Ceza Davasında Tanıklık ve Şahitlik Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Davasında Tanıklık ve Şahitlik Usulü

Ceza muhakemesinde tanık; davanın tarafı olmamakla birlikte olay hakkındaki görgü ve bilgisini beş duyusu aracılığıyla edinerek adli makamlar önünde sözlü olarak anlatan kişidir. Tanıklık yapılması kamusal bir görev niteliği taşır; bu nedenle bir davada tanık sıfatıyla ifade vermek kişinin adli siciline işlenmez ve adli sicil kaydında bu hususa ilişkin herhangi bir kayıt tutulmaz. Yargılamada tanık beyanının bizzat yargı mercileri huzurunda sözlü biçimde sunulması kuraldır; ancak zorunlu hâllerde istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla dinleme gerçekleştirilebilir.

Tanıkların Çağrılması ve Zorla Getirme Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca tanıkların çağrılmasına dair yasal hükümler, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde dinlenmesi hâlinde uygulanır. Tanıklara çağrı işlemi telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi araçlardan yararlanılarak da yapılabilir. Bununla birlikte, bu vasıtalarla yapılan bildirimlerde çağrı kâğıdına bağlanan yasal sonuçlar uygulama alanı bulmaz. Duruşmanın yürütülmesi sırasında derhal dinlenmesi gerekli görülen tanıkların mahkemece belirtilen gün ve saatte hazır bulundurulması adliye veya kolluk görevlilerine yazılı olarak emredilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında
gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme
kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir
ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı
sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve
saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak
gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 44. maddesi gereğince, usulüne uygun olarak çağrılıp da geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı verilir. Bu kişilerin duruşmaya katılmamalarından ötürü doğan yargılama masrafları takdir edilerek kamu alacaklarının tahsili usulüne göre kendilerinden tahsil olunur. Hakkında zorla getirme kararı çıkarılan tanığın iletişim bilgileri dosyada yer alıyorsa karar telefon, telgraf, faks veya elektronik posta aracılığıyla da bildirilir. Fiilî hizmette bulunan asker kişiler hakkındaki zorla getirme kararlarının infazı askerî makamlar vasıtasıyla yerine getirilir. Zorla getirilen tanık, duruşmaya evvelce gelmemesini haklı kılacak yasal nedenleri sonradan bildirip ispatlarsa aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44 – (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini
bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu
giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir.
Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan
bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır. (Ek
cümle:8/7/2021-7331/11 md.) Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks,
elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu
araçlardan yararlanılmak suretiyle de tanığa bildirilir.
(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı
askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.
Tanıklıktan çekinme

Duruşmada Tanığın Dinlenmesi ve Yemin Usulü

Ceza yargılamasında her tanık ayrı ayrı ve sonradan dinlenecek diğer tanıklar duruşma salonunda hazır bulunmaksızın dinlenir. Bu kuralın temel gerekçesi, sonraki tanıkların önceki beyanları duyarak ifadelerini birbirine uydurmasını engellemektir; tanıkların birbirleriyle veya sanıkla yüzleştirilmesi gereken durumlar bu kuralın istisnasını teşkil eder.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış bulunanlar, ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin nitelik ve önemini kavrayamayanlar ile soruşturma ya da kovuşturma konusu suçlara iştirakten, suçluyu kayırmaktan veya suç delillerini yok etme, gizleme ya da değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar yeminsiz dinlenir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50 – (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve
önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar
nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya
değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Bulunan Kişiler

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 45. maddesi doğrultusunda şüpheli veya sanığın nişanlısı, aralarındaki evlilik bağı sona ermiş bulunsa dahi eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dâhil kan ya da ikinci derece dâhil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı kurulanlar tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle çekinmenin önemini kavrayamayacak durumda olanlar kanuni temsilcilerinin rızasıyla dinlenebilir; ancak kanuni temsilcinin bizzat şüpheli veya sanık sıfatını taşıması durumunda çekinme konusunda karar verme yetkisi bulunmaz. Çekinme hakkı bulunan şahıslara dinlenmeye başlanmadan önce bu hakları açıkça bildirilir; bu kimseler beyan verirken de dinlemenin her aşamasında tanıklıktan çekinebilirler.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy
veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil
kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle
tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî
temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci
şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce
tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman
tanıklıktan çekinebilirler.
Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, 45. madde gereğince tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişilere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Çekinme hakkına sahip olup da beyanda bulunmayı tercih eden tanıklar dahi yemin etmekten çekinebilir ve bu çekinme imkânının tanığa açıkça bildirilmesi zorunludur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51 – (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan
çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine
bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine
bildirilmesi gereklidir.
Tanıkların dinlenmesi

Sorulardan Çekinme Hakkı ve Meslek Sırrı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 48. maddesi kapsamında tanık, vereceği yanıtın kendisini veya Kanun'un 45. maddesinin ilk fıkrasında belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olması durumunda ilgili sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa bu tür sorulardan çekinme hakkına sahip olduğu hususu dinlenmesinden önce bildirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde 48 – (1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci
fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan
sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği
önceden bildirilir.
Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 46. maddesine göre avukatlar, stajyerleri veya yardımcıları bu sıfatları yahut üstlendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri bilgiler hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve diğer tıp sanatı mensupları hastaları ve yakınları hakkında öğrendikleri sırlar bakımından; mali müşavirler ile noterler ise hizmet verdikleri kişilere dair edindikleri bilgiler dolayısıyla tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir. Avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları hariç olmak üzere, meslek sırrı kapsamında çekinme hakkı olan diğer kişiler ilgilinin açık rızası bulunuyorsa tanıklıktan çekinemezler. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 43. maddesinin 4. fıkrası gereğince kendi takdiriyle tanıklıktan çekinebilir; tanıklık yapmayı istemesi durumunda beyanı konutunda alınabilir veya yazılı olarak gönderebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle
tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları
dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve
diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla
hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları
dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler,
ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.
Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık

Yalan Tanıklık Suçu ve Doğan Hukuki Sorumluluk

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesi gereğince, hukuka aykırı bir fiil dolayısıyla başlatılan soruşturmada tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişiye dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Yalan tanıklığın mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili makam önünde gerçekleştirilmesi durumunda ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Gerçeğe aykırı beyanın üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturması veya kovuşturmasında verilmesi hâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 272Kaynağı aç
Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir
soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe
aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası
verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen
yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir
yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya
kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla
kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma
ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden
dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı
oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya
tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı
veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan
tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin
hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis
veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar
hapis cezasına; (…)[105]
hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının
infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî
veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan
yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebepler

Aleyhine tanıklık yapılan kişiyle ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir adli koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş bulunması şartıyla, yalan tanıklık yapan kişi hakkında verilecek ceza yarı oranında artırılır. Aleyhine yalancı tanıklık yapılan şahsın gözaltına alınması veya tutuklanması durumunda ise beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması şartıyla yalan tanıklıkta bulunan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak cezalandırılır.

Mahkeme huzurunda kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunarak başkasına zarar verilmesi yalnızca ceza hukuku yaptırımı doğurmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan haksız fiil sorumluluğu ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesindeki kişilik haklarının korunması kuralları doğrultusunda, yalan tanıklık yüzünden maddi veya manevi zarara uğrayan kişiler tanık aleyhine tazminat davası açma hakkına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar
veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar
verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir
fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun
ispatı
Tanıklık yapmak sabıka kaydına veya adli sicile işler mi?

Hayır, tanıklık kamusal bir görev olup mahkemede tanık sıfatıyla dinlenmek adli sicile işlemez ve bu hususta herhangi bir sicil kaydı tutulmaz.

Duruşma çağrısına uymayan tanık hakkında hangi yasal işlem uygulanır?

Usulüne uygun olarak çağrılmasına rağmen mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı verilir ve sebep oldukları masraflar kamu alacaklarının tahsili usulüne göre kendilerinden alınır. Tanığın gelmemesini haklı kılan sebepleri sonradan bildirip ispatlaması hâlinde giderler kaldırılır.

Şüpheli veya sanığın yakınları tanıklıktan çekinebilir mi?

Evet, şüpheli veya sanığın nişanlısı, boşanmış olsa bile eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dâhil kan ya da ikinci derece dâhil kayın hısımları ve evlatlıkları tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir.

Tanık cezai takibata yol açabilecek sorulara cevap vermek zorunda mıdır?

Hayır, tanık kendisine yöneltilen sorunun cevabının bizzat kendisini veya kanunda sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olması hâlinde söz konusu sorulara cevap vermekten çekinebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu