Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir hükme karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin yeniden yargılamayı haklı kılacak nitelik, önem ve ciddiyete sahip olması gerekir. CMK m. 311 hükümlü lehine, CMK m. 314 ise hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini sınırlı sayıda düzenlemektedir; bu sayılanların dışında bu yola gidilemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 311Kaynağı aç
aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına
veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın
beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile
mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu
aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.[146]
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar
hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması veya durdurulması
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 314Kaynağı aç
aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi
yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili
olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını
veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini
yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde
güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.
Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2015/12014, K. 2015/32286Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : KYB – 2015/134132
Suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehdit suçundan sanık C.. T..'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-d, 43/1-2 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/06/2008 tarihli ve 2007/75 esas, 2008/337 sayılı kararının, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/03/2013 tarihli ve 2010/22860 esas, 2013/8080 sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin, aynı Mahkemenin 03/05/2013 tarihli ve 2007/75 esas, 2008/337 sayılı ek kararına yapılan itirazın reddine dair, Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/05/2013 tarihli ve 2013/221 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2015 gün ve 134132 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanık tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesi ile talebin reddine ilişkin karara yönelik itiraz dilekçesinde, müşteki E.. K.. ile aralarında kız arkadaşı meselesi nedeniyle problem olduğunu, mahkeme kararına konu mesajı kendisinin göndermediğini, müşteki tarafından kendisine ait telefonun alınarak söz konusu mesajın müşteki tarafından kendi kullanıcısı olduğu cep telefonuna gönderildiğini, müştekinin bu şekilde kendisine komplo kurduğunu, bu hususunda B.. S.. ve K.. T.. isimli arkadaşları tarafından kendisine bildirildiğini, bu kişilerin yeminli ifade verebileceklerini beyan ettiği hususları nazara alındığında, dilekçe içeriklerinde sanık tarafından belirtilen konuya ilişkin herhangi bir soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılıp yapılmadığının araştırılması, B.. S.. ve K.. T.. isimli tanıkların beyanlarına başvurularak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/l-e. maddesinde düzenlenen "Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: …e-Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" hükmü kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilerek, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehdit suçundan sanık C.. T.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/06/2008 tarihli kararı ile, hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.03.2013 tarihli kararıyla hükmün onandığı, bu şekilde kesinleşen kararın infazı sırasında, sanık müdafiinin yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, talebin aynı mahkeme tarafından reddedilmesi üzerine, bu karara itiraz edildiği, itirazın da reddedilmesi üzerine merci kararına yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen hükmün infazı sırasında, yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair, yerel mahkeme kararıyla, bu karara yapılan itirazın reddine dair merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinin (e) bendinde; “ Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yargılamanın yenilenmesi konusunun ele alındığı 11.03.2014 tarih ve 2012/3-909 esas ve 2014/121 karar sayılı kararında; “Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda "önemli" de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.” görüşlerine yer verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi kurumu kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasayolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda, yargılamanın yenilenmesi istemi yeni tanıkların ortaya çıktığına ilişkindir. Ancak sunulan bu gerekçe, yerel mahkeme tarafından CMK’nın 311. maddesinde düzenlenen koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karara yapılan itirazda Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerinde görülmemiştir.
Yargılamanın yenilenmesine yönelik istemde, sanığın cep telefonundan mağdur E.. K..’ın cep telefonuna gönderilen tehdit içeren mesajın sanık tarafından gönderilmediği, suça konu mesajın mağdur tarafından sanığa ait telefon alınarak kendisine gönderilmek suretiyle komplo kurulduğu ve bu hususa isimleri bildirilen iki kişinin tanık olduğu ileri sürülmüştür.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için yargılama sürecindeki ifadelerin irdelenmesi gerekmektedir. İlk olarak, yargılamanın yenilenmesine yönelik istemde yer verilen komplo iddiasının yargılama sürecinde dile getirilmediği, isimleri bildirilen iki tanığın mahkumiyet kararından önce hiçbir ifadede yer almadıkları, ancak mahkumiyet kararının Yargıtay tarafından onanmasından sonra savunmanın argümanlarının değişerek komplo iddiasının ortaya konulduğu görülmektedir. İkinci olarak, kolluk tarafından düzenlenen 20.02.2007 tarihli tutanakta, mağdur Erdal’ın cep telefonunda sanığın kullandığı numaradan gönderilen tehdit mesajının görülerek kayıt altına alındığı, bu olayla ilgili 21.02.2007 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında müdafii eşliğinde ifadesi alınan sanığın, suça konu mesajı sinirlendiği için yazmış olabileceğini, siniri geçince mağduru arayarak özür dilediğini beyan ettiği, yargılama safhasında verdiği 24.07.2007 tarihli ifadesinde ise, mağdur Erdal’a “ikimiz de öğrenciyiz, böyle şeylerle uğraşmayalım, başımız derde girer, konuşup anlaşalım” tarzında mesaj gönderdiğini, ancak iddianamede geçen tehdit mesajını göndermediğini, müştekinin bu mesajı kendisinin oluşturmuş olabileceğini iddia ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, mağdurun kendi cep telefonunda sanıktan gelmiş gibi bir mesaj oluşturmasının teknik olarak mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararındaki açıklamalar, soruşturma ve kovuşturma sürecindeki ifadeler ile dilekçelerdeki anlatımlara göre, yargılamanın yenilenmesine yönelik istemde ileri sürülen yeni tanıklar iddiasının, yerel mahkemece ve bu kararı denetleyen Ağır Ceza Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelik ve ciddiyette görülmemesinde, hukuka aykırılık bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 25.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/1877, K. 2020/3093Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
I-TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2020 tarih ve 2020/17975 sayılı yazısı ile; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan sanıklar … ve … …'nın anılan Kanun'un 6/2-son maddesi gereğince 180,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/09/2007 tarihli ve 2007/186 esas, 2007/224 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin, AİHM'nin kararının Türkçe tercümesi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aynı Mahkemenin 20/11/2019 tarihli ve 2017/477 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/12/2017 tarihli ve 2017/615 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca "…f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması,…" halinde kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan davanın, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilmesinin mümkün bulunduğu anlaşılmakla, dosya kapsamına göre, yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen hususların değerlendirilmesi için AİHM'nin kararının Türkçe tercümesi olması gerektiği durumlarda mahkeme tarafından bilirkişi vasıtasıyla kararın tercümesi yaptırıldıktan ve toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 03/02/2020 gün ve …-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II- OLAY;
2002 yılı Eylül ayında ortalama fiili satış miktarının 8398 adet, satış fiyatının ise 350.000-TL olduğu ve sonraki süreçte birinci sayısının 02.09.2002 tarihinde yayınlandığının bildirildiği anlaşılan "Yeniden … Gündem" adlı gazetenin, 20.09.2002 tarihinde 1. yıl 19. sayısının ilk sayfası manşetinde ve 6. sayfasında
"KADEK Özel Bölge İlan etti…" başlığı ile yayınlanan yazıda KADEK terör örgütünün sözde genel yönetim kurulunun açıklamalarına yer verildiğinden, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başavcılığının 27.11.2002 tarih 2002/1854 hazırlık, 2002/1272 esas ve 2002/1272 numaralı iddianamesi ile gazete sahibi … … ile sorumlu yazı işleri müdürü …'ın 20.09.2002 tarihinde yasa dışı terör örgütü açıklamalarına yer vermek suçundan 3713 sayılı Kanunun 6/2-son, 5860 sayılı Kanunun ek 2/1 maddelerinden 2845 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince cezalandırılmaları istenilmiştir.
İstanbul 5 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2002/299 esasına kayden yürütülen kovuşturma sonunda özetle 23.09.2003 tarih 2003/218 karar sayılı ilam ile sanıkların 3713 sayılı TMK'nın 6/2-son, TCK'nın 59 ve 647 sayılı CİK'in 5. maddeleri uyarınca ağır para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Sanıklar müdafiince yapılan temyiz başvurusuna istinaden Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.11.2004 tarih 2004/6267 esas 2004/6155 karar sayılı ilamı ile onama kararı verilmiş ise de süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan karar düzeltme başvurusu üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 14.12.2004 tarih 2004/9414 esas 2004/7077 karar sayılı ilamı ile karar düzeltme istemi yerinde görülerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma üzerine CMK'nun 250. maddesi gereğince yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde 13.10.2005 tarih, 2005/31 Esas ve 2005/264 Karar sayılı ilam ile özetle atılı suçun mahkemenin görevini belirleyen 5271 sayılı CMK'nın 250. maddesinde belirtilen suçlar arasında olmadığından bahisle görevsizlik kararı ile Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen dosya kapsamında, 21.09.2006 tarih 2005/734 esas ve 2006/622 karar sayılı karar ile karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığına yönelik yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 18.12.2006 tarih 2006/12581 esas ve 2006/10307 karar sayılı ilamı ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2005 tarih 2005/31 esas ve 2005/264 karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/186 esasına kaydedilen dosya kapsamında yapılan yargılama sonucunda, 20.09.2007 tarih 2007/224 karar sayılı ilam ile sanıklar hakkında, lehlerine olan 5532 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hali ile 3713 sayılı TMK'nın 6/2-son, 765 sayılı TCK’nın 19, 59 maddeleri gereğince adli para cezası ile cezalandırılmalarına temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
03.10.2007 havale tarihli dilekçe ile sanıklar müdafiince temyiz isteminde bulunulmuş ise de; mahkemenin 16.10.2007 tarihli kararı ile 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve CMK'nın 305/1-1 maddeleri gereğince verilen kararın temyize tabi olmadığından temyiz talebinin reddine yasa yolları açık olmak üzere karar verilmiş, sanıklar müdafiince kararın 03.10.2007 tarihinde, temyiz talebinin reddine dair kararın ise 08.11.2007 tarihinde tebliğ alındığı görülmüştür.
16.10.2017 havale tarihli dilekçesi ile sanıklar müdafii, AİHM'nin yabancı dildeki orjinal metninin bulunduğu gerekçeli kararı sunarak, CMK 'nın 311 maddesi f bendi uyarınca mahkemesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/477 değişik iş sayılı 20.11.2017 tarihli kararı ile özetle; Cumhuriyet savcısının mütalaasında kararın Türkçe tercümesi olmadığından bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini mütalaa ettiği de belirtilerek, dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda yeniden yargılama talebinin reddine mütalaaya uygun olarak karar verildiği belirtilmek sureti ile karar verilmesine yer olmadığına dair itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Sanıklar müdafii 31.11.2017 tarihli dilekçesinde özetle, kararda gerekçe belirtilmemiş ise de Türkçe tercümesinin olmadığına dair verilen mütalaaya göre karar verildiğinin anlaşıldığını belirterek, bu nedenle verilen kararın usul ve yasalara ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğundan ve re'sen gözetilecek sebeplerle kaldırılmasına yönelik itirazda bulunmuştur.
İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2017 tarih 2017/614 değişik iş sayılı kararı ile hükümlü … yönünden; 07.12.2017 tarih 2017/615 değişik iş sayılı kararı ile de hükümlüler … ve … yönünden yeniden yargılama istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itirazların reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Dosya kapsamında, kararın tercümesinin bulunmadığına yönelik verilen Cumhuriyet savcısının mütalaasına rastlanılmamıştır.
Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 12.12.2017 tarihli yazısı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin … ve … başvurusuna ilişkin olarak 13.06.2017 tarihinde karar verildiği, kararın çevirisinin henüz tamamlanmadığı, tamamlandığında HUDEC veri tabanından ulaşılabileceği, kararda özetle verilen mahkumiyet kararı nedeni ile AİHS'in 10. maddesinin; ilk başvuranın temyiz talebinde bulunamaması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin başvuranlara tebliğ edilmemesi dolayısı ile 6. maddenin ihlal edildiğine karar verilerek başvuruculara manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu kapsamda takibi yapılan karara yönelik olarak İstanbul 9 Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/10 Esas ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/186 sayılı dosyalarında AİHM kararı sonrasında yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulup bulunulmadığının bildirilmesinin istenildiği görülmüştür.
Süreçte ayrıca;
Sanık … hakkında verilen adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmünün infazının 6352 sayılı Kanunun geçici 1/c maddesi uyarınca ertelenmesine dair, ihtar da içeren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.07.2012 tarihli ek kararının itiraz yolu açık olmak üzere verildiği;
Sanık … …'na yönelik ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2012 tarihli ek kararı ile de Anayasa Mahkemesinin 3713 sayılı TMK'nın 6. maddesinde yer alan "sahipleri ve" ibaresini iptal etmesi nedeni ile suç olmaktan çıkartılan eyleme yönelik olarak verilen adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmünün geri alınmasına ve kanunda suç olarak tanımlanmaktan çıktığından CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine dair temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, 19.03.2013 tarihinde sanık müdafiinin kararı tebliğ aldığı ve 26.03.2013 tarihi itibari ile karar kesinleştirildiği görülmüştür.
23.03.2019 tarihli dilekçesi ile sanıklar müdafiinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/614 ve 2017/615 değişik iş sayılı kararlarının, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında her ne kadar gerekçe belirtilmemiş ise de Cumhuriyet savcısının mütalaasında "kararın Türkçe tercümesi olmadığından" şeklindeki gerekçeye dayandırıldığı anlaşıldığından usul ve yasaya, AİHS'ne aykırı olduğundan ayrıca CMK'nın 311 maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluştuğundan bahisle kanun yararına bozulması hususunda istemde bulunulması üzerine; 05.11.2019 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/186 Esas ve 2007/224 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararına istinaden yapılan istem kapsamında verilen kararlara yönelik, Anayasa Mahkemesinin 3713 sayılı Kanunun 6. maddesindeki "… sahipleri ve…." ibaresinin iptaline karar vermesi gerekçe gösterilerek "Yeniden … Gündem" isimli gazetenin sahibi … … hakkında ek karar ile önceki karar ile verilen mahkumiyet hükmününün geri alınmasına karar verilerek hakkında beraat kararı verildiğinden ilgili kararın CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumunun işletilmesini gerektirir nitelikte olmadığından kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği; 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca … hakkındaki mahkumiyet hükmünün infazının ek karar ile ertelenmesine karar verildiği bu kapsamda ise CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiği hususunda görüşünün teminine müteakip, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 03.02.2020 tarihli yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından 2017/615 değişik iş sayılı 07.12.2017 tarihli kararın kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Mahkumiyet kararı nedeni ile AİHS'in 10. maddesinin; ilk başvuranın temyiz talebinde bulunamaması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin başvuranlara tebliğ edilmemesi dolayısı ile 6. maddenin ihlal edildiğine ilişkin AİHM'nin ihlal kararının Türkçe tercümesinin dosyaya sunulmaması gerekçesi ile verilen yeniden yargılama talebinin reddine ve iş bu karara vaki itirazın reddine dair verilen merci kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkla ilgili hukuki mevzuat şöyledir;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Adil yargılanma hakkı
Madde 6- (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ;
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından, … görülmesini isteme hakkına sahiptir."
2709 sayı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
A. Hak arama hürriyeti
Madde 36 – Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Madde 141 –…Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
5271 sayılı CMK'nun
Kararların gerekçeli olması
Madde 34 – (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hallerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
…
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii
Madde 318 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.
(2) 303 üncü madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.
(3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.
Geçici Madde 2 – (Ek: 11.4.2013-6459/21 md.)
(1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.
Yargılamanın yenilenmesindeki amaç kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, gerçeğin araştırılması böylece toplumun ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenileme talebini dikkate alınması söz konusu olmayacaktır (Yargıtay CGK’nın 11.03.2014 tarih, 2012/3-909 Esas, 2014/121).
Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK'nın 311. maddesinde tahdidi olarak sayılmış, yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin takip edeceği usul ve vereceği kararlar, müteakip maddelerde açıkça gösterilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, duruşma yapmaksızın istemin kabule değer olup olmadığına karar verir (Madde 318/1-3).
Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir (Madde 319/1).
Aksi halde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur (Madde 319/2).
Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir (Madde 320/1).
Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir (Madde 320/3).
Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311'inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir (Madde 321/1).
Aksi halde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir (Madde 321/2).
Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir (Madde 323/1).
CMK 311/1-f. maddesi gereğince; Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
Anayasanın 90/5. maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
AİHS'in 46/1. maddesi AİHM'nin kesinleşmiş kararlarının taraf devletleri bağlayacağını amirdir.
Bu itibarla Türkiye'nin taraf olduğu bir davada AİHM'ce verilen kesinleşmiş kararların iç hukuk açısından bağlayıcı olduğunda ve bu kararların icrası bağlamında bu durum ve tespitin CMK'nın 311/1-f. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edildiğinde kuşku yoktur.
Sözleşmenin 6/3-a maddesinin sağladığı asgari teminatlardan birisi de kişinin isnat edilen suçlamadan "anladığı bir dilde" haberdar edilmesidir. Adil yargılama hakkının ihlal edildiğinin tespitine ve bu nedenle mahkumiyetle sonuçlanan kesinleşmiş hükmü muhtevi yargılamanın yenilenmesine dayanak teşkil eden AİHM kararının Türkçeye tercüme ettirilmesi, anılan ihlal kararının etkin biçimde icrası ile mükellef (AİHS madde 46) olan taraf devletin görev ve sorumluluğu kapsamında olduğundan doğrudan ya da Adalet Bakanlığı marifetiyle mahkemece temin edilmelidir.
Şu hale göre; Adil yargılama hakkının ihlal edildiğinin tespitine ve bu nedenle mahkumiyetle sonuçlanan kesinleşmiş hükmü muhtevi yargılamanın yenilenmesine dayanak teşkil eden AİHM kararının Türkçeye tercüme ettirilmesinin doğrudan ya da Adalet Bakanlığı marifetiyle mahkemece temin edilmesi gerektiği gözetilmeden talebin reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından mercii kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
V-SONUÇ: Açıklanan nedenlerle:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2017 tarihli ve 2017/615 değişik iş sayılı kararının Ceza Muhakemesi Kanunun 309/4-a-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hükümlü Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri
CMK m. 311/1, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini tahdidi biçimde saymaktadır. Bu nedenler şunlardır: duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması (bent a); yemin verilerek dinlenmiş tanık ya da bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı beyanda bulunduğunun ya da oy verdiğinin anlaşılması (bent b); hükme katılmış hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevini yapmada kusur etmiş olması (bent c); ceza hükmünün dayandığı hukuk mahkemesi hükmünün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kaldırılmış olması (bent d); yeni olaylar veya yeni delillerin yalnız başına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı gerektirdiğinin anlaşılması (bent e); Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kesinleşmiş kararıyla ceza hükmünün AİHS veya eki protokolleri ihlal suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının tespit edilmesi ya da bu başvuru hakkında dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmesi (bent f).
Hükümlü Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri
CMK m. 314/1 uyarınca kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanmış dava, yalnızca kanunda sayılan hâllerde sanık ya da hükümlü aleyhine yeniden görülebilir. Bu hâller şunlardır: duruşmada sanık veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliğinin anlaşılması (bent a); hükme katılmış hâkimlerden birinin sanık veya hükümlü lehine görevini yapmada kusur etmesinin, aleyhine ceza kovuşturmasını ya da mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte bulunması (bent b); sanığın beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilir nitelikte ikrarda bulunması (bent c). Sanığın gazete, televizyon, radyo veya sosyal medya ortamında suç ikrarında bulunması ise CMK m. 314/1-c kapsamında aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılmamaktadır.
Yenileme Yoluna Gidilemeyecek Hâller
CMK m. 315/1 uyarınca, kanunun aynı maddesinde yer alan sınır içinde kalmak üzere yalnızca cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz. CMK m. 315/2 uyarınca, hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol mevcutsa da bu yola gidilemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 315Kaynağı aç
olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul
edilemez.
(2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa,
yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.
Bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları
'Yeni Delil veya Olay' Kavramının Kapsamı
CMK m. 311/1-e kapsamında 'yenilik' kavramı, taraf açısından değil mahkeme açısından değerlendirilmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemiş ve bu nedenle hükümde değerlendirilmemiş her olay ya da delil, hükümlünün bunu bilip bilmemesinden bağımsız olarak 'yeni' sayılmaktadır. Bu çerçevede mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen ve yargılama konusu yapılmayan deliller yeni delil veya olay kapsamına girmektedir. Hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay ya da delil dahi mahkemece bilinmiyorsa ya da öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilir. Delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil; kesinleşmiş hükmün verilmesi sırasında mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediğiyle bağlantılıdır; kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan delil ve olaylar da bu kapsamda yeni sayılabilir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/6727, K. 2024/1774Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/233 Değişik İş
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
… 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2018/551 Esas, 2019/326 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli ve 2023/233 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.02.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/18240 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115592 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115592 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık …'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d ve 52/2-4. maddeleri gereğince 6 yıl hapis ve 12.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve 2018/551 esas, 2019/326 sayılı kararının … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 02/10/2020 tarihli ve 2019/2208 esas, 2020/1605 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini müteakip, bu defa istinaf kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 06/04/2022 tarihli ve 2021/40764 esas, 2022/5905 karar sayılı ilâmı ile temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi sonucu kesinleşmesini takiben, hükümlü tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2023 tarihli ve 2018/551 esas, 2019/326 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2023 tarihli ve 2023/233 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın hileli söz ve davranışlarla katılandan 235.000,00 Türk lirası bedelli senet alıp, söz konusu senede istinaden katılan aleyhinde icra takibi başlatmak suretiyle haksız yarar sağladığından bahisle açılan kamu davası sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmesini müteakip, hükümlü müdafii tarafından verilen 12/01/2023 tarihli yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesinde, katılan tarafından 14/09/2021 tarihinde yapılan CİMER başvurusunda katılanın somut olayı ağabeyi olan…'un yönlendirmesi neticesinde kendisinin ve dosyada tanık olarak ifadeleri alınan…,… …, … ve …un gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarına ilişkin beyanda bulunduğu, bu beyanlarına dair … ve …ile arasında geçen mesajlaşmalara ilişkin mesaj dökümlerini sunmuş olduğu, bununla birlikte UYAP üzerinden yapılan incelemede katılan … hakkında iftira suçundan, tanıklar …ve … hakkında yalan tanıklık suçundan … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/314 esas sayılı dosyasında derdest olan kamu davası açıldığı nazara alındığında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesinde yer alan “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki düzenleme uyarınca, kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanunu’nun 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 2018/30168 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlü hakkında, "…şikayetçinin yapmış olduğu başvurusunda, şüpheliyi … …ilçesindeki … Kentinin kazı çalışmalarında birlikte çalışması nedeniyle tanıdığını, kendisinin çocuğunun olmadığını şüpheliye anlattığını, şüphelinin bu durumla ilgili yardım edeceğini söyleyerek hastaneye götürdüğünü, hastanede başvuru sırasında bazı belgeler imzalattığını, daha sonra hakkında … 15. İcra Müdürlüğünün 2018/9655 esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını öğrendiğini, bu icra takibine ilişkin belgeyi şüpheliye götürdüğünü, şüphelinin belgeye baktıktan sonra önemsiz birşey deyip yırtıp attığını, bu senedin şüphelinin hastanedeyken imzalattığı belgelerden biri olabileceğini, şüpheliye böyle bir borcunun olmadığını ayrıca olay sonrası iş yerinde şüpheliye tanıkların yanında bu durumu sorduğunda kendisine, benim senden alacağım yok, senedi avukat takibe koymuş dediğini belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; …her ne kadar senet üzerindeki imza şikayetçiye ait ise de tanık beyanları, şikayetçinin belgenin hastanede şüphelinin başka belgeleri imzalatması sırasında imzalanmış olabileceği iddiasına ilişkin şüphelinin çelişkili beyanları, senedin düzenleme tarihinde şüphelinin hükümlü olması, şikayetçinin icra takibine ilişkin bilgi sorması sırasındaki icra takibini gizleme eylemleri, tanıklar huzurunda şikayetçiden alacağı olmadığına dair beyanı dikkate alındığında şüphelinin hile ile şikayetçiden aldığı seneti icra yoluyla tahsil etmeye çalıştığı ve üzerine atılı suçu işlediği…" denilmek suretiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2019 tarihli ve 2018/551 Esas, 2019/326 Karar sayılı kararı ile; "…sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları, tanıkların katılanın beyanını destekler nitelikteki beyanları, katılanın iddiasını doğrulayacak şekilde sanıkla katılanın hastaneye gittiğine dair 04.10.2018 tarihli görüntü inceleme tutanağı, senedin ön yüzündeki yazıların sanık …'in elinin ürünü olduğu arka yüzündeki … ciranta yazısı ve altında atılı bulunan ciranta imzasının sanık …'in elinin ürünü olduğuna dair 05.12.2018 tarihli uzmanlık raporu ve … 15. İcra Müdürlüğünün 2018/9655 esas sayılı dosyası ile anlaşılmakla; sanık …'in katılanı kandırarak bir takım belgeleri katılana imzalatarak hukuka aykırı bir şekilde elde ettiği imzalı kağıdı hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurarak 235.000.00 TL bedelli senet haline getirdiği daha sonra bu senet ile katılana karşı … 15. İcra Müdürlüğünün 2018/9655 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı böylelikle sanığın resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşu olan icra dairesi araç olarak kullanmak suretiyle senedi takibe koyarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği…" gerekçesiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile 6 yıl hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/2208 Esas, 2020/1605 Karar sayılı kararı ile; "…sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair mahkemenin kabul ve uygulamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise; sanık hakkında düzenlenen iddianamenin incelenmesinde, gerek sevk maddelerinin gösterildiği kısımda, gerekse anlatım kısmında sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış bir davanın bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle mahkemece sanığa ek savunma hakkı verilerek TCK'nın 209/2. maddesi yollamasıyla 204/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ancak bu hususun davanın yeniden görülmesini ve olayın daha ziyade aydınlatılmasını gerektirmediği, Dairemizce sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, … 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/07/2019 tarih 2018/551 Esas-2019/326 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün ortadan kaldırılmasına, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı anlaşıldığından bu yönden hüküm kurulmasına yer olmadığına, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ilk derece mahkemesince suç duyurusunda bulunulmasına…" karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/2208 Esas, 2020/1605 Karar sayılı kararı ile kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 06.04.2022 tarihli ve 2021/40764 Esas, 2022/5905 Karar sayılı Kararı ile; "Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nin 302/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin esastan reddine…" karar verilmiştir.
5. Hükümlü müdafiinin dilekçesi ile; "…katılan … tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) verilen 14.09.2021 tarihli başvuru dilekçesi incelendiğinde, başvuru içeriğinin samimi bir ikrar niteliğinde olduğu, lehine açılan tüm davaların abisi… tarafından baskı ve şiddet uygulanmak suretiyle vekaletname çıkartılıp, adına tüm işlemlerin abisi tarafından yapıldığı, abisinin yaptığı kirli işlemleri, kendi adını ve imzasını kullanarak yaptığını, paraları abisinin aldığını, senetlerde kendisini borçlu gösterdiğini, … İcra Müdürlüğünün 2020/76761 nolu dosyasında para alındığını, borçlu olarak abisinin kendisini gösterdiğini ve parayı abisinin aldığını, … 5. Ağır Ceza mahkemesindeki ifadelerini abisinin ve avukatın söylediğini, abisinin bu mahkemede dinlenen tanıklara tanıklık yapmalarına karşılık 2.500 TL para verdiğini, mahkemenin yanıltıldığını beyan etmesi ve mahkemenin mahkumiyet konusundaki kanaatini güçlendiren tanıkların yalan tanıklıkta bulunmaları, yargılamanın yenilenmesi için kanunun aradığı şartların gerçekleştiğini ortaya koymaktadır…" denilerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur.
6. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2018/551 Esas, 2019/326 Karar sayılı ek kararı ile "…yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nedenlerin bulunmadığı…" gerekçesiyle yargılanmanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
7. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli ve 2023/233 Değişik İş sayılı kararı ile … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2018/551 Esas, 2019/326 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
8. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "…yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir… " denilmektedir.
9. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" ve aynı Kanun'un (b) bendinde ise; "yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa" hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. hükümleri yer almaktadır.
10. 5271 sayılı Kanun'un "bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları" başlıklı 316 ncı maddesinin birinci fıkrası; "Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi, ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse kabul edilebilir. Bu madde, 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde yazılı hâlde uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
11. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü müdafiinin Dairemize sunulmak üzere gönderdiği 04.01.2024 tarihli dilekçesi ile Dairemizin 06.04.2022 tarihli ve 2021/40764 Esas, 2022/5905 Karar sayılı ilamına yönelik 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi talebinde bulunduğundan, dilekçenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirilebileceği gözetilerek yapılan inceleme; katılan …'un 14.09.2021 tarihli dilekçesinin temyiz aşamasında incelendiği ve 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında yeni delil mahiyetinde olmadığı, katılan … hakkında iftira suçundan, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2019 tarihli ve 2018/551 Esas, 2019/326 Karar sayılı dosyası kapsamında tanık olarak dinlenen … ve …hakkında ise yalan tanıklık suçundan açılan kamu davasının, … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2023/314 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 316 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunmadığı, bu aşamada 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2016/10790, K. 2016/7174Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21.06.2016 gün ve 2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.07.2016 gün ve 2016/272117 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık …'un, 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 359/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 ve 62/1. (iki kez) maddeleri gereğince üç kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 15 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 15 ay hapis cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2015 tarihli ve 2015/81 esas, 2015/751 sayılı kararını müteakip, hükümlü tarafından yapılan 3 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezalarına yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2016 tarihli ve 2015/81 esas, 2015/751 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2016 tarihli ve 2016/250 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükümlü tarafından yeniden yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2016 tarihli ve 2015/81 esas, 2015/751 sayılı ek kararının; "… 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2016 tarihli ek kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 315/2. maddesinde yer alan "Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez." şeklindeki hüküm gereğince kanun yararına bozma yoluna gitme imkanının bulunması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin bu aşamada reddine karar verilmiş ise de, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluyla ancak karar tarihi itibariyle mevcut olan hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin gösterdiği sınırlar dahilinde denetlenebileceği, karar tarihinden sonra ortaya çıkan hukuka aykırılıklar yönünden ise, şartların bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yolunun işletebileceği cihetle, somut dosya içeriğine göre hükümlünün 29/02/2016 tarihli dilekçesi ile ileri sürdüğü hususların karardan sonra ortaya çıkıp 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e maddesi kapsamında "yeni delil" olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve bu kapsamda yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığına ilişkin mahkemesince karar verilmesi gerektiğinden, belirtilen gerekçeyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden"; bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 12/909 esas, 2014/121 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular "yeni" değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller "yeni delil veya olay" kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. İncelemeye konu olayda; hükümlü tarafından yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak 29.02.2016 tarihli dilekçe ve eklerinde ileri sürülen hususların yargılama aşamasında gündeme gelmediği ve CMK.nun 217. maddesi uyarınca mahkemece tartışılmadığı gözetildiğinde, yeni delil olarak kabulü ile yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alınarak, beraati veya daha hafif bir kanun hükmünün uygulanmasını gerektirir nitelikte olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre yargılamanın yenilenip yenilenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasa yolları tüketilmediği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı olup kanun yararına bozma talebi içeren, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2016 gün, 2015/81 Esas. 2015/751 sayılı ek kararın CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Öte yandan daha önce mahkemeye bildirilen, ancak mahkemece değerlendirilerek inandırıcı bulunmayan delil ve olgular 'yeni' olarak kabul edilmemektedir. Gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgisine sunulan ve değerlendirilen olay ve delillere dayanılarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması hâlinde, CMK m. 318/3 uyarınca mahkemece talebin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Yeni bilirkişi raporu söz konusu olduğunda, yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkmış olmasının aranıp aranmayacağı Yargıtay içtihadında tartışılan bir konudur. İlk yargılama dosyasındaki bilgi ve belgeler esas alınarak hazırlanan ve yalnızca aynı bağlantı olaylardan farklı sonuçlara ulaşan raporun bu ölçüte göre yeni delil sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme Yargıtay içtihadında yer almaktadır. Öte yandan Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E. 2022/2069, K. 2022/2830 sayılı kararında hükmün kesinleşmesinden sonra dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının CMK m. 311/1-e kapsamında yargılamanın yenilenmesine konu edilebileceğine ilişkin bir saptamaya yer verilmiş; ancak dosya Ceza Genel Kurulu'na gönderilmiştir. Bu iki değerlendirme arasındaki ilişki somut olayın koşullarına göre ele alınmalıdır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/2069, K. 2022/2830Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER:1)… 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2018 tarih, 2018/112 (E) 2019/577 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan TCK'nin 81/1, 62, 53, 54. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25/03/2019 tarih, 2019/74 (E) ve 2019/577 (K) sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine,
3)Dairemizin 18/12/2019 tarih, 2019/3384 (E), 2019/5643 (K) sayılı ''temyiz isteminin esastan reddine" dair kararı,
4)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2022 tarih, 2022/11649 KD sayılı itiraz talebi.
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TÜRK MİLLETİ ADINA
… 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2018 tarih, 2018/112 (E) 2019/577 (K) sayılı kararı ile sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nin 81/1, 62, 53, 54. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafii ve re'sen istinafa tabi olan hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından incelendiği, 25/03/2019 tarih, 2019/74 (E) ve 2019/577 (K) sayılı karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 18/12/2019 tarih, 2019/3384 (E) 2019/5643 (K) sayılı ilamı ile ''temyiz isteminin oy birliği ile esastan reddine" karar verildiği,
Dairemizin onama kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2022 tarih, KD- 2022/11649 nolu yazısıyla;
"İstanbul Pendik Camiçeşme Mahallesi Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan büfe önüne ticari taksi ile giden ….ve … … kardeşlerin bira alıp çıkmak üzereyken, parkın çıkışında bulunan minibüse hafif hasar verecek şekilde çarpmaları üzerine bölgede bulunan kişilerle takside müşteri olarak bulunan kişiler arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, bıçakların çekildiği, karşılıklı yaralanmalar sırasında taksi şoförü … Özata’nın sol göğüs bölgesinden aldığı bıçak darbesi sonucu kot kesileri ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü, taraflar arasındaki kasten yaralama suçu kapsamında kalan eylemlerin soruşturması tefrik edilerek Asliye Ceza Mahkemesine ayrı dava açılırken, kasten öldürme suçundan sanık … hakkında iddianame düzenlendiği ve … 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 15.11.2018 tarihli ve 2018/112-427 Esas Karar sayılı ilamı ile sanığın TCK’nin 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, istinaf başvurusu ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25.03.2019 gün ve 2019/74 Esas 2019/577 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından düzenlenen tebliğname ile Yüksek Daire ilamında esasen herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, dosyada bulunan olay yeri kamera görüntüleri çözümlemesi ve dosyaya sonradan sunulan eşkal mukayesesi uzman mütalaa raporu karşısında, suçun failinin sanık … olup olmadığı konusunda kuvvetli şüpheler oluştuğu, bu haliyle soruşturma ve kovuşturmanın eksik inceleme ve araştırma sonucu hükme ulaşıldığı değerlendirildiğinden sanık lehine CMK’nin 308. maddesi uyarınca itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Sanık aşamalarda suçlamayı kabul etmemektedir. Sanığı mahkumiyete götüren deliller Emniyet tarafından düzenlenen görüntü izleme tutanağında, kişiler arasındaki bıçaklı saldırı sırasında şahıslar arasında bulunan gri tişörtlü, tarama özürlü bir şahısın saat 23:10:48 sularında şahısların üzerine doğru elinde muhtemel bıçakla saldırdığı tespiti ve bizzat olaya katılan ve bıçakla birden ziyade kişiyi yaralayan …’in karşı tarafta bulunan 6 kişinin fotoğrafı üzerinden saçı iki numara tıraşlı olan sanık …’i teşhis etmesidir.
Salt maktule yönelik olaya doğrudan katılma bulunmaması ve bu nedenle arada irtibat bulunmadığı gerekçesiyle, aynı olay içerisinde gerçekleşen yaralama hadisesi tefrik edilerek ayrı bir yargılama yapılması, bu dosyada yapılan yargılamada doğru ve adil bir sonuca götürmeyi engellemiştir. Diğer taraftan kamera görüntüleri alel usul olmasına rağmen detaylı bir görüntü kabul edilip sonuca gidilmiş olmakla birlikte,sanık müdafii tarafından dosyaya sonradan sunulan ve 5271 sayılı Kanun’a uygun görüntülü mütalaa içeriğindeki, olayın oluş şekli, kişilerin hareketleri, üzerindeki kıyafetleri ve kişilerin vücut belirlemesine ilişkin tespitler karşısında, dosyada bulunan kamera görüntülerinin, mahkemece uzman bilirkişilere tevdii edilerek, maktule bıçakla vuran şahısın kıyafet, vücut yapısı ve özellikle tarama özürlü tespit bölümü de gözetilerek, sanık olup olmadığının tespit ettirilmesi, ayrıca derdest durumda ise … 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesi, karar çıkmışsa aslı veya onaylı bir sureti dosya arasına konulduktan sonra yeni bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırma ile oluşturulan mahkumiyet hükmünün hatalı olması ihtimali mevcuttur."
Gerekçeleriyle itirazda bulunulduğu,
Dosya incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde “…yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte…” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür." şeklindeki düzenleme, temyiz inceleme konusu istinaf hükmünün karar tarihinin 25.03.2019, Yargıtay 1.Ceza Dairesi karar tarihinin 18.12.2019 oluşu, itiraza konu edilen yeni delillerin ise hüküm kesinleştikten sonra 13.10.2020 ve 04.11.2021 tarihlerinde iki ayrı bilirkişi raporu olarak dosyaya sunulmuş olması hususları göz önüne alındığında, itiraza konusu hususların yargılamanın yenilenmesine konu edilebileceği, itiraz konusu diğer husus olan İstanbul 63. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kasten yaralama davasının inceleme konusu kasten öldürme davası ile birleştirilmesi hususunun, dairemiz ilamında bu konudaki temyiz taleplerinin yerinde görülmeyerek reddine karar verilmesi ile hükmün incelendiği, bu nedenle dairemizce verilen onama ilamı usul ve Kanun'a uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE; dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.
Talebin Kabule Değer Olup Olmadığının Değerlendirilmesi
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için şekil şartlarının yerine getirilmesi tek başına yeterli değildir. Birden fazla Yargıtay kararında aynı doğrultuda aktarılan ilkeye göre, ileri sürülen olay ve delillerin önceden ileri sürülmemiş ve tamamen yeni nitelikte olması; ayrıca tek başına ya da diğer delillerle birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2016/10790, K. 2016/7174 sayılı kararında, yargılama aşamasında gündeme gelmeyen ve CMK m. 217 uyarınca mahkemece tartışılmayan hususların CMK m. 311/1-e kapsamında yeni delil niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı kararda, karar tarihinden sonra ortaya çıkan hususlar bakımından yargılamanın yenilenmesi yolunun işletilebileceği de belirtilmektedir.
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü hâlinde mahkeme, CMK m. 320/1 uyarınca delillerin toplanması için naip hâkim ya da istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebilir; bu işlemi kendisi de yerine getirebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2019/219, K. 2022/400 sayılı kararında, bu aşamada istemde ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın taleple bağlantılı ve maddî gerçeği bulmaya hizmet edecek tüm delillerin toplanmasının zorunlu olduğu belirtilmektedir.
AİHM Kararına Dayalı Yargılamanın Yenilenmesi
CMK m. 311/1-f uyarınca, AİHM'nin kesinleşmiş kararıyla ceza hükmünün AİHS veya eki protokolleri ihlal suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının tespit edilmesi hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenidir. Aynı bent gereğince, ceza hükmü aleyhine AİHM'e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucu verilen düşme kararı da bu kapsamdadır. Türkiye'nin taraf olduğu davalarda AİHM'ce verilen kesinleşmiş kararların iç hukuk açısından bağlayıcı olduğu ve bu kararların icrası bağlamında CMK m. 311/1-f'nin hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin E. 2020/1877, K. 2020/3093 sayılı kararında açıkça belirtilmektedir.
CMK m. 311/2 uyarınca bu bent hükümleri yalnızca 4.2.2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararları ile bu tarihten sonra AİHM'e yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. AİHM kararına dayanan yenileme talebi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.
CMK Geçici m. 2 (Ek: 6459/21 md.) ile 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte olan AİHM kararları bakımından CMK m. 311/2'deki uygulama sınırı geçerli değildir; bu durumda olanlar, söz konusu geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.
AİHM kararının Türkçe tercümesinin bulunmaması, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine gerekçe yapılamaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin E. 2020/1877, K. 2020/3093 sayılı kararında bu tercümenin mahkemece doğrudan ya da Adalet Bakanlığı aracılığıyla temin edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusuna Dayalı Yeniden Yargılama
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine tespit ettiği ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak biçimde mümkünse dosya üzerinden karar verir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ise başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Bu usul, CMK m. 311 ve devamındaki yargılamanın yenilenmesi prosedüründen ayrı bir hukuki yoldur.
6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde
ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem
niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere
dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar
bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde
dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
(3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte
ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet
sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede
yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.
(4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları
bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından
karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.
(5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.
Başvuru hakkının kötüye
kullanılması
Başvuru Usulü ve Talep Ehliyeti
Yargılamanın yenilenmesi yalnızca istek üzerine işletilebilir; mahkeme re'sen bu yola gidemez. İstem, kesinleşmiş hükmü veren mahkemeye yasal nedenlerini ve dayandığı delilleri içerecek biçimde sunulur. CMK m. 318/2 uyarınca, Yargıtay'ın CMK m. 303 kapsamında doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de başvuru yine hükmü vermiş olan mahkemeye yapılır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/4808, K. 2019/8322Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
TALEP :
Sanık müdafii 19.08.2015 tarihli talep dilekçesinde sanığın kolluk ifadesinin müdafii olmadan alındığı, Cumhuriyet Savcılığı ve aşamalarda kolluk ifadesini kabul etmediği, buna rağmen hükmün kolluk ifadesi üzerine kurulduğunu, Kasım 2012 tarihli TBMM Darbeleri Araştırma Komisyon Raporuna dayanak oluşturan İBDA/C ana davasında ve bu davaya bağlı diğer davalarda örgüt lideri olarak kabul edilen sanık ……’in iade-i muhakemesine gidildiği ve beraat ettiği, bu davada verilen kararın hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle dosyamız için önemli olduğunu belirterek infazın durdurulması ve beraat isteminde bulunmuştur.
OLAY:
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 19.01.2017 tarih ve 2014/190 Esas, 2014/182 ek karar sayılı kararı ile yasal koşulları oluşmadığından Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünü alarak evrak üzerinden talebin reddine karar vermiş, itiraz üzerine İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 16.03.2017 tarih ve 2018/160 D.İş sayılı kararı ile itirazı kesin olarak reddetmiştir.
Kesinleşen İstanbul 5 Nolu DGM’nin 15.06.2003 tarih ve 1999/109 Esas, 2003/96 Karar sayılı kararı ile sanığın 765 sayılı TCK’nın 168/2, 3713 sayılı Kanunun 5 ve TCK’nın 59 ile 264/6-8, 59(iki kez) cezalandırılmasına karar verildiği, kesinleşen hükmün gerekçesinde İBDA/C adlı silahlı terör örgütünün fikrini benimseyip bu örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu, iki ayrı tarihte örgüt adına patlayıcı madde atma suçlarına katıldığı, devam eden faaliyetleri ve mensubu olduğu örgütün yurt genelindeki faaliyetleri ve eylemlerindeki vahameti birlikte değerlendirildiğinde üyelik suçunun oluştuğunun belirtildiği; 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesiyle yapılan uyarlama yargılaması sonucu sanığın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62 ve 174/1-2, 62; 151/1, 152/2-a, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde sanığın 14.04.1999 tarihli kolluk ifadesinin müdafii olmadan alındığı ve ikrarı havi olduğu, aşama ifadelerinde ise kolluk ifadesinin ve suçlamaların reddedildiği, dosya kapsamında sanık aleyhine delil olarak kolluk ikrarı, eylemlere ilişkin evrak, kollukça müdafii olmadan tutulan 12.04.1999 tarihli yer gösterme tutanağı ile ele geçen patlayıcıların çivi ile güçlendirilmiş el yapımı patlayıcı olup içeriğinde potasyum klorat ve sodyum benzuat olduğuna ilişkin ekspertiz raporlarının bulunduğu belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin talebine dayanak yaptığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 gün ve 2015/210 Esas, 2016/60 karar sayılı dosyasının incelenmesinde sanıklar … ve ……’in yapılan iade-i muhakeme sonucu önceki mahkumiyet hükümlerinin ortadan kaldırılmasına (iptaline) ve beraatlerine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, hükmün gerekçesinde, aralarında hiyerarşik bir yapılanma olmaksızın birbirinden bağımsız hareket ederek aldıkları kararları faaliyete geçirdiği kabul edilen İBDA-C örgütü mensuplarının gerçekleştirdikleri Anayasal düzeni değiştirmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik şiddet eylemlerine doğrudan katıldığı tespit edilemeyen örgüt lideri ……’in salt kitaplarından etkilenildiği ve eserlerinin örgüt üyelerinin siyasi ve ideolojik altyapısını oluşturduğu düşüncesiyle söz konusu eylemlerden cezai yönden sorumlu tutulması şeklindeki bir anlayış ve hukuki yorumun kabul edilemeyeceği, önceki mahkumiyet hükmünde kabul edilip hükme dayanak yapılan lidersiz bir örgüt düşünelemeyeceğinden örgüt mensuplarının kumandan sıfatı ile lider olarak gördükleri ve bağlı oldukları ……’in İBDA/C silahlı terör örgütü lideri olduğu ve bu yüzden de örgüt mensuplarının gerçekleştirdiği eylemlerden örgüt lideri olarak sorumlu bulunduğu şeklindeki bakış açısının modern ceza hukukunun şahsiliği ve kusur sorumluluğu ilkeleriyle bağdaşmayan toptancı bir anlayışı ifade eden zorlama bir bakış açısını yansıttığı, bu gerekçelerle hükümlü ……’in beraatine karar verildiği, yine hükümlü …’nun 30.12.1998 tarihine kadar süren ve devamlılık arz eden faaliyetleri ile gazete ve dergi çıkarıp yazılar yazarak konferanslar düzenleyerek örgütün legal cephe faaliyetlerini sürdürmüş olması ve örgütün bayrak ve bir kasım dökümanlarını muhafaza etmesi şeklindeki davranış ve eylemlerinin silahlı bir terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyet için yeterli kabul edilemeyeceği, hükümlünün örgüte eleman kazandırma faaliyetlerinin bulunduğunun da sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ GEREKÇE:
I-Yargılamanın Yenilenmesi
A) Genel Olarak:
Kesin Hükümde yer alan adli hataların düzeltilmesine ve hükümlü hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar muhakeme yapılmasına imkan tanıyan yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü kanun yollarının bir çeşidini oluşturmaktadır.
Kesin hüküm; doğruluğu hukuken kabul edilen ve artık tartışılmayan bir mahkeme kararıdır. İstisnai olsa da uyuşmazlığın çözümünde “adli hata” denilen yanlışlıklar yapılmış olduğu sonradan öğrenilebilir. Bazı önemli hataların giderilebilmesi ve hakikatin araştırılması bu şekilde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi “olağanüstü kanun yolu” ile mümkün olabilecektir.
"Bu yolun istisnai olarak kabul edilmesinin nedeni, doğruluğu hukuken tartışılmayan “kesin hükmün” temellerinin bazı hallerde sarsılmış olması hükmün artık bu temel üzerinde oturmasının mümkün olmamasına dayanmaktadır. Hukuk barışının ve güvenliğinin sağlanması ne kadar önemli ise de, hukuka olan güvenin sağlanması da en az bu kadar önemlidir. Temelleri olmayan bir hüküm hukuk düzeni tarafından kabul edilemez. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi yolu, sadece çok istisnai hallerde mahkeme kararı ile açılabilmektedir." (Yenisey-Nuhoğlu, CMK 4. baskı 962. syf.)
Maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen ceza muhakemesinde verilen ve kesinleşen hükmün sonradan maddi gerçeğe uyumlu olmadığı anlaşıldığı halde, kararın infazının aynı şekilde sürdürülebilmesi adli hatadan vazgeçilmemesi diğer bir anlatımla yeni ortaya çıkan bu durumların görmemezlikten gelinmesi, bir hukuk devletinde kabul edilemez. Her şeyden önce kesinleşmiş bir hükmün, doğru ve maddi bir gerçeğe uygun olduğu, yargılamanın hukuka uygun yürütüldüğü, meşru olduğu, adaletin tecelli ettiği varsayımının bu konudaki inancın kamu vicdanında tahribata uğraması, bozulan hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi ve hukuk barışının yeniden sağlanmasını zorunlu kılar.
İstisnai nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra yapılacak yargılamada izlenecek yol; yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplanabilir. Re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplanabilir. Toplanan deliller karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasında bağ kurulmalı, bir başka deyişle bu delillerle önceden bu sonuca varıldığı anlatılmalı, suçun nitelendirilmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir(Ünver- Hakeri CMK. şerhi).
Yargılamanın yenilenmesinin istisnai kanun yolu olduğu Yargıtay CGK’nın 11.03.2014 tarih, 2012/3-909 Esas, 2014/121 sayılı kararında, “Yargılamanın yenilenmesindeki amaç kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, gerçeğin araştırılması böylece toplumun ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenileme talebini dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.” şeklinde vurgulanmıştır.
B)Yasal Düzenleme:
Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK 311. maddede tek tek sayılmıştır.
(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatını veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
Yenileme Usulü:
Yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin takip edeceği usul ve vereceği kararlar, 5271 sayılı CMK’da şu şekilde gösterilmiştir:
Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, duruşma yapmaksızın istemin kabule değer olup olmadığına karar verir (Madde 318/1-3).
Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir (Madde 319/1).
Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur (Madde 319/2).
Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir (Madde 320/1).
Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir (Madde 320/3).
Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311'inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir (Madde 321/1).
Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir (Madde 321/2).
Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir (Madde 323/1).
Bu yasal düzenlemelere göre, yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin öncelikle davanın kabule değer olup olmadığını duruşmasız olarak incelemesi, kabule değer bulmazsa reddetmesi (Madde 319/1), kabule şayan bulursa dayanılan delilleri toplaması, tarafların görüşlerini de alarak yargılamanın yenilenmesi istemini esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddetmesi (Madde 321/1) ya da yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar vermesi (Madde 321/2) gerekir.
Yargılamanın yenilenmesine karar vermişse bu kez serbestlik kuralı gereğince yeni bir yargılama yapacak, toplanan delilleri mevcut delillerle birlikte tartışıp değerlendirerek maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacak ve sonuçta, önceki hükmü onaylayacak veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verecektir (Madde 323/1).
Yenilenme talebinde bulunabilmek için cezanın infaz edilmemiş olması ya da hükümlünün sağ olması şart değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminde hükümlünün bulunabileceği gibi, sağ olmaması halinde eşi, üst veya alt soyu, kardeşleri şayet bu kişiler mevcut değilse Adalet Bakanı talepte bulunabilir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı incelendiğinde; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2017 tarih ve 2014/190 Esas, 2014/182 Karar sayısında, denetime elverişli olacak ve tarafları tatmin edecek şekilde yargılamanın yenilenmesi talebinin hangi nedenlerle kabule şayan görülmediği gerekçesine yer verilmemiştir. Anayasanın 141, CMK’nın 32 ve 231 maddelerinin amir hükümlerine göre tüm mahkemelerin her türlü hüküm ve kararların gerekçeli olması zorunludur. İtiraz mercii olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi bu gerekçeyle itirazı kabul etmesi gerekirken reddine karar vermesi yasaya aykırı görülmüştür.
IV) SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulüne,
2-Kanun Yararına Bozmaya konu kararın yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2017 tarih ve 2018/160 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma kararına göre gereğinin takdir ve ifası için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilecek kişiler şunlardır: hükümlünün kendisi; sağ olmaması hâlinde eşi, üstsoyu, altsoyu ya da kardeşleri. Bu kişilerin hiçbirinin bulunmadığı hâllerde ise Adalet Bakanı da CMK m. 313/3 uyarınca istemde bulunabilir. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölmüş olması, talep yapılmasına engel değildir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 313Kaynağı aç
yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi
isteminde bulunabilirler.
(3) İkinci fıkrada sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da
yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.
Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
Hâkim Bileşimine İlişkin Güvence
Yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen mahkemenin, önceki yargılamaya katılmamış hâkimlerden oluşması gerektiği Yargıtay içtihadında tartışılan bir konudur. Yargıtay 14. Ceza Dairesi bu konuda birbiriyle çelişen kararlar vermiştir: Daire, E. 2015/6956, K. 2015/9481 ve E. 2018/3800, K. 2018/5724 sayılı oyçokluğuyla verilen kararlarında hâkim yasağının yalnızca CMK m. 321/2'deki duruşma açılması aşamasıyla sınırlı olmadığını, istemin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşan heyetçe verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Öte yandan aynı dairenin E. 2019/5782, K. 2019/12854 sayılı kararında ise yasağın yalnızca CMK m. 321/2'de belirtilen duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsadığı benimsenmiştir. Bu iki yaklaşım arasındaki görüş ayrılığı kesin biçimde çözüme kavuşturulamamıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2015/6956, K. 2015/9481Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından sanıklar … ve …'nin, 5237 sayılı TCK'nın 102/2- 3d- 5, 43 ve 109/23b -5. maddeleri gereğince ayrı ayrı 16 yıl hapis ve 9 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair …Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarih ve 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.07.2014 tarihli ilâmıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 09.01.2015 gün 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Ek kararına yönelik itirazın reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı kararının;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur.Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren mahkeme heyetinde bulunan Hâkim Şanver Keskin'in olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşlerinin ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşlerinin etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu… Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2015 gün ve 94660652-105-45-8154- 2015-E. 3881/ 44287 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde;
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,
Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23.maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz”,
Aynı Kanunun 318. maddesinde;
“Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir,”
Hükümleri yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 01.10.1982 gün ve 8692/79-56 sayılı Piersack/Belçika kararında özetle;
“Tarafsızlık normal olarak önyargının ve tarafgirliğin (bias) bulunmamasını ifade eder; Sözleşme'nin 6(1). fıkrasına göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığı çeşitli yollarla test edilebilir. Bu bağlamda, belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası şeklindeki sübjektif test ile, bir yargıç hakkında bu konuda haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif test arasında bir ayrım yapılabilir.
Birinci test konusunda Mahkeme, başvurucunun Van de VValle'nin kişisel tarafsızlığından övgüyle bahsettiğini kaydeder. Olayda bu bakımdan kuşku duyulması için hiçbir sebep yoktur; aslında aksi kanıtlanmadıkça, kişisel tarafsızlığın bulunduğu varsayılır (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuvett ve De Meyere kararı, parag. 58).
Ancak sadece sübjektif test ile yetinmek mümkün değildir. Bu konuda görünüşün bile belirli bir önemi vardır (bk. 17.01.1970 tarihli Delcourt kararı, parag. 31). Belçika Temyiz Mahkemesinin 21 Şubat 1979 tarihli kararında gözlemlediği gibi, tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebebin bulunduğu bir yargıç, davadan çekilmelidir. Tehlikede olan şey, demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur.
Bir yargıcın, kendisi hiç ilgilenmediği halde, sırf daha önce savcı olarak görev yaptığı savcılıkta incelenen her olayda mahkeme heyetinde yer alamayacağını savunmak, diğer uç görüşü savunmak demek olacaktır. Savcılık teşkilatının birlik ve bölünmezliğini katı ve biçimciliğe dayanan bir anlayışla kavrayan böylesine radikal bir çözüm, savcılık ile mahkeme heyeti arasında aşılmaz bir duvar örecektir. Bu durum, bu görevlerin birinden diğerine geçişin sık sık meydana geldiği bir çok Sözleşmeci Devletin adli sisteminde bir karmaşaya yol açacaktır. Her şeyden öte, bir yargıcın bir zamanlar savcılıkta bulunması, kendisinin tarafsızlığından kaygılanmak için yeterli bir sebep olamaz. Mahkeme bu noktada Hükümetin görüşüne katılmaktadır.
Sözleşme'nin 6(1). fıkrasını kendiliğinden dikkate alan …Temyiz Mahkemesi, bu olayda, bir yargıcın daha önce "savcılık mensubu olduğu sırada olaya müdahalede" bulunup bulunmadığı şeklinde, görevlerin icrasına dayanan bir kriteri benimsemiştir. Temyiz Mahkemesi bay Piersack'ın temyiz talebini reddetmiştir; çünkü bu mahkemeye göre, önünde belgeler Van de VValle'nin Brüksel savcılığında savcı başyardımcısı olarak, olayla ilgili kişisel bilgi sahibi olma veya araştırma veya soruşturma sürecinde belirli bir adım atma dışında her hangi bir biçimde bir müdahalede bulunduğunu göstermemektedir.
Bu tür bir kriter, yukarıdaki şekilde açıklığa kavuşturulsa bile, Sözleşme'nin 6(1). fıkrasının şartlarını tam olarak karşılamamaktadır. Mahkemelerin halka güven duygusu verebilmeleri için, iç örgütlenme sorunu da dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin, savcılık görevi sırasında belirli bir olayla ilgilenebileceği türden bir makamda görev yaptıktan sonra, aynı olayda yargıç olarak görev yapması halinde, halkın kendisinin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı vardır” şeklinde bir belirleme yapmıştır.(Osman Doğru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İçtihatları (İHAMİ), Cilt.1, 2. Bası, T.C.Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Ankara, 2003, s. 505)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesine eklenen üçüncü fıkrasıyla ilgili olarak Adalet Komisyonu Raporunda;
“Tasarının 24. maddesine yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş ve 23. madde olarak kabul edilmiştir.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre yargılamanın yenilenmesinde özetle şu aşamalar bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine, anılan Kanunun 319 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmeyerek reddine, aksi halde diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni nedenler gösterilmiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmışsa, aynı Kanunun 318/1, 319/2 ve 320/1. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde bulup kabule değer olduğuna karar verilerek, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunacağı, bu aşamadan sonra 320 nci madde uyarınca delillerin toplanacağı, daha sonra 321 inci maddeye göre yenileme isteminin esassız olması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddine, yargılamanın yenilenmesi isteminin esaslı olması durumunda ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verileceği, bu karardan sonra da 323 üncü madde uyarınca da yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme tarafından ya önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verileceği düzenlenmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında “adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin görülmesi lâzımdır” öz deyişine atıfta bulunmuştur. (A. Şeref Gözübüyük/ A. Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 10. Bası, Ankara, 2013, s. 283)
Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yargılamanın yenilenmesi halinde” ifadesinden yola çıkılarak, CMK’nın 321 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve duruşmanın açılması kararı verildikten sonraki aşamada önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı, bundan önceki aşamalarda ise görev alabileceği bu kapsamda da yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine bu istemin kabule değer olup olmadığına karar verilmesinde görev alabileceği düşünülse bile, bu kabulün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin son fıkrası hükmü, Adalet Komisyonunun 23 üncü maddesine üçüncü fıkra eklenmesinin gerekçesi ve fıkranın konuluş amacıyla bağdaşmayacağı gibi bu tür bir uygulamanın hâkimin tarafsız olmasının yanında tarafsız da görünmesi gerektiği ilkesine uymayacağından, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerektiği ve inceleme konusu olayda asıl hükmü veren mahkeme heyetinde bulunan hâkim …'in yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar veren heyette de görev aldığı gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, … Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.10.2015 tarihinde üye…'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunlukla aramızdaki anlaşmazlık, bir hükmün tekrar ele alınması ile başlayan ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK.) 311 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi başlığıyla düzenlenmiş olağanüstü nitelikli kanun yolu sürecinin başından itibaren CMK'nın 23/3. maddesinde düzenlenen yasağın uygulanıp uygulanmayacağına yöneliktir.
CMK'nın 23. maddesi "(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz." Şeklindedir.
Madde gerekçesinde genel ilke olarak hakimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarının tarafsızlığı sağlanması için gerekli olduğundan bahisle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) kararlarına atıfta bulunularak, Mahkemenin, hakimin önce soruşturmasını yaptığı ya da soruşturma işlemlerine katıldığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saydığı belirtilmiştir.
3. fıkra gerekçesinde ise yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatimi belirtmiş olan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakim tarafsızlığı bu şekilde sağlanmak istenmiştir. Denmiştir.
İnsan Hakları Avrupu sözleşmesinin (İHAS) 6. maddesi Adil Yargılanma hakkını düzenlemektedir. Madde yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. İHAM. ise bu maddeye atfen verdiği kararlarında, tarafsızlığın; önyargının ve tarafgirliğin bulunmamasını ifade ettiğini, sözleşmenin 6 madesine göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığının çeşitli şekilde test edilebileceğini, yargıcın belirli bir davada kişisel kanaatlerini belirleme çabasını subjektif test olarak, yargıcın dava konusunda haklı kuşku duyulmasına engel olacak güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesini objektif test olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtmiş, "Bu durumda tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebeplerin bulunduğu bir hakim davadan çekilmelidir. "Tehlikede olan şey demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusundur" demiştir. Bu güven duygusunun verilebilmesi için soruşturma aşamasında hehangi bir şekilde davayla ilgilenmiş bir kişinin hakim olarak davaya bakamayacağını, bakmasının bu güven duygusunu zedeleyeceğini, bu durumda halkın Hakimin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı olduğunu vurgulamıştır. (AİHM PIERSACK/BELÇİKA kararı 01.10.1982 STRAZBURG 8692/79)
Dikkat edilirse hem kanun maddesi hem de İHAM davadan ve yargılamadan bahsetmektedir. Soruşturma sırasında yapılan işlemler bu uygulamanın dışındadır. Eğer ilkenin soruşturma sırasında yapılan işlemleri de kapsadığı kabul edilirse davaya bakacak hakim bulmakta sıkıntı yaşanır ki Kanun Koyucu bu endişeyle 5320 sayılı Kanunun 11. maddesini düzenleme gereği duymuştur. Bu düzenlemeye göre soruşturma aşamasında savcı gibi soruşturma yapmak zorunda kalan hakim (CMK 163. md) kovuşturmaya katılamayacaktır. CMK.daki başka bir nedenle bir şekilde dava hakkında soruşturma sırasında karar veren, mesela, tutuklama kararı veren hakim kovuşturmaya bakabilecektir. Dolayısıyla yargılamının yenilenmesi sürecini bu bağlamda yorumlamak ve değerlendirme gerekir.
CMK yargılamanın yenilenmesini üç aşamada ele almıştır.
Sürecin ilk aşaması yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi aşamasıdır. (CMK 318. md.) İstem kabul edilir ise ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada mahkeme delil toplama işini gerçekleştirecektir. Kanun bu aşamanın soruşturma aşamasındaki usüllere göre yapılacağını açıkca hükme bağlamıştır. Hakim bu aşamada savcının soruşturma aşamasında yaptığı gibi tüm delilleri toplar. Deliller toplandıktan sonra 3. aşamaya geçilir, bu yargılamanın yenilenmesi ve ardından duruşma açılması aşamasıdır. Yani kovuşturma başlar. (CMK'nın 321. md)
Aynı hakimin tüm aşamalarda görev alabileceğini kabul ettiğimizde delilleri toplayan ve duruşma açılmasına karar veren hakimle duruşmayı yapan hakimin aynı kişi olmasını kabul etmiş oluruz ki bu bir nevi savcı ve hakimin aynı kişi olmasına tekabül edecektir. Bu durum CMK'nın 23. maddesine kesin aykırılık oluşturur.
CMK'nın 23/3. madde ve fıkrası "Yargılamanın yenilenmesi halinde" önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağını hükme bağlamıştır. Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine dememiştir. CMK'nın 311 ve devamı maddelerinde 3. aşama olan duruşma açılmadan önceki aşamaların tümüne "Yargılamanın yenilenmesi istemi" üzerine verilecek karardan bahsetmektedir. Son aşamaya "Yargılamanın yenilenmesi" demektedir. CMK'nın 315. maddesi yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez derken yine son aşamadan bahsetmekte, duruşma açılması kabul edilemez demektedir. CMK'nın 316 ila 321. maddelerinde ise yargılamının yenilenmesi isteminden bahsetmektedir. CMK'nın
321/2. madde ve fıkrası ise "Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir" şeklindedir. Kanun koyucu "Yargılamanın yenilenmesi istemi" tabiri ile "Yargılamanın Yenilenmesi" tabirini bilinçli olarak kullanmıştır. Dolayısıyla CMK'nın 23. maddesinin hakimin davaya bakamayacağı hali son aşamayla sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Yargılamanın Yenilenmesi halinde demiştir. Bu nedenlerle kararı veren hakim yargılamının yenilenmesi istemi hakkında bir karar verebilecektir.
Tabii ki yargılamayı yapan hakim ile yenileme istemi hakkında karar verecek hakimin aynı kişi olmasının sakıncaları vardır. Ancak Kanun koyucu bu sakıncaları kabul edilebilir, katlanılabilir sakıncalar olarak görmüş ve yasağı duruşma aşamasına hasretmiştir. Bunun yanında verilecek kararların itiraza tabi olduğunu hükme bağlayarak, tarafsızlık endişesini ortadan kaldırmıştır. İtiraz mercii yeni bir karar verecek ve endişe ortadan kalkacaktır.
Bunun yanında karar veren hakimin istemi değerlendiremeyecek olmasının sakıncalarıda vardır. Bu kabul edildiğinde hakim tarafların kişiliğini bilmediği davanın öncesi hakkında bilgi sahibi olmadığı ve yargılama sürecine vakıf olmadığı için hem vereceği karar zaman alacak hem de verilecek karar tam anlamıyla tatmin edici olmayacaktır. Bu sakıncanın giderilmesi için CMK da düzenlenen itiraz müessesesinde olduğu gibi istemi karar veren mahkemenin ya da hakimin değerlendirip buna ilişkin görüşünü gerekçesine yazmasında büyük yarar vardır. Zaten ret kararı itiraza tabidir ve itiraz edildiğinde farklı bir hakim ya da heyet dosyayı inceleyerek ve kararı veren hakimin gerekçesini de dikkate alarak yeni bir karar verecektir. Ayrıca bunun sakıncalarından bir diğeride bir süre sonra karar verecek hakim ya da heyet bulmakta zorluklar yaşanacak olmasıdır. Yukarda belirtildiği gibi 5320 sayılı Kanunun 11. maddesi bu mülahazalara dayandırılarak ihdas edilmiştir. Aynı dava hakkında birden çok yenilenme isteminin bulunması halinde özellikle küçük adliyelerde istemi değerlendirecek hakim bulmak mümkün olmayacaktır. Buna ilişkin… Asliye Ceza Mahkemesinin … Asliye Ceza) 2009/2237 Esas, 2011/667 Karar nolu kararı örnek olarak gösterilebilir. İstemin bir çok kez tekrarlanması nedeniyle davayı en son 18. Asliye Ceza Makemesi incelemiştir.
Bu nedenlerle CMK'nın 23/3. madde ve fıkrasında hükme bağlanan yasağın sadece CMK'nın 321/2. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi ve duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsadığı önceki aşamalar için yasağın bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2018/3800, K. 2018/5724Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından (iki ayrı mağdura yönelik) sanık …'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103/1-a, 109/2, 109/3-f, 109/5, 62. maddeleri gereğince iki kez 2 yıl 6 ay hapis ve iki kez 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 gün ve 2014/225 Esas, 2014/273 sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 09.04.2015 gün ve 2015 gün ve 2015/1657 Esas, 2015/5475 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 318. maddesi gereğince kabule değer olmadığına ilişkin aynı mahkemenin 21.10.2015 gün ve 2014/225 Esas, 2014/273 sayılı Ek kararına yönelik itirazın reddine dair Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 günlü, 2015/570 Değişik İş sayılı Kararının;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir” şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren heyette yer alan hakimler … ile …'nın olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümde belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak, olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.02.2018 gün ve 94660652-105- 81-8120-2017-KYB sayılı kanun yararına bozma yazısına atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 günlü, 2015/570 Değişik İş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.10.2018 tarihinde üye …'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunlukla aramızdaki anlaşmazlık, bir hükmün tekrar ele alınması ile başlayan ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK.) 311 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi başlığıyla düzenlenmiş olağanüstü nitelikli kanun yolu sürecinin başından itibaren CMK'nın 23/3. maddesinde düzenlenen yasağın uygulanıp uygulanmayacağına yöneliktir.
CMK'nın 23. maddesi "(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz." Şeklindedir.
Madde gerekçesinde genel ilke olarak hakimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarının tarafsızlığı sağlanması için gerekli olduğundan bahisle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) kararlarına atıfta bulunularak, Mahkemenin, hakimin önce soruşturmasını yaptığı ya da soruşturma işlemlerine katıldığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saydığı belirtilmiştir.
3. fıkra gerekçesinde ise yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatimi belirtmiş olan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakim tarafsızlığı bu şekilde sağlanmak istenmiştir. Denmiştir.
İnsan Hakları Avrupu sözleşmesinin (İHAS) 6. maddesi Adil Yargılanma hakkını düzenlemektedir. Madde yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. İHAM. ise bu maddeye atfen verdiği kararlarında, tarafsızlığın; önyargının ve tarafgirliğin bulunmamasını ifade ettiğini, sözleşmenin 6. maddesine göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığının çeşitli şekilde test edilebileceğini, yargıcın belirli bir davada kişisel kanaatlerini belirleme çabasını subjektif test olarak, yargıcın dava konusunda haklı kuşku duyulmasına engel olacak güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesini objektif test olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtmiş, "Bu durumda tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebeplerin bulunduğu bir hakim davadan çekilmelidir. "Tehlikede olan şey demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur" demiştir. Bu güven duygusunun verilebilmesi için soruşturma aşamasında hehangi bir şekilde davayla ilgilenmiş bir kişinin hakim olarak davaya bakamayacağını, bakmasının bu güven duygusunu zedeleyeceğini, bu durumda halkın Hakimin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı olduğunu vurgulamıştır.(AİHM PIERSACK/BELÇİKA kararı 01.10.1982 STRAZBURG 8692/79)
Dikkat edilirse hem kanun maddesi hem de İHAM davadan ve yargılamadan bahsetmektedir. Soruşturma sırasında yapılan işlemler bu uygulamanın dışındadır. Eğer ilkenin soruşturma sırasında yapılan işlemleri de kapsadığı kabul edilirse davaya bakacak hakim bulmakta sıkıntı yaşanır ki Kanun Koyucu bu endişeyle 5320 sayılı Kanunun 11. maddesini düzenleme gereği duymuştur. Bu düzenlemeye göre soruşturma aşamasında savcı gibi soruşturma yapmak zorunda kalan hakim (CMK 163. md) kovuşturmaya katılamayacaktır. …daki başka bir nedenle bir şekilde dava hakkında soruşturma sırasında karar veren, mesela, tutuklama kararı veren hakim kovuşturmaya bakabilecektir. Dolayısıyla yargılamının yenilenmesi sürecini bu bağlamda yorumlamak ve değerlendirme gerekir.
CMK yargılamanın yenilenmesini üç aşamada ele almıştır.
Sürecin ilk aşaması yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi aşamasıdır. (CMK 318. md.) İstem kabul edilir ise ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada mahkeme delil toplama işini gerçekleştirecektir. Kanun bu aşamanın soruşturma aşamasındaki usüllere göre yapılacağını açıkca hükme bağlamıştır. Hakim bu aşamada savcının soruşturma aşamasında yaptığı gibi tüm delilleri toplar. Deliller toplandıktan sonra 3. aşamaya geçilir, bu yargılamanın yenilenmesi ve ardından duruşma açılması aşamasıdır. Yani kovuşturma başlar. (CMK'nın 321. md)
Aynı hakimin tüm aşamalarda görev alabileceğini kabul ettiğimizde delilleri toplayan ve duruşma açılmasına karar veren hakimle duruşmayı yapan hakimin aynı kişi olmasını kabul etmiş oluruz ki bu bir nevi savcı ve hakimin aynı kişi olmasına tekabül edecektir. Bu durum CMK'nın 23. maddesine kesin aykırılık oluşturur.
CMK'nın 23/3. madde ve fıkrası "Yargılamanın yenilenmesi halinde" önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağını hükme bağlamıştır. Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine dememiştir. CMK'nın 311 ve devamı maddelerinde 3. aşama olan duruşma açılmadan önceki aşamaların tümüne "Yargılamanın yenilenmesi istemi" üzerine verilecek karardan bahsetmektedir. Son aşamaya "Yargılamanın yenilenmesi" demektedir. CMK'nın 315. maddesi yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez derken yine son aşamadan bahsetmekte, duruşma açılması kabul edilemez demektedir. CMK'nın 316 ila 321. maddelerinde ise yargılamının yenilenmesi isteminden bahsetmektedir. CMK'nın 321/2. madde ve fıkrası ise "Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir" şeklindedir. Kanun koyucu "Yargılamanın yenilenmesi istemi" tabiri ile "Yargılamanın Yenilenmesi" tabirini bilinçli olarak kullanmıştır. Dolayısıyla CMK'nın 23. maddesinin hakimin davaya bakamayacağı hali son aşamasıyla sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Yargılamanın Yenilenmesi halinde demiştir. Bu nedenlerle kararı veren hakim yargılamının yenilenmesi istemi hakkında bir karar verebilecektir. Tabii ki yargılamayı yapan hakim ile yenileme istemi hakkında karar verecek hakimin aynı kişi olmasının sakıncaları vardır. Ancak Kanun koyucu bu sakıncaları kabul edilebilir, katlanılabilir sakıncalar olarak görmüş ve yasağı duruşma aşamasına hasretmiştir. Bunun yanında verilecek kararların itiraza tabi olduğunu hükme bağlayarak, tarafsızlık endişesini ortadan kaldırmıştır. İtiraz mercii yeni bir karar verecek ve endişe ortadan kalkacaktır.
Bunun yanında karar veren hakimin istemi değerlendiremeyecek olmasının sakıncaları da vardır. Bu kabul edildiğinde hakim tarafların kişiliğini bilmediği davanın öncesi hakkında bilgi sahibi olmadığı ve yargılama sürecine vakıf olmadığı için hem vereceği karar zaman alacak hem de verilecek karar tam anlamıyla tatmin edici olmayacaktır. Bu sakıncanın giderilmesi için CMK da düzenlenen itiraz müessesesinde olduğu gibi istemi karar veren mahkemenin ya da hakimin değerlendirip buna ilişkin görüşünü gerekçesineyazmasında büyük yarar vardır. Zaten ret kararı itiraza tabidir ve itiraz edildiğinde farklı bir hakim ya da heyet dosyayı inceleyerek kararı veren hakimin gerekçesini de dikkate alarak yeni bir karar verecektir. Ayrıca bunun sakıncalarından bir diğeride bir süre sonra karar verecek hakim ya da heyet bulmakta zorluklar yaşanacak olmasıdır. Yukarda belirtildiği gibi 5320 sayılı Kanunun 11. maddesi bu mülahazalara dayandırılarak ihdas edilmiştir. Aynı dava hakkında birden çok yenilenme isteminin bulunması halinde özellikle küçük adliyelerde istemi değerlendirecek hakim bulmak mümkün olmayacaktır. Buna ilişkin İstanbul Anadolu Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesinin (Ümraniye 2. Asliye Ceza) 2009/2237 Esas, 2011/667 Karar nolu kararı örnek olarak gösterilebilir. İstemin bir çok kez tekrarlanması nedeniyle davayı en son 18. Asliye Ceza Mahkemesi incelemiştir.
Bu nedenlerle CMK'nın 23/3. madde ve fıkrasında hükme bağlanan yasağın sadece CMK'nın 321/2. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi ve duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsadığı önceki aşamalar için yasağın bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2019/5782, K. 2019/12854Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103/1-2.cümle, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.11.2017 gün ve 2016/815 Esas, 2017/369 sayılı Kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 19.12.2018 gün ve 2018/173 Esas, 2018/2165 sayılı vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükümle kesinleşmesini müteakip, sanık müdafisi tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2019 gün ve 2016/815 Esas, 2017/369 sayılı ek kararına yapılan itirazın reddine dair Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2019 gün ve 2019/601 Değişik iş sayılı dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hakimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle, somut olayda mahkûmiyet hükmünü veren Hakim …'in yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararı da verdiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.06.2019 günlü, 94660652-105-34-5625-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdi kılınmakla gereği görüşüldü:
CMK'nın 23. maddesi "(1) Bir karar veya hükme katılan hakim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim, aynı işte görev alamaz." şeklindedir.
Madde gerekçesinde genel ilke olarak hakimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarının tarafsızlığın sağlanması için gerekli olduğundan bahisle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) kararlarına atıfta bulunularak, mahkemenin, hakimin önce soruşturmasını yaptığı ya da soruşturma işlemlerine katıldığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saydığı belirtilmiştir.
3. fıkra gerekçesinde ise yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de önceki yargılamada görev alan hâkimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatini belirtmiş olan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakim tarafsızlığının bu şekilde sağlanmak istendiği belirtilmiştir.
İnsan Hakları Avrupa sözleşmesinin (İHAS) 6. maddesi Adil Yargılanma hakkını düzenlemektedir. Madde, yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. İHAM ise bu maddeye atfen verdiği kararlarında, tarafsızlığın, önyargının ve tarafgirliğin bulunmamasını ifade ettiğini, sözleşmenin 6. maddesine göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığının çeşitli şekilde test edilebileceğini, yargıcın belirli bir davada kişisel kanaatlerini belirleme çabasını subjektif test olarak, yargıcın dava konusunda haklı kuşku duyulmasına engel olacak güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesini objektif test olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtmiş, "Bu durumda tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebeplerin bulunduğu bir hakim davadan çekilmelidir. "Tehlikede olan şey demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur" demiştir. Bu güven duygusunun verilebilmesi için soruşturma aşamasında herhangi bir şekilde davayla ilgilenmiş bir kişinin hakim olarak davaya bakamayacağını, bakmasının bu güven duygusunu zedeleyeceğini, bu durumda halkın hakimin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı olduğunu vurgulamıştır. (AİHM PIERSACK/BELÇİKA kararı 01.10.1982 STRAZBURG 8692/79)
Dikkat edilirse hem kanun maddesi hem de İHAM davadan ve yargılamadan bahsetmektedir. Soruşturma sırasında yapılan işlemler bu uygulamanın dışındadır. Eğer ilkenin soruşturma sırasında yapılan işlemleri de kapsadığı kabul edilirse davaya bakacak hakim bulmakta sıkıntı yaşanır ki Kanun Koyucu bu endişeyle 5320 sayılı Kanunun 11. maddesini düzenleme gereği duymuştur. Bu düzenlemeye göre soruşturma evresinde savcı gibi soruşturma yapmak zorunda kalan hakim (CMK 163. md) kovuşturmaya katılamayacaktır. CMK'daki başka bir nedenle bir şekilde dava hakkında soruşturma sırasında karar veren, mesela tutuklama kararı veren hakim kovuşturmaya bakabilecektir. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi sürecini bu bağlamda yorumlamak ve değerlendirmek gerekir.
CMK yargılamanın yenilenmesini üç aşamada ele almıştır.
Sürecin ilk aşaması yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi aşamasıdır. (CMK 318. md.) İstem kabul edilir ise ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada mahkeme delil toplama işini gerçekleştirecektir. Kanun bu aşamanın soruşturma evresindeki usullere göre yapılacağını açıkça hükme bağlamıştır. Hakim bu aşamada savcının soruşturma evresinde yaptığı gibi tüm delilleri toplar. Deliller toplandıktan sonra üçüncü aşamaya geçilir, bu yargılamanın yenilenmesi ve ardından duruşma açılması aşamasıdır. Yani kovuşturma başlar. (CMK'nın 321. md)
Aynı hakimin tüm aşamalarda görev alabileceğini kabul ettiğimizde delilleri toplayan ve duruşma açılmasına karar veren hakimle duruşmayı yapan hakimin aynı kişi olmasını kabul etmiş oluruz ki bu bir nevi savcı ve hakimin aynı kişi olmasına tekabül edecektir. Bu durum CMK'nın 23. maddesine kesin aykırılık oluşturur.
CMK'nın 23/3. madde ve fıkrası "Yargılamanın yenilenmesi halinde" önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağını hükme bağlamıştır. Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine dememiştir. CMK'nın 311 ve devamı maddelerinde üçüncü aşama olan duruşma açılmadan önceki aşamaların tümüne "Yargılamanın yenilenmesi istemi" üzerine verilecek karardan bahsetmektedir. Son aşamaya "Yargılamanın yenilenmesi" demektedir. CMK'nın 315. maddesi yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez derken yine son aşamadan bahsetmekte, duruşma açılması kabul edilemez demektedir. CMK'nın 316 ila 321. maddelerinde ise yargılamanın yenilenmesi isteminden bahsetmektedir. CMK'nın 321/2. madde ve fıkrası ise "Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir" şeklindedir. Kanun koyucu "Yargılamanın yenilenmesi istemi" tabiri ile "Yargılamanın Yenilenmesi"
tabirini bilinçli olarak kullanmıştır. Dolayısıyla CMK'nın 23. maddesinin hakimin davaya bakamayacağı hali son aşamayla sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Yargılamanın Yenilenmesi halinde demiştir. Bu nedenlerle kararı veren hakim yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında karar verebilecektir.
Tabi ki yargılamayı yapan hakim ile yenileme istemi hakkında karar verecek hakimin aynı kişi olmasının sakıncaları vardır. Ancak Kanun koyucu bu sakıncaları kabul edilebilir, katlanılabilir sakıncalar olarak görmüş ve yasağı duruşma aşamasına hasretmiştir.
Bunun yanında verilecek kararların itiraza tabi olduğunu hükme bağlayarak, tarafsızlık endişesini ortadan kaldırmıştır. İtiraz mercii yeni bir karar verecek ve endişe ortadan kalkacaktır.
Bunun yanında karar veren hakimin istemi değerlendiremeyecek olmasının sakıncaları da vardır. Bu kabul edildiğinde hakim tarafların kişiliğini bilmediği, davanın öncesi hakkında bilgi sahibi olmadığı ve yargılama sürecine vakıf olmadığı için hem vereceği karar zaman alacak hem de verilecek karar tam anlamıyla tatmin edici olmayacaktır. Bu sakıncanın giderilmesi için CMK'da düzenlenen itiraz müessesesinde olduğu gibi istemi, karar veren mahkemenin ya da hakimin değerlendirip buna ilişkin görüşünü gerekçesine yazmasında büyük yarar vardır. Zaten ret kararı itiraza tabidir ve itiraz edildiğinde farklı bir hakim ya da heyet dosyayı inceleyerek kararı veren hakimin gerekçesini de dikkate alarak yeni bir karar verecektir. Ayrıca bunun sakıncalarından bir diğeri de bir süre sonra karar verecek hakim ya da heyet bulmakta zorluklar yaşanacak olmasıdır. Yukarıda belirtildiği gibi 5320 sayılı Kanunun 11. maddesi bu mülahazalara dayandırılarak ihdas edilmiştir. Aynı dava hakkında birden çok yenilenme isteminin bulunması halinde özellikle küçük adliyelerde istemi değerlendirecek hakim bulmak mümkün olmayacaktır.
Bu nedenlerle CMK'nın 23/3. madde ve fıkrasında hükme bağlanan yasağın sadece aynı Kanunun 321/2. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi ve duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsaması ve önceki aşamalar için anılan yasağın bulunmaması karşısında kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, vaki talebin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hükmün İnfazı ve Talebin Etkisi
CMK m. 312/1 uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmün infazını kendiliğinden ertelemez. Ancak talebi inceleyen mahkeme, olayın veya başvurunun özelliklerine göre infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar verebilir. Cezanın infaz edilmiş olduğu gerekçesiyle talebin reddedilmesinin CMK m. 311/1-e kapsamında kabule değer bulunan bir istem yönünden yasaya aykırı olduğuna dair değerlendirmeler Yargıtay kararlarında yer almaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 312Kaynağı aç
ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar
verebilir.
Yargılamanın yenilenmesine engel olmayan hâller
Hükümlünün Ölümü Hâlinde Başvuru
Hükümlünün ölümü hâlinde eşi, üstsoyu, altsoyu veya kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir. Bu kişilerin hiçbirinin bulunmadığı hâllerde ise CMK m. 313/3 uyarınca Adalet Bakanı da istemde bulunabilir. CMK m. 322 uyarınca hükümlünün ölmüş olduğu durumlarda mahkeme, yeniden duruşma yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra ya hükümlünün beraatine ya da yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.
Talebin İncelenmesi ve Kabul Sonrası Yargılama Aşamaları
CMK m. 318/1 ve 318/3 uyarınca mahkeme, talebi önce kabule değer olup olmadığı yönünden duruşma yapmaksızın dosya üzerinden inceler. İstem, kanunda belirlenen biçimde yapılmamış, yasal bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamışsa CMK m. 319/1 gereğince kabule değer görülmeyerek reddedilir. Aksi hâlde istem, yedi günlük süre içinde görüş bildirmeleri için Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ edilir.
İstem kabule değer bulunduktan sonra mahkeme delillerin toplanması için naip hâkim ya da istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebilir; bu işlemi kendisi de yerine getirebilir. CMK m. 320/3 uyarınca deliller toplandıktan sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir.
CMK m. 321/1 uyarınca, ileri sürülen iddialar yeterince doğrulanmaz ya da CMK m. 311/1'in (a) ve (b) bentleri ile CMK m. 314/1'in (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önceki hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız bulunarak duruşma yapılmaksızın reddedilir. Aksi hâlde CMK m. 321/2 uyarınca mahkeme yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
CMK m. 323/1 uyarınca yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme ya önceki hükmü onaylar ya da hükmü iptal ederek dava hakkında yeniden hüküm verir. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlü lehine yapılmışsa yeniden verilecek hüküm, CMK m. 323/2 gereğince önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 323Kaynağı aç
önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.
(2) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa,
yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir
cezayı içeremez.
(3) Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer
olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya
kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu
Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.
YEDİNCİ
KİTAP
Yargılama
Giderleri ve Çeşitli Hükümler
BİRİNCİ
KISIM
Yargılama
Giderleri
Yargılama giderleri
Kararlara Karşı İtiraz ve Dava Zamanaşımı
CMK m. 319/3 uyarınca bu madde kapsamında verilen kararlara itiraz edilebilir. Yargılamanın yenilenmesine karar verildiği hâllerde, TCK m. 66/5 uyarınca fiile ilişkin dava zamanaşımı süresi, mahkemece bu talebin kabul edildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. TCK m. 66'da 5377 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış olup sonraki değişiklikler güncel mevzuattan takip edilmelidir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 319Kaynağı aç
belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek
yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış
ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki
hafta içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.[147]
(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
Delillerin toplanması
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Sık Sorulan Sorular
Yargılamanın yenilenmesi talebi nereye ve nasıl yapılır?
Talep, kesinleşmiş hükmü veren mahkemeye yasal nedenlerini ve dayandığı delilleri içerecek biçimde sunulur. Yargıtay'ın CMK m. 303 kapsamında doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de başvuru, hükmü vermiş olan mahkemeye yapılır. Mahkeme re'sen bu yolu işletemez.
AİHM ihlal kararına dayanan yenileme talebi için süre nedir?
CMK m. 311/1-f ve 311/2 uyarınca bu talep, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Bu hüküm, 4.2.2003 tarihinde kesinleşmiş AİHM kararları ile bu tarihten sonra yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar için uygulanır. 15.6.2012 itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte olan kararlar için CMK Geçici m. 2 kapsamında farklı bir başvuru imkânı tanınmıştır.
Yenileme talebi hükmün infazını durdurur mu?
Hayır; CMK m. 312/1 uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını kendiliğinden ertelemez. Ancak mahkeme, olayın özelliklerine göre infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
Hükümlünün ölmüş olması yenileme talebine engel midir?
Hayır. Hükümlünün ölümü, talep yapılmasına engel değildir. Bu hâlde ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu ya da kardeşleri; bunların yokluğunda ise CMK m. 313/3 uyarınca Adalet Bakanı istemde bulunabilir. Hükümlünün ölümü durumunda mahkeme CMK m. 322 gereği yeniden duruşma yapmaksızın delilleri toplayarak ya beraat ya da ret kararı verir.
Mahkemece inandırıcı bulunmayan delil yeniden 'yeni delil' sayılabilir mi?
Hayır. Daha önce mahkemeye bildirilen ve mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular 'yeni' sayılmamaktadır. Yenilik, taraf açısından değil mahkeme açısından belirlenir.
Yeni bir bilirkişi raporu her zaman yeni delil sayılır mı?
İlk yargılama dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler esas alınarak hazırlanan ve yalnızca aynı olaylardan farklı sonuçlara ulaşan raporun yeni bilimsel bilgi içermediği gerekçesiyle yeni delil sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme Yargıtay içtihadında yer almaktadır. Hükmün kesinleşmesinden sonra dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının yargılamanın yenilenmesine konu edilebileceğine dair bir saptama ise Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E. 2022/2069, K. 2022/2830 sayılı kararının gerekçesinde yer almakta olup dosya Ceza Genel Kurulu'na sevk edilmiştir. Bu nedenle söz konusu raporların yeni delil sayılıp sayılmayacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Yalnızca ceza miktarının değiştirilmesi amacıyla yenileme yoluna başvurulabilir mi?
Hayır. CMK m. 315/1 uyarınca kanunun aynı maddesindeki sınır içinde kalmak üzere yalnızca cezanın değiştirilmesi amacıyla bu yola başvurulamaz.
Müştekinin sonradan değişen beyanı yenileme nedeni olabilir mi?
Müştekinin mahkûmiyet sonrasında sanığın savunmasını doğrular nitelikte yeni beyanının CMK m. 311 kapsamında kabule değer yeni delil olabileceğine ilişkin değerlendirmeler Yargıtay içtihadında yer almaktadır. Bu yönde değerlendirme yapılabilmesi için beyanın CMK m. 311/1-e uyarınca yeni olaylar veya yeni delillere ilişkin ölçütleri taşıması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

