümlünün, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiği gerekçesiyle, … 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2016 tarihli ve 2010/140-62 sayılı ek kararı ile TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca «kamu davasının düşmesine» karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "1- Sanık hakkında verilen 05/12/2016 tarihli düşme kararından önce, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde değişiklik yapıldığı cihetle sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/7. maddesi uyarınca, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." denilerek, … 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2016 tarihli ve 2010/140-62 sayılı ek kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan hükümlünün, hüküm tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 7. fıkrası gereğince, mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılması yerine davanın düşmesine karar verilmesi yasaya aykırı ise de, mahkûmiyet hükmünden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve 5320 sayılı
Kanun'a eklenen ek 7. maddenin 2. fıkrası hükümlü lehine hükümler içermekte olup, mahkemece 05/12/2016 tarihli karar ile yapılan değerlendirme esnasında öncelikle hükümlü lehine uyarlama yapılması gerektiğinden, hükümlünün kanun yararına bozma talebine konu olan suçu, aynı nitelikte başka bir suç nedeniyle daha önce verilmiş bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”
b) Hükümlü bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle daha önce tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, karardan önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",
Karar verilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; kamu davasının düşmesine ilişkin … 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2016 tarihli ve 2010/140-62 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 01.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Kanun Yolları

Sanığa yüklenen suçtan ötürü yapılan yargılama sonucunda belirlenen ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası niteliğindeyse mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Müsadere düzenlemeleri hariç tutulmak üzere bu karar sanık yönünden bir hukuki sonuç doğurmaz. Kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlayan beş yıllık denetim süresi boyunca kasten yeni bir suç işlenmez ve belirlenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranılırsa, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak kamu davasının düşmesine karar verilir ve dosya bu yolla kapanır. Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi halinde mahkeme hükmü açıklar; koşulları değerlendirerek cezanın bir kısmının infaz edilmemesine ya da cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü oluşturabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yasa yoluna müracaat edilebilir; kararın bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi durumunda ise temyiz yoluna gidilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Duruşmanın tamamlanmasının ardından hüküm fıkrası okunur ve kararın gerekçesi ana hatlarıyla açıklanır. Duruşmada hazır bulunan sanığa başvurabileceği yasa yolları, merci ve kanuni süreler bildirilir; beraat eden sanığın tazminat talep hakkı mevcutsa bu durum da kendisine belirtilir. İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı süresinde yasa yoluna gidilmemesi durumunda karar kesinleşir; kesinleşmiş hükümlere karşı sonradan ileri sürülen temyiz istemleri reddedilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2011/22183 Esas ve 2012/31241 Karar sayılı ilamında süresinde temyiz kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşen kararlara karşı yapılan istemlerin reddi gerektiği karara bağlanmıştır. Sanık cezaevinde bulunduğu esnada yokluğunda kurulan hükmün Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince MERNİS adresine tebliğ edilmesi geçersizdir; Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2016/2619 Esas ve 2019/7529 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere sanığın temyiz müracaatı öğrenme üzerine süresinde kabul edilir. Öte yandan 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin sekizinci fıkrasının (c) bendi ve Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2015/1760 Esas ve 2015/3154 Karar sayılı kararı uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği gün ile denetim süresi içinde yeni suç işlendiği tarih arasında zamanaşımı durur.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2015/1760, K. 2015/3154Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2015/1760 E.  ,  2015/3154 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 3 – 2013/235528
MAHKEMESİ : Geyve(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/06/2009
NUMARASI : 2009/221 (E) ve 2009/199 (K)
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık M.. D.. hakkında 30.10.2002 suç tarihli eylemiyle ilgili olarak mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 28.7.2009 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde 06.12.2011 tarihinde işlediği suçtan kurulan hükmün kesinleşmesi ve ihbar üzerine, hükmün açıklandığı, CMK'nın 231/8-c maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın kesinleştiği 28.7.2009 tarihi ile sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlediği 06.12.2011 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Suç tarihi itibariyle hüküm tarihinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz nedenleri, bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak yniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı kanunun 322.maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kesinleşme ve Olağanüstü Kanun Yolu Denetimi

İlk derece mahkemesi hükümlerinin kanun yolları tüketilerek veya kanuni müracaat süreleri geçirilerek kesinleşmesiyle birlikte ceza yargılaması tamamlanır ve dosya kapanır. İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen nihai karar ve hükümlerde hukuka aykırılık bulunması durumunda Adalet Bakanlığı konuyu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirerek kanun yararına bozma talebinde bulunabilir. Kesinleşmiş kararlarda hukuka aykırılık görüldüğü takdirde, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2017/7376 Esas ve 2018/2183 Karar sayılı ilamında uygulandığı üzere 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozma kararı verilir. Kanun yararına bozma istemi davanın esasını çözüp de mahkûmiyet haricindeki hükümlere ilişkinse aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez; cezanın kaldırılması gerekiyorsa Yargıtay doğrudan bu cezayı kaldırır. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin beşinci fıkrası gereğince kanun yararına bozma kararlarına karşı mahkemelerce direnilemez. Kanun yollarının sonuçlanması ve kesinleşme sürecinin tamamlanması ile ceza dava dosyası adli olarak kapanmış olur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144]
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
Ceza davasında şikâyetten vazgeçilirse dosya kapanır mı?

Takibi şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi halinde kamu davasının düşmesine karar verilir ve dosya kapanır. Ancak suç takibi şikâyete bağlı olmayıp re'sen kovuşturulan bir fiil ise şikâyetin geri alınması kamu davasını düşürmez ve yargılama devam eder.

Sanık ceza duruşmalarına katılmak zorunda mıdır?

Sorgusu yapılmış olan ve duruşmalara bizzat gelmek istemeyen sanık mahkemeden vareste tutulma talep edebilir; bu talep kabul edildiğinde sonraki celselere bizzat katılmak zorunda kalmaz. Usulüne uygun çağrıya rağmen mazeretsiz duruşmaya katılmayan sanık hakkında ise yakalama emri düzenlenir.

Ceza davası sürerken mahkemeden tazminat istenebilir mi?

Ceza mahkemesinde görülen kamu davası içinde maddi veya manevi tazminat talebinde bulunulamaz. Suç sebebiyle uğranılan zararların giderilmesine dair tazminat istemlerinin hukuk mahkemesinde açılacak ayrı bir dava ile ileri sürülmesi gerekir.

Aynı fiil nedeniyle aynı kişi hakkında yeniden dava açılabilir mi?

Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş kesin bir hüküm veya derdest açılmış bir dava bulunması halinde mahkeme davanın reddine karar verir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması dava zamanaşımını durdurur mu?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediği tarih arasında dava zamanaşımı durur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında denetim süresi tamamlanınca dosya nasıl kapanır?

Beş yıllık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulduğu takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir ve dosya kapanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu