Ceza hukuku ile medeni hukuk arasındaki temel ayrım, ceza hukukunun bir bütün olarak topluma karşı işlenen fiillerle ilgilenmesi, medeni hukukun ise bireyler ve gruplar arasındaki anlaşmazlıkları konu almasıdır. Ceza yargılamasında masumiyet karinesi geçerli olup bir kimse suçu kanıtlanana kadar suçlu kabul edilemez.
İlk Derece Mahkemelerinde Görev Ayrımı ve Doğrudan Takibat
Ceza yargılamasında ilk derece yargılamasını yürüten mahkemeler arasında görev ayrımı bulunmaktadır. Kanunen daha az cezayı gerektiren suçlar Asliye Ceza Mahkemelerinin, daha ciddi yaptırım bağlanan ağır suçlar ise Ağır Ceza Mahkemelerinin yetki alanına girmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 357. maddesi uyarınca, icra dairesince kanuna dayanılarak yapılan tebliğ ve verilen emirleri makbul bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen kişiler hakkında ön soruşturma yapılmasına gerek kalmaksızın doğrudan doğruya Cumhuriyet Savcılığınca takibat yürütülür.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 357Kaynağı aç
357 – İcra dairesince kanuna göre yapılan tebliğ ve emirleri
derhal yapmağa ve neticesini geciktirmeksizin icra dairesine bildirmeğe
alakadarlar mecburdur. Makbul sebep haricinde tebliğ ve emirleri yapmıyanlar
hakkında ait olduğu dairece tahkikatı evveliyeye hacet kalmaksızın Cumhuriyet
Savcılığınca doğrudan doğruya takibat yapılır.
Üçüncü
şahsa bırakılan mallar:
Ceza Muhakemesinde Güvence Gösterme Zorunluluğu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 113. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan adli kararlarda, güvencenin hangi kısımları karşıladığının kararda ayrı ayrı belirtilmesi emredici bir kuraldır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 113Kaynağı aç
güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:
a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya
altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır
bulunması.
b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi
ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri
nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları.
(2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda,
güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.
Önceden ödetme
Kasten İşlenen Suçlarda Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 4. fıkrasına göre, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş bulunanlar ile fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyet halinde uygulanan kanuni hak yoksunlukları işletilmez. Aynı maddenin 3. fıkrası gereğince, mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen, cezası denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlüler bakımından kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluğu uygulanmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi halinde mahkûmiyet türüne göre ikili bir ayrım geçerlidir. Bu suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet durumunda, cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. İlgili hak ve yetkilerin kötüye kullanılması dolayısıyla yalnızca adli para cezasına mahkûm olunması halinde ise hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması kararlaştırılır.
Taksirli Suçlarda Meslekten Yasaklanma ve Belgenin Geri Alınması
Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde özel bir güvenlik tedbiri öngörülmüştür. 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Hükmün kesinleşmesiyle uygulamaya konulan bu yasaklama veya geri alma tedbirinde kanuni sürenin işlemesi, verilen cezanın eksiksiz infaz edilmesiyle başlar.
Hapis cezası ertelenen hükümlünün altsoyu üzerindeki velayet hakkı kısıtlanır mı?
Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen, cezası denetimli serbestlikle infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık kısıtlamaları uygulanmaz.
Hak ve yetkinin kötüye kullanılmasıyla adli para cezası alındığında yasaklama nasıl belirlenir?
Hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlarda sadece adli para cezasına mahkûm edilmesi durumunda, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.
Taksirli suçlarda meslek icrasının yasaklanması veya sürücü belgesinin geri alınması süresi ne kadardır?
Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla taksirli suçtan mahkûmiyet halinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekten yasaklama veya sürücü belgesinin geri alınması kararlaştırılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

