Ceza Muhakemesinde Davaların Birlikte Görülmesi ve Temel İlkeler
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 10/1 uyarınca kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir. Ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Davaların birleştirilmesi bu kuralın istisnasını oluşturur ve uyuşmazlıklar arasında bağlantı bulunması halinde uygulanabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece
karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu
yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam
olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/8371, K. 2019/15961Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
KARAR
Hakaret suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası ile fiili ve hukuki irtibat bulunduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanma ihtimalinin de bulunduğu dikkate alınarak dava ekonomisi açısından dosyanın Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2018 tarihli ve 2018/1682 esas, 2018/1186 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2019 gün ve 65388 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun’un “Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” başlıklı 10. maddesinde yer alan “(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir. (2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır. (3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.” şeklindeki hüküm ile anılan Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. madesinde yer alan "Madde 16 – (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir. (4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas yolunun mümkün olduğuna ilişkin usul hukuku prensibi çerçevesinde, bağlantılı suçlarda yetki kurallarının kıyas yoluyla görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması hakkında uygulanabileceği dikkate alındığında, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince öncelikle birleştirme hususunda Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin muvafakati alınmaya çalışılıp, alınamaması halinde yüksek görevli mahkemeye başvuruda bulunulup mercii tayini yoluna gidilmesi gerektiği gözetildiğinde, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince belirtilen hususa riayet edilmeksizin resen birleştirme kararı verildiği ve sanık tarafından yapılan itirazında itiraz hakkı bulunmadığından bahisle reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, merciince sanığın itiraz hakkının bulunduğu gözetilip işin esasına geçilmek suretiyle birleştirme usulüne riayet edilmemesi nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme;
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi; "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır" şeklinde, anılan Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir" biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde; mahkemenin, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görmesi halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi; "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklindedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 11/07/2014 tarihli ve 2014/5-52 esas, 2014/354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Birleştirme kararlarına ilişkin olarak mahkemeler arasında çıkan uyuşmazlıklar çözümlenmesi hususu değerlendirildiğinde; CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan mahkemeler arasında çıkan birleştirme uyuşmazlıklarının çözümü hususu değerlendirildiğinde; buna dair 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nın 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Aksi takdirde mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlığı istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından denetlenene kadar çözülemeyecek ve bu durum da yargılamanın sürüncemede kalması gibi arzu edilmeyen neticelere sebep olacaktır.
İncelenen dosyada;
Hakaret suçundan sanık … hakkında Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1682 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, aynı suçtan sanık hakkında Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava ile hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bahisle birleştirmeye muvafakat edilip edilmeyeceği sorulmadan, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 31/10/2018 tarihli ve 2018/1682 esas, 2018/1186 sayılı kararla her iki davanın birleştirilmesi üzerine, sanık tarafından birleştirme kararına itiraz edildiği, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı ile sanığın birleştirme kararına itiraz hakkı bulunmadığından itirazın reddine karar verildiği, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesince de birleştirme kararının muvafakat alınmadan verildiği gerekçesiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı yönünden kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Dosyamıza konu uyuşmazlığın çözümünden önce, birleştirme kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı değerlendirilmelidir.
5271 sayılı CMK'da kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK'nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK'nın 267. maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.
CMK'nın birleştirmeye ilişkin hükümleri incelendiğinde, bu kararlara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine kanun koyucu 267. maddede mahkeme kararlarına karşı kanunun gösterdiği hallerde itiraz kanun yoluna başvurulabileceğini hüküm altına alarak mahkeme kararları yönünden anılan kanun yolu için sınırlama getirmiştir. İtiraz kanun yolunun kapsamı sınırlı olarak belirlendiğinden kıyas yoluyla genişletilmesi de olanaklı değildir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde birleştirme kararlarına yönelik olarak itiraz kanun yoluna başvurulabilmesi mümkün değildir. Ancak CMK'nın "İstinaf" başlıklı 272. maddesinin 2. fıkrasında hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabileceğinin düzenlenmesi hususu nazara alındığında, birleştirme kararına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Açıklanan nedenlerle, birleştirme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı hukuka uygun bulunmuştur.
Ayrıca, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; incelemeye konu olayda mahkemeler arasında uyuşmanın sağlanamadığı ve olumsuz birleştirme uyuşmazlığının oluştuğu anlaşılmaktadır. Oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının, ortak yüksek görevli mahkeme olan Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince giderilerek, birleştirmeye gerek olup olmadığının ve birleştirme olacaksa hangi mahkemede birleştirme yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/713 esas sayılı dosyası kapsamındaki birleştirme uyuşmazlığı yönündeki talebinin, mahkemeler arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının çözülmesi talebi olarak değerlendirilmesi ve buna göre Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği değerlendirilmekle şu aşamada kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce farklı gerekçeyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 12/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, E. 2021/99, K. 2022/85Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Birleştirme Uyuşmazlığı
Bulunan Yargıtay Daireleri: 9 ve 8. Ceza
Mahkemesi : 9. Ceza (İlk Derece)
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2020 tarihli ve 2020/12 Esas sayılı iddianamesi ile Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli, 181-244 sayılı karar ile; sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 ile 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 257/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle yargılanmaları bakımından son soruşturmanın açılmasına karar verilerek dosya Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 02.10.2020 tarihinde yapılan tensiple "Sanık hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından dosyanın tefriki ile Dairemizin başka esasına kayıt edilmesine,", karar verilerek yapılan yargılama sırasında 07.12.2020 tarihli 1. celsede ise; "Dosyamız ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2019/6 dosyası arasında irtibat bulunduğu düşünüldüğünden dosyanın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin dosyası ile birleştirilmesi hususunda Yargıtay 8. Ceza Dairesine görüş sorulmasına," karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.01.2021 tarihli ve 2019/6 esas sayılı yazısıyla; "Birleştirmeye konu dosyalardaki tüm sanıklar hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davalarının olduğu, bu davalardan sanıkların ceza almaları durumunda 3713 sayılı Yasanın 5, maddesinin uygulanması ihtimali bulunduğu, bu durumda bu suçlara terör dairesinin bakması gerektiğinden anılan bu sebeplerden dolayı," söz konusu birleştirmeye muvafakat edilmediği belirtilmiştir.
Bunun üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 31.05.2021 tarihli ve 38-32 sayılı karar ile "Dava ekonomisi göz önüne alındığında Mahkememizin iş bu dosyası ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2019/6 esas sayılı dosyası arasında hukuki, fiili ve şahsi irtibat bulunduğu, davaların birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu, görevi kötüye kullanma suçlarının 3713 sayılı Yasanın 5. maddesi kapsamında işlenen suçlardan olmadığı, anlaşılmakla CMK'nun 8. maddesi gereğince Mahkememizin dosyasının Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2019/6 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, bundan sonraki işlemlerin Yargıtay 8. Ceza Dairesi dosyası üzerinden yürütülmesine," karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2021 tarihli ve 83504 sayılı yargı yeri belirlenmesine dair yazısında ise; " Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 2020/38 esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davası ile Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 2019/6 esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davası arasında, sanıkların her iki davada da ortak oluşu, …'in her iki davada da müşteki konumunda bulunması, bu müştekiye yönelik eylemler bakımından yargılama konusu eylemlerin ve atılı suçların aynı oluşu dikkate alındığında, şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu ve her iki davanın birlikte yürütülmesinde yarar ve zorunluluk bulunduğu değerlendirilmekle, Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 2019/6 esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davasının daha önce açılmış ve yargılama konusu iddiaların daha geniş olmasına göre Yargıtay 9.Ceza Dairesinin birleştirme kararının kabulü ile, davaların Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 2019/6 esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirilmesine, karar verilmesi talep edilmiştir.
Bu kapsamda; Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçe ile karara bağlanmıştır.
CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca çözümlenmesi gereken konu, Yargıtay 9 ve 8. Ceza Daireleri arasında oluşan birleştirme uyuşmazlığının giderilmesine ilişkindir.
Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın “Bağlantı kavramı” başlıklı 8. maddesi;
“(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.” şeklinde,
Aynı Kanun’un “Davaların birleştirilerek açılması” başlıklı 9. maddesi;
“(1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.” biçiminde,
Anılan Kanun’un “Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” başlıklı 10. maddesi;
“(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.” şeklinde,
Aynı Kanun’un “Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme” başlıklı 11. maddesi;
“(1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.” biçiminde,
Anılan Kanun’un “Bağlantılı suçlarda yetki” başlıklı 16. maddesi;
“(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.” şeklinde,
Aynı Kanun'un “Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık” başlıklı 17. maddesi;
“(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.” biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza yargılamasında genel kaide, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılması olup uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğunda, bağlantının mahiyeti icabı, istisnai hükümler doğrultusunda ana kuraldan ayrılarak farklı hareket edilebildiği, 5271 sayılı CMK'nın 8 ve 11. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi istisnai durumlardan biri olan davaların birleştirilmesine karar verebilmek için; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının mevzu bahis olmaması gerektiği, kural olarak birleştirmede yarar bulunup bulunmadığının her olayda tetkik ve takdir edilmesinin de o yargılamayı yürüten hâkime ait olduğu,
Keza, Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da benimsendiği gibi; birleştirme zorunluluğu ya da yasağının olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davaların birleştirilebileceği, fakat birleştirmenin zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakıldığı, davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olduğundan, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde, davaların uzatılması için bir sebep olmaması gerektiği,
Bu bakımdan örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği,
Gözetilmelidir.
İncelenen dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmesi istemiyle Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesince 14.07.2020 tarih ve 181-244 sayı ile verilen son soruşturmanın açılması kararı üzerine, dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmak üzere gönderildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.10.2020 tarihli tensip zaptıyla silahla terör örgütüne üye olma suçu bakımından kamu davalarının ayrılmasına karar verildikten sonra, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin kamu davasının, aralarında aynı sanıkların da bulunduğu toplam 34 sanığın farklı şikâyetçilere yönelik gerçekleştirdikleri benzer eylemler nedeniyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görülmekte olan 2019/6 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ise de,
Yargıtay 8. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görülmekte olan kamu davasının belirli bir aşamaya gelmiş olması, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde birleştirme kararı verilmesi hâlinde davanın uzamasına sebebiyet verecek olması karşısında; örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, ilgili dosyaların birleştirilmesi zorunlu olmadığından, gelinen bu aşamada davaların ayrı ayrı yürütülmeleri gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2021 tarihli ve 83504 sayılı birleştirme isteğinin reddine ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin birleştirme kararının kaldırılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2021 tarihli ve 83504 sayılı birleştirme talebinin REDDİNE,
2-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 38-42 sayılı birleştirme kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 16.03.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/10172, K. 2019/12539Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, muhafaza görevinin kötüye kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Muhafaza görevini kötüye kullanma ve hırsızlık suçlarından sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonunda, Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/62 Esas sayılı dosyası ile fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan bahisle dosyanın Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/62 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, diğer mahkemenin dosyaların birleştirilemesine muvafakat vermemesi nedeniyle anılan hususta karar vermesi için dosyanın yüksek görevli mahkemeye gönderilmesine dair Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2018 tarihli, 2016/622 Esas ve 2018/44 Karar sayılı kararı üzerine, anılan kararın esas hükümle birlikte kanun yolu açık olan hükümlerden olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/02/2018 tarihli ve 2018/273 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19/07/2019 tarihli ve 94660652-105-45-7334-2019-KYB sayılı “Kanun Yararına Bozma” talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığının 03/08/2019 tarihli ve 2019/80870 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İstem yazısında;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun“Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” başlıklı 10. maddesinde yer alan “(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir." şeklindeki hüküm ile anılan Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. madesinde yer alan “(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet Savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir." biçimindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen birleştirme kararına karşı yapılan itiraz hakkında mercii Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince anılan kararın itiraz kanun yoluna tabi olduğu görülmekle işin esasına girilmek suretiyle birleştirme hakkında bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nin "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi; "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır" şeklinde, anılan Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir" biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde; mahkemenin, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görmesi halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi; "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir. (2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır. (3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklindedir.
Aynı Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. maddesi;
"(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir. (4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." biçimindedir.
Ceza Genel Kurulunun 11/07/2014 tarihli ve 2014/5-52 Esas ve 2014/354 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nin 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Peki birleştirme kararlarına ilişkin olarak mahkemeler arasında çıkan uyuşmazlıklar nasıl çözümlenecektir?
CMK'nin "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan mahkemeler arasında çıkan birleştirme uyuşmazlıkları nasıl çözümlenecektir? Buna dair 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nin 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Aksi takdirde mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlığı istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından denetlenene kadar çözülemeyecek ve bu durum da yargılamanın sürüncemede kalması gibi arzu edilmeyen neticelere sebep olacaktır.
İnceleme konusu somut olayda:
Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 26/04/2016 tarihli, 2016/2018 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar … ve … hakkında, katılanlar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Vedat Türkmen’e yönelik paydaş veya elbirliği ile malik olunan eşya hakkında hırsızlık ve muhafaza görevini kötüye kullanma suçlarından kamu davasının açıldığı, davanın Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/622 Esas numaralı dosyası üzerinden görülmekte olduğu;
Öte yandan Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 13/01/2016 tarihli, 2016/218 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar … ve … hakkında, katılan Alternatif
Finans Kiralama Anonim Şirketine yönelik meslek,sanat, ticaret veya hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davasının açıldığı, davanın Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/22 Esas numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğü,
Anılan dava dosyaları arasında bağlantı bulunduğundan bahisle Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesince, dosyaların birleştirilmesine muvafakat verilip verilmediği konusunda Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinden görüş istenildiği, Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin de dava dosyaları arasında fiili ve hukuki bağlantının bulunmadığından bahisle dosyaların birleştirilmesine muvafakat vermediği, bunun üzerine Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2018 tarihli, 2016/622 Esas, 2018/44 Karar sayılı kararı ile dosyaların birleştirilmesine ve diğer mahkeme ile oluşan uyuşmazlık nedeniyle, dosyaların birleştirilmesi hususunda bir karar vermesi için dosyanın ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, ortak yüksek görevli mahkeme olan Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin de 26/02/2018 tarihli, 2018/273 değişik iş sayılı kararı ile anılan kararın esas hükümle birlikte kanun yolu açık olan hükümlerden olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiği anlaşılmaktadır.
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan iki mahkeme arasında dosyaların birleştirilmesi hususunda çıkan uyuşmazlığın çözümü hususunda 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nin 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır.
"(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir. (4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." şeklinde düzenlenen 5237 sayılı CMK’nin "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. maddesi ışığında somut olay incelendiğinde, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi ile Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının, CMK’nin 8. maddesinde sayılan koşulların bulunup bulunmadığı, aynı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde işlem yapılıp yapılmadığı yönlerinden değerlendirilip aynı maddenin 3. fıkrası gereğince karar verilerek birleştirme konusundan kaynaklanan nizanın ortadan kaldırılması görevinin ortak yüksek görevli mahkeme olan Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince giderilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde anılan hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ VE KARAR:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden;
Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/02/2018 tarihli, 2018/273 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4. maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahal mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/330, K. 2022/118Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
Sanık … hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 28.06.2019 tarih ve 1-4 sayı ile; silahlı terör örgütüne üye olma ve hükumete karşı suçlardan beraat, siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmek üzere dava dosyasından tefriki ile yetkili ve görevli ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Dairenin başka bir esasına kaydına karar verildikten sonra 10.11.2020 tarih ve 3-1 sayı ile; kovuşturma şartı yerine getirilmeyen kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durmasına karar verilmiştir.
… 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.03.2021 tarihli ve 2083 değişik … sayılı kararı ile durma kararı verilmesine neden olan … Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına karar verilmiş.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 19410-2672 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.06.2021 tarihli ve 70306-26323 sayılı iddianame ile sanık …'nın siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından cezalandırılması ve açılan kamu davasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinde görülen dava ile birleştirilmesi istemi ile kamu davası açılmış.
… 14. Ağır Ceza Mahkemesince 24.06.2021 tarih ve 104-95 sayı ile; açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine karar verilmiş.
Dosyanın gönderildiği Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 28.09.2021 tarihli ve 3-2 sayılı ek karar ile dava dosyasının birleştirilmesine yer olmadığına ve bu konudaki birleştirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairece verilen karar üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yerel Mahkemenin birleştirme kararının kaldırılması istekli 07.10.2021 tarihli ve 121211 sayılı görüş yazısı ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken konu; ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ile … 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan birleştirme uyuşmazlığının çözümlenmesine ilişkindir
Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki "bağlantı kavramı" ve "davaların birleştirilmesi"ne ilişkin hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesinde;
"(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır",
"Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesinde; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir",
"Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesinde;
"(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur",
"Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde ise; "Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir",
Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Buna göre, CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu hâlde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Aynı Kanun’un 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması hâlinde, bu bağlantı CMK'nın 8. maddesinde gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecektir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir.
Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup istisnai hâllerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için;
1- Davalar arasında bağlantı olmalı,
2- Davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli,
3- Birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hâkime bırakmış, istisnaen de yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Bu kapsamda, 4483 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 346/2. maddesi uyarınca İcra Mahkemesinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Anılan Kanun’un “Bağlantılı suçlarda yetki” başlıklı 16. maddesi;
“(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.” şeklinde,
Aynı Kanun'un “Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık” başlıklı 17. maddesi;
“(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.” biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması hâlinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı kamuoyunda “MİT Tırları” davası olarak bilinen dosyada; Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama, Anayasayı ihlâl, hükûmete karşı suç, silahlı terör örgütünü yönetme ve örgüte üye olma suçlarından kovuşturma yapıldığı,
… 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/297 esas sayılı dosyasında; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından yapılan yargılama sırasında sanıklar hakkındaki kamu davasının ayrılmasına karar verilerek dosyanın 2016/99 esas sırasına kaydedildiği ve dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada, … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/99 esas sırasında kayıtlı olan dosyanın bir kısım sanıklarının eylemlerinin dava dosyasındaki sanıkların eylemleriyle irtibatının bulunması ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca hâkim ve savcılarla aynı suça iştirak eden suç ortaklarının aynı soruşturma ve kovuşturma mercine tabi olmaları nedeniyle dosyaların birleştirilmesine 14.04.2016 tarihinde muvafakat verildiği, birleştirmeye muvafakat verilmesinden sonra yapılan yargılamada sanığın savunmalarının alındığı,
Öte yandan; … Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık … hakkında Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama ve siyasal ve askerî casusluk suçlarından 07.05.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada sanık … hakkında açılan kamu davalarının yapılan yargılamanın 28.06.2019 tarihli 60. celsesinde; sanık hakkında siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından açılan kamu davalarının ayrılmasına ve hakkındaki dosyanın 2019/3 esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra; bu dosya üzerinden Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince bağlantı dolayısıyla birleştirilen 2015/1 esasına kayıtlı dava dosyasında 28.06.2019 tarihinde karar verilmesi nedeniyle birleştirme sebebinin ortadan kalkması, sanık … hakkında yargılama konusu suçların bir kısmında daha önce … Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sebebiyle aynı eylemler nedeniyle anılan suçlardan iddianame düzenlenmek suretiyle kovuşturma şartı yerine getirilmediğinden kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar yetkili ve görevli mahkemece durma kararı verilmek üzere; diğer suçlar ve sanıklar yönünden ise, yargılanmalarına devam edilmek üzere Özel Dairenin görevsizliğine karar verildiği,
Dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca … Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan talep üzerine, … 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.03.2021 tarihli ve 2083 değişik … sayılı kararı ile Özel Dairece durma kararı verilmesine neden olan … Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği;
… Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 19410-2672 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.06.2021 tarihli ve 70306-26311 sayılı iddianame ile sanık …'nın siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından cezalandırılması ve açılan kamu davasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinde görülen kamu davası ile birleştirilmesi istemi ile kamu davası açıldığı,
… 14. Ağır Ceza Mahkemesince 24.06.2021 tarih ve 104-95 sayı ile açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine karar verildiği ve bu şekilde birleştirme uyuşmazlığı çıktığı anlaşılan dosyada;
CMK'nın 10. maddesinin üçüncü fıkrasında “İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur” düzenlemesinin bulunması, anılan maddenin Hükûmet tasarısı gerekçesine göre, “Davanın esasına girmeden maksadın, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır” şeklinde davanın esasına girme kavramının tanımının yapılması, CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191. maddesinin üçüncü fıkrasında "Duruşmada, sırasıyla; a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur…" biçimindeki düzenlemeyle, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin ve iddianame yerine geçen belgenin okunması gerektiğinin belirtilmesi, bu düzenlemelere göre mahkemenin ayırma kararını işin esasına girdikten sonra vermesi durumunda ayırdığı davaya kendisinin bakmasının gerekmesi, birleştirme kararlarına Yargıtay 16. Ceza Dairesince muvafakat verildikten sonra sanıklar hakkında düzenlenen iddianameleri sanıklara okuyarak yargılamaya başladığından işin esasına girmiş sayılması, Anayasamızın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede görülmesi ilkeleri de gözetildiğinde usul ekonomisi, hukuki güvenlik, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, yargılama işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının amaçlanması, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağlanması gerekliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde, … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 104-95 sayılı; açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 28.09.2021 tarihli ve 3-2 sayılı birleştirmeye yer olmadığına ilişkin ek kararının KALDIRILMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.02.2022 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 24.02.2022 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi
..
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7976, K. 2019/1025Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tehdit suçundan sanık … hakkında devam eden yargılama sırasında, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/225 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15/11/2018 gün ve 94660652-105-34-4710-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2018 gün ve 2018/93454 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan,
"(1)Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir" hükmü karşısında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince dosyaların birleştirilmesine muvafakat istenmediği ve bu haliyle mahkemelerin uyuşması şartının gerçekleşmediği olayda birleştirme kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde re'sen birleştirilme kararı verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık … hakkında devam eden yargılama sırasında, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/225 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan, "(1)Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2)Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir" hükmü karşısında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince dosyaların birleştirilmesine muvafakat istenmediği ve bu haliyle mahkemelerin uyuşması şartının gerçekleşmediği olayda birleştirme kararı verilemeyeceği
.2.
gözetilmeden, yazılı şekilde re'sen birleştirilme kararı verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Dosyaların birleştirilmesine dair muvafakat istenmeden ve mahkemeler arasında birleştirme hususunda uyuşma sağlanmadan kurulan, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi; "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır" şeklinde, anılan Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir" biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde; mahkemenin, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görmesi halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi; "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklindedir.
Aynı Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. maddesi;
"(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." biçimindedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 11/07/2014 tarihli ve 2014/5-52 esas, 2014/354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar
.3.
bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Peki birleştirme kararlarına ilişkin olarak mahkemeler arasında çıkan uyuşmazlıklar nasıl çözümlenecektir?
CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla
. birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde irleştirme kararı verecektir.
2
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan mahkemeler arasında çıkan birleştirme uyuşmazlıkları nasıl çözümlenecektir? Buna dair 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nın 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Aksi takdirde mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlığı istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından denetlenene kadar çözülemeyecek ve bu durum da yargılamanın sürüncemede kalması gibi arzu edilmeyen neticelere sebep olacaktır.
İncelenen dosyada;
Avukat olan sanık … hakkında 27/10/2015 tarihli tehdit eylemi nedeniyle son soruşturmanın Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmesi üzerine Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinin 25/09/2017 tarihli ve 2017/255 esas, 2017/238 sayılı kararıyla sanık hakkında uzlaştırma işlemlerinin yapılması için kovuşturmanın durmasına karar verildiği, tarafların uzlaşması üzerine Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2018 tarihli ve 2018/27 esas, 2018/7 sayılı kararıyla kamu davasının düşmesine hükmolunduğu, hükmün 01/02/2018 tarihi itibariyle kesinleştirildiği, aynı sanığın aynı mağdura aynı eylemi nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde son soruşturmanın açılıp yapılmasına dair karar kurulması üzerine İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı tensip kararıyla, dosyanın Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/225 esas sayılı dava dosyası ile CMK'nın 8. ve devamı maddeleri uyarınca birleştirilmesine karar verildiği, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 karar sayılı dosyası incelendiğinde,
.5.
birleştirmeye ilişkin Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin muvafakatinin sorulmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirmeye dair CMK'nın 16. maddesinin 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceğinin, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceğinin hüküm altına alınması, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 karar sayılı dosyasında, Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine dosyaların birleştirilmesine dair muvafakatin sorulmaması karşısında, mahkemeler arasında birleştirmeye dair uyuşmanın bulunmadığı gözetilmeden kurulan, dosyanın Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/225 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarihli ve 2017/277 esas, 2017/296 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4 maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 24/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/329, K. 2022/117Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
Sanık … hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 28.06.2019 tarih ve 1-4 sayı ile; silahlı terör örgütüne üye olma ve hükûmete karşı suçlardan beraat, siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmek üzere dava dosyasından tefriki ile yetkili ve görevli ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Dairenin başka bir esasına kaydına karar verildikten sonra 10.11.2020 tarih ve 2-1 sayı ile; kovuşturma şartı yerine getirilmeyen kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durmasına karar verilmiştir.
… 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.03.2021 tarihli ve 2196 değişik … sayılı kararı ile durma kararı verilmesine neden olan … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına karar verilmiş,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 19410-2672 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.06.2021 tarihli ve 70306-26323 sayılı iddianame ile sanık …’nin siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından cezalandırılması ve açılan kamu davasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinde görülen dava ile birleştirilmesi istemi ile kamu davası açılmış,
… 14. Ağır Ceza Mahkemesince 24.06.2021 tarih ve 105-94 sayı ile; açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine karar verilmiş,
Dosyanın gönderildiği Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 28.09.2021 tarihli ve 2-1 sayılı ek karar ile dava dosyasının birleştirilmesine yer olmadığına ve bu konudaki birleştirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairece verilen karar üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yerel Mahkemenin birleştirme kararının kaldırılması istekli 07.10.2021 tarihli ve 121208 sayılı görüş yazısı ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken konu; ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ile … 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan birleştirme uyuşmazlığının çözümlenmesine ilişkindir
Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki "bağlantı kavramı" ve "davaların birleştirilmesi"ne ilişkin hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesinde;
"(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır",
"Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesinde; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir",
"Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesinde;
"(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur",
"Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde ise; "Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir",
Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Buna göre, CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu hâlde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Aynı Kanun’un 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması hâlinde, bu bağlantı CMK'nın 8. maddesinde gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecektir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir.
Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup istisnai hâllerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için;
1- Davalar arasında bağlantı olmalı,
2- Davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli,
3- Birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hâkime bırakmış, istisnaen de yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Bu kapsamda, 4483 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 346/2. maddesi uyarınca İcra Mahkemesinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Anılan Kanun’un “Bağlantılı suçlarda yetki” başlıklı 16. maddesi;
“(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.” şeklinde,
Aynı Kanun'un “Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık” başlıklı 17. maddesi;
“(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.” biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması hâlinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı kamuoyunda “MİT Tırları” davası olarak bilinen dosyada; Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama, Anayasayı ihlâl, hükûmete karşı suç, silahlı terör örgütünü yönetme ve örgüte üye olma suçlarından kovuşturma yapıldığı,
… 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/297 esas sayılı dosyasında; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal veya askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından yapılan yargılama sırasında sanıklar hakkındaki kamu davasının ayrılmasına karar verilerek dosyanın 2016/99 esas sırasına kaydedildiği ve dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada, … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/99 esas sırasında kayıtlı olan dosyanın bir kısım sanıklarının eylemlerinin dava dosyasındaki sanıkların eylemleriyle irtibatının bulunması ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca hâkim ve savcılarla aynı suça iştirak eden suç ortaklarının aynı soruşturma ve kovuşturma mercine tabi olmaları nedeniyle dosyaların birleştirilmesine 14.04.2016 tarihinde muvafakat verildiği, birleştirmeye muvafakat verilmesinden sonra yapılan yargılamada sanığın savunmalarının alındığı,
Öte yandan; … Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık … hakkında Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama ve siyasal ve askerî casusluk suçlarından 14.12.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı dosyada sanık … hakkında açılan kamu davalarının yapılan yargılamanın 28.06.2019 tarihli 60. celsesinde; sanık … hakkında siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarında açılan kamu davalarının ayrılmasına ve hakkındaki dosyanın 2019/2 esas numarasına kaydedilmesine karar verildikten sonra; bu dosya üzerinden Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince bağlantı dolayısıyla birleştirilen 2015/1 esasına kayıtlı dava dosyasında 28.06.2019 tarihinde karar verilmesi nedeniyle birleştirme sebebinin ortadan kalkması, sanık … hakkında yargılama konusu suçların bir kısmından daha önce … Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi sebebiyle aynı eylemler nedeniyle anılan suçlardan iddianame düzenlenmek suretiyle kovuşturma şartı yerine getirilmediğinden kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar yetkili ve görevli mahkemece durma kararı verilmek üzere; diğer suçlar ve sanıklar yönünden ise, yargılanmalarına devam edilmek üzere Özel Dairenin görevsizliğine karar verildiği,
Dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca … Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan talep üzerine, … 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.03.2021 tarihli ve 2196 değişik … sayılı kararı ile Özel Dairece durma kararı verilmesine neden olan … Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 19410-2672 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın gönderildiği … Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.06.2021 tarihli ve 70306-26323 sayılı iddianame ile sanık …’nin siyasal veya askeri casusluk ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından cezalandırılması ve açılan kamu davasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinde görülen kamu davası ile birleştirilmesi istemi ile kamu davası açıldığı,
… 14. Ağır Ceza Mahkemesince 24.06.2021 tarih ve 105-94 sayı ile açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine karar verildiği ve bu şekilde birleştirme uyuşmazlığı çıktığı anlaşılan dosyada;
CMK'nın 10. maddesinin üçüncü fıkrasında “İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur” düzenlemesinin bulunması, anılan maddenin Hükûmet tasarısı gerekçesine göre, “Davanın esasına girmeden maksadın, iddianamenin okunmasından sonraki aşamalardır” şeklinde davanın esasına girme kavramının tanımının yapılması, CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191. maddesinin üçüncü fıkrasında "Duruşmada, sırasıyla; a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur…" biçimindeki düzenlemeyle, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin ve iddianame yerine geçen belgenin okunması gerektiğinin belirtilmesi, bu düzenlemelere göre mahkemenin ayırma kararını işin esasına girdikten sonra vermesi durumunda ayırdığı davaya kendisinin bakmasının gerekmesi, birleştirme kararlarına Yargıtay 16. Ceza Dairesince muvafakat verildikten sonra sanıklar hakkında düzenlenen iddianameleri sanıklara okuyarak yargılamaya başladığından işin esasına girmiş sayılması, Anayasamızın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede görülmesi ilkeleri de gözetildiğinde usul ekonomisi, hukuki güvenlik, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, yargılama işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının amaçlanması, Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağlanması gerekliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde, … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 105-94 sayılı; açılan kamu davası ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamasını yaptığı 2020/2 esas sayılı dosyası arasında hukuki, şahsi ve fiili bağlantı bulunması sebebiyle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince kamu davasının birleştirilmesine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 28.09.2021 tarihli ve 2-1 sayılı birleştirmeye yer olmadığına ilişkin ek kararının KALDIRILMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.02.2022 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 24.02.2022 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Yargılamaların birleştirilmesi kurumu; muhakemenin hızlı ve basit sürdürülmesini, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlar. Uyuşmazlıkların birlikte ele alınması, tüm delillerin bir arada değerlendirilmesini ve hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının önüne geçilmesini sağlar. Bu yarar gözetilirken usul ekonomisi ile Anayasa m. 141 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 ile korunan davaların en az giderle ve makul sürede sonuçlandırılması ilkeleri dengelenir.
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, E. 2024/41, K. 2024/61Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
2024/Bşk-41 2024/61 2024/79500
CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Birleştirme Uyuşmazlığı
Bulunan Yargıtay Daireleri: 5 ve 8. Ceza
Mahkemesi : 5. Ceza (İlk Derece)
Sayısı : 16-26
Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar hakkında Oltu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2023 tarihli ve 2023/536 esas sayılı iddianamesi ile Oltu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.02.2024 tarihli ve 181-14 sayılı son soruşturmanın açılmasına dair karar üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesince 2024/16 esas sayılı dosyada 06.05.2024 tarihli tensip zaptında "Dairemizin yukarıda yazılı esas numarasına kayıtlı davası ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2023/18 esas sayılı kamu davası arasında şahsi, fiili ve hukuki irtibat bulunduğu değerlendirildiğinden birleştirilme konusunda görüş bildirilmesi amacıyla yazı yazılmasına," karar verildiği, bu karar doğrultusunda aynı tarihte Yargıtay 8. Ceza Dairesine birleştirme önerisi içeren yazı yazıldığı,
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.06.2024 tarihli ve 2023/18 esas sayılı yazısıyla söz konusu birleştirme önerisine muvafakat edilmediği,
Bunun üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesince 02.07.2024 tarih ve 16-26 sayı ile; "Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ilk derece mahkemesi sıfatı ile Dairemize açılan kamu davası ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2023/18 Esas sayılı kamu davası arasında şahsi, fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gibi delillerin birlikte değerlendirilip zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tespiti bakımından her iki davanın birleştirilerek görülmesinde yarar olduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 8 ve devamı maddeleri uyarınca iş bu davanın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2023/18 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine," karar verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve 79500 sayılı yargı yeri belirlenmesine dair yazısında ise; "Yargıtay 5. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2024/16 Esasına kayden görülmekte olan kamu davasında verilen 02.07.2024 tarih ve 2024/26 karar sayılı kararla davanın, şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin (İlk Derece), daha önce 26.06.2024 tarihli yazıyla birleştirmeye muvafakat verilmeyen 2023/18 Esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davası ile birleştirilmesine karar verilmesi nedeniyle her iki Yüksek Daire arasında birleştirme konusunda olumsuz uyuşmazlık (görev uyuşmazlığı) ortaya çıkmış olup, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi gerekmiş olmakla, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024/16 Esas, 2024/26 karar sayılı dava dosyası fiziken, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/18 Esas sayılı dava dosyası ise UYAP üzerinden incelendi.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024/26 Esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davasının, sanıklar …, …, … ve … hakkında, 'Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/108 Esas kaydını alan ve son olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2012/1 Esas, 2015/4 karar sayılı dosyası kapsamında, 'Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üyeliği' suçlamasında 27.01.2010 – 30.01.2010 tarihleri arasında gözaltına alınan, 03.02.2010 tarihinde tutuklanan, 18.06.2010 tarihinde serbest bırakılan ve yargılama sonunda da beraatine karar verilen …'nun; İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/19 Esasına kayden açtığı koruma tedbiri nedeniyle tazminat davasının davalı hazine aleyhine sonuçlanmasına ve bu suretle kamunun zarara uğramasına neden oldukları' iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçunu (TCK md. 257) işledikleri iddiasına ilişkin olduğu;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/18 Esas sayılı dava dosyasının ise, sanıklar …, …, …, …, ….ve …. hakkında, kamuoyunda 'Erzincan Ergenekon' davası olarak bilinen Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/108 Esas sayılı kamu davasının soruşturma ve kovuşturma sürecindeki usul ve yasaya aykırı işlemleri nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, görevi kötüye kullanma, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarını işledikleri iddiasına ilişkin olduğu;
Buna göre Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2024/16 Esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davası ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/18 Esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davası arasında, her iki dava konusunun kamuoyunda 'Ergenekon Davası' olarak bilinen davanın soruşturma ve kovuşturma süresinde cereyan eden usul ve yasaya aykırılıklara ilişkin olması, bir kısım sanıkların her iki davada da ortak oluşu dikkate alındığında, şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu ve her iki davada verilecek hükümlerin birbirini etkileyecek nitelikte olması nedeniyle davaların birlikte yürütülmesinde yarar ve zorunluluk bulunduğu değerlendirilmekle, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/18 Esas sayısına kayden görülmekte olan kamu davasının daha önce açılmış ve yargılama konusu iddiaların daha geniş olmasına göre Yargıtay 5. Ceza Dairesinin birleştirme kararının kabulü ile, davaların Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/18 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirilmesine, bundan sonraki işlemlerin bu dosya üzerinden yürütülmesine," karar verilmesinin talep edilmesi üzerine oluşan iş bölümü nedeniyle görev uyuşmazlığının 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 17/3. maddesi gereğince kesin olarak karara bağlanması için dava dosyası Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu huzuruna gönderilmiş olmakla; iddianame, son soruşturmanın açılmasına dair karar ve Dairelerin görevsizlik gerekçeleri okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi;
"(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır." şeklinde,
Aynı Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi;
"(1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir." biçiminde,
Anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi;
"(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur." şeklinde,
Aynı Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesi;
"(1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir." biçiminde,
Anılan Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. maddesi;
"(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." şeklinde,
Aynı Kanun'un "Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık" başlıklı 17. maddesi;
"(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler." biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza yargılamasında genel kaide, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılması olup uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğunda, bağlantının mahiyeti icabı, istisnai hükümler doğrultusunda ana kuraldan ayrılarak farklı hareket edilebildiği, 5271 sayılı CMK'nın 8 ve 11. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi istisnai durumlardan biri olan davaların birleştirilmesine karar verebilmek için; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının mevzu bahis olmaması gerektiği, kural olarak birleştirmede yarar bulunup bulunmadığının her olayda tetkik ve takdir edilmesinin de o yargılamayı yürüten hâkime ait olduğu,
Keza, Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da benimsendiği gibi; birleştirme zorunluluğu ya da yasağının olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davaların birleştirilebileceği, fakat birleştirmenin zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakıldığı, davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olduğundan, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde, davaların uzatılması için bir sebep olmaması gerektiği,
Bu bakımdan örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği,
Gözetilmelidir.
İncelenen dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi istemiyle Oltu Ağır Ceza Mahkemesince 09.02.2024 tarih ve 181-14 sayı ile verilen son soruşturmanın açılması kararı üzerine, dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmak üzere gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesince görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin kamu davasının, aralarında aynı sanıkların da bulunduğu birden çok sanığın farklı şikâyetçilere yönelik gerçekleştirdikleri benzer eylemler nedeniyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görülmekte olan 2023/18 Esas numaralı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ise de,
Yargıtay 8. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görülmekte olan kamu davasının belirli bir aşamaya gelmiş olması, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde birleştirme kararı verilmesi hâlinde davanın uzamasına sebebiyet verecek olması karşısında; örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, ilgili dosyaların birleştirilmesi zorunlu olmadığından, gelinen bu aşamada davaların ayrı ayrı yürütülmeleri gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve 79500 sayılı birleştirme isteğinin reddine ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinin birleştirme kararının kaldırılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve 79500 sayılı birleştirme talebinin REDDİNE,
2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 02.07.2024 tarihli ve 16-26 sayılı birleştirme kararı kaldırılarak dosyanın anılan Daireye GÖNDERİLMESİNE, 30.10.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, E. 2022/44, K. 2022/173Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Birleştirme Uyuşmazlığı
Bulunan Yargıtay Daireleri : 11 ve 5. Ceza
Mahkemesi : 11. Ceza (İlk Derece)
Sayısı : 9-1
Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2021 tarihli ve 1166-137 sayılı iddianamesi ile Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 482-566 sayılı karar ile; sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve 3628 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından cezalandırılmaları istemiyle yargılanması bakımından son soruşturmanın açılmasına karar verilerek dosya Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesince 16.03.2021 tarih ve 9-1 sayı ile;
"Sanık … hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.06.2021 tarih, 2021/3028 soruşturma ve 2021/1166 esas sayılı iddianamesi kapsamında Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarih, 2021/482 esas ve 2021/566 karar sayılı son soruşturmanın açılması kararı ile suç tarihleri 25.01.2018-19.07.2018 olan, 3628 sayılı Kanuna Muhalefet, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği suçlarından Türk Ceza Kanunu'nn 204/2, 204/3, 53 maddeleri, 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 4. madde yollamasıyla aynı kanunun 13/1, 14, 15 ve Türk Ceza Kanunu 53. maddeleri gereğince cezalandırılması için Dairemize kamu davası açıldığı,
Yine sanık … hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2019 tarih, 2019/7354 soruşturma ve 2019/3060 esas sayılı iddianamesi kapsamında Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2020 tarih, 2019/569 esas ve 2020/5 karar sayılı kararı ile; suç tarihi Aralık 2008 olan, rüşvet almak ve vermek, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından Türk Ceza Kanunu'nun 252/2 yollaması ile 252/1, 252/7, 204/2 ve 204/3. maddeleri gereğince cezalandırılması için Yargıtay 5. Ceza Dairesinde 2020/6 esas sayılı kamu davası açıldığının tespit edildiği,
Her iki dosyanın incelenmesinden; sanık … hakkında 3628 sayılı Kanuna muhalefet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından ilk derece mahkemesi sıfatı ile Dairemize açılan kamu davası ile yine rüşvet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından dolayı ilk derece mahkemesi sıfatı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/6 esas sayılı kamu davası arasında şahsi ve hukuki bağlantı bulunduğu, delillerin birlikte değerlendirilip, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tespiti bakımından her iki davanın birleştirilerek görülmesinde yarar olduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nin 8/1. ve devamı maddeleri uyarınca Dairemizdeki davanın Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/6 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine Dairemizin 2021/9 esas sayılı dava dosyasının esasının kapatılmasına, dosyanın Yargıtay 5 Ceza Dairesine gönderilmesine," karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesince de 12.04.2022 tarih ve 31-19 sayı ile;
"Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli, 2021/482 esas ve 2021/566 sayılı son soruşturmanın açılması kararı ile sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve 3628 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından TCK'nın 204/2, 204/3, 43, 53 ve 3628 sayılı Yasanın 13/1, 14, 15 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/9 esas sırasına kaydedilmiştir.
Dairece henüz yargılamaya başlanılmadan 07.02.2022 tarihli yazı ile işbu davanın, aynı sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla Dairemizin 2020/6 esas sırasında rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından görülmekte olan davayla birleştirilip birleştirilmeyeceği konusunda görüş sorulmuştur. Talep hususunda Dairemizce henüz bir yanıt verilmemişken Dairece verilen 16.03.2021 tarihli kararla davaların resen
birleştirilmesine karar verilerek dava dosyası gönderilmiştir.
Sanık hakkında Dairemizde görülmekte olan 2020/6 esas sayılı kamu davasının 30.03.2022 tarihli 5. celsesinde resen birleştirilmiş olan Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/9 esas sayılı kamu davasının, görüşü sorulan Yargıtay Cumhuriyet savcısının mütalaasına uygun olarak Dairemizde görülmekte olan davadan CMK'nın 10. maddesi gereğince ayrılmasına ve işbu kamu davasının Dairemizin başka bir esas sırasına kaydına karar verilmiştir.
İzah edilen safahat itibariyle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın 'Bağlantı kavramı' başlıklı 8. maddesi;
'(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.' şeklinde,
Aynı Kanun’un 'Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme' başlıklı 11. maddesi;
'(1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.' biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza yargılamasında genel kaide, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılması olup uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğunda, bağlantının mahiyeti icabı, istisnai hükümler doğrultusunda ana kuraldan ayrılarak farklı hareket edilebildiği, 5271 sayılı CMK'nın 8 ve 11. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi istisnai durumlardan biri olan davaların birleştirilmesine karar verebilmek için; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının mevzu bahis olmaması gerektiğidir.
Keza, Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da benimsendiği gibi; birleştirme zorunluluğu ya da yasağının olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davaların birleştirilebileceği, fakat birleştirmenin zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakıldığı, davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olduğundan, Anayasa'nın 141. maddesindeki 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması' ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen 'adil yargılanma hakkı' kapsamında 'davaların makul sürede görülmesi' ilkeleri gözetildiğinde, davaların uzatılması için bir sebep olmaması gerekmektedir.
Birleştirme yapabilmenin temel amacının usul ekonomisinde aranması gerekir. Bu da zaman ve esas açısından birleştirmede fayda bulunması hâlinde gündeme gelebilir. Yargılamanın birleştirilmesi fayda düşüncesine dayandığından, fayda varsa birleştirilmeli fayda yoksa birleştirilmemelidir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık … hakkında Dairemizin 2020/6 esas sırasına görülmek olan kamu davasında sanığa kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun yanında rüşvet alma suçu da isnat olunmuşken resen birleştirme kararı verilen Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/9 esas sırasına kayden açılan davada sanık hakkında rüşvet suçundan herhangi bir kamu davası açılmamış olması, Dairemizde yürütülen davada yargılama konusu yapılan eylemin sanık …'in Mersin 7. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi olarak görev yaptığı sırada uhdesinde bulunan 2018/656 esas sayılı dava dosyası kapsamında gerçekleştirdiği iddia olunan usul ve yasaya aykırı işlemler olduğu, birleştirilen dava konusunun ise sanığın Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi olarak görev yaptığı dönemde uhdesinde bulunan bir kısım dava dosyalarındaki usul ve yasaya aykırı işlemlere ilişkin olması itibariyle dava konularının farklılık göstermesi, iki dava arasındaki tek benzerliğin resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olup salt bu halin davaların birlikte görülmesini zorunlu kılan irtibat olarak kabulüne yasal olarak imkan bulunmaması, ayrıca Dairemizde görülmekte olan davada yargılamanın sonuna yaklaşılmasına rağmen birleştirilen davada henüz yargılama faaliyetine başlanılmamış olması karşısında davaların ayrı ayrı görülmesinin makul sürede yargılanma hakkına sağlayacağı yarar, birleştirilerek görülmesi hâlinde ise bu hakkın ihlaline neden olabilecek düzeydeki zarar ihtimali de dikkate alındığında, sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve 3628 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından Yargıtay 11. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2021/9 esas sırasına kayden açılıp Dairemizde görülmekte olan dava ile resen birleştirilmesine karar verilen kamu davasının CMK'nın 10. maddesi uyarınca ayrılmasına, bu suretle Dairemiz ile Yargıtay 11. Ceza Dairesi (İlk Derece) arasında doğan olumsuz birleştirme ihtilafının çözülmesi için dosyanın yüksek görevli Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine," karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2022 tarihli ve 63916 sayılı yargı yeri belirlenmesine dair yazısında ise;
"Yargıtay 5. Ceza Dairesi (İlk Derece)nin 2020/6 esas sayılı dosyasında, sanık … hakkında rüşvet almak ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin (İlk Derece) 2021/9 esas sayılı dosyasında ise aynı sanık hakkında 3628 Sayılı Kanuna muhalefet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından dava açıldığının anlaşılmasına, davalara konu suç tarihleri ile olayların farklı bulunması ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinde görülmekte olan kamu davasının geldiği aşama nedeniyle dosyaların birleştirilmesinde fiili ve hukuki yarar görülmemesine, her iki dosyada mevcut delillerin onaylı örneklerinin getirtilmesi olanağı da nazara alındığında, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin (ilk Derece) gerekçesine göre, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 16.03.2021 tarih ve 2021/9 esas 2022/1 karar sayılı birleştirme kararlarının kaldırılmasına, davaların her iki Dairenin kendi dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmesi," talep edilmiştir.
Bu kapsamda; Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçe ile karara bağlanmıştır.
CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca çözümlenmesi gereken konu, Yargıtay 11 ve 5. Ceza Daireleri arasında oluşan birleştirme uyuşmazlığının giderilmesine ilişkindir.
Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın “Bağlantı kavramı” başlıklı 8. maddesi;
“(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.” şeklinde,
Aynı Kanun’un “Davaların birleştirilerek açılması” başlıklı 9. maddesi;
“(1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.” biçiminde,
Anılan Kanun’un “Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” başlıklı 10. maddesi;
“(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.” şeklinde,
Aynı Kanun’un “Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme” başlıklı 11. maddesi;
“(1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.” biçiminde,
Anılan Kanun’un “Bağlantılı suçlarda yetki” başlıklı 16. maddesi;
“(1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.” şeklinde,
Aynı Kanun'un “Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık” başlıklı 17. maddesi;
“(1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.” biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza yargılamasında genel kaide, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılması olup uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğunda, bağlantının mahiyeti icabı, istisnai hükümler doğrultusunda ana kuraldan ayrılarak farklı hareket edilebildiği, 5271 sayılı CMK'nın 8 ve 11. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi istisnai durumlardan biri olan davaların birleştirilmesine karar verebilmek için; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının mevzu bahis olmaması gerektiği, kural olarak birleştirmede yarar bulunup bulunmadığının her olayda tetkik ve takdir edilmesinin de o yargılamayı yürüten hâkime ait olduğu,
Keza, Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 52-354 sayılı kararında da benimsendiği gibi; birleştirme zorunluluğu ya da yasağının olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davaların birleştirilebileceği, fakat birleştirmenin zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakıldığı, davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olduğundan, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde, davaların uzatılması için bir sebep olmaması gerektiği,
Gözetilmelidir.
İncelenen dosya kapsamına göre, sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve 3628 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesince 24.11.2021 tarih ve 482-566 sayı ile verilen son soruşturmanın açılması kararı üzerine, dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmak üzere gönderildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesince 16.03.2021 tarih ve 9-1 sayı ile; aynı sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve rüşvet suçlarına ilişkin olarak Yargıtay 5. Ceza Dairesinde 2020/6 esas sayılı kamu davasının bulunduğu ve bu bağlamda sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerekçesiyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinde görülmekte olan 2020/6 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ise de,
Yargıtay 5. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görülmekte olan kamu davasının belirli bir aşamaya gelmiş olması, Anayasa'nın 141. maddesindeki "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen "adil yargılanma hakkı" kapsamında "davaların makul sürede görülmesi" ilkeleri gözetildiğinde birleştirme kararı verilmesi hâlinde davanın uzamasına sebebiyet verecek olması karşısında; ilgili dosyaların birleştirilmesi zorunlu olmadığından, gelinen bu aşamada davaların ayrı ayrı yürütülmeleri gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2022 tarihli ve 63916 sayılı davaların ayrı ayrı yürütülmesi isteğinin kabulüne ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin birleştirme kararının kaldırılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2022 tarihli ve 63916 sayılı davaların ayrı ayrı yürütülmesi talebinin KABULÜNE,
2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli ve 9-1 sayılı birleştirme kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın Yargıtay 11. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 30.11.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Davaların Birleştirilmesinde Aranan Koşullar ve Mahkemenin Takdiri
Ceza yargılamasında bağlantılı davaların birleştirilebilmesi belirli koşulların varlığına bağlıdır. Kararlarda bu koşullar ağırlıklı olarak; davalar arasında bağlantı bulunması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi ve birleştirme yasağının bulunmaması şeklinde üç temel unsur altında toplanır. Buna karşılık koşulların; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının bulunmaması biçiminde beş ölçüt olarak değerlendirildiği kararlar da mevcuttur.
Kanuni bir birleştirme zorunluluğunun veya açık bir birleştirme yasağının bulunmadığı hallerde, bağlantılı davaların birleştirilmesi mahkemenin takdirine bırakılmıştır ve zorunlu değildir. Birleştirmede fayda bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi yargılamayı yürüten hâkime aittir. Zaman ve esas yönünden usul ekonomisine uygun bir yarar görüldüğünde birleştirme yapılabilir; böyle bir yarar bulunmadığında davalar ayrı yürütülür.
Bağlantı Türleri: Dar ve Geniş Bağlantı
Birleştirme kararı verilebilmesi için uyuşmazlıklar arasında yasal anlamda bir bağlantının varlığı şarttır. CMK m. 8/1 uyarınca, bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunması halinde dar bağlantı gerçekleşmiş sayılır. CMK m. 8/2 uyarınca suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç kabul edilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 8Kaynağı aç
suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var
sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme,
gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
Davaların birleştirilerek açılması
Kanun koyucu dar bağlantı hallerinin yanı sıra CMK m. 11 hükmünde geniş bağlantıyı düzenlemiştir. Buna göre mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı sekizinci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere davaların birleştirilmesine karar verebilir. Maddede geniş bağlantı sayılabilecek ilişkiler sınırlandırılmamış, mahkemenin davalar arasında bağlantı görmesi yeterli bulunmuştur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile,
birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar
verebilir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Yetki
Yetkili mahkeme
Yüksek Görevli Mahkemenin Yetkisi ve Muvafakat Usulü
CMK m. 10/1'de düzenlenen yüksek görevli mahkeme kavramı, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden görev derecesi daha yüksek olanını ifade eder. CMK m. 9/1 uyarınca bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabileceği gibi, kovuşturma evresinin her aşamasında da CMK m. 10/1 gereğince yüksek görevli mahkemece birleştirme kararı verilebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 9Kaynağı aç
görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli
mahkemede dava açılabilir.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Yüksek görevli mahkemenin birleştirme kararı verebilmesi için alt görevli mahkemenin muvafakatini alması gerekmez. Yüksek görevli mahkeme, bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyerek sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibatın varlığı ile davaların birlikte yürütülmesinde yarar bulunması halinde birleştirme kararı verir.
Değişik Mahkemelerin Yetkisindeki Davalarda ve Eşit Dereceli Mahkemelerde Birleştirme Usulü
Ayrı mahkemelerin yetki alanına giren bağlantılı ceza davaları, CMK m. 16/1 uyarınca yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. Farklı yer mahkemelerinde kovuşturmaya başlanmışsa, CMK m. 16/2 uyarınca Cumhuriyet savcılarının talebine uygunluk bulunması ve mahkemelerin mutabakata varması şartıyla davaların tamamı veya bir bölümü bu mahkemelerden birinde toplanabilir. Mahkemeler arasında anlaşma sağlanamaması halinde ise CMK m. 16/3 uyarınca savcının veya sanığın talebiyle ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmenin gerekli olup olmadığını ve hangi mahkemede yapılacağını karara bağlar.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili
mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına
başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla,
mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı
bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı
veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek
olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede bulunan mahkemeler arasında doğan birleştirme uyuşmazlıkları hakkında kanunda açık bir kural yer almamaktadır. Ceza muhakemesinde kıyas mümkün görüldüğünden, CMK m. 16'daki mahkemeler arası uyuşma ve ortak yüksek görevli mahkeme kavramları kıyasen uygulanır. Bu uyuşmazlıklarda ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığını ve birleştirme yapılacaksa hangi mahkemede yapılacağını belirler; uyuşmazlığı çözmeksizin karar verilmesine yer olmadığı hükmü kuramaz. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/10172, K. 2019/12539 sayılı kararında bu yönde değerlendirmede bulunmuştur.
Eşit düzeydeki iki mahkeme arasında uyuşmazlık doğmuş sayılabilmesi için ikinci mahkemenin birleştirme talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermiş olması gerekir. Ayrıca mahkemelerin başka mahkemelerin kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurma hakkı bulunmaz; muvafakat verilmemesine rağmen diğer mahkemece dosyanın gönderilmesi olumsuz birleştirme uyuşmazlığının çözülmesi talebi olarak ele alınır. Mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığında da CMK m. 17 uyarınca yetkili mahkeme ortak yüksek görevli mahkemece belirlenir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7667, K. 2018/21208 sayılı kararında mahkemeler arası başvurunun olumsuz birleştirme uyuşmazlığı sayılarak çözülmesi gerektiğini belirtmiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim
veya mahkemeyi belirler.
Yetkisizlik iddiası
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2018/7667, K. 2018/21208Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Silahla tehdit suçundan sanık … hakkında ….7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/449 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, aynı suçtan sanık hakkında ….(Kapatılan) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/473 esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava ile hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bahisle birleştirmeye muvafakat edilip edilmeyeceğinin sorulması üzerine, birleştirmeye muvafakat verilmemesine rağmen, ….7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04/07/2017 tarihli ve 2017/449 esas, 2017/333 sayılı kararla her iki davanın birleştirilmesi üzerine, ….6. Asliye Ceza Mahkemesince birleştirme kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/10/2018 gün ve 94660652-105-33-3262-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/11/2018 gün ve 2018/87886 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan, "(1)Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir" hükmü karşısında, muvafakat alınmadan birleştirme kararı verilemeyeceği gözetilmeden, birleştirme kararına yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Silahla tehdit suçundan sanık … hakkında ….7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/449 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, aynı suçtan sanık hakkında ….(Kapatılan) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/473 esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava ile hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bahisle birleştirmeye muvafakat edilip edilmeyeceğinin sorulması üzerine, birleştirmeye muvafakat verilmemesine rağmen, ….7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04/07/2017 tarihli ve 2017/449 esas, 2017/333 sayılı kararla her iki davanın birleştirilmesi üzerine, ….6. Asliye Ceza Mahkemesince birleştirme kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı
./..
.2.
kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan, "(1)Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir" hükmü karşısında, muvafakat alınmadan birleştirme kararı verilemeyeceği gözetilmeden, birleştirme kararına yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık … hakkında ….7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/449 esas sayılı dosyası ve ….(Kapatılan) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/473 esas sayılı dosyalarının, birleştirmeye muvafakat verilmemesine karşın birleştirilmesinde isabet bulunup bulunmadığının ve buna bağlı olarak ….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı kararının yasaya uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi; "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır" şeklinde, anılan Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir" biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde; mahkemenin, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görmesi halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi; "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklindedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 11/07/2014 tarihli ve 2014/5-52 esas, 2014/354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar
./..
.3.
bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Peki birleştirme kararlarına ilişkin olarak mahkemeler arasında çıkan uyuşmazlıklar nasıl çözümlenecektir?
CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla
./..
.4.
birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.
Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.
Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan mahkemeler arasında çıkan birleştirme uyuşmazlıkları nasıl çözümlenecektir? Buna dair 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nın 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Aksi takdirde mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlığı istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından denetlenene kadar çözülemeyecek ve bu durum da yargılamanın sürüncemede kalması gibi arzu edilmeyen neticelere sebep olacaktır.
İncelenen dosyada;
Sanık … hakkında 04/03/2017 tarihinde eski baldızı… 'e karşı gerçekleştirdiği silahla tehdit eylemi nedeniyle 23/05/2017 tarihinde kamu davası açıldığı, açılan davanın ….7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/449 esas sırasına kaydedildiği, iddianamenin bu dosya üzerinden 12/06/2017 tarihinde kabul edildiği, yargılama sırasında tensiple ….15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/473 esas sayılı dosyasından birleştirme hususunda muvafakat talep edildiği, mahkemesince muvafakat konusunda herhangi bir cevap verilmediği, 04/07/2017 tarihinde sanığın savunmasının alındığı ve aynı tarihte 2017/333 sayılı kararla her iki davanın birleştirilmesine, yargılamanın ….15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/473 esas sayılı dosyası üzerinden yapılmasına karar verildiği,
….15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/473 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık … hakkında 04/03/2017 tarihinde eski eşi Belgin Özeken'e karşı gerçekleştirdiği silahla tehdit, kasten yaralama ve hakaret eylemleri nedeniyle 29/05/2017 tarihinde kamu davası açıldığı, açılan davanın …. 15. Asliye Ceza
./..
.5.
Mahkemesinin 2017/473 esas sırasına kaydedildiği, iddianamenin bu dosya üzerinden 12/06/2017 tarihinde kabul edildiği, ….15. Asliye Ceza Mahkemesinin kapatılması nedeniyle anılan dosyanın ….6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/719 esasına kaydedildiği, 29/09/2017 tarihinde sanığın savunmasının alındığı,
….6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/719 esas sayılı dosyası üzerinden 27/09/2017 tarihinde her iki dosyanın, ….7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 04/07/2017 tarihli ve 2017/449 esas, 2017/333 sayılı birleştirme kararının usule aykırı olduğu gerekçesiyle itirazen incelenmesi için ….8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,
….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı kararıyla dosyaların birleştirilmesi hususunda muvafakat alınmasının kanunda düzenlenmediği ve birleştirme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Dosyamıza konu uyuşmazlığın çözümünden önce, birleştirme kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı değerlendirilmelidir.
5271 sayılı CMK'da kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK'nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK'nın 267. maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.
CMK'nın birleştirmeye ilişkin hükümleri incelendiğinde, bu kararlara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine kanun koyucu 267. maddede mahkeme kararlarına karşı kanunun gösterdiği hallerde itiraz kanun yoluna başvurulabileceğini hüküm altına alarak mahkeme kararları yönünden anılan kanun yolu için sınırlama getirmiştir. İtiraz kanun yolunun kapsamı sınırlı olarak belirlendiğinden kıyas yoluyla genişletilmesi de olanaklı değildir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde birleştirme kararlarına yönelik olarak itiraz kanun yoluna başvurulabilmesi mümkün değildir. Ancak CMK'nın "İstinaf" başlıklı 272. maddesinin 2. fıkrasında hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabileceğinin düzenlenmesi hususu nazara alındığında, birleştirme kararına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ….7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/449 esas sayılı dosyasına ve ….6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/719(….(Kapatılan) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/473) esas sayılı dosyasına konu eylemlerin sanığının ve suç tarihinin aynı olması, aynı olay bütünlüğü içerisinde gerçekleşmesi, sanık hakkında silahlı tehdit suçundan zincirleme suç hükümlerinin
./..
.6.
uygulanması ihtimalinin bulunması karşısında, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gözetilip davaların birlikte yürütülmesinde fayda bulunmaktadır. İncelemeye konu olayda mahkemeler arasında uyuşmanın sağlanamadığı ve olumsuz birleştirme uyuşmazlığının oluştuğu anlaşılmaktadır. Oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının, ortak yüksek görevli mahkeme olan ….Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince giderilerek, birleştirmeye gerek olup olmadığının ve birleştirme olacaksa hangi mahkemede birleştirme yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, birleştirme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulamayacağı, ayrıca başvurulabileceği kabul edilse dahi mahkemelerin diğer mahkemelerin kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvuramayacağı gözetilip, ….6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/09/2017 tarihli ve 2017/719 esas sayılı talebinin, mahkemeler arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının çözülmesi talebi olarak değerlendirilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği değerledirilmeden, mahkemesince itiraz niteliğinde yazılan ve mercii tarafından da itiraz olarak kabul edilen talep üzerine "dosyaların birleştirilmesi hususunda muvafakat alınmasının kanunda düzenlenmediği ve birleştirme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle verilen itirazın reddine dair ….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, ….8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve 2017/795 Değişik İş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4 maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 06/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan iki ağır ceza mahkemesi arasında olumsuz birleştirme uyuşmazlığı meydana geldiğinde, bu uyuşmazlığın çözüm yeri CMK m. 10/1 uyarınca ortak yüksek görevli merci olan ilgili bölge adliye mahkemesi ceza dairesidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/753, K. 2017/1623 sayılı kararında bu tür uyuşmazlıkta görevsizlik kararı vermiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/753, K. 2017/1623Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sırasında; … 5. Ağır Ceza Mahkemesiyle … 4. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi istemiyle gönderilen dosya Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İnceleme konusu olayda olumsuz birleştirme ihtilafı meydana getiren, … 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleriyle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan ve yargı çevreleri belirlenen Bölge adliye mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlama tarihi olan 20/07/2016 tarihinden sonraya ait olmasına ve anılan Yasanın 37/4 maddesi gereğince bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin görevleri arasında "kanunlarla verilen diğer görevleri yapma" hususunun da bulunmasına göre;
Aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan … 5. Ağır Ceza Mahkemesiyle … 4. Ağır Ceza Mahkemesi arasında meydana gelen olumsuz birleştirme uyuşmazlığının çözüm yeri CMK'nın 10/1. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli … Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, gereği yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 25/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargılama Usulü, Davaların Ayrılması ve Esasa Girme Ölçütü
CMK m. 10/2 gereğince birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır. Kovuşturma evresinin her aşamasında davaların ayrılmasına da karar verilebilir; CMK m. 16/4 uyarınca birleştirilmiş davaların ayrılması da birleştirme usulüne tabidir.
CMK m. 10/3 uyarınca işin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur. Kanun gerekçesinde ve duruşmanın başlangıcını düzenleyen CMK m. 191/3 hükmü kapsamında davanın esasına girme kavramı, sanığın kimlik tespitinin yapılmasından sonra iddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunmasından sonraki aşamaları ifade eder. Bu usul işlemi gerçekleştikten sonra ayırma kararı verilirse davaya aynı mahkemede bakılmaya devam edilir.
Kanuni Birleştirme Zorunlulukları ve Birleştirme Yasakları
Ceza yargılamasında birleştirme kural olarak takdiri nitelik taşımakla birlikte, kanun koyucu kimi hallerde birleştirme zorunluluğu öngörmüştür. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 10 uyarınca, bu Kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan memur olanla; ast memur ise üst memur ile aynı mahkemede yargılanır ve birleştirme zorunlu kılınır.
Buna karşın kanunlarda açıkça birleştirme yasağı öngörülen durumlar da bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 346 uyarınca icra mahkemesinin görev alanına giren disiplin veya tazyik hapsi işleri diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. Ayrıca 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. 30/2 hükmü kapsamında sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği kabul edilmiştir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 346Kaynağı aç
346 – (Değişik: 31/5/2005-5358/18 md.)
Bu Kanun hükümlerine göre
disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.
İcra mahkemesinin
görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile
birleştirilemez.
Bu Bapta yer alan
suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır.
Şikayet süresi:
Makul Sürede Yargılanma İlkesi ve Örgüt Kapsamındaki Suçlarda Ayrım
Örgüt kapsamında işlenen suçlar nedeniyle birden çok sanık hakkında yürütülen ceza davalarında, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve dosyalar arasında şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunması veya sanıkların bir kısmının ortak olması halinde dahi birleştirmenin her olayda zorunlu sayılmaması gerektiği kabul edilmektedir. Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, E. 2021/99, K. 2022/85 sayılı kararında belirli aşamaya gelmiş dosyalarda bu ilkenin gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargılamanın belirli bir aşamaya gelmiş bulunması ve birleştirme yapılması halinde davanın uzamasına yol açabilecek bir durumun varlığında; Anayasa m. 141'deki davaların en az giderle ve süratle sonuçlandırılması ile AİHS m. 6'daki makul sürede görülmesi ilkeleri dikkate alınarak birleştirme talepleri reddedilebilir. Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, E. 2022/44, K. 2022/173 ve E. 2024/41, K. 2024/61 sayılı kararlarında, birleştirmenin zorunlu olmadığı hallerde davanın uzama riski bulunuyorsa yargılamaların ayrı sürdürülmesinin usule uygun olacağını benimsemiştir.
Yüksek Yargı Mercileri Arasındaki Birleştirme Süreci ve Kararların Hukuki Niteliği
İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ceza dairesi ile ağır ceza mahkemesi arasındaki bağlantılı davalarda da birleştirme kuralları geçerlidir. İddianamelerin sanıklara okunarak duruşmaya başlanması halinde mahkeme işin esasına girmiş sayılacağından, CMK m. 10/3 uyarınca ayrılan davalara aynı mahkemede devam edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/330, K. 2022/118 ve E. 2021/329, K. 2022/117 sayılı kararlarında bu ilkeleri teyit etmiştir.
Aynı derecede bulunan iki ayrı Yargıtay ceza dairesi arasında ilk derece sıfatıyla yürütülen yargılamalarda olumsuz birleştirme uyuşmazlığı çıktığında, bu uyuşmazlık 2797 sayılı Yargıtay Kanunu m. 17/3 gereğince Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca kesin olarak karara bağlanır.
CMK m. 10 ve m. 11 uyarınca verilen birleştirme kararları, CMK m. 223/1'de sayılan hükümlerden değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/6486, K. 2015/7030 sayılı kararında bu kararların hüküm niteliğinde olmaması sebebiyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK m. 305 uyarınca temyize kabil olmadığını ve temyiz incelemesine yer bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/8371, K. 2019/15961 sayılı kararında birleştirme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulamayacağını, CMK m. 272/2 uyarınca hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş kararlar kapsamında bu kararların ancak esas hükümle birlikte istinaf denetimine taşınabileceğini açıklamıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/6486, K. 2015/7030Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Karar : Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/6 MD. sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair karar.
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar hakkında açılan davanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/6 MD. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ilişkin karar, sanıklar … ve … müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında… Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/731 Esas sayılı dava dosyası üzerinden görülmekte olan davanın yargılama aşamasında, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin mahkemeye hitaben, birleştirme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin 28.01.2015 tarihli yazısı üzerine, … Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.02.2015 tarih, 2012/731 Esas, 2015/50 Karar sayılı kararıyla, görülmekte olan dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/6 MD. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, CMK'nın 10 ve 11. maddeleri uyarınca verilen birleştirme kararlarının, CMK'nın 223/1. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığı, bu nedenle de 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesi gereği temyize kabil olmadığı anlaşılmakla, temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın görüleceği 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yüksek görevli mahkeme birleştirme kararı verirken alt mahkemenin onayını almak zorunda mıdır?
Hayır, CMK m. 10/1 uyarınca yüksek görevli mahkemenin birleştirme kararı verebilmesi için alt görevli mahkemenin muvafakatini alması gerekmez; yüksek görevli mahkeme dava dosyasını inceleyerek irtibat ve yarar gördüğünde karar verir.
İşin esasına girildikten sonra ayrılan davaya hangi mahkeme bakar?
CMK m. 10/3 uyarınca işin esasına girdikten sonra ayrılmasına karar verilen davalara bu kararı veren aynı mahkemede bakılmaya devam olunur.
Ceza davasında işin esasına girme aşaması ne zaman başlar?
Sanığın kimlik tespitinin yapılmasının ardından duruşmada iddianamenin veya iddianame yerine geçen belgenin okunmasıyla mahkeme davanın esasına girmiş sayılır.
Birleştirme kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir?
Birleştirme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulamaz; bu kararlar CMK m. 223/1 anlamında hüküm sayılmadığından temyize kabil değildir, ancak CMK m. 272/2 uyarınca esas hükümle birlikte istinaf yoluna götürülebilir.
Aynı yetki çevresindeki eşit dereceli mahkemeler birleştirmede uyuşamazsa ne yapılır?
Kanunda bu konuda açık bir hüküm yer almadığından yargı uygulamasında CMK m. 16 kıyasen uygulanmakta; ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve davanın hangi mahkemede birleştirileceğine karar vermektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

