Suç ve Cezada Kanunilik Kuralının Esasları
Ceza hukukunda kanunilik ilkesi, hangi fiillerin suç oluşturduğunu ve hangi yaptırımların ceza niteliği taşıdığını kanunun belirlemesini ifade eder. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 2Kaynağı aç
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Kıyas Yasağı ve Yasal İndirim Hükümlerinde Takdir Sınırı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/29865 Esas, 2015/14171 Karar sayılı ilamında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesine göre faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olmasının yeterli olduğu, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereğince kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/23260 Esas, 2022/4113 Karar sayılı ilamı doğrultusunda da Kanun'un 145 veya 150. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için kural olarak malın değerinin az olması yeterli olup kanunda yer almayan başka bir koşul getirilemez.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2014/29865, K. 2015/14171Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
TCK'nın “Malın değerinin az olması” başlıklı 145. maddesinde,
“(1)Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” denilmektedir.
Gerekçede ise,
“Madde metninde, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle cezada indirim yapılması veya ceza vermekten sarfınazar edilmesi konusunda hâkime takdir yetkisi tanınmıştır.” açıklamasına yer verilmiştir.
Y.C.G.K.'nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma görüşünün, TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.”
TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hakim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasasının 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hakim, TCK'nın 145. maddesiyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Somut olayda; sanığın doktor raporu ve fakirlik belgesi ile desteklenen savunmasına göre verem olan kızının daha iyi beslenmesi için mağdura ait toplam 25 TL değerinde meyve ve sebze çaldığı, bu durumda; hırsızlık suçunun TCK'nın 147. maddesi kapsamında ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlendiğini kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, değer azlığına ilâveten suçun işleniş şekli ve özellikleri de dikkate alınarak sanığa ceza vermekten vazgeçilip vazgeçilmeyeceğinin karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …'in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.09.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/23260, K. 2022/4113Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuklar müdafii, katılan vekili
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimler kurulunun takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Y.C.G.K.'nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 145. veya 150/2. maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK'nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK'nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK'nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Açıklanan nedenlerle;
Suç tarihinde katılan …’i yolda görüp durdurarak kendisinden zorla 12 TL parayı alan suça sürüklenen çocuklar hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri ile suça konu para miktarı gözetilerek TCK'nın 150/2. maddesi gereğince cezadan uygun oranda indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 23.03.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/29865 Esas, 2015/14171 Karar sayılı ilamında hâkimin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesiyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri ile kıyas, aleyhe yorum ve mükerrer değerlendirme yasaklarına uygun bir değerlendirme yapmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/23260 Esas, 2022/4113 Karar sayılı ilamında ise anılan Kanun'un 145 veya 150. maddesinin 2. fıkrasıyla tanınan takdir yetkisi kullanılırken aynı ilke ve yasaklara riayet edilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Taksir Sorumluluğunda Kanunilik
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılabilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi
istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;
bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna
göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi
kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin
kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz
kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir
halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç
Kanunilik İlkesinin Zaman Bakımından Uygulanması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden ötürü kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Aynı fıkra hükmü gereğince, fiil işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir eylemden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve kişi hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz; şayet böyle bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmuşsa, infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 7Kaynağı aç
sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri
uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir
fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri
uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve
kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe
giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve
infaz olunur.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2
md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili
olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde
işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.
Yer bakımından uygulama
Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile suçun işlenmesinden sonra yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklılık gösterdiğinde, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrası bu kuralı açıkça güvence altına almaktadır.
İnfaz rejimine ilişkin yasal düzenlemelerde kural derhal uygulamadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 3. fıkrasına göre; hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç olmak üzere infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır. Bununla birlikte, anılan maddenin 4. fıkrası gereğince geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında yürürlük süreleri sona erse dahi uygulanmasına devam olunur.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulabilir mi?
Hayır, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Ceza hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılabilir mi?
Hayır, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin tatbikinde kıyas yapılamaz ve bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Fiilden sonra yürürlüğe giren kanun failin lehine ise hangi kural geçerlidir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
İnfaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanması kuralının istisnaları nelerdir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 3. fıkrası uyarınca infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanmakla birlikte, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili düzenlemeler bu kuralın istisnasını oluşturur.
Taksirle işlenen her fiil cezalandırılabilir mi?
Hayır, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 1. fıkrasına göre taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

