Ceza Muhakemesinde Tutuklama, Kanun Yararına Bozma ve Yargılamanın Yenilenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesinde Tutuklama, Kanun Yararına Bozma ve Yargılamanın Yenilenmesi

Tutuklamanın Temel Koşulları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin birinci fıkrasına göre bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeninin bulunması. Bu iki unsurun her ikisi de aynı anda sağlanmadığı sürece tutuklama kararı hukuken mümkün değildir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

CMK m. 100/1, ölçülülük ilkesini de tutuklamanın ayrı bir önkoşulu olarak düzenlemektedir. İşin önemi ile verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri tutuklamayla orantılı değilse tutuklama kararı verilemez. Bu hüküm, kuvvetli şüphe ve tutuklama nedeninin varlığına karşın ölçülülük denetiminin ayrıca yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Tutuklama Nedenleri

CMK m. 100/2, tutuklama nedenlerini iki ana grupta toplamaktadır. Birincisi kaçma şüphesidir: şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağına ilişkin somut olgular bulunduğunda tutuklama nedeni var sayılabilir. İkincisi delil karartma şüphesidir: şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konularında kuvvetli şüphe oluşturması halinde de bu neden kabul edilebilir.

Tutuklamanın Uygulanamayacağı Haller

CMK m. 100/4 uyarınca yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlar da kural olarak tutuklama dışında bırakılmıştır; ancak bu kuralın önemli bir istisnası mevcuttur: vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu sınırlamanın kapsamı dışında tutulmuştur. Dolayısıyla üst sınırı iki yıl veya altında olsa bile kasten yaralama gibi vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda tutuklama hukuken olanaklıdır.

Katalog Suçlar ve Tutuklama Karinesi

CMK m. 100/3, belirli suç tiplerini katalog olarak saymakta ve bu suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin var sayılabileceğini öngörmektedir. Katalog kapsamındaki suçlar arasında kasten öldürme, cinsel saldırı ve uyuşturucu ticareti yer almaktadır. Terörle bağlantılı suçlar bakımından katalogda birden fazla bent bulunmaktadır: bunlar arasında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar (bent h) ile Türk Ceza Kanunu'nun Anayasal düzene ve devlet güvenliğine karşı suçlara ilişkin çeşitli maddeleri sayılmaktadır; genel terör suçlarının tamamını tek bir bent altında kapsayan bir düzenleme söz konusu değildir.

Katalog suçlar arasında dikkat çeken iki özel düzenleme 12/5/2022 tarihli 7406 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle eklenmiştir. CMK m. 100/3-i kapsamında kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu, CMK m. 100/3-j kapsamında ise sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu kataloga alınmıştır. Bunların yanı sıra katalog; 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu m. 12 kapsamındaki silah kaçakçılığı, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m. 68 ve 74'teki suçlar, 6831 sayılı Orman Kanunu m. 110/4-5'teki kasten orman yakma suçları ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu m. 33'teki suçları da kapsamaktadır. 10/10/2024 tarihli 7528 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle eklenen bent uyarınca Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen ve benzeri kişilere karşı görevleri sırasında veya dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu da katalog kapsamına alınmıştır. Bu suçların tümünde somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin bulunması, tutuklama nedeni bakımından karine oluşturmaktadır.

Tutuklama Kararının Usulü

CMK m. 101/1 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Tutuklama istemlerinde mutlaka gerekçe gösterilmesi ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gösteren hukuki ve fiili nedenlere yer verilmesi zorunludur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
Tutuklulukta geçecek süre

CMK m. 101/2 uyarınca tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi zorunludur. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir; ayrıca bir örneği yazılarak kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık seçeceği ya da baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır.

CMK m. 101/5 uyarınca CMK m. 100 ve m. 101 gereğince verilen tutuklama kararlarına itiraz yolu açıktır. İtiraz usulü ve itiraz sürelerine ilişkin ayrıntılar bu maddede doğrudan düzenlenmemiş olup CMK'nın itiraz hükümlerinde yer almaktadır.

Avukatların Kurum ve Kuruluşlardan Bilgi ve Belge Talep Hakkı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinin üçüncü fıkrası, avukatlara görevlerini yerine getirirken kamu ve özel kurumlardan yardım ve bilgi isteyebilme hakkı tanımaktadır. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar; avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, ilgili kurumun kendi kanununda özel bir hüküm bulunması halinde o hüküm saklı kalmak kaydıyla geçerlidir.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (Değişik birinci fıkra: 2/5/2001
– 4667/2 md.) Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her
türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini
ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları,
hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki
bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis
eder.
(Değişik üçüncü fıkra:
2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile
kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta
şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı
olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu
kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla
yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır.
Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden
alınabilir.
İKİNCİ
KISIM
Avukatlık
Mesleğine Kabul
Avukatlığa kabul
şartları:

Bilgi ve belgeleri inceleme hakkından ayrı olarak, belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Devam eden davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.

Kanun Yararına Bozma Yolu

Kanun yararına bozma, hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesine olanak tanıyan olağanüstü bir kanun yoludur. CMK m. 309/1 gereğince bu yol yalnızca Adalet Bakanlığı tarafından işletilebilir: Bakanlık, karardaki hukuka aykırılığı öğrendiğinde yasal gerekçelerini yazılı biçimde belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144]
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması

Yargıtay'ın bozma kararının ardından izlenecek yol, bozma nedeninin niteliğine göre dört farklı sonuç doğurabilmektedir. Bozma, CMK m. 223'te tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkinse kararı veren hâkim veya mahkeme yeniden inceleme ve araştırma yaparak karar verir. Bozma, mahkûmiyete ilişkin hükmün davanın esasını çözmeyen yönüne ya da savunma hakkını kaldıran veya kısıtlayan usul işlemlerine ilişkinse yeniden yargılama yapılır; ancak bu yargılama sonucunda verilecek hüküm, önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz.

Bozma, davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkinse aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez. Bozma sonucunda hükümlünün cezasının kaldırılması gerekiyorsa Yargıtay ceza dairesi bu kararı doğrudan verir; daha hafif bir cezanın verilmesi gerekiyorsa yine Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. CMK m. 309/5 uyarınca kanun yararına bozma kararına karşı direnilemez.

AİHM Kararına Dayalı Yargılamanın Yenilenmesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir ihlal tespit etmesi, belirli koşullar altında Türk yargısında yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak oluşturabilir. CMK m. 311/1-f uyarınca bu talep için ceza hükmünün sözleşme veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra ceza hükmü aleyhine AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi halinde de yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Her iki halde de talebin AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılması gerekmekte olup dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon senaryolarında bu sürenin nasıl hesaplanacağı madde metninden açıkça anlaşılamamaktadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 311Kaynağı aç
Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava,
aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına
veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın
beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile
mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu
aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.[146]
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar
hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması veya durdurulması

CMK m. 311/2, bu hükmün geçmişe dönük kapsamını sınırlandırmaktadır. Düzenleme; 4 Şubat 2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararlarına ve bu tarihten sonra AİHM'e yapılan başvurular üzerine verilecek kararlara uygulanır.

Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. CMK m. 101/5 uyarınca CMK m. 100 ve m. 101 gereğince verilen tutuklama kararlarına itiraz yolu açıktır. İtiraz mercii ve itiraz süreleri CMK'nın itiraz usulüne ilişkin hükümlerinde düzenlenmektedir.

Katalog suç kapsamındaki bir suçta tutuklama zorunlu mudur?

Hayır. CMK m. 100/3, katalog suçlarda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin var sayılabileceğini öngörmektedir; bu bir karine olup tutuklamanın zorunlu kılındığı anlamına gelmez. Kuvvetli suç şüphesi için somut delil bulunması ve ölçülülük ilkesine uygunluk koşulları her hâlde ayrıca değerlendirilmeye devam eder.

Avukat vekâletname olmadan belge örneği alabilir mi?

Hayır. Avukatlık Kanunu m. 2/3 uyarınca bilgi ve belgeleri inceleme ile belgelerden örnek alma birbirinden farklı koşullara tabi tutulmuştur. Örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır.

Kanun yararına bozma yoluna kimler başvurabilir?

CMK m. 309/1 bu yolu yalnızca Adalet Bakanlığı'na tanımaktadır. Bakanlık, hukuka aykırılığı yazılı olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir; bu yola ilişkin CMK m. 309'da başka bir başvuru makamı öngörülmemektedir.

AİHM kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi için başvuru süresi nedir?

CMK m. 311/1-f gereğince AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde talepte bulunulması gerekmektedir. Bu düzenleme, 4 Şubat 2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararlarına ve bu tarihten sonra yapılan başvurular üzerine verilecek kararlara uygulanır.

Kanun yararına bozma kararına karşı direnme mümkün müdür?

Hayır. CMK m. 309/5 uyarınca kanun yararına bozma kararına karşı direnilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu