Ceza muhakemesinde temyiz, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışındaki kararlarında bulunan hukuka aykırılıkların giderilmesi ve ülke genelinde içtihat birliğinin sağlanması amacıyla düzenlenen olağan bir kanun yoludur. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286 ile m. 307 arasında düzenlenen temyiz denetiminde, ilk derece ve istinaf evrelerindeki gibi maddi vakıa denetimi ya da delil değerlendirmesi yapılmaz. Yargıtay tarafından yapılan bu incelemede, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin sübut kabul ettiği maddi olaylara hukuk normlarını uygularken hata yapıp yapmadığı ve kararın hukuka uygun olup olmadığı denetlenir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararları dışında kalan hükümleri kural olarak temyiz kanun yoluna tabidir.
Temyiz Edilemeyen Kararlar ve Kanuni İstisnalar
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışındaki kararları kural olarak temyize tabi olmakla birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/2 uyarınca kanunda sayılan bazı hükümler temyiz kanun yoluna kapalıdır. İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Bununla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı da temyiz yoluna başvurulamaz.
Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara dair ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen seçenek yaptırımlara ilişkin kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararları kesin nitelik taşır. Kanunun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak üzere ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen mahkûmiyetler hariç tutulduğunda, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlar ile bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları da temyiz edilemez. Ayrıca kanunda yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere yönelik bölge adliye mahkemesi kararları temyiz denetimi dışındadır.
Yalnızca eşya veya kazanç müsaderesine ya da müsaderenin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyize götürülemez. Kanunda üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını ya da adli para cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararları da temyiz kanun yoluna kapalıdır. Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi hükümleri hakkında bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya esastan ret kararları da kesin niteliktedir.
Ceza Sınırına Bakılmaksızın Temyiz Edilebilen Suçlar
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/3 uyarınca, ikinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında kalsa dahi kanunda açıkça sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir. Türk Ceza Kanunu m. 125/3 uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda hapis cezasının alt sınırı bir yıldan az olamamakta ve bu suç temyiz denetimine tabi bulunmaktadır. Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu (TCK m. 213) ile suç işlemek için alenen tahrik suçu (TCK m. 214) hakkında bölge adliye mahkemelerince verilen kararlar da temyiz denetimine tabidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 213Kaynağı aç
amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı
bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın
niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
Suç işlemeye tahrik
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 214Kaynağı aç
aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak, birbirini
öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(3) Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde, tahrik eden kişi, bu
suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
Suçu ve suçluyu övme[88]
İşlenmiş bir suçu veya işlediği suçtan dolayı bir kişiyi alenen övme fiilinin kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike doğurması hali (TCK m. 215), halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya halkın bir kesimini aşağılama suçları (TCK m. 216) ile halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik suçu (TCK m. 217) temyiz edilebilen suçlar arasında yer alır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu (TCK m. 299) ve Türk Bayrağını alenen aşağılama gibi devletin egemenlik alametlerine yönelik suçlar (TCK m. 300) hakkında bölge adliye mahkemesince verilen kararlar da miktar sınırına bakılmaksızın temyiz kanun yoluna götürülebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 215Kaynağı aç
dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve
yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 216Kaynağı aç
bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin
ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık
ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya
bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği
dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli
olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanunlara uymamaya tahrik
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 217Kaynağı aç
tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla
kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 299Kaynağı aç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi
hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan
dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Devletin egemenlik alametlerini aşağılama
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 300Kaynağı aç
ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu hüküm, Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini
taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan
her türlü işaret hakkında uygulanır.
(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı
tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti
Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama[113]
Temyiz Başvuru Hakkı, Şekli ve Kanuni Süre
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 260 uyarınca temyiz yoluna başvurma hakkı sanık, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş olan müştekiler ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara tanınmıştır. Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları yargı çevrelerindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları ise bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurabilir. Sanık müdafii veya katılan vekili, müvekkilinin açık rızasına aykırı bir irade bulunmadığı sürece müvekkilinden habersiz olarak da kanun yoluna başvurma yetkisine sahiptir.
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 291/1 uyarınca temyiz başvurusu, gerekçeli kararın ilgilisine tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçeyle veya zabıt kâtibine yapılacak sözlü beyanla gerçekleştirilir; tutanağa bağlanan bu beyan hâkime onaylatılır. Tutuklu bulunan şüpheli veya sanıklar bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu m. 263 hükmü saklı tutulmuş olup ilgililer tutuklu bulundukları ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne başvuruda bulunarak da kanun yoluna gidebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 291Kaynağı aç
edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe
verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan
tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık
hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [134]
(2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.)
Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi
Gerek yüze karşı gerekse yoklukta verilen hükümlerde başvurulacak kanun yolunun, sürenin, başvuru yapılacak merciin ve başvuru şeklinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmesi zorunludur. Yanılgılı bildirim nedeniyle temyiz hakkının etkin biçimde kullanılmasının engellendiği hallerde, temyiz isteminde bulunanın bu bildirim yanılgısından faydalanması gerekir. Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse, temyiz süresinin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine nedenleri içeren ek bir dilekçe verilmelidir. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.
Hukuka Kesin Aykırılık Halleri
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 289 uyarınca temyiz dilekçesinde veya beyanında ayrıca değinilmemiş olsa dahi kanunda kesin hukuka aykırılık kabul edilen hallerin varlığı halinde hükmün bozulması zorunludur. Mahkemenin kanuna uygun olarak oluşmamış olması, hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması ile geçerli şüphe nedeniyle ret istemi kabul edilmiş hâkimin ya da ret istemi kanuna aykırı reddedilmiş hâkimin hükme katılması kesin hukuka aykırılık oluşturur.
Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması ve duruşmalı hükümlerde aleniyet kuralının ihlali kesin bozma nedenidir. Mahkemece verilen hükmün kanuna uygun gerekçe içermemesi, hüküm için önemli hususlarda savunma hakkının sınırlandırılmış olması ve hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayanması hallerinde de hukuka kesin aykırılık var sayılır.
Temyiz Talebinin Mahkemece İncelenmesi ve Karar Türleri
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 296/1 uyarınca temyiz istemi kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmışsa, temyiz edilemeyecek bir hükme yönelmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa hükmü veren bölge adliye mahkemesi ya da ilk derece mahkemesi tarafından reddedilir. Temyiz eden kişi, bu ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu halde dosya Yargıtaya gönderilir; ancak bu başvuru nedeniyle hükmün infazı ertelenemez. Hükmü veren mahkemece reddedilmeyen temyiz dilekçesi karşı tarafa tebliğ olunur ve karşı taraf tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı cevap verebilir.
Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde esastan ret kararı (onama), düzelterek onama kararı (ıslah) veya bozma kararı verilebilir. Hükme esas alınan olaylara hukuk normlarının uygulanmasında hukuka aykırılık saptandığında davanın esasına hükmedilebileceği gibi Ceza Muhakemesi Kanunu m. 303 kapsamındaki sınırlı hallerde hukuka aykırılıklar düzeltilerek onanabilir. Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate, davanın düşmesine veya sabit bir cezaya hükmedilecek olması bu kapsamdadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 303Kaynağı aç
hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay
davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da
düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın
düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması
gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda
yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde
doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış
ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve
mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul
edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci
hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek
cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış
ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının
belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi
yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve
Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
Yargıtay kararının gönderileceği merci
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 303 düzenlemesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak kanundaki cezanın asgari hadden uygulanması uygun görüldüğünde de düzelterek onama yoluna gidilebilir. Sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası doğru gösterilmesine rağmen kanun madde numarasının yanlış yazılması ya da hükümden sonra yürürlüğe giren kanunun cezayı azaltması ve mahkemece artırma sebebi kabul edilmemiş olması halinde daha az cezaya, fiilin suç olmaktan çıkarılması durumunda ise hiç ceza verilmemesine karar verilebilir. Sanığın saptanan doğum ve suç tarihlerine göre yapılması gereken kanuni indirimin uygulanmaması veya yanlış uygulanması, artırma veya indirim sonucunda ceza miktarında maddi hata yapılması ve Türk Ceza Kanunu m. 61 sıralamasına uyulmaması nedeniyle cezanın eksik veya fazla verilmesi hallerinde de Yargıtay kararı düzelterek kurabilir.
Bozma Sonrası Usul, Direnme ve Sanık Lehine Kurallar
Yargıtay bozma kararı sanık lehine verildiğinde, bozma gerekçelerinin temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı bulunuyorsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına bozmadan yararlanır. Bozma üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin adreslerine davetiye tebliğ edilememesi veya gelinmemesi halinde yokluklarında dava bitirilebilir; ancak sanık hakkında bozmaya konu cezadan daha ağır bir ceza verilecekse her hâlde dinlenmesi zorunludur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 306Kaynağı aç
temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa,
bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından
yararlanırlar.
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya
karşı diyeceklerini sorar.
(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de
davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya
gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya
devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında
verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi
gerekir.
(3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.)[139]
Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi
tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın
sadece temyiz yoluna başvurulabilir.
(4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24/11/2016-6763/36
md.) Direnme kararları, kararına direnilen
daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler
ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel
Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen
kararlara karşı direnilemez.
(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı
veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen
hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Olağanüstü
Kanun Yolları
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cumhuriyet
Başsavcısının İtiraz Yetkisi[140]
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
Bozma kararına uyulması durumunda ilk derece mahkemesince verilecek karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın yalnızca temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Bozma kararına karşı mahkemenin direnme hakkı mevcuttur ve verilen direnme kararı öncelikle kararına direnilen Yargıtay dairesine gönderilir. Daire direnme kararını yerinde görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı mahkemelerce direnilemez.
Temyiz incelemesinde sanık haklarını koruyan temel kurallardan biri cezanın aleyhe ağırlaştırılamamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 307/5 uyarınca hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı ya da kanunda gösterilen kanuni temsilcilerince temyiz edilmişse, bozma sonrasında yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
Ceza davasında temyiz süresi kaç haftadır ve ne zaman başlar?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 291/1 uyarınca temyiz süresi hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır.
Temyiz dilekçesinde sebep gösterilmezse ek süre verilir mi?
Temyiz dilekçesinde temyiz nedenleri belirtilmemişse, temyiz başvuru süresinin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz nedenlerini içeren ek dilekçe verilmelidir. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olmalıdır.
Mahkeme temyiz başvurusunu süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddederse ne yapılır?
Hükmü veren mahkemenin temyiz istemini süreden, kesinlikten veya hak yokluğundan reddetmesi halinde ilgilisi kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bir karar verilmesini isteyebilir. Bu başvuru dosyanın Yargıtaya gitmesini sağlar ancak bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenmez.
Bozma kararı temyiz başvurusunda bulunmayan diğer sanıklara sirayet eder mi?
Hükmün sanık lehine bozulması ve bozma gerekçelerinin temyiz isteminde bulunmamış diğer sanıklara da uygulanma olanağının bulunması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 306 gereğince bu sanıklar da temyiz etmiş gibi bozmadan yararlanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

