Güvenlik tedbirleri, ceza muhakemesinde duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra sanığın suçu sabit görüldüğünde hükmolunan bir yaptırım çeşididir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yargılamanın bitirilip son kararın açıklanmasıyla birlikte karara bağlanır. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin açıkça belirlenmesi, ayrıca bu husustaki istemlerin kabul veya reddine ait yasal dayanakların Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230. maddesi uyarınca kararda gösterilmesi zorunludur. Hâkim, kanunda öngörülmeyen bir güvenlik tedbirine hükmedemeyeceği gibi kanunda belirlenen tedbirlerin içeriğini değiştirerek de uygulayamaz; örneğin tedavi tedbirine tabi bir kişinin kendi evinde kapalı tutulmasına karar verilemez. Genel af halinde ise suç bütün sonuçlarıyla ortadan kalktığından ve güvenlik tedbirine başvurulabilmesi için işlenmiş bir suçun varlığı şart olduğundan, genel af kapsamındaki faile güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Güvenlik Tedbirlerinin Şartları ve Kusur İlkesi ile İlişkisi
Güvenlik tedbirleri, işlenen suçun ağırlığından ziyade failin tehlikelilik durumu gözetilerek tatbik edilen ceza hukuku yaptırımlarıdır. Bu tehlikelilik hali, işlenen fiilin soyut niteliğinden ziyade her bir tedbir yönünden kanunda aranan özel koşullar dikkate alınarak belirlenir. Güvenlik tedbirlerinin kanuniliği ve şahsiliği ilkeleri gereğince, iştirak halinde işlenen bir suçta faillerden birinin adli sicilinde bulunan tekerrüre esas mahkûmiyet, sabıkasız olan diğer faile sirayet ettirilemez. Tedbirlerin uygulanabilmesi için kural olarak failin kusurunun tespit edilmesine gerek bulunmamaktadır. Fail kusurlu bulunmasa dahi şartları oluştuğunda güvenlik tedbirine karar verilebilir; bu doğrultuda yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı sebebiyle fail hakkında kusur atfedilerek ceza verilemeyen hallerde de tedbir uygulanabilir. Buna karşılık, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinde düzenlenen kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım niteliğindeki tedbirler istisnai bir nitelik taşır ve ancak kusurlu bulunan kişi hakkında uygulanabilir.
Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucudur. Mahkemece hak yoksunluğuna hükmedilirken kararda yasal dayanak olan Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının gösterilmesi zorunludur; dayanak maddenin gösterilmemesi Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232. maddesinin 6. fıkrasına aykırılık teşkil eder. Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 3. fıkrası, hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından önceki fıkra hükümlerinin uygulanmayacağını öngörmektedir. Altsoyu dışındakiler bakımından ise bu hak ve yetkilerden yoksunluk cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eder. Kanunun 53. maddesinin 4. fıkrasına göre ise kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış bulunan kişiler hakkında genel hak yoksunlukları uygulanmaz.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2015/15493, K. 2019/30374Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, iade, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Mahkemece teşdit ve temel cezanın belirlenmesindeki gerekçede, "…suçun işleniş şekli, kaçağa konu eşyanın gümrüklenmiş değeri yanında uluslar arası karayolu ile yük taşımacılığı yapan sanık tır şoförünün tır karnelerinin himayesine ilişkin Uluslar arası sözleşme kapsamında kalan ve kefil kuruluşun sorumluluğundaki çıkış gümrüğünde düzenlenen halata müdahale ile eşyaları dorseye kabul şekli ve ayrıca ithale konu eşyaların ithalinin TAPDK'nun ön iznine tabi eşya oluşu göz öüne alınarak …" şeklinde ifadeler yazılmış olmakla beraber, somut olayla ilişkilendirilebilecek hususiyetin bulunmadığı, özellikle kaçak eşyanın miktarı itibarıyla suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda sigara kağıdı kaçakçılığı yapanlarla daha az miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adli bir ceza tayin edilebilmesi için, kaçak eşyanın değerine göre sanığın cezasının dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle asgari hadden fazla uzaklaşılarak tayini,
2. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi sırasında uygulama maddesi olan TCK'nun 53/1. maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
4. Dava konusu kaçak eşyaların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 5237 sayılı TCK'nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 5. fıkrası, söz konusu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlara özgü bir düzenleme içermektedir. Hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar, yalnızca adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise hükümde belirlenen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir; yasaklama süresi adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde ise üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir; bu yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre cezanın tümüyle infazından itibaren başlar.
Eşya ve Kazanç Müsaderesi
Kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, suça tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşya, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla müsadere edilir. Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması halinde müsadere kararı bu hak saklı kalmak şartıyla verilir. Suçta kullanılan eşyanın müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında müsadereye hükmedilmeyebilir. Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya ise müsadere edilir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki kaçak eşyaların müsaderesinde, genel müsadere hükmü olan Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrası yerine, 5607 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrası yollamasıyla Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin 4. fıkrası uygulanır. Müsadereye tabi eşyanın bağımsız olarak incelendiği durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256 ve 257. maddeleri uyarınca duruşma açılarak karar verilmesi zorunludur. Müsadere kapsamındaki eşyanın elden çıkarılması, tüketilmesi veya ortadan kaldırılması halinde ise bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen
ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel
ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde
iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren
eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece
suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi
Suçun işlenmesiyle elde edilen ekonomik kazançlar müsadere edilebilir; ancak bu kazançların müsaderesine karar verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. Çalınan eşyayı iyiniyetle satın alan kişideki eşyaya el konulamaz. Kazanç müsaderesi kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için eşyayı sonradan iktisap eden kişinin Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması zorunludur. Suçtan elde edilen kazanç ve menfaatlerin aynen elkonulamaması veya müsadere edilememesi durumunda bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 55Kaynağı aç
oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların
değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların
müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi
için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya
bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan
değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın
müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin
hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
Akıl Hastalarına ve Bağımlılara Özgü Güvenlik Tedbirleri
Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilir ve bu kişiler yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınır. Akıl hastalığı sebebiyle kusur yeteneği bulunmayan sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için sanığın usulünce savunması alınıp tüm deliller tartışıldıktan sonra yüklenen fiili işlediğinin kanıtlanması gerekir; fiilin kanıtlanamaması halinde beraat kararı verilmeli, doğrudan ceza verilmesine yer olmadığı kararıyla yetinilmemelidir. Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları bakımından yüksek güvenlikli sağlık kurumunda geçirilecek asgari süre kanunla belirlenmiştir; bu süre ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 57Kaynağı aç
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında
koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine
hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca
düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest
bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15
md.) Ancak, hakkında
32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet
hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip
gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda
gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin
akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı
anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir
ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir.
Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği
kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla
serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/7921, K. 2025/2871Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ
TALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TALEP KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbiri ile ilgili olarak hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
TALEBE KONU
İLGİLİ KURUL KARARI : Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 26.11.2024 tarih ve 2024/9 sayılı uyuşmazlığın giderilmesi istemi.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbirine istinaden mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR:
1-Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05/06/2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararı,
Hükümlü Gültekin Şeker hakkında Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2008 tarih ve 2004/387 Esas, 2008/335 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 32/1. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 57/1-2. maddesi gereğince toplum açısından tehlikeliliği ortadan kalkıncaya veya önemli ölçüde azalıncaya kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına, tedavi sonucunda tehlikeliliğinin kalkması veya önemli ölçüde azalması halinde alınacak sağlık kurulu raporu ile serbest bırakılmasının değerlendirilmesi için mahkememize gönderilmesinin istenmesine ve bilahare verilen ek karar ile "hükümlü hakkında 3 yıl süre ile 6 ay aralıklarla oturduğu yere en yakın Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde tıbbi kontrol ve takibinin yapılmasına karar verilmekle, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hükümlünün kontrol ve takiplerinin süre ve aralık yönünden tamamı yapılmış olup, Hastane tarafından en son alınan 12.10.2023 tarih ve 67971284/17189 sayılı raporunda "Mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiği, tıbbi kanaatini bildirir sağlık kurulu raporudur" gereğince hükümlüye ait infaz dosyasının infazen kapatılıp kapatılmayacağı yönünde bir karar alınması talebi ile ilgili olarak;
Adana 1. İnfaz Hakimliğinin 25.12.2023 tarih ve 2023/6605 Esas, 2023/335 Karar sayılı kararı ile "5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi incelendiğinde infaz hakimliğine infaz dosyasının infazen kapatılmasına yönelik bir karar verilmesi bakımından görev yüklenmediği anlaşıldığından talebin reddine" karar verilmiş,
Adana 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarih 2004/387 Esas, 2008/335 Karar sayılı ek kararı ile "infaz dosyasının kapatılması kararı verme görevi ve yetkisi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş,
Bu durumda ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı ilamı ile "Adana 1. İnfaz Hakimliğinin 25.12.2023 tarihli görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararı,
Aynı konuda bir başka talepte ise Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi ile Adana 4. İnfaz Hakimliği arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığında, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı ilamı ile Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.10.2024 tarihli yazısı ile aynı konuda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararıyla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararı arasında içtihat aykırılığı bulunmakta olup, bu konudaki içtihat aykırılığının giderilmesi gerektiği yönündeki talepte bulunulması üzerine; Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza
Daireleri Başkanlar Kurulunun 26.11.2024 tarih ve 2024/9 sayılı kararı ile " hakkında uygulanan güvenlik tedbirleri sebebiyle mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi karar verilmesi gerektiği hususunda, 1 oy'a karşı (15. Ceza Dairesi) 21 oy çokluğu ile 3. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda İnfaz Hakimliğince verilmesinin uygun olacağı görüşü ile; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih, 2024/883 Esas ve 2024/896 sayılı Kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih, 2024/230 Esas ve 2024/137 sayılı kesin nitelikteki kararları arasında UYUŞMAZLIK BULUNDUĞUNA,
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen Kanunun 35/3 maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir suretinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE karar verilerek dosyanın Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 13.12.2024 tarihli ve 2024/124627 sayılı tebliğnamesinde;
“5237 sayılı TCK’nın 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbirine istinaden mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin hüküm mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.204 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi” yönünde görüş bildirmiştir.
KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri” başlıklı 57. maddesi;
"(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, infaz hâkimi kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir."
2. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 1.maddesinin 2.fıkrası;
"Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."
3. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun “İnfaz Hakimliklerinin Görevleri” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (2), (5), (6), (7) . bentleri ile 2. fıkrası;
“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
……
2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
…….
5. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri incelemek.
6. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak.
7. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
1. Fiili işlediği sırada akıl hastası olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 32/1 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/3-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına kadar yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilen hükümlünün, hakkında verilen hükmün infazı sırasında, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi halinde infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılmasının mümkün olduğu, sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıklarının gösterilmesi gerektiği, eğer tıbbi kontrol ve takibinin gerektiğine karar verilmiş ise sağlık kurulu raporunda gösterilen süre ve aralıklarla tıbbi kontrol ve takibinin Cumhuriyet savcılığınca, teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşun yaptırılması gerektiği, tıbbi kontrol ve takipte, hükümlünün akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığı durumlarda hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince hükümlü hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesinin mümkün olduğu, hükümlünün yapılan son kontrolüne ilişkin düzenlenen raporda toplum açısından hastalığının tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığının bildirilip, kişinin akıl hastalığı itibariyle toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı yönünde bir tespit olmaması, hükümlü hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesinin artık mümkün olmadığı durumlarda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki İnfaz savcılığı tarafından yapılan taleplerin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 57. maddesi ile 4675 sayılı Kanun’un 1 ve 4. maddelerinde yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde güvenlik tedbirinin infazı ile ilgili tüm kararları alma görev ve yetkisinin infaz hakimliğine ait olması nedeniyle İnfaz hakimliğince değerlendirilip karar verilmesi gerektiği, hüküm mahkemesince infaza ilişkin bu konuda bir karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
2. Bu açıklamalara göre uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin somut olay değerlendirildiğinde; İnfaz hakimliğinin görevli olduğuna karar veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararının hukuka uygun olduğu aynı konuda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, uyuşmazlığın giderilmesi ile ilgili talebin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile 15. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine,
Dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının bildirilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir. Kurul raporunda akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa bunun süre ve aralıkları gösterilir. Tıbbi kontrol ve takip, raporda belirtilen aralıklarla Cumhuriyet savcılığınca teknik donanımı ve uzmanı bulunan sağlık kuruluşuna sevk suretiyle yürütülür. Takip sürecinde kişinin tehlikeliliğinin arttığı anlaşılırsa infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi tedbirine hükmedilir. Güvenlik tedbirinin infazı, serbest bırakma ve infaz dosyasının kapatılmasına ilişkin kararlar infaz hâkimliği tarafından verilir; hüküm mahkemesinin infaza ilişkin karar yetkisi bulunmaz. Suç işleyen alkol veya uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlıları ise özgü sağlık kuruluşunda bağımlılıktan kurtulana kadar tedavi edilir ve kurul raporuna istinaden infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
Çocuklar, Yabancılar ve Tüzel Kişiler Hakkında Tedbirler
Suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 56. maddesi yollamasıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanır. Bu tedbirler danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularını kapsar. İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancılar hakkında ise Türk Ceza Kanunu'nun 59. maddesi gereğince denetimli serbestlik uygulanarak infaza veya koşullu salıverilmeye karar verildikten sonra ve her halde ceza infazı tamamlandıktan sonra durum sınır dışı işlemleri yönünden değerlendirilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilir. Özel hukuk tüzel kişilerine ilişkin tedbirler ise Türk Ceza Kanunu'nun 60. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kanunun ayrıca belirttiği hâllerde uygulanır. Bu sınır dahilinde, kamu kurumunun iznine dayalı faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle menfaat temin edilerek işlenen kasıtlı suçlarda iznin iptaline ve müsadereye karar verilebilir; ancak bu tedbirlerin fiile nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı durumlarda hâkim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 59Kaynağı aç
(1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı,
denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine
karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu,
sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri
Bakanlığına bildirilir.[17]
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 60Kaynağı aç
faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin
iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel
kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline
karar verilir.
(2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel
kişileri hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran
daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere
hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Cezanın
Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Cezanın belirlenmesi
Adli Sicil ve Tekerrür Hükümlerinde Usul Kuralları
Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümleri infaz rejimi niteliğindedir. Yargılama sırasında adli sicil kaydı ve tekerrüre esas alınan ilam duruşmada sanığa okunup içeriğine yönelik itirazının bulunmadığı tespit edilmişse, sanık sabıkalılık durumunu önceden bildiğinden kendisine tekerrür nedeniyle ayrıca ek savunma hakkı verilmesi zorunlu değildir. Buna karşılık adli sicil kaydı duruşmada sanığa okunmamış ve ilama ilişkin beyanda bulunma fırsatı tanınmamışsa, sanığın tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin kendisine ait olup olmadığı hususunda savunma hakkı kısıtlanmış sayılabileceğinden hükmün bozulması gündeme gelebilir.
Kusuru bulunmayan failler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir mi?
Evet, güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi için kural olarak failin kusurlu bulunması şartı aranmaz; yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı sebebiyle kusur atfedilemeyen failler hakkında da güvenlik tedbirine hükmedilebilir. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım niteliğindeki tedbirler ise bu kuralın istisnası olup yalnızca kusurlu bulunan failler hakkında uygulanabilir.
Akıl hastalarına uygulanan güvenlik tedbirinde infaz ve takip kararlarını hangi merci yürütür?
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirinde serbest bırakma, tehlikeliliğin artması halinde yeniden tedbire hükmetme ve infaz dosyasını kapatma yetkisi infaz hâkimliğine aittir. Sağlık kurulu raporunda öngörülen aralıklarla tıbbi kontrol ve takibin yerine getirilmesi ise Cumhuriyet savcılığınca sağlanır.
İştirak halinde işlenen suçlarda bir faildeki tekerrür diğerine sirayet eder mi?
Hayır, güvenlik tedbirlerinin kanuniliği ve şahsiliği ilkeleri gereğince suça iştirak eden faillerden birinin adli sicilinde tekerrüre esas sabıka bulunması hali, sabıkası olmayan diğer faile sirayet ettirilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

