CMK 131. Madde: El Konulan Eşyanın İadesi

by Avukat Erdal Ersoy
CMK 131. Madde: El Konulan Eşyanın İadesi

El konulan eşyanın sahibine geri verilmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 131. maddesiyle düzenlenmiştir. Elkonulmuş eşya; soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması ya da müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması hâlinde iade edilir. Bu iki koşuldan birinin gerçekleşmesi yeterli olup iade kararı re'sen ya da ilgilinin istemi üzerine verilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 131Kaynağı aç
Madde 131 – (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait
elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek
kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen
veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı
değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık
ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.
Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması

İade Kararı Vermeye Yetkili Makamlar

CMK m. 131/1, iade kararı verme yetkisini Cumhuriyet savcısına, hâkime ve mahkemeye tanımıştır. Kanun metni bu üç makamı evre ayrımı yapmaksızın yetkili saymaktadır. Bununla birlikte, Yargıtay'ın aynı somut olaya ilişkin iki kararında soruşturma evresinde yetkili makamın hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme olduğu yönünde bir değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi bu tespiti görevsizlik kararının gerekçesinde ortaya koymuş; Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise aynı uyuşmazlık bağlamında kanun yararına bozma istemini usul gerekçesiyle reddederken soruşturma evresindeki yetkinin hâkime ait olduğuna dair aynı değerlendirmeyi gerekçe bölümünde benimsemiştir. Her iki karar da aynı davanın farklı aşamalarına ilişkin olduğundan bağımsız içtihat kaynağı olarak değerlendirilemez. Kanun metnindeki düzenleme ile bu yargısal yaklaşım arasındaki gerilim, pratik başvurularda dikkat gerektiren bir belirsizlik oluşturmaktadır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2020/3431, K. 2020/12762Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2020/3431 E.  ,  2020/12762 K.
"İçtihat Metni"
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli … hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına dair… Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/07/2016 tarihli ve 2016/3892 değişik iş sayılı kararını müteakip, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanığın mahkûmiyetine dair… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2017 tarihli ve 2017/20 esas, 2017/215 sayılı kararının…l Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14/12/2017 tarihli ve… sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, hükümlünün el koyma kararının kaldırılması talebi hakkında, tedbirin soruşturma aşamasında konulduğu ve mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2018 tarihli ve 2017/20 esas, 2017/215 sayılı ek Kararının;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123 üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
Anılan Kanunun ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131 inci maddesinde yer alan; ''(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması durumunda, resen ya da talep üzerine geri verilebileceği, bu durumda yetkili makamın soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme olduğu, somut olayda şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına karar verildiği, ancak yapılan yargılama neticesinde bu konuda bir karar verilmediği anlaşılmakla, sanığın talebinin yargılamasının yapıldığı mahkeme tarafından değerlendirilerek esas hakkında bir
karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06/11/2019 gün ve 94660652-105-22-16471-2018-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yargıtay 6. ve 16. Ceza Dairelerinin görevsizlik kararları ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte gönderilmekle gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşullarının ve sonuçlarının 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlendiği, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve başka bir yolla çözümü mümkün olmayan karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği, olağan kanun yoluyla halli mümkün olan hukuka aykırılıklarda kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceği nazara alındığında, somut olayda; kanun yararına bozma konusu yapılan… 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile bu karardan sonra… 2. Sulh Ceza Hakimliğince verilen Kararların mahiyetlerine nazaran görevsizlik kararları niteliğinde olduğu, bu itibarla meydana gelen olumsuz görev uyuşmazlığının CMK'nın 4/2. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli mahkeme olan…l Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Ceza Dairesi tarafından çözümlenmesi gerektiği ve bu aşamada kanun yararına bozma yasa yoluna gelinemeyeceği anlaşıldığından,… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2018 tarihli, 2017/20 esas ve 2017/215 sayılı ek Kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 15/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/7349, K. 2020/6876Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2020/7349 E.  ,  2020/6876 K.
"İçtihat Metni"
I-TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarih ve 2020/88573 sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli … hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına dair … Sulh Ceza Hakimliğinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/116 değişik iş sayılı kararını müteakip, soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geçen şüpheli hakkında 05/02/2019 tarihli ve 2019/5513 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi sonrasında, … Cumhuriyet Başsavcılığının şüpheli hakkındaki tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebinin ilgili yer Sulh Ceza Hâkimliğince değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle reddine dair … 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/08/2019 tarihli ve 2019/3858 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/08/2019 tarihli ve 2019/4320 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123 üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
Aynı Kanunun ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' kenar başlıklı 127 nci maddesinde yer alan; ''(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir. (6) Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, (…) Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki,
Anılan Kanunun ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131 inci maddesinde yer alan; '' (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki ve "Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi" kenar başlıklı 162 inci maddesinde yer alan; ''(1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir." şeklindeki,
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun “Cumhuriyet savcılarının yetkisi” kenar başlıklı 21 inci maddesinde;
“Cumhuriyet savcıları, bulundukları il merkezi veya ilçenin idarî sınırları ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan Cumhuriyet başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi, zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin Cumhuriyet başsavcılığına gönderirler.
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan Cumhuriyet başsavcıları, bu yer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yetkilidir. Ancak, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yer alan ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
(Mülga dördüncü fıkra: 11/5/2005-5348/4 md.; Yeniden düzenleme: 1/7/2016-6723/30 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318 inci, 319 uncu, 324 üncü, 325 inci ve 332 nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Diğer kanunların Cumhuriyet savcılarının yetkisine ilişkin hükümleri saklıdır.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması durumunda, re’sen ya da talep üzerine geri verilebileceği, bu durumda yetkili makamın soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme olduğu, somut olayda şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına karar verildiği, ancak yapılan soruşturma neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geçen şüpheli hakkında 05/02/2019 tarihli ve 2019/5513 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, … Cumhuriyet Başsavcılığının talebine ilişkin inceleme görev ve yetkisinin soruşturmanın yürütüldüğü yer sulh ceza hâkimliğine ait olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 29/09/2020 gün ve 94660652-105-35-18849-2019-Kyb sayılı sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II-OLAY… Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4598 soruşturma sayılı dosyası ile adına kayıtlı tellcomadsl hattında İD numarası tespit edilen bylock programını kullandığı, çalıştığı kurum olan Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü … Kombine Çevrim Santralı ve Gaz Türbinleri İşletme Müdürlüğünde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, 01.08.2016 tarihinde işten el çektirildiği tespit edilen şüpheli … hakkında, "Devletin Birligini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçlarından soruşturmaya başlanılmıştır.
… Cumhuriyet savcısının yazılı talimatına istinaden 17.11.2016 tarihinde tespit edilen ikamet adresinde yapılan aramada yakalanarak gözaltına alınan şüpheli …, 18.11.2016 tarihinde kollukta müdafii yardımından yararlanmak sureti ile verdiği ifadesinde özetle atılı suçlamaları kabul etmeyerek adına kayıtlı adsl hattında tespiti yapılan bylock programını oğlunun kullandığını beyan etmiştir.
Şüphelinin beyanlarına istinaden, ByLock programını kullandığı telefonu rızası ile teslim ettiği de anlaşılan …'inde 21.11.2016 tarihinde kollukta bahse konu ByLock programını örgüt evlerinde kaldığı süreçte Buğra adlı şahsın telefonuna yüklediğine dair beyanlarda bulunduğunun Cumhuriyet savcısına bildirilmesine müteakip mevcutlu olarak hazır edilmesinin istenilmesi üzerine, 21.11.2016 tarihinde şüpheli sıfatı ile müdafii eşliğinde kollukta ifadesi alınmıştır.
Soruşturma kapsamında şüphelilerin taşınmazlarına, kara, deniz ve hava ulaşım araçlarına, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklarına, kıymetli evraklarına, varsa ortağı bulundukları şirket ve kooperatiflerdeki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına, banka ve diğer mali kurumlardaki tüm döviz hesaplarına, vadeli mevduat hesaplarına, vadeye bağlanmamış olsa bile maaş hesapları dışındaki diğer hesaplarına, maaş hesapları yönünden son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan miktar üzerine, CMK 128/1,2 maddesi gereğince 668 sayılı KHK'nın 3/1-ı bendi göz önünde bulundurularak el konulmasına yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2017 tarihli talebine istinaden; … Sulh Ceza Hakimliğinin 10.01.2017 tarih 2017/116 değişik iş sayılı kararı ile özetle, talebinin kabulü ile aralarında şüpheliler … ve …'inde bulunduğu çok sayıdaki şüphelinin, taşınmazları için tapu kütüğüne şerh verilmesi; kara, deniz ve hava ulaşım araçları için kayıtlı bulundukları sicile şerh verilmesi; gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklar için ilgili gerçek ve tüzel kişilere bildirimde bulunulması, kıymetli evraklarına varsa ortağı bulundukları şirket ve kooperatiflerdeki ortaklık paylarına ilişkin ilgili kooperatiflere bildirimde bulunulması, kiralık kasa mevcutları için ilgili yerlere bildirimde bulunulması, banka ve diğer mali kurumlardaki tüm döviz hesaplarına, vadeli mevduat hesaplarına, vadeye bağlanmamış olsa bile maaş hesapları dışındaki diğer hesaplarına, maaş hesapları yönünden son aldıkları maaşları kadar paranın aylık harcamalar için kullanılmak üzere o ay içerisinde çekilmesine izin verildikten sonra arta kalan miktar üzerinde tasarruf yetkilerinin sınırlandırılması amacıyla ilgili bankalara bildirimlerde bulunulması suretiyle malvarlığına, CMK'nın 128/1,2 maddeleri ile 668 sayılı KHK'nın 3/1-ı maddesi gereğince el konulmasına itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2018 tarih 2016/4598 soruşturma sayılı ayırma kararı ile şüpheliler hakkında devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından fezleke düzenleneceğinden evrakın tefrik edilerek 2018/10861 sayılı soruşturmaya kayıt edilmesine karar verilmesine müteakip , atılı suçlardan şüpheliler hakkında dava açmaya yeterli şüphe oluştuğu değerlendirmesi ile 21.12.2018 tarih 2018/306 numaralı fezleke ile iddianame düzenlenmesi amacıyla soruşturma evrakı … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2019 tarih 2019/5513 soruşturma nolu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile özetle, devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise hakkında dava açmaya esas yeterli delil elde edilemediğinden şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Şüpheliye tebliğine karar verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, çarşıda olması, komşusunun da imzadan imtina etmesi sebebi ile 12.02.2019 tarihinde muhtara bırakıldığına dair şerhi içerir tebligat mazbatası görülmüştür.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2019 tarih 2019/5513 soruşturma, 2019/840 numaralı iddianamesi ile de sanık …'in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. UYAP sisteminde yer alan kovuşturma dosyası içeriğinden, … 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2020 tarih 2019/162 esas ve 2020/207 karar sayılı 16.10.2020 tarihinde kesinleşen ilamı ile de hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak sureti ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair hükmün 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
… 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/162 esas sayılı kamu davasında, … müdafiince ibraz edilen 25.07.2019 tarihli dilekçe ile özetle, müvekkilinin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile görevine iade edildiği ve emekliliğe hak kazandığı ancak ilişiği bulunduğu tüm banka hesaplarına … Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/116 değişik iş sayılı kararına istinaden tedbir konduğundan mağdur olduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığından tedbir kararından bir suretin verilmesi ve kararın kaldırılması talep edilmişse de kararın mahkemece istenmesi halinde gönderileceği ve tedbir kararınında ancak mahkemece kaldırılabileceği veya mahkemece bu yönde talimat yazılması halinde kaldırabileceğinin bildirilmesi nedeni ile … Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/116 değişik İş sayılı tedbir kararının ve varsa diğer tüm tedbir kararlarının istenilerek kaldırılmasına karar verilmesi veya bu hususta … Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
… 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2019 tarih 2019/162 esas sayılı kararı ile özetle; sanık … hakkında kamu davası açıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 131.maddesi uyarınca şüpheli veya sanığa ait el konulmuş eşyaların iadesine Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından karar verileceğinin düzenlendiği, … hakkında açılan kamu davası bulunmadığından soruşturma aşamasında konulan tedbirlerin kaldırılmasında … Cumhuriyet Başsavcılığının görevli olması sebebiyle talebe ilişkin karar verilmesine yer olmadığına ve evrakın gereği için … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 30.07.2019 tarihli müzekkeresi ile … 21. Ağır Ceza Mahkemesinden 2019/162 esas sayılı dava dosyası incelenmek üzere istenilmiştir. 02.08.2019 tarihli müzekkere ile de … Sulh Ceza Hakimliğinden 2017/116 değişik iş sayılı kararın onaylı bir suretinin gönderilmesinin istenilmiş, … Sulh Ceza Hakimliğinin 02.08.2019 tarihli müzekkeresi ile de değişik iş kararının gönderildiği görülmüştür.
… Cumhuriyet Başsavcılığınca, 06.08.2019 tarih, 2019/5513 soruşturma sayılı yazı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden, soruşturma sırasında … Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/116 değişik iş sayılı kararı ile uygulanan tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
… 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.08.2019 tarih 2019/3858 değişik iş sayılı kararı ile özetle belirtildiği şekilde, talebin ilgili yer Sulh Ceza Hakimliğe yapılması gerektiği, dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığına fezleke olarak gelmiş olsa da kararın takipsizlik ile neticelenmesi ve ilgili şüpheli bakımından münferit değerlendirme yapılacak olması sebebi ile ilk merciince incelenmesi uygun olacağından talebin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
09.08.2019 tarihli … Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile özetle, 5235 sayılı Kanunun 21/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 162. maddeleri uyarınca isnat edilen suç kapsamında soruşturma yetkisinin Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu bu soruşturmada ihtiyaç duyulan hakimlik kararları için … Sulh Ceza Hakimliklerinden talepte bulunulmasının zorunlu olduğu, şüpheli hakkındaki soruşturmanın 5235 sayılı Kanun'un 21/4 maddesinde belirtilen istisnai hal kapsamında … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılıp aynı madde uyarınca tedbir kararının … Sulh Ceza Hakimliğinden alındığı ve tamamlanan soruşturma evrakını muktezaya bağlamaya yetkili ve görevli olan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca da şüpheli hakkında delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu durumda şüphelinin malvarlığına yönelik konulan tedbirin dayanağı kalmadığı ve kaldırılması gerektiği, bu yöndeki talebin … Sulh Ceza Hakimliklerine yöneltilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmadığından kararının kaldırılması, itiraz yerinde görülmez ise dosyanın itirazı incelemekle yetkili … 2. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine dair itirazda bulunulmuştur.
… 2 Sulh Ceza Hakimliğinin 09.08.2019 tarih 2019/4320 değişik iş sayılı kararı ile özetle belirtildiği şekilde, … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin vermiş olduğu karardaki gerekçeler ile 5271 sayılı CMK'nın 131. maddesinin l. ve 2. fıkraları birlikte değerlendirildiğinde itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmakla itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
03.09.2019 tarihli … Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden 5235 sayılı Kanunun 21/4 maddesindeki "Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318 inci, 319 uncu, 324 üncü, 325 inci ve 332 nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur" şeklinde yer bulan düzenleme itibariyle şüpheliye isnat edilen suç ile ilgili soruşturma yapma yetkisinin Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu, 5271 sayılı CMK'nın "Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi" başlıklı 162. maddesinde ise "Cumhuriyet savcısı, ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hakimine bildirir. Sulh ceza hakimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, dolayısıyla soruşturma yetkisinin Cumhuriyet Başsavcılığına ait bulunduğu bu soruşturmada ihtiyaç duyulan hakimlik kararları için … Sulh Ceza Hakimliklerinden talepte bulunulmasının zorunlu olduğu, şüpheli hakkındaki soruşturmanın 5235 sayılı Kanunun yine 21/4 maddesinde belirtilen istisnai hal kapsamında … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılıp aynı madde uyarınca tedbir kararının … Sulh Ceza Hakimliğinden alındığı, sonrasında tamamlanan soruşturmanın evrakı muktezaya bağlamaya yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca da şüpheli hakkında delil yetersizliği gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu durumda şüphelinin malvarlığına yönelik konulan tedbirin dayanağının kalmadığı ve kaldırılması gerektiği, bu yöndeki talebin ise … Sulh Ceza Hakimliklerine yöneltilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmadığı değerlendirmesi ile itirazın reddine dair verilen kesin kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2019 tarihli müzekkeresi ile … 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.07.2019 tarihli yazısı ve eklerinin, … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2019 tarihli müzekkeresi ile de, … Sulh Ceza Hakimliğince verilen 2017/116 değişik iş sayılı tedbir kararının … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği görülmüştür.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Devletin Birligini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında malvarlığı üzerine suçun işlendiği ilçe Sulh Ceza Hakimliğince konulan tedbirin 5235 sayılı Kanun'un 21/4 maddesi gereğince il Cumhuriyet Başsavcılığınca devralınan soruşturma neticesinde hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen şüphelinin, mal varlığı üzerindeki tedbirin İl Sulh Ceza Hakimliğince kaldırılıp kaldırılamayacağına ilişkindir.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Karar tarihindeki yasal düzenlemeler şöyledir;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması
Madde 123-(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
Elkoyma kararını verme yetkisi
Madde 127-(1) (Değişik: 25/5/2005-5353/16 md.) Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
(4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hakimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.
(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.
…
(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.
…
Elkonulan eşyanın iadesi
Madde 131 – (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hakimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.
668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname;
Soruşturma ve kovuşturma işlemleri
Madde 3- (1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
h) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
ı) 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya, maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğince karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
3713 sayılı TMK'nın
Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması
Madde 20/A- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/31 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/27 md.)
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun
Cumhuriyet savcılarının yetkisi
Madde 21- Cumhuriyet savcıları, bulundukları il merkezi veya ilçenin idari sınırları ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan Cumhuriyet başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi, zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin Cumhuriyet başsavcılığına gönderirler.
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan Cumhuriyet başsavcıları, bu yer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yetkilidir. Ancak, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yer alan ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
(Mülga dördüncü fıkra: 11/5/2005-5348/4 md.; Yeniden düzenleme: 1/7/2016-6723/30 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318 inci, 319 uncu, 324 üncü, 325 inci ve 332 nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi halinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hakimliğinden talepte bulunur.
Diğer kanunların Cumhuriyet savcılarının yetkisine ilişkin hükümleri saklıdır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5325 sayılı Kanunun 21. maddesi gereği "Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçlarından, … Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekeye istinaden … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şüphelinin, … Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine … Sulh Ceza Hakimliğinin 10.01.2017 tarih 2017/116 değişik iş sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 128/1-2 ve 668 sayılı KHK'nın 3/1-ı maddelerince mal varlığına el konulması sureti ile soruşturma aşamasında uygulanan tedbirlerin kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan istemi, 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüleceği ve bu kapsamda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği de gözetilerek; 5235 sayılı Kanunun 10/1 maddesine göre yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almakla görevli olan Sulh Ceza Hakimliğinin, etkin soruşturma ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması zorunluluğu nazara alındığında soruşturmayı yürüten İl Cumhuriyet Başsavcılığının bulunduğu yer Sulh Ceza Hakimliği olduğunda kuşku bulunmamakla somut olay yönünden … Sulh Ceza Hakimliğinin de görev ve yetkili olduğu nazara alınmadan, Cumhuriyet savcısınca yapılan itirazın reddine dair verilen mercii kararında isabet bulunmadığından istemin kabulüne karar verilmiştir.
V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.08.2019 tarihli ve 2019/4320 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İade Koşulları

CMK m. 131/1, iade için iki ayrı koşul öngörmektedir. Bunlardan ilki eşyanın soruşturma veya kovuşturma açısından muhafazasının artık gerekmemesidir; ikincisi ise eşyanın müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılmasıdır. Kanun bu koşulları 'veya' bağlacıyla düzenlediğinden yalnızca birinin varlığı iade kararı için yeterlidir. Karar yetkili makamın kendi girişimiyle ya da şüpheli, sanık veya üçüncü kişinin talebiyle verilebilir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/2031, K. 2020/1802Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2020/2031 E.  ,  2020/1802 K.
"İçtihat Metni"
I-TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2019 tarih ve 2019/109189 sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli … hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına dair Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 29.07.2016 tarihli ve 2016/3892 değişik iş sayılı kararını müteakip, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanığın mahkûmiyetine dair Edirne 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2017 tarihli ve 2017/20 esas 2017/215 sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14/12/2017 tarihli ve 2017/1926 esas, 2017/1931 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, hükümlünün el koyma kararının kaldırılması talebi hakkında, tedbirin soruşturma aşamasında konulduğu ve mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2018 tarihli ve 2017/20 esas 2017/215 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123 üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
Anılan Kanun'un ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131 inci maddesinde yer alan; ''(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması durumunda, re’sen ya da talep üzerine geri verilebileceği, bu durumda yetkili makamın soruşturma evresinde hakim, kovuşturma evresinde mahkeme olduğu, somut olayda şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sırasında şüphelinin taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına ve adına kayıtlı araçlarına el konulmasına karar verildiği, ancak yapılan yargılama neticesinde bu konuda bir karar verilmediği anlaşılmakla, sanığın talebinin yargılamasının yapıldığı mahkeme tarafından değerlendirilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06/11/2019 gün ve 94660652-105-22-16471-2018-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Yargıtay Yüksek 6 Ceza Dairesinin 27.01.2020 tarih 2019/2315 esas 2020/162 karar sayılı gönderme kararına istinaden Dairemize gönderilmiştir.
II-OLAY;
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün adliye ve ceza evleri yapılanmasına yönelik yürütülen 2016/7043 hazırlık sayılı soruşturması kapsamında, 26.07.2016 tarihli tutanakla, müdafii haricinde ailesine de noterden vekalet verdiği öğrenilen şüphelinin malvarlığının devrini önlemek amacı ile tedbir konulmasının değerlendirildiğinin bildirilmesi üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.2016 tarihli yazısı ile Edirne Sulh Ceza Hakimliğinden özetle; 29.07.2016 tarihinde tutuklanan sanığın gözaltında bulunduğu 25.07.2016 tarihinde avukatına vekalet vereceği düşüncesi ile gelen noter aracılığı ile ailesinden birisine genel vekaletname verdiği, malvarlığını tasfiye edeceği ve kaçıracağı değerlendirildiğinden taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına, aracın plaka kaydına şerh koyulmak sureti ile CMK'nın 128 ve 668 sayılı KHK'nın 3/1 maddeleri uyarınca el konulmasına ve kayıtlara şerh düşülmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3892 Değişik İş sayılı 29.07.2016 tarihli kararı ile talebin kabulüne karar verilerek, sanığın taşınmazlarına, bankalarda bulunan hesaplarına, adına kayıtlı araçların plaka kaydına şerh konulmak suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 123-128. ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 maddesi uyarınca tedbiren el konulmasına, bu kapsamda ilgili kurumlara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerekli müzekkerelerin yazılmasına ve şerhlerin düşülmesine dair Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğine itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Sanık müdafii 29.08.2016 tarihli dilekçesinde özetle, müvekkilinin ailesine sadece bir takım resmi işlemlerin yapılabilmesine yönelik vekaletname verdiğini, iddia edildiği şekilde bir vekaletin söz konusu olmadığını, banka hesaplarına el konulması nedeni ile maaşını da alamadığını, bakmakla yükümlü olduğu iki çocuğunun ve eşinin olduğunu, bu nedenle maddi zorluk çekmeleri nedeni ile maaş hesabına yönelik el koyma kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 01.09.2016 tarihli 2016/4542 değişik iş sayılı kararı ile talebin kabulüne karar verilerek banka hesabındaki tedbiren el koyma kararının devamına ancak almakta olduğu maaş kadar tutar üzerindeki el koyma kararının kaldırılmasına itiraz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. 06.09.2016 tarihinde karar müdafii tarafından elden tebliğ alınmıştır.
Süreçte tefrik edilen soruşturma dosyası kapsamında sanık hakkında; Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1416 soruşturma, 2017/407 esas ve 2017/40 iddianame numaralı 07.02.2017 tarihli, 5237 sayılı TCK'nın 314/1, 314/2, 221/4, Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanunun 4/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 63, 58/9, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile tanzim edilen iddianamenin, Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesine müteakip, 28.02.2017 tarihli 2017/21 esas 2017/25 karar sayılı birleştirme kararı ile mahkemenin 2017/20 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek yürütülen ve iddia makamınca silahlı terör örgütünü kurma ve yönetme suçundan açılan kamu davasından beraatine, terörizmin finansmanın önlenmesi hakkında kanununa muhalefet suçundan açılan kamu davasına yönelik ceza verilmesine yer olmadığına, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise 5237 sayılı Kanunun 314/2, 221/4, 3713/5, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması mütalaa olunan kovuşturma sonucunda, 20.10.2017 tarih 2017/20 esas 2017/215 karar sayılı ilam ile terörizmin finansmanın önlenmesi hakkında kanununa muhalefet suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 221/4, 62/1, 53, 221/5, 58/9, 63 ve 3713 sayılı TMK'nın 5 maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu kapsamda gerek iddianame gerekse gerekçeli karar içeriklerinde mal varlıklarına konulan tedbir ile ilgili olarak herhangi bir istem veya hükme yer verilmemiştir.
Sanık müdafiinin süreçte malvarlığına konulan tedbirlerin kaldırılmasına dair talebini içerir sunduğu dilekçesinin, Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2017 tarihli müzekkeresi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderildiği görülmüştür.
Yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2017/1926 esas ve 2017/1931 karar sayılı 14.12.2017 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. 06.02.2018 tarihinde kararın Cumhuriyet savcısınca görüldüsü yapılmıştır. 14.12.2017 tarihinde kararın kesinleştiğine, diğer hükümlerin ise istinaf edilmediğinden 30.10.2017 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhlerinin tanzim edildiği görülmüştür.
27.07.2018 tarihli dilekçesi ile hükümlünün Edirne Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğinden kesinleşen karar gereği cezasını infaz ettiğini, terör örgütüne finansman sağlama suçundan ise beraat ettiğini, bu kapsamda mahkemece verilen tedbir kararlarının kaldırılmasına dair yaptığı isteme yönelik taşınır veya taşınmaz mallarına mahkemece konulan bir tedbir kararının bulunmadığına dair 14.08.2018 tarihli yazı ile Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince cevap verildiği görülmüştür.
Hükümlü 03.09.2018 tarihli dilekçesi ile Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliğinden süreçte mal varlıklarına konulan tedbirin kaldırılmasına yönelik taleplerinin davaya bakan mahkeme ve diğer hakimliklerce reddedildiğini, mahkumiyetine karar verilmesi nedeni ile süreç tamamlandığından tedbir kararının kaldırılması gerektiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
02.10.2018 tarihli Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/20 esas 2017/215 karar sayılı ek kararı ile özetle; 03.09.2018 tarihli dilekçesi ile hükümlünün mahkumiyet kararı verilerek dava sonuçlandığından, 22.07.2016 tarihinde soruşturma aşamasında malvarılığına konulan tedbirlerin kaldırılmasına yönelik istemi üzerine Cumhuriyet savcısının mütalaası alınarak yapılan inceleme sonucunda; dava dosyasında hükümlü hakkında taşınır veya taşınmaz malları ile ilgili bir tedbirin mahkemece konulmadığı, tedbirin soruşturma aşamasında konulduğu, mahkemece konulmayan tedbirin kaldırılmasında mahkemenin yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından "tedbir mahkememizce konulmadığından, tedbirin kaldırılmasında mahkememiz yetkili olmadığından karar verilmesine yer olmadığına" dair yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
Sanık 22.10.2018 tarihli dilekçesi ile de yetkisizlik kararı gereği mağduriyetinin giderilmesi hususunda Cumhuriyet Başsavcılığından malvarlığına konulan tedbirlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Bahse konu istem Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.10.2018 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş ancak 16.11.2018 tarihli Mahkeme Başkanınca tanzim edilen yazı ile aynı mahiyette yapılan başka bir istem üzerine ek karar verildiği bildirilerek hükümlünün dilekçesinin değerlendirilmesi için gönderildiği bildirilmiştir.
Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2018 tarih ve 2017/20 esas 2017/215 karar sayılı ek kararı ile mahkemenin yetkili olmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi ve Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2018 tarih ve 2017/1416 soruşturma sayılı talebi ile Edirne Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden hükümlünün mal varlıklarına konulan tedbirin kaldırılması talep edilmiştir.
Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.11.2018 tarihli, 2018/5020 değişik iş sayılı kararı ile özetle; 5235 sayılı Kanunun 10/1 maddesi uyarınca Edirne 1 Sulh Ceza Hakimliğince verilen karara yönelik yapılan itirazı inceleme görev ve yetkisinin kovuşturma aşamasında davaya bakan mahkemeye ait olduğundan usul ve yasaya aykırı Cumhuriyet Başsavcılığı talebinin reddine Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliğine itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.11.2018 tarihli, 2018/5020 değişik iş sayılı kararı 30.11.2018 tarihli müzekkere ekinde gereği için Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilmiştir.
Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/20 esas sayılı, 30.11.2018 tarihli Başkan imzalı yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın itiraza tabi olduğu, konu hakkında daha önce mahkemece karar verildiğinden yeniden karar verilemeyeceği belirtilerek, karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilip edilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifasının istenildiği görülmüştür.
10.12.2018 tarihli dilekçesi ile hükümlü, Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinden bahse konu tedbirin kaldırılmasına dair süreçte yaptığı istemlerin çeşitli gerekçeler ile reddedildiğini belirterek mahkumiyet kararın kesinleştiğini, bu nedenle malvarlığına konulan tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
11.12.2018 tarihli karar ile Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliği, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itiraz incelemesinin yapılması için dosyayı Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliğine göndermiştir.
Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/5160 değişik iş sayılı kararı ile özetle, 5271 sayılı CMK'nın 256 ve Suç eşyası yönetmeliğinin 20/b maddeleri de nazara alınarak Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen el koyma ve tedbir kararından sonra hükümlü hakkında kovuşturmaya geçildiğinden CMK'nın 259 ve 5235 sayılı Kanunun 10/1 maddeleri dikkate alındığında somut olaya ilişkin talebe Sulh Ceza Hakimliğinin bakma görevinin bulunmadığı, tedbir kararları konusunda karar vermeye yetkili makamın kovuşturma makamı olduğundan itirazın reddine kesin olarak 18.12.2018 tarihinde karar verildiği görülmüştür.
04.12.2018 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca Adalet bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2018 tarih ve 2017/20 esas, 2017/215 karar sayılı kararının kaldırılması maksadıyla kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine 06.11.2019 tarihli istem ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ek kararının kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2019 tarihli yazısı ile yapılan istem kapsamında sehven Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilen dosyanın görevsizlik kararına müteakip Dairemize gönderilmiştir.
11.11.2019 tarihli yazı ile 7188 sayılı Kanun uyarınca hükümlü … müdafiinin temyiz talebinde bulunması nedeniyle ilgili mahkemesince dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiğinden dosya aslının akibetinin sorulduğu da görülmüştür.
III-
KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğince verilen malvarlığına el koyma kararının, kovuşturma safhasında hükmü veren ağır ceza mahkemesince kaldırılamayacağına dair verilen kararda hukuki isabet bulunup bulunmadığına ilişkin ise de öncelikle Dairenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Konu ile ilgili düzenlemeler şöyledir;
2797 sayılı Yargıtay Kanunu
Dairelerin görevleri:
Madde 14 –(Değişik: 9/2/2011-6110/8 md.)
…Ceza dairelerinde:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/31 md.) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkumiyet dışındaki kararlarda ise iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır.
c) Temyiz davasına bakmakla görevli olan daire, Yargıtayın ilk derece mahkemesi olarak bakmakla görevli olduğu davalar ile olağanüstü kanun yollarına ilişkin davalara bakmakla da görevlidir
YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULUNUN İŞ BÖLÜMÜNE İLİŞKİN 30/01/2019 TARİHLİ VE 2019/1 SAYILI KARARI
II) YARGITAY CEZA DAİRELERİ İŞ BÖLÜMÜ
A) ORTAK HÜKÜMLER
1) Bu iş bölümü, Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.
2) Bu iş bölümündeki düzenlemeler, yürürlüğe girdiği tarih dahil olmak üzere tebliğnamesi bu tarihten sonra tanzim olunan işler için geçerli olup, temyiz incelemesi bu iş bölümüne göre görevli bulunan ceza dairesi tarafından yapılır.
3) İş bölümünün yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenen tebliğnameler, iş bölümündeki düzenlemeler esas alınarak görevli ceza dairesine gönderilir.
6) Ceza Dairelerinin görevlerinin belirlenmesinde, mahkûmiyet kararlarında mahkeme hükmündeki, mahkûmiyet dışındaki kararların temyiz incelemesinde ise iddianame, varsa görevsizlik kararı ya da diğer dava açan belgedeki nitelenen suç esas alınır.
B) CEZA DAİRELERİNİN GÖREVLERİ
BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ
Yargı yeri belirlemeleri ve dava nakli.
Yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve iş bölümü hükümleri çerçevesinde, talebin esas itibariyle soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimliğince verilen malvarlığına el koyma kararının, kovuşturma safhasında hükmü veren ağır ceza mahkemesince mi yoksa tedbir kararını veren Sulh Ceza Hakimliğince mi kaldırılacağı hususunda görevli merciin tayinine ilişkin olması, incelemeye konu kararın kanun yararına bozma yasa yoluna konu olup olamayacağının takdirinin, Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun İş Bölümüne ilişkin 30.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı kararı uyarınca, görevli Yüksek 5. Ceza Dairesine ait bulunması gözetilerek Dairemizin görevsizliğine karar verilmiştir.
V-SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2019 tarih ve 2019/109189 sayılı isteminin incelenmesi, 31.01.2019 tarihli ve 30672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun İş Bölümüne İlişkin 30.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı kararı gereğince Yüksek 5. Ceza Dairesinin görevine girdiğinden, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, 06.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şüpheli, Sanık ve Üçüncü Kişilerin İade Hakkı

Önceki düzenlemede iade hakkı yalnızca mağdura tanınmıştı. CMK m. 131 bu kapsamı genişleterek şüpheli, sanık ve üçüncü kişileri de iade hakkından yararlanabilecek kişiler arasına almıştır.

Mağdura İade: CMK m. 131/2'nin Özel Koşulları

CMK m. 131/2, CMK m. 128 hükümlerine göre el konulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri bakımından ayrı bir düzenleme içermektedir. Bu fıkra kapsamında iade yapılabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması zorunludur: elkonulan şeyin suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bu şeye delil olarak artık ihtiyaç duyulmaması. Birinci fıkranın genel düzenlemesinden farklı olarak ikinci fıkra yalnızca m. 128 kapsamındaki elkoymalarla ve mağdura ait malvarlığı değerleriyle sınırlıdır.

CMK m. 128 Kapsamında Elkoymanın Özellikleri

CMK m. 128 kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'ndan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınmasını öngörmektedir. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır; özel sebepler zorunlu kıldığında süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir. CMK m. 128/9 uyarınca bu madde kapsamındaki elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir. Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı ise araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun
işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu
taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan
başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi
yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında
elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu,
Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç
ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine
iki ay daha uzatılabilir.[27]
(2) Birinci fıkra hükmü;[28]
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91),
3. Hırsızlık (madde 141, 142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde 197),
10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10
md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik
(madde 241),
14. Zimmet (madde 247),
15. İrtikap (madde 250)
16. Rüşvet (madde 252),
17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle
icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı,
bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması
kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl
bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma
ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde
yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket
yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik
iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili
şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.
(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye
teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar,
ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.
(8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı
hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye
kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu
madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına
ancak hâkim karar verebilir.
(10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13
md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi
gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu
durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.
Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen
menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma

CMK m. 128/10 uyarınca bu madde kapsamında el konulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde söz konusu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir; bu durumda CMK m. 133 hükümleri kıyasen uygulanır.

Elkoyma Kararının Gereklerine Aykırı Davranmanın Sonuçları

CMK m. 128 hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 289. maddesi olan 'Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma' hükümleri uygulanır.

Hüküm Kesinleştikten Sonra El Koyma Kararının Durumu

Soruşturma evresinde konulan el koyma kararı, kovuşturma aşamasında hüküm kesinleştikten sonra da kaldırılmamışsa ne yapılacağı pratikte önemli bir soru oluşturmaktadır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Yargıtay 16. Ceza Dairesi E. 2020/2031, K. 2020/1802 sayılı kararında sanığın talebinin yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından değerlendirilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği yönünde bir değerlendirme yapmıştır; ancak bu tespit görevsizlik kararının gerekçesinde yer almaktadır. Aynı uyuşmazlıkta görevli daire olarak belirlenen Yargıtay 5. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma istemini olumsuz görev uyuşmazlığı gerekçesiyle reddetmiş ve uyuşmazlığın CMK m. 4/2 uyarınca ortak yüksek görevli mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili ceza dairesi tarafından çözümlenmesi gerektiğine oybirliğiyle hükmetmiştir.

İtiraz Yolu

CMK m. 131/1 uyarınca iade isteminin reddi kararına itiraz yoluna başvurulabilir. Öte yandan CMK m. 309/1 çerçevesinde, hâkim veya mahkemece verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar bakımından kanun yararına bozma yolu öngörülmüş olup bu yola başvurulan hâllerde verilen bozma kararına karşı CMK m. 309/5 gereği direnilemez. Ancak el koyma kararına itiraz üzerine mercice verilen kararın niteliği bakımından kanun yararına bozma yolunun açık olup olmadığı ayrı bir mesele oluşturmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2013/23612, K. 2014/8826 sayılı kararında, el koyma kararına yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen kararın içeriği ve niteliği itibarıyla bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğine oyçokluğuyla hükmetmiştir. Dolayısıyla söz konusu durumda kanun yararına bozma yolunun kapalı olduğu yönünde bir yargı tutumu mevcuttur; kararda azınlıkta kalan üyeler ise bu sonuca katılmamıştır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144]
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/23612, K. 2014/8826Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2013/23612 E.  ,  2014/8826 K.
"İçtihat Metni"
Kaçak sigara naklinde kullanıldığı ve zulalı olduğu belirtilerek talep edilen… Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2013 tarihli 2013/16292 soruşturma sayılı yazısı ile …. plakalı …. Marka araca yönelik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 127.maddesi gereğince el konulmasının onaylanmasına dair …4.Sulh Ceza Mahkemesinin 05.04.2013 tarihli 2013/495 değişik iş sayılı kararını müteakip, kovuşturma aşamasında araç sahibi vekili tarafından araca yönelik el konulma kararının kaldırılması isteminin reddine ilişkin… 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2013 tarihli ve 2013/411 esas sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair… 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.07.2013 tarihli ve 2013/666 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 02.12.2013 gün ve 72788 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2013 gün ve KYB. 201….. sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan incelemede;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/1-b maddesinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait olan ulaşım aracına el konulabileceğinin belirtildiği ve aidiyet kavramı ise mülkiyet ile ilgili olduğu halde,… 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/411 esas sayılı dosyasından yürütülen yargılamanın kovuşturma aşamasında hakkında aracına el konulma kararı verilen araç sahibinin sanık olmadığı gözetilmeden, araca el konulmasına yönelik kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin karara yapılan itirazın kabulü yerine yasal gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinde,
2-Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet Başsavcılığının araca ilişkin el koyma talep tarihi 07.04.2013 olduğu halde,… 4.Sulh Ceza Mahkemesinin anılan el konulmasının onaylanması karar tarihinin, kararda 05.04.2013 olarak gösterilmesinde,
3-Kabule göre, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 10/1.maddesinde, bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre el konulur, hükmünün düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/4.maddesindeki kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur, hükmü karşısında araca el koyma kararının icrasının aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilme suretiyle olduğu belirtildiği halde aracın talep edene teslim edilmemesinde ve araçla ilgili araçla ilgili el koyma kararı sonrası taleple ilgili olarak aynı Kanun'un 131/5.maddesindeki, el konulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhal iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir, hükmüne aykırı olarak aracın sahibine teslim edilmeme gerekçesinin kararda gösterilmemesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
El koyma kararına yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen kararın içeriği ve niteliği itibariyle bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden isteminin REDDİNE, 03.04.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
…
KARŞI OY
Kaçak sigara naklinde kullanıldığı iddiasıyla, … adına tescilli 42 DRS 62 plaka sayılı araca 07.04.2013 tarihinde el konulmuş ve bu elkoyma işlemi… 4. Sulh Ceza Mahkemesince onanmıştır. El koymanın onanması kararı 05.04.2013 tarihi olarak yazılmıştır. Olayın kovuşturma evresinde, el konulan aracın tescil maliki avukatı aracılığıyla 03.06.2013 tarihli dilekçeyle, kendisi hakkında dava açılmadığını, olaya karışmadığını, mal sahibi 3.kişi durumunda olduğunu beyan ederek el koyma kararının kaldırılmasını ve maliki olduğu aracın kendisine teslim edilmesini talep etmiştir. Bu talep yargılama mahkemesi olan… 1.Asliye Ceza Mahkemesince evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu 10.07.2013 tarihli ve 2013/411 E. Sayılı kararla reddedilmiştir. Bu red kararına karşı araç sahibi vekili tarafından adı geçen mahkemeye itirazda bulunulmuştu, itirazı yerinde görmeyen… 1. Asliye Ceza Mahkemesi incelenmek üzere dosyayı itiraz mercii olan… 1.Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. İtiraz mercii tarafından da 23.07.2013 gün ve 2013/666 değişik iş sayılı kararla itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Başsavcılığı tarafından 17.12.2013 günlü ve 2013/387997 sayılı ihbarname ile kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulmuştur. Mezkur ihbarnamede;
" ……………………………………………
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/1-b. maddesinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait olan ulaşım aracına el konulabileceğinin belirtildiği ve aidiyet kavramı ise mülkiyet ile ilgili olduğu halde,… 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/411 esas sayılı dosyasından yürütülen yargılamanın kovuşturma aşamasında hakkında aracına el konulma kararı verilen araç sahibinin sanık olmadığı gözetilmeden, araca el konulmasına yönelik kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin karara yapılan itirazın kabulü yerine yasal gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinde,
2-Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet Başsavcılığının araca ilişkin el koyma talep tarihi 07.04.2013 olduğu halde,… 4. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan el konulmasının onaylanması karar tarihinin, kararda 05.04.2013 olarak gösterilmesinde,
3-Kabule göre, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 10/1.maddesinde, bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanlan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur, hükmünün düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/4. maddesindeki kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur, hükmü karşısında araca el koyma kararının icrasının aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilme suretiyle olduğu belirtildiği halde aracın talep edene teslim edilmemesinde ve araçla ilgili el koyma kararı sonrası taleple ilgili olarak aynı Kanun'un 131/5.maddesindeki, el konulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafindan,
bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiginde derhal iade edilmek koşuluyla. Muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir, hükmüne aykırı olarak aracın sahibine teslim edilmeme gerekçesinin kararda gösterilmemesinde, isabet bulunmadığı" gerekçeleriyle… 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gün ve sayısı belirtilen kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talebinde bulunulmuştur.
Kanun yararına bozma talebini inceleyen Dairemiz Heyetinin sayın çoğunluğu tarafından 03.04.2013 günlü kararla "el koyma kararına yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen kararın içeriği ve niteliği itibariyle bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden istemin reddine "karar verilmiştir. Sayın Çoğunluğun bu kararının aşağıda açıklayacağım nedenlerle isabetli olmadığı görüşündeyim.
I-Sayın Çoğunluğun talebin reddi kararı gerekçesi usul ve yasaya uygun değildir. Açık değildir. Gerekçe olarak gösterilen "Mercii kararının içeriği ve niteliği" ifadesinden neyin kasdedildiği açık ve net olarak belli değildir. Dolayısıyla da red kararı gerekçesizdir. Bu nedenle Anayasanın 141 ve AİHS.nin 6.maddesine aykırıdır. Kararının bu nedenle bozularak dosyanın Daireye iadesi gerektiği görüşündeyim.
II-… olduğumuz red kararı, konuyla ilgili hukuki düzenlemelere, öğretiye, Yargıtay kararlarına AİHS.ne, AİHM içtihatlarına ve Anayasaya da uygun değildir. Bu uygunsuzluk halleri ayrı başlıklar altında aşağıda açıklanmaya çalışılacaktır.
1-Hukuki düzenlemeler bakımından:
Hakkında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulan… 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gün ve sayısı belirtilen kararına konu işlem, suç soruşturması nedeniyle "el koyma" işlemidir. "El koyma" işlemi hukuki niteliği itibariyle müsadereden farklıdır. Müsadere bir güvenlik tedbiri ve sürekli olup ve 5271 sayılı TCK.nun genel hükümler kısmında düzenlendiği halde "el koyma" 5271 sayılı CMK.nunda koruma tedbirleri olarak kabul edilen tedbirler arasında yer almaktadır ve geçicidir. (Centel/Zafer- Ceza Muhakemesi Hukuku-Beta 6.Baskı s.806-807, Prof.Dr. Bahri Öztürk/Kazancı/Güleç-Ceza Muhakemesi Hukukunda Koruma Tedbirleri 2013-Seçkin Kitabevi s.140-141)
El koyma kararı sırasında yürürlükte bulunan CMK.nun konumuza ilişkin hükümleri şöyledir;
"Madde 127 – (1) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, el koyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, el koyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
…………………………………………………………………………….
(3) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde el koyma kendiliğinden kalkar.
……………………………………………………………………………
(5) El koyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
…………………………………………………………………………….
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
……………………………………………………………………………
El konulabilir. Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, el koyma işlemi yapılabilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
……………………………………………………………………………
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
……………………………………………………………………………
Hakkında uygulanır.
………………………………………………………………..
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
……………………………………………………………………………
(9)Bu Madde hükmüne göre elkoymaya ancak hâkim karar verebilir.
Madde 131-(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128 inci Madde hükümlerine göre el konulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir."
Kaçakçılık suçlarının işlenmesinde kullanılan nakil araçlarına da 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 10.maddesi hükmünün göndermesiyle CMK.nun 128.maddesinin dördüncü fıkrasına göre el konulacaktır. Sözü edilen hüküm şöyledir;
"Madde 10 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur.
(2) 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması … da soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, el konulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir………………………………………………………
…………………………………………………………………………………"
Yukarıdaki hükümlerinden de anlaşılacağı gibi el koymaya hakim karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, el koyma işlemini yapmaya yetkilidir. (CMK. 127/1). Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde el koyma kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. (CMK. 127/3). Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunan hallerde şüpheli veya sanığa ait kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına da el konulabilir.(128/1-b). Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. (CMK. 128/4). CMK 128. maddesi kapsamında el koymaya ancak hakim karar verir. (128/9). 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlarda kullanılan nakil araçlarına da CMK.nun 128/4.maddesi hükmüne göre el konulur. (KMK. 10/1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (CMK.131/1)
CMK.nun 131/1.maddesine göre yapılan itirazın, aynı Kanunun 267 ila 271. maddelerinde düzenlenen itiraza ilişkin hükümlere göre incelenip karara bağlanacağı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Buna göre; Kaçak eşya naklinde kullanılan aracına el konulan kişi, el koymanın kaldırılmasını ve aracın kendisine iadesini yetkili merciden talep edebilir. (CMK. 131) Bu talebi reddedilen kişi ret kararını öğrendiği günden itibaren yedi gün içersinde talebi reddeden merciie itirazda bulunabilecektir. (CMK.268/1) Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltecek, yerinde görmezse en çok üç günde itirazı incelemeye yetkili merciie gönderecektir.(CMK.268/2) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir. (268/3-c) İtiraz mercii bu itirazı kanunda aksine bir hüküm bulunmadığından duruşma yapmaksızın evrak üzerinden verecektir. (CMK 271) .Bu karar, sonuç doğurucu ve kesin niteliktedir. (CMK.271/4). Bu karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilip gidilemeyeceği hususu karşı görüşümüzün esasını oluşturmaktadır. Hangi kararların kanun yararına bozma yasa yoluna taabi olduğu CMK.nun 309.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan hüküm şöyledir;
"Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir."
Hükümden de anlaşılacağı gibi hakim veya mahkemeler tarafından verilen kararlar veya hükümler eğer istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmişse, hukuka aykırılık bulunduğu takdirde bu kararlara karşı olağanüstü yasa yoluna (olağanüstü temyize) başvurulabilecektir. Hukuka aykırılığın başka bir yasa yolu ile giderilmesi mümkün olduğu takdirde böyle bir karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceği konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Örneğin yargılama sonucunda verilen esas kararla birlikte temyiz incelemesi yapılabilecek olan ara kararlarına karşı temyiz yasa yolundan önce kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyecektir. Yine koruma tedbirleri arasında yer alan tutukluluk kararına karşı da kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemez. Zira her duruşmada mahkemece tutukluluğun devam edip etmeyeceği konusunda karar verilmesi yasal bir zorunluluktur. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında tutuklu salıverilmesini talep edebilmektedir. Bu talebin reddi ise itiraza tabidir. (CMK.104) Bu durum esas karara kadar tekrarlanabilmektedir. Esas karar temyiz edildiğinde tutukluluk hali de temyiz mahkemesince incelenebilmektedir.
Buna karşılık el koyma kararının kaldırılmasının reddi kararına karşı yapılan itirazın reddedilmesi halinde bu karar kesin olup itirazda bulunan kişi bakımından, yeniden talep etmeyi gerekli kılacak bir delil ortaya çıkmadığı sürece tekrar el koymanın kaldırılmasının talep edilmesi yasal olarak mümkün değildir. Zira tutukluluk tedbirinde olduğu gibi eşyasına el konulan kişi soruşturma veya kovuşturma evresinin her aşamasında el konulan eşyasının iadesini talep etme hakkı bulunduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda yargılama süresince elkoyma kararının kaldırıp kaldırılmayacağı ancak yargılama hakiminin takdirine kalmış olmaktadır. Yargılama hakiminin bu yetkisi yasa yolu olarak kabul edilemez. Bu halde, eşyasına elkonulan şahıs yargılama sürecinin sonucunu beklemek zorunda kalacaktır. Yargılama sonucunda el konulan eşyanın … iadesine veya müsaderesine karar verilecektir. Müsaderesine karar verildiği takdirde güvenlik tedbir olan el koyma kararı koruma tedbiri olan müsadere kararına dönüşmüş olacaktır. Bu nedenle ortada el koyma kararı kalmadığından bu hususun esas kararla birlikte ancak kelkoymayı koruma tedbirine dönüştüren müsadere kararı temyizen incelenebilecektir. Bir başka ifade ile el koyma kararı ve buna yapılan itiraz üzerine verilen karar esas hükümle birlikte incelenebilecek ara kararlarından değildir.Öte yandan "Hakimin el koyma kararını ileride bir gün kaldırarak haksızlığı giderme ihtimali olabilir. Bu nedenle kanun yararına bozmaya gelinemez" şeklindeki bir kabul de doğru olmayacaktır. Taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine suç soruşturması nedeniyle haksız olarak el konulan kişi veya kurumlar bakımından ileride telafisi güç hatta imkansız olacak şekilde ağır sonuçlara yol açabilecektir. Örneğin, kapsamlı bir suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle şüpheli-sanık veya 3.kişilerin, özel hukuk tüzel kişilerinin taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine haksız olarak elkoyma kararı verilmiş olabilir. Böyle bir durumda el koyma kararına yapılan itirazın, kesin mahiyette olan ret verilen karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemesinin kabul edilmemesi halinde yıllarca sürecek yargılama sonucuna kadar bu özel … da tüzel kişiler telafisi mümkün olmayacak şekilde (iflas ile sonuçlanabilecek kadar) ağır bir zarara uğrayabilirler. Yine aynı şekilde suçta kullanıldığı düşüncesiyle kara, deniz (gemi gibi) ve hava ulaşım araçlarından birine haksız olarak el koyma kararı verilen bir olayda yargılama sonucunda mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte el konulan aracın sahibine iadesine karar verilse dahi beş yıllık deneme süresince bu iade gerçekleşmeyecek ve süre sonu beklenecektir. Bu durumda da el koyma kararı, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacaktır. Bu nedenledir ki el koyma koruma tedbiri kararının verilmesi, bu kararın denetlenmesi, uygulanma süresi büyük önem arzetmektedir. Nitekim Yasa Koyucu bu bağlamda, 21.02.2014 kabul tarihli 6526 sayılı Kanunun 10.maddesiyle CMK.nun 128.maddesinde değişiklik yapmıştır. Maddenin 1.fıkrasında yapılan değişiklikle taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el konulması için önceki düzenlemede yeterli görülen "kuvvetli şüphenin" "somut delillere" dayanması öngörülmüştür. Bu koşulun gerçekleşmesi halinde el konulacak taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin de "somut olarak belirlenmesi" hükmü getirilmiştir. Maddenin 9.fıkrasında da değişiklik yapılmıştır. Buna göre el koymaya ağır ceza mahkemesince oybirliğiyle karar verilecektir. İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oybirliği aranacaktır. Bu değişiklikler, Yasa Koyucunun taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el koyma işlemine, bu konuda karar verilmesine ve bu kararın denetlenmesine verdiği önemi göstermektedir. Oybirliği koşulunun aranması da bunun göstergesidir. Kişi özgürlüğünü kısıtlayan tutukluluk tedbirine veya mahkumiyete karar verilirken dahi oybirliği aranmamaktadır. (Prof.Dr. Erdener Yurtcan-6526 sayılı Yasayla Ceza Muhakemesi Kanununda Yapılan Değişiklikler- Exprese Basımevi-2014 s.49-51)
Gerek doğrudan, gerekse itiraz üzerine oybirliğiyle verilen ve niteliği itibariyle çok önemli olan el koyma kararları hakkında yapılan itirazın, mercii tarafından kesin olarak verilen red kararına karşı kanun yararına bozma yasayoluna gelinemeyeceğine ilişkin sayın çoğunluğun kararı yasanın ve Yasa Koyucunun amacına ve hukuka uygun değildir.
2- Öğreti bakımından;
Öğretide kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecek kararlar ve kanun yararına bozmanın amacı konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Buna göre istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hakimlik ve mahkeme kararlarına karşı bu yola başvurulabilecektir.
Öğretiye göre bu olağanüstü kanun yoluna başvurulmasının amacı, kanun hükümlerinin yeknesak ve eşit bir şekilde uygulanmasını, varsa kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesini, bu giderilmeden sanığın da faydalanmasını sağlamaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da istikrar bulmuş uygulamalarında kanun yararına bozma yasa yolunun amacını öğretiye uygun yorumlamaktadır.(…C.G.K. 16.06.2009 gün ve 2009-58/166 sayılı, 19.02.2008 gün ve 2008-19-31 sayılı kararları)
Bazı yazarlar kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecek kararları iki gurupta toplamaktadırlar. Bu görüşe göre birinci gurupta kesinleşmiş son kararlara karşı, ikinci gurupta ise kesinleşmiş ara kararlarına karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecektir.(Öztürk/Tezcan/Erdem ve diğerleri-Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku Seçkin Yayımevi 5. baskı s.739-Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe-Ceza Muhakemesi Hukuku Seçkin yayımevi 5.baskı s.818) İkinci gurupta sözü edilen ara kararları kapsamında, son kararlarla birlikte temyizi mümkün olmayan ara kararları yer aldığı gibi eğer son karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ise temyizle birlikte incelenebilecek olan ancak temyiz edilmediği için kesinleşen ara kararları da yer almaktadır.
Koruma tedbirleri kapsamında olan el koyma kararının ve bu karara karşı yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen ve kesin nitelikte olan kararın son hükümle birlikte temyizen incelenecebilecek ara kararlarından olmadığını yukarıda açıklamış idik. Yaptığımız inceleme ve araştırmalardan öğretide bu kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceğine ilişkin bir görüşe rastlanılmamıştır. Buna karşılık Dr. Ahmet Gökçen'e ait Ceza Muhakemesinde Basit Elkoyma ve Postada Elkoyma isimli (Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sermaye İşletmesi Yayınları No:90 -1994 basımı) eserin 207 sahifesinde elkoyma kararlarına karşı yazılı emir yoluna gidilebileceği açıça ifade edilmektedir. Yine öğretide koruma tedbirleri arasında yer alan arama tedbiri kararına karşı da kanun yararına gidilebileceği ifade edilmektedir.(Makale -Yrd.Doç.Dr. Recep Gülşen-Yeni Ceza Muhakemesi Kanunun'da Arama-Hukuki Perspektifle" Dergisi "HPD"- sayı:3 sh.93)
Görüldüğü gibi Sayın Çoğunluğun el koyma işlemi konusunda verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gelinemeyeceği yolundaki kararı, öğretideki görüşlerle de bağdaşmamaktadır.
3-Yargıtay kararları bakımından;
El koyma kararını vermeye yetkili mahkemenin tespiti konusunda itiraz merciinin kararına karşı yapılan kanun yararına bozma talebi üzerine 6.Ceza Dairesiyle Yargıtay Başsavcılığı arasında oluşan uyuşmazlığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu esastan inceleyerek karara bağlamıştır. Sözü edilen kanun yararına bozma talebi konusu kararlar ve Yargıtayca verilen kararlar kısaca şöyledir:
Cumhuriyet Savcısı tarafından suç şüphesi altında bulunan bir çocuk hakkında yapılan soruşturma sırasında muhafaza altına alınan eşyaya CMK.nun 127/1 maddesi uyarınca … Çocuk Mahkemesinden elkoyma kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme talep konusunda karar verme yetkisinin sulh ceza hakimine ait olduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Cumhuriyet Savcısı bu red kararına karşı itiraz yasa yoluna başvurmuştur. İtiraz mercii olan … 1.Ağır Ceza Mahkemesi ise 14.03.2006 gün ve 2006/370 müteferrik sayılı karar ile itirazı reddetmiştir. Bu karara karşı Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Başsavcılığı tarafından 04.05.2006 gün ve 19264 sayılı yazıyla kanun yararına bozma yasa yoluna müracaat edilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde itiraz merciinin itirazı kabul etmesi gerekirken reddetmesinin isabetsiz olduğu nedeni ileri sürülmüştür. Bu talep 6.Ceza Dairesi tarafından esastan incelemiş ve 04.06.2007 günlü, 2006/12756 E. 2007/6931 K. Sayılı kararla kabul edilerek itiraz merciinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin bu bozma kararına karşı Yargıtay Başsavcılığı tarafından Ceza Genel Kuruluna itiraz edilmiştir. İtiraz gerekçesi olarak itiraz merciinin kararınının yerinde olduğu ileri sürülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 16.10.2007 gün ve 191/207 sayılı kararla değişik gerekçeyle itirazı kabul ederek Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın Daireye gönderilmesine karar vermiştir. Ceza Genel Kurulunun oybirliğiyle verdiği bu kararı dosyadaki evrakların onaysız fotokopi olduğu, bu eksikliğin tamamlatılarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayanmaktadır. Dosyanın gönderildiği 6.Ceza Dairesince Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen eksiklik giderildikten sonra bu kez 19.03.2012 gün ve 2008/6822 E. 2012/5610 K.sayılı kararla itiraz merciinin kararı yerinde olduğu gerekçesiyle yasa yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
Görülmektedir ki, her ne kadar kanun yararına bozma talebi nedeni el koyma kararını vermeye yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin ise de bu sorun el koyma işleminden kaynaklanmaktadır. El koyma kararı verilmesi talebine ilişkin itiraz merciinin ret kararı ile el koyma kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddi kararı aynı niteliktedir ve kesin kararlardır. Her iki durumda da bu kararlar esas kararla birlikte temyizen incelenecek ara kararlarından değildir. Sorunun halli için yasa yararına bozma yolundan başka bir yasa yolu da bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulu ve 6. Ceza Dairesi yasa yararına bozma talebini inceleyerek oybirliğiyle karara bağlamışlardır.
Öte yandan temyiz incelemelerinde, yargılama mahkemelerinin el koyma kararı verilen taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerleri hakkında son kararla birlikte olumlu veya olumsuz bir karar vermedikleri görülmektedir. Mahkemece eksik bırakılan bu husus temyiz incelemesine konu yapılmamakta, karar bu nedenle bozulmamaktadır. Yargıtay kararında eksik bırakılan bu konuda mahallinde her zaman bir karar verilmesinin mümkün olduğu hatırlatılmakla yetinilmektedir. (7.C.D. 04.06.2013 gün ve 8550/12218, 18.04.2013 gün ve 2012/19298 E. 2013/9519 K. Sayılı kararlar)Yargıtayın bu uygulaması doğrudur. Zira karar verilmeyen bir konuda temyiz denetiminin yapılması mümkün değildir. Bu nedenledir ki, el koyma konusunda verilen ve kesin nitelikte olan kararlardaki hukuka aykırılıkların, haksızlıkların bir … önce giderilmesi ve uygulamada birliğin sağlaması için yasa yararına bozma yoluna gidilmesi zorunluluğu vardır.
Tarafımızdan yapılan araştırma ve incelemelerde, el koyma kararı konusunda itiraz merciinin verdiği karara karşı yasa yararına bozma yoluna gelinemeyeceğine ilişkin bir Yargıtay kararına rastlanılmamıştır.
Yukarıda belirtilen emsal kararlar da gözetildiğinde Sayın çoğunluğun kararı Yargıtay içtihatlarına da aykırıdır.
4-AİHS, AİHM ve Anayasa bakımından;
Anayasamızın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmının "Kişi Hakları ve Ödevleri" başlıklı 2.bölümünün "Mülkiyet hakları" kenar başlıklı 35.maddesine göre herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir.
AİHS.nin Ek 1.Protoklünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1.maddesinin 1.fıkrasına göre her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Yine bu maddeye göre Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Maddenin 2.fıkrasında ise Devletlerin kamu yararına uygun olarak mülkiyetin kullanılmasını düzenleme yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı gibi gerek Anayasamızda ve gerekse AİHS.inde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Bu hakkın sınırlanması ise ancak kamu yararına kanunla mümkün olabilmektedir. Nitekim 5271 sayılı CMK.nun 127 ila 132.maddelerinde düzenlenen el koyma tedbiriyle mülkiyet hakkına kanunla sınırlama getirilmiştir.
AİHM'e göre el koyma işlemi geçicidir. Bu işlemde, mülkiyetten yoksun bırakılma bulunmamaktadır. Mülkiyet hakkının kullanılmasına engel olmaktadır. 1 nolu Ek Protokolün 1.maddesinin 2.fıkrası kapsamındadır. (Dr.H. Burak Gemalmaz-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Mülkiyet Hakkı- Beta Basım Yayım-2009 … s.496-497- AİHM- HANDYSİDE-İNGİLTERE, ALİ ESEN-TÜRKİYE, AGOSİ-İNGİLTERE kararları) AİHM, suç soruşturmasında elkoyma işlemi yoluyla mülkiyet hakkının kullanılmasını Devletlerin uygun gördüğü şekilde kontrol etme yetkilerinin bulunduğunu ifade etmekle birlikte haksız gecikmelerin 1.Ek Protokolün 1.maddesini ihlal ettiğini kabul etmektedir. (Stefhan TRECHSEL-Ceza Yargılamasında İnsan Hakları "Human Rights in Criminal Proccedings" s.561- AİHM- RAİMONDO-İTALYA, VENDİTTELİ-İTALYA kararları) Yine AİHM'e göre el koyma ve müsadere konularındaki yargılama süreçlerinin makul süreyi aştığına ilişkin başvuruları AİHS'nin 6/1 maddesi kapsamına girdiğini kabul ederek esastan incelemektedir. (RAİMONDO-İTALYA kararı) Anayasamızda 2010 yılında yapılan değişiklik gereğince aynı konular önce bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesince incelenecektir.
Görülmektedir ki, el koyma işlemi nedeniyle verilen kesin nitelikteki kararların Anayasanın 35., AİHM.nin 6/1. ve 1.nolu Ek Protokolün 1.maddesini ihlal ettiğine ilişkin başvurular hakkında kabul edilebilirlik kararı verilecek, esastan incelendikten sonra haklı bulunarak ihlal tespit edildiği takdirde Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkum edilecektir. Sıkça tekrar etme ihtimali yüksek olan bu ihlal tespitleri nedeniyle Ülkemizin yargı sisteminin iç ve dış kamuoyunda güven ve itibarı zedelenecektir. Oysa yasa yararına bozma yasa yoluna gelinebileceği kabul edildiği takdirde, Anayasa ve AİHS ile teminat altına alınan bu hakların hem ihlali hem de bu bu konularda bireysel başvuru yoluna gidilmesi önlenmiş olacaktır. Böylece de adli yargıya güven artacaktır.
III-Yasa yararına bozulması talep edilen karara konu suçta kullanılan araca, CMK.nun 128.maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak el konulmuştur. Anılan hüküm gereğince aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh konularak iade edilmesi gerekirken araç alıkonulmuştur. Gerek el koyma kararının kaldırılmasının talep edildiği ve gerekse bu talebin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddedildiği sırada araç halen sanığa … da malen sorumluya iade edilmemiştir. Bu durum kanuna açık aykırılık oluşturmaktadır. Bu yönüyle yasa yararına bozma talebi yerindedir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle yasa yararına bozma yoluna gelinmesinin kabul edilmesi, esasın incelenmesi ve kanun yararına bozma nedenleri yerinde olduğundan itiraz merciinin kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun red kararına katılmıyorum.

Hukuk Davası Yolu

El koyma ve iade usulüne ilişkin ceza yargılaması yollarının yanı sıra ilgililer, eşyanın geri verilmesi için hukuk davası da açabilir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

El koyma da dahil olmak üzere koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteyen kişilerin CMK m. 142/1 uyarınca belirli süreler içinde talepte bulunması zorunludur. Karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Tazminat istemi kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır; bununla birlikte CMK m. 141/1'in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 7499 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen hüküm uyarınca 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaktadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[51]
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Tazminatın geri alınması

Sık Sorulan Sorular

El konulan eşyanın iadesi için ne zaman başvurulabilir?

CMK m. 131/1'e göre eşyanın soruşturma veya kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması ya da müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması hâlinde iade talep edilebilir. Bu koşullardan birinin oluşması yeterlidir; ceza yargılamasının tamamlanması beklenmek zorunda değildir.

İade talebini kim yapabilir?

CMK m. 131, yalnızca mağdurla sınırlı olmaksızın şüpheli, sanık ve üçüncü kişilere de iade talep etme hakkı tanımaktadır. Yetkili makam iade kararını bu kişilerin istemi üzerine ya da re'sen verebilir.

İade talebi reddedilirse ne yapılabilir?

CMK m. 131/1 uyarınca istemin reddi kararlarına itiraz yoluna başvurulabilir. Bunun yanı sıra ilgililer eşyanın geri verilmesi için hukuk davası da açabilir.

Mağdura iade için hangi koşullar gereklidir?

CMK m. 131/2, CMK m. 128 kapsamında el konulan eşya veya malvarlığı değerleri için mağdura iade yapılabilmesini iki koşula bağlamıştır: eşyanın suçtan zarar gören mağdura ait olması ve buna delil olarak artık ihtiyaç duyulmaması. Her iki koşulun bir arada gerçekleşmesi zorunludur.

CMK m. 128 kapsamındaki elkoymada hâkimin rolü nedir?

CMK m. 128/9 uyarınca bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.

Koruma tedbiri nedeniyle tazminat talep etmek için süre nedir?

CMK m. 142/1'e göre tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülmelidir.

Soruşturma evresinde iade kararını kim verebilir?

CMK m. 131/1 metni Cumhuriyet savcısını, hâkimi ve mahkemeyi evre ayrımı yapmaksızın yetkili saymaktadır. Bununla birlikte, aynı somut olaya ilişkin Yargıtay kararlarında soruşturma evresinde yetkinin hâkime ait olduğu yönünde değerlendirmeler yer almaktadır. Bu kararlar aynı davanın farklı aşamalarına ilişkin olduğundan bağımsız içtihat kaynağı sayılamamakta; kanun metnindeki düzenleme ile bu yargısal değerlendirmeler arasındaki gerilim kesin biçimde çözüme kavuşmamış durumdadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu