Ceza Muhakemesi Kanununun 230 uncu maddesi, hükmün gerekçesinde bulunması gereken hususları kararın türüne göre ayırır. Mahkûmiyette iddia ve savunmanın görüşleri gösterilir. Deliller tartışılıp değerlendirilir; hükme esas alınanlar ile reddedilenler belirtilir. Dosyada bulunup hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller ayrıca ve açıkça gösterilir. Gerekçede ulaşılan kanaat, suç oluşturduğu sabit görülen fiil ve bu fiilin niteliği yer alır. Nitelendirmede ileri sürülen istemler dikkate alınır. Ceza, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerindeki sıra ve esaslara göre belirlenir. Aynı Kanunun 53 üncü maddesi ve devamındaki hükümlere göre mahkûmiyet yerine veya cezanın yanında uygulanacak güvenlik tedbiri de belirlenir. Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ve ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin dayanaklar yazılır. Bu hususlardaki istemlerin kabul veya ret dayanakları da gerekçede gösterilir. Beraat gerekçesinde 223 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerden hangisine dayanıldığı belirtilir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararında üçüncü ve dördüncü fıkralardaki hâllerden hangisi esas alındıysa o gösterilir. İlk üç fıkrada düzenlenenlerin dışında bir karar veya hüküm verilmişse nedenleri gerekçeye yazılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 230Kaynağı aç
hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve
reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve
hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç
oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri
sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci
maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı
Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın
yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya
tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına
veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü
maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine
dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar
veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.
Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması[75]
[76]
Maddenin başlığı ve kanundaki yeri
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 230 uncu maddesinin başlığı, hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlardır. Madde, Kovuşturma Evresi kitabında, Kamu Davasının Sona Ermesi kısmının Karar ve Hüküm bölümünde yer alır. Tasarının 242 nci maddesi yeniden düzenlenerek 230 uncu madde olarak kabul edilmiştir. Yeniden düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve bu Kanun hükümlerine uygunluk gözetilerek yapılmıştır.
Gerekçeli karar ilkesi
Anayasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli yazılmasını ilke olarak koyar. Maddenin gerekçesi, hüküm hangi türe ilişkin olursa olsun gerekçenin akla, hukuka ve maddi olaya uygun olmasını ister. Gerekçenin yasal, yeterli ve geçerli olması da aranır. Sonuca götüren mantık zincirinin kesintisiz ve boşluk bırakmadan kurulması aynı gerekçede gerekli görülür.
Hüküm sayılan kararlar
Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hüküm, duruşmanın bittiği açıklandıktan sonra kurulur. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve mahkûmiyet kararı hükümdür. Güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi de hüküm sayılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Mahkûmiyet gerekçesinde görüşler ve deliller
Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler gösterilir. Deliller tartışılır ve değerlendirilir. Hükme esas alınan deliller ile reddedilen deliller belirtilir. Dosyada yer alan delillerden hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olanlar ayrıca ve açıkça gösterilir.
Sabit görülen fiil ve cezanın belirlenmesi
Mahkûmiyet gerekçesinde mahkemenin ulaştığı kanaat yazılır. Sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bu fiilin nitelendirilmesi gösterilir. Nitelendirme yapılırken bu konuda ileri sürülen istemler de dikkate alınır. Ceza, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslar izlenerek saptanır. Cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, aynı Kanunun 53 üncü maddesi ve devamı hükümlerine göre belirlenir. 223 üncü maddenin beşinci fıkrasına göre yüklenen suçun işlendiği sabit olmuşsa sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
Temel cezanın belirlenmesi
Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrası, temel cezanın suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınır arasında belirleneceğini düzenler. Hâkim somut olayda fiilin işleniş biçimini, kullanılan araçları, işlenme zamanı ve yeri, konusunun önem ve değerini, doğan zarar veya tehlikenin ağırlığını, kast ya da taksire dayanan kusurun ağırlığını ve failin amaç ile saikini göz önünde bulundurur. Suç olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmişse indirim veya artırım, birinci fıkraya göre belirlenen ceza üzerinden yapılır. Birinci fıkradaki hususlar suçun unsuruna giriyorsa temel ceza belirlenirken bunlar ayrıca dikkate alınmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri
Suçun temel şekline göre daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâl birlikte gerçekleşmişse temel cezada önce artırım, sonra indirim yapılır. Ardından sıra korunarak teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebepler ve takdiri indirim nedenleri uygulanır. Sonuç ceza bu sıra izlenerek belirlenir.
Süre hesabı ve adlî para cezası
Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl olarak kurulur. Bir gün yirmidört saat, bir ay otuz gün sayılır. Yıl hesabı resmî takvime göredir. Hapis cezasında tam günü aşan parça ile adlî para cezasında bir Türk lirasını aşan parça hesaba katılmaz ve infaz edilmez. Süreli hapis cezasını gerektiren suçta bu maddeye göre bulunan sonuç ceza otuz yılı geçemez. Otuz yıl sınırı, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle eklenen kuraldır.
Adlî para cezasında belirleme ve bireyselleştirmeye yönelik artırım ile indirim gün sayısı üzerinden yapılır. Ceza, ulaşılan sonuç gün ile kişinin bir güne karşılık ödeyebileceği tutarın çarpımıyla bulunur. Gün üzerinden yapılan bu hesap, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle eklenmiştir. Adlî para cezasının seçimlik ceza olduğu suçlarda gün biriminin alt sınırı, ilgili suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az olamaz. Üst sınır da hapis cezasının üst sınırını aşamaz. Gün birimine ilişkin bu sınır, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir. Kanunda açıkça yazılmadıkça ceza artırılamaz, eksiltilemez ve değiştirilemez.
Takdiri indirim nedenleri
Fail yararına cezayı hafifleten takdiri nedenler varsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine müebbet hapis cezası verilir. Müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezalarda indirim altıda birine kadardır; oran sabit altıda bir değildir. Takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi ve sosyal ilişkileri, fiilden sonraki dönemde ve yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceğine olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. Failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni sayılmaz. Şeklî tutuma ilişkin cümle, 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis;
müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların
altıda birine kadarı indirilir.[20]
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,
failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki
pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki
olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek
cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye
yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate
alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Mahsup
Erteleme, çevirme ve ek güvenlik tedbiri
Mahkûmiyet gerekçesinde cezanın ertelenmesine ait dayanaklar gösterilir. Hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi, tedbirlerden birine çevrilmesi ve ek güvenlik tedbirlerinin uygulanması da dayanaklarıyla yazılır. Bu konularda ileri sürülen istemin kabulüne veya reddine ilişkin dayanaklar gerekçede yer alır.
Güvenlik tedbiri ve hak yoksunlukları
223 üncü maddenin altıncı fıkrasına göre yüklenen suçun işlendiği sabit ise belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetle birlikte güvenlik tedbirine hükmolunur. 230 uncu maddenin birinci fıkrası, Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesi ve devamına göre bu belirlemenin mahkûmiyet gerekçesinde gösterilmesini düzenler.
Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre kişi, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak belirli haklardan yoksun bırakılır. Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevi üstlenemez. Bu yoksunluk Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğini kapsar. Devlet, il, belediye, köy ve bunların denetim ile gözetimi altındaki kurum ve kuruluşlarda, atamaya veya seçime bağlı memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmek de aynı kapsamdadır. Seçme ve seçilme ehliyeti kullanılamaz. Velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ilişkin bir hizmetten de yoksunluk doğar. Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinde yönetici veya denetçi olunamaz. Kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine bağlı bir meslek ya da sanat, kişinin kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir sıfatıyla icra edilemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Bu haklar, işlenen suç nedeniyle hükmedilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanılamaz. Hapis cezası ertelenen, cezası denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine önceki fıkralar uygulanmaz. Aynı durumdaki hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendindeki yoksunluğun uygulanmamasına karar verilebilir.
Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş kişiler hakkında birinci fıkra uygulanmaz. Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında da birinci fıkra uygulanmaz.
Birinci fıkradaki bir hak veya yetki kötüye kullanılarak işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyette ek yasaklama kararı verilir. Yasaklama, cezanın infazından sonra işlemek üzere ve hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sürer. Yalnızca adlî para cezasına mahkûmiyette yasaklama, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadardır. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan bu yasaklamada süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.
Taksirli suç, belli bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı işlenmişse ya da aykırılık trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özene ilişkinse karar verilebilir. Süre üç aydan az ve üç yıldan fazla olamaz. Kararın konusu, ilgili meslek veya sanatın icrasının yasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınmasıdır. Yasaklama ve geri alma, hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer. Süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.
Beraat hükmünün gerekçesi
Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığı gösterilir. Beraat, yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamışsa verilir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması da beraat nedenidir. Yüklenen suç bakımından failde kast veya taksir yoksa yine beraat kararı verilir. Fiil sanık tarafından işlenmiş bulunsa bile olayda hukuka uygunluk nedeni varsa sonuç beraattir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması da ikinci fıkradaki hâllerdendir.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararının gerekçesi
Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki hâllerden hangisine dayanıldığı gösterilir. Üçüncü fıkra, kusurun bulunmaması dolayısıyla bu kararı düzenler. Sanık hakkında yüklenen suçla bağlantılı yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâli ya da geçici nedenler varsa karar bu fıkraya dayanır. Yüklenen suç hukuka aykırı olmakla birlikte bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle, zorunluluk hâlinde ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmişse kusur bulunmaması nedeniyle aynı karar verilir. Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması ile kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi de üçüncü fıkrada yer alır. Bağlayıcı emir, zorunluluk hâli, cebir veya tehdide ilişkin bent, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle değişik metin olarak düzenlenmiştir.
İşlenen fiil suç olma özelliğini sürdürse bile faile ceza verilmeyen hâllerde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Bu hâller etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, karşılıklı hakaret ve fiilin haksızlık içeriğinin azlığıdır. Derhâl beraat kararı verilebilecek bir durumda ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Diğer kararlarda gösterilecek nedenler
230 uncu maddenin dördüncü fıkrası, ilk üç fıkrada belirtilenlerin dışında bir karar veya hüküm verilmişse nedenlerin gerekçede gösterilmesini öngörür. Aynı fiil ve aynı sanık bakımından daha önce bir hüküm verilmişse ya da bir dava açılmışsa davanın reddine karar verilir.
Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde davanın düşmesine karar verilir. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa da düşme kararı verilir. Soruşturma ya da kovuşturma bir şarta bağlanmış ve şart henüz gerçekleşmemişse gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Durma kararına itiraz edilebilir. Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma kararı verilemez; düşme kararı da verilemez. Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı, kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Mahkûmiyet gerekçesinde neler gösterilir?
Mahkûmiyet gerekçesinde iddia ve savunma görüşleri, delillerin tartışılıp değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller gösterilir. Ulaşılan kanaat, sabit görülen fiil ve niteliği, cezanın belirlenmesi ve güvenlik tedbiri de yazılır. Erteleme, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesi, ek güvenlik tedbiri ve bu istemlerin kabul ya da reddine ait dayanaklar gerekçede yer alır.
Beraat gerekçesinde hangi hâl yazılır?
Beraat gerekçesinde, fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeni ya da suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinden hangisine dayanıldığı gösterilir.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı hangi hâllerde verilir?
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, sanık hakkında yüklenen suçla bağlantılı yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâli ya da geçici nedenler bulunduğunda; yüklenen suç hukuka aykırı olmakla birlikte bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hâlinde ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlendiğinde; meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması ile kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesinde, kusurun bulunmaması dolayısıyla verilir. İşlenen fiil suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, karşılıklı hakaret veya işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı dolayısıyla faile ceza verilmemesi hâllerinde de bu karar verilir. Gerekçede 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki hâllerden hangisine dayanıldığı gösterilir.
Hukuka aykırı delil gerekçede nasıl gösterilir?
Dosyada bulunan ve hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller mahkûmiyet gerekçesinde ayrıca ve açıkça gösterilir. Hükme esas alınan deliller ile reddedilen deliller de belirtilir.
Takdiri indirim nedeni kararda belirtilir mi?
Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir. Failin geçmişi ve sosyal ilişkileri, fiilden sonraki dönemde ve yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceğine olası etkisi göz önünde bulundurulabilir. Duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışlar takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz.
Derhâl beraat mümkünken düşme kararı verilebilir mi?
Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilemez. Bu hâllerde durma kararı ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı da verilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

