Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri: TCK ve CMK Çerçevesi

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri: TCK ve CMK Çerçevesi

7593 sayılı Kanunun 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren TCK m.31 değişikliği sonrasındaki genel ceza sınırları esas alınmıştır. Ağırlaşan maddi ceza hükümleri önceki fiillere otomatik uygulanamaz; suç tarihine göre TCK m.7 uyarınca eski ve yeni kanun somut olayda karşılaştırılarak lehe olan uygulanır. TCK m.31/4’teki indirim istisnası yalnızca m.81 ve 82 kapsamındaki kasten öldürme ile m.87/2 ve 87/4 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama için, maddede sayılan ölçütlerle ve gerekçeyle değerlendirilebilir.

7593 sayılı Kanun, Madde 2Kaynağı aç
ÇOCUK KORUMA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7593 Kabul Tarihi: 8/8/2026
MADDE 1- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
MADDE 2- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Somut olayda; a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı, b) Güdülen amaç ve saik, c) Suçun işleniş şekli, d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma, hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”
MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”
MADDE 4- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. “e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”
MADDE 5- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “suç türleri,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 6- 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.” “(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir: a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. (5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden; a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar, idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler. (6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”
MADDE 7- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
MADDE 8- 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Amaç dışı bıçak taşıma MADDE 43/C- (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin; a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi, b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması, yasaktır. (2) Birinci fıkrada sayılan yasaklara uymayan kişiye beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. (3) Birinci fıkrada sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. (4) Birinci fıkrada sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir. (5) Birinci fıkradaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur. (6) Bu madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır. (7) Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”
MADDE 9- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Yönlendirme tedbirleri MADDE 5/A- (1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır. (2) Yönlendirme tedbirleri olarak; a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına, b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine, c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya, d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya, e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya, hükmedilir. (3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 10- 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman hekim tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur. (5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir. (6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”
MADDE 11- 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”
MADDE 12- 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir. (3) Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”
MADDE 13- 5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”
MADDE 14- 5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir.” “(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takibi vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir. (5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”
MADDE 15- (1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun; a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”, şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 16- Bu Kanunun; a) 8 inci maddesi ile 5326 sayılı Kanuna eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
MADDE 17- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Resmî kaynak

Güvenlik tedbirleri, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde suç nedeniyle uygulanan cezaların yanı sıra ya da bunların yerine başvurulan koruma ve önleme odaklı yaptırımlardır. Kanunda öngörülmeyen bir güvenlik tedbirine hükmedilemez; süresi kanunda belirlenmemişse hâkim bu süreyi tayin eder.

Belirli Hak ve Yetkilerin Kullanılmasından Yoksunluk

TCK m. 53/1'de sayılan bazı hak ve yetkilerden yoksunluk, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam eder (TCK m. 53/2). Bu genel kuralın yanı sıra kanun önemli istisnalar getirmektedir: Hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlikle infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından bu hükümler uygulanmaz. Aynı hükümlü hakkında meslek yasağını düzenleyen TCK m. 53/1-e kapsamındaki hak yoksunluğunun da uygulanmamasına karar verilebilir (TCK m. 53/3). Bunlara ek olarak kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan ya da suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış bulunan kişiler hakkında m. 53/1'deki hak yoksunlukları hiç uygulanmaz (TCK m. 53/4).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi

TCK m. 53/1'de belirtilen hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılmasıyla suç işlenip hapis cezasına mahkûmiyet söz konusu olduğunda mahkeme, cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar ilgili hak veya yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca karar verir. Yalnızca adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise bu yasak, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar uygulanır. Adli para cezasına bağlı bu yasağa ilişkin süre, hükmün kesinleşmesiyle icraya konulmakla birlikte adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar (TCK m. 53/5).

Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklanan taksirli suçlarda mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere o meslek ya da sanatın icrasının yasaklanmasına veya sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Bu yasak hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer; yasak süresi ise cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar (TCK m. 53/6).

Eşya Müsaderesi

Eşya müsaderesi, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyaya uygulanır. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış eşya ise yalnızca kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması halinde müsadere edilir (TCK m. 54/1). Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı bizzat suç oluşturan eşya ise başkaca bir koşul aranmaksızın müsadere edilir (TCK m. 54/4).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla,
kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen
ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel
ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde
iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren
eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece
suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi

Eşya üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı bir ayni hak bulunuyorsa müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilebilir (TCK m. 54/1). Müsadere kapsamındaki eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka biçimde imkânsız kılınması halinde eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir (TCK m. 54/2). Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşyada yalnızca suça iştirak eden kişinin payının müsaderesi söz konusu olur (TCK m. 54/6). Eşyanın yalnızca belirli kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin ayrılması mümkünse sadece o kısım müsadere edilir (TCK m. 54/5).

Suçta kullanılan eşyanın müsaderesinin işlenen suça göre daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu yüzden hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında müsadereye hükmedilmeyebilir (TCK m. 54/3).

Kazanç Müsaderesi

Kazanç müsaderesi, suçun işlenmesiyle elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatleri ve bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançları kapsar. Bu hükmün uygulanabilmesi için söz konusu maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilemiyor olması gerekir (TCK m. 55/1). Müsadere konusu eşya veya maddi menfaate el konulamaması ya da bunların merciine teslim edilmemesi halinde bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir (TCK m. 55/2). Kazanç müsaderesi kapsamındaki eşyanın müsadere edilebilmesi için eşyayı sonradan iktisap eden kişinin Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekmektedir (TCK m. 55/3).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 55Kaynağı aç
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu
oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların
değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların
müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi
için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya
bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan
değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın
müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin
hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri

Çocuklar Hakkında Güvenlik Tedbirleri

Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur ve bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir (TCK m. 31/1). On iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlar bakımından ise işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamama ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu ortadan kalkar ve bu kişiler hakkında da çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m. 31/2). Aynı yaş grubundaki çocuğun söz konusu algılama ve yönlendirme yeteneğine sahip olduğu saptanırsa, suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on üç yıldan on sekiz yıla, müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer cezaların yarısı indirilir ve her fiil için verilecek hapis cezası dokuz yıldan fazla olamaz (TCK m. 31/2).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan
çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması
yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki
yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin
hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak
bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği
fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında
suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan
onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu
hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş
yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan
yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu
hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.
Akıl hastalığı

Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin neler olduğu ve nasıl uygulanacağı TCK m. 56 uyarınca ilgili kanunda gösterilmektedir; TCK bu ayrıntıyı kendi bünyesinde düzenlememektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 56Kaynağı aç
Madde 56- (1) Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin neler olduğu
ve ne suretle uygulanacakları ilgili kanunda gösterilir.
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri[16]

Akıl Hastalarına Özgü Koruma Tedbirleri

Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilir; bu kişiler yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınır (TCK m. 57/1). Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir (TCK m. 57/2). TCK m. 32/1 uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek süre; ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan az olamaz; bu hüküm 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile eklenmiştir (TCK m. 57/2).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 57Kaynağı aç
Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında,
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında
koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine
hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca
düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest
bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15
md.) Ancak, hakkında
32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet
hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip
gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda
gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin
akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı
anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir
ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir.
Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği
kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla
serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular

Tıbbi kontrol ve takip sırasında kişinin toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşılırsa hazırlanan rapora dayanılarak infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilebilir (TCK m. 57/5). Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlıları hakkında bu maddelere özgü sağlık kuruluşunda tedavi tedbiri uygulanır; tedavi bağımlılıktan kurtulmaya kadar devam eder ve infaz hâkimi kararıyla sona erdirilebilir (TCK m. 57/7).

Tekerrür Hükümleri

Tekerrür, önceden işlenen bir suç nedeniyle verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suç işlenmesi halinde uygulanan bir kurumdur; önceki cezanın infaz edilmiş olması şart değildir (TCK m. 58/1). Tekerrür hükümleri ancak belirli süreler içinde işlenen suçlara uygulanır: Önceki suçtan beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûmiyet halinde infaz tarihinden itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmişse tekerrür hükümlerine başvurulamaz (TCK m. 58/2).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme

Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmedilir (TCK m. 58/3). Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askeri suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler kural olarak tekerrüre esas olmaz; ancak kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarına ilişkin yabancı mahkeme hükümleri bu kuralın dışındadır (TCK m. 58/4). Suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin suçları bakımından tekerrür hükümleri hiç uygulanmaz (TCK m. 58/5).

Tekerrür halinde hükmolunan ceza mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilir ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (TCK m. 58/6). Mükerrerlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri; itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir (TCK m. 58/9).

Mükerrirler İçin İnfaz ve Denetim Düzenlemeleri

Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca ikinci defa tekerrür halinde bu sınır uygulanmaz (CGTİK m. 108/2). Aynı değişiklikle ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır (CGTİK m. 108/3).

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 108Kaynağı aç
Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm
olunan;[61]
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
c) (Ek:14/4/2020-7242/49 md.) Birden fazla süreli hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının,
d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu
salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak,
koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi
oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.
(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar,
tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. (Ek cümle:4/6/2025-7550/14
md.) İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü
uygulanmaz.
(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda
birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. (Ek cümle:4/6/2025-7550/14
md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu
salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür
hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.[62]
(4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından
sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.[63]
(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu
salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
(6) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar
verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.
(7) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Cezanın infazı tamamlandıktan
sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine
yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz
hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on
beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.
(8) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan
dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu
salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102
nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü
maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin
ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan,
188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından
koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. 188 inci madde hariç
olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın
infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde,
aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi
tarafından karar verilir:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet
etmekten yasaklanmak
d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan
yasaklanmak
f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim
yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
(10) (Ek:18/6/2014-6545/82 md.) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar
hakkında uygulanmaz.
(11) (Ek:18/6/2014-6545/82 md.) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak
suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
İKİNCİ
KISIM
Tedbirler
ve Tutukluluk
BİRİNCİ
BÖLÜM
Kısa
Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar ile Kısa Süreli Hapis
Cezalarının
Özel İnfaz Şekilleri
Seçenekli yaptırımların uygulanması[64]

İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler (CGTİK m. 108/4). Denetim süresi gerektiğinde en fazla beş yıla kadar uzatılabilir (CGTİK m. 108/6). Denetim süresi içinde yükümlülüklere veya yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararıyla on beş günden az, üç aydan fazla olmamak üzere disiplin hapsine tabi tutulur (CGTİK m. 108/7).

TCK m. 102/2 kapsamındaki cinsel saldırı, TCK m. 103 kapsamındaki çocukların cinsel istismarı ile TCK m. 104/2-3 kapsamındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından mahkûm olanlar hakkında cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde infaz hâkimince şu tedavi veya yükümlülüklerden bir ya da birkaçına karar verilebilir: tıbbi tedaviye tabi tutulmak; tedavi amaçlı programlara katılmak; suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak; mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak; çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak; çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak. Uyuşturucu imal ve ticareti suçunu düzenleyen TCK m. 188'den mahkûm olanlar bu tedavi ve yükümlülük hükümlerinin dışında tutulmuştur. Ayrıca bu hükümler çocuklar hakkında uygulanmaz (CGTİK m. 108/9).

Tüzel Kişiler Hakkında Uygulanan Tedbirler

Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştiraki ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde mahkeme iznin iptaline karar verir (TCK m. 60/1). Müsadere hükümleri de yararına suç işlenen özel hukuk tüzel kişileri hakkında uygulanır (TCK m. 60/2). Hâkim, bu tedbirlerin işlenen fiile göre daha ağır sonuçlar doğurabileceği durumlarda bunlara hükmetmeyebilir (TCK m. 60/3). TCK m. 60 hükümleri yalnızca kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır (TCK m. 60/4).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 60Kaynağı aç
Madde 60- (1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak
faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin
iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel
kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline
karar verilir.
(2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel
kişileri hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran
daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere
hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Cezanın
Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Cezanın belirlenmesi

Yabancı Uyruklu Hükümlüler

Suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı uyruklu kişi; denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaza ya da koşullu salıverilmeye karar verilmesinden sonra ve her hâlde cezanın infazı tamamlandıktan sonra, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir (TCK m. 59).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 59Kaynağı aç
Madde 59- (Değişik: 31/3/2005 – 5328/1 md.)
(1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı,
denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine
karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu,
sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri
Bakanlığına bildirilir.[17]
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması halinde uygulanabilecek bir CMK kurumudur. HAGB kararı, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder; müsadere kararı HAGB kapsamı dışında kalır (CMK m. 231/5).

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

HAGB kararı verilebilmesi için CMK m. 231/6 uyarınca şu koşulların gerçekleşmesi aranır: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması; mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşması; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi. Zararın derhal giderilememesi halinde CMK m. 231/9, sanığa denetim süresi boyunca aylık taksitler hâlinde ödeme imkânı tanımakta olup bu olanak değerlendirme yapılırken gözetilmelidir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/2929, K. 2013/24932Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2013/2929 E.  ,  2013/24932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekili 04.02.2011 tarihli dilekçe ile temyizden vazgeçtiğinden dolayı sanığın temyizi üzerine yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK'nun 231/6 maddesinin a bendinde yazılı; "Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması," ve anılan maddenin c bendinde yazılı; "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" koşullarının bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği ve dosya kapsamına göre sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükmün, kasıtlı suçtan mahkumiyet olarak nitelendirilemeyeceğinden dolayı yazılı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi yanlış ise de, zararı gidermediği anlaşıldığından, mahkemece 5271 sayılı CMUK 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması sonuç itibariyle bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sanığın zararı ödemesi HAGB için şart olmayıp 4 adet HAGB'li dosyası olduğu için çoğunluğun tenkit kararına bu nedenle katılmıyorum.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2013/2929, K. 2013/24932 sayılı kararında adli sicil kaydındaki bir HAGB kararının kasıtlı suçtan mahkûmiyet sayılamayacağını ve dolayısıyla CMK m. 231/6-a'daki koşula aykırılık oluşturmayacağını ortaya koymuştur. Aynı kararda silinme koşulları oluşmuş mahkûmiyet ilamlarının yeni bir HAGB değerlendirmesine engel teşkil etmeyeceği de belirlenmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2016/21232, K. 2017/2661Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2016/21232 E.  ,  2017/2661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere, tasfiye, aracın müsaderesine yer olmadığına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Katılan malen sorumlu'nun temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
Hükmü yasal süresi içinde temyiz etmeyen katılan malen sorumlunun temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE;
2- Katılan vekilinin temyiz dilekçesini UYAP sisteminden e-imzalı 08.03.2015 te gönderdiği gözetilerek yapılan incelemede;
Mahkeme kararında "Sanığın ihtara rağmen kaçak eşyanın ithalinden doğan vergiler toplamını ödememesi ve kamu zararını gidermemesi ayrıca sabıkasına konu ve HAGB uygulanan kararın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından ve CMK 231/6-8 maddesi gereği yasal olanak bulunmadığından sanık hakkında CMK 231 maddesi gereği HAGB uygulanmasına yer olmadığına;'' şeklinde gerekçe gösterilmiş ise de, sanığın adli sicil kaydında yer alan bir kısım mahkumiyet hükmünün karar tarihi itibarıyla silinme şartlarının oluştuğu, ancak, önceki eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu, bu karar kasıtlı suçtan mahkumiyet anlamında olmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yeniden değerlendirilmesine engel teşkil etmediği gözetilmediği gibi, sanığın talimat mahkemesince alınan savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanmak istediğini ve kamu zararını da ödemek istediğini beyan ettiği nazara alınarak, eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükümlülükler toplamının kamu zararı olduğunun bildirilerek süre verilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde CMK'nun 231/9 maddesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ve silinme koşulları oluşmuş ilamların varlığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı yasanın 8/l.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 10.04.2017 günü oybirliği ile karar verildi.

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçlarında kamu zararı, eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükümlülükler toplamı olarak belirlenmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2016/21232, K. 2017/2661 sayılı kararında HAGB değerlendirmesinde bu tutarın sanığa bildirilerek süre verilmesi ve CMK m. 231/9'un da gözetilerek karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Sanığın kurumdan yararlanmak istediğini ve kamu zararını ödemek istediğini beyan etmesi, mahkemenin değerlendirme yapmasında dikkate alınması gereken bir unsur olarak belirlenmiştir.

HAGB kararının verilmesiyle birlikte sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasten yeni bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez (CMK m. 231/8). Denetim süresinde mahkeme, sanığa bir yılı aşmamak üzere meslek veya sanat edinmeye yönelik eğitim programına devam, gözetim altında çalışma ya da belli yerlere gitme yasağı veya devam yükümlülüğü gibi denetimli serbestlik tedbirlerine de hükmedebilir (CMK m. 231/8). HAGB kararının verildiği hükümde mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m. 231/7).

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve yükümlülüklere uyulduğu takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir (CMK m. 231/10). Kasten suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkeme hükmü açıklar; bununla birlikte mahkeme koşulları değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü de kurabilir; bu hükme itiraz yoluna başvurulabilir (CMK m. 231/11).

HAGB kararları, adli sicile değil kendine özgü bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenilmesi halinde ve kanunda belirtilen amaç doğrultusunda kullanılabilir (CMK m. 231/13). CMK m. 231'deki HAGB hükümleri, Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarındaki suçlara uygulanmaz (CMK m. 231/14). HAGB kararına karşı 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte istinaf yoluna başvurulabilmektedir; bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında ise CMK m. 286 hükümleri uygulanır (CMK m. 231/12).

Güvenlik tedbiri ne zaman sona erer?

Güvenlik tedbirinin sona ermesi tedbirin türüne göre farklılık gösterir. Akıl hastası hakkında uygulanan tedbirde kurumun sağlık kurulunun raporuna dayalı olarak infaz hâkimi serbest bırakma kararı verebilir; tehlikeliliğin arttığı anlaşılırsa tedbir yeniden uygulanır. TCK m. 32/1 kapsamında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastası için kurumda geçirilecek süre ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda altı aydan az olamaz. Alkol veya uyuşturucu bağımlıları için tedavi bağımlılıktan kurtulmaya dek sürer; infaz hâkimi kararıyla sona erdirilebilir.

Tekerrür hükümleri her suçlu için geçerli midir?

Hayır. Suçu işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin suçları bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askeri suçlarla diğer suçlar arasında da tekerrür işletilemez. Belirli süreler geçtikten sonra işlenen suçlar için tekerrür uygulanmaz: beş yıldan fazla hapis cezasında infazdan itibaren beş yıl, beş yıl ve daha az süreli hapis ya da adli para cezasında ise infazdan itibaren üç yıl geçmişse tekerrüre başvurulamaz.

Eşya müsaderesinde iyiniyetli üçüncü kişiler korunur mu?

Evet. Eşya müsaderesi, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla uygulanır. Üçüncü kişi lehine eşya üzerinde tesis edilmiş sınırlı bir ayni hak varsa müsadere kararı bu hak saklı kalmak şartıyla verilebilir (TCK m. 54/1). Kazanç müsaderesinde ise eşyayı sonradan iktisap eden kişinin Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması müsadere için ayrıca aranır (TCK m. 55/3).

HAGB kararı adli sicile işler mi?

HAGB kararları adli sicile değil, kendine özgü bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenilmesi halinde ve kanunda belirtilen amaç doğrultusunda kullanılabilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, adli sicil kaydındaki bir HAGB kararının kasıtlı suçtan mahkûmiyet olarak nitelendirilemeyeceğini ve dolayısıyla CMK m. 231/6-a'da aranan koşula aykırılık oluşturmadığını ortaya koymuştur.

HAGB için zararın giderilmesi şartı ne anlama gelir?

CMK m. 231/6-c uyarınca HAGB kararı verilebilmesi için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmiş olması gerekir. Zararın derhal karşılanamadığı durumlarda CMK m. 231/9, sanığa denetim süresi boyunca aylık taksitler hâlinde ödeme yapma imkânı tanımaktadır; bu seçenek yalnızca zararı derhal yerine getiremeyen sanık için öngörülmüş olup genel bir serbest ödeme hakkı değildir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda kamu zararı, gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülükler toplamı olarak belirlenmekte; sanığa bu tutar bildirilerek süre verilmesi gerekmektedir.

HAGB denetim süresi içinde suç işlenirse ne olur?

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde mahkeme geri bırakılan hükmü açıklar. Mahkeme koşulları değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü de kurabilir. Bu hükme itiraz yoluna başvurulabilir (CMK m. 231/11).

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir mi?

TCK m. 60 uyarınca, bir kamu kurumunun iznine dayalı faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştiraki ve iznin kötüye kullanılmasıyla tüzel kişi yararına kasıtlı suç işlenip mahkûmiyet kurulursa iznin iptaline karar verilir. Müsadere hükümleri de bu tüzel kişiler hakkında uygulanır. Hâkim, tedbirlerin işlenen fiile göre daha ağır sonuçlar doğurabileceği durumlarda bunlara hükmetmeme takdir yetkisine sahiptir. Bu hükümler yalnızca kanunun ayrıca belirttiği hallerde devreye girer.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu