Ceza Yargılamasında Esasa İlişkin Beyan Dilekçesi

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Yargılamasında Esasa İlişkin Beyan Dilekçesi

Ceza Yargılamasında Esasa İlişkin Beyanın Niteliği

Ceza davasında esasa ilişkin beyan, yargılama konusu fiile ve isnada karşı savunmanın dayandığı tüm hukuki ve fiili gerekçelerin mahkemeye iletildiği temel usuli işlemdir. İsnat edilen suçlamanın içeriğine, toplanan delillere ve savunmayı haklı kılan sebeplere dair kapsamlı açıklamalar yazılı bir dilekçe haline getirilerek yargılamayı yürüten mahkemeye sunulur.

Delillerin Tartışılması ve Beyan Sırası

Ceza muhakemesinde ortaya konulan delillerin tartışılması belirli bir usul sırasına göre yürütülür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, delillerle ilgili tartışmada söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. Savunma makamı, iddia makamı ve katılan tarafın ardından söz alarak isnatlara karşı argümanlarını sunar.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 216Kaynağı aç
Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz,
sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine
veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya
vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve
müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya
vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada
zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.
Delilleri takdir yetkisi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesinin 2. fıkrası gereğince, tarafların karşılıklı açıklamalarda bulunma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili; sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına cevap verebilir. Aynı şekilde sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin beyan ve iddialarına karşı cevap verme hakkına sahiptir.

Hükümden Önceki Aşama ve Son Söz Hakkı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesinin 3. fıkrası gereğince hüküm verilmeden önce son söz, duruşmada hazır bulunan sanığa verilir.

Hüküm kurulmadan önce son sözün hazır bulunan sanığa tanındığı aşamada, zorunlu müdafiin duruşmada hazır bulunmaması 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez. Sanık son sözünü bizzat ifade ederek yargılama sürecini tamamlar.

Maddi Gerçeğin Tespiti ve İspat Kriterleri

Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğin tereddütsüz şekilde açığa çıkarılmasıdır. Sanığa yüklenen eyleme ilişkin olarak dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda ceza tayini yoluna gidilemez. Şüphenin sanık aleyhine yorumlanamayacağı ilkesi gereğince ispatlanamamış isnatlar mahkûmiyete esas alınamaz.

Ceza mahkûmiyeti herhangi bir olasılığa veya varsayıma değil, kesin ve açık bir ispata dayanmak zorundadır. Bu ispatın hiçbir şüpheye veya fiilin başka bir şekilde gerçekleştiği ihtimaline imkan vermeyecek netlikte bulunması gerekir. Toplanan delillerin yalnızca bir kısmına dayanılıp diğer kısmının gözardı edilmesi suretiyle kanaat oluşturulamaz; hüküm dosyadaki tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesine dayanmalıdır.

Suça İştirak ve Faillik Sorumluluğu

Esasa ilişkin beyanlarda fiilin icrasındaki rollerin ve sorumluluk derecelerinin belirlenmesi büyük önem taşır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu tutulur. Fiil üzerinde müşterek hakimiyet kuran şahıslar kanundaki faillik hükümlerine göre cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 37Kaynağı aç
Madde 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinin 2. fıkrasına göre suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kimse de fail sıfatıyla sorumlu tutulur. Kanun koyucu, kusur yeteneği bulunmayan kişilerin suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması halini cezada artırım sebebi saymış ve bu faile verilecek cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağını hükme bağlamıştır.

Tehdit Suçlamasında Tipiklik ve Cezai Yaptırımlar

Tehdit isnadına dayalı yargılamalarda fiilin kanuni unsurları ve nitelikli halleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında değerlendirilir. Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun kadına karşı işlenmesi halinde ise kanun gereğince cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun
kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük
edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında
iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme,
kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca
bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Şantaj

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından veya sair bir kötülük edileceğinden bahisle yöneltilen tehditlerde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır. Bu suç için iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası öngörülmüştür.

Tehdidin silahla, failin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin 2. fıkrası uyarınca iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası uygulanır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçunun işlenmesi durumunda ayrıca bu fiillerden dolayı da cezaya hükmolunur.

Ceza davasında delillerin tartışılmasında söz sırası nasıl belirlenir?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesi gereğince delillerle ilgili tartışmada söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir; taraflar karşılıklı olarak beyanlara cevap verme hakkına sahiptir.

Hüküm verilmeden önce son söz kime aittir?

Ceza muhakemesinde hüküm kurulmadan önce son söz duruşmada hazır bulunan sanığa verilir; bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına kanunen engel oluşturmaz.

Ceza mahkûmiyeti için aranan ispat standardı nedir?

Mahkûmiyet hükmü herhangi bir olasılığa değil, toplanan delillerin bir kısmının gözardı edilmediği, her türlü şüpheden uzak, kesin ve açık bir ispata dayanmak zorundadır.

Suçun işlenmesinde başkasını araç olarak kullanan kişinin cezası nasıl artırılır?

Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kimse fail olarak sorumlu tutulur; eğer araç olarak kullanılan kişinin kusur yeteneği yoksa faile verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Tehdit suçunun kadına karşı işlenmesinin hukuki sonucu nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi halinde verilecek hapis cezasının alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu