Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133 uyarınca şirket yönetimine kayyım atanması; bir suçun şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğuna dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için zorunlu olması halinde başvurulan bir koruma tedbiridir. Soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise yetkili mahkeme tarafından şirket işlerinin idaresi için kayyım atanabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 133Kaynağı aç
işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi
gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve
kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle
ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve
işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim
organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile
birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin
tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar,
ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.[30]
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret,
şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan
dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret
olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte
Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye
22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak
uygulanabilir.
a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
3. Parada sahtecilik (madde 197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde 247),
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan
silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca
atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat
davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet,
ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle
görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama,
kopyalama ve elkoyma[31][32]
Kayyım Atanmasının Şartları ve Katalog Suçlar
Bu tedbirin uygulanabilmesi için suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olması gerekir. Suç şirket faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olsa dahi, fiilin icrasının tamamlanmış olduğu hallerde şirket yönetimine bu madde kapsamında kayyım tayin edilemez.
Şirket yönetimine kayyım atanması tedbiri, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/4 hükmünde tahdidi olarak sayılan katalog suçlar bakımından geçerlidir. Bu suçlar Türk Ceza Kanununda düzenlenen göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, zimmet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarıdır. Ayrıca özel ceza kanunlarında yer alan kaçakçılık, zimmet, kültür ve tabiat varlıkları ile silah kaçakçılığı suçları da bu kapsamda yer alır.
Kayyımın Görev Çerçevesi ve Temsil Yetkisi
Hâkim veya mahkeme tarafından verilen atama kararında kayyımın temsil ve idare yetkisinin kapsamı açıkça gösterilir. Kararda, şirket yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlandığı ya da yönetim organının yetkilerinin veya bu yetkilerle birlikte ortaklık payları ile menkul kıymetleri idare yetkilerinin bütünüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir.
Şirket yönetimine kayyım tayin edilmesine dair karar, aleniyetin sağlanması amacıyla ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan edilir.
Ceza yargılaması makamlarınca şirket idaresi için atanan kayyımların görev sürelerinin tayin ve tespiti ceza mahkemelerinin görevindedir; bu taleplerin inceleme mercii ticaret mahkemesi değildir.
Kayyım İşlemlerine Karşı Başvuru ve Husumet
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/3 hükmü uyarınca ilgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre görevli mahkemeye başvurabilirler.
Sulh ceza hâkimliği tarafından atanan kayyımlardan oluşan yönetim organının kararlarının Türk Ticaret Kanunu m. 391 uyarınca batıl olduğunun tespiti talebiyle açılan davalarda husumet şirkete yöneltilir. Yönetim organı yetkilerini üstlenen kayyımların şahıs olarak pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, kayyımlara yöneltilen davalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/11077, K. 2018/2854Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/05/2016 tarih ve 2016/358-2016/488 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların ortak olduğu dava dışı… Gazetecilik A….ye CMK 133/1 maddesi gereğince Sulh Ceza Hakimliği tarafından davalıların kayyım olarak atandığını, ancak davalı kayyımların ana sözleşmeye aykırı olarak işlemler yaptığını, kanunun emredici hükümlerine aykırı kararlar alındığını ileri sürerek davalılardan oluşan yönetim kurulunun 05/03/2016 tarihli ve 7 nolu yönetim kurulu kararının CMK 133/3, TTK 391 maddeleri gereğince batıl olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6102 sayılı Yasa ile düzenlenen TTK 391 maddeye göre, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceği, ancak yerleşik uygulamaya göre bu maddeye dayalı olarak açılacak davada davalının şirket olması gerektiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin (kayyımların) şahıs olarak işbu davada pasif husumetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle HMK 114/1-d,e,115 madde gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 18/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun metninde kayyım işlemlerine karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri dairesinde görevli mahkemeye başvurulabileceği düzenlenirken; soruşturma kapsamında sulh ceza hâkimliğince tayin edilen kayyımın şirket zararına olduğu iddia edilen tasarruflarının hukuk mahkemesince denetlenemeyeceği ve bu işlemlerin iptali veya kaldırılması isteminin kayyımı atayan hâkimliğe yöneltilmesi gerektiği yönünde içtihat da mevcuttur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/6883, K. 2017/4268Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada … 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/01/2016 tarih ve 2016/21-2016/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu şirketlere … 10. Sulh Ceza Hakimliğince kayyım atandığını, kayyımın yapmış olduğu bir kısım işlemlerin şirketin zararına olduğunu ileri sürerek, bu işlemlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; kayyımın Sulh Ceza Hakimliğince Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre atandığı, CMK 133-3 hükmüne göre TMK ve TTK hükümlerine göre itiraz edilebileceği, fakat madde hükmünde görevli mahkemenin belirtilmediği, ceza soruşturması kapsamında atanan kayyımın işlerine hukuk mahkemelerince denetlenemeyeceği, kayyımı atayan hakimliğe başvurulması gerektiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kayyım Ücreti ve Maddi Sorumluluk
Hâkim veya mahkemece takdir edilen kayyım ücreti şirket bütçesinden karşılanır. Soruşturma veya kovuşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi halinde, şirket bütçesinden ödenmiş olan ücretin tamamı kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden tahsil edilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133 kapsamında görevlendirilen kayyımların yürüttükleri faaliyetlere ilişkin tazminat talepleri, Kanunun 142 ila 144 üncü maddelerindeki kurallar dairesinde Devlete yöneltilir. Ödenen tazminat tutarı bakımından, vazifesinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyıma karşı Devletin bir yıl içinde rücu hakkı mevcuttur.
Ortaklık Pay Devirlerine İlişkin Özel Düzenlemeler
Şirket yönetimine kayyım atanan durumlarda, soruşturmanın başladığı tarihten itibaren şirket ortakları tarafından ortaklık pay ve haklarına ilişkin yapılmış olan devir ve temlik işlemlerinin muvazaalı sayılarak geçersiz kabul edilmesine ve ticaret sicilinden resen terkinine yönelik olağanüstü dönem düzenlemeleri tatbik edilmiştir.
Kayyım ücreti hangi bütçeden ödenir?
Kayyım ücreti şirket bütçesinden karşılanır; ancak kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi durumunda şirket bütçesinden ödenen bedelin tamamı kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
Kayyımın işlemlerinden kaynaklanan zararlar kime karşı dava edilir?
Kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden doğan tazminat davaları Ceza Muhakemesi Kanunu m. 142 ila 144 hükümleri çerçevesinde Devlet aleyhine açılır; Devlet, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanan kayyıma bir yıl içinde rücu eder.
Hangi suçlar kapsamında şirket yönetimine kayyım atanabilir?
Şirket yönetimine kayyım atanması, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 133/4 hükmünde sınırlı olarak sayılan ve aralarında uyuşturucu ticareti, zimmet, kara para aklama ve silahlı örgüt fiillerinin yer aldığı katalog suçlar bakımından uygulanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

